İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı, müvekkili ...'ın keşidecisi ve diğer müvekkili ...'ün kefili olduğunu iddia ettiği 28/10/2015 düzenleme ve 30/04/2016 vade tarihli, 6.959,00-USD bedelli senede istinaden öncelikle var olmayan bir adrese 04/05/2016 tarihinde sö…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/442 KARAR NO : 2025/1172 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/10/2022 NUMARASI : 2019/411 E. - 2022/950 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı, müvekkili ...'ın keşidecisi ve diğer müvekkili ...'ün kefili olduğunu iddia ettiği 28/10/2015 düzenleme ve 30/04/2016 vade tarihli, 6.959,00-USD bedelli senede istinaden öncelikle var olmayan bir adrese 04/05/2016 tarihinde sözde ödememe protestosu gönderdiğini, akabinde ise müvekkilleri aleyhine 27/06/2016 tarihinde Bakırköy 12. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi ikame edildiğini, tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre kesinleştirilen icra dosyası takip edilmemesi üzerine düştüğünü, her nedense 25/07/2018 tarihinde alacaklı tarafından yenilenerek ... E. numarasını aldığını ve dosya üzerinden müvekkilleri aleyhine yeniden icra işlemlerine başlandığını, müvekkillerinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmaması, senedin vade tarihinin değiştirilmek suretiyle üzerinde tahrifat yapılması, tahrifat üzerindeki parafın müvekkil ...'a ait olmaması, senedin tahrifatsız halinde vade tarihinin düzenlenme tarihinden önce olması sebebi ile senedin kambiyo vasfının bulunmaması ve senet üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmaması nedeniyle Bakırköy 12. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına ilişkin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin tekstil sektöründe kumaş ithalatı ve ihracatı yaptığını, davacıların ise bononun keşide edildiği dönemde bayan elbise imalatı ile uğraştıklarını bu sebeple bir miktar kumasın davacılarca satın alınmasına karşılık olarak huzurdaki davaya esas olan, davacılarca imzalanan 28.10.2015 tarihli bir bononun düzenlendiğini, vade tarihinin geçmesine rağmen borcun ödenmemesi sebebiyle, ...i Bankası Güngören Şubesince Bakırköy 16. Noterliği 04.05.2016 tarih ve 6512 yevmiye numaralı bir "ödememe protestosu" gönderildiğini, ancak yapılan ihtara rağmen borcun ödenmemesi sebebiyle icra takibi yoluna gidildiğini, Bakırköy 12. İcra Müdürlüğü nezdinde ... esas sayılı dosyası (yenilenerek ... esas numarasını almıştır) takip yoluna gidildiğini, davacı tarafın senet üzerindeki imzaların sahte olduğu yönündeki beyanlarının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bu imzaların davacılara ait olduğunu bu hususta herhangi kuşkuları olmadığını, mukayeseli belgeler ile bilirkişi incelemesi sonucu ortaya çıkacağını bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı ile; Anılan durum karşısında Bakırköy 12. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe konu keşidecisi ... , kefil ..., lehdar ... olan, 31/04/2016 ödeme ve 28/10/2015 düzenleme tarihli, 6.959,00-USD bedelli senetteki imzaların davacılar ... , kefil ...'ün eli ürünü olmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, davalı-alacaklı aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için davalı alacaklı tarafından yapılan icra takibinin haksız olmasının yanı sıra takibin kötü niyetle yapılmasının da şart olduğu, eldeki davada davalı-alacaklının kötüniyetli olduğunun ispat edilemediği anlaşıldığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, "Davanın KABULÜ ile; davacıların menfi tespit talebinin kabulü ile, Bakırköy 12. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına konu bonodan kaynaklı olarak davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, takibin iptaline, davacıların kötü niyet tazminat talebinin takibin davalı tarafından kötü niyetli olarak başlatıldığı tespit edilememiş olması nedeniyle reddine, Bakırköy 12. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasında davalıya ödendiği belirtilen 16.617,32 TL nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdatı ile davacı ... ...'a verilmesine" karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme gerekçeli kararında davaya konu senetler üzerindeki imza ve yazı örneklerini bilirkişi raporlarına dayandırarak değerlendirme yapıldığını belirtmişse de, hükmün eksik ve hukuka aykırı şekilde kurulduğu, 15/06/2021 tarihli ilk raporun teknik imkanlardan yararlanılmadan yalnızca çıplak gözle basit karşılaştırma ile hazırlandığından hukuken kabul edilemeyeceği, ayrıca Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/60834 soruşturma dosyasında alınan 26/07/2021 tarihli raporun uzun süre beklenmiş olmasına rağmen gerekçeli kararda dikkate alınmadığı, oysa bu rapor ile mahkemece alınan son raporda benzer sonuca varıldığı, mahkemece yüzeysel ilk raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğu ileri sürülmektedir. Yine mahkemece alınan 07/07/2022 tarihli ikinci raporda, senet üzerindeki yazıların davacı ...’ın eli ürünü olduğu, ancak “6” rakamındaki üstten gitmeler sebebiyle inceleme yapılamadığı ve imzaların aidiyeti konusunda kesin sonuca ulaşılamadığı belirtilmiş olmasına rağmen, gerekçeli kararda bu husus göz ardı edilmiştir. Raporda yazıların davacıya ait olduğu açıkça tespit edilmişken, mahkemenin bu bulguyu yok sayarak yalnızca imza aidiyeti üzerinden değerlendirme yapıp klasik anlamda imzası ispatlanamayan senet gibi değerlendirmede bulunmasının hatalı olduğu, ticari hayatın olağan akışı ve tacirin basiretli davranma yükümlülüğü dikkate alındığında senedin üstünü yazan kişinin altını imzalamamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacıların borcu inkârı kolaylaştırmak amacıyla imza kısmını özellikle gelişigüzel karaladıkları, bu hususun Bakırköy CBS raporunda da aldatmaya yönelik bir tespit olarak yer aldığı, davacının ispat yükünü yerine getirmediği, imzanın kime ait olduğunun belirlenememesinin davacı lehine karine oluşturamayacağı, tüm bu sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, imza incelemesi yapan grafolog bilirkişi tarafından düzenlenen 15.06.2021 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında müvekkilleri ... ve ... adına atılmış imzaların müvekkillerinin eli ürünü olmadığı tespitine yer verilmiş olmakla haklılıklarının ortaya çıktığını, ATK tarafından düzenlenen rapor içeriğinde dava konusu senedin tediye tarihi bölümünde mevcut 6 rakamının tahrifatlı olduğu ve müvekkillerinin eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği, yine senet üzerindeki ve tediye tarihi bölümündeki imzaların müvekkillerin eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğinin belirtildiğini, senetteki imzanın borçlu olduğunu iddia ettiği müvekkillerine ait olduğunu ispat külfetinin davalı üzerinde olduğunu, davalı tarafından işbu hususun kesin olarak da ispat edilememesi halinde imza itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiğini, 15.06.2021 tarihli Bilirkişi raporu içerisinde senet üzerindeki imzaların müvekkillere ait olmadığının tespit edilmiş olduğunu, 04.07.2022 tarihli Adli Tıp Raporunda ise senet üzerindeki tüm imzaların müvekkiller ... ve ...'ın eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği hususundaki tespite yer verildiğini, davalı tarafından bahse konu imzaların müvekkillere ait olduğunu ispatlar tek bir delile dayanılmadığını, tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun reddi ile ilk derece mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkillerinin davalıya herhangi bir borcunun olmadığını; senet üzerinde tahrifat yapıldığını, vade tarihinin sonradan değiştirildiğini, bu değişiklik üzerindeki parafın müvekkil ...’a ait olmadığını, senedin tahrifatsız halinde vade tarihinin düzenleme tarihinden önce olması nedeniyle kambiyo vasfını taşımadığını ve ayrıca senet üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek, Bakırköy 12. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına ilişkin olarak müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, taraflar arasında kumaş alımına dayanan ticari bir ilişki bulunduğunu, davacılarca 28.10.2015 tarihli bononun bu nedenle düzenlendiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 15/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda; İnceleme konusu, Borçlusu ..., kefili ..., alacaklısı ... olan 28.10.2015 düzenleme, 31.05.2016 (0kunur) ödeme tarihli, “6.950- Altıbindokuzyüzelli ABD Doları” tutarlı senette, ... adına atılmış borçlu ve tediye tarihi bölümündeki imzaları ile ...”'a ait mevcut mukayese imzalar arasında ; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından da farklılıklar saptandığından söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'IN ELİ ÜRÜNÜ OLMADIĞI, inceleme konusu, Borçlusu ..., kefili ..., alacaklısı ... olan 28.10.2015 düzenleme, 31.05.2016(0kunur) ödeme tarihli, “6.950- Altıbindokuzyüzelli ABD Doları” tutarlı senette, ... adına atılmış ve yukarıda özellikleri belirtilen kefil imzaları ile .../”e ait mevcut mukayese imzalar arasında ; yukarıda sayılan tanı unsurları bakımından da uygunluk ve benzerlikler saptanmadığından söz konusu kefil imzalarının mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ÜN ELİ ÜRÜNÜ OLMADIĞI kanaati bildirilmiştir.Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın 04/07/2022 tarihli raporunda; İnceleme konusu senette tediye tarihi bölümünde mevcut "6" rakamının üstten gitmeler nedeniyle tanı unsurlarını yitirmesinden dolayı aidiyetinin dolayısıyla ... ve ...'ün eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği, inceleme konusu senetteki diğer yazılar ile ...'ın mukayese yazıları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu yazıların ...'ın eli ürünü olduğu, inceleme konusu senette, ödeyecek bölümünde mevcut olan dört adet imza ile üst tarafta tediye tarihi bölümünde mevcut imzaların, basit tersimli, karakteristik yazı ve tanı unsuru içermeyen imzalar olmaları nedeniyle söz konusu imzaların aidiyetinin, bu meyanda sorulduğu üzere ... ve ...'ın eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği kanaati bildirilmiştir.Bakırköy CBS 2019/60834 sor.sayılı dosyada alınan grafalog bilirkişi raporunda da yukarıda ATK raporundaki tespitlerle aynı yönde tespit ve kanaat belirtildiği görülmektedir. Bakırköy 12. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında, davalı tarafından davacı ...'ın keşideci ve diğer davacı ...'ün ise kefili olduğu, 28.10.2015 düzenleme tarihli , 31.04.2016 vade tarihli, 6.959,00 USD bedelli bonoya dayalı takip yapıldığı, takip talebinde bononun vade tarihinin 30.04.2016 olarak gösterildiği, senetteki vade tarihinin yıl hanesindeki "6" rakamının paraf edildiği, görülmektedir. Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır. “imzanın sahte olması” iddiası senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir.Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir.Bonoda vadenin gösterilmesi zorunlu olmayıp TTK'nın 777. maddesinin 2. fıkrasına göre “vadesi gösterilmemiş olan bono, görüldüğünde ödenmesi şart olan bir bono sayılır.” Ancak senet vade içeriyorsa TTK.nun 703. ve 704. maddelerine aykırı olarak düzenlenmesi halinde ise senet bono vasfını yitirir. Aynı bonoda birbirinden farklı iki vadenin bulunması geçersizlik sebebidir.HMK'nun 207. maddesi hükmü gereğince, senetteki düzeltmelerin düzenleyen tarafından paraf edilmesi gereklidir. Yani, senette mevcut olan çıkıntı veya senet metni altındaki kazıntı veya silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise inkâr halinde yok hükmündedir. Bu nedenle senet üzerinde yapılan değişikliklerin geçerli olabilmesi için, düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmek suretiyle onaylanması gerekir. Düzeltmenin onaylı olmaması veya imzanın düzenleyene ait olmadığının anlaşılması halinde, düzeltme yok hükmünde olacağından, senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirme yapılır.Somut olayda , takip dayanağı senedin vade tarihinin yıl hanesinde sondaki 5 rakamının 6 olarak düzeltildiği ve paraf edildiği, paraf edilmiş haline göre senedin vade tarihinin 31 Nisan 2016 olduğu bu tarihin senette yazı ile de aynı şekilde yazıldığı , ancak 15/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda, senet metnindeki borçluya ait imza ve paraf imzası ile kefile ait imzaların borçluların eli ürünü olmadığının tespit edildiği, imza incelemesine esas raporun, uzman bilirkişi tarafından borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgelerin mukayeseye esas alınması suretiyle ve yeterli teknik optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle usulüne uygun yapıldığı, yukarıda özetlenen ATK raporu ile savcılık soruşturma dosyasında alınan raporda ise imzaların aidiyeti konusunda kesin kanaate varılamadığı, özellikle ATK raporunda belirtildiği üzere mevcut imzaların, basit tersimli, karakteristik yazı ve tanı unsuru içermeyen imzalar olmaları nedeniyle yeniden rapor alınmasının sonuca bir katkısının bulunmadığı dikkate alındığında artık mevcut rapora göre karar verilebileceği , dava ve takip konusu senetteki paraf ve imzaların borçluların eli ürünü olduğu hususunun davalı alacaklı tarafından ispat edilemediği, sahtecilik iddiası herkese karşı ileri sürülebilen mutlak defilerden olup senet hamilinin temel ilişkide alacaklı olup olmamasının hukuki sonucu değiştirmeyeceği, yine borçlu imzası senedin zorunlu unsuru olup senet metnindeki yazıların aidiyetinin tespitinin tek başına senedi geçerli kılmayacağı , sonuç olarak davacıların senet bedelinden sorumlu tutulamayacağı anlaşılmakla menfi tespit talebinin ve takip nedeniyle ödenen bedelin istirdadının kabulüne karar verilmesi yerindedir. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/10/2022 tarih ve 2019/411 E., 2022/950 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.426,56 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 356,64 TL harcın mahsubuyla bakiye 1.069,92 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 25/09/2025