T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1026 KARAR NO : 2026/223 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/188 KARAR NO : 2024/302 KARAR TARİHİ : 27/03/2024 BİRLEŞEN DAVA : MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2021/149 ESAS, 2021/135 KARAR SAYILI DOSYASI DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/09/2021 BİRLEŞEN DAVA : MUĞLA ASLİYE Tİ…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1026 KARAR NO : 2026/223 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/188 KARAR NO : 2024/302 KARAR TARİHİ : 27/03/2024 BİRLEŞEN DAVA : MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2021/149 ESAS, 2021/135 KARAR SAYILI DOSYASI DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/09/2021 BİRLEŞEN DAVA : MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2021/150 ESAS, 2021/131 KARAR SAYILI DOSYASI DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 09/09/2021 (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) BİRLEŞEN DAVA : MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2022/338 ESAS, 2022/266 KARAR SAYILI DOSYASI DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/02/2022 KARAR TARİHİ : 19.02.2026 KARARIN YAZ. TARİHİ : 19.02.2026 Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.03.2024 tarih ve 2021/188 Esas, 2024/302 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin birleşen davalarda davacı ve birleşen davada davalı ... Şti vekili, birleşen davalarda davalı ve birleşen davada davacı ... Şti. vekili ve birleşen davalarda davalı ...vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA: Birleşen Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/149 Esas, 2021/135 Karar sayılı dosyasında davacı ... vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Davaya konu ve taraflar arasında imzalanan 14.07.2020 tarihli Tavan Kaplama Sözleşmesinin davalılardan ....'a ait ... ili, .... ilçesi,...Mahallesi,... mevkiinde ... ada,... parselde kayıtlı bulunan ... binasında inşaat işleri kapsamında diğer davalı .... Şti tarafından haksız feshi nedenine dayalı olarak her bir alacak kalemi için ileride keşfen ve hazırlanacak bilirkişi raporu doğrultusunda arttırılmak üzere şimdilik davaya konu sözleşmeye ilişkin ve davalı tarafından onaylanmış Yapım İşleri 1. Hak ediş ve 2. Hak ediş raporlarına esas imalat, şantiye ihzaratı ve sözleşme harici ek işlere dair bedeller karşılığı şimdilik 1.000 Amerikan Doları 'nın Devlet Bankalarının ABD doları üzerinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödendiği en yüksek faiz oranı ile 30.11.2020 2. Hak ediş raporu onay tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile birlikte, fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile müvekkil davacıya ödenmesine, davalı tarafça davaya konu sözleşmenin haksız feshi nedeni ile müvekkil davacının kar mahrumiyeti karşılığı şimdilik 1.000 Amerikan Doları'nın Devlet Bankalarının ABD Doları üzerinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile ve sözleşmesinin fesih tarihi olan 06.01.2021 tarihinden itibaren hesaplanacak faiz ile birlikte fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkili davacıya ödenmesine, dava dilekçesinde açıkladıkları nedenler ile davaya ve eser sözleşmesine konu taşınmazın yapıldığı arsanın tapu kayıtları ve var ise davalı.... ŞTi ve diğer davalı ... adına kayıtlı diğer gayrimenkul ve banka hesapları üzerine tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz konulmasına, müvekkil şirkete ait ve davaya konu sözleşmeye ilişkin imalatlar ve ihzaratlar ile ilgili davalı şirketçe halen söktürülüp yok edilmemiş olanlarının bulunması halinde davaya konu talepleri ve mahkemece görevlendirilerek bilirkişi heyeti tarafından yapılacak tespit işlemleri sonuçlanana kadar dava konusu taşınmazın bulunduğu şantiye sahasındaki imalat ve ihzaratların korunması için tedbiren inşaatın durdurulması dahil gereken tüm önlemlerin alınmasına, her türlü dava harç ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen davalılara yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Birleşen Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/150 Esas, 2021/131 Karar sayılı dosyasında davacı ... vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Davaya konu ve taraflar arasında imzalanan 14.07.2020 tarihli ̇İç Cephe Mekanik Montaj Traverten ve Yapıştırma Doğal Taş Kaplama Sözleşmesi’nin davalılardan ....’a ait ....ili, ....ilçesi, ....Mahallesi, ... Mevkiinde ....Ada, ...Parselde kayıtlı bulunan ... binasına inşaat işleri kapsamında diğer davalı ... Şti. tarafından haksız feshi nedenine dayalı olarak her bir alacak kalemi için ileride keşfen ve hazırlanacak bilirkişi raporu doğrultusunda artırılmak üzere, Davaya konu sözleşmeye ilişkin ve davalı tarafından onaylanmış Yapım İşleri 1. Hakediş Raporuna esas imalat ve şantiye ihzaratları dahil yapılan işlere dair bedeller karşılığı şimdilik 1.000 Amerikan Doları’nın, Devlet Bankalarının ABD doları üzerinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile ve 10.11.2020 1.Hakediş Raporu’nun onay tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile birlikte, fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile müvekkil davacıya ödenmesine, Davalı tarafça davaya konu sözleşmenin haksız feshi nedeni ile müvekkil davacının kar mahrumiyeti karşılığı şimdilik 1.000 Amerikan Doları’nın, Devlet Bankalarının ABD doları üzerinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile ve sözleşmenin fesih tarihi olan 06.01.2021 tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile birlikte, fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile müvekkil davacıya ödenmesine, Dava dilekçemizde açıklamış olduğumuz nedenler ile davaya ve eser sözleşmesine konu taşınmazın yapıldığı arsanın tapu kayıtları ve var ise davalı .... Şti. ve diğer davalı .... adına kayıtlı diğer gayrimenkul ve banka hesapları üzerine tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz konulmasına, Müvekkil şirkete ait ve davaya konu sözleşmeye ilişkin imalatlar ve ihzaratlar ile ilgili davalı şirketçe halen söktürülüp yok edilmemiş olanlarının bulunması halinde, davaya konu taleplerimiz ve mahkemenizce görevlendirilecek bilirkişi heyeti tarafından yapılacak tespit işlemleri sonuçlanana kadar dava konusu taşınmazın bulunduğu şantiye sahasındaki imalat ve ihzaratların korunması için tedbiren inşaatın durdurulması dahil gereken tüm önlemlerin alınmasına, Her türlü dava harç ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/338 Esas, 2022/266 Karar sayılı dosyasında davacı.... Şirketi vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Ayıplı çatı imalatı ile ilgili daha önce müvekkil şirket adına açtıkları 2021/188 esas sayılı davada çatıda yapılan işleri ayırmadan, çatıda oluşan sehim olayı üzerine arabuluculuk başvurusu talebinde bulunduklarını, başvuru formuna sadece çatı ile alakalı yapılan son işlere ilişkin olduğu ayıp da bu sözleşmenin ifasından sonra ortaya çıktığı ikinci sözleşme olan Alt Çatı ve Üst Çatı Ön Üretimli Bakır Kaplama İşleri Sözleşmesi adının yazılması, birinci sözleşme olan Ön Üretimli Çelik Konstrüksiyon İmalat ve Montaj İşleri Sözleşmesinin ayrıca Başvuru Formuna yazılmamış olması nedeni ile mahkemece 22.12.2021 tarihli ön inceleme ve tahkikat duruşma tutanağı ile çatı işindeki ayıplı imalat iddialarına dayalı talepleri yönünden Ön Üretimli Çelik Konstrüksiyon İmalat ve Montaj İşleri Sözleşmesi kapsamında, sözleşme ile ilgili dava şartı olan arabuluculuk süreci tamamlanmadığından davanın görülemeyeceği bu sözleşme ile ilgili dava şartının eksik olduğu belirtildiğinden, bu sözleşme ile ilgili de arabuluculuk süreci tamamlanarak davanın açılması zarureti hasıl olduğunu, davacı müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 22.01.2019 tarihinde imzalanan " Ön Üretimli Çelik Konstrüksiyon İmalat ve Montaj İşleri Sözleşmesi ile sözleşmenin md 3 hükmü uyarınca alt çatı, üst çatı, A ve B blk merdivenlerini içeren yaklaşık 178 ton ağırlığındaki ön üretimli çelik konstrüksiyon işlerine ait fabrika imalatları ve saha montajlarının yükleniciye 179.550,00 USD sabit ücret yazıldığı halde 22.01.2019 tarihinde imzalanan protokol uyarınca gerçekte 495.000,00 USD karşılığında anahtar teslimi karşılığı yüklenicinin iki yıl garanti vereceğinin kararlaştırıldığını, tarafların karşılıklı edimlerini ifa ettiklerini, akabinde imal edilen çatı iskeletinin bir yıllık garanti süresi verdiği kaplama imalatları da yapılarak çatı işinin tamamlandığını, bu işlerin iki aşamalı şekilde yüklenici olan davalı şirkete yaptırıldığını, 7 ay gibi bu ölçekte teknik hesaplamalarının doğru yapılmaması projede belirtilen imalat şekline uyulmadan kararlaştırılandan farkla malzeme kullanılması nedeni ile çatının taşıdığı ağırlıktan dolayı eğildiği, yükleniciye 1 ve 12 mart tarihli e postalar ihbar edildiğini, uzmanlarından " Teknik İnceleme Raporu "alındığını, raporda; mevcut kolonların taşıma kapasitelerinin düşük olduğu, yapılan işin tasarım projesi ile uyumlu olmadığı, sehimin yapılan teknik hatalardan kaynaklandığı kanaatinin bildirildiği, çatıdaki ayıplı imalatın can ve mal güvenliği için tehlike teşkil edeceği değerlendirilerek delillerin hukuki güvence altına alınması amacıyla tespiti için Milas SHM başvurulduğunu, 2021/14 D iş sayılı dosyası üzerinden verilen raporda; " konsolda üst başlığın projede kaynakla tutturulması belirtildiği halde yerinde cıvatalı olarak ek plaka ile tutturulduğu, ana kirişin tek taraflı perdeye mesnetlenmesi, diğer noktalardan birleşim üst başlığı tutulmayan bir şekilde konsollara bağlanması nedeni ile çatıda dehim oluştuğu, çatıyı taşıyan konsollarda burkulmanın oluştuğu, bu ayıbın piyasa rayiçlerine göre giderilmesi bedelinin 700.000,00 TL+KDV olacağının tespit edilmiştir" denildiğini, bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini itirazlarının dikkate alınmasını talep ettiklerini, davalının ayıplı ifadan dolayı bu ayıbın giderilmesi tutarında müvekkil şirkete karşı birbirine bağlı iki sözleşme kapsamında da sorumluluğunun olduğunu, bu şirketin tadilat sonrası da yapılan işi gösterir ayrı bir rapor sun0duğunu, bu şirket ilk etapta ... A ve B Blok çatı onarımı ve sehiplerin giderilmesi kapsamında yaptığı tadilat çalışmaları nedeni ile 21.08.2021 tarihinde müvekkil şirkete 985.300,00 TL tutarında bir fatura gönderdiğini, müvekkil şirketin bu fatura kapsamında yüklü ödemeler yaptığını, beklenen işin ayıplı teslimi nedeni ile davalı şirketin kusurundan dolayı davacı şirketin fahiş ödemeler yapmak zorunda kaldığını, tarafların anlaşamadıkları için 28.01.2022 tarihinde Arabuluculuk Son tutanağı düzenlediklerini, yetkili mahkemenin Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığını, öncelikle iş bu davanın aralarındaki hukuki ve fiili bağlantı nedeni ile mahkememizin 2021/188 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini, davalı yüklenicinin "Ön Üretimli Çelik Konstrüksiyon İmalat ve Montaj İşleri Sözleşmesi" kapsamında teslim ettiği ancak ayıplı olan imalatlardaki ayıbın giderilmesi için gerekli bedel ile imalatın hatalı yapılması yüzünden uğranılan zararın tazmini kapsamında fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 20.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile müvekkil şirketi ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. CEVAP: Birleşen Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/149 Esas, 2021/135 Karar sayılı dosyasında davalı .... Şti. vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, 14.07.2020 tarihli Tavan Kaplama Sözleşmesi’nin onaylı Yapım İşleri 1. Hakediş ve 2.Hakediş Raporlarına esas imalat, şantiye ihzaratı ve sözleşme harici ek işlere dair bedellerin ödenmesi, davalı tarafça sözleşmenin haksız feshi iddiasına dayalı yoksun kalınan kâr mahrumiyetine ilişkin bedellerin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile kendilerine ödenmesi talebi ile iş bu davayı açmış ise de; talepleri sözleşme ve yasal mevzuat hükümleri uyarınca hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Davacı yüklenici şirketin, talebine dayanak gösterdiği Hakediş Raporu sahada gerçekleşen imalatın ve şantiye ihzaratının çok çok üzerinde tutarlar içerdiğini, Bu husus hem davacı yüklenicinin hem müvekkil işveren şirketin talepleri ile yapılan delil tespiti keşfi ve alınan bilirkişi raporları ile de tespit edilmiş, ispatlandığını, Hal böyle iken yüklenicinin ısrarla bu hakediş tutarlarının tamamını istemesi iyiniyetli değildir. Kaldı ki bu hakediş raporlarını müvekkil işveren adına proje müdürü sıfatı ile imzalayan aynı zamanda müvekkil şirkette şantiye şefi olarak çalışan şahısla müvekkil şirket arasında şirketin menfaatlerini gereği gibi gözetmediği için ihtilaf bulunmaktadır, bu şahıs şirket yönetiminin değişme ihtimali olduğu söylentilerinin konuşulmaya başlandığı bir dönemde aynı gün, 14.07.2020 tarihinde, davacı şirketle aralarında dava konusu sözleşmenin de olduğu dört ayrı sözleşme imzalanmasını sağlamış muhasebe ile ilgili de son söz sahibi olarak hiçbir teminat, güvence almaksızın sözleşme bedellerinin %60 gibi fahiş avans ödemelerini yüklenici şirkete ödemekten de çekinmediğini, Davacının dava dilekçesi ekinde (EK-2/14) sunduğu, Tavan Sözleşmesine ait avansa istinaden 14.07.2020 düzenleme tarihli olduğu yazılı senet müvekkile verilmediğini, Müvekkil şirketin yönetim değişikliği tarihi olan 11.11.2020 tarihinde müvekkil şirkette olması gereken bu senet yeni yönetim tarafından da hiçbir zaman görülmediğini, Çalıştığı işveren şirketin menfaatlerini gözeterek yüklenici şirketlerin hatalı ve geciken imalatları ile ilgili üzerine düşen takip görevini yerine getirmeyerek işverene karşı sadakat ve özen borcuna aykırı davrandığı için işverenin bu hususlarda kendisi ile görüşmek ve açıklama yapmasını istemesi üzerine dönemin şantiye şefi, müvekkil şirketteki görevinden 04.12.2020 tarihinde istifa etmiş, sonra da müvekkil şirket aleyhine işçi alacaklarına dayalı dava açtığını, Bu şahıs tarafından hangi menfaatler gözetilerek imzalandığını bilemediğimiz ve mahkeme tespiti ile de sahada gerçekleşen imalatın çok çok üzerinde tutarlar içeren bu hak ediş raporlarında belirtilen imalat ve ihzarat tutarlarını kesinlikle kabul etmediğini, Müvekkil şirket, davacı yüklenicinin inşaata kattığı ayıpsız, hatasız imalatın bedelini ödemekten hiçbir zaman kaçınmamıştır, bunu davacı yüklenici de gayet iyi bildiğini, Davacı tarafında sorunsuz olarak tamamlandığını ifade ettiği diğer sözleşmelerde yapılan ödemeler de bu yaklaşımı desteklediğini, diğer yandan davacının imalatlarının kayda alınmadan söküldüğü, yok edildiği, malzemesinin kullanıldığı yönündeki iddiaları kesinlikle doğru değildir, kalan malzemesi halen şantiyede bulunduğunu, Taraflar, aralarındaki dava konusu sözleşme ve asıl davaya konu feshedilen diğer üç sözleşmeden kaynaklanan ihtilaflar nedeniyle, bir kısım delil tespiti talepleri ile ilgili olarak Milas Sulh Hukuk Mahkemesinden talepte bulunmuşlardır. Müvekkilimiz davacı şirketin delil tespiti talebi 2021/4 D.İş E. , Davalı tarafın delil tespiti talebi ise 2020/60 D.İş E. numaralarını aldığını, Bu iki dosyanın tespit keşfi aynı gün, aynı bilirkişilerin katılımı ile inşaat sahasında icra edildiğini Her iki dosya için düzenlenen bilirkişi heyeti raporları birbirini tamamlayıcı mahiyette olduğunu, mahallinde Mahkeme tarafından yapılacak keşifte de görüleceği üzere işverenin inşaa ettirdiği villa; inşaat teknolojisinin geldiği son yeniliklerin ve tüm zenginliklerin yansıtıldığı, Milas ilçesindeki iddialı örnek nitelikteki bir proje olduğunu, İşveren bu ölçekteki ve fahiş maliyetteki bir projede en ufak bir hatayı dahi kabul etme lüksüne sahip olmadığını, Ticari menfaatleri, inşaa edilen projenin niteliği, taraflar arasında imzalanan sözleşme, yüklenilen edim ve yapılan ödeme tutarları bunu gerekli kıldığını, Yüklenici üstlendiği imalatın kusursuz olması gerektiğini ve niteliğini sahayı görerek ve dava konusu sözleşmeyi imzalayarak kabul etmiş ve üstlendiğini, davacı yüklenici, dava konusu sözleşme ve yasal mevzuat çerçevesinde yükümlülüklerini ihlal etmiş, taahhüt ettiği edimlerini gereği gibi hatasız /kusursuz şekilde ve zamanında yerine getirmediğini, yukarıda izah edilen nedenlerle sözleşme ve yasal mevzuat hükümleri uyarınca hukuki dayanaktan yoksun olan iş bu davanın reddi ile; Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/150 Esas, 2021/131 Karar sayılı dosyasında davalı .... Şti. vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket, 14.07.2020 tarihli “İç Cephe Mekanik Montaj Traverten ve Yapıştırma Doğal Taş Kaplama Sözleşmesinin" onaylı Yapım İşleri 1. Hakediş Raporuna esas imalat, şantiye ihzaratı ve sözleşme harici ek işlere dair bedellerin ödenmesi, davalı tarafça sözleşmenin haksız feshi iddiasına dayalı yoksun kalınan kâr mahrumiyetine ilişkin bedellerin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile kendilerine ödenmesi talebi ile iş bu davayı açmış ise de; talepleri sözleşme ve yasal mevzuat hükümleri uyarınca hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Davacı yüklenici şirketin, talebine dayanak gösterdiği Hakediş Raporu sahada gerçekleşen imalatın ve şantiye ihzaratının çok çok üzerinde tutarlar içerdiğini, Bu husus hem davacı yüklenicinin hem müvekkil işveren şirketin talepleri ile yapılan delil tespiti keşfi ve alınan bilirkişi raporları ile de tespit edilmiş, ispatlandığını, Hal böyle iken yüklenicinin ısrarla bu hakediş tutarlarının tamamını istemesi iyiniyetli olmadığını, Kaldı ki bu hakediş raporlarını müvekkil işveren adına proje müdürü sıfatı ile imzalayan aynı zamanda müvekkil şirkette şantiye şefi olarak çalışan şahısla müvekkil şirket arasında şirketin menfaatlerini gereği gibi gözetmediği için ihtilaf bulunmaktadır, bu şahıs şirket yönetiminin değişme ihtimali olduğu söylentilerinin konuşulmaya başlandığı bir dönemde aynı gün, 14.07.2020 tarihinde, davacı şirketle aralarında dava konusu sözleşmenin de olduğu dört ayrı sözleşme imzalanmasını sağlamış muhasebe ile ilgili de son söz sahibi olarak hiçbir teminat, güvence almaksızın sözleşme bedellerinin %60 gibi fahiş avans ödemelerini yüklenici şirkete ödemekten de çekinmediğini, Çalıştığı işveren şirketin menfaatlerini gözeterek yüklenici şirketlerin hatalı ve geciken imalatları ile ilgili üzerine düşen takip görevini yerine getirmeyerek işverene karşı sadakat ve özen borcuna aykırı davrandığı için işverenin bu hususlarda kendisi ile görüşmek ve açıklama yapmasını istemesi üzerine dönemin şantiye şefi, müvekkil şirketteki görevinden 04.12.2020 tarihinde istifa etmiş, sonra da müvekkil şirket aleyhine işçi alacaklarına dayalı dava açtığını, Bu şahıs tarafından hangi menfaatler gözetilerek imzalandığını bilemediğimiz ve mahkeme tespiti ile de sahada gerçekleşen imalatın çok çok üzerinde tutarlar içeren bu hak ediş raporlarında belirtilen imalat ve ihzarat tutarlarını kesinlikle kabul etmediklerini, Müvekkil şirket, davacı yüklenicinin inşaata kattığı ayıpsız, hatasız imalatın bedelini ödemekten hiçbir zaman kaçınmamıştır, bunu davacı yüklenici de gayet iyi bildiğini, Davacı tarafında sorunsuz olarak tamamlandığını ifade ettiği diğer sözleşmelerde yapılan ödemeler de bu yaklaşımı desteklediğini, diğer yandan davacının imalatlarının kayda alınmadan söküldüğü, yok edildiği, malzemesinin kullanıldığı yönündeki iddiaları kesinlikle doğru değildir, kalan malzemesi halen şantiyede bulunduğunu, Taraflar, aralarındaki dava konusu sözleşme ve asıl davaya konu feshedilen diğer üç sözleşmeden kaynaklanan ihtilaflar nedeniyle, bir kısım delil tespiti talepleri ile ilgili olarak Milas Sulh Hukuk Mahkemesinden talepte bulunmuşlardır. Müvekkilimiz davacı şirketin delil tespiti talebi 2021/4 D.İş E. , Davalı tarafın delil tespiti talebi ise 2020/60 D.İş E. numaralarını aldığını, Bu iki dosyanın tespit keşfi aynı gün, aynı bilirkişilerin katılımı ile inşaat sahasında icra edildiğini Her iki dosya için düzenlenen bilirkişi heyeti raporları birbirini tamamlayıcı mahiyette olduğunu, mahallinde Mahkeme tarafından yapılacak keşifte de görüleceği üzere işverenin inşaa ettirdiği villa; inşaat teknolojisinin geldiği son yeniliklerin ve tüm zenginliklerin yansıtıldığı, Milas ilçesindeki iddialı örnek nitelikteki bir proje olduğunu, İşveren bu ölçekteki ve fahiş maliyetteki bir projede en ufak bir hatayı dahi kabul etme lüksüne sahip olmadığını, Ticari menfaatleri, inşaa edilen projenin niteliği, taraflar arasında imzalanan sözleşme, yüklenilen edim ve yapılan ödeme tutarları bunu gerekli kıldığını, Yüklenici üstlendiği imalatın kusursuz olması gerektiğini ve niteliğini sahayı görerek ve dava konusu sözleşmeyi imzalayarak kabul etmiş ve üstlendiğini, davacı yüklenici, dava konusu sözleşme ve yasal mevzuat çerçevesinde yükümlülüklerini ihlal etmiş, taahhüt ettiği edimlerini gereği gibi hatasız /kusursuz şekilde ve zamanında yerine getirmediğini, yukarıda izah edilen nedenlerle sözleşme ve yasal mevzuat hükümleri uyarınca hukuki dayanaktan yoksun olan iş bu davanın reddi ile; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili tarafından birleşen 2021/149 Esas ve 2021/150 Esas sayılı her iki dosya yönünden verilen cevap dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait ... ili ... ilçesi ....Beldesi ... yerleşkesi içerisinde bulunan ..., inşaat işleri ile ilgili olarak, .... ile yüklenici .. İnşaat arasında davaya konu sözleşmeler yapıldığını, ... İnşaat tarafından, müvekkil ....' un taşınmazının inşaatı için ... şirketini kurdurup finanse ettiği iddia edilmiş olsa da Ticaret Sicil Kayıtları ile SGK kayıtları incelendiği taktirde ... şirketi ile müvekkilin bir bağlantısı olmadığı resmi kayıtlardan anlaşılacağını, bu doğrultuda ... İnşaatın müvekkil ile ilgili olan; .... şirketini kurdurduğu, şirketi finanse ettirdiği, şirket yönetimini talimatı ile değiştirdiği yönündeki iddiaları asılsız ve herhangi bir somut delil ile ispatlanamadığını, ... İnşaat vekili dilekçelerinde müvekkil ile ilgili olarak genel olarak; '... Yerleşkesi içerisindeki şantiyedeki imalatları görüp ŞİFAHİ ONAY verdiği, ...'un sağ koluyum, temsilcisiyim, şeklinde söz almak suretiyle bir çok yetkisiz kişi tarafından sözleşme kapsamında olmayan muhtelif talimatlar verildiği, ...’un işlerin bitimine yakın şantiye sahasına gelerek yapılan işleri beğendiği'' şeklinde bahsedildiğini, Bu beyanlar bütün bir halde değerlendirildiği zaman müvekkil hakkındaki iddiaların soyut kaldığı, hukuki uyuşmazlığın yazılı sözleşmeler dikkate alındığında dosyanın diğer tarafları arasında olduğu görüleceğini, Ayriyeten belirtmek gerekir ki karşı tarafça, müvekkilin işleri görüp beğendiği onay verdiği belirtilmiş akabinde müvekkilin Kazakistan'ın ilk yirmi zengin işadamı arasında olduğu iddia edilerek sahada işin başında bulunmadığı vurgulanarak müvekkil hakkında çelişkili beyanlarda bulunulduğunu, Kaldı ki müvekkil inşaatı ziyaret ettiğinde dahi kendisinden, inşaattaki işlerin hangi şirket tarafından yapıldığını, kimlerin alt yüklenici olduğunu bilmesi beklenemeyeceğini, Ayrıca müvekkilin, sözleşme konularında herhangi bir uzmanlığı olmadığı da dikkate alındığında şifahi onay vermesinin de bir önemi bulunmadığını, müvekkilin, ... şirket bünyesinde çalışan hiçbir işçi ile hukuki ya da ticari herhangi bir bağı bulunmamakla beraber sözleşmelerin feshedilmesi ile ilgili olarak müvekkilin herhangi bir sorumluluğu ve etkisi mevcut olmadığını, Hiçbir kabul anlamına gelmemekle beraber, yapılan sözleşmelerin anahtar teslim şeklinde yapıldığı dikkate alındığında, iş sahibi müvekkil ile yüklenici şirket arasında asıl işveren - alt işveren ilişkisi de söz konusu olamayacağını, Yargıtay' ın iş bu konudaki ısrarlı kararları da bu şekilde olduğunu, Bu açıklamalar doğrultusunda müvekkilin asıl işveren sıfatına sahip olmadığı ve bu nedenle sorumluluğu olmadığını, Uyuşmazlık konusu sözleşmeler... şirketi ile ... İnşaat şirketi arasında yapıldığını, Hiçbir kabul anlamına gelmemekle beraber, genel olarak bir değerlendirme yapıldığı zaman şirketler arasında yapılan sözleşmelerdeki sorumluluk şirket yöneticisine değil şirket tüzel kişiliğine yöneltilceğini, Bu yönde bir değerlendirme yapıldığı taktirde, sözleşmelerin nispiliği ilkesi göz önünde tutulduğunda müvekkilin şahsi olarak sözleşmeler kapsamında sorumluluğu bulunmadığını, .... İnşaatın davasını yönelttiği müvekkilin, talep edilen hakkın istenebileceği kişi olmadığı durumda olduğu dikkate alındığında müvekkil yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi aksi halde esastan reddine karar vermesini talep etmiştir. Birleşen Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/338 Esas, 2022/266 Karar sayılı dosyasında davalı ... vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; 2021/188 Esas sayılı dava dosyası ve bu dava dosyası ile birleşen 2021/149 Esas ve 2021/150 Esas sayılı dava dosyaları kapsamında görülen duruşma ve yapılan tespitlerde dile getirdiğimiz üzere, davacı ... Şti. ile müvekkil davalı ....Şti. arasında akdolunan toplam 9 adet sözleşme bulunduğunu, Bu sözleşmelerden son dört adedinin davacı .... Şti. tarafından haksız feshinden kaynaklı hakediş alacaklarımıza karşılık sorunsuz olarak tamamlanmış, geçici ve kesin kabulleri yapılmış, yapı denetim raporları düzenlenerek inşaatın kalan kısmının yapılmasına izin verilmiş, hatta davacı ... şirketinin yeni yönetimi tarafından alıkonulan kabul teminatları ödenmiş olmasına rağmen hakediş alacaklarımıza karşılık alacak devşirmek amacı ile sorunsuz tamamlanan ve herhangi bir ayıp barındırmayan 22.01.2019 tarihli "Ön Üretimli Çelik Konstrüksiyon İmalat ve Montaj İşleri Sözleşmesi" de Mahkemeniz 2021/188 Esas sayılı dava dosyasında birleştirilen 2022/338 Esas sayılı dava dosyası ile yeni bir dava konusu yapılmış bulunduğunu, öncelikle, esasa girilmeksizin; belirlenebilir alacak kalemleri üzerinden açılan belirsiz alacak davasının "hukuki menfaat" dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, aksi takdirde dava dilekçesinde zikredilen tutarlar üzerinden harcın tamamlanması için davacı tarafa kesin süre verilmesine, Mahkemece aksi kanaatte olunması halinde, iş bu cevap dilekçemiz içeriğinde yapmış olduğu açıklamalar doğrultusunda ve tüm dava, karşı dava, her türlü hukuki ve cezai yasal yollara başvuru ile mevzuat ve yasadan kaynaklanan bütün talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydı ile, huzurda görülen haksız ve hukuki mesnetten yoksun “Davanın ve tüm davacı taleplerinin reddine”, her türlü dava harç ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 28.03.2024 tarih ve 2021/188 Esas, 2024/302 Karar sayılı kararı ile özetle; A)-BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN 17/09/2021 TARİH VE 2021/149 ESAS, 2021/135 KARAR SAYILI DOSYASINDA DAVA KONUSU "14/07/2020 TARİHLİ "TAVAN KAPLAMA SÖZLEŞMESİ" YÖNÜNDEN; "Taraf vekillerinin dilekçeleri, keşif zaptı, tanık beyanları, bilirkişi kurulunun rapor ve ek raporlarından anlaşılacağı üzere; taraflar arasında düzenlenen sözleşme gereğince davalı ...ŞİRKETİ'nce işe başlandığı, özellikle dosya içerisindeki toplantı tutanaklarından da anlaşılacağı üzere, gerek malzeme, gerek renk, ebat vs tüm özellikler seçilirken yüklenici tarafından örnek uygulama yapıldıktan ve davacı işveren ve arsa sahibin yetkilendirdiği kişi tarafından onaylandıktan sonra işlerin yapıldığı, eş söyleyişle yüklenici tarafından yapılan tüm iş ve imalatların davacı işveren ve arsa sahibin denetimi, gözetimi ve onayı ile yapıldığı, dolayısıyla işveren ile birlikte yükleniciye karşı müteselsilen sorumlu oldukları, dosya içerisindeki toplantı tutanakları ve özellikle 11/11/2020, 16/11/2020, 19/11/2020 tarihli toplantı tutanağından da anlaşılacağı üzere, işe başlandıktan sonra davacı şirketteki yönetim değişikliğinden sonra, gerek bu dosyada davalı ...'ŞİRKETİnden, gerekse aynı yerle ilgili mahkememize açılan diğer sözleşmeleri üstlenen yüklenicilerden USD olan sözleşme bedelinin kontrat tarihindeki kur üzerinden TL'ye çevrilmesi ve bu bedelden % 50 oranında bedel indirimi ve bu anlaşmaya göre ek sözleşme yapılmasının talep edildiği, yüklenici/yükleniciler tarafından bu durum kabul edilmeyince, gerek işveren gerek se arsa sahibi tarafından yüklenicilerin inşaat alanına girmelerinin fiilen engellendiği, daha sonra eksik kalan işlerin yapımının başka yüklenicilere verildiği, işin durmasına ve sözleşmenin feshine davacı işverenin yeni yönetimi ve arsa sahibinin yüklenici olan davalı tarafça kabul edilmesi mümkün olmayan talep ve davranışlarının yol açtığı, Davacı ...ŞİRKETİ tarafından Kadıköy 3. Noterliği'nin 06 Ocak 2021 tarih ve 00061 yevmiye sayılı ihtarname ile bu dosyada uyuşmazlık konusu olan "14/07/2020 tarihli "TAVAN KAPLAMA SÖZLEŞMESİ"nin geriye geriye doğru etki edecek şekilde fesh işleminin de haksız olduğu, eş söyleyişle sözleşmenin feshine davalı işverenin yeni yönetimi ve arsa sahibinin ortak davranışlarının sebep olduğu, davacı yüklenicinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmıştır. Somut olayda, taraf vekillerinin tüm aşamalardaki beyan ve dilekçeleri, tespit raporlarına yapılan itirazlar ve mahkememizce yapılan keşif sonucunda alınan teknik bilirkişi raporlarından anlaşılacağı üzere, 14/07/2020 tarihli "TAVAN KAPLAMA SÖZLEŞMESİ'nin götürü bedelli eser sözleşmesi olduğu, kapsamında davacı yüklenicinin ek işler bedeli hariç 1 nolu hakediş bedelinin 336.988,25-USD, 2 nolu hakediş bedelinin 53.181,25-USD, ek işler bedeli 37.176,14-USD olmak üzere toplam hakediş bedelinin 427.345,64-USD olduğu, davalı tarafından 250.000,00-USD ödeme yapıldığında 427.345,64-USD-250.000,00-USD= toplam alacağın 177.345,64-USD olduğu, sözleşmenin işveren tarafından haksız feshi nedeniyle eksik kalan işler nedeniyle 1.984,60-USD kar mahrumiyeti bedeli eklendiğinde davacının -140.169,50-USD hakediş bedeli, 1.984,60-USD kar mahrumiyeti bedeli ve 37.176.04-USD ek iş bedeli olmak üzere toplam 179.330,14-USD alacağa hak kazandığı anlaşıldığından aksi yöndeki beyan, itirazlar, bilirkişi raporlarındaki değerlendirmelere itibar edilmeyerek bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı ... arsa sahibi ve asıl işveren olup, davalı ... ŞİRKETİ alt işveren, davacı ... ŞİRKETİ ise yüklenici konumundadır. Davalı ... işveren sıfatıyla sözleşmelerin ifa yerinde temsilcisini bulundurduğu, temsilcileri aracılığıyla toplantılara katıldığı, yüklenici ve alt yükleniciye emir ve talimat verme, yapılan işleri doğrudan kontrol/denetim/gözetim yetkisini kendisinde tuttuğu, yapılan tüm iş ve işlemlerin temsilcisinin onayıyla yapıldığı, davacı yüklenici işe başlandıktan sonra davalı şirketteki yönetim değişikliğinden sonra, gerek bu dosyada davalı ...ŞİRKETİ 'nden, gerekse aynı yerle ilgili mahkememize açılan diğer sözleşmeleri üstlenen yüklenicilerden USD olan sözleşme bedelinin kontrat tarihindeki kur üzerinden TL'ye çevrilmesi ve bu bedelden % 50 oranında bedel indirimi ve bu anlaşmaya göre ek sözleşme yapılmasının talep ettiği, bu durumun açıkça toplantı tutanaklarına yansıdığı, yüklenici/yükleniciler tarafından bu durum kabul edilmeyince, alt işveren ... ŞİRKETİ ile birlikte ortak hareket ederek davacı yüklenicinin inşaat alanına girmelerinin fiilen engellediği, daha sonra eksik kalan işlerin yapımını başka yüklenicilere verdikleri, işin durmasına ve sözleşmelerin feshine davalı ... ŞİKRETİ 'nin yeni yönetimi ve arsa sahibinin yüklenici olan davacı tarafça kabul edilmesi mümkün olmayan talep ve davranışlarının yol açtığı, geriye geriye doğru etki edecek şekilde sözleşmenin feshine sebep olduğu, dolayısıyla meydana gelen zarardan davalı ... ŞİRKETİ ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğu anlaşıldığından aksi yöndeki davalı vekilinin müvekkilinin sözleşmelerin tarafı olmadığı ve sorumluluğunun bulunmadığına yönelik beyanlarına itibar edilmemiştir. Somut olyda her ne kadar davacı vekili fesih tarihinden itibaren faiz talep etmiş ise de, dava tarihinden önce hükmedilen alacak miktarları ile ilgili herhangi bir temerrüt sözkonusu olmadığından hükmedilen USD alacağa fiili ödeme günündeki kur üzerinden dava tarihi olan 09/09/2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunu'nun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin 20.422,48-USD yönünden talebin reddine karar verilmiştir. Davalılar vekilleri her ne kadar Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı ...'ın uzmanlığı dışında rapor vermesi nedeniyle İzmir Bilirkişi Bölge Kurulunca uyarma cezası verilmesi nedeniyle raporunun hükme esas alınamayacağı ileri sürülmüş ise, bilirkişinin sadece teknik bilirkişilerin verdiği rapor ve ek raporlarda yapılan hesaplamaların toplanması amacıyla alındığı, zaten bu yöndeki hesaplamaların mali müşavir bilirkişi tarafından ve mahkememiz tarafından da yapıldığı, bu nedenle Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı ....'ın değerlendirilmelerinin sonuca etkili olmadığı, zaten bilirkişinin değerlendirimeleri olmadan da mahkememizce aynı sonuca ulaşıldığı ve bu durumun sonuca etkili olmadığı anlaşıldığından Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı ...'ın değerlendirilmeleri dikkate alınmamıştır. Hüküm fıkrasında davalılar ... ŞİRKETİ ve ...'dan harç ve yargılama giderlerinden sorumluluğa hükmedilirken müteselsil sorumluluk ilkesi dikkate alınarak hüküm kurulması gerektiği anlaşılmakla hükümdeki maddi hata düzeltilmiştir. B)-BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN 10/09/2021 tarih ve 2021/150 Esas, 2021/131 KARAR SAYILI DOSYASINDA DAVA KONUSU "14.07.2020 TARİHLİ İÇ CEPHE MEKANİK MONTAJ TRAVERTEN VE YAPIŞTIRMA DOĞAL TAŞ KAPLAMA SÖZLEŞMESİ" YÖNÜNDEN; Taraf vekillerinin dilekçeleri, keşif zaptı, tanık beyanları, bilirkişi kurulunun rapor ve ek raporlarından anlaşılacağı üzere; taraflar arasında düzenlenen sözleşme gereğince davacı ...ŞİRKETİ 'nce işe başlandığı, özellikle dosya içerisindeki toplantı tutanaklarından da anlaşılacağı üzere, gerek malzeme, gerek renk, ebat vs tüm özellikler seçilirken yüklenici tarafından örnek uygulama yapıldıktan ve davacı işveren ve arsa sahibin yetkilendirdiği kişi tarafından onaylandıktan sonra işlerin yapıldığı eş söyleyişle yüklenici tarafından yapılan tüm iş ve imalatların davacı işveren ve arsa sahibin denetimi, gözetimi ve onayı ile yapıldığı, dolayısıyla işveren ile birlikte yükleniciye karşı müteselsilen sorumlu oldukları, dosya içerisindeki toplantı tutanakları ve özellikle 11/11/2020, 16/11/2020, 19/11/2020 tarihli toplantı tutanağından da anlaşılacağı üzere, işe başlandıktan sonra davacı şirketteki yönetim değişikliğinden sonra, gerek bu dosyada davacı ...ŞİRKETİ 'nden, gerekse aynı yerle ilgili mahkememize açılan diğer sözleşmeleri üstlenen yüklenicilerden USD olan sözleşme bedelinin kontrat tarihindeki kur üzerinden TL'ye çevrilmesi ve bu bedelden % 50 oranında bedel indirimi ve bu anlaşmaya göre ek sözleşme yapılmasının talep edildiği, yüklenici/yükleniciler tarafından bu durum kabul edilmeyince, gerek işveren gerek se arsa sahibi tarafından yüklenicilerin inşaat alanına girmelerinin fiilen engellendiği, daha sonra eksik kalan işlerin yapımının başka yüklenicilere verildiği, işin durmasına ve sözleşmenin feshine davacı işverenin yeni yönetimi ve arsa sahibinin yüklenici olan davalı tarafça kabul edilmesi mümkün olmayan talep ve davranışlarının yol açtığı, Davalı ... ŞİRKETİ tarafından Kadıköy 3. Noterliği'nin 06 Ocak 2021 tarih ve 00061 yevmiye sayılı ihtarname ile bu dosyada uyuşmazlık konusu olan "14.07.2020 TARİHLİ İÇ CEPHE MEKANİK MONTAJ TRAVERTEN VE YAPIŞTIRMA DOĞAL TAŞ KAPLAMA SÖZLEŞMESİ"nin geriye geriye doğru etki edecek şekilde fesh işleminin de haksız olduğu, eş söyleyişle sözleşmenin feshine davalı işverenin yeni yönetimi ve arsa sahibinin ortak davranışlarının sebep olduğu, davacı yüklenicinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmıştır. Somut olayda, taraf vekillerinin tüm aşamalardaki beyan ve dilekçeleri, tespit raporlarına yapılan itirazlar ve mahkememizce yapılan keşif sonucunda alınan teknik bilirkişi raporlarından anlaşılacağı üzere, "14.07.2020 TARİHLİ İÇ CEPHE MEKANİK MONTAJ TRAVERTEN VE YAPIŞTIRMA DOĞAL TAŞ KAPLAMA SÖZLEŞMESİ"nin götürü bedelli eser sözleşmesi olduğu, sözleşme kapsamında davacı yüklenicinin toplam hakediş bedelinin 266.682,28-USD olduğu, davalı tarafından 230.000,00-USD ödeme yapıldığında toplam alacağın 266.682,28-USD-230.000,00-USD=36.682,28-USD olduğu, sözleşmenin işveren tarafından haksız feshi nedeniyle eksik kalan işler nedeniyle 11.210,70-USD kar mahrumiyeti bedeli eklendiğinde davacının 36.682,20-USD hakediş bedeli ve 11.210,70-USD kar mahrumiyeti bedeli olmak üzere toplam 47.892,90-USD alacağa hak kazandığı anlaşıldığından aksi yöndeki beyan, itirazlar, bilirkişi raporlarındaki değerlendirmelere itibar edilmeyerek bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı ... arsa sahibi ve asıl işveren olup, davalı ... ŞİRKETİ alt işveren, davacı ... ŞİRKETİ ise yüklenici konumundadır. Davalı ... işveren sıfatıyla sözleşmelerin ifa yerinde temsilcisini bulundurduğu, temsilcileri aracılığıyla toplantılara katıldığı, yüklenici ve alt yükleniciye emir ve talimat verme, yapılan işleri doğrudan kontrol/denetim/gözetim yetkisini kendisinde tuttuğu, yapılan tüm iş ve işlemlerin temsilcisinin onayıyla yapıldığı, davacı yüklenici işe başlandıktan sonra davalı şirketteki yönetim değişikliğinden sonra, gerek bu dosyada davalı ...ŞİRKETİ 'nden, gerekse aynı yerle ilgili mahkememize açılan diğer sözleşmeleri üstlenen yüklenicilerden USD olan sözleşme bedelinin kontrat tarihindeki kur üzerinden TL'ye çevrilmesi ve bu bedelden % 50 oranında bedel indirimi ve bu anlaşmaya göre ek sözleşme yapılmasının talep ettiği, bu durumun açıkça toplantı tutanaklarına yansıdığı, yüklenici/yükleniciler tarafından bu durum kabul edilmeyince, alt işveren ... ŞİRKETİ ile birlikte ortak hareket ederek davacı yüklenicinin inşaat alanına girmelerinin fiilen engellediği, daha sonra eksik kalan işlerin yapımını başka yüklenicilere verdikleri, işin durmasına ve sözleşmelerin feshine davalı ...ŞİRKETİ 'nin yeni yönetimi ve arsa sahibinin yüklenici olan davacı tarafça kabul edilmesi mümkün olmayan talep ve davranışlarının yol açtığı, geriye geriye doğru etki edecek şekilde sözleşmenin feshine sebep olduğu, dolayısıyla meydana gelen zarardan davalı ... ŞİRKETİ ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğu anlaşıldığından aksi yöndeki davalı vekilinin müvekkilinin sözleşmelerin tarafı olmadığı ve sorumluluğunun bulunmadığına yönelik beyanlarına itibar edilmemiştir. Somut olayda her ne kadar davacı vekili fesih tarihinden itibaren faiz talep etmiş ise de, dava tarihinden önce hükmedilen alacak miktarları ile ilgili herhangi bir temerrüt söz konusu olmadığından hükmedilen USD alacağa fiili ödeme günündeki kur üzerinden dava tarihi olan 09/09/2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunu'nun 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalılar vekilleri her ne kadar Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı ....'ın uzmanlığı dışında rapor vermesi nedeniyle İzmir Bilirkişi Bölge Kurulunca uyarma cezası verilmesi nedeniyle raporunun hükme esas alınamayacağı ileri sürülmüş ise, bilirkişinin sadece teknik bilirkişilerin verdiği rapor ve ek raporlarda yapılan hesaplamaların toplanması amacıyla alındığı, zaten bu yöndeki hesaplamaların mali müşavir bilirkişi tarafından ve mahkememiz tarafından da yapıldığı, bu nedenle Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı ....'ın değerlendirilmelerinin sonuca etkili olmadığı, zaten bilirkişinin değerlendirimeleri olmadan da mahkememizce aynı sonuca ulaşıldığı ve bu durumun sonuca etkili olmadığı anlaşıldığından Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı ....'ın değerlendirilmeleri dikkate alınmamıştır. Hüküm fıkrasında davalılar ... ŞİRKETİ ve ...'dan harç ve yargılama giderlerinden sorumluluğa hükmedilirken müteselsil sorumluluk ilkesi dikkate alınarak hüküm kurulması gerektiği anlaşılmakla hükümdeki maddi hata düzeltilmiştir. C)-BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN 16/02/2022 tarih ve 2022/338 Esas, 2022/266 KARAR SAYILI DOSYASINDA DAVA KONUSU 22/01/2019 TARİHLİ “ÖN ÜRETİMLİ ÇELİK KONSTRÜKSİYON İMALAT VE MONTAJ İŞLERİ SÖZLEŞMESİ” YÖNÜNDEN;" Taraf vekillerinin dilekçeleri, keşif zaptı, tanık beyanları, bilirkişi kurulunun rapor ve ek raporlarından anlaşılacağı üzere; taraflar arasında düzenlenen sözleşme gereğince davalı ... ŞİRKETİ 'nce işe başlandığı, özellikle dosya içerisindeki toplantı tutanaklarından da anlaşılacağı üzere, gerek malzeme, gerek renk, ebat vs tüm özellikler seçilirken yüklenici tarafından örnek uygulama yapıldıktan ve davacı işveren ve arsa sahibin yetkilendirdiği kişi tarafından onaylandıktan sonra işlerin yapıldığı, eş söyleyişle yüklenici tarafından yapılan tüm iş ve imalatların davacı işveren ve arsa sahibin onayı ile yapıldığı, dosya içerisindeki toplantı tutanakları ve özellikle 11/11/2020, 16/11/2020, 19/11/2020 tarihli toplantı tutanağından da anlaşılacağı üzere, işe başlandıktan sonra davacı şirketteki yönetim değişikliğinden sonra, gerek bu dosyada davalı ... ŞİRKETİ 'nden, gerekse aynı yerle ilgili mahkememize açılan diğer sözleşmeleri üstlenen yüklenicilerden USD olan sözleşme bedelinin kontrat tarihindeki kur üzerinden TL'ye çevrilmesi ve bu bedelden % 50 oranında bedel indirimi ve bu anlaşmaya göre ek sözleşme yapılmasının talep edildiği, yüklenici/yükleniciler tarafından bu durum kabul edilmeyince, gerek işveren gerek se arsa sahibi tarafından yüklenicilerin inşaat alanına girmelerinin fiilen engellendiği, daha sonra eksik kalan işlerin yapımının başka yüklenicilere verildiği, işin durmasına ve sözleşmenin feshine davacı işverenin yeni yönetimi ve arsa sahibinin yüklenici olan davalı tarafça kabul edilmesi mümkün olmayan talep ve davranışlarının yol açtığı, Davacı ... ŞİRKETİ tarafından Kadıköy 3. Noterliği'nin 06 Ocak 2021 tarih ve 00061 yevmiye sayılı ihtarname ile bu dosyada uyuşmazlık konusu olan " "22/01/2019 TARİHLİ “ÖN ÜRETİMLİ ÇELİK KONSTRÜKSİYON İMALAT VE MONTAJ İŞLERİ SÖZLEŞMESİ"nin geriye geriye doğru etki edecek şekilde fesh işleminin de haksız olduğu, eş söyleyişle sözleşmenin feshine davalı işverenin yeni yönetimi ve arsa sahibinin ortak davranışlarının sebep olduğu, davacı yüklenicinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmıştır. Somut olayda, taraf vekillerinin tüm aşamalardaki beyan ve dilekçeleri, tespit raporlarına yapılan itirazlar ve mahkememizce yapılan keşif sonucunda alınan teknik bilirkişi raporlarından anlaşılacağı üzere, "22/01/2019 TARİHLİ “ÖN ÜRETİMLİ ÇELİK KONSTRÜKSİYON İMALAT VE MONTAJ İŞLERİ SÖZLEŞMESİ'nin götürü bedelli eser sözleşmesi olduğu, sözleşme kapsamında gerek Milas Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/14 D.İş Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu, gerekse mahkememizce yapılan keşif sonucunda alınan bilirkişi rapor ve ek raporuna göre davalı yüklenicinin yapmış olduğu ayıplı iş bedelinin 985.300,00-TL olduğu, davacı işverenin bu ayıplı iş bedelini talep edebileceği anlaşıldığından aksi yöndeki beyan, itirazlar, bilirkişi raporlarındaki değerlendirmelere itibar edilmeyerek bu miktar üzerinden ve taleple bağlı kalınarak TL olarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Somut olayda her ne kadar davacı vekili ayıplı iş bedelini üçüncü firmaya ödeme tarihinden dava tarihinde kadar işlemiş faiz bedeli talep etmiş ise de, dava tarihinden önce hükmedilen alacak miktarları ile ilgili herhangi bir temerrüt söz konusu olmadığından davacının 73.418,35-TL avans faizi alacağı yönünden talebin reddine'' dair karar verilmemiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: 1-Birleşen 2021/149 Esas ve 2021/150 Esas sayılı davalarda davalı ... vekili tarafından verilen 26.04.2024 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -....vekili dilekçelerinde müvekkili hakkında ''davacının davaya konu taşınmazın maliki ve birleşen dosyaların davalısı ....'u aldatmak maksadı ile hareket edip etmediği ... ..'un davaya konu uyuşmazlığın çıkmasına bizzat sebep olup olmadığı ...'' şeklinde beyanda bulunarak müvekkilinin davalı olarak eklendiğine atıfta bulunduğunu, ancak müvekkilinin davalı sıfatına sahip olduğuna dair hakkında herhangi bir delil sunamadığını, karşı tarafın müvekkilinin davalı sıfatına sahip olmadığını bildiğini, davanın kötü niyetli olarak müvekkiline yöneltildiğini açıkça gösterdiğini, ancak akabinde ....'ın yargılamanın en başında, müvekkilinin söz konusu uyuşmalığın çıkmasına etkisi olup olmadığını bilmediğini beyan etmesi üzerine yargılama devam ederken müvekkili hakkındaki iddialarını sürekli olarak değiştirerek genişlettiğini, -Özetle, .... vekili beyanlarında ilgili taşınmazın sahibinin müvekkili olması sebebi ile davalı olarak gösterdiklerini beyan ettiklerini, akabinde müvekkili ile ilgili iddialarını yargılama esnasına genişlettiklerini, yerel mahkemenin ise herhangi somut bir delil olmamasına rağmen sadece karşı tarafın beyanlarını esas alarak müvekkilinin müteselsil sorumlu tuttuğunu, müvekkili ile karşı taraf arasında hukuki bir ilişkinin mevcut olduğunu, müvekkilinin huzurdaki davada taraf sıfatının dahi bulunmadığını, müvekkili yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, -Müvekkiline ait ... ili ... ilçesi ... Beldesi ... yerleşkesi içerisinde bulunan ..., inşaat işleri ile ilgili olarak, ....ile yüklenici ...arasında davaya konu sözleşmeler yapıldığını, .... tarafından, müvekkili ....'un taşınmazının inşaatı için .... şirketini kurdurup finanse ettiği iddia edilmiş olsa da Ticaret Sicil Kayıtları ile SGK kayıtları incelendiği taktirde ... . şirketi ile müvekkilinin bir bağlantısı olmadığının resmi kayıtlardan anlaşılacağını, bu doğrultuda ...ın müvekkili ile ilgili olan; .... şirketini kurdurduğu, şirketi finanse ettirdiği, şirket yönetimini talimatı ile değiştirdiği yönündeki iddialarının asılsız ve herhangi bir somut delil ile ispatlanamadığını, -... İnşaat vekili dilekçelerinde müvekkili ile ilgili olarak genel olarak; ''.... Yerleşkesi içerisindeki şantiyedeki imalatları görüp ŞİFAHİ ONAY ? verdiği, ...'un sağ koluyum, temsilcisiyim, şeklinde söz almak suretiyle bir çok yetkisiz kişi tarafından sözleşme kapsamında olmayan muhtelif talimatlar verildiği, ....’un işlerin bitimine yakın şantiye sahasına gelerek yapılan işleri beğendiği'' şeklinde bahsedildiğini, bu beyanların bütün bir halde değerlendirildiği zaman müvekkili hakkındaki iddiaların soyut kaldığı, hukuki uyuşmazlığın yazılı sözleşmeler dikkate alındığında dosyanın diğer tarafları arasında olduğunun görüleceğini, ayriyeten karşı tarafça, müvekkilinin işleri görüp beğendiği, onay verdiğinin belirtildiğini, akabinde müvekkilinin Kazakistan'ın ilk yirmi zengin işadamı arasında olduğu iddia edilerek sahada işin başında bulunmadığı vurgulanarak müvekkili hakkında çelişkili beyanlarda bulunulduğunu, -Kaldı ki müvekkilinin inşaatı ziyaret ettiğinde dahi kendisinden, inşaattaki işlerin hangi şirket tarafından yapıldığını, kimlerin alt yüklenici olduğunu bilmesinin beklenemeyeceğini, ayrıca müvekkilinin, sözleşme konularında herhangi bir uzmanlığı olmadığı da dikkate alındığında şifahi onay vermesinin de bir öneminin bulunmadığını, kısaca; müvekkilinin, .... şirket bünyesinde çalışan hiçbir işçi ile hukuki ya da ticari herhangi bir bağı bulunmamakla beraber sözleşmelerin feshedilmesi ile ilgili olarak müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu ve etkisinin mevcut olmadığını, -Kaldı ki müvekkili ... Şirketi ile arasında olan anahtar teslim sözleşmesinin borç ve yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ... ile .... Şirketi arasındaki sözleşmenin müvekkilini yükümlü kılmadığını, aksi bir ihtimalde ...ile .. Şirketi'nin muvazaalı bir şekilde sözleşme akdedilmesi, kendi aralarında gerçeğe aykırı tutanak düzenlenmesi, sözleşmenin dışında yer alan müvekkilinin hatalı bir şekilde sorumlu tutulmasına sebep olacağını, müvekkilinin yalnızca ... şirketiyle yapmış olduğu sözleşmeden sorumlu olduğunu, ... ile ... Şirketi arasındaki anlaşmaların müvekkilini sorumlu tutmadığını, ... ile .... Şirketi arasında yapılan işten müvekkilinin sorumlu tutulabilmesi için yapılan harcamaların Çevre ve Çehircilik Bakanlığı İnşaat brim maliyetleri baz alınarak hesaplama yapılmasının gerektiğini, -... ile ... şirketlerinin içlerindeki üst-alt işveren ilişkisinde müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, iş kazası sebebine dayalı dosyalarda dahi iş sahibinin alt işverene karşı sorumlu olamayacağı düzenlenmiş iken, Ticaret hukuku kapsamında yapılan iş ve işlemlere yönelik müvekkilinin iş sahibi olarak sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, -Gerekçeli kararda müvekkilinin sorumluluğunun tespitinde dosyada mevcut toplantı tutanaklarının delil olarak gösterildiğini, ilgili toplantı tutanaklarında müvekkilini temsile yetkili hiçbir temsilcinin yer almadığını, iddia edilen toplantı tutanaklarında imzaları yer alan kişilerin müvekkili ile bir bağlantısının, temsil ilişkisinin bulunmadığını, dosya kapsamında yapılan eser ile ilgili müvekkilinin emir ve talimat, denetim, kontrol vb. yetkilerini içeren vekaletname/yetki belgesine haiz vekile ilişkin belge bulunmadığını, -Hiçbir kabul anlamına gelmemekle beraber, yapılan sözleşmelerin anahtar teslim şeklinde yapıldığı dikkate alındığında, iş sahibi müvekkili ile yüklenici şirket arasında asıl işveren - alt işveren ilişkisinin de söz konusu olamayacağını, Yargıtay' ın iş bu konudaki ısrarlı kararlarının da bu şekilde olduğunu, bu açıklamalar doğrultusunda müvekkilinin asıl işveren sıfatına sahip olmadığı ve bu nedenle sorumluluğunun olmadığını, -Müvekkilinin iş sahibi olup eser sözleşmesi yönünden yapılacak işleri doğrudan anahtar teslim sözleşmesi kapsamında yüklenici .... şirketi ile yaptığını, iş sahibinin müvekkili ile .... şirketi arasında emir ve talimat verme, yapılan işi kontrol ve denetleme yetkisinin de bulunmadığını, kabul etmemekle birlikte, eserin kontrol edilmesi, gözden geçirilmesi, sözleşmede revize talebinde bulunulması ilgili sözleşmenin anahtar teslim olarak düzenlenmesine engel olmadığını, müvekkili .... şirketine karşı her aşamada sözleşmede revize talebinde bulunabileceğini, müvekkilinin taleplerine açık aykırılık şeklinde bir eserin meydana getirilmesi ihtimaline binaen müvekkilinin yapılan işi gözden geçirmesi, emir ve talimat verme olarak değerlendirilemeyeceğini,.... ile ... şirketlerinin içlerindeki üst-alt işveren ilişkisinde müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, kaldı ki; müvekkilinin sözleşmenin tarafı olan .... Şirketiyle toplantı yapabileceğini, revize isteyebileceğini, yapılan işleri kontrol edebileceğini, -Uyuşmazlık konusu sözleşmelerin .... şirketi ile .... şirketi arasında yapıldığını, hiçbir kabul anlamına gelmemekle beraber, genel olarak bir değerlendirme yapıldığı zaman şirketler arasında yapılan sözleşmelerdeki sorumluluk şirket yöneticisine değil şirket tüzel kişiliğine yöneltileceğini, bu yönde bir değerlendirme yapıldığı taktirde, sözleşmelerin nispiliği ilkesi göz önünde tutulduğunda müvekkilinin şahsi olarak sözleşmeler kapsamında sorumluluğunun bulunmadığını, -... tarafından mevcut dava kısmi dava olarak 2.000 USD üzerinden açıldığını, ... tarafından davanın ıslah edilmediğini, karşı tarafın davayı hem düşük değer üzerinden açtığını, hem düşük bedel üzerinden harç yatırdığını, harca esas değer konusunda eksiklik olmadığından eksik harcın tamamlatılması yoluna gidilemeyeceğini, dava değerinin halihazırda 2.000 USD olduğunu ve eksik harç bulunmadığını, bu doğrultuda bir değerlendirme yapıldığında, mahkemenin netice-i talep ile bağlı olduğu dikkate alındığında netice-i talebi aşar şekilde karar vermesinin hatalı olduğunu, mahkemece, ihsas-ı rey olacak şekilde karşı tarafın talebini arttırmaya zorladığını, -Eksik harç hesaplaması yapılırken günümüzdeki kur üzerinden bir hesaplama yapılması gerekirken dava açıldığı tarihteki kur üzerinden hesaplama yapılarak harç yatırıldığını, gelinen aşama itibariyle davanın kabulüne karar verildiğinden günümüzdeki kur üzerinden tahsilat yoluna gidileceğini, ancak eksik harç ödemesi yapılırken dava açıldığı tarihteki kur üzerinden harç ödemesi yapıldığını, sadece bu sebeple dahi istinaf başvurularının kabulüne karar verilmesinin gerektiğini, karşı tarafça yapılan ıslahın ise ıslah yapıldığı tarihteki kur üzerinden yapılmasının gerektiğini, faiz başlangıcının da bu tarih itibari ile olması gerektiğini, ancak mahkemece bu hususların göz ardı edildiğini, -Mahkemenin kararında baz aldığı bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişi....'ın İzmir Bilirkişilik Bölge Kurulu 2023/644 Disiplin No 2024/7 Toplantı No 2024/131 Karar No sayılı kararı ile uzmanlık alanı dışında rapor düzenlemesi nedeniyle uyarma cezası aldığını, ilgili karar dosya kapsamında yer aldığını, mahkemece ceza alan bilirkişinin düzenlediği raporun hükme esas alınması, yeni bir heyetten rapor alınmaması hatalı ve eksik inceleme yaptığını gösterdiğini, -Gerek karşı tarafın dilekçeleri gerek dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporları bir bütün halde değerlendirildiğinde, karşı taraf ....'ın tamamlamamış olduğu işlerin (tamamlanmamış işleri tespit eden raporların dosyada mevcut olduğunu) tamamlanmış gibi yapılarak, bu yönde usule aykırı tutanaklar tuttularak haksız menfaat sağlandığını, dosya kapsamından, ...ın yapmış olduğu işlerin karşılığının diğer taraf .... tarafından ödendiğinin anlaşıldığını, -Yukarıda değinilenler doğrultusunda,....ın davasını yönelttiği müvekkilinin, talep edilen hakkın istenebileceği kişi olmadığı durumda olduğu dikkate alındığında müvekkili yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi aksi halde esastan reddine karar verilmesinin gerektiğini, Yukarıda açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle, tehir-i icra ve duruşma talepli istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 2-Birleşen 2021/149 Esas ve 2021/150 Esas sayılı davalarda davalı-birleşen 2022/338 Esas sayılı davada davacı .... Şti. vekili tarafından verilen 29.04.2024 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -Taraflar arasındaki ihtilaflara konu tefrik edilen ve birleştirilen davalar ile ilgili açıklama yapılırken de karmaşaya neden olunduğunu, iş bu dava dosyasının .... Şirketinin davacısı olduğu, tamamlanmamış tavan Kaplama Sözleşmesi ( 2021/149 E.) ve İç Cephe Mekanik Montaj Traverten ve Yapıştırma Doğal Taş Kaplama sözleşmesinden (2021/150 E.) kaynaklı davalar ile.... Şirketinin, davacısı olduğu, iş tesliminden sonra ortaya çıkan ayıba dayalı olarak, Ön Üretimli Çelik Konstrüksiyon İmalat Ve Montaj İşleri Sözleşmesinden kaynaklı (2022/338 E.) üç davayı kapsadığını, ... şirketinin davacısı olduğu davalarda sözleşmelere dayalı imalatların farklılığı dışındaki tüm iddia ve deliller aynı olduğundan, Tavan Kaplama Sözleşmesi ve İç Cephe Mekanik Montaj Traverten ve Yapıştırma Doğal Taş Kaplama Sözleşmesine dayalı olarak verilen karara karşı istinaf gerekçelerini tekrara düşmemek adına aynı bölümde ifade ettiklerini, -İstinafa konu kararın, yargılamaların başından beri ifade ettikleri, vesikalarını dosyaya sundukları, taraflar arasındaki ihtilafa konu iddia ve delillerinin neredeyse tamamına yakınının yok sayılarak, tek cümle ile itibar edilmeme nedeninin açıklanmasına dahi tenezzül duyulmadan ve ıslah talebi de bulunmadığı halde re'sen dava değeri artırılarak hukuka aykırı ve hatalı değerlendirmelerle kaleme alındığını, -6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 26. maddesi hükmü gereğince hakimin, kural olarak tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğunu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceğini, dosyaya, davacı .... Şirketi tarafından sunulmuş yazılı bir ıslah dilekçesi olmadığı gibi duruşmalar sırasında yapılmış sözlü bir ıslah talebinin de olmadığını, dava değeri olan 4.000 USD üzerindeki tutar yönünden yapılan değerlendirmeler ve verilen nihai kararın taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu, .... Şirketinin Tavan Kaplama Sözleşmesi ve İç Cephe Mekanik Montaj Traverten ve Yapıştırma Doğal Taş Kaplama Sözleşmesine dayalı olarak ayrı ayrı açtığı daha sonra yukarıdaki esas numarası üzerinde birleşen iki davada 1.000'er USD imalat bedeline, 1.000'er USD kar mahrumiyetine dayalı olarak toplam 4.000 USD üzerinden dava açtığını, -Bu davalarda Davacı olan, .... şirketi tarafından, HMK 177 maddesi uyarınca duruşmalarda sözlü olarak yapılmış bir ıslah talebi olmadığı gibi yazılı olarak yapılmış ve taraflarına tebliğ edilmiş bir ıslah talebinin de olmadığını, mahkeme .... Şirketi vekili tarafından dosyaya sunulan 11.09.2023 tarihli, "Dosya konusu alacağımız için ihtiyati haciz talebimizi içerir dilekçedir." konu açıklamalı, UYAP sistemine 08.09.2023 ve 11.09.2023 tarihlerinde "Talep Evrakı" olarak kaydedilen hangi sözleşmeden dolayı davanın hangi tutarda arttırıldığı da belirtilmeyen, dilekçenin hukuka aykırı olarak ıslah dilekçesi olarak kabul gördü ise bu talep üzerinden, reddedilen, 460.519,06-USD- 247.645,52-USD = 212.873,54 USD yönünden davalılar lehine, nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini, -Mahkemece .... şirketi vekili tarafından dosyaya sunulan 11.09.2023 tarihli, "Dosya konusu alacağımız için ihtiyati haciz talebimizi içerir dilekçedir." konu açıklamalı, ıslah dilekçesi olmadığı için, hangi davadan dolayı hangi tutar üzerinden talepte bulunduklarını da belirtmediklerini, dilekçe üzerine, toplam dava değerlerinin 4.000 USD olduğu ve usulüne uygun sunulmuş bir ıslah beyanı da olmadığı halde, 247.645,52-USD'lik (247.645,52 X 26.93 = 6.669.093,85-TL) tutar üzerinden, " davalı ... adına kayıtlı ... ili .... ilçesi ... Mahallesi... ada ... parselde kayıtlı taşınmazı üzerine ihtiyati haciz konulmasına," şeklinde karar verdiğini, bu kapsamda bu dilekçe doğal alarak bir ihtiyati haciz talebi olarak kabul edildiğini ve bu talep üzerine de başından beri itiraz ettikleri hukuka aykırı ihtiyati haciz kararı verildiğini, bu aşamadan sonra aynı dilekçenin davacı tarafın da talebi olmadığı halde aynı zamanda "Islah dilekçesi" olarak kabul edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, dilekçe içeriği ve talep sonucu ve sunulma şeklinin de bunun bir ıslah dilekçesi olmadığını gösterdiğini, hal böyle iken mahkemenin re'sen dava değerini artırarak harç ikmali yönünde işlem yapmasının hukuken fahiş hata olduğunu, aynı dilekçe aynı içerik ve talep üzerinden hem ihtiyati haciz talebi hem ıslah talebi olarak değerlendirilemeyeceğini, mahkemenin 4.000 USD üzerindeki tutar yönünden verdiği kararın yok hükmünde olduğunu, -Yine mahkemenin, İhtiyati haczin teminat karşılığı kaldırılması ile ilgili olarak, verdiği 23.11.2023 tarihli ara karar ile de; bu sefer, " ihtiyati hacze konu 247.645,52-USD'lik asıl alacak miktarını, işlemiş faizini, Mahkememizin 2021/188 Esas sayılı dosyasında hükmedilmesi muhtemel maktu veya nispi avukatlık vekalet ücretleri ve yargılama giderlerini kapsayacak şekilde toplam 300.000,00-USD nakit meblağın ... Bankası ... Şubesinde açılacak vadeli USD hesabına yatırılıp buna ilişkin dekontu mahkememiz dosyasına sunması halinde;... nakit usd üzerine konulmasına," şeklinde ...Şirketi vekilinin dahi talep etmediği, hükmedilmesi muhtemel maktu veya nispi avukatlık vekalet ücretleri ve yargılama giderlerini ilave ederek talebi aşar şekilde ve açıkça ihsası rey yasağını da ihlal ederek hukuka aykırı şekilde dava değerinin artırıldığını, bu davalarda adeta davacı şirket vekili gibi davranıldığını, nihai kararda da dava tarihi itibariyle 8.47 TL olan kuru aşacak şekilde hatalı hesaplamalar yapıldığını, -Mahkemenin ihtiyati haciz kararına dayanak yaptığı, ....ve.... imzalı 28 Agustos 2023 tarihli raporun, usul ve kanuna aykırı olarak, açıkça sadece tek tarafın beyanlarına dayalı olarak düzenlendiği, hatta/daha doğrusu tek tarafın beyanlarının bilirkişi raporu formatına dönüştürüldüğü, hukuka aykırı olarak düzenlenmesi nedeniyle dikkate alınmasının mümkün olmadığının ispatlandığını, bu raporda; bilirkişilerce görev sınırları aşılarak, somut gerçeklere de aykırı değerlendirmeler yapılarak, iş bu davanın konusu olmayan ve imalatlarına hiç başlamamış olan “Ahşap Deck Döşeme ve Basamak Kaplama Yapımı Sözleşmesi” ve “Cam Korkuluk Yapım Sözleşmesi” kapsamında yapılması gereken imalatların sanki tamamlanmış gibi hilafı vaki tespitler yapılarak ....İnşaatın imalat bedellerinin şişirildiğinin açıkça ortada olduğunu, İzmir Bilirkişilik Bölge Kurulu tarafından, listeden çıkarma cezası gerektiği ancak kurulun takdir yetkisini kullanarak uyarma cezası verdiği ....'ın uzmanlık alanı dışında rapor düzenlediğinin sabit olduğunu, .... tarafından dosyaya sunulan 24.01.2024 tarihli ek rapor ile de önceki tespitlerin ve talep edilebilecek tazminat tutarlarının tamamına yakınının değiştirildiğini, hasılı bu raporun hükümsüz kaldığını, nihai kararda gerekçe bölümünün 10 nolu bendinde "...Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı ...'ın değerlendirilmeleri dikkate alınmamıştır." şeklinde açıklama yapılmış ise de, dava değerinin hukuka aykırı olarak artırıldığı ihtiyati haciz kararının gerekçesinin bu rapor olduğunu, yine bu ihtiyati haciz kararı esas alınarak verilen nihai kararın, .... hakkında inceleme başlatıldıktan sonra, tek başına ... imzalı, olarak düzenlenen 24.01.2024 tarihli raporda davacı ....Şirketinin aleyhine olan değişiklikler dikkate alınmadan verildiğini, mahkemenin sadece ödemeler ve kabul etmedikleri, delil tespitleri ile gerçek imalat değer ve seviyesini göstermediğini ispatladıkları ihtilaflı hak ediş raporlarına dayalı olarak hesaplama yaparak, adeta dava dilekçesinde ekli tek taraflı delillerle karar verdiğini, hatalı imalatlara ilişkin olarak defalarca dosyaya sunulan hiç bir delili anlaşılmaz bir şekilde delillerin eşitliği ilkesine aykırı olacak şekilde dikkate almadığını, dosyada adeta bağıran hatalı imalatlara ilişkin beyan ve delilleri görmezden geldiğini, bu konuda tek cümle ile dahi bir değerlendirme yapmadığını, mahkemece delilleri değerlendirmeden tek yanlı karar verildiğini, -Mahkemenin verdiği kararın taraf delillerinin karşılaştırıldığı, sorgulandığı ve tartışıldığı bir yargılamaya dayalı olarak verilmediğini, hatalı imalatlara ilişkin defalarca dosyaya sundukları adeta bağıran delillerinin, delil tespiti raporları, fotoğraf, e-posta ve toplantı tutanakları gibi kayıtlar dahi görmezden gelindiğini, davacı tarafın sözleşme bedellerinin %50 indirimi talebinin kabul edilmemesi nedeniyle sözleşmelerin feshedildiği yönündeki, gerçek fesih nedeni olmayan iddialarına, karşı hiç bir açıklamaları ve karşı delilleri dikkate alınmadan koşulsuz itibar edilerek ve yine tazminat hesabında sadece ve sadece, delil tespitleri ile gerçek imalat değerlerini ve seviyelerini yansıtmadığı ispatlanan, ihtilaflı hak ediş raporlarına dayalı olarak hukuka aykırı hüküm kurulduğunu, -Davanın başından beri dile getirdikleri üzere; müvekkili şirketin, 11.11.2020 tarihinde yönetim değişikliğine gittiğini, dava konusu olan bu sözleşmeler ve sair sözleşmeler nedeniyle yapılan fahiş ödemelere rağmen işlerin teslim tarihi geldiği halde çok sayıda işe henüz başlanmadığı veya işlerde ciddi eksiklikler ve hatalı imalatlar olduğunun görülmesi, ticari hayata hakim olan, basiretli bir tacir gibi hareket etme, işverene karşı sadakat ve özen yükümlülüğü gibi kurallara da aykırı olacak şekilde henüz vadesi gelmediği halde hiçbir güvence alınmadan banka yollu ve hatta elden ödemelerin yapıldığının görüldüğünü, bu ödemelerin inşaat faaliyetlerine de yansıtılmadığı tespit edilince müvekkili şirket tarafından, yapılan usulsüzlüklerle ilgili inceleme başlatıldığını, dönemin muhasebe işlerininde uhdesinde olduğunu başka bir dava dosyasında kabul eden şantiye şefi yaşanan bu sorunları ve aksaklıkları izah edemeyerek görevinden ayrıldığını, ayrılırken de şirkete teslim etmesi gereken birçok kayıt ve belgeyi de teslim etmediğini, -İddia edildiği gibi sözleşmelerin fesih nedeni, sözleşme bedellerinin %50 indirimi talebi olmadığını, bunu davacı yüklenicinin de, işverenin, yeni yönetiminin, defalarca işin hatasız tamamlanması talebi nedeniyle gayet iyi bildiğini, işverenin yeni yönetiminin, işlerin hatasız tamamlanması beklentisi ve talebi defalarca davacıya iletildiğini, bu talebe ilişkin e-posta, mesaj kayıtları ve toplantı tutanaklarının dosyaya sunulduğunu, bu nedenle bu iddianın tamamen, kusurlu imalatların sorumluluğundan kaçma çabası ile söylenen, davayı manipüle etmeye hedef saptırmaya yönelik hilafı vaki ifadeler olduğunu, bunun en güzel delilinin, yönetim değişikliğinden sonra davalıya işlerin hatasız tamamlanması için, gönderilen e-postalar, WhatsApp mesajları ve yapılan toplantı tutanaklarındaki talepler olduğunu, yeni yönetim yaptığı ödemelerin karşılığını şantiye alanında göremediğini ve piyasa değerlerinin çok üzerinde düzenlenen sözleşmelerde ödenen avanslar için yüklenicilerin güvence bedeli dahi vermediğinin görüldüğünü, özellikle İç Cephe Traverten kaplama işindeki kabul edilemeyecek imalat hataları tüm ısrarlara rağmen düzeltilmediğini, bu kapsamda, müvekkili şirketin davalı yüklenicinin yaptığı imalatlarla ilgili yakınmalarının kaydedildiği, Genel Koordinasyon Toplantı Tutanaklarından (GKTT), 9 ve 10 nolu tutanakların 9.04 numaralı kararları ile 13 nolu tutanağın 1 sıra nolu kararı ve kaydedildiğinden habersiz olan işveren şirket yetkilisinin imalatlarda hata ve eksikler olduğunu ifade eden whatsapp mesaj kayıtları ve işveren tarafından yüklenici firmaya gönderilen, dosyaya da sundukları 19.11.2020 ve 04.12.2021 tarihli e-postaların, dikkate alınmasının gerektiğini, (23.10.2021 tarihli delil dilekçeleri ekinde sunulduğunu, hatalı imalatlara ilişkin bir kısım fotoğraflarla tekrar iş bu dilekçelerine eklendiğini) -Mahallinde yapılan keşifte dinlenen .... şirketinin mimar çalışanı ....'nun, İç cephe kaplama imalatı ile ilgili beyanında; "Taşların döşemeleri düzgün değildi, aralıklarda vardı, derz araları sıkıntılıydı, derzler birbirini tutmuyordu, terazisinde değildi, mekanik kaplama alt yapısında sorunlar vardı, duvar sallanıyordu, sabit değildi, 4,20 metre yüksekliğinde duvarda 3 adet ankraj vardı, bu biz 5 çıkardık, duvarda düz değildi, duvarda yukarı doğru 2-3 cm eğimler vardı, düşeyde şahkülünde değildi, bu nedenle biz bütün iç cephe taşlarını söktük, yenisi yaptırdık," şeklinde, Tavan kaplama imalatı ile ilgili olarak ise; "Tavan kaplama sözleşmesinde ahşap malzeme geçmeli ve yapıştırmalı sistem olup çatı da damlalık olmadığı için çatı da su aldıkça ahşaplar şişti ve yamuldu,..." şeklinde ifade verdiğini, Aynı keşifte hazır olan ve .... şirketinin yetkilisi olarak beyanı alınan ....'ın ise bu hatalı imalatlarla ilgili, " mevcut bir işçilik hatası varsa bunun düzeltilmesi basit bir konu olup, düzeltilmesi mümkündür, taşların tamamen sökülmesini gerektirecek bir durum değildir," şeklinde işçilik hatasını inkar edemediği şekilde beyanda bulunduğunu, tavan kaplamanın yağmur suları ile hasar görmesine kendi yaptıkları çatı kaplama imalatında damlalık düşünülmemesinin neden olması ile ilgili ise sessiz kaldığını, dava açılmadan evvel hatalı imalatların düzeltilmesi talebi ile ...şirketine de gönderilen kayıt ve fotoğraflardan İç cephe kaplama imalatının kullanılan malzeme ve işçilik hataları nedeniyle, delik ve kırık kaplama taşların kullanıldığı, derz aralıkları uyumsuz, sallanan ve sabit olmayan, eğimli kaplamaların, kullanılamayacağını davacının da gayet iyi bilmesine rağmen, işverenin, tüm taleplerine rağmen kendi kusurundan kaynaklı hatalı imalatını düzeltmek ve sorumluluğa katlanmak yerine hatalı imalatların işveren tarafından kabulünü beklemek gibi haksız bir beklenti içerisine girdiğini ve sözleşmelerin ifasını imkansız hale getirerek sözleşmelerin feshine neden olduğunu, işveren şirketin yaptığı, ihtilafsız, 230.000,00 USD ödemeye karşı yüklenici şirketin ... inşaatına yaptığı iç cephe kaplama imalatı kabul edilemez şekilde hatalı olması nedeniyle sökülerek yenilendiğini, -Tavan kaplama imalatının ise ahşap malzemeden geçmeli ve yapıştırmalı sistem olup, yine .... şirketine ait ayıplı çatı imalatının, kaplama saçaklarında damlalık yapılmadığı için yağmur yağışı sırasında tavanın ahşap kaplamasının su aldığını ve şişerek yamulduğunu, bu imalat davalının kendi kusuru ile kullanılamaz hale geldiğini ve komple söküldüğünü,.... Şirketine Tavan Kaplama Sözleşmesi kapsamında ihtilafsız 250.000,00 USD ödeme yapıldığını, ancak yüklenicinin sözleşmeye göre vermesi gereken güvence bedelini de vermediği için müvekkili şirketin yaptığı fahiş ödemeye rağmen kusurlu imalatlar nedeniyle ediminin karşılığını alamadığını, kullanılamaz hale gelen tavan kaplama imalatının maalesef çöp olduğunu, davacı yüklenicinin kusurlu imalatı ile neden olduğu bu zarardan yasal olarak sorumlu olduğunu, bu kapsamda kusursuz imalat yapmış gibi düzenlediği hakediş raporlarının hiçbir geçerliliği ve hükmünün de kalmadığını, tavan kaplama imalatı ile ilgili olarak dosyada bunca delil varken bu deliller tartışılmadan ve hiçbir gerekçe gösterilmeden müvekkilince kabul görmeyen ihtilaflı hakediş raporlarına, davalının imalatı kendi kusuru ile kullanılamaz hale geldikten sonra, hangi nedenle üstünlük tanındığı da belirtilmeden, itibar edilmesini kabul etmediklerini, Mahallinde yapılan delil tespiti keşifleri sonucu düzenlenen raporlar ile de davacı yüklenicinin bu iki sözleşme kapsamında dayandığı hakediş raporlarının gerçek imalat seviye ve değerini göstermediğinin ispatlandığını, -İş bu davanın kapsamında olmayan, diğer işlerde de iş programının gerisinde ve özensiz kalındığını, tüm iyiniyetli çabalarına rağmen anlaşma yolu bulunamayınca müvekkili .... şirketinin, yüklenici ... şirketine olan güveni ve inancı sarsılmış tüm uyarılara rağmen hatalı imalatların dahi düzeltilmesinden kaçınılması karşısında birlikte iş yapabileceklerine dair inancını yitirdiğinden sadece "Tavan Kaplama Sözleşmesi" değil aynı tarihli, 14.07.2020 tarihinde, imzalanan “İç Cephe Mekanik Montaj Traverten ve Yapıştırma Doğal Taş Kaplama Sözleşmesi”, “Cam Korkuluk Yapım Sözleşmesi” ve “Ahşap Deck Döşeme ve Basamak Kaplama Yapımı Sözleşmesi” nin müvekkili tarafından, dosyada mevcut 6 Ocak 2021 tarihli ihtarname ile geriye dönük, haklı olarak feshedildiğini, -Müvekkil i .... şirketinin, ... ile imzaladıkları iş bu davaya da konu olan; “İç Cephe Mekanik Montaj Traverten ve Yapıştırma Doğal Taş Kaplama Sözleşmesi” ve " Tavan Kaplama sözleşmesi" ile iş bu davanın konusu yapılmayan, Ahşap Deck Döşeme ve Basamak Kaplama Yapımı Sözleşmesi” ve “Cam Korkuluk Yapım Sözleşmesi” olmak üzere dört sözleşme ve çatı imalatı için imzalanan ikinci sözleşme olan, “Alt Çatı Ve Üst Çatı Ön Üretimli Bakır Kaplama İşleri Sözleşmesi" kapsamında Çatı Bakır Kaplama imalatı ile ilgili olarak ....aleyhine iş bu davalardan evvel dava açmış olup, bu dava halen Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/582 Esas sayılı dosyası üzerinden derdest olduğunu, ... şirketinin bu dava açıldıktan sonra 2.000'er USD üzerinden iç cephe kaplama ve tavan kaplama imalatları nedeniyle ayrı bir karşı dava açtığını, bu hususu da arz ettiğini, -Mahkemeye, 2022/338 Esas sayılı dosya üzerinden açtığımız ve 16.02.2022 tarihinde iş bu dava ile birleştirilmesine karar verilen, "Ön Üretimli Çelik Konstrüksiyon İmalat ve Montaj İşleri Sözleşmesi" den kaynaklı tazminat davamız nedeniyle verilen nihai karara ilişkin olarak istinaf nedenlerinde; davalı yüklenicinin imal edip teslim ettiği çatı imalatında teslimden kısa bir süre sonra yamulma olduğu fark edildiğini ve durumun derhal yükleniciye ihbar edildiğini, çatı imalatının ayıplı olduğu, ispatlanmış, çatı imalatının ilk aşaması olan çelik iskeletin imalatına ilişkin olarak imzalanan ve bu davanın konusu olan "Ön Üretimli Çelik Konstrüksiyon İmalat ve Montaj İşleri Sözleşmesi" kapsamında yapılan imalatın yargılama sırasında mahallinde yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporları ile; ayıplı iş olduğu ve bu sözleşme kapsamında ayıplı imalatın düzeltilme bedelinin 985.300,00 TL olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirketin, ayıplı imalatı yenileterek tamamlattırdığı dava dışı .... şirketine, 31.08.2021 tarihinde banka kanalı ile 985.300,00 TL ödeme yapmış olup buna ilişkin kayıtların da dosyada mevcut olduğunu, -Bu kapsamda ayıplı olup tamamlanan işin bedelinin dava dışı .... şirketine ödendiği 31.08.2021 tarihi ile davanın açıldığı 14.02.2022 tarihine kadar işlemiş avans faizi tutarı olan, 73.418,35 TL' nin ilavesi ile müvekkilinin talep edebileceği tazminat tutarının 1.058.718,35 TL olması nedeniyle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 20.000,00 TL bedelli olarak açtıkları davanın, bilirkişi raporunda tespit edilen bedeller üzerinden,1.058.718,35 TL şeklinde ıslah edildiğini, ıslah taleplerine ilişkin 24.03.2024 tarihli ıslah dilekçelerinin dosyaya sunulduğunu, -TBK nun Haksız Fiillerden Doğan Borç İlişkileri başlıklı bölümünün, Sorumluluk ile ilgili madde 49 hükmü " Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklinde olduğunu, dava konusu ayıplı imalat ile ilgili davalı yüklenicinin sorumluluğunun haksız fiil sorumluluğuna dayandığını, mahkemenin davayı talep ettikleri faiz miktarı üzerinden reddettiğini, ancak nihai kararda da haksız fiile dayalı olarak hükmettiği tazminat için, dava dilekçelerinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, dava tarihinden itibaren faiz işletilmesini talep ettikleri halde ıslah tarihinden itibaren faize hükmettiğini, haksız eylemlerde faiz başlangıcının haksız eylem tarihi olup temerrüt için ihtar zorunluluğu olmadığını, dolayısıyla ıslah edilen kısım için haksız fiil tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin gerektiğini, Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararları da Haksız fiilden doğan zararlarda faizin başlangıcının haksız fiilin işlendiği tarih olacağı, faizin her durumda da (ıslahta da) olay tarihinden işletileceği yönünde olduğunu, davalının ayıplı imalat nedeniyle imalatın ayıplı olarak tamamlandığı tarih itibariyle işverene karşı sorumlu olduğunu, ıslah talebi ile artırılan kısım için dava tarihinden itibaren faiz talep edildiğini ve uygulamada bu yönde iken, kararda 965.300,00-TL alacağa ıslah tarihi olan 25/03/2024 tarihinden itibaren faiz uygulanmasının müvekkili için hak kaybına neden olduğunu ve hukuken hatalı olduğunu, Özetle; -Mahkemenin İç cephe ve Tavan kaplama sözleşmeleri yönünden Davacı ...şirketinin, sözlü veya yazılı bir ıslah talebi olmaksızın taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak 4.000 USD aşan tutar üzerinden hukuka aykırı olarak karar verildiğini, -Davacı/Karşı Davalı ... şirketinin, " Dosya konusu alacağımız için ihtiyati haciz talebimizi içerir dilekçedir." konu açıklamalı, UYAP sistemine 08.09.2023 ve 11.09.2023 tarihlerinde "Talep Evrakı " olarak kaydedilen dilekçe hukuka aykırı şekilde ıslah dilekçesi olarak kabul ediliyor ise; bu talep üzerinden, reddedilen, 460.519,06-USD- 247.645,52-USD = 212.873,54 USD yönünden davalılar lehine, nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini, -Mahkemenin, iç cephe ve Tavan kaplama sözleşmeleri yönünden, dosyaya defalarca sundukları aynı zamanda sözleşmelerin haklı feshinin ispatı olan hatalı imalatlara ilişkin hiç bir kayıt fotoğraf, mesaj ve toplantı tutanağını dikkate almadığını ve yine bu ayıplı imalatın düzeltilmesi ile ilgili davadan önce defalarca davacı yükleniciye gönderilen taleplerini görmezden gelerek bu tutumun nedenini açıklama gereği dahi duymadığını, açıkça taleple bağlılık kuralına, yargının tarafsızlığı ve delillerin eşitliği ilkelerine, dosya kapsamındaki delillere ve hukuka aykırı olarak karar verildiğini, -Davacı oldukları, "Ön Üretimli Çelik Konstrüksiyon İmalat ve Montaj İşleri Sözleşmesi" kapsamında Islah talebi ile artırılan kısım için, talebimiz nedeniyle, dava tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlı avans faizi uygulanması gerekirken, kararda 965.300,00-TL alacağa ıslah tarihi olan 25/03/2024 tarihinden itibaren faiz uygulanmasının müvekkili için hak kaybına neden olduğunu ve hukuken hatalı olduğunu, Yukarıda açıklanan nedenler ve re'sen nazara alınacak nedenlerle; Tehir-i icra ve duruşma talepli, istinaf başvurularının kabulü ile, Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin, 2021/188 Esas, 2024/302 Karar sayılı dosyası üzerinden, hükmde; Tavan Kaplama Sözleşmesi ve İç Cephe Mekanik Montaj Traverten ve Yapıştırma Doğal Taş Kaplama Sözleşmesi kapsamında, verdiği Kararların ayrı ayrı kaldırılmasına, istinafa konu hükümde; Ön Üretimli Çelik Konstrüksiyon İmalat ve Montaj İşleri Sözleşmesi kapsamında verilen nihai Kararın, " 965.300,00-TL alacağın ıslah tarihi olan 25/03/2024 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlı avans faizi ile birlikte" şeklindeki kısmında faizin başlangıç tarihinin, "davanın açıldığı 14.02.2022 tarihinden itibaren" şeklinde düzeltilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 3-Birleşen 2021/149 Esas ve 2021/150 Esas sayılı davalarda davacı-birleşen 2022/338 Esas sayılı davada davalı ... Şti vekili tarafından verilen 02.05.2024 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -2021/149 Esas, 2021/135 Karar sayılı dosyasında dava konusu 14.07.2020 tarihli "Tavan Kaplama Sözleşmesi" ile ilgili olarak; davanın 20.422,48-USD yönünden talebin reddine karar verilmesi ile ilgili; istinaf başvurularına konu gerekçeli karar metninin 18. Sayfası 9 no'lu maddesinde belirtildiği üzere taleplerinin 20.422,48-USD yönünden reddine karar verildiğini, halbuki dava dilekçelerinin ekleri arasında yer alan (Ek-18) Davacının Bakırköy 19. Noterliği 28.01.2021 Tarih 02031 Yevmiye Numaralı İhtarnamesi uyarınca; müvekkili davacı şirketin taraf olduğu sözleşmelerin haksız feshi hususunda tüm sözleşmelerle ilgili hakediş, alacak, ihzarat ve zararlarının ilgili ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren 7 (yedi) gün içerisinde müvekkili şirkete ait banka hesabına ödenmesinin talep olunduğu, dolayısı ile temerrüt için bildirimde bulunulduğunun tartışmasız olduğunu, -İstinaf başvurularına konu ve ilk derece mahkemesinin gerekçeli karar metninde yer alan; "davacı vekili fesih tarihinden itibaren faiz talep etmiş ise de, dava tarihinden önce hükmedilen alacak miktarları ile ilgili herhangi bir temerrüt söz konusu olmadığı" yönündeki tespitinin gerçekle bağdaşmadığı ve yukarıda detayları açıklandığı üzere gözden kaçırıldığı düşüncesinde olduklarını, bu nedenle birleşen 2021/149 Esas, 2021/135 Karar sayılı dosyasında davanın tam kabulü ile dava konusu alacakların, ihtarnamelerinin karşı tarafa tebliğ edildiği 28.01.2021 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesinin gerektiğini, anılan nedenle, ilk derece mahkemesinin "20.422,48-USD yönünden talebin reddine" dair kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmalarının zorunlu hale geldiğini, -İşveren tarafından sözleşmelerin haksız feshi nedeniyle eksik kalan işler yönünden hesaplanan kar mahrumiyeti bedelleri ile ilgili olarak; istinaf başvurularına konu Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi kararında; 2021/149 Esas, 2021/135 Karar sayılı dosyasında dava konusu 14.07.2020 tarihli "Tavan Kaplama Sözleşmesi" kapsamında sözleşmenin işveren tarafından haksız feshi nedeniyle eksik kalan işler nedeniyle 1.984,60-USD kar mahrumiyetine ve 2021/150 Esas, 2021/131 Karar sayılı dosyasında dava konusu 14.07.2020 tarihli "İç Cephe Mekanik Montaj Traverten ve Doğal Taş Kaplama Sözleşmesi" kapsamında sözleşmenin işveren tarafından haksız feshi nedeniyle eksik kalan işler nedeniyle 11.210,70-USD kar mahrumiyetine olmak üzere toplamda 13.195,30-USD kar mahrumiyetine hükmedildiğini, her ne kadar takdir edilen kar mahrumiyeti bedelleri ile ilgili hesaplama yöntemi gerekçeli kararda belirtilmemiş olsa da, ilgili tutarların 23.01.2024 tarihli ek bilirkişi raporuna dayandırılarak tespit edildiği ve bu yönde hüküm kurulduğunun anlaşıldığını, ancak işbu ek bilirkişi raporuna karşı 07.02.2024 tarihinde bulundukları itirazi beyanlarında da çok detaylı bir şekilde yer verildiği üzere kök bilirkişi ve ek bilirkişi raporları arasında ciddi bir çelişkinin mevcut olup söze konu kar mahrumiyetleri kök bilirkişi raporunda başka, ek bilirkişi raporunda ise bir başka yöntem kullanılarak hesaplanmak suretiyle rapor tanzimi yoluna gidildiğini, dosya incelendiğinde görüleceği üzere, 08.09.2023 tarihli dilekçeleri kapsamında kök bilirkişi raporuna yaptıkları itirazları doğrultusunda dava dosyasının 25.10.2023 tarihli 7. Celsesinde kök rapora itiraz ettikleri ve bu doğrultuda dosya kapsamında ek bilirkişi raporu tanzimine ihtiyaç duyularak karar verildiğini, hal böyle iken ek raporu oluşturan bilirkişiler tarafından itirazlarının göz ardı edildiğini ve dikkate alınmadığını, tamamen farklı bir yöntem uygulanması ve kök bilirkişi raporundaki yöntemin terk edilmesinin, ortada bunu gerektiren hiçbir neden bulunmadığı halde bilirkişi heyetinden beklenen görevin yerine getirilmemesi bir yana, açık bir çelişkiye neden olduğunu, dosya incelendiğinde görüleceği üzere, kök bilirkişi raporunda izlenen yöntem doğrultusunda (eksik) hesaplanan kar mahrumiyetinin 194.354,48-USD olup, 08.09.2023 tarihli kök bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde de görüleceği üzere, sözleşmelerin işveren tarafından haksız feshi nedeniyle eksik kalan iş bedeli açısından yeniden ele alınarak ve yine aynı yöntem kullanılarak kar mahrumiyeti hesaplaması ile varılması gereken sonucun 206.403,41-USD olacağının tartışmasız olduğunu, hal böyle iken, yani; kök raporda hesaplanmış kar mahrumiyetinin 194.354,48-USD yerine itirazları doğrultusunda 206.403,41-USD'lik kar mahrumiyeti hesaplamasının kontrolü yapılması gerekirken, aynı bilirkişilerce hazırlanan ek raporda (ve bu sefer hesaplama yöntemi de değiştirilmek suretiyle) 13.195,30-USD (1.984,60-USD+11.210,70-USD) şeklinde kar mahrumiyeti tespiti yapılmasının, son derece yanlış bir neticeye ulaşılması ve bu neticenin de olduğu gibi istinaf başvurularına konu gerekçeli karara yansımasına neden olduğunu, -Tekrara düşmemek adına, burada yeniden yer vermedikleri fakat hesabını uzun uzun anlattıkları kar mahrumiyeti açısından 206.403,41-USD'lik taleplerinin ne şekilde hesaplandığı, dosya kapsamında yer alan 08.09.2023 tarihli kök bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde detaylı bir şekilde anlatıldığını, açıklanan nedenle iş bu istinaf başvuru dilekçelerini sunma zorunluluğu hasıl olduğunu, -2022/338 Esas, 2022/266 Karar sayılı dosyasında dava konusu 22.01.2019 tarihli "Ön Üretimli Çelik Konstrüksiyon İmalat ve Montaj İşleri Sözleşmesi" ile ilgili olarak; davanın 985.300,00-TL yönünden talebin kabulüne karar verilmesi ile ilgili; dava süreci içerisindeki hemen hemen tüm beyanlarında ifade ettikleri ve hiçbir şekilde geçerliliğini kabul etmedikleri bir yana; Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/188 Esas sayılı dosyasında birleşen yine aynı Mahkemenin 2022/338 Esas sayılı dosyasında, .. Şirketi'nin sonradan dava dosyasına sunduğu, aynı zamanda iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında da itirazlarına uğradığını ve sözde ayıplı imalatların dava dışı bir başka firmaya yaptırıldığını iddia ederek alacak talebinde bulunduğu 985.300,00-TL tutarında sadece bir adet faturanın mevcut olduğunu, -Diğer taraftan yine bu 985.300,00-TL tutarındaki aynı fatura ile; Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/582 Esas sayılı dosyası kapsamında Alt Çatı ve Üst Çatı Ön Üretimli Bakır Kaplama İşleri Sözleşmesinin konu edilerek ve bu dosyada da davacı konumunda bulunan ... Şirketi tarafından hukuksuz ve kanuna aykırı bir şekilde mükerrer olarak alacak talebinde bulunulduğunu, -Hemen hemen her beyanlarında (davaya cevap dilekçesi, ilgili duruşmalar ve bilirkişi raporlarına itirazları dahil) gerek Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gerekse Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne bu konu ile ilgili olarak hukuksuz ve kanuna aykırı bu mükerrer durumun ortadan kaldırılması ile ilgili taleplerde bulunmuş olsalar da, her iki dava dosyası kapsamında söz konusunun 985.300,00-TL tutarındaki aynı fatura dikkate alınmak suretiyle bilirkişi raporlarına konu hesaplamalar yapıldığının görüleceğini, -Diğer yandan, istinaf başvurularına konu gerekçeli karara en kuvvetli dayanak olarak alınan Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/188 Esas sayılı dosyası kapsamında düzenlenen 28.08.2023 tarihli kök bilirkişi raporunda Milas Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/14 D.İş sayılı dosyasında alınan teknik ve hukuki dayanaktan yoksun raporunu tek dayanak göstererek hatta ve hatta kopyala-yapıştır yöntemi ile türetilerek bire bir aynı şekilde oluşturulduğunun göze çarptığını, -Her iki tarafın birbirine karşılıklı davalar yöneltmesinin öncesinde,.... Şirketi'nin, 2021/14 D.İş sayılı dosyası ile Milas Sulh Hukuk Mahkemesi'ne tespit için başvurduğunu, bu tespitin başvurusuna istinaden mahkemesince taraflarına herhangi bir tebligat yapılmaksızın tek taraflı bir şekilde alınan hukuka ve usule aykırı bir bilirkişi raporu oluşturulduğunu, bu rapora karşı davaya cevap dilekçesi ekleri içerisinde yer alan (Ek-16) Milas Sulh Hukuk Mahkemesi 2021/14 D.İş ve 2021/19 Karara itiraz dilekçesi ile de çok detaylı şekilde itirazda bulunulduğunu, -Milas Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/14 D. İş. Sayılı dosyası üzerinden usule ve hukuka aykırı olarak düzenlenen bilirkişi raporundan kopyala-yapıştır yöntemi ile imal edilerek, Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/188 Esas sayılı dosyası kapsamında 28.08.2023 tarihli kök bilirkişi raporunun hazırlanmış olduğu ve bu raporun da ilk derece mahkemesi kararına en kuvvetli dayanak yapıldığının görüldüğünü, -28.08.2023 tarihli kök bilirkişi raporunda, yerinde tespit edilememiş olmasına rağmen, davaya konu imalatlarla ilgili olarak; Milas Sulh Hukuk Mahkemesi 2021/14 D.İş ve 2021/19 Karar sayılı dosyasından kopyala-yapıştır yöntemi kullanılarak rapor oluşturulması ve bunun da gerekçeli mahkeme kararına yansıması nedeni ile geçmişten günümüze kadar silsile şeklinde devam eden hukuka aykırı ve tek taraflı tespitler üzerinden hüküm kurulmasına sebebiyet verildiğini, bu itibarla, Milas Sulh Hukuk Mahkemesi 2021/14 D.İş ve 2021/19 Karar sayılı dosyası kapsamında hazırlanan bilirkişi raporu ile ilgili olarak davaya cevap dilekçelerinin ekleri arasında yer verdikleri fakat istinaf başvurularına konu gerekçeli kararda hiçbir şekilde dikkate alınmayan hususlara özetle yeniden dikkat çekmenin bir zorunluluk haline geldiğini, -Milas Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/14 D.İş ve 2021/19 Karar sayılı dosyasına dair yapılacak tespite ilişkin olarak müvekkili şirkete tebligat çıkarılmadığını, Milas Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/14 D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporundan, ancak birleşen 2021/188 Esas sayılı dava dilekçesi eklerinden kendi imkanları ile durumdan haberdar olmaları üzerine tespit dosyasına sundukları vekaletname ve bu yöndeki talep dilekçeleri üzerine bilirkişi raporunun kendilerine tebliğ edildiğini, -Müvekkili .... Şti. tarafından, davaya konu imalatların ... Şti. inisiyatifinde dava dışı şirketlere söktürülmesi ve atılması ile telafisi imkansız zararların ortaya çıkabileceğine yönelik uyarıları ve delillerin muhafaza edilmesi hususundaki defaatle yazılı ihtarları dava dosyası muhteviyatından da anlaşıldığını, buna rağmen karşı tarafın (talebi doğrultusunda Milas Sulh Hukuk Mahkemesi 2021/14 D.İş sayılı dosyası üzerinden alınan hukuksuz ve ne denli tek taraflı olduğu ''izahtan vareste'' bilirkişi raporuna dayanarak) bu ihtarları dikkate almadığı ve bir yandan ihtilafa konu ettiği imalatlara, diğer yandan bile isteye zarar verdiği, dava süreci içerisinde yapılması gereken fiziki tespiti de bu yönüyle büyük ölçüde engellediği ve bu suretle alınan bilirkişi raporlarının meşruiyetini yitirmesine de neden olduğu ifade etmek istedikleri en önemli husus olduğunu, -Davaya cevap dilekçeleri içerisinde yer alan Milas Sulh Hukuk Mahkemesi 2021/14 D.İş ve 2021/19 Kararına itiraz dilekçeleri ekinde, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi tarafından verilen 24.09.2012 tarih, 2012/6042 E, 2012/12062 K, sayılı ilamında da açıkça belirtildiği üzere, "HMK 403. md. maddesi gereğince, delil tespiti yokluğunda yapılmış olan karşı taraf, delil tespitine itiraz edebilir. İtiraza uğramış olan delil tespiti raporu ise hükme esas alınamaz.'' şeklinde emsal karar sunduklarının da görüleceğini, Yukarıda açıklanan tüm nedenlerle, işbu istinaf başvurularına konu gerekçeli karar içeriğinde, birleşen 2022/338 Esas sayılı dosya ile ilgili kısmı açısından kurulan hükme dolaylı olarak dayanak gösterilen; Milas Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/14 D.İş sayılı dosyası üzerinden yapılan delil tespiti ve bu tespit sonucunda oluşturulan bilirkişi raporu esas alınarak aleyhlerine tesis edilen hükme karşı istinaf başvurusunda bulunduklarını, -İlk Derece Mahkemesi'nin, işbu istinaf kanun yoluna başvuru dilekçelerine konu gerekçeli kararında, birleşen 2022/338 Esas, 2022/266 Karar sayılı dosyasında davacı lehine kısmen kabulüne karar verilen 985.300,00-TL tutarındaki alacak iddiasına yönelik düzenlenen dayanak bilirkişi raporuna ilişkin beyanları doğrultusunda ifade etmek istedikleri başka bir hususun ise, yapılan çelik çatı imalatları ile ilgili olarak hemen hemen tüm beyanlarında dile getirdikleri ve dava dosyası içerisindeki yazılı delileri arasında yer alan, üzerinde "yapılan imalatın projesine uygun yapıldığı, uygun malzeme kullanıldığı, bu durumda inşaata devam edilmesinin uygun olduğu," ibaresi ile; bağımsız yapı denetim kuruluşu, işveren temsilcisi ve mücavir alan belediyesinin yetkililerince onaylı ve imzalı yapı denetim tutanakları olduğunu, -Yapı denetim kuruluşlarının, sahada bulunan imalatların fiili olarak kontrolünü yaparak, yapılan işlerin imar kanunu yönden uygunluğunun denetlenmesi görevini hem yapı ruhsatı arsa sahibi (diğer davalı ... hemde yapı ruhsatını veren belediye (Milas Belediyesi) adına ilgili mevzuatlar doğrultusunda ifa etmekle mükellef olduğunu, bu itibarla karşı tarafın mimarı.... 'nun "yamuk" veya ''üzerindeki ağırlığa dayanamayarak sonradan yamuldu" şeklindeki akıl almaz ve teknik açıklamadan uzak ifadeleri ile ilgili olarak, böyle bir durumun gerçekte var olması halinde hem belediye hemde yapı denetim firması nezdinde çok ciddi girişimlerde bulunulması ve proje tadilatı yapılarak yeniden tutanak düzenlenmesinin gerektiğini, zira yapılan imalat mücavir alan belediyesi ve yapı denetim firması nezaretinde, yapı ruhsatı ve ekli uygulama projeleri doğrultusunda, imar kanununa tabi ve uygun olarak yapıldığını, özellikle yapısal çelikte her isteyenin her şekilde tadilat yapması gibi bir durum kesinlikle söz konusu olmadığını, bu itibarla bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişilerin, yapılan uygulama ve verilen onaylar yönünden bir sorun olup olmadığı ile ilgili en doğru bilgiyi alabilecekleri yerin tabii ki yapı denetim kuruluşu ya da Milas Belediyesi olup, bu konuyla ilgili bilirkişilerce her hangi bir çaba sarf edilmediğini, -İddia sahibi tarafından ilgili kurumlardan alınmış hiç bir resmi nitelikte evrak mahkeme dosyasına sunulamamışken, sadece bu işin sözde ''yamuk'' ve "düzelttirildiği" yönünde tarafsızlıktan uzak ve kendi çalışanına ait bir beyan ile sözde bir faturanın, müvekkili şirketten tahsili yönünde talepte bulunulması ve bu faturayı desteklemek adına yine sözde işi yapan firmanın çalışanlarına hazırlatılan "teknik rapor" adı altındaki hukuken geçersiz bir belgenin (bu raporla ilgili detaylı açıklamalarının dava süreci içerisindeki önceki beyanlarında yer aldığını) dava dosyasına sunulmasının ardından, bu işleri çok iyi bilmesi lüzum gelen bilirkişilerin, sadece bu çerçevede değerlendirme yapmak suretiyle yine görmedikleri imalatlar ile ilgili olduğu iddia edilen sözde bir fatura üzerinden durumu müvekkili şirket aleyhine yorumlamalarının düşünülemeyeceğini, -Bilirkişilerin, konu ile ilgili dava dosyasında mevcut bulunan ve 21.06.2022 tarihli kök bilirkişi raporuna karşı 11.07.2022 tarihli beyan dilekçeleri içeriğinde de madde madde yer verdikleri Şantiye Koordinasyon Toplantı Tutanakları'nın yanı sıra, karşılıklı eksiksiz olarak imzalanan Geçici Kabul Tutanakları ve Kesin Kabul Tutanakları ile yine dava dosyasında mevcut bağımsız yapı denetim tutanaklarını hiç dikkate almadığını, yahut bu konu ile ilgili olarak Yapı Denetim Kuruluşu ve ya Milas Belediyesi yetkililerinden görüş talep edilerek konu ile ilgili gerçekleri anlamaya çalışmak yerine birebir karşı taraf iddiaları doğrultusunda hüküm kurmaya elverişsiz taraflı raporlar düzenlediklerini, -Bu iddia ve faturanın, karşılıklı eksiksiz mutabakatla ve bağımsız bir çok tutanak tutulmasına müteakip, işin tamamlanmasından yaklaşık 2 (iki) yıl sonra, davalı şirket yönetiminin diğer davalı arsa sahibi tarafından değiştirilmesini müteakip ve tam da devam eden son dört sözleşme ile ilgili %50 (Yüzde Elli) indirim taleplerinin müvekkili şirket tarafından kabul edilmemesinin ardından (Ki bu husus yazılı delillerimiz arasında yer alan toplantı tutanakları ve tanık ifadeleri ile ispat olunmuş ve gerekçeli kararda da gerekçeler arasında gösterildiğini), hukuksuz olarak sözleşmelerin tek taraflı feshedilmesinin akabinde, birleşen davalar ile hak arama mücadelesine başladığımız esnada "Oluvermesi" ve "Bir anda gündeme getirilerek karşı davaya konu edilmesi" nin ardında kötü niyet aramaksızın, tek başına değerlendirilmesi ve davalılar lehine kanaat oluşturulması da kabul edilemez derecede büyük bir yanlışlık olduğunu, -Yine, 21.06.2022 tarihli kök bilirkişi raporuna karşı 11.07.2022 tarihli beyan dilekçelerinde bu fatura ile ilgili muvafakatlerinin olmadığını ve bu faturanın hesaplamalardan çıkarılması gerektiğini gerekçeleri ile beyan ettiklerini, -Bu konuda ne denli haklı oldukları gerçeğinin, birleşen Mahkemenin 2021/149 Esas ve 2021/150 Esas sayılı dosyalarında davalının, yine birleşen Mahkemenin 2022/338 Esas sayılı dosyasında ise davacının, .... Şirketi tarafından 08.01.2024 tarihli bilirkişi ek raporuna istinaden verilen 14.01.2024 tarihli karşı beyan dilekçesinden de net olarak anlaşılacağını, zira karşı tarafın, sundukları faturanın bilirkişilerce hiç sorgulanmadan, sözde müvekkili nam-ı hesabına yaptırmış oldukları işin bedeli şeklinde algılanarak, alacak olarak kanaat getirildiğini gördükten sonra ve kendilerinin bu hususta yukarıda yer verdikleri şekildeki itirazi beyanlarının ardından, beyanlarından da feyz almak suretiyle benzer iddialarını genişlettiğini, şöyle ki; 14.01.2024 tarihli karşı beyan dilekçelerinde, aralarında ilk itirazlarına konu teknik rapor ile faturanın müsebbibi ve sözde alacaklısının, taşeron şirket ... Firması da yer almak kaydı ile yeni yeni bedeller ile yeni yeni faturaları, birleşen davaya konu diğer sözleşmeler ile ilgili tüm kabul ve hakedişlerde kendi imzaları da mevcut olduğu halde, yeni yeni iddialar ortaya çıkardığını ve yine bu faturalar ile ilgili de haksız alacak taleplerinde bulunduğunu, yine aynı beyanlar kapsamında, müvekkili tarafından yapılan tüm imalatları "Komple söktürmek" ve yerine yenilerini yaptırtmak gibi tamamen keyfi tasarruflarında bulunan bir fiili gerçekleştirmiş olduklarını ifade etmek suretiyle, sökülen imalatı da tespit esnasında bilirkişilere gösteremediğini, müvekkilinin imalatları ile ilgili delilleri neden kararttıkları hususuna açıklık getirmeksizin itiraflarda bulunduklarını, bu vesile ile; bu faturaların hiçbirisini kabul etmediklerini, hiçbirisi için kesinlikle muvafakatlerinin bulunmadığını, fatura içeriği olarak ne işler yapıldığını dahi bilmedikleri halde kendilerini ve alacaklarını da ilgilendirmediğini, sunulan faturaların bir tarafı olmadığımız gibi muhatabı da olmadıklarını, faturanın kesen ve kesilen olarak ayrı iki şirketi bağlayan ve kendilerinin imalat ya da alacakları ile ilgili bir belge olarak mahkemenin konusu olmadığı gibi bilirkişi raporlarında yer verilmesine de tekrar ve tekrar muvafakatimizin olmadığını iş bu istinaf başvurularına konu karar öncesinde oldukça vurgulu şekilde defaatle ifade etseler de değerlendirmeye alınmış olmasının, işbu dilekçelerinde aynı hususu tekrar dile getirme zorunluluğu doğurduğunu, bu nedenle istinaf başvurularına konu birleşen 2022/338 esas, 2022/266 karar sayılı dosyada müvekkili şirket aleyhine davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin son derece hatalı olduğunu, -İstinaf dilekçelerine konu karar incelendiğinde görüleceği üzere, hüküm kısmında A-a-5 ve B-5 maddelerinde açıklanan; birleşen 2021/149 Esas, 2021/135 Karar sayılı dosya ve yine birleşen 2021/150 Esas sayılı dosyaya ilişkin lehlerine takdir edilen vekalet ücretleri ile ilgili olarak; kararda yazılan gerekçelerle lehlerine takdir olunan vekalet ücretleri ile ilgili olarak dava tarihindeki kur dikkate alınarak hüküm kurulduğunu, ancak aşağıda yer alan ve işbu dilekçeleri ekinde de tam metnine yer verdikleri emsal nitelikteki Yargıtay kararında açıklandığı üzere; "...hükümde tahsiline karar verilen yabancı para alacağının, "karar tarihi itibariyle" Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığı esas alınarak davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği hususu açıkça belirtilerek bu kurala uyulmadan yapılan vekalet ücreti hesabının doğru olmadığı açıklamasından yola çıkılarak bu nedenle de istinaf kanun yoluna başvurmamız zorunlu hale geldiğini, buna ilişkin olarak dilekçelerinde emsal Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2021-4522 Esas, 2021-12777 Karar ve 09.12.2021 tarihli kararına değinildiğini, Yukarıda ayrıntılarıyla arz ve izah ettikleri nedenlerle ve re’sen dikkate alınacak sair sebepler kapsamında; Öncelikle, tehir-i icra ve duruşma talepli olarak istinaf kanun yoluna başvuru taleplerinin kabulü ile istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar İstanbul Anadolu 19. İcra Müdürlüğü'nün 2024/7077 sayılı icra dosyasında icranın geri bırakılmasına, incelemenin duruşmalı olarak yapılmasına, Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.03.2024 tarih, 2021/188 E. 2024/302 K. sayılı ilamına karşı istinaf kanun yoluna başvurularının kabulü ile, istinaf başvurusuna dayanak kararın "aleyhe hususlar yönünden" kaldırılmasına ve gerektiğinde davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, her türlü dava harç ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Birleşen davalar, eser sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından birleşen 2021/149 esas sayılı davada davanın kısmen kabulüne; birleşen 2021/150 esas sayılı davada davanın kabulüne; birleşen 2022/338 esas sayılı davada davanın kısmen kabulüne karar verildiği; verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edildiği görülmüştür. Yüklenici ... Şti (bundan sonra ... şirketi olarak belirtilecek ) ile iş sahibi .... Şti.(bundan sonra .. şirketi olarak belirtilecek) arasında...'a ait ... İli ... ilçesi ... mevki... ada ... parselde kayıtlı bulunan taşınmazdaki ... binasına ait inşaat işleri kapsamında; 22.01.2019 tarihinde " Ön Üretimli Konstrüksiyon İmalat ve Montaj İşleri Sözleşmesi" 03.07.2019 tarihinde "Alt Çatı Ve Üst Çatı Ön Üretimli Bakır Kaplama İşleri Sözleşmesi," 14.07.2020 tarihinde " İç Cephe Mekanik Montaj Traverten ve Yapıştırma Doğal Taş Kaplama Sözleşmesi, 14.07.2020 tarihinde " Tavan Kaplama Sözleşmesi", 14.07.2020 tarihinde "Cam Korkuluk Yapım Sözleşmesi" 14.07.2020 tarihinde "Ahşap Deck Döşeme ve Basamak Kaplama Yapımı Sözleşmesi" isimli götürü bedelli eser sözleşmelerinin yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. İş sahibi .... şirketi Kadıköy 3.Noterliğinin 06.01.2021 tarih, 00061 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile yüklenici ... şirketinin " İç Cephe Mekanik Montaj Traverten ve Yapıştırma Doğal Taş Kaplama Sözleşmesi ve " Tavan Kaplama Sözleşmesi" kapsamında İnşaat faaliyetlerinin başladığı, "Cam Korkuluk Yapım Sözleşmesi" ve "Ahşap Deck Döşeme ve Basamak Kaplama Yapımı Sözleşmesi" kapsamında herhangi bir inşaat faaliyetini başlanmadığı, 17.11.2020 tarihinde .... şirketinin el değiştirdiği, inşaat sahasında yapılan incelemelerde yüklenicinin yüklendiği işler kapsamında önemli eksiklikler ve kusurları olduğu, projeye uygun olmayan malzemeler kullanıldığı, inşaatın sözleşmeye ve projeye aykırı şekilde ayıplı inşa edildiği, ilerleyen süreçte ayıpların giderilmediği, inşaatın kabul edilemez ölçüde kusurlu ve sözleşmelere önemli ölçüde aykırı imalat bulunduğu belirtilerek sözkonusu eser sözleşmelerinden 14.07.2020 tarihli 4 adet sözleşmenin feshedildiği görülmüştür. Yüklenici ... şirketi, iş sahibi... şirketi ve arsa sahibi ... aleyhine 09.09.2021 tarihinde Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/149 Esas sayılı dosyasında; 14.07.2020 tarihli Tavan Kaplama Sözleşmesi’nin davalı ... şirketi tarafından haksız olarak feshedildiğini belirterek onaylı Yapım İşleri 1. Hakediş ve 2. Hakediş raporlarına esas imalat bedelleri ve sözleşme harici ek işler için şimdilik 1.000USD ve kar mahrumiyeti için şimdilik 1.000USD 'nin tahsili istemiyle kısmi dava açılmıştır. Açılan bu dava Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/188 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmiştir. Yüklenici .... şirketi, iş sahibi .... şirketi ve arsa sahibi .... aleyhine 09.09.2021 tarihinde Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/150 Esas sayılı dosyasında; 14.07.2020 tarihli "İç Cephe Mekanik Montaj Traverten ve Yapıştırma Doğal Taş Kaplama Sözleşmesi’nin davalı .... şirketi tarafından haksız olarak feshedildiğini belirterek onaylı Yapım İşleri 1. Hakedişe esas imalat bedelleri için şimdilik 1.000USD ve kar mahrumiyeti için şimdilik 1.000USD 'nin tahsili istemiyle kısmi dava açılmıştır. Açılan bu dava Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/188 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmiştir. İş sahibi .... şirketi tarafından yüklenici ... şirketi aleyhine 14.02.2022 tarihinde Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/338 Esas sayılı dosyasında; yüklenici ... şirketinin çatı imalatını ayıplı ifa ettiğini, 2021/188 esas sayılı davada arabuluculuk başvurusu esnasında ikinci sözleşme olan 03.07.2019 tarihinde "Alt Çatı Ve Üst Çatı Ön Üretimli Bakır Kaplama İşleri Sözleşmesi," yazıldığı halde birinci sözleşme olan 22.01.2019 tarihli "Ön Üretimli Konstrüksiyon İmalat ve Montaj İşleri Sözleşmesi"nin adının yazılmaması nedeniyle Mahkemece bu sözleşme ile ilgili dava şartı tamamlanmadığından davanın görülemeyeceği belirtildiğinden birinci sözleşme olan 22.01.2019 tarihli "Ön Üretimli Konstrüksiyon İmalat ve Montaj İşleri Sözleşmesi" yönünden arabuluculuk süreci tamamlanarak iş bu davanın açıldığını, çatı işi tamamlanıp 27.07.2020 tarihli kesin kabul tutanağı düzenlendikten 7 ay sonra çatının eğildiği, sehim oluştuğunu, söz konusu ayıbın dava dışı Nicomedia isimli şirkete gidertildiğini, yüklenici .... şirketi'nin çatıda birinci aşama olan çatı iskeletinin yamuk kurulmasından sonra işin ikinci aşaması olan bakır kaplama işini yaptığından birbirine bağlı iki sözleşme kapsamında sorumluluğu bulunduğunu belirterek söz konusu ayıbın giderilmesi için gerekli bedel ile imalatın ayıplı yapılması yüzünden uğranılan zararın tazmini için şimdilik 20.000,00 TL'nin tahsili istemiyle dava açılmıştır.Açılan bu dava Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/188 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmiştir. İş sahibi.... şirketi tarafından yüklenici ... şirketi aleyhine 18.07.2021 tarihinde Muğla 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 2021/413 Esas sayılı dosyasında; “03.07.2019 tarihli Alt Çatı Ve Üst Çatı Ön Üretimli Bakır Kaplama İşleri Sözleşmesi” kapsamında yüklenici tarafından teslim edilen çatıda işin teknik hesaplamaları doğru yapılmadığı ve projede belirtilen imalat şekline uyulmadığı ve farklı malzeme kullanılması nedeniyle çatının taşıdığı ağırlık nedeniyle eğildiği, sehim oluştuğundan çatı imalatındaki gizli ayıbın giderilmesi için gerekli bedel ile imalatın hatalı yapılması yüzünden uğranılan zararın tazmini talep edildiği; ayrıca yüklenicinin “İç Cephe Mekanik Montaj Traverten ve Yapıştırma Doğal Taş Kaplama Sözleşmesi” ve “Tavan Kaplama Sözleşmesi” Kapsamında yüklenici .... şirketinin hazırlanması ve onaylatılması gereken teknik şartnamenin bulunmadığı, yapılan imalatlarda ayıp bulunduğu, işin teslim tarihi olarak belirlenen 28.12.2021 tarihinin üzerinden uzunca bir zaman geçmesine rağmen işlerin eksik bırakıldığını; “Cam Korkuluk Yapım Sözleşmesi” ve “Ahşap Deck Döşeme ve Basamak Kaplama Yapımı Sözleşmesi” kapsamındaki işlere ise yüklenici tarafından hiç başlanmadığını belirterek haklı nedenlerle feshedilen, “İç Cephe Mekanik Montaj Traverten ve Yapıştırma Doğal Taş Kaplama Sözleşmesi”, “Tavan Kaplama Sözleşmesi”, “Cam Korkuluk Yapım Sözleşmesi” ve “Ahşap Deck Döşeme ve Basamak Kaplama Yapımı Sözleşmesi” kapsamında yükleniciye yapılan tüm ödemelerin iadesi ve haklı fesihlerden dolayı her bir sözleşmeden dolayı uğranılan menfi zararların tahsili istemiyle “03.07.2019 tarihli Alt Çatı Ve Üst Çatı Ön Üretimli Bakır Kaplama İşleri Sözleşmesi” Kapsamında, 700.000,00 TL, “İç Cephe Mekanik Montaj Traverten ve Yapıştırma Doğal Taş Kaplama Sözleşmesi” kapsamında, 40.000,00 USD, “Tavan Kaplama Sözleşmesi” kapsamında, 10.000,00 USD, “Cam Korkuluk Yapım Sözleşmesi” kapsamında, 10.000,00 USD, “Ahşap Deck Döşeme ve Basamak Kaplama Yapımı Sözleşmesi” kapsamında, 40.000,00 USD olmak üzere; toplam 700.000,00 TL ve 100.000,00 USD'nin tahsili istemiyle dava açılmıştır. Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)'nin 2021/413 Esas sayılı dava dosyasının 09.09.2021 tarihli karar ile Muğla Asliye Ticaret Mahkemesine devredildiği, davanın Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/188 Esasına kaydedildiği, Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.06.2022 tarihli kararı ile tefrik kararı verilerek dosyanın 2022/806 Esasına kaydedilip Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)'ne görevsizlik kararı verildiği, Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)'nin 2022/582 Esasına kaydedilen davada yapılan yargılama neticesinde 10.12.2025 tarihinde Mahkemece "Cephe Mekanik Montaj ve Traverten Yapım İşinin Muğla 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/188 Esas sayılı dosyasında karara bağlandığı ve davalının alacaklı olduğundan dolayı reddine, Ahşap Deck Döşeme ve Basamak Yapım işine ait açılan davanın kısmen kabulüyle 28.240,89 TL' nin davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin ve diğer taleplerinin reddine karar verildiği; verilen kararın.... şirketi ve .... şirketi tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyanın Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesine gönderildiği Dairemizce UYAPTAN inceleme izni talep edilmesi sonucunda anlaşılmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 480. maddesinde düzenlenen götürü bedel esasına dayalı eser sözleşmelerinde, iş tamamen bitirilmeden sözleşmenin taraflardan biri tarafından feshedilmesi halinde, ekonomik değerinin bulunması şartıyla, yüklenici fesih tarihine kadar yaptığı işin bedelini alacaktır. Götürü bedel esasına dayalı eser sözleşmelerinde, fesih halinde, yüklenicinin yaptığı işin bedelinin hesaplanmasında öncelikle, yüklenicinin işin bütününe oranla ne kadarlık kısmı tamamladığı bulunmalıdır. Bulunan bu orana "İşin Fiziki Gerçekleşme Oranı" denir. İşin fiziki gerçekleşme oranının, sözleşme ile kabul edilen götürü bedele uygulanması yüklenicinin hakettiği bedeli ortaya çıkarır. İş bedelinin hesaplanmasında, sözleşmenin feshi nedeniyle hangi tarafın kusurlu olduğunun önemi yoktur.(Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2015/518 Esas ve 2015/3395 Karar Sayılı İlamı). Ayıplı işlerin giderim bedelinin Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2016/3378 Esas, 2017/2560 Karar sayılı emsal ilamında belirtildiği üzere ayıbın ortaya çıktığı tarihe göre ayıpların giderilmesi için gereken makul süre eklenmek suretiyle bulunacak tarihteki mahalli piyasa rayicine göre (mahalli piyasa fiyatlarına KDV ve yüklenici karı dahil olduğundan belirlenecek miktara KDV ve yüklenici karı eklenmeksizin) belirlenmesi gerektiği; ayıbın ortaya çıktığı tarih ile davanın açıldığı tarih arasında uzun süre varsa davanın geç açılmasında davalı yüklenicinin bir kusuru bulunmadığından artan zarardan davalının sorumlu tutulamayacağı, ayıbın ortaya çıktığı tarih ile dava tarihi arasındaki maliyet farkına (artan zarara) iş sahibinin katlanmak durumundadır. Hukuk Genel Kurulu'nun 12.05.2010 tarih, 2010/14-244 esas, 2010/260 karar sayılı kararında da iki taraflı sözleşmelerin karşı tarafça haklı feshedildiği hallerde kâr kaybı zararına uğrayan tarafın isteyebileceği zararın saptanmasında kıyasen Borçlar Kanunundaki kesinti yönteminin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. Kesinti yöntemine göre; yüklenicinin işi tamamlayamaması nedeniyle yapmaktan kurtulduğu giderler (malzeme ve işçilik giderlerinden yaptığı tasarruf) ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar, sözleşme bedelinden düşülmek suretiyle yüklenicinin olumlu zarar kapsamındaki kâr kaybı bulunmalıdır (Kapatılan 15. Hukuk Dairesinin 11.4.2007 gün ve 4955-2372 sayılı, 9.5.2013 gün ve 7521-3029 sayılı, 27.03.2017 gün ve 2016/1750 – 1330 sayılı kararları.) Somut olayda iş sahibi .... şirketi ile yüklenici ....şirketi arasında yapılan ve iş sahibi ... şirketi tarafından feshedilen 14.07.2020 tarihli " İç Cephe Mekanik Montaj Traverten ve Yapıştırma Doğal Taş Kaplama Sözleşmesi, 14.07.2020 tarihli " Tavan Kaplama Sözleşmesi", 14.07.2020 tarihli "Cam Korkuluk Yapım Sözleşmesi" ve 14.07.2020 tarihli "Ahşap Deck Döşeme ve Basamak Kaplama Yapımı Sözleşmesi" isimli götürü bedelli eser sözleşmelerine göre ekonomik değerinin bulunması şartıyla, yüklenici .... şirketinin fesih tarihine kadar yaptığı işin bedelini alacağından yüklenicinin yaptığı işin bedelinin hesaplanmasında öncelikle, yüklenicinin işin bütününe oranla ne kadarlık kısmını tamamladığı bulunup bulunan işin fiziki gerçekleşme oranının götürü bedele uygulanarak yüklenicinin hakettiği bedelin saptanması ve bulunacak bu rakamdan kanıtlanan ödemeler düşülerek bu şekilde belirlenen iş bedeli yapılan ödemelerden az ise, iş sahibi fazla ödediği bedelin iadesini; fazla ise yüklenici ödenmeyen iş bedeli alacağının tahsilini isteyebileceği; sözleşme dışı iş kalemlerine ilişkin istemlerde ise, yapıldıkları yıl mahalli piyasa rayiç bedellerine göre (mahalli piyasa rayiçleriyle hesaplanan bu tutara KDV ve yüklenici kârı dahil olduğundan, ayrıca KDV ve yüklenici kârı ilave edilmeksizin) hesaplama yapılarak iş bedelinin bulunması gerektiği; yine 03.07.2019 tarihli "Alt Çatı Ve Üst Çatı Ön Üretimli Bakır Kaplama İşleri Sözleşmesi" ve 22.01.2019 tarihli " Ön Üretimli Konstrüksiyon İmalat ve Montaj İşleri Sözleşmesi" kapsamında yüklenici tarafından yapılan çatı imalatındaki ayıbın giderim bedelinin ayıbın ortaya çıktığı tarihe göre ayıpların giderilmesi için gereken makul süre eklenmek suretiyle bulunacak tarihteki mahalli piyasa rayicine göre (mahalli piyasa fiyatlarına KDV ve yüklenici karı dahil olduğundan belirlenecek miktara KDV ve yüklenici karı eklenmeksizin) belirlenmesi gerektiği; bu kapsamda Mahkemece oluşturulacak uzman bilirkişi heyetinden yukarıda açıklandığı şekilde denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınarak birleşen 2021/149 Esas, 2021/150 Esas ve 2022/338 Esas sayılı dosyalarında hasıl olacak sonuca göre karar verilmemesi usule ve yasaya aykırı görülmüştür. Dosyada mevcut toplantı tutanakları, tanık beyanları, taraf vekillerinin dilekçelerine göre arsa sahibi olan .... ...'un eser sözleşmelerinin ifa yerinde temsilcisini bulundurması, temsilcileri aracılığıyla toplantılara katılması, yüklenici ... şirketine emir ve talimat vermesi, yapılan işleri doğrudan kontrol/denetim/gözetim yetkisini kendisinde tutması, yapılan tüm iş ve işlemlerin temsilcisinin onayıyla yapılması, yüklenici ...şirketi işe başlandıktan sonra iş sahibi .... şirketindeki yönetim değişikliğinden sonra, yüklenici ... şirketinden USD olan sözleşme bedelinin kontrat tarihindeki kur üzerinden TL'ye çevrilmesi ve bu bedelden % 50 oranında bedel indirimi ve bu anlaşmaya göre ek sözleşme yapılmasının talep edilmesi, bu durumun açıkça toplantı tutanaklarına yansıması, yüklenici .... şirketi tarafından bu durumun kabul edilmemesi üzerine iş sahibi ...şirketi ile birlikte ortak hareket ederek yüklenici ... şirketinin inşaat alanına girmesinin fiilen engellenip eksik kalan işlerin yapımını başka yüklenicilere verilmesi, işin durmasına ve sözleşmelerin haksız olarak feshine iş sahibi... şirketiyle birlikte arsa sahibi olan ....'un da sebep olduğundan dolayı yükleniciye karşı müteselsilen sorumlu olduklarına yönelik Mahkeme kabulünde usule ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Kabule göre de Mahkemece sözleşmelerin iş sahibi ... şirketi ve arsa sahibi olan ...'un ortak davranışlarının sebep olduğu kabul edilerek yüklenici ...şirketinin isteyebileceği kar kaybının 6098 sayılı TBK'nın 408.maddesine göre kesinti yöntemine göre hesaplatması gerektiği, Yargıtay'ın kabul ettiği bu yönteme göre, yüklenicinin işi tamamlayamaması sebebiyle yapmaktan kurtulduğu giderler (malzeme ve işçilik giderlerinden yaptığı tasarruf) ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar, sözleşme bedelinden düşülmek suretiyle yüklenicinin olumlu zarar kapsamındaki kâr kaybının bulunması gerektiği halde, Mahkemece birleşen 2021/149 Esas ve 2021/150 Esas sayılı dosyalarında uzman bilirkişilerden açıklanan kesinti yöntemine göre yüklenicinin kâr kaybının hesaplattırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usule ve yasaya aykırı görülmüştür. Yüklenici .... şirketi tarafından kısmi dava olarak açılan birleşen 2021/149 Esas ve 2021/150 Esas sayılı davalarda davacı yüklenici şirket tarafından yargılama aşamasında ıslah yapılmadığı halde Mahkemece HMK 26. Maddesine aykırı olarak talepten fazlasına hükmedilmesi usule ve yasaya aykırı görülmüştür. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.11.1956 tarihli, 1956/15 Esas, 1956/15 Karar sayılı İBK'nın ilgili bölümünde; " Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme esas ittihaz olunması iktiza eylemesine...." düzenlemesinin mevcut olduğu, yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.04.1993 tarihli, 1993/13-41 Esas, 1995/145 Karar sayılı ilamı ile de yabancı para alacaklarında yabancı paranın dava tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuruna göre bulunacak TL karşılığı üzerinden ilam harcının alınacağının benimsendiği; bu durumda Mahkemece 2021/149 Esas ve 2021/150 Esas sayılı davalarda dava tarihindeki kura göre harç ve vekalet ücretine hükmedilmesinde;yine bu dosyalarda davadan önce usulüne uygun olarak 6098 sayılı TBK'nın 117.maddesine göre çekilen ihtar bulunmadığından temerrütün dava tarihi itibariyle oluştuğuna; birleşen 2022/338 Esas sayılı davanın kısmi dava niteliğinde olduğundan kabul edilen alacağın dava dilekçesinde istenilen kısmına dava tarihinden, ıslahla arttırılan kısmına ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanmasına yönelik Mahkeme kabulünde usule ve yasaya aykırılık bulunmadığından taraf vekillerinin bu husustaki istinaf istemleri yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından birleşen davalarda davacı ve birleşen davada davalı ... Şti vekili, birleşen davalarda davalı ve birleşen davada davacı ... Şti. vekili ve birleşen davalarda davalı .... vekilinin istinaf kanun yoluna başvurularının kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Birleşen davalarda davacı ve birleşen davada davalı ... Şti vekili, birleşen davalarda davalı ve birleşen davada davacı .... Şti. vekili ve birleşen davalarda davalı .... vekilinin istinaf kanun yoluna başvurularının KABULÜ ile, 2-Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.03.2024 tarih ve 2021/188 Esas, 2024/302 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına, 5-Birleşen davalarda davacı ve birleşen davada davalı ... Şti tarafından yatırılan toplam (16.826,46 TL + 855,20 TL) 17.681,66 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran birleşen davalarda davacı ve birleşen davada davalı .... Şti'ne iadesine, 6-Birleşen davalarda davacı ve birleşen davada davalı .... Şti tarafından yatırılan 3.508,20 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-Birleşen davalarda davalı ve birleşen davada davacı .... Şti. tarafından yatırılan toplam (427,60 TL + 26.011,43 TL + 6.946,76 TL) 33.385,79 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran birleşen davalarda davalı ve birleşen davada davacı ... Şti'ne iadesine, 8-Birleşen davalarda davalı ve birleşen davada davacı... Şti. tarafından yatırılan toplam (1.169,40 TL x3) 3.508,20 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 9-Birleşen davalarda davalı .... tarafından yatırılan toplam (26.011,43 TL + 6.946,76 TL) 32.958,19 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran birleşen davalarda davalı ....'a iadesine, 10-Birleşen davalarda davalı .... tarafından yatırılan toplam (1.169,40 TL x2) 2.338,80 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 11-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddeleri gereğince, kesin olmak üzere, 19.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.