İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili davacının ... ve ... ibareli çok sayıda markanın tescilli sahibi olduğunu, davacının bu konuda basılı yayınlarla eğitim hizmetlerinde faaliyet gösterdiğini, davalının davaya konu 2019/58421 numaralı markasının müvekkille…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/991 KARAR NO : 2025/1495 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 07/02/2023 NUMARASI : 2020/288 E. - 2023/29 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili davacının ... ve ... ibareli çok sayıda markanın tescilli sahibi olduğunu, davacının bu konuda basılı yayınlarla eğitim hizmetlerinde faaliyet gösterdiğini, davalının davaya konu 2019/58421 numaralı markasının müvekkille benzer olarak 43. Sınıfta tescil ettirdiğini, davalı markası ile müvekkili markalarının benzer olduğunu, hizmet alanlarının iltibasa sebebiyet vereceğini yine davalı markasının kötü niyetli olarak tescil edildiğini belirterek hükümsüzlüğüne karar verilmesini ayrıca davalıların marka kullanımlarının eğitim öğretim hizmetleri alanında olduğunu buna ilişkin tespit yapıldığını, davalıların bu eylemlerinin marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunu, yine davacının markasının tanınmış marka olduğunu, davalıların eylemlerinin kötü niyetli olduğunu, bu nedenle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve durdurulması ile 1.000 TL maddi 10.000 TL Manevi tazminatın davalılardan alınması ile davalı adına tescilli 2019/58421 numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ettiği, davalı vekili cevap dilekçesi ile; yetki itirazında bulunduklarını, hükümsüzlük yönünden markaların bütün olarak değerlendirildiğinden benzerlik olmadığını, tescilli olduğu sınıfların tamamen farklı olduğunu davacı markasının tanınmış marka olmadığını, davacının tescilinin kötü niyetli olmadığını, davacıya ait markanın davacıya ait tescilli sınıflarda kullanılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşıldı. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "..." ve "..." ibareli markalarının 2009 yılından bu yana ...- yayın ve eğitim hizmetleri alanında faaliyet gösterdiğini, bu ibarelerin ve bu ibarelerle oluşturulan seri markaların 16 ve 41.sınıfta faaliyet gösterdiğini, bu markaların özellikle sınav hazırlık kitapları ... ve yayımı ile eğitim hizmetleri üzerinde kullanıldığını, davacı Şirket' in, bu kitapları kültür kitabı olarak piyasaya sürmediğini, sadece eğitim kurumlarında ve yine eğitim hizmetleri için kullanıldığını, dava konusu edilen ve müvekkile ait 2019/58421 numaralı "... kütüphane- cafe" ibareli markanın, 43.sınıfta tescil ettirildiğini ve bu itibarla davalının markası ile davacı şirket markalarının iltibas tehlikesi içerisinde olmadığını, dava dilekçesinde, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğünü ve marka hakkına tecavüzün tespitinin talep edildiğini ancak, marka sahibi olan davalının ikametgahı Ankara'da olduğu gibi, davalı müvekkilin tecavüz iddialarına dayanak alınan ticari faaliyetleri de Ankara'da yürütülmekte olduğundan yetkili ve görevli mahkemenin Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri olduğunu, taraf markaları arasında bütünsel anlamda benzerlik bulunmadığını, markada yer alan ... ibaresinin italik ve kendine has bir font ile, kiremit rengi tarzında yazıldığı, hemen arkasından gelen ibarelerin markanın kullanıldığı alan olan "kütüphane ve cafe" hizmetlerine referans eden ibareler olduğu, kütüphane ibaresinden başlamak üzere bir kahve fincanının ve kahve fincanı içerisinde yer alan kitaplar ile markanın kullanıldığı alan olan "kütüphane ve cafe" hizmetlerinin refere edildiği, kahve fincanın üzerinde tüten bir duman ibaresi koyulduğu ve bu ibare ile "sıcak bir çalışma ortamının" refere edildiğinin görüldüğü, markaların bir kısmında mavi ve dairesel bir şekil üzerine ... ibaresinin vurgulandığı, bir kısmında ... ibaresi üzerinde bir "Japon katlama sanatı origami" şeklinde lanse edilmiş bir kuş tasviri bulunduğu, kuş tasvirinin kullanılmış olduğu markalarda kırmızı renk ve has bir fontla ... ibaresinin bulunduğu, ... ..." ibareli markada ise, yalnızca kırmızı renkle ... yazıldığı ve yer bildiren bir kelime olan ... ibaresinin hemen köşeye konumlandırıldığının görüldüğünü, taraf markalarının tescilli olduğu sınıflar birbirinden tamamen farklı olduğunu, neyin hükümsüzlük sebebi, neyin tecavüz sebebi olduğu da, dava dilekçesi kapsamında net bir şekilde anlaşılamadığını, davacı yan, her ne kadar markasının tanınmış olduğunu ileri sürüyor olsa da, davacı markalarının tanınmış olduğu kabul edilemeyeceğini, davacı yan ... unsurlu markalarının, davalının ... cafe- kütüphane unsurlu markasının tescili karşısında ne gibi bir zarara uğradığını açık ve net bir şekilde ortaya koyması gerektiğini, davalıların kötü niyetli olduğunun ileri sürülmesinin kabul edilemeyeceğini, davalıya ait "... kütüphane- cafe" unsurlu marka, davacı yanın markalarının kullanıldığı sınıflarda kullanılmadığını, anılan işletmede yer alan derslikler, birer saatlik periyotlarla talep eden öğrencilere ve öğretmenlere rezerve edilmekte, öğrenciler bu dersliklerde hem yeme-içme imkanına, hem de ders çalışma imkanına sahip olduklarını, anılan derslikler ve kurulan sistem, esasen sıradan bir cafede de bulunabilmekte olup, müvekkil işletmenin konsepti gereği “sınıf düzeninde” yapıldığını, davalının, işletmesi ve adına tescilli markası aracılığıyla davacı yan markalarına tecavüz edercesine bir kullanımdan söz edilmesi için, davalı firma bünyesinde öğretmen - öğretici veya bu mesleklere benzer mesleklerde kişileri istihdam etmesi gerektiğini, böyle bir istihdam söz konusu olmadığını, gerek Google, gerekse sair unsurlarla davalının işletmesine "direkt olarak" ve "ankara kütüphane cafe" ibarelerinin aranması sonucu ulaşıldığı ortada olduğunu, davalının işletme kapsamında sunmuş olduğu hizmetlerin hiçbirinde "ders verilmemekte", kiralanan odalarda müvekkil adına herhangi bir kurs yapılanması bulunmadığını, herhangi bir tecavüzden bahsetme imkanı olmadığını, davalının tescilli markasını kullanmış olduğu Kızılay' daki binada, dava dışı ... Eğitim Kurumları ile bir alt kira sözleşmesi mevcut olduğunu, yani, aynı binada yer alan iki kuruma ait markaların, dava kapsamında alınan ilk bilirkişi raporunda birlikte görünmesinin tek sebebi, alt kira sözleşme olduğunu, bu kira sözleşmesi ile binada yer alan işletmelerin de dava dışı ... Eğitim Kurumlarının internet sitesinde ve sair sosyal medya hesaplarındaki görsellerde yer almasının olağan olduğunu, davanın, esasına girilmeden yetkisizlik kararı verilerek Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, davalılar aleyhine ikame edilen ihtiyati tedbirin, tercihen teminatsız olarak kaldırılmasına, davacı yanca ikame edilen tecavüz ve hükümsüzlük davalarının ayrı ayrı reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile hükümsüzlük davası yönünden : davalı adın a tescilli 2019/58421 numaralı markanın Hükümsüzlüğüne,Marka hakkına yönelik tecavüz ve haksız rekabet yönünden davalı tarafından davacının ... esas unsurlu markalarına yönelik tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, önlenmesine, durdurulmasına, ... ibareli basılı yayınlara tanıtım vasıtalarına tabelalara El konulmasına, El konulan ürünlerin hüküm kesinleştiğinde İmha edilmesine,Manevi tazminat yönünden davanın KABULÜ ile 10.000 TL manevi tazminatın 20 Ocak 2019 tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Maddi tazminat yönünden davanın KISMEN KABULÜ ile, 60.000 TL maddi tazminatın 20 Ocak 2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmün masrafı davalıdan alınmak üzere Türkiye çapında yayın yapan tirajı yüksek gazetelerden birinde ilanına" karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın gerekçeleri yönünden noksan ve hatalı değerlendirmeler içerdiğini, kararı maddi tazminat hükmü yönünden istinaf ettiklerini, dosyaya alınan bilirkişi raporuna itibar edilmeden TBK m.50'ye göre hesaplama yapılarak hüküm kurulduğunu, bu maddeye dayanılarak tazminat hesabı yapılabilmesi için uğranılan zararın miktarının tam olarak ispat edilememesi koşulunun arandığını, huzurdaki davada müvekkili zararının hesaplanması için dosyaya emsal lisans sözleşmeleri sunulmuş olduğunu, 10.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda müvekkilinin hak kazanmış olduğu tazminat miktarının tam olarak hesaplandığını, gerekçeli kararda davalının marka tecavüzü ve haksız rekabet fiillerini 2019 ve 2020 yıllarında gerçekleştirdiğinin beyan edildiğini, buna dayanılarak 2 yıllık lisans bedeli üzerinden tazminat hesabına gidildiğini, bilişim raporuna dayanılarak davalının ilk marka tecavüz eyleminin 20.01.2019 tarihinde gerçekleştiğinin söylendiğini bu nedenle ticari faizin bu tarihten işletilmesi gerektiğinin ifade edildiğini, bu noktada yine mahkemece yanlış bir değerlendirme yapıldığını, huzurdaki dava ikame edilmeden önce davalının marka tecavüz ve haksız rekabet fiillerinin tespiti için delil tespiti işlemi gerçekleştirildiğini, delil tespit raporunda davalının kendisine ait "... kütüphane cafe" isimli instagram hesabında 05.11.2018 tarihinde yapmış olduğu paylaşımda müvekkiline ait markaların asli unsuru olan ... ibaresine yer verildiğinin görüldüğünü, aynı ifadeli facebook hesabının 24.10.2018 tarihinde açıldığını, bu tespitlerin davalının tecavüz ve haksız rekabet eylemlerini 2018 yılından başlayarak icra ettiğinin açık bir tezahürü olduğunu, davalının markasal kullanımlarının durdurulması için talep ettikleri ihtiyati tedbir taleplerinin değerlendirilmesi amacıyla mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda davalının paylaşımında kütüphanenin 2018 yılında yılında açılında açıldığını ifade eden cümleye yer verildiğini, davalının davaya konu markasını farklı bir iş yerinde de kullandığı hususunun tespiti yapıldığını, lakin bu kullanımın küçük ve sınırlı bir kullanım olduğu belirtilerek belirlenen maddi tazminat miktarına ek 10.000 TL ilave edildiğini, bu değerlendirmenin neye dayanılarak yapıldığnın belli olmadığını, bilirkişi raporunda tespit edilen 140.000 TL'lik tazminat bedelinin doğru olduğunu, tedbir kararının teoride müvekkili lehine olsa da davalının ısrarlı kötü niyetli tutum ve davranışlarının müvekkillerini bıkma seviyesine getirdiğini, müvekkilinin maddi ve psikolojik açıdan yıprandığını, davalının kötü niyeti de göz önünde bulundurulduğunda 140.000 TL'lik tazminatın az bile olduğunu, bilirkişi raporunda emsal lisans sözleşmelerinin ortalaması alınarak ve bu miktarın davalının marka tecavüzü gerçekleştirdiği yıl sayısı olan 4 ile çarpılarak bu miktara ulaşıldığını, 29.11.2022 tarihli duruşmasında yeniden rapor aldırılmayacaksa ıslah edecekleri beyanının ardından mahkemenin yeniden bilirkişi raporu alınması taleplerini reddettiğini, ıslah taleplerini sunmak için 2 hafta kesin süre verildiğini, mahkemece bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın dosya kapsamına uygun olmadığı kanaatindeyse tazminata ilişkin taleplerini ıslah etmek için taraflarına süre vermek yerine dosyaya yeni bir bilirkişi raporu aldırılması yönünde hüküm kurması gerektiğini, bu tutumun müvekkilini zarara uğrattığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı müvekkili şirket ve şahsın yerleşim ve faaliyet yerinin Ankara olmasından dolayı yetkili ve görevli mahkemenin Ankara FSHHM'ler olduğunu, marka hükümsüzlüğüne ilişkin kabul kararının hatalı olduğunu, kötü niyetin kabulü için marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerektiğini, müvekkilinin dava konusu markayı sadece tescil ettirmiş olması fiilinin hele ki markaların benzer olmaması ve farklı sınıflarda tescilli olması hususu da dikkate alındığında kötü niyetli sayılmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın dosyaya bu kötü niyeti kanıtlayan bir delil sunmadığını, dava konusu başvurunun kötü niyetle yapıldığının ispat edilemediğin, müvekkilinin davacı yanın markalarından faydalandığını gösteren bir belgenin de dosyada olmadığını, marka tecavüzü ve haksız reakbete ilişkin verilen kabul kararının hatalı olduğunu, müvekkili işletmesinde yer alan dersliklerin birer saatlik periyotlarla öğretmen ve öğrencilere rezerve edildiğini, ancak işletmenin kadrolu eğitmen ve öğretmeni bulunmadığını, eğitmen ve öğretmen bulundurmayan bir işletmenin eğitim öğretim faaliyeti gerçekleştirdiğinin kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava konusu edilen işletmede eğitim öğretim faaliyeti gerçekleştirilmediğine dair Ankara Valiliği Milli Eğitim Müdürlüğü Eğitim Müfettişleri Başkanlığı tarafından düzenlenen raporun dosyaya sunulmuş olduğunu, bir teşebbüsün eğitim-öğretim hizmeti vermesinin ancak süreklilik ile mümkün olacağını, bu konuda mahkeme kabulünün haksız olduğunun dosyadaki delilleriyle de anlaşıldığını, kullanıcıların müvekkilinin işletmesine kütüphane, ... kütüphane, ders çalışılacak yerler v.b. anahtar sözcüklerini aratarak ulaşabildiğini, müvekkili şirketin yeni bir konsept olarak Ankara halkına sunmuş olduğu hizmetin ülkemizde yeni yeni gelişen bir sektör olup bu kapsamda pekçok hizmetin tüketici kitlesine sunulmakta olduğunu, bu durumda herhangi bir tecavüzden bahsedilemeyeceğini, bilirkişi raporlarına yönelik itirazlarının usulüne uygun bir şekilde değerlendirilmediğini, belirlenen hükmedilen tazminatın kabulünün mümkün olmadığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İstinafa Cevap: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı aksini iddia etmiş olsa da, iş yerinde yapılan delil tespiti ve dosyada mübrez bilirkişi raporları ve tüm delillerin dava konusu markanın eğitmi-öğretim hizmetleri alanında yani 43 numaralı sınıf ile alakası olmayacak şekilde kullanıldığını ispat ettiğini, Ankara 2. FSHHM 2020/20 D.İş dosyasında yapılan tespit ve davalı tarafa ait iş yerinde bilirkişi tarafından çekilen fotoğrafların davalının iş yerinde birden fazla odada eğitim hizmeti verilmek üzere çok sayıda sandalye, masa, yazı tahtası bulunduğunu ve odaların bazılarında hemen tespit öncesinde ders işlendiğini gösteren yazılar bulunduğunu, benzer delillerin davalılara ait internet sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinde yapılan tespitle de elde edildiğini, davalının sosyal medya hesabından "15 saatte TYT bitirmeye hazır mısınız?" gibi reklam paylaşımları yaptığı ve bu afişlerin altında davalıya ait marka ile iş yeri adresinin bulunduğunun tespit edildiğini, aynı türdeki afişlerin davalının iş yerinde yapılan delil tespit işlemi esnasında bilirkişi tarafından fark edildiğini ve yine bilirkişi tarafından fotoğrafları çekilmek suretiyle tespit raporunda bu örneklere yer verildiğini, davalının mesnet edindiği MEB raporunun bu dava bakımından hiçbir kıymeti bulunmadığını, davalının sunduğu raporun delil tespit işleminden sonra yapılan bir incelemeye istinaden düzenlendiğini, söz konusu MEB raporunda incelenen hususların daha önce raporda bulunmayan birçok farklı delil baz alınarak defalarca incelendiğini ve davalının savunmalarının her defasında çürütüldüğünü, Ankara 1. FSHCM 2020/333 Esas sayılı dosyası üzerinden davalı şahsı hakkında kamu davası açıldığını ve davalının suça konu marka ihlalini gerçekleştirdiğinin tespit edildiğini, davalının müvekkiline ait marka hakkını Çankaya ve Kızılay'da bulunan iki işletme altında kullanarak defalarca ihlal ettiğini, ilgili tüketici kitlesi sadece Google üzerinden dava konusu markayı görmüş duymuş gibi makul kabul edilemeyecek bir savunma yapılmasının manasız olduğunu, davalının bilinçli ve kötü niyetli olarak marka tescilini aşan bir şekilde kullandığını, mahkemece verilen hükümsüzlük kararının hakkaniyete uygun olarak verildiğini, davalının yetki bakımından ileri sürdüğü itirazın da yerinde olmadığını, davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının tazminat talebine mesnet olan marka tecavüzü iddialarının kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin davacı markaların kapsamına giren hizmetlerde faaliyet göstermediğinin Ankara Valiliği Milli Eğitim Müdürlüğü Eğitim Müfettişleri Başkanlığınca hazırlanan soruşturma raporu ile ortaya konup ispatlandığını, bir iş yerinin eğitim öğretim hizmeti vermesinin süreklilik ile mümkün olduğunu, davacıların talep ettiği maddi tazminat talebinin yüksek olduğunu, davacının ıslahına mesnet aldığı bilirkişi raporunun da son derece hatalı bir bilirkişi raporu olduğunu, davacının dosyaya emsal niteliğinde sunduğu lisans sözleşmelerinin dava tarihinden sonra hazırlanan lisans sözleşmeleri olduğunu, tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü, davacı adına tescilli markalara tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin “...” ve “...” ibareli birçok markanın tescilli sahibi olduğunu, bu markaların ...-yayın ve eğitim hizmetlerinde tanınmış şekilde kullanıldığını, davalıya ait 2019/58421 numaralı “... Kütüphane-Cafe” markasının 43. sınıfta tescil edilerek müvekkil markalarıyla görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik taşıdığını, iltibasa yol açacağını, markanın kötü niyetli olarak tescil edildiğini, belirterek; markanın hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, durdurulmasına, 1.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminata, karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, markalar arasında benzerlik bulunmadığını, tescil sınıflarının farklı olduğunu, davacı markasının tanınmış olmadığını, kötü niyet iddiasının delillendirilmediğini, marka tecavüzü veya kötü niyet iddiasının temelsiz olduğunu belirterek; davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.6769 sayılı SMK 156/3 maddesi hükmüne göre , Sınai mülkiyet hakkı sahibi tarafından, üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkeme, davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir.Bu nedenle davacının yetki yönünden seçimlik hakkı bulunduğu, davacının yerleşim yerinde açılan davada mahkemenin yetkili olduğu anlaşılmıştır. 2019/58421 no.lu "... KÜTÜPHANE - KAFE" ibareli markanın 43. Sınıfta davalı ... ... adına tescilli olduğu, 2009 53013 numaralı “... ... YAYINLARI+Şekil” markasının 16 ve 41. sınıfta, 07/05/2015 başvuru tarihli, 2016 050538 numaralı “... ...” markasının 16 ve 41. sınıfta 20/12/2016 başvuru tarihli , 2016 103320 numaralı “...+Şekil” markasının 41. sınıfta , davacı adına tescilli oldukları görülmektedir. 10/01/2022 tarihli bilirkişi raporunda; Davalılardan ... adına 2019/58421 sayı ile tescilli "Timit kütüphane - cafe" markasının benzerlik iddiasıyla hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı; davalılardan ... adına 2019/58421 sayı ile tescilli "... kütüphane -cafe" markasının kötü miyetli tescil iddiasıyla hükümsüzlüğüne ilişkin nihai takdirin Sayın Mahkeme'de olduğu, davalılar markasal kullanımının davacı markalarına tecavüz teşkil ettiği; davacı vekilinin bir noktada üç yıllık, diğer noktada bir yıllık tazminat talebine Sayın Mahkeme tarafından itibar edilmesi halinde tazminat rakamının toplamda 140.000 T.L. (yüzkırkbin Türk Lirası) olabileceği belirtilmiştir. 24/10/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda; Davalılardan ... adına 2019/58421 sayı ile tescilli "... kütüphane - cafe" markasının kötü niyetli tescil edildiği, bu sebeple tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ilişkin şartların oluştuğu, nihai takdirin Sayın Mahkeme'de olduğu; tarafların diğer itirazları yönünden kök rapordaki görüşlerin muhafaza edildiği belirtilmiştir. Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2020/20 D.İş sayılı dosyası kapsamında yapılan tespit ile alınan bilirkişi raporunda;aleyhine tespit istenen işyerinin ... Yazılım Eğitim Gıda Teknolojisi Ltd. Şti. tarafından işletildiği, toplam 4 katlı bir yapı olduğu, işyerinin giriş katında self servis hizmet sunan bir alan bulunduğu, işyerinin birinci katının kütüphane biçiminde düzenlendiği ve öğrencilerin burada çalıştığı, iş yerinin çatı katında yine masaların bulunduğu, işyerinin bodrum katında ise camla ayrılmış şekilde masa, sandalye ve tahta ihtiva eden boş odacıkların sınıfların olduğu ve işyerinde çeşitli derslere ilişkin afişlerin asılı durumda olduğu, işyerinin tabelalarında ve menüsünde ve işyerinde kullanılan fişte ... Kütüphane veya ... Cafe Kütüphane şeklinde markasal kullanımlar olduğu, aleyhine tespit istenen tarafın sosyal medya hesaplarında ... Kütüphane veya ... Kütüphane Akademi veya ... Cafe Kütüphane şeklinde markasal kullanımların bulunduğu, bu sosyal medya hesaplarında sunduğu Kütüphane Cafe ve Eğitim Hizmetlerinin reklam ve tanıtımını yaptığı, karşı tarafın eğitim hizmetinin soru çözümü, TYT ve AYT denemesi çeşitli konularda dersler verilmesi, eğitim kampı şeklinde sunulduğu tespit edilerek fiili kullanımlar fotoğraflanarak rapora dahil edilmiştir. Ticaret sicil kayıtlarına göre, davalı şirketin 2018 yılında tescil edildiği, davalı ...'in şirketin kurucularından olduğu ve münferiden şirketi temsile yetkili müdür olarak atandığı 2019 da pay devri yaptığı halde davalının şirket müdürü olarak devam ettiği görülmektedir. Davacı vekilinin istinafa cevap dilekçesi ekinde sunulan Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 2020/333 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda da davalı kullanımlarının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği ve taraf markaları arasında benzerlik bulunduğu bildirilmiştir.Hükümsüzlük talebi yönünden; davacının 16 ve 41 sınıflarda “...” ibaresini esas unsur olarak içeren çok sayıda markanın tescilli sahibi olduğu, davalı adına 43. Sınıfta tescilli 2019/58421 numaralı “... Kütüphane-Cafe” ibareli markanın esas unsurunun “...” ibaresi olması sebebiyle benzerlik bulunduğu, ancak tescil sınıflarının farklı olduğu anlaşılıyorsa da , davalının www.enegitimkurumlari.com internet sitesindeki kullanımlarından tespit edildiği üzere 20.01.2019 tarihinden itibaren ... Kütüphane-Cafe” markasını fiilen eğitim-öğretim hizmetlerinde kullandığı halde bu markayı 19.06.2019 tarihinde 43. Sınıfta tescil başvurusuna konu ettiği , davacının ... esas unsurlu markalarının 16. Ve 41. Sınıfta uzun süredir kullanıldığı, bu kullanımla ilgili hizmet sınıfında ayırt edicilik kazanmış bilinen bir marka olduğu, davalının aynı sektörde faaliyet yürüttüğü dolayısıyla davacı markalarının varlığından haberdar olmamasının beklenemeyeceği, davalının davacı markalarının varlığından haberdar olduğu ve fiilen eğitim öğretim hizmeti verdiği halde davacı markalarının esas unsurunu aynen içeren markasını 43. Sınıfta tescil ettirmek suretiyle benzerlik nedeniyle tescile itiraz ve hükümsüzlük taleplerinin önüne geçmeyi amaçladığı ve bu suretle iltibas teşkil eden markayı aynı hizmet sınıfında kullandığı dikkate alındığında somut olayın özelliğine göre davalının tescilinin kötüniyetli olduğunun kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır. Bu nedenle, farklı sınıfta tescilli olsa bile 6769 sayılı SMK’nın 25. maddesi gereğince davalı adına tescilli 2019/58421 sayılı markanın hükümsüzlüğü şartlarının oluştuğu anlaşılmıştır. Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yönünden ise ; davalı işyerinde davacı markalarının tescil sınıfı kapsamında “kütüphane” ve “sınıf” düzeninde eğitim-öğretim faaliyeti yürütüldüğü, davalının bu hizmet sınıfında davacı markalarından eski tarihli tescilli marka sahibi olmadığı 43. Sınıfta tescilli sonraki tarihli markasının ise savunma aracı olarak ileri sürülemeyeceği, davalının ... ibaresini ön planda tutan fiili marka kullanımının davacının markasının kapsadığı hizmet alanı ile örtüştüğü, ortalama tüketici nezdinde hizmetin kaynağının aynı olduğu izlenimi oluşturduğu, iltibasa sebebiyet verdiği bu haliyle SMK’nın 7 ve 29. maddesi anlamında marka hakkına tecavüzün gerçekleştiği kanaatine ulaşılmıştır.Davalının davacı markaları ile iltibas teşkil eden kullanımının aynı zamanda ticaretin dürüstlük kuralları içerisinde yürütülmesi gereğine aykırı TTK’nın 55/1-a/4 maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmıştır. SMK 149. Maddesine göre marka hakkına tecavüz edilen marka sahibi, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilecektir. Somut olayda davacı taraf, yoksun kaldığı kazancın, SMK'nın 151/2-c maddesi kapsamında, sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeline göre hesaplanmasını istemiştir.Lisans bedeli hesaplanırken, sadece marka hakkı sahibinin cirosu, elde ettiği kazancın değil, davalının cirosu, üretim ve satış kapasitesi, satabileceği ürün miktarı da nazara alınarak davalının ticari iş ve işlem hacmine uygun bir bedelin belirlenmesi gerekmektedir.. Somut olayda, bilirkişi raporunda, davacının sunduğu 2021 yılına ait üç adet lisans sözleşmesi üzerinden ortalama 35.000 TL yıllık bedel alınarak dört katı üzerinden 140.000 TL tazminat hesaplandığı, dava konusu ihlallerin 2019 ve 2020 yıllarında gerçekleştiği bu nedenle TBK’nın 50-51 maddesi uyarınca mahkemece taktir olunan 60.000 TL tazminatın ihlalin süresi ve boyutu , somut olayın özelliği dikkate alındığında makul bir lisans bedeli olduğu, yine hükmedilen 10.000 TL manevi tazminatın somut olayın özelliği, ihlalin boyutu ve süresine göre hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, davalı markasının kötü niyetli tescil olduğu ve hükümsüzlüğü gerektiği, davalı kullanımlarının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulünün gerektiği, bu yöndeki mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı istinaf taleplerinin reddi gerektiği kanaatine varılmıştır.Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 07/02/2023 tarih ve 2020/288 E., 2023/29 K. sayılı kararına karşı taraf vekillerince yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.080,00 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 464,60 TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.781,70 TLTL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 2.929,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.852,00 TL harcın davalılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy çokluğu ile karar verildi. 13/11/2025 MUHALEFET ŞERHİ: Davacı taraf, marka hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümleri gereğince de istemde bulunmuş olup anılı düzenlemelerin kümülatif olarak somut olayda tatbikinin gerekip gerekmediği meselesinin aydınlatılması gerekmiştir. Bu noktada emsal alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/5189 esas, 2022/1852 karar sayılı ilamında ve 22/04/2021 tarihli, 2021/89-3054 sayılı kararlarında vurgulandığı üzere; 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları ile iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, marka hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de anılı hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta iken mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesindeki hüküm, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren mer’i 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanunun gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı .... Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır. Bu hâli ile markaların kendi özel yasası niteliğindeki hükümlerle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4. maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin eski içtihatlarını sürdürme imkanının kalmadığı belirtilmiştir. Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nun sebeplerin yarışması başlıklı 60. maddesi gereğince de bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkimin, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene ... iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vereceği ifade edilmiştir. Bu gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı tarafa ... iyi giderim imkanı sağlayan SMK'nın marka hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılması gerekmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda haksız rekabete yönelik istemlerin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.