İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin unvanında ana ve ayırt edici unsur olan "..." ibaresinin, TPMK nezdinde müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkili gerçek kişi "..." ve "..." ibareli markalarını 2013 yılından beri aralıksız kullandığını, bu markalar üzerinde h…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1817 KARAR NO : 2026/192 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 14/09/2023 NUMARASI : 2022/302 E. - 2023/195 K. DAVANIN KONUSU: Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti,Önlenmesi ve Unvan Terkini İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin unvanında ana ve ayırt edici unsur olan "..." ibaresinin, TPMK nezdinde müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkili gerçek kişi "..." ve "..." ibareli markalarını 2013 yılından beri aralıksız kullandığını, bu markalar üzerinde hak sahibi olduğunu, davalı şirketin ise müvekkillerinin kazandığı güvenirlik, ün ve müşteri potansiyelinden yararlanmak istediğini, aynı zamanda müvekkilinin hak sahibi olduğu markalarda geçen sözcükleri ticaret unvanı ve işletme adı olarak ayırt edilemeyecek düzeyde, birebir tescil ettirdiğini ve iltibasa yol açtığını, keza davalının www...com adlı internet sitesinde müvekkili şirketin müşteri çevresine hitap edecek şekilde ve müvekkilleri ile aynı faaliyet alanında spor ürünleri sattığını, davalı şirketin unvanı ve işletme adının, müvekkili şirket unvanı ve markası ile iltibas yarattığını, tüketiciler nezdinde de karışıklığa neden olduğunu iddia ederek, müvekkilleri markasına yönelik tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, men'ini, davalının kullanımında olduğu belirtilen https://www...com/ alan adının iptalini, davalı unvanından "..." ibaresinin terkinini ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin yetkilisinin akrabası olan dava dışı kişi tarafından ... numarası ile tescil edilen "..." ibareli markaların kullanılması açısından müvekkili şirketin kurulduğunu, davacının dava konusu markanın kendisinin gibi bir izlenim oluşturmaya çalıştırdığını, mezkur marka üzerinde asıl hak ve yetki sahibinin müvekkili olduğunu, davacının iddialarının dayanaksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2022/302 esas, 2023/195 karar sayılı, 14/09/2023 tarihli kararı ile; "Dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları, taraf iddia ve savunmaları , ticari sicil kayıtları ve dosya kapsamı ile uyumlu görülen bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; "..." ibareli ... tescil nolu marka ile ... tescil nolu 25. sınıfta ve bu sınıfı kapsar şekilde 35. sınıfta mağazacılık olarak tabir edilen hizmette davacı ... adına tescillidir. Davalının aynı sınıflar kapsamındaki fiili marka kullanımı, söz konusu sınıflar yönünden ayırt edici nitelikte olduğu tespit edilen ... ibaresini içerdiğinden, davacının tescilli markaları ile bağlantı kurulma-ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline sebep olacak mahiyette olduğu, davalıya ait https://www...com alan adında 25. sınıf ve bu sınıfı kapsar şekilde 35. sınıfta mağazacılık hizmeti bakımından davacının tescilli markaları ile iltibas tehlikesi doğurur şekilde marka kullanımının mevcut olduğu görülmekle, davacının marka haklarına tecavüze ilişkin talebi yönünden davasının kabulü gerekmiştir. Davalı yan, şirketin dava dışı ... adına tescilli markaları kullanmak için kurulduğunu ileri sürmüşse de, dava dışı şahsa ait markalara dayalı bu iddiasına yönelik herhangi bir delil sunmadığı gibi, 25. sınıfta tescilli söz konusu dava dışı markaların hükümsüzlüğü talebiyle davacı tarafından Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2022/222 Esas sayılı dosyasında hükümsüzlük davası açıldığı görülmüştür. Buna göre, davalının kullanımı herhangi yasal hakka dayalı değildir. Bu nedenle bu yöndeki savunmaya itibar edilmemiştir. Dosya kapsamındaki ticaret sicil kayıtları ve marka tescil kayıtlarına göre davacının kullanımı ve tescili davalıdan öncedir. Tarafların ticaret unvanlarının ihtiyari eki-ayırt edici unsuru aynı olup, ... ibaresini teşkil etmektedir. Davalının iştigal alanları içerisinde “Bayanlara ve baylara yönelik olmak üzere jimnastik, sauna ve masaj salonları açabilir, işletebilir.” bulunmaktadır. Bu faaliyet alanının davacı şirketin ana sözleşmesinin (ve unvanının) tescilli olduğu faaliyet alanları ile örtüşdüğünden, davalının ticaret unvanı, davacı tarafın tescilli ticaret unvanı ve markalarının kapsamı ile benzerlik ve iltibas tehlikesi doğurabileceğinden davacının davasının KABULÜNE, davalıların davacı adına tescilli "..." esas unsurlu markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetinin tespitine, men'ine, davalı taraf kullanımında olan https://www...com alan adının iptaline, Türkiye'den erişimin engellenmesine, 2-Davalı şirket unvanında yer alan "..." ibaresinin terkinine, 3-Karar kesinleştiğinde masrafı davalıya ait olmak üzere hüküm özetinin Türkiye'de yayınlanan tirajı en yüksek bir gazete ile ilanına " karar vermiştir. İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının kendi mülkiyetindeymiş gibi lanse etmeye çalıştığı kelime üzerindeki asıl hak ve yetki sahibinin müvekkili olduğunu, bir markanın kime ait olması gerektiğinin belirlenmesi noktasında ve hizmetler arasındaki benzerlik değerlendirmesinde mal ve hizmetler arasındaki bütün ilişkiler ve özelliklerin dikkate alınması gerektiğini, bütünsel bir değerlendirme yapılması gerektiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, dava dilekçesi ve diğer dava dosyalarındaki beyanlarında ne şekilde tanınmış olduklarını dile getiremediklerini, davacının asıl kullanımının 41. sınıfta yer aldığını, farklı alanlarda yer alan şirketler arasında iltibastan bahsedilemeyeceğini, müvekkili şirketin ticaret unvanının davacının markasına herhangi bir zarar vermediğini, davacının meşru-tanınmış olduğunu iddia ettiğini, bilirkişi tarafından bu hususa değinilmediğini, müvekkili tarafından pazara sunulan malların sadece yoga yapan kişilerce kullanılmayıp tayt vd. giyim ürünlerinin herkes tarafından kullanılmakta olduğunu, davacı tarafından haksız rekabetin men'i talep edildiğini, mahkemece davanın tam kabulüne karar verildiğini, ancak müvekkilinin kullanmakta olduğu unvanın yasal dayanağı olup haksız rekabetten söz edilemeyeceğini, mahkemenin bu durumu incelemeden vermiş olduğu kararın kaldırılması gerektiğini, bilirkişi raporuna atıfla gerekçe olamayacağını, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı kullanımının herhangi bir yasal hakka dayalı olmadığını, davalı şirketin unvanının müvekkili şirketin unvanı ve markası ile iltibas yarattığını ve tüketiciler nezdinde karıştırılmaya neden olduğunu, bu hususun bilirkişi raporuyla da sabit olduğunu, müvekkili şirket ve markasıyla davalı şirketin faaliyet alanları ve konuları, satışını yaptıkları ürünler, hitap ettikleri müşteri portföyünün ayniyet arz ettiğini, davalının tüm itirazlarının mesnetsiz olduğunu, istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; davacının markadan doğan haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, alan adının iptali, unvan terkini istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Dosyanın tetkikinde; ...tescil numaralı "..." esas unsurlu markaların davacı ... adına tescilli olduğu, davalının, dava dışı ... adına tescilli ''...'' unsurlu markaları kullanmak için kurulduğunu ileri sürdüğü, ancak Bakırköy 2 FSHHM'nin 2022/222 esas, 2023/247 karar sayılı dosyası kapsamında, davacının, dava dışı ... aleyhine açtığı markanın hükümsüzlüğü davasının kabulüne karar verildiği, davalının kullanımına mesnet ...tescil numaralı markaların hükümsüzlüğüne karar verildiği görülmüştür. Dosyada mevcut yazılı deliller ile hükme esas alınmaya elverişli bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere, davalının markasal kullanımlarında, davacı adına tescilli markalarında yer alan ''...'' ibaresini aynen kullandığı, davacı ...'ın ... ve ... ibarelerini 2015 yılından itibaren markasal olarak kullanmaya başladığı, böylece marka üzerinde öncelik hakkına sahip olduğu, www...com alan adının 17/05/2015 tarihinde, www.....com alan adının 14/01/2016 tarihinde, www...com alan adını 06/04/2017 tarihinde, www...com alan adının 26/12/2018 tarihinde davacı tarafından oluşturulduğu, ... instagram sosyal medya hesaplarında 24/09/2014 tarihinden itibaren paylaşımlar yapıldığı, yine davacıya ait "..." ibareli ... tescil nolu marka ile ... tescil nolu markanın 25. sınıfta ve bu sınıfı kapsar şekilde 35. sınıfta davacı ... adına tescilli olduğu, davalının aynı sınıflar kapsamındaki fiili marka kullanımının, söz konusu sınıflar yönünden ayırt edici nitelikte olduğu tespit edilen ''...'' ibaresini içerdiğinden, davacının tescilli markaları ile ortalama tüketici nezdinde bağlantı kurulma ve ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline sebep olacak mahiyette olduğu, davalıya ait https://www...com alan adında 25. sınıf ve bu sınıfı kapsar şekilde 35. sınıfta mağazacılık hizmeti bakımından davacının tescilli markaları ile iltibas tehlikesi doğurur şekilde markasal kullanımının mevcut olduğu görülmekle, davalı eyleminin davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Davacı şirketin ''...'' esas unsurlu ticaret unvanının 17/02/2021 tarihinde tescil edildiği, davalının ''...'' esas unsurlu ticaret unvanının ise 29/03/2022 tarihinde tescil edildiği, davalının ticaret unvanında yer alan ''...'' ibaresini büyük puntolarla öne çıkarmak ve vurgulamak sureti ile internet sitesinde markasal olarak kullandığının tespit edildiği gibi davalının iştigal alanları içerisinde “Bayanlara ve baylara yönelik olmak üzere jimnastik, sauna ve masaj salonları açabilir, işletebileceği” yer almakla şirket faaliyet alanlarının örtüştüğü, böylece daha önce davacıya ait ticaret unvanlarını gören, işiten, bu ticaret unvanları ile davacıların sunduğu faaliyet alanlarından yararlanan ilgili tüketici kesiminin daha sonra davalıya ait ticaret unvanını gördüğünde veya işittiğinde, taraf ticaret sicillerinde örtüşen faaliyet alanları bulunması nedeniyle davalı şirketi davacılar ile ilişkilendirebileceği, davalı ile davacılar arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, davalının ticaret unvanının, davacı tarafın tescilli ticaret unvanı ve markalarının kapsamı ile benzerlik ve iltibas bulunduğu kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla davacının marka ve ticaret unvanından doğan haklarına tecavüz, davalı alan adının iptali ve davalı ticaret unvanının terkinine yönelik taleplerin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle istinaf edenin sıfatı ile istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 14/09/2023 tarih ve 2022/302 E., 2023/195 K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy çokluğu ile karar verildi. 05/02/2026 MUHALEFET ŞERHİ: Davacı taraflar, marka hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümleri gereğince de istemde bulunmuş olup anılı düzenlemelerin kümülatif olarak somut olayda tatbikinin gerekip gerekmediği meselesinin aydınlatılması gerekmiştir. Bu noktada emsal alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/5189 esas, 2022/1852 karar sayılı ilamında ve 22/04/2021 tarihli, 2021/89-3054 sayılı kararlarında vurgulandığı üzere; 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, marka hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de anılı hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta iken mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesindeki hüküm, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren mer’i 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanunun gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır. Bu hâli ile markaların kendi özel yasası niteliğindeki hükümlerle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin eski içtihatlarını sürdürme imkanının kalmadığı belirtilmiştir. Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nun sebeplerin yarışması başlıklı 60. maddesi gereğince de bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkimin, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vereceği ifade edilmiştir. Bu gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı taraflara en iyi giderim imkanı sağlayan SMK'nın marka hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılması gerekmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda haksız rekabete yönelik istemlerin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.