İSTİNAF KARARININ VERİLDİĞİ TARİH: 06.11.2025 YAZILDIĞI TARİH: 06.11.2025 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/566 Esas, 2024/425 Karar sayılı kararı taraf vekilleri tarafından istinaf incelemesi için dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin oğlu ...'ün sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın ... tarihi saat 21:00 civ…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1473 KARAR NO : 2025/1786 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/04/2024 NUMARASI: 2022/566 Esas, 2024/425 Karar DAVA KONUSU: Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat DAVA TARİHİ: 22.06.2022 İSTİNAF KARARININ VERİLDİĞİ TARİH: 06.11.2025 YAZILDIĞI TARİH: 06.11.2025 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/566 Esas, 2024/425 Karar sayılı kararı taraf vekilleri tarafından istinaf incelemesi için dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin oğlu ...'ün sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın ... tarihi saat 21:00 civarında davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla kazaya karıştığını, ...'ın meydana gelen kazada kusurlu olduğunu, 09.03.2020 günü davacının oğlu olan ...'e çarpıp ölümüne sebebiyet verdiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 20.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ..., ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline, hükmedilecek tazminatlara ... tarihinden yasal faiz işletilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Kayseri 1. ATM'nin 2020/635 sayılı dosyasında hazırlanan kusur raporunun yeterli olmadığını, herhangi bir görgü tanığı veya kamera kaydı olmadığını, müteveffanın yerleşim birimleri dışındaki karayolunda zorunlu hallerde gerekli önlemleri almadan duraklamak ve park etmek kuralını ihlal ettiğini, davacının müteveffa ile aynı evde ikamet etmediğini, davacının zenginleşmek amacıyla dava açtığını savunarak davanın reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... şirketi cevap dilekçesinde özetle: Yetki, derdestlik, hak düşürücü süre, husumet itirazında bulunduklarını, kusuru kabul etmediklerini ve sorumlu olmadıklarını savunarak davanın reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; Kayseri 1. ATM'nin 2020/635 Esas sayılı dosyasının beklenilmesi gerektiğini, kusura göre hesaplama yapılması gerektiğini, ...'ün başvuru tarihinin 08/03/2022 olduğunu savunarak davanın reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; Davacılar dava dilekçesi ile, davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın ... günü davacının oğlu olan ...'e çarpıp ölümüne sebebiyet verdiğinden bahisle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat dilemiştir. Sigorta poliçesinin ve dosyadaki soruşturma evraklarının incelenmesinde; kazaya karışan ... plakalı araç sürücüsünün ... olduğu ve davalı sigorta bünyesinde ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğu görülmüştür. Kayseri 1. ATM'nin 2020/635 Esas sayılı dosyası dosyanın incelenmesinde diğer aile fertlerinin destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat taleplerinin dava tarihinden önce karara bağlandığı ve hükmün kesinleşmediği görülmüştür. -Mahkememizce kusur ön sorun değerlendirmesinde, Mahlememiz olayla ilgili ceza dosyasının bir örneğini dosyamız arasına almıştır. 1. ATM'nin 2020/635 Esas sayılı dosyası kapsamında yer alan Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı'nca düzenlenen rapor ve mahkememizce karayolları fen heyetinden alınan kusur raporu uyarınca davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki kamyonet ile gece vakti, yerleşim yeri dışındaki yolda seyir halinde iken yola gereken dikkatini vermemiş, far ışığı altındaki görüşüne uygun şekilde kontrollü seyretmeyip ön ilerisinde dörtlüleri yanar vaziyette aracın bulunduğu yere müteyakkız seyirle yaklaşmamış, bu haliyle de, tehlikeli şekilde yaklaştığı bu otomobile ve arka tarafında yaya olarak bulunana çarptığı olayda dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara riayetsizliği ile asli kusurlu olduğu, müteveffa ...'ün aracın arkasında yaya olarak bulunan üş kişiden biri olarak gelen aracın çarpmasına maruz kaldığı olayda, her ne kadar aracın dörtlüleri yanıyor ise de, yerleşim yeri dışı yol şartlarında aydınlatmanın olmadığı bu yerde, yaklaşan araçlardan korunma tedbiri alacak şekilde yolun iyice kenarına yanaşmadan sağ şeridi kısmen işgal eder şekildeki aracın çevresinde bulunarak can güvenliğini tehlikeye düşürmüş olmakla, kendi ölümü olayında alt düzeyde tali kusurlu olduğu, buna göre davalı sürücü ...’ın %85 (yüzde seksenbeş) oranında kusurlu olduğu ve müteveffa ...’ün %15 (yüzde onbeş) oranında kusurlu olduğu şeklinde tespitte bulunulmuş olup Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı'nın rapor ve ek raporu, karayollları fen heyeti raporu gerek kaza tespit tutanağı, gerek ceza mahkemesi dosyası ve tüm delillerle ve gerekse olayla uyumlu olduğundan mahkememizce benimsenerek hükme esas alınmıştır. -Destekten yoksun kalma tazminatına dair değerlendirmede; Destekten yoksun kalma tazminatı, B.K'nun 45/II. maddesinde düzenlenmiş olup; "Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir." şeklinde hükme bağlanmıştır. Görülmektedir ki, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK'nun 45/II. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Borçlar Kanunu’nun 45.maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı). Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 gün ve 2005/4-648 E.-2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir. Önemle vurgulanmalıdır ki, Borçlar Kanunu’nun 45/III. maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK.nun 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 E. -411 K. sayılı ilamı). Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın “Sigortanın Kapsamı” başlıklı A-1.maddesindeki, “Sigortacı, bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde düzenlemesi yer almaktadır. Davalıların sorumluluğu ve husumet itirazına ilişkin ilişkin değerlendirmede; 2918 sayılı KTK'nun hükümlerine göre trafik kaydı, "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenin 3. kişi olmasını engelleyen bir yasa hükmü de yoktur. Aynı Yasanın 3. maddesinde, "İşleten; Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin olan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır" şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 85.maddesinde ise, "bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar" hükmüne yer verilmiştir. Bu yasal düzenlenme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde artık üzerinde fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının bulunmaması durumlarında, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan ekonomik yönden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Dava konusu olayda kazaya karışan ... plakalı aracın trafik kaza tarihi olan ... tarihi itibarı ile davalı ... Limited Şirketi'nin adına trafikte kayıtlı olduğu, bu davalının davalı ... arasında 21/12/2017 tarihli 175 adet aracın kiralanmasına ilişkin sözleşme yapıldığı, sözleşme gereğince kiralamanın 01/03/2018 tarihinde başlayacağı, bitiş süresinin bitiş süresinin 31/12/2020 olduğu, kazaya neden olan aracın ... plakalı aracın da bu sözleşme kapsamında 27/02/2018 tarihinde ...'ne teslim edildiği, bu racanı şoförü olan davalı sürücü ...’ın ise ihbar olunan ... A.Ş.'nin işçisi olduğu ve davalı ... aralarındaki 17/12/2019 tarihli hizmet alım sözleşmesi uyarınca davalı sürücü ...’ın davalı ...'nin kan taşıma işinde şoför olarak çalıştığı anlaşılmıştır. Dava konusu kaza taraflar arasındaki kira sözleşmesinin devamı sırasında 09/03/2020 tarihinde meydana gelmiştir. Davalı ..., kazaya karışan ... plakalı aracın uzun süreli kiracısı olması nedeniyle meydana gelen zararlardan sorumludur ve husumet itirazı yerinde değildir. Davalı ... ise kazaya karışan ... plakalı aracın kaza sırasında sürücüsü olması nedeniyle haksız fiil hükümlerine göre meydana gelen zararlardan sorumluluğu bulunmaktadır. - Aktüerya hesabına dair değerlendirmede; Yargıtay'da uygulama birliğinin sağlanması yönünde tazminat hesaplarında davacıların ve desteğin bakiye ömür süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve işleyecek (bilinmeyen) devre hesaplamasında her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yönteminin kullanılması gerekmektedir. Alınan bilirkişi raporunda bu yöntem uyarınca davacı için destekten yoksun kalma zararının 520.886,82 TL olduğu anlaşılmıştır. Sigorta şirketi yönünden ise garameten hesaplama yapılması gerektiği, bilirkişi ek raporunda bu miktarın 62.428,28 TL olarak belirlendiği ancak aile fertlerinin tazminat taleplerini içerir Kayseri 1. ATM'nin 2020/635 Esas dosyasında tazminat hesabı belirlenirken garameten hesaplama yapıldığı ilk alınan bu rapora göre belirlenen 47.668,82 TL miktar üzerinden davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu aksi halde ödenecek tazminattan teminat limitinin aşılma durumu söz konusu olacağından bu miktar üzerinden değerlendirme yapılmış ve bilirkişinin görüşüne katılınmamıştır. Anılan miktarlar yönünden talep artırım ve ıslah uyarınca davanın kabulüne karar verilmiştir. - Manevi tazminata dair değerlendirmede; Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Hakim, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda hakimin, hukuk ve adalete uygun karar vereceği TMK'nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Somut olayda, ekonomik ve sosyal durum araştırması, kazanın oluş şekli, kusur durumu, çekilen ızdırap yukarıda açıklanan kıstaslar çerçevesinde davacı için 40.000,00 TL manevi tazminatın uygun olduğu değerlendirilmiştir. - Faize ait değerlendirmede; Davalı sigorta şirketi kazaya neden olan aracın ZMMS sigortacısı olup, 2918 sayılı KTK'nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları'nın B 2/a maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigortaya başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir. Bu durumda, ilke olarak davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmış ise bundan 8 iş günü sonrasında, başvuru yapılmamış ise dava tarihi itibarıyla, belirlenen tazminat alacağının tamamı için anılan tarihlere uygun faiz uygulanması gerekir. Eldeki davada davacıların davalı sigorta şirketine başvurusunun davalı tarafından 24/01/2022 tarihinde tebliğ alındığı, buna göre temerrüt tarihinin 04/02/2022 olduğu değerlendirilmiştir. Trafik kazaları haksız fiil niteliğinde olup somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır. Haksız fiilin faili ihtara veya ihbara gerek olmaksızın zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylemin işlendiği tarihten itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Haksız fiil faili olan borçlu temerrüde düştüğünden artık faiz haksız fiil tarihinden itibaren ve yasal faiz istenebilir. Davalı ... işleten sıfatı ile ve davalı ... sürücü olması nedeniyle haksız fiil hükümlerine göre meydana gelen zararlardan kaza ve zarar tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte sorumlu oldukları anlaşılmakla; davacının davalılar hakkındaki destekten yoksun kalma zararına ilişkin maddi tazminat davasının kabulü ile 520.886,99-TL destek tazminatından davalı ...'nin ZMMS poliçesi teminat limiti kapsamında garameten hesaplanan 47.668,82-TL'lık kısmına temerrüt tarihi olan 04/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sınırlı sorumlu olması, davalılar ... ve ...'nin ise 520.886,99-TL'nin tamamından vefat tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile davalılar ..., ... ve ...'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının davalılar ... ve ... hakkındaki manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile davacı için 40.000,00-TL manevi tazminatın vefat tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazla ilişkin istemin reddine, dair karar verildiği anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili süresi içinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosya kapsamında alınmış olan kusur raporlarının hatalı olduğunu, meydana gelen kazada müteveffa ...'e %15, davalı ...'a %85 kusur yüklenmesi kabul edilemez olduğunu, dosya kapsamında kusura ilişkin alınmış olan raporların keşif yapılmadan, yerinde inceleme yapılmaksızın rapor alınmasının hatalı ve eksik olduğunu, müteveffa ...'ün aracının arıza yapması sonucu yolun en sağına emniyet şeridine aracı çekerek gerekli tüm önlemleri aldığını, her ne kadar alınmış olan raporda müteveffanın aracın çevresinde bulunması sebebiyle kusur yüklenilmiş ise de iş bu durumun kabulünün mümkün olmadığını, zira davalının emniyet şeridinde duran aracı görmeyecek kadar kontrolsüz, hızlı ve dikkatsiz bir şekilde seyir ederek kazaya sebep olduğunu, müteveffaya haksız olarak yüklenen kusur oranının müvekkillerinin hak etmiş oldukları tazminat miktarının düşmesine sebep olduğunu, bu sebeple eksik ve hatalı raporların dikkate alınarak yapılan tazminat hesabının ve verilen kararını kabul etmediklerini, yine dosya kapsamında alınmış olan bilirkişi raporunda davalı ... Anonim Şirketi'nin poliçe limiti kapsamında garameten sorumluluğunun 64.648,65 TL olduğu hesaplanmasına rağmen mahkemece söz konusu sorumluluğun 47.668,82 TL olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarlarının çok düşük olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili süresi içinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle; kurumlarının harçlardan muaf olduklarını, ilk derece mahkemesince bu hususun dikkate alınmaksızın hatalı şekilde müvekkilinin aleyhinde harca hükmedildiğini, bu durumun kabul edilmesinin mümkün olmadığını, taraflarına ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını talep etme zarureti doğduğunu, ayrıca iş bu hususun dışında ilk derece mahkemesi tarafından verilmiş olan kararın diğer yönleri ile de hatalı olduğunu, müvekkili derneğin işbu dava konusu olayda adam çalıştıran sıfatını haiz olmadığını, bu nedenle müvekkilinin derneğe TBK'nın 66. maddesi kapsamında husumet yöneltilmesini kabul etmediklerini, müvekkili derneğin maddi ve manevi tazminat yönünden sorumlu tutulmuş olmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, husumeti hükmedilmiş olan kararı asla kabul anlamına gelmemek ile birlikte müvekkili derneğin ... A.Ş. Firması ile yaptığı hizmet alım sözleşmesi kapsamında şoförlere hizmet alım firmaları tarafından gerekli eğitimler rutin olarak verildiğini, şoförlerin olası kazalara karışmasının olabileceğince önüne geçildiğini, işe alınan şoförlerin sürücü belgesi SRC belgesi, psikoteknik değerlendirme belgesinin mesleki yeterlilik belgesinin mutlaka kontrol edildiğini, şoförlere verilen eğitimlerin yanı sıra müvekkili derneğin kan toplama araçlarına hız takip cihazlarının takılarak şoförlerinin hız ihlali yapmasının önüne geçildiğini, şoförlerin trafik kurallarına uygun şekilde araç kullanmalarının sağlandığını, müvekkilinin dava konusu kazanın oluşmasını engellemek adına üzerine düşüne tüm sorumlulukları yerine getirdiğini, müteveffaya atfedilmesi gereken kusur oranının %15'den fazla olduğunun sabit olduğunu, ilk derece mahkemesinin bu itirazlarını dikkate almayarak yazılı şekilde hüküm kurulmasının da işbu sebeple hatalı olduğunu, bu şekilde haksız ve mesnetsiz iddialarla açılan davaların ise müvekkili derneğin tarihsel misyonuna ve dünya mazlumları ile arasındaki gönül köprülerine zarar verdiğini, ilk derece mahkemesinin bu hususun da göz önünde bulundurulması gerektiğini, bu nedenlerle tehir-i icra kararı verilerek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dairemizce, HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınmak suretiyle yapılan incelemede; Dava, ölümle sonuçlanan trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada Karayolları Fen Heyetinden alınan kusur raporunda davalı sürücü ...'ın %85 oranında, müteveffa ...'ün %15 oranında kusurlu olduğu belirlenmiş, kusur raporunun ceza yargılamasında alınan kusur raporları ve aynı konuda ölenin eşi ve çocukları tarafından Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/635 Esas sayılı dosyasında alınan kusur raporu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Dairemizce yapılan incelemede belirlenen kusur oranlarının hükme esas alınmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiş, tarafların kusur oranına ilişkin istinaf sebepleri yerinde bulunmamıştır. ..., her ne kadar davalı sürücü ... ile işçi- işveren ilişkilerinin bulunmadığını belirterek oluşan zarardan sorumlu olmadıklarını ileri sürmüş ise de araç maliki şirket ile aralarındaki uzun süreli kira sözleşmesi yapılması ile işleten sıfatını kazandığından hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik yoktur. İlk derece mahkemesince alınan aktüerya raporunun Yargıtay kararlarına uygun şekilde TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %10 iskonto yöntemine uygun olarak hazırlandığı anlaşılmakla hükme esas alınmasında herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı ...'nin sorumluluk miktarının ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında açıklandığı üzere 47.668,82 TL ile sınırlı tutulmasında herhangi bir isabetsizlik yoktur. Zira müteveffa ...'ün eşi ve çocukları tarafından daha önce açılan davada hükmedilen tutarlar dikkate alınarak garameten hesap yapıldığında sigorta limitinin aşılması söz konusu olacağından bu miktar üzerinden karar verilmesi doğru bulunmuş, bu hususa ilişkin davacı vekilinin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. Kazadaki kusur oranları, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ve kaza tarihindeki paranın satın alma gücü dikkate alındığında ilk derece mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarlarının dosya kapsamına uygun olduğu sonucuna varılmış, tarafların bu hususa ilişkin istinaf sebepleri yerinde bulunmamıştır. Davalı ... harçtan muaf olduğundan ilk derece mahkemesince bu davalı aleyhine karar ve ilam harcının verilmesi doğru değildir. Ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davalının bu hususa ilişkin istinaf talebinde haklı olduğu anlaşılmakla hükmün HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince bu yönden düzeltilmesi yoluna gidilmiştir. Bu durumda dairemizce istinaf kanun yoluna başvuran davacının istinaf sebepleri yerinde görülmeyerek 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri kısmen yerinde görülerek 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere) ; A-) Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, B-) Davalı ...nin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/566 Esas, 2024/425 Karar sayılı kararının yeniden hüküm kurulmak üzere KALDIRILMASINA, hükmün HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince YENİDEN TESİSİNE, 1-) Davacının davalılar hakkındaki destekten yoksun kalma zararına ilişkin maddi tazminat davasının KABULÜ ile 520.886,99-TL destek tazminatından davalı ...'nin ZMMS poliçesi teminat limiti kapsamında garameten hesaplanan 47.668,82-TL'lık kısmına temerrüt tarihi olan 04/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sınırlı sorumlu olması, davalılar ... ve ...'nin ise 520.886,99-TL'nin tamamından vefat tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile davalılar ..., ... ve ...'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2-) Davacının davalılar ... ve ... hakkındaki manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile davacı için 40.000,00-TL manevi tazminatın vefat tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazla ilişkin istemin reddine, 3-)Davacının maddi tazminat davası yönünden 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 35.581,79 TL harçtan (davalı ... yönünden 3.256,25 TL ile sınırlı olmak üzere) davacı tarafından peşin yatırılan 409,86 TL peşin harç ve 1.710,78 ıslah harcı olmak üzere toplam 2.120,64 TL harcın mahsubu ile bakiye 33.461,15 TL harcın (davalı ...yönünden 1.135,61 TL ile sınırlı olmak üzere) davalı ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 4-)Davacının manevi tazminat davası yönünden 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 2.732,40 TL harcın davalı ...dan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 5-) 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 6-) Davacı tarafından peşin yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 409,86 TL peşin harç ve 1.710,78 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.201,34 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, 7-) Davacı tarafından yapılan bilirkişi, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebilgat ve kep reddiyat gideri olmak üzere toplam 5.350,00 TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 4.975,50 TL'sinin davalılardan alınarak davacı tarafa verilmesine, artan kısmın davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 8-) Davalı ... tarafından yapılan ATK rapor ücreti, posta, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri olmak üzere toplam 6.249,60 TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 437,47 TL'sinin davacıdan alınarak davalı ...'ne verilmesine, artan kısmın davalı ... üzerinde bırakılmasına, 9-) Diğer taraflarca yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda mahkememizce herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına, 10-) Davacının maddi tazminat davası yönünden AAÜT'ye göre hesap edilen 78.924,14 TL nispi (Davalı ... yönünden 17.900,00 TL ile sınırlı olmak üzere) vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, 11-) Davacının manevi tazminat davası yönünden AAÜT'ye göre hesap edilen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'nden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 12-) Davacının manevi tazminat davası yönünden AAÜT'ye göre hesap edilen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'ne verilmesine, 13-) 6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 14-) Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına, C-) Davalının istinaf başvurusu kabul edilmiş olmakla; 1-) Davalı taraf harçtan muaf olduğundan harç alınmasına veya iadesine yer olmadığına, 2-) İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 3-) Davalı tarafından yapılan 390,00 TL posta gideri ve 60,00 TL e-tebligat gideri olmak üzere toplam 450,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Ç-) Davacının istinaf başvurusu reddedilmiş olmakla; 1-) Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 187,80-TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 2-) İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 3-) Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, D-) 1-) İstinaf yargılaması bakımından istinaf kanun yoluna başvuran tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana iadesine, 2-)Kararın kesin olmaması nedeniyle taraflara tebliği işlemlerinin Dairemizce yapılmasına, Dair; tarafların yokluğunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b/1. ve 2. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca Yargıtay yolu AÇIK olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 06/11/2025