İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketlerden ... olarak anılan firmanın ... markalı fosforlu kalemlerin, Türkiye’deki münhasır lisanslı üreticisi ve disbribütörü olduğunu, kendisinin de kırtasiye ürünleri sektöründe Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden olduğunu, davalı…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1677 KARAR NO : 2026/60 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 20/01/2023 NUMARASI : 2021/206 E. - 2023/18 K. DAVANIN KONUSU: Tasarımdan Doğan Haklara Tecavüzün Tespiti, Durdurulması ve Önlenmesi ile Maddi Tazminat ve İtibar Tazminatı İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketlerden ... olarak anılan firmanın ... markalı fosforlu kalemlerin, Türkiye’deki münhasır lisanslı üreticisi ve disbribütörü olduğunu, kendisinin de kırtasiye ürünleri sektöründe Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden olduğunu, davalının müvekkili şirketlerin hak sahibi olduğu, TPMK nezdinde tescilli endüstiyel tasarımlarına ayırt edilemeyecek kadar benzer tasarımlar ithal edip satışa sunduğunu, davalı tarafından satışa sunulan fosforlu kalemlerde, müvekkili şirketlerin çalışmaları sonucunda maruf hale gelmiş olan ve hak sahibi olduğu tasarımların kullanıldığını, Bakırköy 6. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne sunulmuş olan 05.08.2019 tarihli bilirkişi raporunda da davalı yanın kullanımlarına yönelik olarak "Tespit mahalli adreste tespit edilen ... markalı ürünlerin aynı modelde ... markalı fosforlu ürünlerin kutu ve ürünlerine karıştırmaya mahal verecek şekilde benzetilmiş olduğu" tespitinin mevcut olduğunu, dava dışı bir kırtasiye tarafından mezkur ürünlerin satışa arz edilmesine istinaden Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/529 değişik iş sayılı dosyası ile tedbir kararı verildiğini, davalının müvekkili şirketlerin ürünlerinin taklitlerini piyasaya arz etmesi sebebiyle halihazırda Muradiye Asliye Ceza Mahkemesi'nde bir ceza davası görüldüğünü, davalı tarafın, müvekkili şirketlerin hak sahibi olduğu TPMK nezdinde tescilli tasarımlarına tecavüz teşkil eden kötü niyetli eylemlerde bulunduğunu, sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin maddi zararının tazminini talep edebileceğini, açıklanan nedenlerle, müvekkilleri adına tescilli tasarıma tecavüz teşkil eden davalı eylemlerinin durdurulmasına ve önlenmesine, davalının 10.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesini, 10.000,00 TL itibar tazminatına hükmedilmesini, hükmün ilanına, Bakırköy 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/134 değişik iş sayılı dosyasında ve Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/529 değişik iş sayılı dosyasında yapılan yargılama giderlerinin davalıdan tahsilini, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu tasarımın adına tescilli olduğu firmanın ... olduğu dikkate alındığında söz konusu davanın davacı şirketler tarafından birlikte açılmasının hukuken mümkün olmadığını, davacılar adına TPMK nezdinde ... no ile tescilli "... uç kutusu" ve 2015/04024 no ile tescilli "..." isimli ürünler tescil edilmişse de bu tasarımlar 6769 SMK gereğince tescil edilebilirlik şartlarını haiz olmadığını; tasarımların, kanunun sağladığı korumadan yaralanabilmek için yenilik ve ayırt edicilik şartlarını sağlaması gerektiğini, davacı tarafın 1997 yılında tescil ettirdiği tasarımların yeni olma özelliğini taşımadığını, söz konusu tasarımların kırtasiye sektöründe yoğun şekilde kullanıldığını, davacı tarafa ait tasarımların tescil edildiği dönemde yürürlükteki kanun uyarınca tescil başvurularında esasa ilişkin inceleme yapılmadığını, davacı tarafa ait tescilli tasarımların tescil edilebilirlik şartlarını taşımadığını, müvekkili olan şirketin satışını yaptığı ürünlerin, davacı tarafların tasarımıyla benzerlik göstermediğini, müvekkilinin kendi markasını taşıyan ürünlerin satışını gerçekleştirdiğini, davacıların kötüniyetli davrandığını, davacıların haksız ve hukuki mesnetten yoksun taleplerinin tek amacının, müvekkilinin ticari faaliyetini sonlandırmak, hem maddi hem de manevi açıdan telafisi mümkün olmayan zararlara uğratmak ve mağdur etmek olduğunu, açıklanan nedenlerle haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2021/106 esas, 2023/18 karar sayılı, 20/01/2023 tarihli kararı ile; "Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile,-Davalının, davacıya ait 97/01211 tescil numaralı tasarımına tecavüzün tespiti ile bu tecavüzün durdurulmasına ve önlenmesine, tecavüz oluşturan davalı yana ait Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/529 değişik iş dosyası kapsamında tespit olunan ürünlere el konularak hüküm kesinleştiğinde imhasına, -15.075,00 TL maddi tazminatın 29/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, -Davacının itibar tazminatı talebinin REDDİNE, -Hüküm özetinin masrafı davalı taraftan karşılanmak suretiyle ulusal çapta yayın yapan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanına" karar vermiştir. İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin kullandığı iddia edilen fosforlu ... ürünlerinin ... firması adına tescilli tasarım hakkına tecavüz oluşturduğu iddiasıyla açılan, tespit, durdurma, imhası ile maddi ve manevi tazminat talepli davanın reddi gerekirken yerel mahkemenin davayı kısmen kabul ettiğini, tasarım hakkına tecavüzün tespitine, tecavüzün durdurulmasına ve önlenmesine, tecavüz oluşturan ürünlere el konularak imhasına ve 15.075,00 TL maddi tazminatın avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, itibar tazminatı talebinin reddine, hüküm özetinin masrafı davalıdan karşılanmak üzere ulusal çapta ilanına karar verdiğini, bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, öncelikle davacılar arasında uyuşmazlık konusu tasarıma ilişkin inhisari lisans sözleşmesi bulunmasının ... Kalemciliğe dava açma hakkı vermediğini, bu durumun hukuken mümkün olmayıp usul ve yasaya açıkça aykırılık teşkil ettiğini, bu husustaki iddialarına yerel mahkemenin hiçbir gerekçe belirtmeyerek sadece iddialarının yerinde olmadığına değinmekle yetindiğini, bunun açıkça gerekçeli karar hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlali mahiyetinde olduğunu, yalnızca bu durumun dahi kararın bozulmasını gerektirdiğini, esasen davacılar adına tescilli uyuşmazlık konusu tasarımların Sınai Mülkiyet Kanunu'ndaki yenilik ve ayırt edicilik şartlarına haiz olmadığını, tescilin yapıldığı dönemdeki incelemesiz sistemden yararlanılarak haksız şekilde tescil edildiğini, buna rağmen bu iddialarının bilirkişilerce ve mahkemece hiçbir şekilde incelenmediğini ve değerlendirilmediğini, bu inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın davanın kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, son olarak hükmedilen maddi tazminat miktarının davacının sebepsiz zenginleşmesine neden olduğunu ve emredici kanun hükmüne açıkça aykırılık teşkil ettiğini, bilirkişi raporlarında dahi bu hesabın farazi olduğunun ve somut deliller bulunmadığının tespit edildiğini, rekabet olmasaydı davacının elde edeceği muhtemel gelir yönünden hiçbir araştırma yapılmaksızın yalnızca müvekkilin satış miktarı üzerinden hesaplama yapılmasının kanuna ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, müvekkilin satıştan elde ettiği karın 200 katından daha fazla tazminat ödemeye mahkum edilmesinin hukuken kabul edilebilir olmadığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili katılma yoluyla istinaf ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketlerin davalı tarafından sınai mülkiyet hakkına tecavüz edildiğini ve haksız rekabete sebep olunduğunu ileri sürerek, davalı tarafından ithal edilip satışa sunulan ürünlerin kendi tescilli endüstriyel tasarımları ile birebir benzer olduğunu, bu ürünlerin Müvekkil Şirketlerin ... tasarımlarının tanınmışlığından haksız menfaat elde etmek maksadıyla kötü niyetle yapıldığını, bu durumu ispatlamak üzere yapılan delil tespiti ve bilirkişi raporlarının davalıya ait ürünlerin tüketici nezdinde karışıklığa ve iltibasa sebebiyet vereceğini tespit ettiğini, bu sebeplerle davalının hukuka aykırı eylemlerinin durdurulması, ürünlerin imhası ve uğranılan zararların tazmini amacıyla dava ikame edildiğini, ilk derece mahkemesinin davalının tasarım hakkına tecavüz fiillerinin koşullarının oluştuğu sonucuna vararak el koyma ve imha kararı verdiğini ancak itibar tazminatına hükmetmemesinin hatalı olduğunu, buna karşılık davalının yerel mahkeme kararına karşı, müvekkil şirketlerin davayı birlikte açmasının hukuken mümkün olmadığını, tescilli tasarımın tescil edilebilirlik koşullarını haiz olmadığını ve davalı ürünleri üzerinde tescilli markaların yer aldığını belirterek istinaf taleplerinin kabulünü talep ettiğini, davalının istinaf dilekçesine karşı ise müvekkil şirketlerin münhasır lisans sözleşmesi ve HMK 57/1. maddesi uyarınca birlikte dava açmalarının önünde hukuki bir engel bulunmadığını, davalının aksi yöndeki istinaf iddialarının dinlenmeksizin reddi gerektiğini, uyuşmazlığın davalının tasarım hakkına tecavüzden ibaret olduğunu, tescilli tasarımın tescil edilebilirlik koşullarını sağladığını, davalının bu konudaki iddiasını ispatla mükellef olduğunu, Yargıtay kararıyla da bu durumun sabit olduğunu, davalının tescilli markasına dikkat çekerek mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, ancak tescilli marka kullanımının tasarım hakkına tecavüz fiilini ortadan kaldırmayacağını, davalının hükümsüzlük davası açmadığı için tescil edilebilirlik şartlarının incelenemeyeceğini, hesaplanan maddi tazminat miktarının (15.075,00 TL) davacının sebepsiz zenginleşmesine neden olduğu iddiasının asılsız olduğunu, talep edilen manevi tazminat miktarının (10.000,00 TL) zenginleşmeye yol açmayacağını ve yerel mahkemenin maddi tazminat kararını isabetli bulduğunu, ancak yerel mahkemenin itibar tazminatına hükmetmemesinin eksik ve hatalı olduğunu, davalının ürünlerinin adi taklit niteliğinde olup Müvekkil Şirketlerin kurumsal imaj, güven ve ticari itibarına zarar vereceğini, bu nedenle SMK 150/2. maddesi uyarınca itibar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının müvekkili şirket lehine bozulmasını ve katılma yoluyla istinaf başvuru taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının itibar tazminatına hükmedilmemiş olmasını hatalı bulduğu yönündeki istinaf başvurusuna karşı, yerel mahkemenin itibar tazminatının reddi kararının hukuka uygun olduğunu, zira itibar tazminatı talep edilebilmesi için markanın kötü veya uygunsuz şekilde kullanılması ve itibarının erozyona uğraması gerektiğini, bunun bir haksız fiil teşkil etmesi nedeniyle kusur ve illiyet bağının da aranması gerektiğini, somut uyuşmazlıkta davalının kötü üretim ve pazarlama yaptığı ile davacının imajının zedelendiği hususlarının ispatlanamadığını, ispat yükünün HMK 190. maddesi uyarınca itibar tazminatını talep eden davacı yan üzerinde olduğunu ve davacının bu iddialarını somut delillerle ispatlayamadığını, bu nedenle davacının istinaf taleplerinin reddi gerektiğini, ayrıca davacının kendi istinaf dilekçesine karşı ileri sürdüğü iddialara karşı kendi istinaf dilekçesini aynen tekrar ettiğini, davacıların davayı birlikte açmalarının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tescil konusu tasarımların tescil edilebilirlik şartlarına haiz olmadığını, hesaplanan tazminat miktarının davacının sebepsiz zenginleşmesine neden olduğunu, bu yöndeki iddialarının bilirkişilerce incelenmediğini, yerel mahkeme kararının kendi usule ilişkin itirazları hakkında gerekçe barındırmaksızın reddedilmiş olmasının adil yargılanma hakkının ve gerekçeli karar ilkesinin ihlali anlamına geldiğini, bunun bozmayı gerektirdiğini, yüksek mahkeme içtihatlarının da gerekçenin zaruretine değindiğini, bu sebeplerle davacının istinaf dilekçelerine karşı sunduğu beyanların hukuki ve somut dayanağı bulunmadığından itibar edilmemesi gerektiğini, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; davalının, davacılara ait tescilli tasarımdan doğan haklarına tecavüzün tespiti, durdurulması ve önlenmesi, maddi tazminat ile itibar tazminatı istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davacı vekilinin reddedilen itibar tazminatı yönünden istinaf kanun yoluna başvurduğu, davalı vekilinin ise yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurduğu görülmüştür. Tasarım hakkına tecavüz sayılan fiiller Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 81. maddesinde düzenlenmiş olup '' ...a) Tasarım sahibinin izni olmaksızın bu Kanun hükümlerine göre koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak.b) Tasarım sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.c) Tasarım hakkını gasp etmek.'' eylemleri tasarım hakkına tecavüz olarak sayılmıştır. Somut uyuşmazlık kapsamında; davacı ... adına tescilli 97/01211 numaralı ''işaretleyici ...'' tasarımından doğan haklara tecavüz iddiasına dayalı olarak istemde bulunulduğu, davalı tarafça, davacı ...Anonim Şirketinin dava açma hakkının bulunmadığı ileri sürülmüş ise de davacı ...Anonim Şirketinin inhisari lisans sözleşmesi kapsamında lisans alan sıfatının bulunduğu görülmüştür. Böylece SMK'nın 158. maddesinin; ''Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa inhisari lisansa sahip olan kişi, üçüncü bir kişi tarafından sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hak sahibinin bu Kanun uyarınca açabileceği davaları, kendi adına açabilir.'' şeklindeki düzenlemesi gereğince işbu davacının dava takip yetkisini hâiz olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı tarafça davacı tasarımının yeni ve ayırt edici olmadığı savunulmuş ise de tescilli tasarım yönünden hükümsüzlük talepli bir davanın bulunmadığı, tescil edilmiş bir tasarımın SMK kapsamında koruma süresinin, başvuru tarihinden itibaren beş yıl olup beşer yıllık dönemler hâlinde yenilenmek suretiyle toplam yirmi beş yıla kadar uzatılabilmesi mümkün olduğundan davacı tasarımının 4. yenilemesinin de yapıldığı böylece kanuni koruma kapsamında olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu tasarım ile ürünler arasında yenilik ve ayırt edici nitelik yönünden seçenek özgürlüğü kapsamındaki değerlendirme neticesinde bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları saptanmış olup her ne kadar davalı tarafça tazminat miktarının sebepsiz zenginleşmeye neden olduğu ileri sürülmüş ise de Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 150. maddesi gereğince sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişilerin, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlü olduğu, bu kapsamda davacıların seçimine konu olan SMK'nın 151/2-a maddesi uyarınca, “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir” yöntemine göre hükmedilen 15.075-TL maddi tazminatın mevcut delil durumu, ihlal edilen hakkın boyutu ve davalının ticari hacmi ile uyumlu ve somut olay adaletine uygun olduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda aksi yöndeki davalı istinaf sebeplerine itibar edilmesi mümkün olmamıştır. Davacılar tarafından itibar tazminatına yönelik istinaf sebebinin tetkikinde ise SMK’nın 150/2. maddesinde itibar tazminatın hükmedilebilmesi için hakka konu olan ürünün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarının zarara uğraması gerektiği düzenlenmiş olup mevcut delil durumu itibari ile itibar tazminatı koşullarının oluştuğuna ilişkin kötü şekilde üretime yönelik tespit ve saptamanın bulunmadığı, davalının sınai mülkiyet hakkının itibarını zarara uğrattığı hususunun ispata muhtaç kaldığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesinin davacıların itibar tazminatı isteminin reddine yönelik kararında isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 20/01/2023 tarih ve 2021/206 E., 2023/18 K. sayılı kararına karşı, davacılar vekili ve davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 539,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 192,30 TL harcın davacılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.029,77 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 759,92 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Davacı ve davalı taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 22/01/2026