İSTİNAF KARARININ VERİLDİĞİ TARİH: 25/03/2026 YAZILDIĞI TARİH: 25/03/2026 Taraflar arasında görülen davada Mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili, davalı ... A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup i…
T. C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/57 KARAR NO: 2026/488 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E ADLİYE MAHKEMESİ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/09/2024 NUMARASI: 2023/196 Esas 2024/797 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ: 28/02/2023 İSTİNAF KARARININ VERİLDİĞİ TARİH: 25/03/2026 YAZILDIĞI TARİH: 25/03/2026 Taraflar arasında görülen davada Mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili, davalı ... A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; ... tarihinde davalı ...'nun sürücü ve malik olarak sorumluluğunun bulunduğu ve davalı sigorta şirketi nezdinde ... nolu poliçe ile sigortalı olan ... plakalı aracı ile müvekkiline çarptığını, maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucunda müvekkilinin yaralanarak maluliyete uğradığını, kazanın meydana gelmesinde ve müvekkilinin yaralanarak maluliyete uğramasında davalı tarafın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 84-h (Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama) ve 47/1-c (Trafik işaret levhaları, cihazları ve yer işaretlemeleri ile belirtilen veya gösterilen hususlara uyma) kurallarını ihlal ettiğini, tam ve asli kusurlu olduğunu, kusura ve maluliyete ilişkin olarak derdest olan Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/149 Esas sayılı manevi tazminat dosyası kapsamında İTÜ Trafik Kürsüsünden denetime elverişli kusur raporu alındığını, davalının %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini ayrıca ERÜ Adli Tıptan alınan raporda müvekkilinin söz konusu kaza nedeniyle %43 oranında maluliyete uğradığının tespit edildiğini, kaza nedeniyle Kayseri 15. Asliye Ceza Mahkemesi 2022/397 Esas sayılı dosyası açılmış olup dava derdest olduğunu, müvekkilinin kazadan sonra uzun süre komada kaldığını, kendine geldiğinden beri ise başkasının sürekli bakımına muhtaç halde yaşadığını, taraflarınca dava şartı olan arabuluculuk başvurusunun yapıldığını ancak arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığını, açıklanan nedenlerle davanın kabulünü, ... tarihli kaza sebebiyle şimdilik belirsiz 40,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, müvekkilinin maluliyet oranı ve davalının kusur oranı dikkate alındığında sigorta teminatının tükeneceği kanaatinde olduklarını, teminatı aşan kısım için muhatabın davalı sürücü olduğunu, müvekkilinin zararını giderebileceği başkaca yolun bulunmadığını, bu nedenle davalı ...'in menkul ve gayrimenkul malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine mahkeme takdirinde olmak kaydıyla ihtiyati tedbir mahiyetinde teminatsız olarak ihtiyati haciz yahut ihtiyati tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir. Davalı ... Anonim Şirketi vekili; yetkili mahkemenin karayolları trafik kanunu madde 110 uyarınca İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, dava şartı yokluğu sebebiyle, davanın usulden reddinin gerektiğini, kusur ve illiyet bağı yönünden müvekkili sigorta şirketin sorumluluğunun, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, müvekkili şirketin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmaması halinde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsüne atfedilecek kusur oranının %25 olduğunu, aksi kusur oranının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafın asgari ücret üzerinde gelir elde ettiği iddiasının mevcut ise davacının vergilendirilmiş geliri esas alınması gerektiğini, vergilendirilmiş gelirin bulunamaması halinde asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, meydana gelen kaza nedeniyle geçici iş göremezlik, tedavi ve bakıcı giderinden müvekkili şirket sorumlu tutulamayacağını, zira bu hususta sorumluluk sosyal güvenlik kurumuna ait olduğunu, bu nedenle hükmedilen geçici iş göremezlik tazminatına itiraz ettiklerini, dolayısıyla da emsal yargı kararlarıyla açıklanan nedenlerle, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri nedeniyle uğranılan zararlara ilişkin talepler karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında bulunmadığından, mezkur talep yönünden davacının tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının meydana gelen trafik kazasında kask takmaması ve araca uygun kıyafet giymemesi sebebiyle müterafik kusuru bulunduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davacı vekili, 20/08/2024 tarihinde bedel artırım dilekçesi sunarak talebini 1.270.358,31-TL olarak belirlemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: . Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası sonucunda davacının kullandığı 3 tekerlekli elektrikli bisiklete davalı sürücü ...'nun çarpması sonucu davacı sürücünün yaralandığı, kaza nedeniyle adli tıp raporunda belirtilen oranlarda maluliyeti ile sonuçlandığı, dava tarihinden önce davalıya yapmış olduğu başvuru nedeniyle kendilerine geçici ödeme yapılmadığı, dosyada mevcut hasar dosyasından davalı sigorta şirketine, kaza ve hasar ihbarının ve hak sahibi olan davacının başvurusunun hangi tarihte yapıldığının tespit edilemediği ancak davacının dava tarihinde önce sigorta şirketine başvuruda bulunduğu ispat ettiği, bu haliyle davalı sigorta şirketinin en geç dava tarihi itibariyle temerrüte düştüğü ancak diğer davalı araç sürücüsünün ise kaza tarihi itibariyle temerrüte düştüğü, buna göre davacının bu tarihlerden itibaren faiz talep edebileceği aracın ticari araç (Kamyonet-Panelvan) niteliğinde olduğu da gözetilerek değişen oranlarda avans faizi üzerinden faiz işletilmek suretiyle davacının maddi zararlarının davalı sigorta şirketi yönünden piçe limitleri ile sınırlı olmak üzere tazminine karar karar verilmiştir. Karara karşı, davalı ... A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ... vekili; ilk derece mahkemesinin davayı yanlış nitelediğini, gerekçeli kararda tespit davası olduğu yazılı ise de davanın maddi tazminat istemi ile açılmış olup herhangi bir tespit is teminin söz konusu olmadığını, maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı açılmak suretiyle usul ekonomisi ilkesi ihlal edildiğini, kesinleşmeyen ve üst mahkeme denetiminden geçmeyen hukuk dosyasında ve ceza dosyasında aldırılan raporlara dayalı hüküm kurulduğunu, müvekkili lehine kazanılmış hak teşkil eden ara karardan rücu edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının dosyaya süresinden sonra istinaf aşamasında delil sunmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın usulden reddi gerekirken esasa girilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının kazadan önce % 80 engelli bir birey olduğu ikrarına rağmen önceki maluliyetin saklanarak tüm maluliyetin müvekkiline yüklenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacıya daha evvelden gelir bağlanmış olduğu göz ardı edilerek SGK'nun da çzarara uğratıldığını, dosyada tedavi gideri yapıldığına ilişkin delil olmadığı halde davacının beyanı üzerine hesaplama yapıldığını, neticenin ise mahkemece hüküm altına alındığını, bilirkişi heyetinin kanuna uygun sayıda teşekkül etmediğini, ilk derece mahkemesi dosyasından müvekkiline usulsüz tebligat yapıldığını, eksiklik göz önüne alınmadan karar verildiğini, bir sürücünün 20 km/s hızla giderken çarpıştığı bir kimseyi engelli hale getirebileceğinin kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, akülü araç kullanan davacının hız tespiti yapılmadan kusurun müvekkili üzerinde bırakıldığını, müterafik kusur değerlendirmesi yapılmadığını, bilirkişi heyetinin niteliğinin de sayısı gibi kanuna aykırı olduğunu, davacının epilepsi hastası olup kazadan evvel kriz geçirdiğini, kaza ile netice arasında illiyet bağının koptuğunu, bedel artırım işlemi ile faiz türünün değiştirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının gerçek kazancının tespit edilmediğini beyan ederek mahkeme kararının kaldırılması talebiyle istinaf isteminde bulunmuştur. İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ... A.Ş vekili; mahkemece poliçe teminat limitleri nazara alınmadan karar verildiğini, bakıcı gideri taleplerinin trafik sigortası teminatlarında olmayıp buna ilişkin itirazlarının nazara alınmadan hatalı olarak karar verildiğini, müvekkili şirketin 430.000,00-TL ile sınırlı sorumlu olduğunu, davacıların bakıcı giderine ilişkin taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı ...'nın maluliyeti için alınan raporun hatalı olduğunu, raporlar arasında fahiş farklar olmakla birlikte bu çelişkinin giderilmesi gerektiğini, davacının maluliyetinin % 43 olmadığı ve çelişkinin olduğunu, maluliyet oranlarındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi)'nden rapor alınması gerektiğini, maluliyete ilişkin tespitlerde üniversitelerden alınan raporların yetersiz kaldığını, alınan maluliyet raporunda imtası bulunan hekimler arasında ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı hekimin imzasının bulunmadığını, müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, kazada davacının müterafik kusuru mevcut olup tazminat hesabından müterafik kusur indirim yapılması gerektiğini, davacının kazada kask takmaması ve araca uygun kıyafet giymemesi sebebiyle müterafik kusuru bulunduğunu, olayın ağırlaşmasında mağdurun bahse konu müterafik kusurlu davranışı, hesaplanacak tazminattan TBK 52. ve 53. maddeleri gereği hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, mahkeme tarafından verilen hüküm ile avans faiz işletilmesine hükmolunmasının haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu beyan ederek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Dava, trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı zarar nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir. Davalı sigorta şirketinin istinaf taleplerinin incelenmesi; Yargıtay uygulamalarına göre, maluliyet raporu adli tıp uzmanları tarafından düzenlenmeli ve maluliyet oranı kaza tarihindeki mevzuata uygun olarak belirlenmelidir. "Cismani Zarar Halinde Lazım Gelen Zarar ve Ziyan" başlığı altında düzenlenen TBK'nın 54. maddesinde, bedensel zarara uğranılması nedeni ile talep edilebilecek zarar türleri belirtilmekte olup çalışma gücü kaybı da bu zarar türleri arasında yer almaktadır. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların, haksız fiil; 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 ila 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne, İşlemleri Yönetmeliği'ne, 01/06/2015 tarihinden sonra ise Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri, yaralananın çocuk olması halinde ise 20/02/2019 tarihinde yürürlüğe giren Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin tespiti gerekmektedir. Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen ... tarihli raporda özetle; Tıbbi evrak tetkikinden elde edilerek kaydedilen bilgi ve bulgular Erişkinler İçin Engellilik değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında birlikte değerlendirildiğinde, ...'nın ... tarihli trafik kazası sonucu meydana gelen kemik (frontal, temporal, oksipital, orbita, maksiller sinüs, çoklu kot) kırıkları, akciğer kontüzyonu, kafa içi (subdural, subaraknoid ve parankimal kanama, beyin ödemi, pnömosefali, ensefelomalazi) patolojileri, nöbet geçirme riski ve travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle; Altı (6) ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı (tıbbi şifa süresinin 6 (altı) ay olduğu), Üç (3) ay süreyle bakıcı/yardımcı desteğinin tıbben uygun olacağı, tüm vücut fonksiyon kaybı oranının ve/veya engel oranının % 43 (yüzdekırküç) oluğunun tespit edildiği bildirilmiştir. Eldeki davada, mahkemece, usulüne uygun teşekkül ettirilmiş olan Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Kurumundan alınmış olan "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik" kapsamında alınmış olan 11/12/2023 tarihli rapor mevzuata uygun kuruluşlardan ve maluliyet yönünden mevzuata uygun yönetmelik uygulanarak alınmış olduğu anlaşılmıştır. Davalı sigorta şirketi vekilinin maluliyet raporuna karşı istinaf itirazları yerinde değildir. Sigorta şirketinin tek taraflı almış olduğu tıbbi mütalaa ile yargılama esnasında alınan maluliyet raporu arasında çelişki olduğundan bahsedilemeyeceğinden davalının bu yöndeki istinaf talebi de yersizdir. 01/06/2015 tarihinden önce meydana gelmiş olan trafik kazalarında cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında Yargıtay'ca PMF - 1931 yaşam tablosu esas alınıyor ve %10 artırım %10 iskonto yöntemiyle zarar görenlerin tazminat alacağı hesaplanıyordu. 01/06/2015 tarihinde yeni Genel Şartlar'ın yürürlüğe girmesiyle birlikte, 01/06/2015 tarihinden sonra meydana gelen ve 01/06/2015 tarihinden sonra düzenlenmiş olan poliçelerde PMF 1931 yaşam tablosu ve %10 artırım %10 iskonto yönteminden vazgeçilerek poliçelerin eki niteliğindeki genel şartlar gereğince tazminat hesabında TRH - 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz yöntemi kullanılmaya başlanıldı. Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı KTK'nın 90. ve 92. maddelerinde "genel şartlara" atıf yapan cümlelerin iptaline karar verilmiş ve bu karar ... tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olmasıyla birlikte, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nce zarar görenlerin cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı alacağının hesaplanmasında TRH 2010 ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi benimsenmiş olup TRH 2010 yaşam tablosunun uygulamasından vazgeçilmemiştir (Yargıtay 17. HD.'nin 2019/5206 E. 2020/8874 K. 22/12/2020 tarihli ilamı). Yerleşik yargı uygulamalarına göre; Sigortacılık Ve Özel Emeklilik Düzenleme Ve Denetleme Kurumu'ndan hangi hesaplama cetveli ve hangi teknik faiz esas alınarak aktüer hesaplama yaptırılmasına gerek bulunmamaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda zararın belirlenmesi bakımından TRH yaşam tablosu ve %10 arttırma %10 iskonto uygulanmak sureti ile hesaplama yapıldığı görülmekle davalıdavalı ... Anonim Şirketi'nin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar, 1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, 2-Tedaviyle ilgili diğer giderler, 3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler, Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir. Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; 1-Bakıcı giderleri 2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları) 3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 90. maddesinde “Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamındaki tazminatlar bu kanun ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E - 202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. T.C. Anayasası’nın 153./6. maddesinde, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da; “Sonradan çıkan içtihadı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış olup Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği sabittir. Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihli, 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması nedeniyle, davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK'nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesinin gerekmesi, 6098 Sayılı TBK'nun 54. maddesinde çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile kazanç kaybının, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar ile tedavi giderleri bedensel zararlar kapsamında sayılmış olup, bakıcı giderlerinin de bu kapsamda bulunması, sürücü ve işletenin, zarar görenin bakıcı giderlerinden sorumlu olması nedeniyle, aracın sigortalı olması halinde 2918 Sayılı Yasanın 90. Maddesi gereğince, sigortanın sorumluluğu da TBK hükümlerine göre belirleneceğinden ve tedavi giderleri içerisinde olan bakıcı giderleri de 2918 Sayılı Kanunun 92. Maddesinde sigorta teminatı dışında tutulmadığından, davacının bakıcı giderleri tazminatı, geçici işgöremezlik tazminatı ve SGK. tarafından karşılanmayan tedavi giderleri, davalı sigorta şirketinden talep edilebilir. SGK. tarafından karşılanmayan tedavi giderleri ile bakıcı giderlerinin sürekli sakatlık-ölüm teminatı kapsamında olduğundan bahisle, üst limitin ödenmesiyle artık SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri ile bakıcı giderlerinin talep edilemeyeceği yönündeki Sigorta Genel Şartlarına atıf yapan kanuni düzenleme Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri örnekseme yoluyla sayılmış olup, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin uygulamaları gereği geçici işgöremezlik, bakıcı gideri ve SGK sorumluluğunda olmayan (belgesiz) tedavi giderleri de anılan kanun hükmü kapsamında tazmini gereken zararlardandır. 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 31/01/2022 tarih ve 2021/8288 E. 2022/1147 K. sayılı ilamı) Somut olayda, trafik kazasından kaynaklı olarak yaralanan davacının, geçici işgöremezlik, geçici bakıcı giderinin SGK'nın sorumluluğunda olan tedavi kapsamı içerisinde olmadığı kanaatine varılmakla, davalı vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. -Mütefarik kusura ilişkin istinaf itirazının değerlendirmesinde; 6098 sayılı TBK’nın 52/1. maddesi, “Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir." Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52.maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. (Yargıtay 4.HD.’nin 03/11/2021 tarihli 2021/6032 E. 2021/8065 K. sayılı ilamı) 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. maddesinde "belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur... kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir" düzenlemesi yapılmıştır. Koruyucu tertibatlar bakımından yollama yapılan Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150/2-a maddesinde "üç tekerlekli yük motosikletleri hariç, elektrikli bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı takması zorunludur" düzenlemesine yer verilmiştir. 2918 Sayılı Yasa ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre motorsiklet sürücüsünün kask takmaması kazanın gerçekleşmesinde etken sebep olmayıp, kaza sonucunu ağırlaştıran müterafik kusurlardandır. Somut olayda; davacının elektrikli bisiklet sürücüsü olduğu, kask veya ekipman takmadığının kaza tespit tutanağı ile sabit olmadığı gibi bu yönde herhangi bir belge ve beyana da rastlanılmamış olduğu anlaşılmakla ve İTÜ Makine Mühendislerinden oluşan bilirkişi heyetinden heyetinden alınan ... tarihli bilirkişi raporunda, "2918 sayılı KTK da yer alan elektrikli özürlü araç sürücülerinin uyması gereken kusurlarından herhangi bir ihlalinin bulunmadığının" belirtildiği ayrıca, ... tarihli ATK kusur raporunda davacının aracının motorlu araç olmadığı bisiklet olarak değerlendirileceği ve KYTKY madde 149/a gereğince yaya gibi değerlendirilmeleri gerekeceği belirtildiklerinden kask veya ekipman takmalarına gerek olmadığından, davalı sigorta şirketi, davacının kask takmaması nedeniyle zararın doğmasına veya artmasına neden olduğunu ileri sürerek müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini istinaf itirazı olarak ileri sürmüştür. Ancak bu yöndeki iddiasını ispat külfeti altındaki davalı tarafça, davacının kaza sırasında kask veya diğer koruyucu kıyafet/ekipman takıp takmadığı ayrıca davacının maluliyetinin bu sebepten kaynaklandığı bakımından ilk derece mahkemesindeki yargılama sürecinde herhangi bir delil sunulmadığı için davalının bu iddiasını ispatlayamadığı kanaatine varılmış, dolayısıyla da davalının müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği yönündeki istinaf itirazının haklı olmadığı sonucuna varılmıştır. Trafik kazası nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkin tazminat davasında, alacak haksız fiilin yani kazanın meydana gelmiş olduğu tarihte muaccel olduğundan, alacağa kaza tarihinden itibaren araç sürücüsü ve işleten malikten faiz istenebilecek, sigortadan ise sigortaya başvuru tarihinden itibaren 2918 sayılı KTK'nın 99. maddesi uyarınca 8 işgünü içerisinde tazminatın ödenmemesi halinde temerrüte uğradığı tarihten itibaren, dava açılmadan sigortanın temerrüte uğratılmamış olması halinde ise dava tarihinden itibaren faiz istenebilecektir. Faiz türünün ise trafik kazasına sebebiyet vermiş olan araç türüne göre belirleneceğinden, trafik kazasına sebebiyet vermiş olan aracın kullanım amacının ticari olması hususu ile davacı tarafça maddi tazminat alacağına avans faizi talep edilmiş olduğu hususu dikkate alındığında, mahkemece davacının maddi tazminat alacağına ticari avans faizi uygulanması isabetli olup, davalı sigorta şirketi vekilinin tazminat alacağına yasal faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. Davalı ...nun istinaf taleplerinin incelenmesi; Davacı vekilinin istinaf dilekçesi davalı ... vekiline 12/01/2024 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Davalı tarafından mahkeme hükmü katılma yoluyla istinaf edilmiştir. Davacı vekili sunmuş olduğu 12/12/2024 tarihli dilekçesi ile istinaf talebinden feragat ettiğini bildirmiştir. Bunun üzerine mahkemece 13/12/2024 tarihli ek karar ile HMK. 348/2. Maddesi uyarınca davalı ... vekilinin katılma yoluyla istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. HMK. 348/1. Maddesi uyarınca "İstinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, vereceği cevap dilekçesi ile istinaf yoluna başvurabilir. İstinaf yoluna asıl başvuran taraf, buna karşı iki hafta içinde cevap verebilir. " HMK. 348/2. Maddesi uyarınca "İstinaf yoluna başvuran, bu talebinden feragat eder veya talebi bölge adliye mahkemesi tarafından esasa girilmeden reddedilirse, katılma yolu ile başvuranın talebi de reddedilir." düzenlemesi kapsamında davalı ... vekilinin katılma yoluyla istinaf talebinin reddine karar verilmesi isabetli olduğundan davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştr. Açıklanan nedenlerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, davalı sigorta şirketi vekilinin esas karara ve davalı ...nun vekilinin 13/12/2024 ek karara ve esas karara yapmış olduğu istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK’nun 353(1)-b-1 hükmü gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-)Davalı sigorta şirketi vekilinin esas karara ve davalı ...nun vekilinin 13/12/2024 ek karara ve esas karara yapmış olduğu istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-)a)İstinaf başvurusu nedeniyle davalı sigorta şirketinden alınması gereken 26.433,76-TL istinaf karar harcından davalı tarafından başvuru sırasında peşin yatırılan 7.344,00-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 19.089,76-TL istinaf karar harcının istinaf eden davalı sigorta şirketinden alınarak Hazineye İRAT KAYDINA, b)Davalı ...'nun adli yardım talebinin kabul edilmesi nedeniyle, kendisinden istinaf başvuru harcı alınmamış olduğundan ve istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmakla, alınması gerekli olan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile 732,00-TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ...'ndan tahsili ile hazineye İRAT KAYDINA, 3-)İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 4-)Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalıların üzerinde BIRAKILMASINA, 5-)İstinaf yargılaması bakımından davalı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana İADESİNE, 6-)Kararın kesin olmaması nedeniyle taraflara tebliği işlemlerinin Dairemizce YAPILMASINA, Dair; tarafların yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b-1 uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 25/03/2026