İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacının 29/08/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; alacaklıya gerek bu dosyadan gerekse başkaca surette hiçbir borcunun olmadığını, takibe esas olan senet hatır senedi olduğunu, senet karşılığında alacaklıdan tarafınca alınmış nakit, mal ya da hizmet olmadığını, ala…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2024/219 KARAR NO:2026/483 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:27/09/2023 NUMARASI:2022/569 E. - 2023/769 K. DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacının 29/08/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; alacaklıya gerek bu dosyadan gerekse başkaca surette hiçbir borcunun olmadığını, takibe esas olan senet hatır senedi olduğunu, senet karşılığında alacaklıdan tarafınca alınmış nakit, mal ya da hizmet olmadığını, alacaklıya borcunun bulunmadığının kanıtı alacaklının ticari defterleri olduğunu, icra dosyasındaki evrakları incelediğinde senedin cirolu olmadığı görüldüğünü, bu yüzden alacaklının takip hakkı olmadığını, alacaklı şirkete gerek dava konusu icra dosyası gerekse başkaca surette hiçbir borcunun olmadığının tespitini, dava konusu icra takibinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekilinin 01/10/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; icra takibine konu senetten de açıkça anlaşıldığı üzere senedin ... tarafından ciro edilerek davalı alacaklıya teslim edildiğini, senedin hatır senedi olduğu iddiasının gerçek dışı ve senedin yetkili hamili olan alacaklıya karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, davacı, bonodaki imzaya itiraz edilmediğini, takip konusu bononun hatır senedi olarak verildiğini iddia ederek vasıflı ikrarda bulunduğunu, davacının alacaklı ile arasında bir bono ilişkisinin olduğunu dolayısıyla temel ilişkinin varlığını da ikrar ettiğini, ancak bu ilişkinin sebebinin farklı olduğunu belirterek ilişkinin hukuki vasfını değiştirmekte ve davalı ile arasındaki ilişkinin hatır ilişkisi olduğunu iddia ettiğini, oysa senet üzerinde yer alan nakden kaydı bu ilişkinin bir borç ilişkisi olduğunu gösterir durumda olduğunu, davacının ileri sürmüş olduğu hususlar senetteki şekil eksikliği, zamanaşımı, ciro zincirindeki kopukluk, senedin vadesinin henüz gelmediği gibi defilerden olmayıp, bu itirazların iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olan davalıya karşı ileri sürülebilmesine olanak bulunmadığını, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, % 20 tazminatın davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "1-Davanın REDDİNE, 2-Şartlar oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine", karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; takibe dayanak senedin arkasında ciro bulunmadığı ve senet aslının icra kasasında olmadığı görülmesine rağmen, dava açıldıktan sonra senet aslının her nasılsa cirolanmış şekilde dosyaya sunulduğunu, bu durumun açıkça sahtecilik ve kötüniyet göstergesi olduğunu belirterek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, bunun bekletici mesele yapılmamasının ve delilleri toplamamasının usule aykırı olduğunu, senedin aslında bir hatır senedi olup ne lehdara ne de hamile herhangi bir borç bulunmadığını, davalı hamilin senedi borçlunun zararına hareket ederek ve bedelsizliği bilerek iktisap ettiğini, bu kapsamda davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi talebinin gerekçesiz reddedilmesinin hak arama özgürlüğünü kısıtladığını, dilekçedeki vakıaların kötüniyet iddiası olarak nitelendirilmesi gerektiğini ve eksik inceleme ile kurulan hükmün kaldırılması gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının ileri sürmüş olduğu hususların, s iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olan davalıya karşı ileri sürülebilmesine olanak bulunmadığını, davalının senedin yetkili ve meşru hamili olup senedi muntazam bir ciro silsilesine dayanarak senedi elinde bulundurduğunu, davanın reddi gerektiğini, bu nedenle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.Davacı vekili, icra takibine dayanak bononun hatır senedi olduğunu, icra takibi başlatıldığında senet arkasında ciro bulunmadığını, ciro işleminin dava açıldıktan sonra yapıldığını, bu nedenle davalının takip hakkının bulunmadığını beyanla menfi tespit talep etmiştir.Davalı vekili, senedin muntazam ciro silsilesiyle davalıya geçtiğini, icra müdürlüğünün takip sırasında senet aslını ve ciroları re’sen incelediğini, enet üzerinde “nakden” kaydı bulunduğunu, davacının hatır senedi iddiasının senedi ta’lil anlamına geldiğini ve ispat yükünün davacıda olduğunu davalının iyi niyetli hamil olduğunu, şahsi defilerin kendisine karşı ileri sürülemeyeceğini belirtmiştir..... Şti., İstanbul 27. İcra Müdürlüğü’nün .... (yenilenen ....) sayılı dosyasıyla, ... aleyhine, 51.428,57 TL, 29.08.2012 tanzim, 01.09.2012 vade tarihli 50.000,00 TL bedelli bonoya dayanarak kambiyo takibi başlattığı, bonoda keşidecinin davacı, lehtarın dava dışı ... olduğu lehtarın cirosu ile hamilin davalı olduğu görülmektedir.Mahkemece ; davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili istinafa başvurmuştur.Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır.Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı alacaklıdadır. Ancak, borçlu, doğmuş olan hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK'nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Davacı dava konusu bononun hatır senedi olarak verildiğini, bedelsiz olduğunu ileri sürdüğünden bu iddianın ispat yükü TMK'nın 6. ve HMK 190 maddesi gereğince davacıya düşer ve resmî veya imzası ikrar edilmiş yazılı delil ile kanıtlanması gerekir.Hatır senedi (bedelsizlik) iddiası ise, Türk Ticaret Kanunu’nun 687. Maddesi kapsamında kişisel defidir. Burada, kambiyo senedinden doğan kambiyo ilişkisi dışındaki nedenlere (temel borç ilişkisine) dayanılmaktadır. Bedelsizlik, bir kişisel defi olduğundan keşideci tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Çünkü keşidecinin sadece lehtarla arasında bir temel borç ilişkisi vardır. Fakat borçlu, senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak koşuluyla hamile karşı da bedelsizlik def’ini ileri sürebilir ve bu iddiaların yazılı delil ile ispatı gereklidir. Somut olayda dava konusu senedin TTK 776.maddesi uyarınca zorunlu unsurlara havi bono vasfında olduğu, senedin ciro yolu ile davalıya devredildiği, TTK 686. maddesinde de, bir poliçeyi elinde bulunduran kimsenin, son ciro beyaz ciro olsa dahi, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde, yetkili hamil sayılacağı, bu düzenlemeye göre davalının yetkili hamil olduğu, hakkında senedi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisabında ağır kusurlu olduğuna dair delil bulunmayan yetkili hamile yönelik lehtar ile keşideci arasındaki şahsi defilerin ileri sürülemeyeceği , sonuç olarak , dava konusu bononun davacı tarafından düzenlenerek lehtara verildiği ve ciro edildiği, senedin bedelsiz olduğu ve hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığı iddiasının davacı tarafından ispat edilemediği , İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, istinaf talebinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1maddesi uyarınca esastan reddine kesin karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/09/2023 tarih ve 2022/569 E. 2023/769 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 373-TL harcın mahsubu ile bakiye 359-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/03/2026