İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirkete ait olan "..." markasının 10/10/2008 tarihinde 2008/57962 numarası ile tescil edildiğini ve markanın kullanım hakkı ve yetkisinin münhasıran müvekkili şirkete ait olduğunu, marka kullanımına ilişkin olarak davalı şir…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1345 KARAR NO : 2025/1700 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 03/05/2023 NUMARASI : 2022/115 E. - 2023/129 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirkete ait olan "..." markasının 10/10/2008 tarihinde 2008/57962 numarası ile tescil edildiğini ve markanın kullanım hakkı ve yetkisinin münhasıran müvekkili şirkete ait olduğunu, marka kullanımına ilişkin olarak davalı şirket ile 20/06/2013 tarihinde şart ve koşulları sözleşme ile belirlenen ve inhisari olmayan bir marka lisans sözleşmesi akdedildiğini, aynı zamanda şirket hissedarlarından olan ve ... inisiyatifi neticesinde 20/06/2013 tarihinde yapılan Lisans Sözleşmesi kapsamında bila bedel kullandırılan markanın hukuki ve fiili hiçbir bağı kalmayan kullanımına devam etmesi karşısında Beylikdüzü 6 Noterliği 6 Mayıs 2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname keşide ve tebliğ edildiğini, müvekkili ile yapılan sözleşme ve bu sözleşme kapsamında kullandırılan ve sözleşme sona ermesine rağmen kullanımı sonlandırmayan davalı şirkete karşı işbu davanın açılması zorunluluğu doğduğunu, açıklanan nedenlerle, marka kullanımının durdurulmasını, "..." ibaresinin davalı ticari unvandan terkinini, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi, davacının davasını temellendirmiş olduğu 20/06/2013 tarihli marka lisans sözleşmesinin davacı tarafından ne dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulduğunu ne de delil olarak gösterildiğini, bu sebeple sözleşmeye ilişkin olarak haklarını saklı tutarak cevaplarını sunduklarını, 20/06/2013 tarihli marka lisans sözleşmesinin varlığı kabul edildiğinde; inhisari olmayan diğer bir deyişle lisans verenin markayı kendisinin kullanabildiği veya 3.Kişilere de başka lisanslar verebildiği bir sözleşme olduğunu, bu meyanda serbest lisans şeklinde müvekkiline kullandırıldığı iddia edilen markanın kullanımına ilişkin sözleşmenin her iki şirkette de hissedar olan ... öncülüğünde yapılmış olduğunun beyan edildiğini, ..., 15/06/2020 tarihine kadar müvekkili şirket olan ... şirketinde ortak vasfına sahip olmasının yanı sıra müdürlük görevini de ifa ettiğini, halihazırda ise ... şirketinde müdür olarak yer aldığını, bu durumun tek taraflı aleyhe işlem olarak ortaya çıktığını, eğer iddia edildiği gibi bir sözleşme mevcut ise, anılan sözleşme usulüne ve hukuka uygun olarak feshedilmemiş olup hala mer'i olduğunu, ihtar içeriğini kabul etmediklerini, müvekkili tarafından sözleşmenin sonlandırılacağına ilişkin sözlü bir beyanda da bulunulmadığını, yazılı sözleşme ile markanın kullanımına olanak sağlamış olan davacının anılan sözleşmeyi usulüne uygun bir şekilde feshetmediğinin açıkça ortada olduğunu, müvekkili şirketin kuruluş tarihinin ticaret sicil kayıtlarından da görüleceği üzere 10/06/2013 olduğunu, davacı tarafın sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; Davacının davasının KABULÜ İLE,-Davalının davacıya ait 2008/57962 tescil numaralı markasından doğan haklarına tecavüzü nedeniyle "..." ibaresine havi davalı yana ait basılı tüm tanıtım evraklarına, levha, reklam, afiş ve faturalara el konularak hüküm kesinleştiğinde imhasına,Davalının ticari unvanın "..." ibaresinin terkinine, karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirket müvekkili şirketin ... markasını kullanmasına onay vererek uzun yıllar sessiz kalıp kullanımına dair bir güven oluşturduğunu, müvekkili şirket ise davacı tarafın bilgi ve rızasıyla para ve emek sarfederek ... ünvanı altında yatırımlar yaparak markanın bugünlere gelmesini sağlayıp bilinirliğini artırdığını, davacı şirketin 07/05/2022 tarihli kullanımı sonlandıran ihtarnamesinden bahisle açılış davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, her iki şirketin hakim ortağı olan ... müvekkili şirketteki hissesini 06/07/2022 tarihinde yani huzurdaki dava açıldıktan sonra devir ve temlik ettiği gibi müvekkili şirketin daha sonraki 17/08/2022 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısına da temsilci göndererek katıldığını, dava tarihinden sonra dahi müvekkili şirketin ünvanını kullandığı yazılı tutanaklara imza atıldığını, ünvanın kullanılmasına onay verilip olumlu davranış sergilendiğini, müvekkili şirketin ... ticari unvanını seçip kullanması davacı şirketin bilgi ve rızası dahilinde gerçekleştiğini, ticari ünvan 10 yıl nizasız suretle kullanıldığını, bu durum müvekkilin iyiniyetli olduğunu ortaya koyduğunu, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğrama ilkesi gereği davanın reddi gerektiğini, dosyadaki mübrez bilgi, belge ve deliller gözetilmeden eksik ve hatalı tahkikat neticesinde delillerin takdirinde hataya düşülerek hüküm kurulduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak haksız ve kötü niyetli davanın reddini talep etmiştir. GEREKÇE: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti meni ile ticaret unvanı terkini istemine ilişkindir.Davacı vekili, müvekkiline ait “...” markasının 10.10.2008 tarihinde tescil edildiğini, markanın kullanım hakkının münhasıran müvekkiline ait olduğunu, davalı şirketle 20.06.2013 tarihinde inhisari olmayan marka lisans sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında markanın bedelsiz olarak kullanımına izin verildiğini ancak davalı şirketin sözleşme sona ermesine rağmen markayı kullanmaya devam ettiğini , davalıya Beylikdüzü 6. Noterliği’nin 06.05.2022 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle markayı kullanmaması ihtar edildiği halde kullanımın sürdüğünü ileri sürerek marka hakkına tecavüzün tespitini önlenmesini, “...” ibaresinin davalı unvanından terkinini talep etmiştir.Davalı vekili ise, davacının dayandığı 20.06.2013 tarihli marka lisans sözleşmesini dosyaya sunmadığını, sözleşmenin varlığı kabul edilse bile bunun inhisari olmayan bir lisans olduğunu ve davacının markayı hem kendisinin hem de üçüncü kişilerin kullanmasına izin verebildiğini sözleşmenin her iki şirkette de hissedar olan ... tarafından yapıldığını, bu kişinin 15.06.2020 tarihine kadar davalı şirketin ortağı ve müdürü olduğunu, halen davacı şirketin ortağı olan ... Ltd. Şti.’de görev yaptığını belirterek işlemin tek taraflı ve menfaat çatışması doğuracak şekilde yapıldığını sözleşmenin usulüne uygun şekilde feshedilmediğini, hâlen yürürlükte olduğunu, ihtarnamenin geçersiz olduğunu ve markanın kullanım hakkının devam ettiğini davacının uzun süre sessiz kalarak hakkını kaybettiğini iddia ederek davanın reddini istemiştir. 17/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda : "taraflar arasında 20.06.2013 tarihinde imzalanan sözleşmenin inhisari olmayan (basit) lisans sözleşmesi niteliğinde olduğunu, davalının markayı gerek sözleşmenin feshi öncesinde gerekse sonrasında kullandığına ilişkin hiçbir görsel veya somut delil bulunmadığı, dolayısıyla davalının sözleşme sona erdikten sonra davacı markasını kullanıp kullanmadığına dair kesin bir kanaate varılamadığı, davalının savunmalarında sözleşmenin hâlâ yürürlükte olduğu yönündeki beyanları dikkate alındığında , davalının fesih ihtarından sonra Beylikdüzü ... ibaresini kullanmaya devam ettiği sonucuna varılır ise, bu durumda marka hakkına tecavüzün gerçekleştiğinin kabul edilebileceğini, davalının ticaret unvanındaki "..." ibaresi ile davacı markası arasında benzerlik bulunsa da, aynı veya benzer mal ve hizmetlerde kullanımının mevcut olmadığı, bu nedenle TTK m.52/1 uyarınca unvan terkini şartlarının oluşmadığı, davanın 12.05.2022 tarihinde açıldığı, davalının ticaret unvanının 2013’te tescil edildiği, bu durumda yaklaşık 9 yıllık bir sürenin geçtiği ve bu süre içerisinde davacının sessiz kalması sebebiyle beş yıllık sessiz kalma yoluyla hak kaybı süresinin dolmuş olduğu, ancak nihai hukuki değerlendirme ve takdirinin mahkemeye ait olduğu" belirtilmiştir. Taraflar arasında, davacıya ait 44. Sınıfta "Güzellik bakımı hizmetleri. Veterinerlik ve hayvancılıkla ilgili hizmetler. Tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ile ilgili hizmetler. " için tescilli 2008/57962 numaralı "Beylikdüzü ... + şekil" markasının davalı tarafından kullanılmasına ilişkin olarak 20/06/2013 tarihli, beş yıl süreli ve inhisari olmayan (basit) nitelikte bir marka lisans sözleşmesinin akdedildiği, sözleşmede “...” markasının ... tarafından kurulan ... Sağlık Hizmetleri Ltd Şti ait hastanede kullanılacağı, Lisans süresinin “imza tarihinden itibaren 5 yıl süre ile yürürlükte kalacağı, sözleşme süresinin sonunda önelsiz ve ihtarsız olarak kendiliğinden sona ereceği” “sözleşmenin belirtilen 5 yıllık süre sonunda veya marka kullanım hakkı ...’in şahsı ve üstün menfaati sebebi ile verilmiş olduğundan ...’in ... Şirketi hisse adedi %50’nin altına düştüğünde önelsiz ve ihbarsız tek taraflı olarak fesih edilmiş kabul edileceği”, “Lisans verenin marka kullanım hakkını sona erdirmediği, marka sahibi olarak dilediği zaman, yerde, dilediği şekilde kullanabileceği, “Sözleşmenin feshi halinde marka kullanımının sonlandırılacağı, ... Ünvanının değiştirileceği” düzenlenmiştir. Ticaret sicil kayıtlarına göre: davalı “...” nin 10/06/2013 tarihinde tescil edildiği, Meslek Grubunun 33-SAĞLIK HİZMETLERİ, Nace Kodunun 86.10.12-Özel sağlık kurumları tarafından verilen insan sağlığına yönelik özel ihtisas gerektiren yataklı hastane hizmetleri (kadın doğum, onkoloji, kemik, ruh ve sinir hastalıkları hastaneleri, vb.) olduğu, Firmanın İş Konusunun “her çeşit sağlık hizmetleri vermek üzere özel hastaneler poliklinikler dispanserler laboratuarlar sağlık merkezleri ve tesisleri sağlık kabinleri doğum evleri diş(ağız sağlığı) ve protez tedavi merkezleri kurmak ve bu merkezleri işletmek...ve anasözleşmesinde yazılı olan diğer işler” olduğu görülmektedir. Dosya kapsamı, taraf beyanları, deliller ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; Sözleşmede öngörülen 5 yıllık sürenin 20/06/2018 tarihinde sona erdiği, ancak davacı tarafça keşide edilen Beylikdüzü 6. Noterliği’nin ... yevmiye numaralı 06/05/2022 tarihli ihtarnamesi ile lisans sözleşmesinin feshedildiği tarihe kadar sözleşmenin fiilen sürdürüldüğü fesih ihtarının 07/05/2022 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, feshin bu tarih itibariyle hüküm ifade ettiği ve davalının markayı kullanma hakkının sona erdiği, bu tarihten sonraki kullanımların geçerli bir akdi veya hukuki sebebinin kalmadığı, feshin haklı olmadığına ilişkin beyanların bu sonuca etkili olmadığı, fesih sonrası kullanımların marka sahibinin izni olmadan kullanım olması itibariyle marka hakkına tecavüz teşkil edeceği anlaşılmaktadır. Somut olayda, davalının 07/05/2022 fesih tarihinden sonraki fiili markasal kullanımlarına dair somut delil sunulmamış ise de, davalı yanın beyanlarından fiili kullanımın devam ettiği bu durumun çekişmeli vakıa olmaktan çıktığı kanaatine varılmıştır.Sessiz kalma yoluyla hak kaybı yönünden ise, sessiz kalma önceki hak sahibinin, hakka konu ticari ad ve işareti iyi niyetli bir şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması ve ihlallere sessiz kalarak ticari ad ve işareti koruma hakkını yitirmesi demektir. Somut olayda taraflar arasındaki lisans sözleşmesinin yürürlükte bulunduğu dönem için ihlal ve buna sessiz kalmadan söz edilemeyecektir. Lisans sözleşmesinin feshi sonrasında ise davanın kısa süre içinde açıldığı davacı yönünden sessiz kalma yolu ile hak kaybının söz konusu olmadığı anlaşılmıştır. 6769 sayılı SMK’nın 7/3-e. maddesi uyarınca, markanın ticaret unvanı veya işletme adı olarak kullanılması marka hakkına tecavüz hali olarak düzenlenmiş olup, somut olayda, davalı ticaret unvanının çekirdek unsurunun davacının markasını aynen içerdiği, davalı şirketin taraflar arasındaki lisans sözleşmesi tarihinden on gün önce tescil edildiği, sözleşmenin 7. Maddesinde lisans sözleşmesinin feshi halinde marka kullanımının sonlandırılacağının ve "... Unvanının" değiştirileceğinin düzenlendiği dikkate alındığında davalı şirketin her iki şirketin Ortağı olan ... tarafından davacıya ait markanın tıbbi ve sağlık hizmetlerinde kullanılması amacıyla sözleşme öncesi kurulduğunun anlaşıldığı, davalının faaliyet konularının “tıbbi ve sağlık hizmetleri” olduğu, davacının markasının 44. Sınıfta tıbbi hizmetlerde tescilli olmadığı görülüyorsa da; davacı markasının davalı ticaret unvanında yer almasına sözleşmenin yürürlükte olduğu süre boyunca muvafakat edildiği, lisans sözleşmenin feshi halinde davacı markasının ticaret unvanı olarak da kullanılmayacağı (unvanın değiştirileceği) hususunun açıkça düzenlendiği, anılan sözleşme hükümlerinin taraflar yönünden bağlayıcı olduğu açıktır. Davacıya ait markanın lisans sözleşmesi ile kullanılması amacıyla ... unvanı ile tescil edildiği anlaşılan davalı şirketin; sözleşmenin feshinden sonra unvanında davacı markasını kullanmaya devam etmesinin sözleşme hükümlerine aykırılık teşkil edeceği, tacir olan ve sözleşme ile ticaret unvanının değiştirilmesi yükümlülüğü altına giren davalının sözleşme gereği bu talep ileri sürüldüğünde çelişkili davranma yasağı, hakkın kötüye kullanılması şeklindeki savunmalarının dinlenemeyeceği davalı ticaret unvanından "..." ibaresinin terkini gerektiği anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından Dairemiz nezdinde ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuş ise de, davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf talebinde bulunmadığı, mahkemece daha önce verilen ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara karara karşı da istinaf talep edilmediği, Dairemizin denetim makamı olduğu, bu aşamada doğrudan Dairemizden ihtiyati tedbir talebinin usul ve yasaya uygun olmadığı reddi gerektiği değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacının marka hakkına tecavüzün tespiti, tecavüzün durdurulması ve ticaret unvanından “...” ibaresinin terkinine yönelik taleplerinin yerinde olduğu, mahkemece davanın kabulüne dair kararın dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğu istinaf talebinin reddi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1. maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 03/05/2023 tarih ve 2022/115 E., 2023/129 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, -Davacı vekilinin tedbir talebinin REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davalı tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/12/2025