İSTİNAF KARAR TARİHİ:02/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'in müvekkilinin ödemiş olduğu bedelsiz bonoları icra takibine konu ettiğini, müvekkilinin bu bonolardan ötürü davalılara hiçbir borcu olmadığını, dava konusu bonoların tamamının ...'ya ödendiğinin yazılı belge ile ve ikrar ile sabit olduğunu, da…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2024/264 Esas KARAR NO:2026/570 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:21/12/2023 NUMARASI:2020/501 E. - 2023/982 K. DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:02/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'in müvekkilinin ödemiş olduğu bedelsiz bonoları icra takibine konu ettiğini, müvekkilinin bu bonolardan ötürü davalılara hiçbir borcu olmadığını, dava konusu bonoların tamamının ...'ya ödendiğinin yazılı belge ile ve ikrar ile sabit olduğunu, davacı borcuna karşılık olarak düzenlediği 1.400.000 TL, 100.000 USD ve 50.000 USD bedelli 3 adet bonoyu davalı ...'ya verdiğini, müvekkili tarafından 3 adet bononun davalı ...'ya ödenmesine rağmen davalı tarafın bonoların zayi olduğunu iddia ederek müvekkiline iade etmediğini, bunun üzerine taraflar arasında bonoların bedelsiz kaldığını gösteren 26/09/2016 tarihli beyanname başlıklı bir belge düzenlendiğini, dava konusu bonoların ... tarafından diğer davalı ...'e danışıklı şekilde ciro yolu ile devrettiğini, davalı ...' in 1.400.000 TL bedelli bonoya dayalı olarak İstanbul 24 İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile 100.000 USD bedelli bonoya dayalı olarak İstanbul 32 İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını ve müvekkilinin tüm malvarlığı üzerine haciz konulduğunu, davalı ...'in iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olmadığını, çünkü davalıların organize suç örgütü olarak çalıştıklarını, bu konuda açılan savcılık soruşturması gizlilik kararı altında halen devam ettiğini, bir kısım örgüt üyelerinin tutuklandığnı, davalıların adli kontrol altında olduğunu, davalı bedelsiz senede istinaden başlatılan icra takibinde davacının 7 adet taşınmazının satışını talep ettiğini, hile ve tehdit yolu ile davacının ihaleye katılmasına engel olunduğunu, davacının bedelsiz senetlerden dolayı tüm malvarlığını kaybetme tehdidi altında olduğunu, bu kapsamda telafisi imkansız zararların önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, dava konusu bonolara dayalı olarak açılan İstanbul 24 İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı ve İstanbul 32 İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyalarından yürütülen icra takibinin durdurulmasına, dava konusu edilen bonolardan dolayı davacının davalılara borçlu bulunmadığının tespitine, davalılar aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan menfi tespit davasının gerçek dışı bir temele ve o temele paralel olarak kimisi gerçek dışı, kimisi de davaya konu bonolarla ilgisiz belgelere dayandığını, davacının dayanağı 2018 yılına ait protokolün ilk sayfasının imzasız olduğunu ve içeriğinin gerçeğe aykırı olarak tek taraflı değiştirildiğini, ilk sayfada yazan gerçek dışı koşulların taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, dava tarihinin icra dosyasındaki taşınmaz satışlarının tamamlanmasından sonra olduğunu, davacının tek amacının alacaklının alacağına geç kavuşmasını sağlamak olduğunu, davacının ihale bedeli icra veznesine yatırıldıktan sonra menfi tespit davası değil, ancak istirdat davası açabileceğini, dava öncelikle hukuki yarar şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, davalıların organize suç örgütü olarak çalıştığı, müvekkilinin tefeci olduğu ve benzeri suçlamaların hukuki temelden yoksun olduğunu, müvekkilinin hukuken alacaklı ve hasım olduğu tek kişinin davacı olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının sunduğu iki adet protokol nedeniyle davaya konu bonolardan davalı ...'ya borçlu olup olmadığı ve bu iki belgeye dayanan defilerini diğer davalı hamil aleyhine öne sürüp süremeyeceğinden ibaret olduğunu, müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu ve davacıdan alacağına mahsuben aldığı bonoları kendi borcunu ödemekte kullandığını, davacının dayandığı belgelerden biri olan 26/09/2016 tarihli beyanname başlıklı belgeden dava konusu bonolara ilişkin olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, davacının davaya dayanak olarak gösterdiği iki belgenin de davacının müvekkiline borçlu olmadığını veya senetlerin bedelsiz olduğunu ispata yeterli olmadığını bildirerek;davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının senet metninden anlaşılan ya da hukuken mutlak defi olarak öne sürülebilecek defilerden olmadığını, davalının iyi niyetli üçüncü kişi konumunda hamil olduğunu, müvekkilinin senedi hukuka uygun olarak iktisap etmiş olduğunu, dava konusu bonolar nedeniyle davacıdan ve diğer davalıdan alacaklı olduğunu, müvekkilinin hiçbir suç örgütüne üye olmadığını, öne sürülen iddiaların dayanaksız olduğunu bildirerek;davanın reddine, davacının %20 den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararıyla; Tarafların beyanları, dinlenen tanık anlatımlarından davacının davalı ...'dan çok kez borç para aldığı, ve karşılığında çek senet verdiği dosyadaki delillerle sabit olup, taraflarında kabulündedir. Davaya konu senetlerin alınan borç karşılığı verildiği ve imzanın davacıya ait olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Senetler altındaki imzaların kendisine ait olduğunu kabul eden davacının senetlerin bedelini ödediğini veya senetlerin bedelsiz kaldığını aynı ispat gücüne sahip bir yazılı belge ile ispatlama yükümlülüğündedir. Davacı, senetlerin bedelini ödediğini yazılı bir belge, makbuz, banka dekont veya havale makbuzu ile ispatlamayamamış, senetlerden dolayı ibra edildiğini ve senetlerin bedelsiz kaldığını ispat yükümlülüğü kapsamında ispatlayamadığı gerekçesiyle; -Davacının davasının reddine, davalının %20 tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir. İSTİNAF:Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın mahiyeti gereği senet lehdarı olan davalı ile ciranta konumundaki davalı bakımından davanın reddine ilişkin hukuki gerekçelerin aynı olamayacağını, bu nedenle her iki davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca Amerikan Doları cinsinden para borcu içeren İstanbul 32. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı takip dosyası ve dayanak senedi yönünden, vekalet ücretinin dava tarihindeki harca esas değer yerine karar tarihindeki TCMB efektif USD satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek hesaplanacak müddeabbih tutarı üzerinden belirlenmesi gerektiğini, yerel mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin eksik ve hatalı vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının vekalet ücretine ilişkin 4 nolu fıkrasının kaldırılarak davalılar lehine ayrı ayrı ve doğru hesaplamaya dayalı vekalet ücreti takdir edilmesi suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulmasını talep etmiştir.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın, bedeli ödenmiş bonoların organize bir suç örgütü faaliyeti kapsamında ve haksız yere icra takibine konu edildiği iddiasıyla açtığı menfi tespit davasında, yerel mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasının yerinde olduğunu ancak hüküm fıkrasındaki vekalet ücretine ilişkin düzenlemenin usul ve yasaya aykırı olduğunu, senet lehdarı olan müvekkili ... ile ciranta konumundaki diğer davalı ...'e yöneltilen iddiaların ve dolayısıyla davanın reddine ilişkin hukuki gerekçelerin farklılık arz etmesi nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 3. maddesi uyarınca her iki davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, Amerikan Doları cinsinden olan takip konusu borç yönünden vekalet ücreti hesaplanırken dava tarihindeki harca esas değerin değil, karar tarihindeki TCMB efektif USD satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmesi suretiyle bulunacak bedel üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, mahkemenin usul ve yasaya aykırı 4 nolu fıkranın düzeltilmesi amacıyla istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, söz konusu fıkranın kaldırılarak davalılar lehine ayrı ayrı ve doğru hesaba dayanan vekalet ücreti takdir edilmesi suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulmasını talep etmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin "senetlerin bedelsizliğinin ispatlanamadığı" gerekçesiyle davanın reddine dair karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı ... yönünden borcun ödendiği ve bedelsizlik olgusunun bizzat davalı vekilinin başka bir mahkemeye sunduğu dilekçedeki beyanı ikrar mahiyetinde olduğunu, mahkeme kararındaki gerekçesinin "dava içi ikrar" bulunmadığı yönündeki tanımlamanın hangi yasal dayanağa göre yapıldığının anlaşılamadığıını 3 farklı yazılı delililin her biri dava konusu senetlerin ödenmiş olduğunu, mahkeme delillerin değerlendirilmesinde açıkça yanılgıya düşerek hatalı karar verdiğini, diğer davalı ... yönünden ise bu şahsın bonoları gerçek bir hukuki ilişkiyle değil, lehdar ...'ya karşı ileri sürülecek bedelsizlik defileri bertaraf etmek amacıyla danışıklı olarak devraldığını, bu durumun savcılık dosyasındaki mesaj kayıtları, icra masraflarının ... tarafından karşılanması ve vekalet ilişkilerindeki ayniyet gibi somut delillerle sabit olduğunu, davalı ...'in davalı ...'dan gerçekte bir alacağının bulunmadığını, bonoların bedelsiz olduğunu bilerek borçlu zararına hareket eden kötü niyetli üçüncü kişi konumunda bulunması sebebiyle TTK 687. maddesi uyarınca iyiniyetli üçüncü kişi savunmasından faydalanamayacağını, davalıların vekalet ücretine ilişkin istinaf taleplerinin ise haksız olduğunu belirterek hatalı ve eksik incelemeye dayalı yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.Dosya kapsamına sunulan 26/09/2016 tarihli imzalı protokolde,; "..., 2014 ve 2015 yılı tarihlerinde ...' e 1.400.000 TL ve 150.000 USD Borç para vermis; bunun karşılığında senet almıştır. 2016 Eylül ayında ... 1.400.000' TL ve 150.000 USD yi ...' ya elden banka kanalı ile ödemiştir. ... 2014 ve 2015 yılında ...' den aldığı senetleri kaybetmiştir, bu sebeple ...' e, 2016 Eylül ayında 1.400.00 TL., ve 150.000 USD' lik 2 tane TEMİNAT senedi vermiştir. ... kaybolan senetleri bulup ...'e verdiğinde, karşılığında verdiği teminat senetleri iade edilecektir."denilmektedir.01/11/2018 tarihli protokolün iki sayfadan oluştuğu ilk sayfada davalının imzası yer almamakta ise de ikinci sayfada imzasının bulunduğu ve ikinci sayfada,"-8 nolu bentte; Protokolün imzalanmasıyla taraflar arasında açılmış tüm Hukuk ve Ceza davalarını geri çekecektir, Ayrıca Taraflar ve Avukatları birbirlerinden Avukatlık vekalet ücreti istemeyeceklerini şimdiden kabul ederler.Avukatların alacak vereceği kalmamıştır. İki Tarafta hem kendi avukatlarına hemde karşı avukatlara ödeme yapılmayacaktır.Taraflar arasında 01.11.2018 tarihine dayanan senet, kıymetli evrak, cari ilişki ve nakdi ilişki kapsamında hiç bir hak ve alacakları kalmamıştır. Bu nedenle taraflar birbirlerinden hiçbir talepte bulunmaksızın gayrikabili rücu ve kesin kati suretle ibra ederler."denilmektedir.Somut olayda, davacı tarafından, borcuna karşılık olarak, 1.400.000 TL, 100.000 USD ve 50.000 USD bedelli 3 adet bonoyu davalı ...'ya verdiğini, 3 adet bononun davalı ...'ya ödenmesine rağmen davalı tarafın bonoların zayi olduğunu iddia ederek iade etmediğini, bunun üzerine taraflar arasında bonoların bedelsiz kaldığını gösteren 26/09/2016 tarihli beyanname başlıklı bir belge düzenlendiğini, dava konusu bonoların ... tarafından diğer davalı ...'e danışıklı şekilde ciro yolu ile devrettiğini, davalı ...' in 1.400.000 TL bedelli bonoya dayalı olarak İstanbul 24 İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile 100.000 USD bedelli bonoya dayalı olarak İstanbul 32 İcra Müdürlüğü'nün ....sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını belirterek icra takibinin durdurulmasına ve dava konusu edilen bonolardan dolayı davacının davalılara borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.TTK 687. Maddesinde "(1) Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.. " şeklinde düzenlenmiştir.Davacı vekilinin Bakırköy 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/561 E.sayılı dosyasında davalı ... vekilinin kabul beyanı bulunduğunu, dosyaya örneği sunulan ... vekillerinin 17/10/2018 tarihli dilekçesinde de senetlerin ödendiğinin ikrar edildiğini, 26/09/2016 tarihli imzalı beyannamenin senetlerin ödendiğini ispatladığını ileri sürmüştür. Mahkemece bu belgelerin incelenmediği, dosya kapsamında bulunan 26/09/2016 tarihli beyannamenin ödemenin ispatı yönünden delil olarak değerlendirilmediği anlaşılmakla, bu delillerin değerlendirilmesi, davalı ... ile ... arasındaki ilişkinin değerlendirilerek, davalı ...'nın kötüniyetli ve/veya ağır kusurlu olup olmadığının incelenerek, ödeme iddiasının ispatlandığı kanaatine varılması halinde, icra dosyalarında taşınmaz satışı ile tahsilat yapıldığı ileri sürüldüğünden tahsilat miktarları ve tarihlerinin araştırılarak ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece eksik inceleme neticesinde karar verildiği anlaşılmıştır.Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine, Davalı ... ile Davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının incelenmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/12/2023 tarih, 2020/501 E. 2023/982 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- Davalı ... ile Davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/04/2026