İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhinde, müvekkilinin borçlu, eski eşi ...'nin ise kefil olarak göründüğü, keşide yeri İstanbul, keşide tarihi 19.05.2015, ödeme tarihi 30.12.2015 olan 16.500 TL bedelli senet ile İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası kapsam…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1723 KARAR NO : 2026/59 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/05/2023 NUMARASI : 2020/623 E. - 2023/446 K. DAVANIN KONUSU: İstirdat (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhinde, müvekkilinin borçlu, eski eşi ...'nin ise kefil olarak göründüğü, keşide yeri İstanbul, keşide tarihi 19.05.2015, ödeme tarihi 30.12.2015 olan 16.500 TL bedelli senet ile İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatıldığını, söz konusu takibin ödeme emrinin muhtarlığa tebliğ edildiğini, bu durumun müvekkili tarafından itiraz süresi geçtikten sonra öğrenildiği için üzerindeki imza kendisine ait olmadığından bahisle itiraz edilemediğini ve takibin kesinleştiğini, akabinde İstanbul 19. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/493 E sayılı dosyası ile "imzaya itiraz" davası açılmışsa da, işbu davanın, itiraz süresi geçmiş olduğu için reddedildiğini, ardından İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/334 E. Sayılı dosyası ile, "kambiyo vasfına haiz olmayan senetle ilgili kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip" başlatılmış olduğu için "icra memur muamelesini şikayet" davası açıldığını, işbu davanın da süresinde açılmadığı için reddedildiğini, son olarak resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, Büyükçekmece Cumhuriyet Savcılığı'nın 2019/31915 sayılı numaralı dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunda, senet üzerindeki imzanın müvekkile ait olmadığının tespit edilmiş, iddialarının ispatlanmış olduğunu, şüpheliler açısından soruşturmanın devam etmekte olduğunu, müvekkilinin cebri icra tehdidi altında kaldığını ve maddi imkansızlıklar sebebi ile menfi tespit davası açamadığını, 16.500 TL'lik borç için, sürücü kursu sahibi müvekkilin toplamda 11 adet aracına ve 1 adet gayrimenkulüne haciz konulduğunu, müvekkilinin maddi durumunun borcu kapatmaya yetmediğini, araçlardan birinin satılarak borcun ödenebilmesi için alacaklı vekili Av. ...'ın hesabına 21/01/2020 tarihinde 1.000,00 TL haczin fekki için harç ücreti gönderildiğini, akabinde haczin kaldırıldığını, aracın değerinden çok düşük bir ücrete satıldığını, 23.01.2020 tarihinde yine Av. ... hesabına 26.435,84 TL gönderildiğini ve müvekkilinin borçlusu olmadığı bir senedi ödemek durumunda kaldığını, Büyükçekmece Cumhuriyet Savcılığı'nın 2019/31915 sayılı dosyası kapsamında alınan 06.11.2019 tarihli bilirkişi raporu ile senet üzerindeki imzaların müvekkiline ait olmadığının tespit edildiğini, müvekkilinin davalıya ne bu senet nezdinde ne de senet harici hiçbir borcu bulunmaması, senedin sebepten mücerret olduğu hususu da göz önünde bulundurularak müvekkilinin uğradığı maddi ve manevi zararların talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla; İstanbul 7. İcra Müdürülüğü'nün ... E sayılı dosyası kapsamındaki takip sonucu faiz ve harçlar dahil ödenmiş olan 27.435,84 TL'nin ödeme tarihi olan 23/01/2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile geri ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından daha önce de İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/280 E sayılı dosyası ile yine istirdat davası açılmış olup açılan bu davanın TTK'nın 5/A-1 , HMK 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedildiğini, dosyanın esasına ilişkin olarak davacı tarafın talep ettiği 27.435,84TL tutarındaki meblağın davacı borçluya karşı başlatılmış olan İstanbul 7. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasındaki kambiyo senetlerine mahsus olan icra takibi alacaklarına ilişkin olduğunu, davacı borçluya karşı başlatılmış olan İstanbul 7. İcra Müdürlüğü dosyasının ödeme emrinin davacı borçluya 25.05.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, davacı borçlunun kambiyo senedine dayalı bu alacağı ödememek ve süre kazanmak adına önce İstanbul 19. İcra Hukuk Mahkemesi 2018/493 Esas sayılı dosyasında imza inkarına ilişkin dava açmış olduğunu ancak davasının reddedildiğini, daha sonra İstanbul 16.İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/334 Esas sayılı dosyasında da dava açtığını ve bu davasının da reddedildiğini, davacı borçlunun haksız ve hukuki dayanaktan uzak olan taleplerinin İstanbul 19. İcra Hukuk ve İstanbul 16. Hukuk Mahkemelerince de haksız olarak değerlendirildiğini, müvekkilinin lehine sonuçlandığını, davacı tarafın haksız ve hukuktan yoksun bu taleplerinin mahkeme nezdinde açılan bu dava ile devam ettirildiğini, davacı borçlunun, düzenleme tarihi 19.05.2015, vadesi 30.12.2015 olan ve vadesi gelen bonoyu sürünmece de bırakarak, esas borcu ödememek adına İcra Mahkemelerinde haksız ve hukuktan yoksun itirazlar ve şikayetlerle dava açtığını, ayrıca davacı borçlunun dava dilekçesinde iddia etmiş olduğu üzere cebri icra tehdidi altında borcu ödemek zorunda kaldığı iddiasının zaten icra hukukunun amacının cebri icra tehdidi altında borcun ödenmesi sağlamak olduğundan kanunun amacına aykırılık teşkil ettiğini beyan ederek davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2020/623 esas, 2023/446 karar sayılı, 24/05/2023 tarihli kararı ile; "Davalı taraf, dava konusu bono üzerindeki imzanın davacıya ait olduğunu kanıtlayamamış, dava konusu 19/05/2015 tanzim ve 30/12/2015 vade tarihli 16.500,00 TL'lik bonoya dayalı İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı icra takibi nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, ödenmiş olan 27.435,84 TL'nin 23/01/2020 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte istirdatı ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin davanın KABULÜ ile 27.435,84 TL'nin 23/01/2020 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte istirdatı ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar vermiştir. İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin istirdat davasının kabulüne dair verdiği kararın hukuka ve esasa aykırı olduğunu ileri sürerek, davacı tarafından daha önce açılan istirdat davasının dava şartı yokluğundan usulden reddedildiğini, borçlunun kambiyo senedine dayalı alacağı ödememek ve süre kazanmak amacıyla icra hukuk mahkemelerinde açtığı imza inkarına ilişkin davaların da reddedildiğini, davacının cebri icra tehdidi altında ödeme yapma iddiasının icra hukukunun amacına aykırı olduğunu, yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı ve tek taraflı olduğunu, imza karşılaştırmasına ilişkin özelliklerin tam olarak belirlenip denetime elverişli bir raporla ortaya konulmadan eksik araştırma ile hüküm kurulduğunu belirterek, istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep ettmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın dilekçesinde belirttiği önceki hukuki süreçlerin somut dava konusuyla bir ilgisi olmadığını, görülmekte olan istirdat davasının senet üzerindeki imzanın müvekkile ait olmaması ve icra takibi nedeniyle haksız ödeme yapmak zorunda kalınması sebebiyle açıldığını, müvekkilin eski eşinin Büyükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesinde senet üzerindeki imzanın kendisine ait olduğu anlaşılmak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçundan hapis cezası aldığını, dosyada mevcut diğer delillerle iddialarının ispat edildiğini, yerel mahkemede alınan 24.01.2023 tarihli bilirkişi raporunda ise Yargıtay içtihatlarına uygun, somut, ayrıntılı ve denetime elverişli bir şekilde senet üzerindeki imzanın müvekkile ait olmadığının tespit edildiğini ve davalının bu raporun hangi kısmının denetime elverişsiz olduğunu açıklayamadığını belirterek, kötü niyetli olarak süreci uzatmak amacıyla istinafa başvurduğu açıkça ortada olan davalının istinaf başvurusunun reddine ve yerel mahkeme kararının kesinleşmesine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; İİK'nın 72. maddesi kapsamında, icra takibine dayanak bono üzerindeki imza inkarına dayalı olarak ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Dosyanın tetkikinde; icra takip dosyasına dayanak 19/05/2015 düzenlenme tarihli, 30/12/2015 ödeme tarihli, 16.500-TL bedelli bononun keşidecisinin davacı, lehtarının davalı olduğu, bono üzerindeki keşideci imzasının davacı tarafça inkar edildiği anlaşılmıştır. İmza incelemesi yönünden öncelikle kambiyo senedinin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belge asılları mukayeseye esas alınmak sureti ile bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin, istinaf ve temyiz kanun yolu denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle desteklenmesi gerekmektedir.İlk derece mahkemesi tarafından grafolog bilirkişi marifeti ile iki kez inceleme yaptırıldığı, ek rapor kapsamında belge asıllarının tetkik edildiği ve bononun ön yüzde bulunan keşideci imzası ile davacıya ait tüm mevcut mukayese imzalar arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından da farklılıklar saptandığından söz konusu senedin ön yüzünde bulunan imzanın, mevcut mukayese imzalarına kıyasla davacının eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığı görülmüştür. Somut uyuşmazlık imza inkarına dayalı olmakla hukuki ilişkinin varlığını, bono üzerindeki imzanın borçlu tarafa ait olduğunu ispat yükü davalı tarafın üzerinde olup “imzanın sahte olması” iddiası senetteki taahhüdün geçersizliğine yönelik mutlak def'i niteliğinde olmakla imzasını inkar eden tarafından, iyi niyetli olsa dâhi herkese karşı ileri sürülebilecektir. Dolayısıyla mevcut raporların bu kapsamda yeterli incelemeye dayalı olduğu, yeniden rapor alınması gerektirir aksi yönde bir delilin bulunmadığı, icra takibine konu bonodaki keşideci imzasının davacının eli ürünü olmadığının kesin olarak tespit edildiği anlaşılmıştır. Ayrıca icra hukuk mahkemesinin dar yetkili mahkeme olup davalı tarafça dayanılan kararların maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği, bu kapsamda davacının dava konusu bonodan dolayı sorumluluğunun olmadığı, dolayısıyla ödenen bedelin istirdadının gerektiği anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, istinaf edenin sıfatı ile HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/05/2023 tarih ve 2020/623 E., 2023/446 K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.874,14 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 468,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.405,59 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 22/01/2026