İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı ... vekilinin dava dilekçesi özetle; davalı tarafça müvekkil şirket hakkında 10/03/2023 gün ... seri numaralı 254.000 TL bedelli çek ile ilgili olarak İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası üzerinden başlatılan kambiyo takibine ilişkin müvekkil şirkete henüz ödeme emrinin tebli…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2024/135 Esas KARAR NO:2026/451 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:18/10/2023 NUMARASI:2023/237 E. - 2023/827 K. BİRLEŞEN İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2023/259 ESAS, 2023/339 KARAR SAYILI DOSYASI DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı ... vekilinin dava dilekçesi özetle; davalı tarafça müvekkil şirket hakkında 10/03/2023 gün ... seri numaralı 254.000 TL bedelli çek ile ilgili olarak İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası üzerinden başlatılan kambiyo takibine ilişkin müvekkil şirkete henüz ödeme emrinin tebliğ edilmediğini, ancak bu icra takip dosyası üzerinden müvekkil şirketin tüm banka hesaplarına haciz konulması sonucunda takipten haberdar olunduğunu, müvekkilinin davalı tarafa takibe konu çek bedelinden ötürü hiç bir borcu bulunmadığını, takibe konu çekin müvekkil şirket tarafından dava dışı takip borçlusu ... lehine gübre tohum alım satım işi karşılığında düzenlendiğini ve kargoda çalındığını, karakola ihbarda bulunulduğunu ve soruşturma başlatıldığını, çek lehdarı ... tarafından açılan çek iptal davasında ödemeden men yasağı kararı alındığını, ...'ın mağduriyet yaşamaması ve taraflar arasındaki ticari iş ve güven ortamının zedelenmemesi sebebiyle çek bedelinin 17/02/2023 tarihinde müvekkil şirket tarafından ödendiğini, müvekkil şirket ile davalı arasında hiç bir ticari ilişki bulunmadığını, bu nedenlerle mahkemece uygun görülecek bir teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine, uygulanan aşkın hacizlerin kaldırılmasına, haciz, satış gibi tüm icrai işlemlerin iş bu yargılama kesinleşinceye kadar durdurulmasına, menfi tespit davanın kabulü ile davalının müvekkil şirkete çek bedelinin tahsili için başvurma hakkının bulunmadığının tespitine, müvekkil şirketin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, müvekkil şirket hakkında açılan kambiyo takibinin iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davacı ... vekili birleşen dava dosyası dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine 10/03/2023 tarihli, ... numaralı, 254.000,00 TL miktarlı çekten kaynaklı İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün... sayılı takibe geçilen kambiyo takibinde, takibe davaya konu çekin müvekkilin eline hiç geçmemesi ve çek üzerinde imzasının bulunmaması nedeniyle davalı tarafa borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptalini talep ettiği, açılan işbu davadan önce açılan İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/237 Esas sayılı dosyası ile HMK 166 uyarınca bağlantılı olması sebebiyle ilgili dosya ile birleştirilmesini talep ettiği, açıklanan nedenlerle dosyanın aralarında fiili ve hukuki bağlantı bulunması biri hakkında verilecek kararın diğerini etkilemesi, benzer sebeplerden doğmuş olması nedeniyle İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/237 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava konusu çekin keşidecisi olduğunu, çekteki imzasına bir itirazının bulunmadığını, dava dilekçesinde davacı keşideci ile lehtarı arasında ticari bir ilişki bulunduğunu ve dava konusu çekin bu ilişkiye istinaden keşide edilerek çekin lehtarı olan dava dışı ...'a gönderilmek üzere kargıya verildiğinin belirtildiği, davacının dava konusu çeki keşide edip çek lehtarı olan dava dışı ...'a gönderdiğini beyan ettiğine göre hem çekteki imzasını hem de çekteki borç ilişkisini kabul etmiş olduğunu, çekteki lehtar imzasının sahte olmasının keşideciyi sorumluluktan kurtaran bir sebep olmadığını, davacının müvekkilin bile bile davacının zararına hareket ettiğine dair hiç bir delil sunmadığını, ödeme yapılmış ise davacının kanunda belirlediği anlamda ağır kusurlu olduğunun kabulü ve yapılan ödemenin geçerli bir ödeme olmadığının kabul edilmesi gerektiğini, bu nedenle de çek iptal kararı alınmadan önce lehtara yapılan ödemenin davacıyı sorumluluktan kurtarmadığını, mevzuat gereği çeklerin kargo aracılığı ile taşımasının yasaklandığını, mevzuata aykırı hareket eden davacının kendi kusurunu müvekkiline yüklemesinin hiç bir kimse kendi kusurundan yararlanamaz ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Asıl ve birleşen davada uyuşmazlık, İstanbul 13. İcra Dairesinin... sayılı dosyasına konu çek nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Somut olayda, uyuşmazlığa konu çekin kargo firmasına teslim edildiğinin ve kargo aşamasında kaybolduğunun ihtilafsız olduğu, davalının ticari defter ve belgelerini tacir olmadığından bahisle mahkemeye sunmadığı, Uyap sisteminde yapılan araştırmada davalı hakkında hırsızlık suçlarına konu çok sayıda çeki elinde bulundurması nedeniyle başlatılan ceza soruşturmalarının bulunduğu ve birçok olayda hırsızlık yoluyla elden çıkan çekleri benzer ve farklı cirantalardan ciro yoluyla devralıp, son hamil olarak farklı kişi veya şirketler aleyhine icra takiplerine konu ettiği, tacir olmadığını iddia eden gerçek kişi davalının, Uyap kayıtları ile sabit olan -çok sayıda kambiyo senediyle takip yapmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davalının aynı uyuşmazlıklar nedeniyle mahkemece görülen davalarından ve Uyap kayıtlarından bu işi meslek haline getirdiğinin anlaşıldığı, bu nedenle soruşma dosyalarının sonucunun beklenilmesine ve birleşen dosya yönünden imza incelemesine gerek olmadığı, davalının, keşidecileri ve lehdar-cirantaları farklı olan çok sayıda hırsızlık iddiasına konu çeki yeterli araştırmayı yapmadan iktisabında ağır kusurlu olduğu (Yargıtay 11.HD. 2020/5570 Esas, 2021/4450 Karar, 26.05.2021 Tarih) anlaşıldığından, her iki davanın da kabulüne" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -asıl dosya davacısı tarafından dava dilekçesinde dava konusu çekin, çek lehdarı olan birleşen dosya davacısı ...'a gönderilmek üzere kargoya verildiği belirtilerek hem çekteki imzasının hemde çekteki borç ilişkisini kabul ettiğini, Asıl dosya davacısı ... .... Şti'nin çek keşidecisi olduğu ve çeke ilişkin olarak keşidecisi imzasına yönelik bir itirazının bulunmadığı hususu sabit olmakla aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, ayrıca çekteki lehtar imzasının sahte olması TTK 677 maddesinde belirtilen imzaların istiklali prensibi gereği keşideciyi sorumluluktan kurtaran bir sebep olmadığını, asıl davada davacı şirket olan ... Şti, davaya konu çekin keşidecisi olup çekteki imzasına bir itirazı bulunmadığını, bu sebeple ...Şti'nin asıl dava yönünden aktif dava ehliyetinin bulunmaması nedeniyle davanın reddi kararı verilmesi gerekirken Yerel Mahkemece müvekkili aleyhinde usul ve yasaya aykırı bir karar tesis edilmesinin asla kabul edilemeyeceğini, -müvekkili hakkında hırsızlık suçları nedeniyle başlatılan soruşturmaların bulunduğu, birçok olayda hırsızlık yoluyla elden çıkan çekleri benzer veya farklı cirolar ile devir alıp icra takibine konu ettiği ve iktisabında ağır kusurlu olduğu şeklindeki gerekçe ile asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesinin asla kabul edilemeyeceğini, ...'in şahsi alacak ve borçlarına ilişkin olarak dava konusu çek haricinde birçok çek alıp, kullandığını, Müvekkilinin almış olduğu çeklerin büyük çoğunluğunu yine borçlarına ilişkin kullanmış olduğunu, çeklerin ibrazında ödenmemesi üzerine çek bedellerini ödemek sureti ile geri aldığı çekleri icra takibine konu etmiş olduğunu, Müvekkilinin bir dönem alacaklarına karşılık aldığı çeklerde benzer şekilde ödeme yasağı kararlarının çıkması hususunun müvekkilin kusuru olarak adlandırılamayacağını, müvekkili hakkında yalan beyanla yapılan ve henüz hiçbirine ilişkin olarak açılmış bir kamu davası dahi bulunmadığı, soruşturma dosyalarına ilişkin olarak müvekkilinin bir suç işlemiş olduğu iddia edilemeyeceği gibi, bu uydurma şikayetlerden ibaret soruşturma dosyaları nedeni ile müvekkili aleyhinde bir yorum yapılamayacağını, müvekkili hakkında bu tarihe kadar verilmiş tek bir ceza kararı bulunmadığını, -Müvekkilinin alacaklarına ilişkin olarak almış olduğu çeklerin bir kısmında bu şekilde ödeme yasağı kararı çıkmış olması hususu hiçbir şekilde müvekkilini kötü niyetli veya ağır kusurlu hale getirmeyeceğini, dava konusu çekte müvekkilinden önce 3 adet cironun bulunduğu, müvekkilinin mezkur çeki düzgün bir ciro silsilesi ile iktisap etmiş olduğu ve iyiniyetli yetkili hamil olduğunu, -Birleşen davaya ilişkin olarak davacı ... yönünden icra takibinin açılmamış sayılmasına karar verilmiş ve iş bu karar kesinleşmiş olmakla birleşen dava konusuz kalmış olup yine Yerel Mahkemece yapılan hatalı yargılama neticesinde hatalı bir karar verildiğini, -Çek ve bono gibi kıymetli evrakların kargoya teslimi yasak olup,kargo şirketlerinin çek ve bono teslim almadığı hususu kesin olan bir durum olup bu beyanlara asla itibar edilemeyeceğini, kargo şirketi aleyhine hiçbir dava ikame edilmemiş olması itibari ile iş bu beyanlara asla itibar edilemeyeceğini, -Türk Ticaret Kanunu 792. maddesine göre çeki iyiniyetle iktisap eden müvekkilinin kazanımının korunması gerektiğini, Mahkemece alınan bilirkişi raporu itibari ile tespit edilmiş olduğu üzere davacı yanın sunmuş olduğu faturanın KDV dahil 328.600,00 TL bedelli bir fatura olduğu ve bu faturanın çek bedeli ile hiçbir ilgisinin bulunmadığı hususunun sabit olduğunu, Davacı yanın ticari ilişki olduğu iddiasında bulunabilmek adına çek bedeli ile hiçbir ilgisi bulunmayan bir faturayı sunmuş olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, söz konusu faturanın çekle ilgisi bulunmamakta olup, yine sunulan kargo belgelerinin içeriğinde dava konusu edilen çekin bulunduğuna dair hiçbir kayıt veya bir ibare bulunmadığını, Yargıtay içtihatları itibari ile müvekkilinden önceki ciroların sahte ciro olması halinde dahi müvekkilinin hukuki niteliğinin değişmeyeceği, müvekkilinin kazanımının korunması gerektiğini, -Türk Ticaret Kanunu 792 kanun hükmü uyarınca davacının, kendisinin yetkili hamili olduğunu kanıtlaması yanında, yeni hamilin çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerekip, çeki elinde bulunduran davalı hamilin, çeki edinme nedenini kanıtlamakla yükümlü olmadığını, Mahkemece ispat yükü davacıda olduğu halde davalının iktisap sebebini ispat edemediğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğini, keşideci olan davacının çek bedelini ödemekle mükellef olduğu hususu ve davacı yanın huzurda ki davaya ilişkin olarak aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, çeki elinde bulunduran iyiniyetli yetkili hamilin müvekkiline karşı ancak ve ancak çeki zayi ettiğini iddia eden kişinin dava ikame edebileceği, davacı yanın çek keşidecisi olarak keşide etmiş olduğu çeki ödemekle mükellef olduğu, çekin sebepten mücerret olduğu, davacı yanın çeki ödemek için kişi seçme şeklinde bir yasal hakkının bulunmadığı ve Müvekkili hakkında yapılan asılsız şikâyetlerden ibaret soruşturma dosyalarına ilişkin olarak müvekkil hakkında açılmış tek bir kamu davasının dahi bulunmaması, müvekkilinin bir dönem alacaklarına ilişkin almış olduğu çeklerin bir kısmında ödeme yasağı kararı çıkmış olması hususunun müvekkilinin kötüniyetli olduğu sonucunu doğurmayacağı, soruşturma dosyası sonucunun beklenmesi gerekeceği sabit olmakla tamamı ile hatalı bir gerekçe ile müvekkili aleyhinde tesis edilen usul ve yasaya aykırı Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasının talep etmiştir.Birleşen davada, davacı (...) vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davaya konu çek hiç eline geçmediği için, kaşe ve imzasını (sahte imza) taklit edenleri, çekin arkasında ciranta olarak gözüken isimlerin hiçbirini tanımadığı gibi hiçbiriyle hiçbir ticari ilişkisi de söz konusu olmadığını, çekte lehtar ve yetkili hamil konumunda gözüken müvekkili tarafından Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2023/180 E. Sayılı zayi nedeniyle çek iptal davası açıldığını ve mahkemece ödemeden men yasağı kararı verildiğini ve İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ... Sayılı takip dosyası borçlusu gözüken müvekkili ... adına; taraflarınca süresi içerisinde imzaya itiraz ve yetki itirazında bulunulduğunu, İstanbul 23. İcra Hukuk Mahkemesinin 2023/78 E., 2023/372 E. sayılı kararı ile verilen yetkisizlik kararı 16.06.2023 tarihinde kesinleştiğini, yetkili icra dairesine gönderilmesi için başvurulmamış olaması nedeniyle; icra takip dosyasının müvekkili ... yönünden tefrik edilerek açılmamış sayılmasına karar verildiğini, imzanın sahte olduğunu, dosya kapsamına alınan bilirkişi raporu da gerekçeli kararı destekler mahiyette olduğunu, kötü niyetle istinafa başvuran karşı tarafın yargılama giderlerine ve cezaya mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Asıl davada davacı (...) istinafa cevap dilekçesinden özetle; Davalı tarafça müvekkili şirket hakkında 10.03.2023 gün ... Seri numaralı 254.000 TL bedelli çek ile ilgili olarak İstanbul 13. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası üzerinden başlatılan kambiyo takibine ilişkin müvekkili şirkete henüz ödeme emri tebliğ edilmediğini, ancak bu icra takip dosyası üzerinden müvekkil şirketin tüm banka hesaplarına haciz konulması sonucunda takipten haberdar olunduğunu, Müvekkili şirketin Samsun'da bulunan birleşen dava davacısı ve takip borçlusu "...-..." firması ile yıllardır ticari alışveriş yaptığını, bu firmayla gübre alımı konusunda anlaşmaya varan müvekkili şirketin, teslim almış olduğu gübre karşılığı olarak birleşen dava davacısı ve takip borçlusu ... lehine takibe konu 10.03.2023 tarihli 254.000,00 TL bedelli ...bank ... Şubesi'nin ... numaralı çekini düzenleyerek kargoya teslim etmiş ve kargo bilgileri ...'a verildiğini, teslim edilen kargo paketleri ve içinde yer alan zarfın içinden söz konusu çekin çıkmadığı, zarfın ve kargo paketinin yırtılmak suretiyle içinin boş olduğu birleşen dava davacısı çek lehdarı takip borçlusu ... tarafından müvekkili şirket yetkilisine bildirildiğini, whatsapp yazışmaları dosyada mübrez olduğunu, çeklerin çalındığına dair kuvvetli şüphe uyandırdığından 08.02.2023 tarihinde Malıköy Jandarma Karakolu'na ihbarda bulunulmuş ve soruşturma başlatıldığını, çek bedeli miktarı olan 254.000 TL 17.02.2023 tarihinde müvekkili şirket tarafından birleşen dava davacısı ...'a ödendiğini, davalı ile ticari ilişkilerinin bulunmadığını, birleşen dava davacısı ...'a ait cirodaki imzanın, sirkülerdeki imzayla mukayese edildiğinde sahte olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/19-2738 E. 2021/1513 K. 30.11.2021 tarihli içtihatında; somut olayda, lehtarın cirosunun sahte olması nedeniyle birbirini takip eden geçerli ciro zinciri olmadığı için davalı bankanın 6102 sayılı TTK'nın 790. maddesine göre yetkili hamil olduğunu yani kendisine çek üzerinde bulunan hakkın geçtiğini ispat edemediğinden aynı Kanun'un 792. maddesine göre ispat yükünün davacı keşidecide olduğu düşünülemeyeceği, çünkü 6102 sayılı TTK'nın 792. maddesindeki düzenleme, çeki 6102 sayılı TTK'nın 788. maddesine göre geçerli bir ciro ile hakkın devredildiği ve yine 6102 sayılı TTK'nın 790. maddesine göre birbirini takip eden geçerli ciro zinciri ile ispat eden yetkili hamiller için olduğu, bu durumda çeki elinde bulunduran davalı bankanın, çeklerdeki lehtarın cirosunun sahte olması nedeniyle çeklerdeki hakkın geçerli ve birbirine bağlı ciro zinciri ile hak sahibi olduğunu ispat edemediğinden ve keşideciye başvuru hakkı bulunmadığından davanın kabulüne karar verildiğini, YHGK içtihatında değinildiği gibi ciro silsilesinde yer alan bir imzanın sahte olması durumunda ciro silsilesinde kopukluk olacağı yetkili hamilin çekteki hakkını ispat yükünün kendisinde olacağı ,ispat edememe durumunda kopukluktan itibaren lehdara ve keşideciye başvurma hakkı bulunmayacağı açıkça ifade edildiğini, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Asıl ve birleşen davaların çeklerdeki imza inkarına dayalı olarak borçlu bulunmadığının tespiti ile çeklerin davalı tarafça kötüniyetle iktisap edildiğinden bahisle menfi tespit talepli olarak açıldığı anlaşılmaktadır. 03/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı tarafından ticari defterlerin ibraz edilmediği, 02.05.2023 tarihli ara kararında " Davalı (...) hakkında hırsızlık suçları nedeniyle başlatılan ceza soruşturmalarının bulunduğu ve birçok olayda hırsızlık yoluyla elden çıkan çekleri benzer ve farklı cirantalardan ciro yoluyla devir alıp, son hamil olarak farklı kişi veya şirketler aleyhine icra takiplerine konu edildiği," yazılı olduğu, 27.01.2023 tarih ... numaralı 328.600,00 TL tutarlı 1.060 adet gübrenin davacı ... ... tarafından davacı ... ... Şti adına düzenlendiği, fatura üzerinde yazılı olan gübrenin davacı ... tarafından 24.01.2023 tarih ... irsaliye nosuyla davacı ... ... Şti'ne teslim edildiğinden, dava konusu çek bu yapılan ticari işleme ilişkin olduğunun değerlendirmesinin Mahkemeye ait olduğu, Davacı ... ... Şti tarafından ... Bankası ... Şubesinden davacı ...' a ait ... IBAN numarasına "Kaybolan 10.03.2023 tarihli ... nolu ...bank çeki için ödeme" açıklamasıyla 254.000,00 TL ödemenin yapıldığının görüldüğü, dolayısıyla davacılar arasında gerçek bir ticari ilişkinin var olduğunun değerlendirmenin Mahkemeye ait olduğu, Asıl ve Birleşen davalarda İstanbul 13.İcra Dairesinin... sayılı dosyasına konu çek nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadığının değerlendirilmesinin Mahkemeye ait olduğu görüş ve kanaati bildirilmiştir. Mahkemece menfi tespit davasında, ispat yükünün alacaklıya ait olduğu ve davalının çeki hangi ticari ilişkiye istinaden iktisap ettiğini açıklama yükümlülüğünü yerine getirmediği, davalı hakkında çok sayıda yargılama bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 792. maddesinde " Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790'ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür." hükmüne yer verilmiş olup, hükümden de anlaşılacağı üzere davacının alacağını ispat etmesi yanında, yeni hamilin çeki kötüniyetli veya ağır kusurlu iktisap ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir.TTK 677. Maddesinde düzenlemeye göre senet kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzalar içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez. İmzaların bağımsızlığı olarak ifade edilen bu ilkeye göre, poliçeye atılan her geçerli imzanın sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder.Dolayısıyla senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hâli, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.Somut olayda, davacı şirketinin keşideci, birleşen dosya davacısının lehtar olarak yer aldığı çekte, davacılar çekin çalındığını, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunmuş olup, keşideci borçlunun, cirantanın ve lehtarın imzasının sıhhatini tartışamayacağı, ancak lehtar imzasının sahteliği ileri sürülmesine rağmen bu konuda araştırma yapılmadan, sonuçlanmamış soruşturma ve ceza yargılaması bulunduğu gerekçesiyle karar verilmiş olmasının yerinde olmadığı, dosya kapsamında bulunan çek örneğinden, çekin görünüşte düzgün ciro silsilesi ile, davalı tarafından iktisap edildiği, bu durumda ispat yükü davacıda olup, TTK 792. Madde gereğince, çekin rızası dışında elinden çıktığını ve hamilin çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu olduğunu ispat ederek, çeki veya çek bedelini ödemişse çek bedelinin istirdadını talep edebileceği, davalı tarafça Asıl dosya davacısı ... .... Şti'nin aktif dava ehliyeti olmadığı ileri sürülmüş ise de, TTK 792. Madde gereği aktif dava ehliyetinin bulunduğu, tüm deliller toplanarak, lehtar ve keşideci yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılarak, dava dosyasına ilişkin yürütülen soruşturma olup olmadığı ve varsa dosyasının akıbeti araştırılarak, kötüniyet hususunda gerekir ise diğer ceza yargılamalarının gerekçede tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken, sadece UYAP üzerindeki dosya numaralarına göre kötüniyetli olduğu gerekçesi oluşturularak, eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne mahkeme kararının kaldırılmasına dosyanın ait olduğu mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/10/2023 tarih, 2023/237 E. 2023/827 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran Davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 12/03/2026