T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/3015 - 2025/1207 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/3015 KARAR NO : 2025/1207 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2021/1572 Esas, 2022/2041 Karar DAVA TARİHİ : 14/10/2021 DAVANIN KONUSU : Rücuen Tazminat BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 31/10/2025 KARAR …
T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/3015 - 2025/1207 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/3015 KARAR NO : 2025/1207 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2021/1572 Esas, 2022/2041 Karar DAVA TARİHİ : 14/10/2021 DAVANIN KONUSU : Rücuen Tazminat BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 31/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/12/2025 Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; davalı şirket ile müvekkili arasında özel güvenlik hizmet alım sözleşmesi bulunduğunu, davalının dava dışı işçinin iş akdine son verdiğini, anılan işçinin işe iade davası açtığını, anılan davada husumeti hem kendilerine hem de davalıya yönelttiğini, Diyarbakır 6. İş Mahkemesinin 2018/59 E. sayılı dosyasında feshin geçersizliğine, işçinin işe iadesine karar verildiğini, anılan kararın kesinleştiğini, müvekkili şirketin bakiye borç miktarına karşılık toplam 22.662,56 TL ödeme yaptığını, ancak taraflar arasındaki Güvenlik Hizmet Alım Sözleşmesinin 13. maddesine göre işçiye yapılan her türlü ödemeden davalının sorumlu olması gerektiğini iddia ederek, dava dışı işçiye ödenen meblağın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili; davacı ile aralarında Güvenlik Hizmet Alım Sözleşmesi bulunduğunu, dava dışı işçinin işten çıkarılmasını davacı tarafın istediğini, talep edilen vekalet ücreti hususunda iş mahkemesi tarafından müşterek ve müteselsil sorumlu vaziyette hüküm kurulduğunu, bu durumda davanın reddi, bu kabul edilmezse yarı yarıya sorumlu olunduğuna dair hüküm kurulması gerektiği savunulmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı, yargılama gideri ve vekalet ücretinin tamamının davalıdan rücuen tahsili talep edilmiş ise de; işe iade ile ilgili mali sorumluluklardan tarafların müteselsilen sorumlu oldukları, vekalet ücreti ve yargılama gideri talebinin kaynağının dosya davacısının dava dışı işçinin açtığı işe iade davasında davalı sıfatını haiz olmasından kaynaklandığı, iş mahkemesince de anılan hususta müşterek ve müteselsil sorumluluk hükmü kurulduğu, taraflar arasındaki iç ilişkide de akdedilen sözleşmenin vekalet ücretini, yargılama giderini kapsadığına dair bir hüküm görülemediği, işin davacıya ait iş yerinde davalı tarafından yerine getirildiği, iş mahkemesinin işe iade kararının işin niteliği gereği, ancak davacıya ait iş yerinde gerçekleştirilebileceği, ayrıca müteselsilen sorumluluğa karar veren iş mahkemesi hükmü nazara alındığında dava dışı işçiye ödenen işe iade tazminatından davalının yarı oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle, ödeme tarihi olan 17/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 11.331,28 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; taraflar arasındaki Güvenlik Hizmet Alım Sözleşmesinin 13. maddesine göre işçiye yapılan her türlü ödemeden davalının sorumlu olması nedeni ile müvekkili tarafından ödenen meblağın davalıdan tahsili amacı ile rücu davası açıldığını, İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, sözleşme ilişkisinin değerlendirilmesi gerektiğinden taraflar arasında düzenlenen Güvenlik Hizmeti Alım Sözleşmesi'nin Yüklenicinin Personeli ile İlgili Yükümlülükleri başlıklı 13. maddesinin 1.9. bendinde; "Personelin, İş Kanunu, Sosyal Güvenlik Kanunu, Borçlar Kanunu ve ilgili diğer mevzuattan doğacak ücret, ihbar tazminatı, kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, prim ve vergi borçları gibi hak, borç ve mükellefiyetleri ile personelin ve/veya üçüncü şahsın uğrayabileceği kaza, yaralanma, mesleki hastalık, maluliyet ve benzeri durumlardan veya bunun neticesi olarak ortaya çıkan zarar ziyandan veya kanunen ödenmesi gereken tazminat ve masraflar ile Bölge Çalışma Müdürlüğü, SGK, Sağlık Bakanlığı teşkilatı vesair yetkili kuruluşlarla olan ilişkilerden ve mevzuattan kaynaklanan hukuki, cezai ve mali yükümlülükleri yerine getirmeyi ve Türk Telekom'un talebi halinde ilgili yükümlülüklerini yerine getirdiğini belgelemeyi..." kabul, beyan ve taahhüt edeceğinin kararlaştırıldığı, dava dışı işçinin davalı nezdinde ve davacıya ait işyerinde çalıştığını, İş Kanunu kapsamında doğacak hakların yükleniciye ait olacağının kararlaştırılması nedeni ile davalı şirketin sorumlu olması gerektiğini beyanla kararı istinaf etmiştir. İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; işçinin işten ayrılmasına ve işe iadesine başta kendisi sebep olan asıl işverenin de, işçiye ödenecek bedellerden sorumlu olmadığını düşünmenin hakkaniyete aykırı olacağını, müvekkili ile diğer davalı arasında akdedilen sözleşmede de bunun aksini ispatlar herhangi bir açık ve anlaşılır net bir hüküm bulunmadığına göre, davacının bu süreçte sorumsuz, müvekkilin ise tüm alacaklardan sorumlu olduğunu ispatlar hiçbir delil bulunmadığını, işletmesel karar ile işçilerin işten çıkarılmasını talep eden davacı olup çıkartılacak işçileri dahi yine davacının belirlediğini, bunun sonucunda da işten çıkarılan işçilerin işten çıkarılmasına sebebiyet verenin davacı olduğunu, işçinin hakedişi olan tazminatlar bakımından da, nedensellik bağı yönünden müvekkili ile bağdaştırılabilecek bir hukuki gerekçe olmadığını, asıl işveren olan davacının sebep olduğu tüm bu zararlara katlanması gerektiğini beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Dava, dava dışı işçiye davacı asıl işveren tarafından ödenen işçilik alacaklarının davalı alt işverenden rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davacı taraf, dava dışı işçiye işçilik alacakları ödemesi yaptığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler ve eki genel şartnamede yer alan hükümler uyarınca davalının, çalıştırdığı dava dışı işçiye müvekkili tarafından ödenen işçilik alacakları ile mahkeme masrafı ve vekalet ücretinden sorumlu olduğunu ileri sürerek dava dilekçesiyle 22.662,56 TL'nin tahsiline karar verilmesini istemiş; İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı, taraf vekilleri istinaf isteminde bulunulmuştur. Dosya kapsamına göre; taraflar arasında "Güvenlik Hizmeti Alım Sözleşmesi" başlıklı hizmet alım sözleşmesi bulunduğu, dava dışı işçinin yüklenici davalı şirket bünyesinde çalışmakta iken iş akdinin feshedilmesi nedeniyle davacı kurum ile davalı şirket aleyhine açtığı davada Diyarbakır 6. İş Mahkemesinin 2018/59 E., 2018/1075 K. sayılı kararı ile davanın kabulü ile dava dışı işçinin işe iadesine, işe iade edilmediği takdirde 4 aylık brüt ücret tutarında tazminatın, boşta geçen 4 aylık süreye isabet eden ücret ve diğer haklarının dava dışı işçiye ödenmesine karar verildiği, dava dışı işçinin işe başlatılmaması nedeniyle Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2020/70233 E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi yapılması nedeniyle davacı tarafından17/03/2020 tarihinde toplam 22.662,56 TL ödendiği anlaşılmaktadır. Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan rücu istemine ilişkin olup uyuşmazlık bu davalarda uygulanan ve Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesince benimsenen genel ilkelere göre çözümlenmelidir. Buna göre; Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. Taraflar arasındaki sözleşmede aksi düzenlenmemiş ise işçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması nedeniyle davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Yargıtay 6. HD'nin 05/05/2023 tarihli ve 2023/1118 E., 2023/1683 K. sayılı uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin güncel kararında da; "Dairemizin istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Yukarıdaki gerekçelerle; hizmet alım sözleşmesinde herhangi bir hüküm bulunmaması hâlinde, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödediği işçilik alacaklarının tamamından yüklenicinin (alt işveren) sorumluluğun mevcut olduğuna" karar verilmiştir. 1-) Davalı Vekilinin İstinaf İtirazlarının İncelenmesinde: Taraflar arasında hizmet alım sözleşmesi akdedildiği, davalı alt işveren nezdinde çalışan dava dışı işçinin işten çıkarılması nedeniyle işe iade davası açtığı, dava dışı işçinin işe iadesine, işe iade edilmediği takdirde 4 aylık brüt ücret tutarında tazminatın, boşta geçen 4 aylık süreye isabet eden ücret ve diğer haklarının dava dışı işçiye ödenmesine karar verildiği, dava dışı işçinin işe başlatılmaması üzerine icra takibi yapılması nedeniyle davacı tarafından 22.662,56 TL ödendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. 04/12/2017 tarihli 696 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 126. maddesi ile 375 sayılı 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu, 2914 Sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu, 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu İle Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması, Devlet Memurları ve Diğer Kamu Görevlilerine Memuriyet Taban Aylığı ve Kıdem Aylığı İle Ek Tazminat Ödenmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen ek madde 21 hükmünde; "Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen işçilere 22/05/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21 inci maddesi uyarınca yapılan ödemeler rücu edilemez." düzenlemesinin getirildiği, ancak Anayasa Mahkemesinin 17/04/2024 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 27/12/2023 tarih ve 2018/96 Esas, 2023/222 Karar sayılı ile ek madde 21 hükmünün Anayasaya aykırı olması nedeniyle iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesinin 27/12/2023 tarih ve 2018/96 Esas, 2023/222 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; dava konusu kural ile kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen işçilere 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesi uyarınca yapılan ödemelerin rücu edilemeyeceği düzenlenmektedir. Söz konusu ödemenin rücu edilmeyeceği kişiler ise ilgili idare adına hareket eden kişilerdir. Nitekim kuralın gerekçesinde kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların iş sözleşmesinin feshinin mahkeme veya özel hakem tarafından geçersiz sebebe dayandığına hükmedilmesi hâlinde ödenen tazminatın ilgili idaredeki kişilere yükletilemeyeceği belirtilmektedir. Kuralın gerekçesinde tazminat lafzı yer almakla birlikte kuralda böyle bir sınırlamaya yer verilmediğinden 21. madde gereği yapılan tüm ödemelerin ilgili idaredeki kişilere rücu edilememesi sonucu doğmaktadır. Bu sayede feshin geçersizliği durumunda işe iadesine hükmedilen kişinin başlatılmaması durumunda ortaya çıkan tazminat, çalışılmayan süreye ilişkin ücret ve diğer haklar ile bildirim süresine ait ücret ödemeleri ilgili idaredeki kişilere rücu edilemeyecektir. Bu nedenle; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen ek madde 21'deki düzenlemenin somut olayda uygulama yeri bulunmamakta olup, davacı asıl işveren tarafından ödenmek zorunda kalınan tazminat, alacak ve fer'ilerinin davalı alt işverenlerden talep edilmesine yasal bir engel bulunmadığı anlaşılmış, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. 2-) Davacı Vekilinin İstinaf İtirazlarının İncelenmesinde: İlk Derece Mahkemesince taraflar arasında akdedilen sözleşmenin incelenmesinde; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti alacağı gibi yapılan işçilik alacağı ödemelerinin ve bunun fer'i mahiyetinde yapılan ödemelerin de aynı esasla yüklenicilerden tahsil edilebileceği, ancak yüksek yargı kararlarında "boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı ile, bunlarla birlikte talep edilen yargılama gideri ve vekalet ücretinin" aynı kurallara tabi tutulmadığı değerlendirilmiş, dava dışı işçiye ödenen işe iade tazminatından davalının yarı oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; davacı asıl işveren tarafından ödenmek zorunda kalınan tazminat, alacak ve fer'ilerinin davalı alt işverenlerden talep edilmesine yasal bir engel bulunmamaktadır. Dosya kapsamında bulunan SGK kayıtları ve hizmet sözleşmeleri uyarınca dava dışı işçinin davalı şirkette çalışırken iş akdinin sonlandırıldığı ve yukarıda yer verilen ilkeler uyarınca iş sözleşmesinin feshi üzerine dava dışı işçinin işe başlatılmaması nedeniyle tahakkuk eden ve dava dışı işçiye ödenen işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre alacağı kalemlerinden oluşan işçilik alacakları ile iş mahkemesi ilamındaki vekalet ücreti, yargılama gideri gibi fer'iler ile icra takip masraf ve fer'ilerinin tamamından son işveren olarak davalı şirketin sorumlu olduğunun gözetilerek, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Yukarıda açıklanan sebeplerle; davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının davacı istinafına atfen kaldırılmasına, toplanan delillere göre yeniden yargılama yapılmasına da gerek görülmediğinden, 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-2 ve 355. hükümleri uyarınca davanın tam kabulüne dair yeniden esas hakkında aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; I-) Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, II-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının davacı tarafın istinafına atfen KALDIRILMASINA, 6100 sayılı HMK m. 353(1)-b-2 hükmü gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, Buna göre; 1-) Davacı tarafından davalı aleyhine açılan DAVANIN KABULÜ ile, 22.662,56 TL'nin ödeme tarihi olan 17/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.548,08 TL harçtan, peşin alınan 387,02 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.161,06 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, 3-) Davacı tarafın ödediği 59,30 TL başvurma harcı, 387,02 TL peşin harç, 8,50 TL vekalet harcı ve 53,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 508,32 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-) Davacı taraf davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan güncel Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi m. 13(2) hükmüne göre belirlenen 22.662,56 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-) Diyarbakır Arabuluculuk Bürosunun 2021/1029 büro, 2021/97875 arabuluculuk numaralı dosyasında dava şartı olan zorunlu arabuluculuk masrafı olarak yapılan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye GELİR KAYDINA, bu hususta 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca gerekli işlemlerin İlk Derece Mahkemesince İCRASINA, 6-) Taraflarca yatırılan gider/delil avansından arta kısmın 6100 sayılı HMK'nın m. 333, HMK Yönetmeliğinin m. 207/1 ve HMK Gider Avansı Tarifesinin m. 5 hükümleri uyarınca ilgilisine İADESİNE, III-) İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının Hazineye GELİR KAYDINA, 774,04 TL nisbi peşin istinaf karar ve ilâm harcının talep halinde İlk Derece Mahkemesince istinaf eden davacıya İADESİNE, IV) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davalı istinafı yönünden alınması gereken 774,04 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 193,51 TL harcın (80,70 TL maktu + 112,81 TL nispi harç toplamı) MAHSUBUNA, bakiye 580,53 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye GELİR KAYDINA, V-) İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, VI-) İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru harcı ile 102,00 TL posta ve tebligat ücreti toplamı olan 322,70 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, VII-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından taraflar yararına vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, VIII-) Dairemiz kararının kesin olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 362(1)-a ve 7550 sayılı Kanun ile değişik Ek 1. maddesinin 2. fıkrası hükümleri gereğince, dava değerinin (22.662,56 TL) davanın açıldığı 2021 yılında geçerli olan temyiz kesinlik sınırının (78.630,00 TL) altında olması nedeniyle miktar itibarıyla KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.31/10/2025 Bu evrak 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.