İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'a ait olan ancak ruhsatı arkadaşı ...'a ait bulunan ... plaka sayılı ... marka otomobili 16.09.2008 tarihinde sözleşme ile dava dışı ...'a haricen sattığını ve aracı kendisine fiilen teslim ettiğini, tarafların akdettikleri sözleşme gereği…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1728 Esas KARAR NO : 2026/143 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/07/2023 NUMARASI : 2021/165 E. - 2023/585 K. DAVANIN KONUSU: 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'a ait olan ancak ruhsatı arkadaşı ...'a ait bulunan ... plaka sayılı ... marka otomobili 16.09.2008 tarihinde sözleşme ile dava dışı ...'a haricen sattığını ve aracı kendisine fiilen teslim ettiğini, tarafların akdettikleri sözleşme gereği aracın satış bedeli olan 18.000,00-TL yi müvekkiline dava dışı 3. Kişi ... tarafından başka bir aracın takası yolu ile ödendiğini ancak müvekkilinin aracının banka kredi borçlarının devam ediyor olması nedeniyle resmi devir işlemlerinin yapılamadığını, resmi satış yapılıncaya kadar müvekkiline ödenen paranın teminatı olarak 18.000,00-TL bedelli, vadesi, alacaklı hanesi ve tanzim tarihi vs boş olarak müvekkili tarafından keşide edilerek diğer müvekkile ... tarafından aval verilerek ...'a verildiğini, müvekkillerinden ... diğer müvekkili ...'ın oğlu olduğunu , satıcı ve alıcı arasında yapılan sözleşme gereği aracın banka borçları bittiğinde resmi devrini ...'a veya onun belirleyeceği bir 3. kişiye verileceğini ve teminat senedinin de müvekkile iade edileceğini, bu hususta müvekkilinin ve dava dışı 3. kişi ... arasında dava konusu senedin teminat senedi olduğuna ilişkin sözleşme yapıldığını, davalı ve icra dosyasında alacaklı görünen ... aracın alıcısı olan ... ile birlikte o tarihte ortak iş yaptıklarını, sözleşmede davalı ...'nın ismine yer verilmiş ise de araç satış görüşmelerinin ... ile birlikte ortağı bulunduğundan kendisi ile de yapıldığını, ayrıca bu hususlara ilişkin açıklamaların İstanbul 72. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/232 Esas sayılı dosyasında bulunan 11.01.2013 tarihli ifadesinde ... tarafından söylendiğini, sözleşme gereği aracın banka borçları bittiği Mart 2009 sonunda ... ve ortağı ...'ın isteği üzerine arkadaşları ... adına devrin yapıldığını ve teminat senedinin iade edilmediğini, söz konusu teminat senedinin boş kısımları karşı tarafça doldurularak İstanbul 13. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, müvekkili tarafından bedelsiz senedi kullanma, resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık suçlarından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na 26.04.2012 tarihinde suç duyurusunda bulunulduğunu, bu davanın İstanbul 72. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/232 Esas sayılı dosyasında görüldüğünü ve 2014/232 Esas ve 2015/441 Karar sayılı karar ile davanın düşürülmesine karar verildiğini, İstanbul 13. İcra Dairesi ... Esas sayılı takibine konu 18.000,00 TL bedelli üzerinde yazana göre 15.07.2008 düzenlenme tarihli 15.08.2008 vade tarihli, alacaklısı ... Borçlusu ... aval vereni ... olan kambiyo senedinin iptali ile bu dosya ile ilgili borcun bulunmadığı sebebi ile dava konusu kambiyo senedi ve İstanbul 13. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ilgili borcun bulunmadığına dair menfi tespit kararı verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından takibe konulan bononun davacının dava dilekçesinde beyan ettiği araç satışına ilişkin olaylar ve dava dilekçesinin ekinde sunmuş olduğu sözleşme vs. tüm belgeler ile hiçbir bağlantısı olmadığını, müvekkilinin alacağına ilişkin müvekkiline verilen bir bono olduğunu, davacının takibe konu bonodon dolayı borcu olmadığına ilişkin hiçbir yazılı belge sunmadığını gibi yazılı delil başlangıcı sayılabilecek bir belge de sunamadığını, bonoya dayalı bir alacağa karşı tanık dinlenmesinin de mümkün olmadığını, davanın reddine, karşı tarafın asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahküm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesin kararıyla; "Davacıların davasının KABULÜ İLE; 1-Davacı ...'ın (terekesinin); 18.000,00 TL bedelli, 15.07.2008 düzenlenme tarihli, 15.08.2008 vade tarihli, alacaklısı ... Borçlusu ... ve kefili ... olan senetten ve işbu senedin takibe konulmuş olduğu İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasından kaynaklı davalıya borçlu olmadığının tespiti ile yargılama esnasında 15.03.2021 tarihinde icra dosyasına yatan 11.339,92 TL bedelin davalıdan istirdadı ile davacı ...'ın terekesine ödenmesine,2-Davacı ...'ın; 18.000,00 TL bedelli, 15.07.2008 düzenlenme tarihli, 15.08.2008 vade tarihli, alacaklısı ... Borçlusu ... ve kefili ... olan senetten ve işbu senedin takibe konulmuş olduğu İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyasından kaynaklı davalıya borçlu olmadığının tespitine,3-18.000,00 TL bedelli, 15.07.2008 düzenlenme tarihli, 15.08.2008 vade tarihli, alacaklısı ... Borçlusu ... ve kefili ... olan senedin iptaline," karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından ispat yükünün davacıda olduğunu, iddianın yazılı delille ispatlanması gerektiğinin, senette imzası bulunmayan ve davada taraf olmayan ...'ın beyanının mahkeme içi ikrar kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, HMK 188 uyarınca bir beyanın ikrar sayılabilmesi için ancak davanın tarafları veya vekilleri tarafından mahkeme önünde dile getirilmesi gerektiğini, müvekkilinin mahkeme huzurunda borcun yokluğuna ilişkin hiçbir beyanı bulunmadığını, senetle ve müvekkille hukuki bağı kanıtlanmamış bir şahsın soyut beyanlarına dayanılmasının kambiyo senetlerinin güvenirliğini zedeleyeceğini, senedin teminat amaçlı verildiği iddiasının senedin üzerindeki bir ibareyle veya taraflar arasında düzenlenmiş yazılı bir belgeyle ispatlanamadığını, davacı tarafından sunulan sözleşme suretinde müvekkilinin imzasının yer almadığını, bu belgenin hangi senede ilişkin olduğunun belirsiz olduğunu, kambiyo senetlerinin temel borç ilişkisinden bağımsız bir borç taahhüdü içerdiği ilkesinin göz ardı edildiğini ve davacının iddiasını ispatlayacak bir delil sunmadığını belirterek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı müteveffa ...'ın tereke tasfiye memuru Av. ... vekili istinaf dilekçesi ve cevap dilekçesinde özetle; davacı ...’ın vefatı üzerine mirasının reddedildiğini ve terekenin iflas usulüyle tasfiyesi için müvekkili ...’ün tasfiye memuru olarak atanıp kendisini vekil tayin ettiğini, yargılama boyunca duruşmalara katılmasına rağmen karar başlığında adının geçmediğini, zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayan davacılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek bir ücret takdir edilmesinin icrada sorun yaratacağını, davanın özünde bir araç satışı sonrası kredi borçlarına teminat olarak verilen boş senedin davalı tarafından anlaşmaya aykırı doldurularak takibe konulmasına dayandığını, dava dışı ...’ın ceza mahkemesindeki ifadesinde senedin teminat amaçlı verildiğini açıkça ikrar ettiğini ve bu ikrarın yazılı delil mahiyetinde olduğunu, ayrıca dava sürerken müteveffanın bir başka alacağına haciz konulması sebebiyle davanın kısmen istirdat davasına dönüştüğünü ve mahkemenin bu bedelin iadesine karar vermesinin isabetli olduğunu belirterek, davalının istinaf talebinin reddine, kararın ise vekil bilgileri yönünden ve 9.200’er TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesine şeklinde düzeltilerek onanmasını talep etmiştir.Davacı ... vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı yan müvekkilin hak ve alacakları üzerindeki haksız hacizlerinin fekkini ertelemek amacı ile huzurdaki istinaf başvurusunu gerçekleştirdiğini, dava dosyasındaki dava ve 01.03.2023 tarihli beyan dilekçemizi tekrar ettiklerini, dosya içerisinde tescil kayıtları, ceza dava dosyası ve ceza dava dosyası içerisinde bulunan teminat sözleşmesi mevcut olduğunu belirterek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. Davacılar tarafından, Davacı-muris ... tarafından ödenmeye devam olunan kredileri bulunan, ... adına kayıtlı ... plakalı aracın 18.000,00 TL bedel ile haricen ...'a satıldığı,, ...'ın ortağı olan davalı ...'ın yönlendirmesi ve ...'ın talebi üzerine aracın devrinin resmiyette dava dışı ... adına devrinin yapıldığı, davacı ...'ın işbu satım işlemi karşılığında dava dışı ...'dan herhangi bir bedel almadığını, bunun yerine plakası bilinmeyen bir aracı haricen devralmış olduğunu, satıma konu ... plakalı aracın ödenmeye devam edilen kredilerinin bulunması sebebiyle 18.000,00 TL., bedel yazılı, keşidecisi ..., kefili ... olan, gerisi boş şekilde teminat amaçlı senedin ...'a verildiğini, işbu senedin sonrasında ...'ın ortağı olan davalı ... tarafından doldurulmak sureti ile İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyası üzerinden takibe konulmuş olduğunu belirtmek sureti ile menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.Davacılardan ... 14/06/2021 tarihinde, dava açıldıktan sonra vefat etmiş ve mirasçılar tarafından, İstanbul 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/1120 Esas sayılı dosyası ile mirasın red edilmesi ve red kararının kesinleşmesi ile terekeye tasfiye memuru olarak Av. ... atanmıştır.İstanbul (Kapatılan) 72. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/232 Esas sayılı dosyasında, sanık ...'ın kollukta vermiş olduğu ifadede ... ile araba alım satımı konusunda ilişkileri olduğunu, bu ilişkiden kaynaklı olarak aracın ödenmeyen 4 taksidinin güvencesi amacıyla o dönemde ortağı ... alacaklı, borçlusu ... olan 18.000,00 TL'lik senedi imzalayıp verdiğini, mahkeme huzurunda 01.10.2013 tarihinde vermiş olduğu "Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, ben bedelsiz senedi kullanmadım, bizim müşteki ile araç alım satım ilişkimiz oldu, kendisi bana aracın devrini yapmadığı için ben aracı satamıyordum, bir yıl boyunca bundan dolayı zararım oldu, en son aracın devrini verdi, bu arada oluşan zarardan dolayı da daha önce teminat olarak vermiş olduğu senedi takibe koyabileceğimi söyledi, ben de zararıma karşılık senedi takibe koyduk" şeklinde beyanda bulunmuştur.Kambiyo senetlerine ilişkin menfi tespit davalarında dava konusu senedin teminat senedi olduğuna dair ispat yükünün kime ait olduğu da gelinen aşama itibariyle üzerinde durulması gereken bir diğer husustur. Bu kapsamda genel ispat kurallarına ilişkin olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince, bir kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bedelsizliğine dair iddia ile açılan menfi tespit davasında ispat yükü, iddia olunan bu vakıadan kendi lehine hak çıkaran senet borçlusuna ait olacaktır. Zira borçlu olunan bir senede ilişkin açılan menfi tespit davasında senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispatı sonucu verilecek olan karar ile sorumluluk ortadan kalkacaktır. Bu tür bir karar ile lehine hak kazanan, dava konusu senet borçlusu olduğundan anılan senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispat yükü de yine senet borçlusu üzerindedir. Ayrıca bir temel alacağın varlığına karine teşkil eden kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bahisle bedelsizliğine dair iddianın ispatı, karinenin aksini iddia eden senet borçlusu tarafından gerçekleştirilmelidir. Menfi tespit davasının konusunu oluşturan senedin bedelsizliğine dair iddiayı ispat yükü üzerinde olan senet borçlusu bu iddiasını, HMK’nın 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille/kesin delille ispatlayabilir. Zira bir kambiyo senedine bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, değeri ne olursa olsun tanıkla ispat olunamayacaktır. Senede karşı senetle ispat kuralı olarak adlandırılan bu kuralın karşı tarafın muvafakati ve HMK’nın 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcı olarak adlandırılan iki istisnası mevcut olup anılan iki durumun gerçekleşmesi halinde senede karşı tanıkla ispat mümkündür. Öte yandan senedin teminaten verildiğinden bedelsizliğine dair kişisel def’înin sonraki hamillere ileri sürülmesi, ancak TTK’nın 687. maddesi gereğince hamillerin, senedi iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olduğunun ispatıyla mümkündür (Bono bakımından TTK’nın 778 maddesi atfıyla m. 687).Somut olayda davacılar tarafından icra takibine konu bononun ... plakalı aracın ... a satılması sebebi ile ... ın ortağı davalı lehine teminat amaçlı olarak verildiğini ileri sürdükleri, dava dilekçesi ekinde ibraz edilen 16/09/2018 tarihli belgenin ... ile alıcı ... arasında düzenlendiği ve senedin teminat senedi olarak düzenlendiğinin belirtildiği, İstanbul (Kapatılan) 72. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/232 Esas sayılı dosyasında, sanık ...'ın kollukta vermiş olduğu ifadede ... ile araba alım satımı konusunda ilişkileri olduğunu, bu ilişkiden kaynaklı olarak aracın ödenmeyen 4 taksidinin güvencesi amacıyla o dönemde ortağı ... alacaklı, borçlusu ... olan 18.000,00 TL'lik senedi imzalayıp verdiğini, mahkeme huzurunda 01.10.2013 tarihinde vermiş olduğu beyanında, "Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, ben bedelsiz senedi kullanmadım, bizim müşteki ile araç alım satım ilişkimiz oldu, kendisi bana aracın devrini yapmadığı için ben aracı satamıyordum, bir yıl boyunca bundan dolayı zararım oldu, en son aracın devrini verdi, bu arada oluşan zarardan dolayı da daha önce teminat olarak vermiş olduğu senedi takibe koyabileceğimi söyledi, ben de zararıma karşılık senedi takibe koyduk" şeklinde beyanı bulunmakta ise de, dava dışı ...'ın beyanının davalıyı bağlamayacağı, 16/09/2018 tarihli belgede davalının taraf olmadığı, davacı tarafından icra takibine konu bononun teminat amaçlı verildiğinin yazılı olarak ispat edilemediği anlaşılmakla sübut bulmayan davanın reddine karar verilmesi gerekir iken anılan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi yerinde değildir.Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine, davacı tereke temsilcisinin istinaf başvurusunun incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı müteveffa ...'ın Tereke Tasfiye Memurunun İstinaf başvurusunun incelenmesine yer olmadığına, 2- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, 3- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/07/2023 tarih, 2021/165 E., 2023/585 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 4- Davanın REDDİNE, 5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 151,90 TL'nin mahsubu ile 580,10 TL harcın davacılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-Davacıların yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5/c-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına, 5/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 18.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müteselsilen tahsiliyle davalıya verilmesine, 6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 6/b-Davacı tereke memurunun istinaf başvurusu incelenmediğinden yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 6/c-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 173,75 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 911,75 TL'nin davacılardan müteselsilen tahsiliyle davalıya verilmesine, 6/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/02/2026