T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/52 KARAR NO : 2026/171 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/699 KARAR NO : 2025/840 DAVA TARİHİ : 21.03.2025 KARAR TARİHİ : 27.11.2025 DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 10.02.2026 KARARIN YAZ. TARİH : 10.02.2026 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.11.2025 tarih ve 2025/6…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/52 KARAR NO : 2026/171 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/699 KARAR NO : 2025/840 DAVA TARİHİ : 21.03.2025 KARAR TARİHİ : 27.11.2025 DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 10.02.2026 KARARIN YAZ. TARİH : 10.02.2026 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.11.2025 tarih ve 2025/699 Esas, 2025/840 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili İzmir Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'ne sunduğu 21.03.2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... model ... plakalı aracı 21.07.2020 tarihinde davalı ... Manisa Şubesi'nden satın aldığını, 23.12.2020 tarihinde ...Manisa Şubesi'nde yaptırdığı bakımlar kapsamında aracın triger kayışının orijinal ... marka parça olarak yenilendiğini, değişimden 78.000 km geçtikten sonra aracın arızalandığını, aracı davalı ...'a götürdüğünü, aracın triger kayışının sıyırması sebebiyle aracın motoru başta olmak üzere birçok kısmında arızanın oluştuğunun, onarım masrafının 195.623,71 TL olduğunun bildirildiğini, müvekkilinin ücretsiz onarım talebinin reddedildiğini, davalı ... ile görüşme sağlandığını, kayışın ömrünün 9 yıl ve 1500.000 km olduğunun söylendiğini, davalı ...'un da ücretsiz onarım talebini reddettiğini, Manisa 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2024/7 D.iş ve Manisa 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2024/62 D.iş sayılı dosyalarında delil tespiti talebinde bulunulsa da taleplerinin reddedildiğini, müvekkilinin mimarlık mesleğini icra ettiğini, mesleği kapsamında sık sık seyahat etmesi gerektiğinden ve delil tespiti talepleri reddedildiğinden aracı tamir ettirerek kullanması gerektiğini, ....-Manisa Şubesi nezdinde onarıma onay verdiğini, arıza nedeniyle 200.207,63 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, araca takılan triger kayışının ayıplı olması sebebiyle müvekkilinin uğradığı zarardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını, bu nedenle 200.207,63 TL maddi zararın müvekkilinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesini talep ve dava etmiştir. İzmir 4. Tüketici Mahkemesi'nin 25.03.2025 tarih ve 2025/122 Esas, 2025/194 Karar sayılı kararında özetle; "...Dosya incelendiğinde; dava dilekçesinin 2. Sayfasında davacının mimarlık mesleğini icra ettiği ve dava konusu araçla sık sık farklı yerlere seyahat ettiğinden bahsetmiş olup dava konusu aracın ticari veya mesleki amaçla kullanıldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu aracın ruhsatı incelendiğinde de aracın kullanım amacının "Yük Nakli-Ticari" olarak görüldüğü anlaşılmaktadır. Uyap kayıtlarından dava konusu araca ilişkin yapılan sorguda da dosya arasına alınan kayıtlardan anlaşılacağı üzere aracın kullanım şekli "Ticari"dir. Bu durumda davacıyı 6502 SK. 3/1-k maddesi anlamında tüketici saymak mümkün olmadığı gibi, taraflar arasındaki ilişki de aynı yasanın 3/1-ı maddesi gereği tüketici işlemi sayılamayacağından mahkememizin eldeki uyuşmazlıkta görevli değildir. Görevli mahkeme Menemen Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup taraflarca ileri sürülebileceği gibi mahkeme tarafından da yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekmektedir. Açıklanan nedenle eldeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olmadığı, görevli ve yetkilisi mahkemenin Menemen Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından davacının davasının görev yönünden usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçeleriyle; Dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine, iş bu mahkemenin görevsizliğine, davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkemelerin Menemen Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine dair karar verilmiştir. Menemen 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 14.05.2025 tarih ve 2025/136 Esas, 2025/189 Karar sayılı kararında özetle; "... Büyükşehir Belediyesinin kuruluş statülerini yeniden belirleyen ve Resmi Gazetenin 23 Temmuz 2004 gün ve 25531 sayılı nüshasında yayınlanarak yürürlüğe giren 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanununa göre Menemen İlçesi Büyükşehir sınırları içersine alınmakla, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 23.11.2002 tarihli resmi gazetede yayınlanan 14.11.2002 gün 520 sayılı ilke kararı gereğince Büyükşehir Belediye sınırları içinde ticaret davaları ile ilgili yargılama yetkisinin ağır ceza merkezinde kurulu ticaret mahkemesine ait olduğu, somut uyuşmazlıkta davacının davalıdan aldığı ayıplı olması dolayısıyla zararlarının tazminin talep ettiği, İzmir 4.Tüketici Mahkemesinin 2025/122 Esas - 194 Karar sayılı ilamında davacının tüketici sıfatı olmadığından görevsizlik kararı verildiği, ancak davacının tacir olup olmadığının araştırılmadığı, Mahkememizce yapılan araştırmada davacının tacir olduğu, dava konusu aracın ticari olduğu, davalıların tacir olduğu dolayısıyla uyuşmazlığında nispi ticari dava niteliğinde olduğu ve görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğu anlaşıldığından dosyanın yetkili ve görevli Karşıyaka Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Ancak Büyükşehir Belediyelerinin kuruluş statülerini yeniden belirleyen 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanununa göre .... İlçesi ... Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisine alınmıştır. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 26/03/2014 tarih ve 141 sayılı ilke kararı gereğince Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi, Menemen'deki ticari davalara bakmakla görevli olduğundan dosyanın görevli Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir..." gerekçeleriyle; -Davanın görevsizlik nedeniyle HMK 114/1-c ve HMK 115.maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, dosyada görevli mahkemenin Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna dair karar verilmiştir. CEVAP: Davalılar vekili Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'ne sunduğu 03.11.2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin .... A.Ş.’nin adresi dikkate alınarak davanın İstanbul Anadolu Adliyesinde açılması gerektiğini, yetki ilk itirazında bulunduklarını, yapılan arabuluculuk görüşmelerinin tüketici uyuşmazlığına ilişkin olduğunu, ticari davalar yönünden arabuluculuk yoluna başvurulmadığını, dava konusu taleplerin zaman aşımına uğradığını, 2 yıllık zaman aşımı süresinin ve garanti süresinin dolduğunu, davaya konu araç satışının ticari satış olup ticari satımlarda ayıba karşı tekeffülün satıcıya karşı yöneltilmesi gerektiğini, müvekkili ile davacı arasında herhangi bir satım akdinin bulunmadığını bu nedenle müvekkili ..... A.Ş.’ne husumet yöneltilemeyeceğini, TTK’nun 23/1-c fıkrasında yer alan ayıp ihbar sürelerine riayet edilmediğini, dava konusu araçta üretimden ya da servisten kaynaklı bir sorun bulunmadığını, aracın 2016 yılından beri kullanıldığını, davacının başvurması üzerine servis tarafından gerekli bildirimlerin yapıldığını, davacının kabulü üzerine de ücreti karşılığında onarımın yapıldığını, triger kayışında müvekkiline yüklenebilir bir sorundan bahsedilebilmesinin mümkün olmadığını, değiştirilen parçanın garanti süresinin 2 yıl olup değiştirme tarihinin 23.12.2020 tarihi olduğunu, değiştirilen parçanın garanti süresinde olmadığını sonuç itibariyle, dava konusu araçta üretimden, servisten, parçadan kaynaklı ve Müvekkillerine yüklenebilecek herhangi bir ayıp bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi 27.11.2025 tarih ve 2025/699 Esas, 2025/840 Karar sayılı kararında özetle; "...6098 sayılı kanunda eser sözleşmesi, “bir eser meydana getirme” olarak tanımlanmış ise de, bu sözleşme türünün konusu, yalnızca kararlaştırılan ve “ısmarlanan” bir nesnenin “yapımı”, bir nesneyi “meydana getirme” ile sınırlı değildir. Bir eşyanın, bir aletin, bir motorlu aracın bakımı ve onarımı, bir yapının boyası badanası, binalardaki elektrik, su, kalorifer tesisatının bakımı ve onarımı, bir fabrikanın makinelerinin onarımı ve elden geçirilmesi, bir işin düzenlenmesi (organizasyonu), bir gösteri ve konser, ilân ve reklâm yaptırılması, bir proje ve plân üretimi ve benzerleri, iş sahibinin buyruğu altına girmeksizin, bağımsız olarak yapılan, yaptırılan tüm işler bu sözleşme türünün konuları arasındadır. Yani taraflar arasındaki ayıplı yapıldığı ve aracın hasarlanmasına neden olduğu davacının aracının bakımı ile triger kayışının değiştirilmesi ve devamında da ortaya çıkan arızanın giderilmesine ilişkin sözleşme ilişkisi esas itibarı ile bir eser sözleşmesidir. Bu türden sözleşmelerde para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen ve sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 89. maddesinin uygulama imkânı yoktur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi hükümlerinin sadece karz akdinden doğan borçlarla sınırlı olduğunun kabulü gerekir. Aksi halde, bütün para borcu ilişkilerinden doğan ihtilâflarda yetkili mahkemenin bu maddeye göre tayini gerekeceğinden, para borçlarıyla ilgili tüm ihtilâfların davacının yerleşim yerinde takip ve davaya konu olması sonucunu doğurur ki bu da; Hukuk Muhakemesi Kanunu'nda yer alan yetkiyle ilgili kuralları adeta istisna haline getirmiş olur. Oysa, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmeleri, niteliği itibariyle iki tarafa borç yükleyen sözleşmeler olup, karşılıklı edimleri içerir. Bu nedenle, eser sözleşmelerinden kaynaklanan bir alacakta yetkili mahkemenin tayininde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesi hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle davacının ikametgah adresi itibarı ile mahkememizin yetkili olduğunun kabulü de aynı paralelde mümkün değildir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki eser sözleşmesine dayalı ilişki kapsamında yetkili mahkemelerin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret mahkemeleri ile Manisa Asliye Ticaret mahkemeleri olduğu, mahkememizin yetkili olmadığı, davalıların esasa cevap süresi içerisinde usulüne uygun yetki ilk itirazında bulundukları genel yetkili mahkemelerden birisini doğru olarak seçtikleri ve bu hususu beyan ettikleri anlaşılmakla mahkememizin yetkisizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir..." gerekçeleriyle; Davacının davasının 6100 sayılı HMK'nın 17, 114 ve 116. maddeleri gereğince yetki ilk itirazı nedeni ile yetki dava şartı yokluğundan reddine, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili 17.12.2025 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; iş bu davada davalının yerleşim yeri mahkemesi ile birlikte alacaklının yerleşim yerine göre belirlenen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin de yetkili olup davalının yetki itirazına itibar edilerek yetkisizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, İlk derece mahkemesi tarafından uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı kanaatiyle yetkinin eser sözleşmesine göre belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilin aracının 23.12.2020 tarihinde .... Manisa Şubesi'nde yaptırdığı bakımlar kapsamında triger kayışının orijinal ... marka parça olarak yenilendiğini, müvekkilinin aracına takılan triger kayışı kendisinden beklenen mal ömrünü karşılamadığını; kullanım süresinden çok daha kısa bir süre içinde arızalandığını ve bu ayıplı parça sebebiyle müvekkilinin ciddi bir zarara uğramış olup taraflarınca müvekkilinin ayıplı mal sebebiyle uğradığı zararın tazmininin istenildiğini, Müvekkilinin aracına parça takılması işleminin yalnızca bir eser sözleşmesi değil aynı zamanda satış sözleşmesini de teşkil ettiğini, zira müvekkilinin hem yedek parçanın ücretini hem de hem de yedek parçanın takılması işlemi için işçilik ücretini ödediğini, dava dilekçeleri ekinde Ek-2 olarak sunulu olan, araca .... Manisa nezdinde yapılan bakım dökümü içerisinde 23.12.2020 tarihli bakım kapsamında "parça" ve "işçilik" olarak ayrı ödeme girildiğini, bu hususun taraflar arasındaki sözleşmenin yalnızca eser sözleşmesi olarak nitelendirilemeyeceğini ortaya koyduğunu, Nitekim TBK'nın 470. maddesi uyarınca eser sözleşmesinin: "yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme" olarak tanımlandığını, bu bağlamda araca ... marka yedek parça takılması işleminin; hem .... marka yedek parçanın satın alınması hem de servis tarafından bu parçanın takılmasını kapsadığından taraflar arasındaki sözleşmenin yalnızca eser sözleşmesi olarak nitelendirilmesi ve bu doğrultuda müvekkilinin yerleşim yeri adresine göre belirlenen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkisizliğine karar verilmesinin doğru olmadığını, Müvekkilinin ayıplı mal sebebiyle uğradığı zararın tazminine ilişkin iş bu davada davalıların yerleşim yeri mahkemesiyle birlikte, borcun "para alacağı" olması sebebiyle müvekkilinin yerleşim yeri mahkemesinin de yetkili olduğunu, HMK'nın 6. maddesinde genel yetkili mahkemelerin davalının yerleşim yeri mahkemesi olduğunun belirtildiğini, ancak aynı Kanunun 10. maddesinde: "Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir." hükmünü haiz olduğunu, İfa yeri hususunda TBK'nın 89. maddesi hükmünde: "1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde...ifa edilir." denildiğini, Müvekkilli ile davalı arasındaki sözleşme uyarınca müvekkilinin para alacağının ifa yerinin müvekkilinin yerleşim yeri olduğunu, bu nedenle müvekkilinin para alacağı talebiyle açtığı iş bu davada müvekkilinin yerleşim yeri olan Menemen (Ancak Menemen'de Ticaret Mahkemesi bulunmaması nedeniyle Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemeleri) yetkili olduğunu, Sözleşmelerden kaynaklı para alacağı talebine ilişkin açılan davalarda alacaklının yerleşim yeri mahkemelerinin yetkili olduğunun yüksek mahkemelerin yerleşik içtihatlarında da vurgulandığını (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 30.04.2025 tarih ve 2025/170 Esas, 2025/6752 Karar, Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 07.04.2025 tarih ve 2024/13253 Esas, 2025/4506 Karar, Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2. Hukuk Dairesi'nin 15.09.2021 tarih ve 2021/522 Esas, 2021/978 Karar sayılı ilamları.), Tüm bu nedenlerle, müvekkilinin yerleşim yeri mahkemesi olan Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin iş bu davada yetkili olup ilk derece mahkemesi tarafından verilen yetkisizlik kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yalnızca eser sözleşmesinden kaynaklandığının kabul edilemeyeceği gibi, aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava konusu ilişki eser sözleşmesi olarak nitelendirilse dahi TBK kapsamında eser sözleşmelerine yönelik özel bir yetki kuralının mevcut olmadığını, eser sözleşmelerinde de diğer sözleşmeler gibi yetkili mahkemenin, HMK'nın 6, 10 ve TBK'nın 89. maddesi kapsamında belirlendiğini, nitekim aşağıda yer alan yüksek mahkeme kararının eser sözleşmesine ilişkin olup somut olaylarıyla birebir aynı olan ve davacının eser sözleşmesinden dolayı alacağını ve zararını talep ettiği davada HMK'nın 10. ve TBK'nın 89. maddeleri uyarınca davacının yerleşim yeri olan Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili olduğunun belirtildiğini (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 20.05.2024 tarih ve 2024/2633 Esas, 2024/6103 Karar sayılı ilamı.), Tüm bu nedenlerle, müvekkilinin ayıplı mal sebebiyle zararının tazminini talep ettiği iş bu davanın, sözleşmeden kaynaklanan para alacağına ilişkin olması sebebiyle müvekkilin yerleşim yerine göre tespit edilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gerekmekte olup Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/699 Esas, 2025/840 Karar sayılı 27.11.2025 tarihli, davalının yerleşim yeri olan İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemeleri'nin yetkili olduğuna dair hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, Davalıların yetki itirazının usul ve yasaya uygun olarak sunulmadığını, taraflarınca İzmir 4. Tüketici Mahkemesi'nin 2025/122 Esas, 2025/194 Karar sayılı dosyasında dava açıldıktan sonra verilen 25.03.2025 tarihli "Görevli mahkeme Menemen Asliye Hukuk Mahkemeleridir." denilen görevsizlik kararının taraflarına ve davalılara tebliğ edildiğini; davalıların karara karşı 2 haftalık yasal süresi içerisinde yetki hususunda hiçbir itirazının olmadığını, aynı şekilde Menemen 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/136 Esas, 2025/189 Karar sayılı, 14.05.2025 tarihli "dosyanın görevli Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine" şeklindeki ilamının da taraflarına ve davalılara tebliğ edildiğini, ancak davalıların 2 haftalık yasal süresi içerisinde davanın Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülemeyeceğine ilişkin itirazda bulunmadığını, davalıların ilk kez Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/699 Esas sayılı dosyasında yetkiye itiraz ettiklerini, Bu nedenle, HMK'nın 19/4. maddesinde: "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir." hükmü uyarınca, yasal süresi içerisinde yetki itirazında bulunulmaması sebebiyle davalıların ilk kez Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'ne sundukları yetki itirazı yönünde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, Hiçbir şekilde aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydıyla, istinaf incelemesinde müvekkilinin yerleşim yeri mahkemesi olan Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi yetkili görülmezse dahi, yetkili mahkemeyi seçme hakkının davalıya bırakılması ve davalının seçimi doğrultusunda İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili olarak belirlenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu kanaatinde olduklarını, zira en başta açıkladıkları üzere taraflarınca tüketici mahkemeleri'nin görevli olduğu ve tüketici olarak müvekkilinin yerleşim yeri mahkemesi olan İzmir 4. Tüketici Mahkemesi'nde dava açıldığını, dosyanın verilen 2 görevsizlik kararıyla nihai olarak Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ulaştığını, dolayısıyla taraflarınca direkt yetkisiz olduğu iddia edilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmadığını bu bağlamda, yetki hususunda seçim hakkının davalıya ait olduğunun söylenemeyeceğini, zira yüksek mahkeme'nin yerleşik uygulamasınnı aynen bu şekilde olduğunu (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 10.04.2025 tarih ve 2024/12175 Esas, 2025/4792 Karar Sayılı ilamı.), Taraflarınca davanın yetkisiz değil görevsiz mahkemede açılarak dosyanın Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderildiğini, bu nedenle yetki hususunda seçim hakkının davalı tarafa ait olmadığını, aleyhe kabul anlamına gelmemek kaydıyla, iş bu davada yetkinin davalının yerleşim yerine göre belirlenmesi ihtimalinde dahi; davalı ...'ın Manisa Şubesi'nde gerçekleştirilen işlemler uyarınca şubenin yerleşim yeri mahkemesi olan Manisa Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin de yetkili olduğunu, bu hususun gerekçeli kararda: "Davalıların merkezlerinin bulunduğu adres İstanbul olup adresleri itibarı ile İstanbul Anadolu Asliye Ticaret mahkemeleri yetkilidir. Yine, Davacının aracına söz konusu işlemi, davalılardan ... A.Ş. Manisa şubesi yerine getirmiş olup HMK'nun 14/1 fıkrası uyarınca Manisa Asliye Ticaret Mahkemeleri de yetkilidir." şeklinde belirtildiğini, Bu nedenle, davanın Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi mümkünken ve işlemleri gerçekleştiren şubenin yerleşim yeri olan Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nde davanın görülmesi usul ekonomisine daha uygunken; seçim hakkının davalıya ait olduğu gerekçesiyle davada İstanbul Anadolu Asliye Ticaret mahkemeleri'nin yetkili olduğu şeklindeki hükmü kabul etmediklerini, müvekkilinin yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu açıklamalarına dair istinaf dairesi aksi kanaatte olursa Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin de yetkili olduğunun tespit edilmesini talep ettiklerini, Görevli mahkeme hususunun re'sen gözetilmesi taleplerinin mevcut olduğunu, Açıkladıkları üzere, taraflarınca hukuki uyuşmazlığın tüketici işleminden kaynaklandığı kanaatiyle İzmir 4. Tüketici Mahkemesi'nin 2025/122 Esas, 2025/194 Karar sayılı dosyasında dava açıldığını, bu mahkemenin verdiği görevsizlik kararıyla dosya Menemen Asliye Hukuk Mahkemeleri'ne gönderildiğini; Menemen 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/136 Esas, 2025/189 Karar sayılı dosyasında da görevsizlik kararı verilerek dosya Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderildiğini; bu kez Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yetkisizlik kararı verildiğini, Dosyanın tabiri caizse mahkeme mahkeme dolaşmakta olup mahkemelerce usul hükümlerinin farklı değerlendirilmesi sebebiyle halen esas aşamasına geçilemediğini, bu durumun müvekkilinin hakkını elde etmesini zorlaştırdığını ve yargılamayı sürüncemede bıraktığını, Müvekkilinin mimarlık mesleği icra etse de serbest meslek erbabı olarak şahıs mükellef olduğunu, Menemen 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından ticaret mahkemeleri'nin görevli olduğuna karar verildiğini ve Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından da Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu değerlendirilmiş olup müvekkilinin faaliyetlerinin ve kazancının Vergi Usul Kanunu kapsamında esnaf sınırında kalıp kalmadığı; müvekkilinin TTK kapsamında tacir olarak kabul edilip edilmeyeceğine dair hiçbir tespitte bulunulmadığını, bu nedenle dosyanın yetkisizlik kararı ile İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesi halinde o mahkeme tarafından yeniden görevsizlik kararı verilmesinin muhtemel olduğunu, tekrar verilecek bir görevsizlik kararının dosyayı ne denli sürüncemede bırakacağının ortada olduğunu, (HMK'nın 1. ve 355. maddeleri), bu nedenle, görevin kamu düzeninden olduğu ve istinaf incelemesinde kamu düzenine aykırılık hallerinde re'sen karar verilebileceği göz önüne alınarak, müvekkilinin daha sonra başka bir görevsizlik kararı ile mağdur olmaması adına; iş bu davada görevli mahkemenin de tespit edilerek görev hususundaki tüm bu tartışmaların açıklığa kavuşturulmasını talep ettiklerini, Sonuç olarak; Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/699 Esas, 2025/840 Karar sayılı 27.11.2025 tarihli ilamının usul ve yasaya aykırı olup istinaf sebepleri doğrultusunda ve resen gözetilecek sebeplerle kararın kaldırılması için işbu istinaf dilekçelerini sunma zaruriyetlerinin doğduğunu belirterek; Açıklanan ve re'sen tespit edilecek nedenlerle, ilk derece mahkemesi yetkisizlik kararının istinaf sebepleri doğrultusunda kaldırılmasına, iş bu davada müvekkilinin yerleşim yerine göre tespit edilen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili olduğuna karar verilmesine ve dosyanın Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili olduğuna dair açıklamaları hususunda aksi kanaat olur ise iş bu davada İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi ile birlikte Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin de yetkili olduğuna karar verilmesine, HMK'nın 355. maddesi uyarınca 6 no'lu bentteki açıklamaları gözetilerek görev hususunun re'sen gözetilmesine, istinaf incelemesiyle iş bu davada Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olmadığına karar verilir ise dosyanın tespit edilen görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, eser sözleşmesinin ayıplı ifa edilmiş olmasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın yetki dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş olup, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. HMK’nın 6. maddesine göre, genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Aynı Kanun’un “Sözleşmelerden doğan davalarda yetki” başlıklı 10. maddesinde ise, sözleşmeden doğan davaların, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği hüküm altına alınmıştır. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 89. maddesinde ise borcun ifa edileceği yer düzenlenmiştir. Buna göre; “Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır; 1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, 2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, 3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir. Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir”. Somut olayada; davacıya ait aracın triger kayışının, davalı tarafça değiştirilme işleminin yapıldığı anlaşılmakta olup, taraflar arasındaki hukuki ilişki eser sözleşmesidir. Davacı vekilince, değiştirilen triger kayışının beklenen kullanım ömründen çok daha kısa sürede arızalanması ve bu arızanın aracın motoru başta olmak üzere birçok parçasına zarar vermesi nedeniyle tazminat istenmektedir. Davanın İzmir Tüketici Mahkemesi'nde açıldığı, Tüketici Mahkemesince verilen görevsizlik kararıyla dosyanın Menemen Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderildiği, Menemen 2. Asliye Hukuk Mahkemesince davacı hakkında tacir araştırması yapıldığı, dosyanın görevsizlik kararıyla Karşıyaka Asliye Ticaret mahkemesi'ne gönderildiği görülmektedir. Dava konusu aracın kullanım amacının "Yük nakli - Ticari" olduğu, davacının, Ticaret Sicil Müdürlüğünde gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunduğu, dolayısıyla tacir olduğu, davalıların da ticari şirket olduğu anlaşılmakla davaya bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir. Davacı vekilinin göreve ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Dosyanın Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gelmesi öncesinde dava dilekçesinin davalılara tebliğ edilmemiş olduğu, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesince dava dilekçesinin davalılara tebliğ edilmesi üzerine, davalılar vekilince yasal süresi içerisinde yetki itirazında bulunulduğu ve HMK'nın 19. Maddesine uygun olarak seçilen mahkemenin bildirildiği görülmektedir. Bu nedenlerle davacı vekilinin, yetki itirazının usul ve yasaya uygun olmadığına ilişkin istinaf sebepleri de yerinde değildir. Taraflar arasındaki ihtilâf, eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklandığından, davalının yerleşim yeri, sözleşmenin ifa edileceği yer veya yetki sözleşmesi ile belirlenen yer mahkemelerinden birinde açılması gerekir. Eldeki davada, davacı iş sahibi, eser sözleşmesine konu işin ayıplı ifa edilmesi nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek tazminat istemekte olup, somut olayda, para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesinin uygulama imkânı yoktur. Buna göre davacının yerleşim yeri olan Karşıya Asliye Ticaret Mahkemesi davaya bakmaya yetkili olmadığı ve mahkemece yetkisizlik kararı verilmesinde usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince verilen kararda usul ve yasaya bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.11.2025 tarih ve 2025/699 Esas, 2025/840 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile kalan 116,60 TL harç bedelinin davacıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-c maddesi uyarınca dava değeri itibarıyla kesin olmak üzere 10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.