T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/2603 KARAR NO : 2025/1168 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2021/1630 Esas, 2022/2198 Karar DAVA TARİHİ : 27/10/2021 DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 24/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/11/2025 Taraflar ar…
T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/2603 KARAR NO : 2025/1168 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2021/1630 Esas, 2022/2198 Karar DAVA TARİHİ : 27/10/2021 DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 24/10/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/11/2025 Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın istinaf incelemesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili tarafından davalı şirkete 09/02/2021 tarihli fatura ile 80.000,00 TL bedelli muhtelif sayıda elektrik malzemeleri verildiğini, toplam ürün bedelli kadar fatura oluşturulduğunu ve müvekkilinin yasal defterlerine işlendiğini, ancak davalı şirket tarafından ödenmediğini, müvekkilinin alacağını tahsil etmek amacı ile Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2021/51619 E. sayılı dosyası ile davalı şirkete yönelik icra takibi başlattığını, davalı tarafça takibe haksız ve kötü niyetle itiraz edildiğini ileri sürerek; itirazın iptaline ve davalı aleyhine % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; icra takibine konu fatura borcunun tamamının müvekkili tarafından ödendiğini, 09/02/2021 tarihli faturanın 80.000,00 TL tutarında olmadığını, 129.857,23 TL olduğunu, borca itiraz dilekçesinde de belirtildiği üzere davacı taraftan alınan malzemelerin değerinin dosyadaki fatura içeriği ile örtüşmediğini, 25.606,00 TL'ye tekabül eden ve malzeme listesinin 2. sırasında bulunan regülatörün hiçbir zaman müvekkili firmaya teslim edilmediğini, teslim edileceğine olan inançla faturaya herhangi bir kayıt düşmeden olduğu gibi işlendiğini, ancak daha sonra bahse konu malzemenin teslimi yapılmadığından mağdur olunduğunu, bunun üzerine müvekkili firmanın toplam fatura bedelinden bu kalemin düşümünü yapmak suretiyle davacı tarafın alacağını ödediğini, müvekkili firmanın, fatura alacağının bir kısmının İş Bankası üzerinden ...adlı şahsın kayıtlı hesabına yatırıldığını, 22/12/2020, 23/12/2020, 28/12/2020, 12/01/2021 ve 20/01/2021 tarihleri olmak üzere toplam 27.500,00 TL'nin adı geçen şahsa, davacı tarafın talimatıyla ödendiğini, ekli banka dekontlarındaki açıklamaların da bunu gösterdiğini, fatura alacağından kalan tutarın ise bizzat davacı tarafın kendisine çekle ödendiğini, müvekkili firmanın sahibi aynı zamanda müdürü olan Nayif Büyükşahin'in kendi namı hesabına düzenlendiği belirtilen iki adet çekin cirolanmak suretiyle davacı tarafa teslim edildiğini, işbu çeklerin (30.000,00 TL ve 45.000,00 TL) de zamanı geldiğinde banka üzerinden tahsil edildiğini, davacı tarafa yapılan toplam ödemenin 27.500,00 + 30.000,00 + 45.000,00 = 102.500,00 TL'ye tekabül ettiğini, öte yandan müvekkili firmaya teslimatı yapılmayan malzemenin 25.606,00 TL tutarındaki düşümü de yapıldığında davacı tarafın müvekkili firmadan herhangi bir alacağı kalmadığını, 102.500,00 TL tutarında nakdi ödemenin alınmasına ve teslim edilmesi gereken malzemenin bugüne dek tesliminin yapılmamasına rağmen halen 80.000,00 TL alacaklarının olduğu iddiasının davacı tarafın kötü niyetli olduğunu gösterdiğini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacı gerçek kişinin ve davalının da tacir olduğu, taraf ticari defterlerinin usulünce tutulduğunun bilirkişi raporu ile değerlendirilmesi sonucunda taraflar arasında ticari ilişkinin tespit edildiği, davacı tarafından davalı tarafa düzenlendiği görülen ve davaya konu takibe dayanak yapılan ..... nolu e-arşiv faturanın davacı ve davalının yasal ticari defter kayıtlarında yer aldıkları/görüldükleri, anılan faturaya davalı tarafça yasal süresi içinde itiraz edilmediği, yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere iki adet çek tutarı olan 75.000,00 TL tutarında davacı tarafa davalı tarafından takip konusu faturaya ilişkin ödeme yapıldığı vicdani kanatine varıldığı, davacı tarafın anılan ödemenin başka bir maksatla olduğuna dair bir iddiasının görülemediği ve davacı tarafın aksini ispatlayamadığı görülmekle 75.000,00 TL ödemenin dava ve takip konusu faturaya ilişkin olduğu, dava ve takip konusu fatura bedelinden düşülmesi gerektiği (fatura bedeli 129.857,23 TL), dava konusu faturanın 2. sırasında belirtilen 21.700,00 TL (KDV hariç) tutarındaki "regülatör trifaze servo otomatik tip mikro işl. 150 kwa" adlı malzemenin davalı firmaya teslim edilmediğine dair bizzat davacı asilin yemin ettiği, yeminin kesin delil olmakla davalı tarafın ispat yükünü yemin suretiyle yerine getirdiği, anılan regülatörün bedelinin de bu suretle fatura bedelinden düşülmesi gerektiği, sehven KDV hariç tutar düşülmüş olmakla anılan hususun tarafların ve üst Mahkemenin dikkatlerine sunulduğu, davalı tarafın anılan tutarların fatura bedelinden değil de davadaki talep sonucundan düşülmesi gerektiğine yönelik iddiası hakkında ise, davacıların kısmi dava açabilecekleri, kaldı ki faturanın taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu görülmekle anılan iddiaya itibar edilmediği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile davalının Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2021/51619 E. sayılı takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptaline, takibin 33.157,23 TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki koşullar ile devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit olmakla kabul edilen 33.157,23 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 6.631,45 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; İlk Derece Mahkemesince davacı tarafın dosyadaki iddiaları ile usul ve yasaya aykırı bilirkişi raporununun dikkate alındığını, davalı taraf olarak verdikleri cevap ve beyanların ise yok sayıldığını, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirileceğini, taleple bağlılık ilkesi gereği hakimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olması gerektiğini, dava dilekçesi ile talep edilen 80.000,00 TL tutarındaki fatura alacağının aynı şekilde icra takibine de konu edildiğini, oysa ki bu faturanın 129.857,23 TL tutarında olduğunu, davalı tarafın neden 80.000,00 TL tutarında icra takibi yaptıklarını açıklamaları gerektiğini, fatura tutarı ile icra takibine konu alacak arasındaki fark olan 49.857,23 TL'nin sebebinin ödeme emri ve dava dilekçesinden anlaşılmadığını, davacı tarafın herhangi bir tahsilat yapmadıklarını belirttiğini, bu durumda davacı tarafın 80.000,00 TL tutarında bir icra takibi ve buna dayanan bir itirazın iptali davası ile yargılama sırasında ortaya çıkan bilirkişi marifetiyle rapora da yansıyan 75.000,00 TL tutarında bir ödeme-alacak tahsilatı olduğunu, öyleyse davacının huzurdaki dava ile talep etmiş olduğu tutarın ödenmemiş kısmının 54.857,23 TL değil sadece 5.000,00 TL olduğunu, öte yandan davacı asılın İlk Derece Mahkemesi huzurunda ettiği yemin neticesinde faturada yer almasına rağmen teslim edilmeyen bir adet 25.606,00 TL tutarında malzemenin olduğunun da netleştiğini, 80.000,00 TL'lik alacağı olduğunu ve bir lira dahi tahsil etmediğini beyan eden bu doğrultuda icra takibi başlatıp akabinde itirazın iptali davasını açan davacının yargılama sırasında ortaya çıkan gerçekler neticesinde 75.000,00 TL çek bedeli ile 25.606,00 TL teslim edilmeyen mal bedeli dikkate alındığında davacının 20.606,00 TL'lik fazla bir hakka kavuştuğunu, neticede tarafların talepleriyle bağlılık ilkesi ile davanın açıldığı zamanda geçerli olan şartlara göre karara bağlanması ilkesi gereği hüküm verilmesi ve müvekkili şirket aleyhine değil davacı taraf aleyhine tazminata hükmedilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesinin bu talebini de dikkate almadığını, ayrıca İlk Derece Mahkemesinin kararında da belirttiği üzere hesaplama hatasının düzeltilmesi gerektiğini, müvekkili firmaya teslim edilmeyen malzemenin alacak bedelinden düşümü yapılırken KDV de dahil edilerek teslim edilmeyen malzeme bedeli 21.700,00 TL değil 25.606,00 TL olması gerektiğini beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; Dava, 2004 sayılı İİK'nın 67. maddesi gereğince faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilâmsız icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. 2004 sayılı İİK m. 67/1 hükmüne göre; takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2021/51619 E. sayılı dosyasının incelenmesinden; davacı/takip alacaklısı tarafından davalı/takip borçlusu aleyhine 80.000,00 TL ödenmeyen fatura alacağı için Örnek No: 7 ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı/takip borçlusuna 14/06/2021tarihinde tebliğ edildiği, davalı/takip borçlusu tarafından 18/06/2021 tarihli dilekçe ile itiraz edildiği, itirazın yasal (7) günlük sürede olduğu, borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisindeki itirazı üzerine takibin 2004 sayılı İİK m. 66 hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, davanın da yasal (1) yıllık sürede 27/10/2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, takip konusu fatura nedeniyle davalının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2004 sayılı İİK m. 67 hükmünde düzenlenen itirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı HMK'nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. 6100 sayılı HMK'nun ''Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil Olması'' başlıklı 222. maddesi: "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklindedir. Öte yandan; davalının, davacı yanca icra takibine dayanak yapılan faturaları ticari defterlerine kaydetmesi ve BA formuyla ilgili Vergi Dairesine bildirmesi durumunda; faturalara konu malların davalıya teslim edildiğine dair bir karine oluşturacağı gözetildiğinde, karinenin aksini ispat külfeti davalıdadır (Yargıtay 11. HD'nin 10/09/2024 tarih ve 2023/4573 E., 2024/6202 K. sayılı kararı). Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesinde; taraflara ait ticari defterlerin bilirkişi tarafından incelendiği, davaya konu takibe dayanak yapılan ..... nolu e-arşiv faturanın davacı ve davalının yasal ticari defter kayıtlarında yer aldığı, davacı yanca icra takibine dayanak yapılan faturanın davalı tarafça ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda faturalara konu malların davalıya teslim edildiğine dair bir karine oluştuğu, davalı tarafın basiretli tacir sorumluluğu gereği kendi defterine kaydettiği ve BA formuyla vergi dairesine bildirdiği fatura nedeniyle sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Davalının icra takibine konu fatura borcunun tamamının müvekkili tarafından ödendiğine yönelik istinaf itirazının incelenmesinde; davacı tarafından İlk Derece Mahkemesi kararı istinaf edilmemekle, iki adet çek tutarı olan 75.000,00 TL tutarında davacı tarafa davalı tarafından takip konusu faturaya ilişkin ödeme yapıldığı hususu kesinleşmiştir. Davacı asıl tarafından dava konusu faturanın 2. sırasında belirtilen 21.700,00 TL (KDV hariç) tutarındaki "regülatör trifaze servo otomatik tip mikro işl. 150 kwa" adlı malzemenin davalı firmaya teslim edilmediğine dair yeminin 06/07/2022 tarihli celsede eda edilmiş olması nedeniyle regülatörün KDV dahil bedelinin de davacı alacağından düşülmesi gerekir. İlk Derece Mahkemesince bu husus karar gerekçesinde belirtilmekle birlikte, hükmün, kısa karar ile uyumlu şekilde verildiği anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince davacı alacağının sehven fazla hesaplanması ve hükümde bu husus belirtilerek yazılı şekilde karar verilmesi usûl ve yasaya aykırı olmuştur. Regülatör bedelinin KDV'sine ilişkin kısmın da davacı alacağından düşülmesi gerektiği anlaşıldığından bu kısım yönünden davalı tarafın istinaf istemi yerinde görülmüştür. Bu itibarla, toplam 129.857,23 TL fatura bedelinden, 75.000,00 TL tutarında çek ödemesi, 21.700,00 TL regülatör bedeli ve 3.906,00 TL KDV bedeli düşüldüğünde davacının 29.251,23 TL tutarında alacak olduğu anlaşılmıştır. Ancak davalı tarafından dava dışı ...'ye yapıldığı iddia edilen ödemeler yönünden ise ... ile davacı arasında bir irtibat ya da davacının talimatı ile ödeme yapıldığı ispatlanamadığından bu yöndeki istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Davalının icra inkar tazminatına ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde: Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun istikrar kazanmış uygulamalarına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için; usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (Yargıtay HGK'nın 08/02/2022 tarihli ve 2018/(18)5-1119 E., 2022/92 K. sayılı kararı). Somut olayda, davaya konu icra takibinin dayanağı faturadaki alacağın belirlenebilir ve likit olduğu, dolayısıyla davalı aleyhine hükmedilen icra inkar tazminatının yerinde olduğu anlaşıldığından, davalı tarafın bu yöne değinen istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf istemi kısmen yerinde görülmekle, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü ile davalının Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2021/51619 E. sayılı takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptaline, takibin 29.251,23 TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki koşullar ile devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit olmakla kabul edilen 29.251,23 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 5.840,25 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmek gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; I-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının davalı vekilinin istinafına atfen KALDIRILMASINA, 6100 sayılı HMK m. 353(1)-b-2 hükmü gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, Buna göre; 1-) Davacı tarafından davalı aleyhine açılan DAVANIN KISMEN KABULÜ ile davalının Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2021/51619 E. sayılı takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptaline, takibin 29.251,23 TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki koşullar ile DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-) 2004 sayılı İİK m. 67/2 hükmü uyarınca, kabul edilen asıl alacak tutarı olan 29.251,23 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 5.840,25 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 3-) 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.998,15 TL harçtan, peşin alınan 1.366,51 TL'nin mahsubu ile bakiye 631,64 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, 4-) Davacı tarafın ödediği 59,30 TL başvurma harcı, 1.366,51 TL peşin harç ve 8,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 1.434,31 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-) Davacı tarafından yapılan 843,40 TL posta, tebligat gideri ve bilirkişi ücreti toplamının kabul/ret oranına göre belirlenen 303,62 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye tutarın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 6-) Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından anılan hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 7-) Davacı taraf davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Dairemizin karar tarihinde yürürlükte bulunan güncel Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesine göre kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 29.251,23 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 8-) Davalı taraf davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Dairemizin karar tarihinde yürürlükte bulunan güncel Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesine göre reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 9-) Diyarbakır Arabuluculuk Bürosunun 2021/741 büro, 2021/68375 arabuluculuk numaralı dosyasında dava şartı olan zorunlu arabuluculuk masrafı olarak yapılan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul/ret oranına göre belirlenen 482,60 TL'sinin davalıdan, 837,40 TL'sinin ise davacıdan alınarak Hazineye GELİR KAYDINA, bu hususta 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca gerekli işlemlerin İlk Derece Mahkemesince İCRASINA, 10-) Taraflarca yatırılan gider/delil avansından arta kısmın 6100 sayılı HMK'nın m. 333, HMK Yönetmeliğinin m. 207/1 ve HMK Gider Avansı Tarifesinin m. 5 hükümleri uyarınca ilgilisine İADESİNE, II-) İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının Hazineye GELİR KAYDINA, 566,25 TL nispi peşin istinaf karar ve ilâm harcının talep halinde İlk Derece Mahkemesince istinaf eden davalıya İADESİNE, III-) İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yapılan istinaf başvuru harcından ibaret 220,70 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, IV-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından davalı yararına vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, V-) Dairemiz kararının kesin olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 362(1)-a ve 7550 sayılı Kanun ile değişik Ek 1. maddesinin 2. fıkrası hükümleri gereğince, davalı tarafça istinafa getirilen miktarın (33.157,23 TL), davanın açıldığı 2021 yılında geçerli olan temyiz kesinlik sınırının (78.6300,00 TL) altında olması nedeniyle miktar itibarıyla KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/10/2025 Bu evrak 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.