İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin dahil olduğu ... &... şirketler grubunun bugün dünya devi olarak nitelendirilen sayılı şirketler grupları arasında olduğunu, 180'den fazla ülkede faaliyet gösteren müvekkilinin dünyaca meşhur ve yüksek tanın…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1654 Esas KARAR NO : 2026/84 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 02/12/2022 NUMARASI : 2021/451 E. - 2022/280 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin dahil olduğu ... &... şirketler grubunun bugün dünya devi olarak nitelendirilen sayılı şirketler grupları arasında olduğunu, 180'den fazla ülkede faaliyet gösteren müvekkilinin dünyaca meşhur ve yüksek tanınmışlık seviyesine ulaşmış pek çok markası olduğunu, ev ve ... ürünlerinin ana ürün yelpazesine dahil olduğu müvekkilinin pek çok meşhur markasından birinin ... olduğunu, bu bağlamda müvekkilinin çok tanınmış ... markalı ürünlerini çok uzun yıllardır dünya çapında ürettiğini ve pazarladığını, müvekkilinin ... markası için dünya çapında olduğu gibi TPMK nezdinde de birçok tescile sahip olduğunu, TPMK nezdinde ... sayılı ... ibareli tescili de dahil olmak üzere ... olarak bilinen şekil unsurundan oluşan ve söz konusu şekil unsurunu ihtiva eden marka tescillerinin sahibi olduğunu, söz konusu ... markasının özel/... sayı ile tanınmış marka statüsüne alındığını, müvekkillerinin diğer meşhur markalarının da ... VE ... markaları olduğunu, müvekkillerinin ... markasının TPMK tarafından tanınmış marka ilan edildiğini, ... ve ... markalarının birebir aynı logoyu ihtiva ettiğini, müvekkillerinin bahse konu ve eser mahiyetinde olan ... ve ... logoları üzerinde 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'ndan da kaynaklanan hakların sahibi olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/6 maddesi uyarınca da müvekkillerinin söz konusu şekil üzerinde hak sahibi olduğunu, müvekkilinin bir diğer markasının ise ... olduğunu, bu bağlamda, müvekkilinin çok tanınmış ... markalı ürünlerini çok uzun yıllardır dünya çapında ürettiğini ve pazarladığını, müvekkillerinin bahse konu ..., ... ve ... ŞEKLİ markaları ile ... ve ... markaları/logoları ve ... ve .../... ürünlerine ait ticari takdim şekli, ... ... şekli dahil ... ürününe ait ticari takdim şekli ile ... ... şekli ve ... ... şekli markaları tanınmışlığından haksız kazanç elde etmek isteyen kişilerce çeşitli yol ve şekillerle sıklıkla taklit edildiğini, davalıların da, ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... markaları ile üretilen/ürettirilen ve/veya satışa sunulan başta deterjanlar olmak üzere ... ürünleri ile müvekkillerinin markalarını taklit ederek ürettiğini/ürettirdiğini ve/veya sattığını, müvekkillerinin faaliyetleri ve iş mahsulleri ile iltibas yarattığını, bu surette haksız rekabette ve markaya tecavüzde bulunduğunu, davalı taklit ürünlere ilişkin müvekkillerinin ticari takdim şeklini ve markalarını taklit eder fiillerinin Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/432 değişik iş sayılı dosyası ile tespit edildiğini, açıklanan nedenlerle, davalıların, müvekkillerinin tanınmış markalarına karşı haksız rekabetinin tespiti ile men'ine, davalıların fiillerinin müvekkillerinin markalarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün tespitine binaen tecavüzün men'ine ve ref'ine, hükmün ilanına, her tür ticari kullanımının önlenmesine, ürünlerin toplanmasına ve imha edilmesine, davalılara ait internet adreslerinde ürün görselleri ve bunların benzerlerinin müvekkillerinin markasına ve fikri sınai haklarına tecavüz teşkil eden davalıların tüm kullanımlarının çıkarılmasına, çıkartılamaması halinde erişimin engellenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile;-Davalıların, davacıya ait markalardan doğan haklarına tecavüzün tespiti ile bu tecavüzün men ve ref'ine; bu kapsamda tecavüz oluşturan davalı yana ait "... + şekil", "... + ...", "...", "... + ... + hedef tahtası şekli + renk kombinasyonu" ibare ve şekillerini havi ürünler ile "..." ibareli ... ürünlerine, söz konusu ibareleri havi ..., etiket, kutu, koli ambalj, katalog, broşür, yazılı evrak ve tanıtım vasıtası ile münhasıran tecavüz oluşturan ürünlerin üretiminde kullanılmaları kayıt ve koşuluyla kalıplara el konularak hüküm kesinleştiğinde imhasına, -Davalıya ait www.....com alan adlarına ve www.... adresli @... kullanıcı adlı ... sosyal medya hesabına, ww.....com/... adresli @... kullanıcı adlı ... sosyal medya hesabına, www.....com/... adresli @... kullanıcı adlı ... sosyal medya hesabına, www.....com/... adresli @... kullanıcı adlı ... sosyal medya hesabına, www.....com/... adresli @... kullanıcı adlı ... sosyal medya hesabına, www.....com/..._ adresli @a,,_ kullanıcı adlı ... sosyal medya hesabına erişimin engellenmesine, -www....-.../ alan adının (... hesabının) yayından kaldırıldığı anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına, -Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE, -Davacının haksız rekabet davasının REDDİNE, karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacılar vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece davalarının kısmen kabulüne dair kararının aleyhlerine olan kısmının ortadan kaldırılmasını talep ettiklerini, Mahkeme’nin kısmi ret kararını oluştururken delillerin ve vakıaların değerlendirilmesinde eksiklikler ve hatalar yaptığını, öğretideki görüşleri ve yerleşik Yargıtay içtihadını gözardı etmek suretiyle özellikle müvekkillerinin ticari takdim şekline yönelik itirazlarını dikkate almadığını ve hukuka aykırı bir karar verdiğini, Sınai Mülkiyet Kanunu korumasının yeterli olduğu gerekçesiyle haksız rekabetten kaynaklanan davanın reddine ilişkin kararının hatalı olduğunu, zira taleplerinin tescilli marka haklarıyla sınırlı olmayıp ürünlerle özdeşleşmiş ticari takdim şekline bağlı talepleri de içerdiğini ve SMK korumasının ticari takdim şeklinin taklidinin haksız rekabete sebebiyet vermeyeceği sonucunu doğurmayacağını, Mahkeme'nin davalı taraflara ait ..., ..., ... ibareli ürünlerin müvekkilinin ... ... şekli markasına tecavüz oluşturmadığına dair kararının hatalı olduğunu, söz konusu ürünlerin omuz kısmındaki kabartmalar da dahil olmak üzere marka ile iltibasa yol açacak derecede benzer olduğunu, ... ibareli ürün ambalajındaki atom şekline benzer yapının müvekkilinin ... markasının ayırt edilemeyecek derecede bir taklidi olduğunu, ... ibareli üründe kullanılan Hedef Merkezi logosu ve renk kombinasyonlarının da .../... markaları ile tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, davalının müvekkilinin birden fazla marka ve ürününü kasten taklit ettiğini ve kötü niyetli olduğunu, markaya tecavüz fiilleri karşısında, hüküm kesinleşene kadar müvekkilinin haklarının korunması amacıyla ihtiyati tedbir talebini yinelediğini, markaya tecavüz oluşturduğu teyit edilen davalı taraflara ait ... ibareli ve görünümlü, ... ibareli ve görünümlü ... ibareli ve görünümlü, ... ibareli ve görünümlü ürünlere ilişkin olarak mahkeme kararının haksız rekabet davasının reddine ilişkin bölümünün ortadan kaldırılmasına ve davanın haksız rekabet talepleri yönünden de kabulünü talep ettiklerini, müvekkillerinin ... sayılı tescilinde şişenin omuz kısmında bulunan kabartmalar müvekkili markasının ayırt edici unsurlarından olduğunu, müvekkili markasındaki farklılığın omuz kısmındaki kabartmalar olduğu dosya kapsamında alınan bilirkişi kök ve ek raporunda da bilirkişiler tarafından teyit edildiğini, müvekkilinin... sayılı marka tescili herhangi bir renge özgülenmediğini, müvekkillerinin farklı renklerde ... ... şekli kullanımı mevcut olduğunu ve marka hukukunun genel prensipleri gereğince de farklı renkteki kullanımlar müvekkillerinin marka tescillerinin koruması kapsamında olduğunu, davalı tarafından üretilen ürünler müvekkilinin ürünlerinin bir parçasıymış gibi izlenimi verdiğini, davalıların asıl amacının da bu olduğunu, davalının müvekkilinin birden fazla marka ve ürününü, farklı şekillerde taklit etmesi, davalının müvekkilinin marka ve ürünlerinden haberdar olduğunu ve taklidin kasti olduğunun ispatı niteliğinde olduğunu, davalının müvekkilinin tüketici nezdinde güveni kazanmış ürünlerini taklit ederek, kolay yoldan kazanç sağlama yolunu tercih etmesinin kötü niyet göstergesi olduğunu, mahkeme tarafından verilen hüküm kesinleşinceye kadar davalılara ait www.....com ve www.....com adresli web siteleri ile www....,www.....com/...,www.....com ...,www.....com/.../,www.....com/..., www.....com /..._... adresli sosyal medya hesaplarındaki ve İnternetteki ve diğer mecralardaki tüm tanıtım ve kullanımlarının durdurulmasını, mütecaviz görüntülerin web sitesi içeriğinden çıkartılmasını, bu mümkün olmadığı taktirde web sitelerine erişimin tedbiren önlenmesini, davalı taraflara ait ve müvekkilinin ... ... ŞEKLİ, ... ... ŞEKLİ, ... ..., ... ... ŞEKLİ, ... ve ... kelime ve logo markalarının aynının veya iltibas ve haksız rekabet yaratan şekilde, herhangi bir renk, boyut ve gramajları ve farklı versiyonları ve benzerlerini içerir ürünler dahil olmak üzere içerir ürünler dahil olmak üzere.... görünümlü ya da boş ambalaj olmak üzere tüm ... ürünlerine ve benzerlerine ait ..., etiket, kalıp, kutu, koli, ambalaj, katalog, broşür, basılı evrak, yazı velhasıl her türlü tanıtım vasıtasının, davalılara ait işyer(ler)inden ve ticari amaçla bulundukları her yerden (gümrük sahaları ve özellikle TTK md. 56/(4) bendi hükmü uyarınca üçüncü kişilerin elinde olsalar dahi) TOPLANARAK YEDDİEMİNE TESLİMİNİ mümkün kılacak şekilde gerek görülürse teminat mukabilinde (karara ürün resmi de eklenmek sureti ile) İHTİYATİ TEDBİR Kararı verilmesi taleplerini yinelediklerini belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının aleyhe olan kısımlarının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... .... Ltd. Şti. İstinaf Dilekçesinde Özetle; Dosyada mevcut D.İş sayılı tespit tutanağında yer alan ürünler davalı ...'e ait olduğunu, müvekkili ile hiçbir bağlantısı bulunmadığını, tespitlerin yer aldığı ve müvekkili ile ilişkilendirilmeye çalışılan ürünlerin müvekkiline ait olmadığı değişik iş dosyasında sabit olduğunu, D.İŞ. sayılı rapora bakıldığında tüm işlemlerin müvekkili ile birlikte dosyada davalı olarak yer alan ... ... - ...'e karşı olduğunun sabit olduğunu, D.İş dosyasında yer alan rapor içerisinde mülkiyeti taraflarına ait olan hiçbir malzemeye ilişkin tespit bulunmadığını, müvekkil ... ... firması ile ... - ... ... tamamen birbirinden farklı firmalar olup aralarında hiçbir bağ bulunmadığını, müvekkili kimya sanayi alanında faaliyet gösterip kendisine gelen numune ürünlerin analizini yapan ve fason olarak ... malzemeleri ürettirip ticaretini yapan bir firma olduğunu, hiçbir şekilde bizzat üretim yapmadığını, dosyada yer alan bilirkişi raporlarında zikredilen "..." markasının müvekkil firmayla bir bağı bulunmadığını, yalnızca "..." markası müvekkiline ait tescilli bir marka olduğunu, mahkeme kararına bakıldığında müvekkili ... ... açısından "haksız rekabet iddiaları ve markaya tecavüzün tespiti iddiaları bakımından davanın reddine" karar verildiğini, talep edilen husus yalnızca dava dosyasında "..." markası açısından verilen kararın müvekkili ile ilişkilendirilmesi ve bunun sonucunda müvekkiline ait olan "....com - ....com" alan adli sitelere ilişkin erişimin engellenmesi kararı verilmesi gerektiğini, alınan bilirkişi raporlarında "..." markasının ürünleri ile ... markası arasında iltibas kurulmaya çalışıldığını, ancak ... markası menşei ... olan bir firma olup müvekkili ile bağlantısı bulunmadığını, ... ... ile ... ... ... sayfaları müşteri kontrolünde olan sayfalar olduğunu, ürünlerini sattıkları işletme kendi pazarı olan Azerbycan pazarında ürünlerin tanıtımı ve reklamı için kendi iradesiyle ... hesapları açtığını, müvekkilinin bu sayfalarla ilgisi, irtibatı, erişimi, yönetimi ve müdahale yetisi bulunmadığını, erişimi olmayan bir İnternet paylaşım sitesindeki paylaşımların kontrol edilmesi mümkün olmadığını, bu sayfada paylaşılan gönderi ve fotoğraflardan müvekkili sorumlu tutulamayacağını, paylaşım sitesinde yer alan "@..." "@..." sayfalarının müvekkili ile hiçbir bağlantısı bulunmadığını, dosyadaki bilirkişi raporlarında yer alan "Rəsmi ... ..." ibaresi yer aldığını, dava dışı ... firması "..." markasının ...'da faaliyet gösteren distrübitörü olduğunu, ancak "..." markası dava dışı ... firmasının ürünü olduğunu, firma bu markaya ait ürünün satışını yalnızca ...'da yaptığını, raporlarda incelenen ürünlerin marka tescillerinin kimlere ait oldukları net olarak belirlenebilir haldeyken tüm ürünler müvekkili ile irtibatlı görüntüsü verildiğini, kararın hüküm bölümünde yer alan kullanıcı adları, alan adları ve hesaplardan yalnızca www.....com ve www.....com alan adlı internet adresleri müvekkile ait olduğunu, diğer unsurların müvekkili ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, www.....com diğer davalıya ait olmadığını, bu alan adı hakkında verilen hüküm hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını davanın reddini talep etmiştir. GEREKÇE Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni ve ref'i talebine yöneliktir. Davacılar vekili, müvekili şirketlerin tanınmış ..., ..., ... ve ... markalarının ve bazı şekil/ambalaj unsurlarının (... “...”, “...” şekli; .../... logo ve ticari takdim, ... ... şekli ve ... şekli) sahibi olduklarını, bu markaların bir kısmının tanınmış marka statüsünde bulunduğunu, ayrıca .../... logoları bakımından FSEK kaynaklı eser sahipliği ve SMK 6/6 kapsamında koruma kapsamında olduğunu, davalıların ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... gibi ibarelerle piyasaya sürülen ... ürünleri ile davacı markalarını ve ticari takdim şekillerini taklit ederek iltibas yarattıklarını, bu suretle markaya tecavüz ve haksız rekabet gerçekleştirdiklerini belirterek, tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni,ref’ine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece; “... + şekil” (.../... ), “... + ...” ( .../renk kombinasyonu), “...” (... ibaresin, hedef tahtası kompozisyonu ve renk unsurları), “... + ... + hedef tahtası şekli + renk kombinasyonu” .../... ...), “...” ibareli ... ürün (... ...tescilli ... şekli) ” karşılaştırıldığında davalı kullanımlarında iltibas ihtimalinin mevcut olduğu, buna karşılık ; “... + şekil” , “...” , ... ... şekli ile “...”, “...”, “...”, “...” ... formlarının benzer olmadığı , davacının ... şekli markaları açısından .../.../... ürünlerinde ... işaretinin kullanımı yönünden marka tecavüzü oluşmadığı, yine tecavüz tespit edilenler dahil aynı zamanda haksız rekabet korumasının uygulanamayacağı gerekçesi ile davanın kısmen kabul , kısmen reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili ile davalılardan ... vekili istinaf talep etmiştir. Dava konusu uyuşmazlıkta esasen , davacının .../..., ...-... hedef tahtası şekli, ... ... şekli ve ... şekli ihtiva eden markaları ile davalı tarafa ait ..., ..., ..., ..., ..., ... markaları ile , .../.../.../...(... formları) ürünleri arasında karıştırma ihtimaline neden olacak benzerlik bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Bilirkişi Raporları: Bakırköy 1. FSHHM’nin 2018/432 D. İş dosyasında alınan bilirkişi raporunda; ... .../ ... adresinde yapılan tespitte“... + hedef tahtası” ambalaj rulosu ve “... + ...” ibareli ambalajlı deterjanlarının mevcut olduğu tespit edilmiştir. Bakırköy 1. FSHHM’nin 2020/2 Değişik İş dosyasında alınan bilirkişi raporunda ; ... Kimya adresinde yapılan tespitte davacıya ait ...tescil numaralı üç boyutlu/ambalaj (...) markası ile bazı ürünler arasında genel izlenimde belirgin farklılık bulunmadığı, bazı ürünlerde tescilli şeklin birebir ya da iltibas yaratacak derecede benzer kullanıldığı, internet sitesinde de benzer şekillerin yer aldığı tespit edilmiştir.Bilirkişi heyetinden alınan 07/04/2022 tarihli kök raporda; www.....com,, www.....com alan adları ile @..., @..., @..., @... adlı ... ve ... hesaplarının ... ...Limited Şirketi tarafından işletildiği, buna karşılık @... ve @ ...... adlı ... hesaplarının doğrudan kime ait olduğunun teknik olarak net biçimde tespit edilemediği, ancak bu hesaplarda “...” ibareli ürünlerin tanıtım ve satışına yönelik paylaşımlar yapılması, içeriklerin ... pazarına yönelik olması ve kullanılan dil ile görseller dikkate alındığında, söz konusu hesapların davaya konu ürünlerle ve dolaylı olarak davalılarla ilintili olduğu , ... üzerinde yer alan “... ...” adlı hesabın ise inceleme tarihinde yayından kaldırılmış olması nedeniyle içerik yönünden incelenemediği, deterjan ürününde kullanılan ... ibaresinin davacıya ait ... tescil numaralı ... markaları ile görsel ve işitsel olarak yüksek derecede benzediği, ambalaj üzerinde yer alan şeklin, davacı markalarıyla özdeşleşmiş atom şekline benzer şekilde kullanıldığı,ürünlerin aynı sınıfta ve aynı tüketici kitlesine yönelik olduğu , ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, bu nedenle markaya tecavüzün ve haksız rekabetin oluştuğu , ... ibaresi bakımından, ... kelime unsurunun davacı markalarıyla benzer olmadığı, ibareyi çevreleyen şeklin tam anlamıyla atom görünümünde olmadığı, şeklin gökkuşağı renkleriyle renklendirildiği ve davacı markalarındaki atom şekliyle birebir örtüşmediği bu nedenle karıştırılma ihtimali bulunmadığı, ... ibaresinde , (... markası ile karşılaştırması) kelime unsurunun davacı markalarıyla benzer olmadığı, ibareyi çevreleyen şeklin, davacıya ait atom şekliyle görsel olarak benzerlik taşıdığı,ancak bütünsel değerlendirmede iltibas oluşmadığı , atom şeklinin sektörde davacı ile özdeşleşmiş olması karşısında, davalının bu şekli kullanmasının dürüstlük kuralına aykırı haksız rekabet teşkil ettiği, ... ibaresinin “...” okunuşuna yakınlığı, kelime unsurunun, davacı markalarında olduğu gibi hedef tahtası görünümü üzerine yerleştirildiği,hedef tahtası ve renk kompozisyonu nedeniyle karıştırılma ihtimali bulunduğu, markaya tecavüz ve haksız rekabetin oluştuğu, ... ibaresinin hedef tahtası ve turuncu renk unsurları ile kullanımı yönünden (...-... markaları ile karşılaştırması) , ... kelime unsurunun davacı markalarından farklı olduğu,ancak ... ile birlikte ... ve ... markalarında kullanılan hedef tahtası ve sarı–turuncu renk yoğunluğunun da ambalajda yer aldığı, özellikle ...sayılı ... markasında ayırt edici olan turuncu rengin yoğun biçimde kullanıldığı bu nedenle karıştırılma ihtimali bulunduğu ve markaya tecavüz ile haksız rekabetin oluştuğu, ... ibaresi yönünden ,kelime unsurunun tamamen farklı olduğu, ambalajda yalnızca sarı renkli bir halka bulunduğu, davacı markalarındaki hedef tahtası kompozisyonunun birebir kullanılmadığı , bütünsel izlenimde iltibas olmadığı, marka tecavüzü ve haksız rekabetin oluşmadığı , ... ... şekli ve ... şekli yönünden ; ... şişesinde beyaz gövde-kırmızı kapak, ... formu ve omuz kabartmaları nedeniyle iltibas olabileceği,bu nedenle markaya tecavüz ve haksız rekabetin oluştuğu .../.../.../... ürünlerinde ise sadece omuz formunun benzerliğinin tek başına iltibas için yeterli olmadığı, ... şekli yönünden ise,... şeklinin kullanıldığı ..., ... ve ... ürünlerinde kelime markaları ve ... farklılıkları nedeniyle ... formunun tek başına, marka tecavüzüne yol açmadığı, ancak davacıyla özdeşleşmiş ... şeklinin bu şekilde kullanılmasının haksız rekabet teşkil ettiği belirtilmiştir. 11/10/2022 tarihli ek raporda; ... +... markalarına yönelik tecavüz iddiaları bakımından ... ibareli üründe kullanılan şeklin, davacıya ait ... ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığı, şeklin tam bir atom görünümü taşımadığı ve gökkuşağı renkleriyle farklılaştırıldığı, ayrıca ... ibaresinin görsel ve işitsel olarak ... ibaresinden belirgin şekilde ayrıldığı gerekçeleriyle kök rapordaki kanaatlerinde değişiklik bulunmadığı, bu ürün bakımından karıştırılma ihtimali ve marka tecavüzü oluşmadığı, .../... markalarına yönelik tecavüz iddiaları kapsamında değerlendirilen ... ibareli ürün bakımından da, her ne kadar ürün ambalajında turuncu ve sarı renklerin kullanıldığı görülse de, hedef tahtası görünümünün davacı markalarındaki şekliyle birebir kullanılmadığı, kelime unsurunun tamamen farklı olduğu, ürünün bütünsel izleniminde ortalama tüketici nezdinde davacı markalarıyla ilişkilendirme yapılmasına yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle kök rapordaki görüşlerini aynen muhafaza ettikleri, ... ürünü yönünden marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşmadığı, ... markası ve ...tescil numaralı ... şekli markası bakımından , davacı tarafın ..., ..., ... ve ... ibareli ürünlerin ... formlarında belirgin şekilde farklılaştığı, bu nedenle ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali doğurmadığı belirterek kök rapordaki kanaatlerinde değişiklik olmadığı, üzerinde ibare bulunmayan ... ürünü bakımından, söz konusu ürünün beyaz renkli oluşu, kırmızı kapak kullanımı, ... formunun alttan üste doğru daralıp omuz vermesi ve omuz bölgesinde davacı markasındaki kabartmaları taşıması nedeniyle ... ... şekli markası ile iltibas oluşturduğu, bu ürün bakımından marka tecavüzü ve buna bağlı haksız rekabet koşullarının oluştuğu, ... tescil numaralı ... ... şekli markası yönünden ise, ..., ... ve ... ibareli ürünlerde ... formunun kullanıldığını, ancak bu kullanımın tek başına, ürünler üzerinde yer alan kelime markalarının ayırt ediciliği ve ... şekillerinin farklılığı dikkate alındığında marka tecavüzüne yol açmadığı, buna rağmen söz konusu ... şeklinin, sektörde davacı ile özdeşleşmiş olması sebebiyle dürüstlük kuralına aykırı bir biçimde kullanılmasının haksız rekabet teşkil ettiği, davalı ... ...’un yalnızca “...”, “...”, “...”, “...”, “...” ve üzerinde “...” ibaresi bulunan ürünler bakımından sorumluluğunun bulunduğu bu ürünler yönünden kök rapordaki tespitlerinde herhangi bir değişiklik olmadığı, ..., ... ve ... ibareli markaların Türkiye’de tanınmış marka niteliğinde olduğu, buna karşılık ... markasının Türkiye’de tanınmış marka statüsünde kabul edilemeyeceğini rapor etmişlerdir.Bilirkişi raporlarında özetle; ... ibareli ve ... içeren ürünler bakımından ... markası ile, ... ibareli ürünler ile ... ibareli ürünün .../... markalarına özgü hedef tahtası ve renk kombinasyonlarını içeren kullanımları bakımından davacı markalarıyla karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, buna karşılık ... ve ... ibareli ürünler ile ... ibareli ürünün ... markasının ... yönünden yapılan değerlendirmesinde ve ... ... şekli markası ile ..., ..., ..., ... ibareli ... ürünleri bakımından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, ancak ... ibareli ürünün ... markasıyla iltibas oluşturmasa da atom şeklinin sektörde davacıyla özdeşleşmiş olması nedeniyle haksız rekabet teşkil ettiği, ... ibareli ... ürünü yönünden ... ... şekli markası ile iltibas ve buna bağlı haksız rekabetin bulunduğunu kabul etmiştir. Dosya kapsamındaki deliller, tespit ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; ... ibareli ve ... içeren ürünler bakımından yapılan incelemede; ürün üzerinde kullanılan “...” ibaresinin, davacıya ait “...” markası ile görsel ve işitsel açıdan yüksek derecede benzerlik taşıdığı, bunun yanında ... markası ile özdeşleşmiş atom şeklinin de benzer şekilde kullanıldığı, kullanımın davacı tarafa ait markanın tescil sınıfında gerçekleştiği, bu durumda ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya neden olacağı dolayısıyla davacının tanınmış ... ibareli marka hakkına tecavüz teşkil ettiği ve aynı fiilin haksız rekabet oluşturduğu kabul edilmiştir.... ibareli ürünler yönünden yapılan değerlendirmede ise; kullanılan “...” ibaresinin, davacıya ait “...” markasının Türkçe okunuşu itibarıyla işitsel benzerlik taşıdığı, bununla birlikte ürün ambalajında ... ve ... markalarıyla özdeşleşmiş hedef tahtası şeklinin ve sarı–turuncu renk kompozisyonunun kullanıldığı, kullanımın davacı tarafa ait markaların tescil sınıfında gerçekleştiği, bu unsurların bütünsel izlenimde ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya neden olacağı , bu itibarla ... ibareli kullanımın davacıya ait ... ve tanınmış ... markalarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği değerlendirilmiştir.... ibareli ürünler bakımından ise; ürün üzerinde yer alan “...” ibaresinin, davacıya ait ..., ... ve ... markalarıyla görsel, işitsel veya anlamsal bir benzerlik taşımadığı, kelime unsurunun ayırt edici nitelikte olduğu, kelime unsurunun faklılığı karşısında davalı ürününde yer alan şekil ve renk unsurlarının tek başına benzerliğin kabulüne yeterli olmadığı, markasal kullanımın bütüncül görünümü itibarıyla ortalama tüketici nezdinde davacı markalarıyla ilişkilendirme veya karıştırılma ihtimali doğuracak düzeyde bir benzerlik bulunmadığı, bu nedenle marka hakkına tecavüzün koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır. Buna karşılık markaların kelime unsurları yönünden karıştırılma ihtimali bulunmamakla birlikte , ... ibareli ürünün ambalaj kullanımında yer alan hedef tahtası şekili ve turuncu renk yoğunluğu içeren şekil, renk ve genel ambalaj kompozisyonunun , davacıya ait ... ve ... markalarıyla özdeşleşmiş ticari sunum şekline yaklaştırma kastı taşıdığı , bu suretle ürünün piyasada davacının ürün yelpazesindeki bir başka ürün gibi algılanmasına neden olabilecek bir ticari sunum oluşturduğu, dolayısıyla davalının, seçenek özgürlüğü bulunduğu ve kendine özgü bir ambalaj ve ticari takdim yerine, davacıya ait ürünlerin pazardaki bilinirliğinden yararlanacak biçimde sunum tercihi yapmasınınb ticari dürüstlük kuralı ile bağdaşmayan,, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54 ve 55/1-a-4 maddeleri kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği kanaatine varılmıştır. ... ibareli ürünler bakımından yapılan incelemede; ürün üzerinde kullanılan “...” ibaresinin davacıya ait “...” markası ile görsel, işitsel ve anlamsal herhangi bir benzerlik taşımadığı, ibarenin özgün bir kelime unsuru oluşturduğu, bunun yanında ambalaj üzerinde yer alan şekil unsurunun davacıya ait ... markası ile özdeşleşmiş ... ile birebir veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığı, kullanılan şeklin tam bir atom görünümünde bulunmadığı ve gökkuşağı renkleriyle farklılaştırıldığı anlaşılmıştır. Bu unsurlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, ortalama tüketici nezdinde ürünlerin aynı işletmeden kaynaklandığı veya aralarında ekonomik bağ bulunduğu yönünde bir algı oluşmadığı, dolayısıyla karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle ... ibareli kullanım yönünden marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin koşulları oluşmamıştır.... ibareli ürünler yönünden yapılan değerlendirmede ise; ürün üzerinde yer alan “...” ibaresinin davacıya ait ... ve ... markalarıyla herhangi bir benzerlik taşımadığı, ambalajda yer verilen sarı renkli halkanın ve “toz deterjan” ibaresinin davacı markalarındaki hedef tahtası formu ile benzer olmadığı, şekil ve renk kompozisyonu ile bütünsel izlenimde benzerlik bulunmadığı, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali doğmadığı, bu nedenle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşmadığı kabul edilmiştir...., ..., ... ve ... ibareli ürünler bakımından ise; bu ürünlerin her birinde kullanılan kelime unsurlarının davacıya ait ... markası ile benzerlik taşımadığı, ... formlarının davacıya ait ...tescil numaralı ... şekli markasının ayırt edici kabul edilen omuz kısmındaki kabartmaların, ve şeklin bütününü oluşturan unsurların davalının söz konusu ürünlerinde bulunmadığı şişelerin genel görünümü itibarıyla davacı markası ile benzer olmadığı , tek başına ... şeklinin keza benzerliğin kabulü için yeterli olmadığı, ortalama tüketicinin bu ürünleri karıştırma ihtimalinin bulunmadığı dolayısıyla marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır.... ibareli ürünler bakımından yapılan incelemede; söz konusu ürünlerin ambalajında kullanılan ... formunun, davacıya ait ...tescil numaralı ... ... şekli markasıyla, özellikle şişenin alt kısımdan yukarı doğru daralıp omuz verdikten sonra tekrar genişleyen formu ile omuz bölümünde yer alan kabartmalar yönünden ayırt edilemeyecek derecede benzerlik taşıdığı, benzerliğin, bir zorunluluktan kaynaklanmadığı, aksine davacı şekil markasındaki ayırt edici tasarım unsurlarını içerdiği bilirkişilerce tespit edilmiş olup, bu kullanımın ürün üzerinde farklı bir kelime unsuru yer alsa dahi, ortalama tüketici nezdinde davacıya ait ... şekil markası ile bağlantı kurulmasına, tanınmış markanın yeni bir versiyonu, serisi olabileceği algısına neden olacağı , dolayısıyla ... ibareli ürünlerin, davacıya ait tanınmış ... ... şekli markası ile karıştırılma ihtimali doğurduğu, dolayısıyla marka hakkına tecavüz ve aynı zamanda ticari takdim şeklinin taklidi niteliği taşıdığından haksız rekabet teşkil ettiği kabul edilmiştir. Tüm bu açıklamalara göre; iltibasın bulunduğu kabul edilen ..., ... ve ... kullanımları bakımından marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin birlikte gerçekleştiği, markasal kullanım olarak iltibas bulunmayan ancak ticari takdim şekliyle davacı ürünlerine yaklaştırılan ... ibareli ürün kullanımları bakımından marka hakkına tecavüz bulunmamakla birlikte haksız rekabetin oluştuğu kabul edilmiş, markasal kullanım benzerliği ve ticari takdim benzerliği bulunmayan ..., ..., ..., ..., ... ve ... ürün kullanımları bakımından ise marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır. Davalı ... .... Ltd. Şti. vekilinin istinaf dilekçesinde, dava konusu “...” ibareli ürünlerin ve bunlara ilişkin dijital mecralardaki kullanımların müvekkili ile ilişkilendirilemeyeceği, tespit dosyasındaki ürünlerin diğer davalıya ait olduğu, sosyal medya hesaplarının ve bazı alan adlarının davalı şirket tarafından yönetilmediği ileri sürülmüş ise de; dosya kapsamındaki tespit tutanakları, bilirkişi kök ve ek raporları ile birlikte davalı vekilinin yargılama sırasında sunduğu "www.....com ve www.....com alan adlı internet adresleri müvekkile ait olduğu" yönündeki beyanlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, diğer sosyal medya hesaplarında davalının kendisine ait olduğunu kabul ettiği bu web sitelerine yönlendirme yapıldığı bağlantı kurulduğu anlaşıldığından, markaya tecavüz teşkil eden ... ibareli ürünlerin pazarlama ve ticari dolaşıma sunulması sürecinde davalı ... ...’un rolünün bulunduğu, söz konusu ürünlerin davalının ticari faaliyeti çerçevesinde piyasaya arz edildiği , davalıya ait olduğu sabit olan www.....com ve www.....com alan adları ile bu alan adlarıyla bağlantılı ... ve ... , ...-... sosyal medya hesaplarının ... ... ile ilintili olduğunun bilirkişi raporlarıyla tespit edildiği dikkate alındığında, sosyal medya hesaplarında dava konusu ihlal teşkil eden ürünlerin tanıtım ve pazarlamasının yapılmış olması karşısında, ... ...’un sorumlu olduğu anlaşılmakla davalının bu yöndeki itirazlarına itibar edilmemiştir. Sonuç olarak, davalı ... şirket vekilinin istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddi ile davacılar vekilinin, istinaf başvurusunun kısmen kabulüne , kararın HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı -... ...Ltd.şti vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,3-Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 02/12/2022 tarih, 2021/451 E. 2022/280 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile;-Davalıların, ..., ... ve ... kullanımlarının davacıya ait ..., ... , ..., ... markalarından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin ve davalıların ..., ..., ..., ... kullanımlarının haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, bu tecavüzün ve haksız rekabetin menine ve ref'ine; bu kapsamda davalı yana ait "... + şekil", "... + ...", "...", "... + ... + hedef tahtası şekli + renk kombinasyonu" ibare ve şekillerini havi ürünler ile "..." ibareli ... ürünlerine, söz konusu ibarelere havi ..., etiket, kutu, koli ambalj, katalog, broşür, yazılı evrak ve tanıtım vasıtası ile münhasıran tecavüz oluşturan ürünlerin üretiminde kullanılmaları kayıt ve koşuluyla kalıplara el konularak hüküm kesinleştiğinde imhasına, -Davalıya ait www.....com alan adlarına ve www.... adresli @... kullanıcı adlı ... sosyal medya hesabına, ww.....com/... adresli @... kullanıcı adlı ... sosyal medya hesabına, www.... adresli @... kullanıcı adlı ... sosyal medya hesabına, www.....com/... adresli @... kullanıcı adlı ... sosyal medya hesabına, www....adresli @... kullanıcı adlı ... sosyal medya hesabına, www.....dresli @...i kullanıcı adlı ... sosyal medya hesabına erişimin engellenmesine, ...-www....-.../ alan adının (... hesabının) yayından kaldırıldığı anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına, -Davacının “...” ibareli kullanımlar yönünden marka hakkına tecavüz talebinin, “...”, “...”, “...”, “...”, “...” ve “...” ibareli kullanımlar bakımından marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet taleplerinin REDDİNE, 4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken markaya tecavüz talepleri yönünden 732,00 TL karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile 672,70-TL harcın davalılardan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 peşin harç, 8,50 TL vekalet harcı, olmak üzere toplam 127,10 TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 4/c-Davacılar tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 12.000,00 TL bilirkişi ücreti, 491,50 TL posta/tebligat masrafı, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/432 değişik iş sayılı dosyasında yapılan 827,50 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 13.319,00 TL yargılama giderinin, davanın kabul ve reddi oranında hesaplanan 6.659,50 TL'sinin, davalılardan alınarak davacılara verilmesine, bakiyesi kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına, 4/ç-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet talepleri yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsiliyle davacılara verilmesine, 4/e- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet talepleri yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalılara verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15-TL harcın davalı ... ...Ltd.şti'n den tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/c-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 738,00-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 439,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.177,50 TL'nin davacılardan tahsiliyle davalılara verilmesine, 5/ç-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy çokluğu ile karar verildi. 22/01/2026 MUHALEFET ŞERHİ: Davacı taraflar, marka hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümleri gereğince de istemde bulunmuş olup anılı düzenlemelerin kümülatif olarak somut olayda tatbikinin gerekip gerekmediği meselesinin aydınlatılması gerekmiştir. Bu noktada emsal alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/5189 esas, 2022/1852 karar sayılı ilamında ve 22/04/2021 tarihli, 2021/89-3054 sayılı kararlarında vurgulandığı üzere; 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, marka hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de anılı hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta iken mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesindeki hüküm, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren mer’i 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanunun gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır. Bu hâli ile markaların kendi özel yasası niteliğindeki hükümlerle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin eski içtihatlarını sürdürme imkanının kalmadığı belirtilmiştir. Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nun sebeplerin yarışması başlıklı 60. maddesi gereğince de bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkimin, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vereceği ifade edilmiştir. Bu gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı taraflara en iyi giderim imkanı sağlayan SMK'nın marka hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılması gerekmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda haksız rekabete yönelik istemlerin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.