İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin saat ve takı alanında "..." markası adı altında faaliyet gösterdiğini, TPMK nezdinde ... tescil nolu markaların hak sahibi olduğunu, "..." markalı saatlerin Türkiye'de birçok yerde satışa sunulduğunu, müvekkilinin yayg…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2024/52 Esas KARAR NO : 2026/308 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 24/10/2023 NUMARASI : 2022/272 E. - 2023/240 K. DAVANIN KONUSU: Markanın Hükümsüzlüğü, Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Önlenmesi İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin saat ve takı alanında "..." markası adı altında faaliyet gösterdiğini, TPMK nezdinde ... tescil nolu markaların hak sahibi olduğunu, "..." markalı saatlerin Türkiye'de birçok yerde satışa sunulduğunu, müvekkilinin yaygın bir satış ağı ve müşteri kapasitesinin olduğunu, davalı tarafın "..." markası adı altında müvekkilinin markasına iltibas yaratacak şekilde saat satışı yapıldığını, davalının sosyal medya hesaplarında müvekkilinin markasına iltibas yaratacak şekilde satış yaptığını, müvekkilinin "..." markasının modellerini "..." markası adı altında iltibas yaratacak şekilde taklit ettiğini iddia ederek, davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğünü, davalıya ait internet sitesinin kapatılmasını, davalıya ait sosyal medya ve e-ticaret hesaplarının kullanılmasının engellenmesini, internet ve fiziki ortamlardaki "..." ve "..." ibarelerinin kaldırılması ile hükmün ilanını talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı ve dahili davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tüm iddialarının kötü niyetli olduğunu, davacının markasının tanınmış marka statüsüne sokma gayreti içerisine girdiğini, davacı markası ile müvekkili markası arasında iltibasın söz konusu olmadığını, davacı tarafın kendi tasarımı olmayan saatler üzerine kendi markasına yazarak piyasaya sürdüğünü, taklit ürünlerin satışını yaptığını, markalar arasında görsel işitsel ve anlamsal açıdan iltibas mevcut olmadığını, davacının tanınmışlık iddiasının ispatlanması gerektiğini, bu nedenlerle taraf markaları arasında benzerlik ve iltibas bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2022/272 esas, 2023/240 karar sayılı, 24/10/2023 tarihli kararı ile; "Dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları, aldırılan bilirkişi rapor ve ek raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacının önceki tarihli ... markasının kelime markası olduğu, ...... veya ...... olarak okunduğu, ... ibaresin yabancı kelime olup karşılığının “deniz kuvvetleri” anlamına geldiği, markanın bütünsel bakış açısı ile esas unsurunun ... ibaresi olduğu, hükümsüzlüğü istenen ... ibareli markalarının da kelime markası olduğu, navimarin veya ... olarak okunduğu, ... ibaresin yabancı kelime olup karşılığının “deniz kuvvetleri” anlamına geldiği, markanın bütünsel bakış açısı ile esas unsurunun şekil+... ibaresi olduğu, davalı markasının bütünsel bakış açısı ile davacı markaları ile karşılaştırılması halinde görsel, fonetik ve kavramsal olarak benzer olmadığı, tarafların markalarının tescil kapsamı dahilindeki emtiların orta düzeyde tüketiciye hitap eden emtialar olup, davalının sözkonusu emtialar üzerindeki kullanımlarının orta düzeyde tüketici kitlesi nezdinde iltibasa neden olmayacağı, ayrıca davacı markasının tanınmış marka statüsünde olduğunun ispatlanamadığı anlaşılmakla SMK 6/1 maddesi kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, keza taraf markaları benzer olmadığından ve hitap ettikleri tüketici kitlesi nezdinde iltibas meydana getirme ihtimali olmadığından SMK 6/9 maddesi anlamında kötü niyetli tescilin de söz konusu olmadığı sonuç ve kanaatine varılarak hükümsüzlüğe dair talep yönünden dava reddedilmiştir. Davacının marka haklarına tecavüze ilişkin talebi yönünden yapılan değerlendirmede; taraf markaları arasında iltibas söz konusu olmadığı gibi, davalının fiili kullanımı kendi tescili kapsamında olduğundan, davacının tecavüze ilişkin talebi yönünden de dava reddedilmiştir. Her ne kadar bilirkişi raporunda davalının davacının kendi markası ile satışa arz ettiği saatlerin aynı tasarım ve modellerini kendi markası altında piyasaya sürmek suretiyle TTK 55/1-a-4 maddesi kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği yönünde görüş belirtmiş ise de, bu saat model ve tasarımlarının sadece davacı tarafından geliştirilip piyasaya sürüldüğü ispatlanamadığı gibi, davacının tescilli veya tescilsiz tasarıma ilişkin herhangi bir tecavüz iddiasının bulunmadığı görülmüştür. Tüm bu nedenlerle davacının davasının REDDİNE " karar vermiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının gerekçesinde yer alan içtihat ile dava arasında benzerlik olmadığını, mahkemenin davayı tamamen yanlış anlayıp yorumlayarak ret kararı verdiğini, davalıların müvekkili şirketin müşterisi iken müvekkilinin oluşturduğu markanın pazar payından yararlanmak için markanın benzerini tescil ettirdiklerini, bu tescille yetinmeden müvekkilinin ithal edip piyasaya verdiği A kalite saatlerin birebir benzerlerini kalitesiz işçilik ve malzemelerle piyasaya ucuza satarak müvekkili markasının zarar görmesine neden olduklarını, davalı markası kötü niyet ürünü olduğunu, kötüniyetli tescil hakkın kötüye kullanılması olduğunu, başkasının markası veya işaretiyle iltibas yaratmak veya o markanın Türkiye’de tesciline engel olmak ve bu suretle menfaat etmek amacına yönelik olduğunu, kötüniyetle yapılan marka başvuruları, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu md. 6/9'da nispi ret sebeplerinden biri olarak düzenlendiğini, davalıların sadece markalarını müvekkili markasına benzetmeleri ya da sadece müvekkilince satılan saatlerin benzerlerini tek başına yapmış olmaları halinde iltibas ve haksız rekabet iddiaları ayrı ayrı tartışmalı hale gelebileceğini, bu iki olgu bir arada iken ne iltibas ne de haksız rekabet yönünden davanın reddine karar verilmesi hukuka aykırı olduğunu, müvekkiline ait ... markasının ülke sathındaki yaygınlığına dair tüm belgeler yazılı ve görsel olarak dosyaya sunulduğunu, mahkeme kararı müvekkilinin Anayasa ile korunan mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, mahkemece alınan bilirkişi raporuna karşı yeni heyetle bir rapor alınması taleplerinin reddinin usulsüz olduğunu, dava dilekçesinde TTK'nın 54 ncü maddedeki haksız rekabet hükümlerinin uygulanması talep edilmişken talep yoktur şeklinde gerekçe kurulması yasaya ve gerçeklere aykırı olduğunu belirterek usul ve yasaya aykırı, eksik inceleme ile oluşturulan mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulünü talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davalı ve dahili davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının istinaf nedenlerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dosyada alınan bilirkişi raporunda kök rapordaki inceleme ve değerlendirmelerinde kök raporunu tekrarlamış ve davacının itirazlarının incelendiğini ve itirazların yerinde olmadığının ortaya çıktığını, davacının 2003/31250 no ile tescilli (09/14/18) ... ile ... no ile tescilli (09/14/35) Şekil+ ... markalarının tanınmış marka olmadığını, markalarının SMK 6/1 ve 6/9 maddeleri uyarınca hükümsüzlük koşullarının mevcut olmadığını, müvekkilinin kullanımlarının marka hakkına tecavüz koşullarını içermediğini, müvekkilinin söz konusu marka başvuruları kötüniyetli olarak yapmadığını, saat model ve tasarımlarının sadece davacı tarafından geliştirilip piyasaya sürüldüğü ispatlanamadığını belirterek istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; davalı ve dahili davalı adına tescilli ... tescil nolu markaların SMK'nın 6/1 ve 6/9. maddelerine dayalı olarak hükümsüzlüğü ile marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesi istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Davacı vekilinin, davalının, müvekkilinin... saat modellerinin davalı tarafından birebir taklit edilerek piyasaya sürüldüğünü ileri sürdüğü, haksız rekabet hükümlerine dayalı olarak da istemde bulunduğu, mahkemece alınan bilirkişi raporunda bir kısım tescilsiz saat tasarımları yönünden haksız rekabet oluştuğu yönünde görüş bildirildiği ancak bilirkişi heyetinde tasarım uzmanı bilirkişinin yer almadığı tespit edilmiştir. Bilinmesi gerektiği üzere; tescilsiz tasarımların haksız rekabet hükümleri çerçevesinde korunabilmesi ancak, mutlak manada yenilik ve ayırt edicilik niteliğinin bulunması, onu üreten işletmeyle bütünlük arz ederek aynen bir marka gibi işletmesel kökene işaret edecek derecede yüksek bir ayırt edicilik düzeyine ulaşması ve onunla özdeşleşmesi, öte yandan taklidini üretenlerce, işletmesel kökenleri itibariyle tasarıma konu malların işletmesel kökenlerinin karıştırılmasına yol açacak tedbirlerin alınmaması, diğer bir anlatımla hedef tüketici kitlesinin bakış açısına göre, orijinal ve taklit malların aynı veya aralarında idari, ekonomik ya da işletmesel bağ bulunan işletmelerce üretilmiş olabileceği hususunda karıştırılma ihtimaline yol açılması halinde söz konusu olabileceği, bunun dışında, orijinal tescilli tasarımlar için bile her beş yılda bir yenilenmek koşuluyla yirmi beş yıllık koruma sağlandığı ve sürenin sonunda tasarım hakkının topluma intikal edeceği kabul edildiği halde, haksız rekabet hükümlerinden ve emeğin korunması ilkesinden hareketle sırf orijinal olmasından dolayı tescilsiz tasarımlara daha fazla hak bahşedildiğinin iddia edilemeyeceği nazara alınmalıdır. (Füsun Nomer Ertan, Tasarımların Haksız Rekabet Hükümleri Çerçevesinde Korunması Artık Söz Konusu Değildir, Türkan Rado’ya Armağan, Oniki Levha, İst-2020, s. 313-317) Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 07/07/2025 tarihli, 2024/6417 esas, 2025/4942 karar sayılı kararında tescilsiz tasarımların haksız rekabet hükümlerine göre korunabilmesi için sağlanması gerektiği açıklanan şartların mevcut olduğunun ispatlanması gerekmektedir. Bu yönleri ile inceleme yapılması için bilirkişi heyetine tasarım uzmanı bilirkişi eklenmek sureti ile izah edilen prensipler ve Yargıtay içtihatları ışığında davaya konu tescilsiz saat tasarımları yönünden haksız rekabet kapsamında rapor alınması ve mahkemece değerlendirme yapılarak neticesine göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemizin kararında açıklandığı şekilde inceleme yapılması için mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 24/10/2023 tarih, 2022/272 E. 2023/240 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 19/02/2026