T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 46. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/2686 KARAR NO : 2025/1654 KARAR TARİHİ: 04/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 01/02/2022 NUMARASI : 2017/290 Esas 2022/114 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİnin 01/02/2022 tarihli ve 2017/290 Esas…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 46. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/2686 KARAR NO : 2025/1654 KARAR TARİHİ: 04/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 01/02/2022 NUMARASI : 2017/290 Esas 2022/114 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİnin 01/02/2022 tarihli ve 2017/290 Esas 2022/114 Karar sayılı dosyasında verilen karar; davacı/davalı tarafça vaki istinaf talebi üzerine istinaf incelemesi için dairemize tevzi edilmekle Dairemiz yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapıldı. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı; taraflar arasında ticari ilişki kurulduğunu, davacı firmanın Türkiye'de tek distribütörü olduğu bir kısım makinaların davalı firmaya satımı konusunda davalıya aracılık-satış işlemini yürüttüğünü, söz konusu leasingli makineler yurtdışından getirilene kadar davacı firmanın kendisine ait ....ni davalı firmaya kullanması için bıraktığını, ancak davalı firmanın kendisine emaneten kullanması için verilen makinaları davacı firmaya iade etmekten kaçındığını, makinaların mülkiyet sahibi davacı firmaya teslim etmeyen davalı firma hakkında ayrıca suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı firmanın aylardır elinde tuttuğu makineleri kullanmakta olduğunu, ancak söz konusu kullanımı karşılığında davacı firmaya herhangi bir bedel de ödemediğini, davalının bu haksız kullanımı nedeniyle makineleri elinde bulundurduğu süreye ilişkin kira bedeli talep hakkının saklı olduğunu beyanla, açıklanan nedenlerle, davalı yedinde bulunan davacı firmaya ait .... olmak üzere 3 adet makinenin dava süresince davacının makinelerini kullanamamasından kaynaklı maddi zararın arttırılmaması adına tedbiren davacıya teslimine, akabinde makinelerin mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespiti ile bu 3 makinenin davalıdan alınarak davacıya aynen iadesine, bunun mümkün olmaması halinde özellikleri belirtilen makinelerin dava tarihi itibariyle değerleri tutarındaki bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, makinelerin davalı elinde bulunduğu süreye ilişkin haksız, sebepsiz kullanım bedeli hakkının saklı olduğu beyanıyla, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Davalı; davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulan ve ters basımı nedeniyle anlaşılması da hayli zaman alan ekler ve deliller incelendiğinde, iddia edilen teslimi kanıtlar nitelikte herhangi bir belge olmadığı, olmasının da mümkün olmadığı, davalı şirketin iddia edilen alışveriş içerisine girmediği ve davacı şirketten böyle bir makine veya makineler teslim almadığı beyan edilerek, yukarıda açıklanan nedenlerle, hukuki menfaatten ve şartlarından yoksun ihtiyati tedbir talebinin reddine, usuli şartları oluşmaksızın belirsiz alacak davası olarak açılmış olması nedeniyle davanın usulden reddine, talebin reddi halinde iddiaların ispat gücünden yoksun olması ve gerçeği yansıtmaması nedeniyle davanın esastan reddine, yargılama, harç ve giderleri ile avukatlık vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep edilmiştir. İlk derece mahkemesince, "... davacı tarafça davalı taraf ile leasingli makinelerin satımı konusunda anlaşma yapıldığını, anlaşma konusu makinelerin yurtdışından getirilene kadar davacı firmanın kendisine ait...MAKİNESİ'ni davalı firmaya kullanması için bıraktığını ancak davalının bahse konu makineleri iade etmediğini ileri sürerek eldeki davanın açıldığı, davalı taraf ise ödünç anlaşmasına konu makineleri teslim almadığını, buna dair davacının belge sunamadığını savunduğu, davalının inkarının bulunması halinde davacı tarafın temel ilişkiyi ve teslim olgusunu yazılı ve kesin deliller ile ispatlaması gerektiği, tarafların ticari kayıtlarının incelenmesi sonucunda düzenlenen raporda davacı kayıtlarına göre davalı ile ticari ilişkisinin bulunduğu, bir kısım fatura kayıtlarının ve davalının borçlu olduğunun belirlendiği ancak davalı kayıtlarında davacı ile ticari ilişkisinin bulunduğuna ve borçlu olduğuna dair işlem bulunmadığının tespit edildiği, dosyaya sunulan ürün teslim tutanağı başlıklı ve alt kısmında ... isminin ve imzasının bulunduğu belge içeriğinde dava konusu ürünlerin adının yer almadığı, beyana göre bir kısım makine parçalarının yer aldığı, bu ürünleri teslim alan kişinin yetkisi hakkında davalı şirket yetkilisinin isticvap suretiyle beyanının alınması sonucunda ...'ın 14/09/2015 tarihinde davalı firmadaki işinden ayrıldığını, kişinin şirket adına mal ve hizmet alımı yapmaya yetkisinin bulunmadığının ifade edildiği, dava konusu 3 adet makinenin davalı tarafa teslim edildiğine dair davacı tarafça yemin deliline dayanıldığı, davalı şirket yetkilisi yemin beyanında; davacı tarafla beton silim makinası alma hususunda bir ticari ilişkilerinin olduğunu, bu anlaşma gereği bir kısım ödeme yaptığını, ancak bu anlaşılan ve satın almaya konu makinaları almadıklarını, bu ilişki dışında davacı taraf ile tarafına okunan ... cila makinasının taraflarına kullanılmak üzere teslim edilmediğini, ...'ın davalı ...Yapı isimli firmada bir süre sigortalı çalıştığını, çıkışı yapıldıktan sonra ise sigortasız çalışmadığını ifade ettiği, davacı vekilinin davalı şirket yetkilisinin yemin beyanına karşı beyan dilekçesi ekinde irsaliye no: 07, düzenleme ve fiili sevk tarihi : 08/06/2015 olan davacı şirket tarafından davalı şirkete düzenlenen ... ... park Şantiyesine teslim edilecek /istanbul ibareli bir adet ..., bir adet, ... ve bir adet ... içerikli alt kısmında ...ve ... isim ve imzalarının yer aldığı sevk irsaliyesinin sunulduğu, dava konusu ürünlerin teslimine dair sevk irsaliyesinin yasal süresinden sonra sunulduğu ve davalı vekilinin muvafakatinin bulunmadığı, yine davalı şirket yetkilisinin yemin beyanında ürünlerin teslim alınmadığını ifade ettiği,..." gerekçesiyle "Davacının davasının reddine" karar verilmiştir. Davacı istinaf dilekçesinde özetle; Öncelikle davadaki haklılığının ve davacı şirketin davalıdan alacaklı olduğunun sabit olduğunu, davacı şirketin ticari defterlerindeki kayıtlarda da mevcut olduğunu, bu durumun bilirkişi raporunda belirtildiğini, davalı şirket yetkilisinin yeminli ifadesinden sonra sunulan dava konusu makinaların teslimine dair 08/06/2015 tarihli sevk irsaliyesinin dava dilekçesine ve 28/02/2019 tarihinde UYAP üzerinden gönderdikleri delil listesinin 15.maddesi ile 25. maddesine dayandığını, ayrıca davalı şirket söz konusu sevk irsaliyesini, muhasebeci işten ayrıldıktan sonra bazı dosyalar bulunamadığından ve kayıp olduğundan dava açılır iken sunamadığını, sonradan dava konusu makinaları davalı firmaya götüren araç şoförü ...tarafından, araçtaki evrakların arasında bulunduğunu, bu hususta ...'n tanık olarak dinlenebileceğini, davalı şirket yetkilisinin 08/09/2020 tarihli duruşmada dava konusu makinaları teslim almadıklarına dair yalan yere yemin ettiğini, davalı şirket yetkilisinin gerçeğe aykırı yeminli beyanı karşısında malların teslimine dair davalı şirket çalışanın imzasını taşıyan işbu sevk irsaliyesinin mahkemeye sunulduğunu, hatta İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcılığının 2021/193366 soruşturma numarası ile şikayette bulunduklarını, somut olayda davalı şirket yetkilisinin yeminli beyanına karşılık sevk irsaliyesini sunmalarının yargılamayı geciktirmek amacı taşımadığını, tam tersi davadaki haklılıklarını gösteren, verilecek kararı çabuklaştıracak bir delil olduğunu, zira davacı olarak yargılamanın gecikmesinin davacı şirketin aleyhine olduğunu, bu durumda HMK 145. maddede sayılan iki istisnai durumdan birinin gerçekleştiğini, ayrıca sevk irsaliyesinin sonradan ortaya çıkmasının davacı şirketin kusurundan kaynaklanmadığını, sonradan ele geçmeseydi davadaki haklılıklarının ispatı olan bu belgeyi en başta ibraz edeceklerini, bu da diğer istisnai durumu oluşturduğunu, bütün bunların yanında davaya konu makinaların davacı şirket tarafından davalı tarafa teslim edildiğine, davalı tarafından kullanıldığına ve alıkonulduğuna dair tanık listesi sunulmuş olup, mahkeme tarafından tanık dinletme taleplerinin reddedildiğini, ticari teammüller, hayatın olağan akışı gözönünde bulundurulduğunda, davacı firmanın yüklü miktarda fatura bedellerini ticari defterlerine işlemesi ve buna dair vergileri ödemesi karşısında karşı tarafın makinaları teslim almadığı, kullanmadığı, davacı şirket ile ticari işinin olmadığı iddiasının geçerli kabul edilemeyeceğini, bu iddianın gerçek dışı olduğu ve samimi olmadığının açık olduğunu, olmayan bir durum için davacı şirketin neden oldukça yüksek meblağlı bir vergi yükümlülüğü altına gireceğini, olayda davacı şirketin hem kendisine ait makinalardan olduğunu hem de vergi dairesine yüklü bir ödeme yaptığını, davacı şirketin şu haliyle çift zararının söz konusu olduğunu, dava konusu makinaların davalıya teslim edildiğine dair sevk irsaliyesi ibraz edilmeden önce davada davacı şirket tarafından davalı firmaya fatura düzenlendiği, noter kanalı ile gönderildiği ve bu faturanın davacı şirketin ticari defterlerine kaydının yapıldığının tartışmasız olduğunu, yazılı bir kanıt olduğunu, davalının bunun aksini yazılı belge ile kanıtlaması gerektiğini, davalı tarafın söz konusu malların kendisine teslim edilmediği iddiasının doğru olmadığını, davaya konu makinaların kullanması için gerekli olan ürünlerin teslim tutanağının da ... isimli personellerinin imzaladığının sabit olduğunu, bu durumda; hem fatura hem de davalı firma çalışanın imzaladığı makinaların malzemelerine ilişkin teslim tutanağı mevcut olduğuna göre HMK 202. maddeye göre delil başlangıcı kabul edilip karşı tarafın muvafakatine gerek olmadan tanığın dinlenebileceğini, dinlenebileceğini, Beyanla; ilk derece mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. maddesi gereğince İstinaf Kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada, İstinaf incelemesi, Hukuk Muhakeme Kanunu'nun 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller dışında; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde ortaya konulan istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.Dava, davacı tarafından davalı şirkete emanet olarak verilen 3 adet makinenin davalı tarafından iade edilmediğinden bahisle makinelerin aynen iadesi, aksi halde makinelerin dava tarihindeki değerlerinin ödenmesi istemine ilişkindir.Öncelikle yasal mevzuat hakkında bilgi verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. 6100 Sayılı HMK'nın 139/1-ç maddesi uyarınca tarafların dilekçelerinde dayandıkları delil ve belgeleri ön inceleme duruşmasından önce ve kendisine verilen iki haftalık süre içerisinde mahkemeye sunmaları gerekmektedir. 6100 Sayılı HMK'nın 140/5. maddesi uyarınca da ön inceleme duruşmasında da dilekçede dayanılan ancak mahkemeye sunulmayan delillere tarafların dayanmamış sayılmasına karar vereceği düzenlenmiştir.Hukuk yargılamasında delillerin taraflarca sunulması ilkesi geçerli olup Mahkemelerce re'sen araştırılması mümkün olmadığı gibi, yasal süresinden sonra sunulması da mümkün değildir. Dilekçelerin teatisi aşamaları bu şekilde net sürelere bağlı olarak düzenlendikten sonra yasa koyucu, delil bildirmenin süreye bağlı olduğunu tekrar vurgulayan 145. maddeye yer vermiştir. 6100 Sayılı HMK’nın "Sonradan Delil Gösterilmesi" başlıklı 145/1. maddesine göre; taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir.6100 Sayılı HMK’nın 145. maddesinin birinci cümlesinde de tarafların, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremeyecekleri açıkça belirtilmiştir. 145. maddenin ikinci cümlesinde; birinci cümledeki tarafların Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremeyeceklerine ilişkin olarak getirilen istisnanın dava ve cevap dilekçelerinde hiç delil belirtmeyen, ön inceleme aşamasında da delillerini sunmayan veya toplanması için gerekli işlemleri yapmayan tarafların tahkikat aşamasında delil bildirme haklarının olduğu şeklinde anlaşılması mümkün değildir. 145. maddenin gerekçesinde, "uygulamada, davaların uzamasının temel sebeplerinden birinin de gereksiz yere yeni delil sunulması ve bu konuda taraflara verilen sürelere uyulmaması olduğunun bilindiği, maddenin ilk fıkrasıyla, Kanunda belirtilen sürelerden sonra, davada yeni delil sunulmasının yasak olduğunun kural olarak benimsendiği, fakat iki istisnanın kabul edildiği, bunun için; yeni delil sunulması talebinin yargılamayı geciktirme amacı taşımaması veya delilin süresinde sunulmamasının ilgili tarafın kusuru dışında bir sebebe dayanması halinde, hâkimin gerekçesini de belirtmek şartıyla, yeni delil sunulmasına izin verebileceği, bu şekilde delil sunma kuralına istisna getirilmesinin hukuki dinlenme hakkının tabii bir sonucu olduğu" belirtilmiştir. Yukarıda belirtilen hükümlerden de anlaşılacağı üzere gerek davacı gerekse davalı bakımından delil gösterme ile delil sunma ayrı kavramlardır. Dava ve cevap dilekçelerinde iddia edilen vakıaların hangi delillerle ispatlanacağının belirtilmesi zorunlu olmakla eldeki belgelerin de dilekçelere eklenmesi, elde olmayan belgeler için ise nereden getirtileceği konusunda mahkemeye bilgi verilmesi gerekmektedir. Öte yandan kanun koyucu tarafların belirli bir süreden sonra delil göstermelerini emredici hükümle yasakladıktan sonra belirli şartlar altında sunulan yeni delilin sonradan gösterilmesine HMK’nın 145. maddesinde istisnai olarak izin vermiştir. Sözü edilen maddede yer verilen istisnai düzenleme dosyaya sonradan delil sunulmasına ilişkin olup tarafların dilekçelerine ekledikleri veya dilekçelerinde belirttikleri deliller yönünden uygulanması mümkün değildir. Zirâ, gösterilen bir delilin sonradan delil olarak sunulduğunu değerlendirmek hatalıdır.Tüm bu açıklamalar ışığında yapılan incelemede; Davacı taraf, dava dilekçesi ile delil dilekçelerinde davacı şirketin ticari defter, bilgi ve belgelerindeki kayıtları delil olarak göstermiştir. İlk Derece Mahkemesi'nin 15.02.2019 tarihli 2. celsesinde "2-Davacı vekilinin eksik delilerini hasretmek için 2 hafta kesin süre verilmesine, (...)4-Davacı vekiline dayandığı tanık delili yönünden tankların açık adresini ve kimliklerini ayrıca tanıkları hangi konuda dinletmek istediklerini bildirmesi için iki haftalık kesin süre verilmesine Kesin süre içinde tanıkların açık adres ve kimlikleri bildirmedikleri takdirde tanık dinletmekten vazgeçmiş sayılacağının ihtarına, (İhtar edildi), (...)6-Davacı vekiline delil dilekçesinde sunmuş olduğu belgelerin hangi delilin neyi ispat edeceğini açıklayarak okunaklı denetime elverişli onaylı bir suretini sunması için iki haftalık kesin süre verilmesine, aksi takdirde dosya içeriğine göre karar verileceğinin ihtarına. (İhtar edildi)," karar verilmiş olup ara kararlar gereğince davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 28.02.2019 havale tarihli delil listesinde irsaliyeli faturalara, gümrük evrakları, nakliye faturaları vs. olmak üzere fatura ve belge delillerine dayanıldığı belirtilmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından davacı ile davalı şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinden bilirkişi incelemesi yapılmış olup 06.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda davacı ile davalı arasında davaya konu makinaların satış ve kiralanmasına ilişkin yazılı sözleşme bulunmadığı, raporun 6. sayfasında davacı şirket tarafından 22.12.2015 tarihli teslim alan ... imzalı Ürün Teslim tutanağının düzenlendiği tespit edilmiştir.Davacı vekili tarafından 11.04.2021 havale tarihli beyan dilekçesi ile davaya konu makinaların 08.06.2015 tarihinde davalı şirketin adresinde ... tarafından teslim alındığına dair sevk irsaliyesi dosyaya sunulmuş olup İlk Derece Mahkemesi'nin 29.06.2021 tarihli 10. celsesinde de "Davacı vekilinin görülmek üzere sunmuş olduğu irsalie no: 07, düzenleme ve fiili sevk tarihi : 08/06/2015 olan davacı şirket tarafından davalı şirkete düzenlenen ... ... park Şantiyesine teslim edilecek /istanbul ibareli bir adet ..., bir adet, ... ve bir adet ... içerikli alt kısmında ...ve ... isim ve imzalarının yer aldığı sevk irsaliyesi aslı görüldü, incelendi, davacı vekiline iade edildi." denilmek suretiyle bahse konu 08.06.2015 tarihli sevk irsaliyesinin aslı ilk derece mahkemesince incelenmiştir. Somut olayda; İlk derece mahkemesi tarafından davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 08.06.2015 tarihli sevk irsaliyesinin yasal süresinden sonra sunulduğu ve davalı vekilinin de muvafakatinin bulunmadığından söz edilmiş ise de; davacı vekilinin dilekçelerinde ve delil listesinde açıkça irsaliyeli fatura deliline dayanıldığının belirtildiği, dolayısıyla dilekçede açıkça gösterilen bir delilin sonradan delil olarak sunulduğundan söz edilemeyeceği, tahkikat aşaması devam ederken bahse konu 08.06.2015 tarihli sevk irsaliyesinin dosyaya sunulmasının 6100 Sayılı HMK'nın 145. maddesi gereğince yargılamayı geciktirme amacı taşımadığının da kabulü gerekmektedir. Bununla birlikte ifaya yönelik belgeler, yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilmekte olup teslim belgesinin de borcu sona erdiren ifaya yönelik belge niteliğini taşıdığı şüphesizdir. Bu nedenle davacı şirket tarafından dava konusu makinaların davalı şirket adına düzenlenen 08.06.2015 tarihli sevk irsaliyesinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yasal süreden sonra sunulduğundan bahisle delil olarak kabul edilmemiş olması isabetli görülmemiştir.Ayrıca davacı vekili tarafından 11.04.2021 havale tarihli beyan dilekçesi ekinde davacı şirket ile davalı şirket arasında gerçekleşmiş mail yazışmaları dosyaya sunulmuş olup söz konusu mail yazışmalarında davacı şirket tarafından sertifika alınması için 3 kişiye ait isim, soyisim, T.C. Kimlik no. bilgisi istenildiğinde davalı şirket tarafından 19.08.2015 tarihli mail cevabında ... isminin bildirildiği, 06.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda davacı şirket tarafından düzenlenen ve dava konusu makinaların kullanılması için gerekli malzemeler olduğu ileri sürülen 22.12.2015 tarihli Ürün Teslim Tutanağında ...'ın isim ve imzasının bulunduğunun tespit edildiği, yine davacı vekili tarafından dosyaya sunulan ve davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 08.06.2015 tarihli sevk irsaliyesinde de ...ve ...'ın isim ve imzalarının yer aldığı, davacı vekili tarafından tanık listesinde ...'nın tanık olarak bildirildiği ve dinlenmesinin talep edildiği ancak ilk derece mahkemesi tarafından davacının tanık dinletme talebinin reddine karar verildiği ve tanık ...'nın dinlenmediği görülmüştür. Bu ahvalde, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 08.06.2015 tarihli sevk irsaliyesinde adı ve imzası bulunan ...'nın tanık olarak dinlenmesi gerekmekte iken ilk derece mahkemesi tarafından tanığın dinlenmemiş olması nedeniyle eksik inceleme ile hüküm kurulduğu sonucuna ulaşılmıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. O hâlde; davacı tarafından dosyaya sunulan 08.06.2015 tarihli sevk irsaliyesinin ilk derece mahkemesince delil olarak değerlendirilmesi ile birlikte davacı tarafından tanık olarak bildirilen ve davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 08.06.2015 tarihli sevk irsaliyesinde de adı ve imzası bulunan ...'nın tanık sıfatıyla beyanları alınarak davacı şirkete ait dava konusu makinaların davalı şirkete teslim edilip edilmediği hususunun tespit edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. İlk derece mahkemesi tarafından davacı şirkete ait dava konusu makinaların davalı şirkete teslim edildiği kanısına varılması halinde; dosyanın bilirkişiye tevdi edilerek dava konusu makinaların irsaliye bedelleri de göz önünde bulundurulmak suretiyle dava konusu makinaların dava tarihindeki rayiç değerlerinin tespit edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.Bununla birlikte İlk Derece Mahkemesi'nin 26.01.2021 tarihli 8. celsesinde davacı vekili tarafından "şu anda başlangıçta teslim ettiğimiz makineleri 3. Kişilere sattılar" denilmek suretiyle dava konusu makinelerin davalı tarafından üçüncü kişilere satıldığı ileri sürülmüştür. O halde, ilk derece mahkemesi tarafından dava dilekçesindeki talep sonucunun da netleştirilmesi gerektiği anlaşılmıştır.Bu itibarla; davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yukarıda ayrıntıları ile yazılan eksikliklerin giderilmesine müteakip esas hakkında yeniden hüküm kurulması için dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine oy birliğiyle karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1.Davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE, HMK m. 353/1-a-6 uyarınca İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/02/2022 tarihli ve 2017/290 Esas 2022/114 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,2.Yukarıda belirtilen kapsamda deliller toplanarak esas yönden yargılama yapılması hususunda dosyanın kararı veren İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'ne gönderilmesine, 3.Harçlar yasası uyarınca yatırılan 172,00 TL harcın talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet taktirine yer olmadığına, 5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda,04/12/2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.