İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : ASIL DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin TPMK'da kayıtlı 2018/07784, 2018/07792, 2018/07788, 2018/07776, 2018/07787 tescil numaralı ..., ... ALL, ... SHINE, ... ... markalarının sahibi olduğunu, 04 ve 10.sınıflarda faaliyet gösterdiğini, davalının, müvekkili markalarını takl…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1429 Esas KARAR NO: 2025/1747 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 17/03/2023 NUMARASI : 2021/591 E. - 2023/86 K. - ANA DOSYADA - DAVANIN KONUSU: Markaya Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması ve Önlenmesi ile Maddi ve Manevi Tazminat - BİRLEŞEN MAHKEME 2022/57 ESAS, 2022/238 KARAR SAYILI DOSYADA - DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)|Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : ASIL DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin TPMK'da kayıtlı 2018/07784, 2018/07792, 2018/07788, 2018/07776, 2018/07787 tescil numaralı ..., ... ALL, ... SHINE, ... ... markalarının sahibi olduğunu, 04 ve 10.sınıflarda faaliyet gösterdiğini, davalının, müvekkili markalarını taklit ettiğini, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri sattığını, dağıttığını, başka bir şekilde ticaret alanına çıkardığını, ithal işlemine tabi tuttuğunu, ihraç ettiğini, ticari amaçla elde bulundurulduğunu, bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunduğunu, bu hususta davalı aleyhine Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/57 değişik iş sayılı dosyasıyla delil tespiti davası açıldığını ve yapılan tespitte ürün bulunamadığını, ancak her ne kadar adreste ürün bulunmasa da, davalı tarafından dava konusu markayla alakalı ticaret yaptığının ikrar edildiğini, müvekkilinin marka tescillerinin 2018 yılından beri mevcut olmasına ve söz konusu markayla alakalı Türkiye'de faaliyet gösterme hakkı müvekkilinde olmasına rağmen, davalı tarafından yeni kurulan bir şirket olduğu savunması yapılarak ... ... CO.LTD isimli şirketten 05/07/2021 tarihli imzaladığını iddia ettiği distribütörlük sözleşmesi ile dava konusu ... markasının Türkiye distribütörü olduğunu iddia ettiğini ve hak sahibinin kendisi olduğu iddia edilerek markanın kullanıldığının ikrar edildiğini, davalı tarafından ülkesellik prensibi dikkate alınmadan 2018 yılından beri ... markasının müvekkili adına tescilli olduğu göz ardı edilerek şirketin yeni kurulduğu belirtilerek ilgili markaların distribütörlüğünün alınmasının ve markanın kullanılmasının açık ihlal teşkil ettiğini, davalının, müvekkiline ait tescilli marka kullanımlarını gerçekleştirmesinin, marka tecavüzü ve haksız rekabet olduğunu, davalı markasının, müvekkilinin markasına kavramsal, görsel ve işitsel olarak birebir benzediğini, açıklanan nedenlerle, davalının eylemlerinin, marka tecavüzü ve haksız rekabet olduğunun tespitine, men'ine, ref'ine, belirsiz alacak niteliğinde olmak ve sonradan artırılmak üzere şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın tecavüz eylemlerinin başladığı tarihten itibaren ticari faiziyle hesaplanarak müvekkiline ödenmesine, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili 08/03/2022 tarihli dilekçesi ile, Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2022/57 Esas sayılı dosyası üzerinden davacı yanın davasına dayanak olarak göstermekte olduğu 2018/07784, 2018/07792, 2018/07788 ve 2018/07787 kod numaralı markaların hükümsüzlüğünün talep edildiğini, ilgili dosya üzerinden hükümsüzlük kararı verilmesi halinde hükümsüzlük kararının geriye etkili olacak olması nedeni ile bahse konu davanın bekletici mesele yapılmasını talep etmiştir. BİRLEŞEN DOSYADA Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin ... esas unsurunu ihtiva eden ibareler bakımından yurtdışında çok sayıda ülke nezdinde tescilli markaların sahibi olduğunu, Türkiye'deki faaliyetlerini de halihazırda tek satıcısı ve resmi distribütörü olan ... ... Sağlık Malzemeleri İth. İhr. San. Ve Tic. Ltd. Şti.vasıtası ile sürdürdüğünü, müvekkilinin ... ibareli markaların gerçek hak sahibi olduğunu, "..." ibaresinin esas unsur olarak içeren dava konusu 2018/07792, 2018/07788, 2018/07787, 2018/07784 sayılı markaların, müvekkilinin bilgisi dışında, sicildeki boşluktan yararlanmak suretiyle davalı adına kötü niyetli şekilde tescil edildiğinin tespit edildiğini, davalının kötü niyetli "..." ibareli dava konusu marka tescilleri ile bu marka tescillerinin Türkiye distribütörüne, dolayısıyla müvekkiline karşı kullanılması, müvekkilinin markadan kaynaklı haklarını ihlal ettiğini ve müvekkili aleyhine haksız rekabet oluşturduğunu, davalı yana ait dava konusu markaların SMK'nın 6/3.maddesi hükmü kapsamında hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğunu, davalı yanın kötüniyetli olduğu ve dava konusu markaların SMK 6/9.maddesi hükmü gereği hükmü kapsamında hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğunu, dava konusu 2018/07792, 2018/07788, 2018/07787, 2018/07784 sayılı markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, ülkesellik prensibinin somut olaya uygulanmak zorunda olduğunu, davacı adına yurt dışında tescilli markaların Türkiye'de bilinirliğinin ispatlanamadığını, davacının markalarının sırf yurtdışında tescilli olmasının davalının kötü niyetini ispata yeter olmadığını, müvekkilinin söz konusu markayı 2018 yılında tescil etmiş olup davacının distribütörlük sözleşmesi yaptığını iddia ettiği dava dışı ... isimli firma ile distribütörlük ilişkisi müvekkili şirketin 2018 yılında markayı tescil ettiği tarihten sonra yapıldığını, iddia edilen distribütörlük ilişkisinin 2018'den sonra başladığını, hal böyle olunca önceye dayalı olarak müvekkili şirketin hem kullanıma dayalı kazanılmış hakkının bulunduğunu, hem de ülkesellik prensibi dikkate alındığında Türkiye'de marka ihlali gerçekleştirilen firmanın asıl olarak davacının distribütörlük verdiği ... isimli firma olduğunun açıkça görüldüğünü, davacının iddialarının ülkesellik prensibi gereğince reddi gerektiğini, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Kötüniyetten ne anlaşılması gerektiği ve hangi koşullarda varlığının kabul edilmesi gerektiği her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husus olmakla birlikte "ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak ve başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlamaya yönelik olarak, "önceki marka sahibini tescil konusu ürünleri pazarlamaktan alıkoyma, piyasaya girmesini engelleme amacı ile" yapılmış tesciller kötüniyetli kabul edilmektedir. Hukukumuzda iyiniyet asıldır. Yani kötüniyet iddiasında bulunan bu iddiasını ispat külfeti altındadır. Davaya konu olayda, davalı tescil tarihinden önce tanınmış olduğu veya piyasada maruf hale getirildiği ispatlanamayan markanın kötüniyetle tescil edildiğinin de kabulünün mümkün olmadığı anlaşılmıştır. 556 sayılı KHK 6.maddesi uyarınca marka koruması tescille elde edilir ve tescil ve korumada ülkesellik ilkesi geçerlidir. Öte yandan, ülkemizin de taraf olduğu Paris Sözleşmesi ve TRIPS hükümleri dahilindeki bir marka sahibinin Türkiye'de tescilli olmasa dahi ülkemizde ticari faaliyette bulunması koşuluyla öncelik ve fikri ve sınai haktan kaynaklanan üstün hak sahipliği iddiasına dayanması, tanınmışlık halinde de üçüncü kişilerce gerçekleştirilen başvuruya itiraz ve tescil halinde de hükümsüzlük davası açma hakkı mevcuttur. Bir markanın Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış marka sayılabilmesi için Türkiye'de ilgili sektördeki kişilerin geneli bakımından tanınmış olduğu ispat edilmelidir. Ancak, yukarıda belirtilen bilirkişi raporuna göre, başvuru tarihi itibariyle davacı markası tanınmış olmadığı gibi, bu tarihten önce davacının Türkiye'de ticari faaliyeti ve bu kapsamda markasal bir kullanımı da bulunmamaktadır. Bu durumda, 2010 yılında gerçekleşen marka başvurusu tarihinde davacı markasının tanınmış olduğu ispat edilemediği gibi, tanımlayıcılığa yakın ibarelerin başkalarınca tescil ettirilmesinin kötü niyetle tescil olarak kabulü mümkün olmadığı halde mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden Asıl davanın ve birleşen Mahkememize ait 2022/57 Esas sayılı davanın ayrı ayrı REDDİNE" karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Mahkemece esas davanın reddinin yerinde olmadığını, delil tespitinde ürün bulunamasa da davalı tarafından verilen beyan ve sunulan belgelerde ilgili ürünün satıldığı ve asıl olarak kendisinin Türkiye distribütörü olduğu beyan edilmesine ve açıkça tecavüz konusu markanın distribütörü olduğu beyan edilmesine rağmen ilk derece mahkemesinin esas davanın red gerekçesini dar kapsamda değerlendirerek yaptığını, Mahkemenin gerekçesini TTK ve HMK’ya aykırı olarak sadece delil tespitinde ürün bulunamamasına bağladığını, ancak davalı şirket ticari defterlerinin sunulmasını talep ettiklerini ve bu taleplerinin incelenmediğini, davalıya defter kayıtlarını sunması için kesin süre verilmediğini, TTK 64/1 ve HMK 222/5 uyarınca davalı taraf defterlerini ibraz etmeyerek davacının iddiaların kabul etmiş sayılacağından ilk derece mahkemesinin esas davada yeterli inceleme ve araştırma yapmaması nedeniyle esas davanın reddine ilişkin verdiği kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen dava Davacısı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Müvekkilinin “...” ibaresini esas ya da münhasır unsur olarak içeren markaların yaratıcısı ve gerçek hak sahibi olduğunu, markaların doğrudan kendisi ya da iş birliği halinde bulunduğu ... ... ... Co, Ltd şirketleri adına tescil yoluyla hak sahibi olduğunu, Müvekkilinin Güney Kore’de 40-1360949, 40-1360950, 40-1206460, 40-1360951, 40-1492241 tescil numaralı “...”, 40-1492240 tescil numaralı “... SLIM”, 40-1481519 tescil numaralı “... SHINE”; Çin Halk Cumhuriyeti’nde 24386648, 35023847, 24387356, 24386188 tescil numaralı “...”, 22967733 tescil numaralı “... SHINE”, 22967768 tescil numaralı “... BEAUTY”; Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti’nde 4-0381644-000 tescil numaralı “...” ve 4-0397279-000 tescil numaralı “... ALL” markalarının sahibi olduğunu, çok sayıda uluslararası tescilleri bulunduğunu, Türkiye’deki faaliyetlerini, hâlihazırda tek yetkili satıcısı ve resmî distribütörü olan dava dışı üçüncü kişi ... ... Sağlık Malzemeleri İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. (...) aracılığıyla yürüttüğünü, ilk derece mahkemesinin kötüniyete ilişkin tespitlerinin haksız olduğunu, birleşen dava Davalısının boşluktan yararlanarak tescil ettirdiğini, söz konusu hukuka aykırı tescillere dayanarak, müvekkilinin mevcut distribütörü ... ... SAĞLIK MALZ. İTH İHR SAN VE TİC LTD ŞTİ ‘ye karşı, Bakırköy 2. Fikrî ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin E.2021/592 ve K. 2023/86 sayılı dosyası ile görülmüş olan, marka hakkına tecavüz iddiasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemli davayı açtığını, Davalının, kötü niyetli “...” ibareli dava konusu marka tescilleri ile bu marka tescillerinin Türkiye distribütörüne, dolayısıyla müvekkile karşı kullanılması, müvekkilin markadan kaynaklı haklarını ihlal ettiğini ve müvekkili aleyhine haksız rekabet oluşturduğunu,-müvekkilinin “...” ibareli markalarının, ... dolgu ve kozmetik sektöründe üst düzey tanınmışlığa sahip olduğunu, dava konusu markaların kapsamlarında yer alan mallar ve hizmetler bakımından SMK m.6/3 hükmü bağlamında hükümsüz kılınması gerektiğini, -müvekkili şirkete ait “...” ibareli markaların tanınmış markalar olup, ilgili markaların Türkiye de dâhil olmak üzere bizzat müvekkili veya müvekkilinin distribütörleri aracılığıyla dünyanın pek çok ülkesinde kullanıldığını, SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceğini, davalının marka tescillerinin Türk Medeni Kanunu m. 2 hükmünde anlamını bulan hukukun temel ilkelerinden “dürüstlük kuralını” ihlal ettiğini, davalının, faaliyet alanı içerisinde “Kozmetik, güzellik müstahzaratı, vücut ve cilt bakım ürünleri, kolonya, parfüm, şampuan ve benzerlerinin ithalat, ihracat, alım satımı imalatı ve pazarlamasını yapmak yaptırmak.” da yer aldığını, Davalı yanın, seçebileceği milyonlarca seçenek arasından, müvekkiline ait tanınmış ve dünya çapında geniş bir coğrafyada kullanılan markanın aynısını tescil ettirmesinin tesadüf olamayacağını, bu markayı taşıyan ürünlerin Türkiye’de piyasaya sunulduğundan habersiz olmasının mümkün olmadığını, tesadüfi olmadığı açıkça ortada olan bu seçimlerin itiraza konu marka başvurusu sahibinin kötü niyetini açıkça kanıtladığını, davalı yanın Türk Markalar Sicilinde davalının başvuru tarihi sırasında bulunan boşluktan faydalanmak suretiyle müvekkilinin markasını izinsizce kopyalayarak müvekkili markasının itibarından ve tüketiciler üstünde bulunan çekim gücünden faydalanmak maksadıyla dava konusu marka başvurusunu tevdi ettiğini, davalının kötü niyetli başvurularının yalnız müvekkiline ait markalarla sınırlı olmadığını, tıpkı müvekkiline karşı yürüttüğü hukuka aykırı faaliyetler gibi ... ve kozmetik alanında Türkiye’de de faaliyet gösteren, ancak marka tescili bulunmayan dünyaca ünlü şirketlerin markalarını, Sicil’deki boşluktan yararlanmak suretiyle, aynı şekilde 05 ve 10. Sınıflarda kendi adına tescile konu ettiğini, TMK m.2 ve TTK’nin Haksız Rekabete İlişkin m.54, m.55/1,a-4 ve m.56 Hükümleri bağlamında da hükümsüzlük koşuları oluştuğunu,-esas dava davacısının esas dava Davalısı müvekkili ... ... SAĞLIK MALZEMELERİ İTHALAT İHRACAT SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ’ne karşı açmış olduğu markaya tecavüzünün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat talepli haksız davanın reddine karar verildiğini, müvekkilinin Cuome Bio’nun Türkiye’deki distribütörü olan ...’ın esas dava davacısının marka haklarına tecavüz etmediği ve bu sebeple somut olayda herhangi bir şekilde maddi ve/ veya manevi tazminata hükmedilmesini gerektirecek koşulun oluşmadığının sabit olduğunu, esas davanın reddine, birleşen davanınkabulüne karar verilmesi gerektiğini, kararın birleşen dava yönünden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Ana davada dava, davalının, davacıya ait markalardan doğan haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat talebine; birleşen davada dava, davalıya ait markaların hükümsüzlüğü talebine yöneliktir.Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/57 değişik iş dosyası uyap üzerinden celp olunmuş, tetkikinde, talep eden ... Biyoteknoloji Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi tarafından, karşı taraf ... ... Sağlık Malzemeleri İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine tespit talebinde bulunulduğu, bilirkişi 27/10/2021 tarihli raporunda; "Aleyhine tespit incelemesi yapılan ".... ... Küme Evleri Sinpaş-Altınoran Kule :..Çankaya/Ankara" adresinde faaliyet gösteren işletmenin karşı taraf ... ... Sağlık Malz. İth. San. Ve Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı olduğu, işletme yetkilisinin beyanına göre işletmenin “tıbbi cihaz satış ve pazarlaması” alanında faaliyet gösterdiği, home ofis olarak faaliyet gösterdiği beyan edilen adreste tespit isteyen adına tescilli olan ve yukarıda detaylı marka sicil bilgileri verilen "...", "... ..." markaları ya da başka herhangi bir marka altında ticarete konu edilen, kullanılan ya da numune olarak tutulan birin ürünün bulunmadığı, karşı taraf ... ... Sağlık Malz. İth. San. Ve Tic. Ltd. Şti. ile üçüncü kişi ... ... Co. Ltd. arasında, karşı taraf şirketin "... ... Maddeleri Lidokainsiz Seri" ürününün Türkiye’deki münhasır tedarikçisi olduğuna dair 1 Temmuz 2021 tarihli ( İmza Tarihi 5 Temmuz 2021 ) Münhasır Dağıtım Sözleşmesi düzenlediği" hususlarını rapor ettiği görülmüştür. Dosya, davacı marka haklarına tecavüz ve haksız rekabetinin olup olmadığı yönünden rapor tanziminin istenilmesine karar verildiği, bilirkişi 05/07/2022 tarihli raporunda; "davalı yanın davacı yana ait markalara tecavüz ve davacı yan ile haksız rekabet teşkil edecek herhangi bir faaliyetinin dosya münderecatından anlaşılamadığı, bu meyanda markaya tecavüz ve haksız rekabet koşullarının oluşmadığı" hususlarını tespit ve rapor etmiştir. Birleşen dosyada, birleştirme kararı verilmeden önce yapılan yargılamada dosya, Mahkemenin 2021/591 esas sayılı dosyası içeriği değerlendirilerek davalı adına tescilli 2018/07784, 2018/07792, 2018/07788 ve 2018/07787 tescil nolu markaların gerçek hak sahipliği ve kötüniyetli tescil nedeniyle hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkin rapor tanzimi için bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi 05/07/2022 tarihli raporunda; "Dosya kapsamında sunulan deliller bakımından davacı yanın ülkemiz nezdinde herhangi bir faaliyeti tespit olunamadığı gibi ilgili markanın ülkemizde bilinir durumda olduğuna ilişkin de dosya içerisinden herhangi bir husus tespit edilemediğinden, SMK’nın 6/3. Maddesi kapsamında dava konusu markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, ihtilaf konusu markaların SMK’nın 6/9. Maddesi hükmü çerçevesinde hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, konu hakkında nihai takdirin yalnızca mahkemeye ait olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmiştir. Ana dosya ve birleşen dosya yönünden taraf vekillerinin rapor sunulduktan sonra sunulan beyan ve itirazlarının değerlendirilmesi için ek rapor alınmasına karar verildiği, bilirkişi 03/02/2023 havale tarihli ek raporunda; "hem ana dosya hem birleşen dosya bakımından sunulan gerekçeler ile kök raporlardaki görüşlerinin devam ettiği" hususlarını tespit ettiği görülmüştür. Asıl dosyada, Davacı vekili 06/07/2022 tarihli dilekçesi ile, her ne kadar delil tespiti aşamasında davalı adresinde tecavüz konusu ürün bulunmasa da, davalının iddia ettiği distribütörlük sözleşmesiyle Türkiye’de haksız faaliyette bulunduğu ve satış yaptığının davalının kendi beyanıyla açıkça ispatlandığını, davalının ticaret defterlerinin dosyaya sunulmasını ve yapılacak inceleme ile dava konusu edilen ürünün satışının yapılıp yapılmadığının tespitini, bu yönde bir satış mevcutsa bu eylemin tecavüz ve haksız rekabet teşkil edip etmediğinin tespitini beyan ettiği, bu konuda distribütörlük sözleşmesinin sunulmadığı, ticari defter ve kayıtların incelenmediği, Mahkemece dosya kapsamında incelenen ürünlerin seri numaralarını içeren garanti belgeleri ve bu seri numaralı ürünlerin İtalyan firmadan ithal edildiğini gösterir belgelerin, İtalyan firmanın üreticiden satın aldığını gösterir belgelerin ve davalı taraf ticari defterleri, dayanak belgeleri, ithalat ve gümrük belgelerinin incelenerek karar verilmesi gerekir iken eksik inceleme neticesinde karar verildiği anlaşılmıştır.Tüm bu nedenlerle taraf vekillerinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davalı ticari defter ve kayıtları üzerinde usulünce bilirkişi incelemesi yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Asıl dosya davacısı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, taraf vekillerinin sair istinaf sebepleri bu aşamada incelenmeksizin;2- Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 17/03/2023 tarih, 2021/591 E. 2023/86 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran asıl dosya davacısı ve birleşen dosya davacısı taraflarınca peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harçlarının talepleri halinde yatırana iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/12/2025