İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı adına tescilli ... numaralı tasarım 3. sırasında yer alan "..." adlı ürünün yenilik ve ayırt edicilik unsuru taşımaması nedeni ile hükümsüz kılınmasını, davalı şirketin yurtiçi ve yurtdışında bilinen ürünleri kötüniyetle tescil al…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1851 Esas KARAR NO: 2026/187 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 27/03/2023 NUMARASI : 2022/3 E. - 2023/87 K. DAVANIN KONUSU: Tasarımın Hükümsüzlüğü İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı adına tescilli ... numaralı tasarım 3. sırasında yer alan "..." adlı ürünün yenilik ve ayırt edicilik unsuru taşımaması nedeni ile hükümsüz kılınmasını, davalı şirketin yurtiçi ve yurtdışında bilinen ürünleri kötüniyetle tescil alıp rakipleri aleyhine haksız rekabet yaptığı göz önüne alındığında davalının ilgili tescil belgesine dayanarak yapacağı tüm hukuki işlemlerin, lisans sözleşmelerinin tedbir taleplerinin tedbiren durdurulmasını, dava konusu tasarımın üçüncü kişilere devrinin engellenmesi için Türk Patent nezdinde tedbir konulmasını karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı tespit edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2022/3 esas, 2023/87 karar sayılı, 23/03/2023 tarihli kararı ile; "Toplanan deliller, benzerlik incelemesine yarar tasarım tescilleri, hükme esas alınan 13/03/2023 tarihli bilirkişi raporu bir arada değerlendirildiğinde, davalı tarafın tescilli tasarımında, tasarımcının seçenek özgürlüğüne rağmen anonim yapılı gövde üzerine genel geometrisi ve kütle formu içinde konumlanan iç/dış giysiler için “işlevsel/ Fonksiyonel eklentiler” mevcut olduğu, askı telin oturduğu gövdenin altında destek mukavemet parçasından kaynaklı kısmi farklılıklara rağmen benzerlik olduğu, bütünsel bakış ve bilgilenmiş kullanıcı nezdinde bırakacağı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı ve birbirleri üzerinde aynı ürün ailesinin bir parçası görünümünde iltibas yaratacak kadar benzer olarak algılanacağı kanaatine varılmakla davanın KABULÜ İLE; davalı adına TPMK nezdinde ... numara ile tescilli tasarımın üçüncü sırasında yer alan ... isimli tasarımın hükümsüzlüğüne" karar vermiştir. İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesi, tensip zaptı ve dosyaya sunulan bilirkişi raporları dahil yargılamaya dair hiçbir işlem ve kararın, usulüne uygun şekilde HMK m. 122, c.1 uyarınca müvekkiline tebliğ edilmediğini, Anayasa m. 36. hükmü uyarınca müvekkili firmanın savunma ve adil yargılanma hakkının kısıtlandığını, bilirkişi raporunun 30.03.2023 tarihinde tebliğ edildiği halde açıkça itiraz süresinin dahi dolmadığı 23.03.2023 tarihli duruşmada hükümsüzlük kararı verildiğini ve bu yönüyle tümüyle usulsüz bir dava yürütüldüğünü, dosya mündericatında mevcut tebliğlerin usulüne uygun yapılmadığı gibi yargılamanın da usulüne uygun yapılmadığını, yazılı yargılama aşamasının sona erdirildiği ve sözlü yargılamaya geçileceği ve katılmayan tarafın varlığında dahi karar verileceğine ilişkin müvekkili firmaya tebligat dahi yapılmadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmadığını, bilirkişi raporunun kendi içerisinde çelişkiler barındırdığını, davacının kötü niyetle hareket ettiğini, 3 sıra nolu tasarımın hükümsüzlüğüne dair verilen kararın Anayasa, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, HMK m. 122 ve ilgili hükümleri ile Tebligat Kanunu ilgili hükümlerine göre tebliğ yokluğu nedeniyle müvekkil firmanın savunma hakkının kısıtlanması ve adil yargılanma hakkının tümüyle elinden alınmış olması bakımından hukuken yok hükmünde sayılacağından usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dosyada davalıya çıkarılan tüm tebligatların usulüne uygun olduğunu, davalının bilirkişi raporu hakkında yaptığı ithamların yerinde olmadığını, davalı tarafından söz konusu tasarıma dayanılarak açılan davalardan bir kısmının derdest olduğunu, dava konusu tasarımın "Yenilik ve Ayırt Edicilik Unsuru Taşımadığı" bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, müvekkilinin ürünlerinin dava konusu tasarım tescilinden çok daha önce tasarlandığından mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davalının istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; davalı adına ... numara ile tescilli ... tasarımının yenilik ve ayırt edicilik kriterlerine hâiz olmadığı iddiasına dayalı olarak hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Hükmi şahıslara tebligatın hangi şekilde yapılacağı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (TK) 12. ve 13. maddelerinde belirtilmiştir. Tebligat Kanunu'nun 12. maddesine göre; hükmi şahıslara tebligat, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır. Şirketin tebligat adresinin, tevziat saatlerinde kapalı bulunması veya tebligatın alınmasından imtina edilmesi halinde, bu adrese Tebligat Kanunu'nun 35/4. maddesine göre tebligatın yapılması gerekmektedir. Tebligat Kanunu'nun "Adres Değiştirmenin Bildirilmesi Mecburiyeti" başlıklı 35. maddesinin 4. fıkrasına göre; "Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmi kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır." Şirketin ticaret siciline bildirdiği adresine çıkartılan tebligat, adresin kapalı olması veya bu adresten taşınmış bulunması nedeni ile tebliğ edilemeden iade edilmiş ise Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ evrakının bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Açıklanan kanuni düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; davalı şirketin dava dilekçesinde gösterilen adresine çıkarılan dava dilekçesi ekli tebligatın adresin kapalı olup tanınmadığından bahisle iade edildiği, bunun üzerine dava dilekçesi, tensip zaptı ve bilirkişi raporunu içerir tebligatların TK 35. maddesine göre davalının ticaret sicil adresine çıkarıldığı, tebliğ evraklarının bir parçasının muhatabın kapısına yapıştırılarak tebligatın yapıldığı anlaşılmıştır. Bu yönü ile davalı iddiasının aksine ilanen tebligat yapılmadığı, ilk derece mahkemesi tarafından Tebligat Kanunu'na uygun şekilde hareket edildiği saptanmıştır. Ancak bilirkişi raporunun davalı tarafa TK 35. maddesine göre 30/03/2023 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ süreci ile iki haftalık kanuni beyan süreleri beklenmeden 23/03/2023 tarihinde karar verildiği anlaşılmıştır. Savunma hakkı Anayasamızın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde; "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır. İddia ve savunma hakkı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmış olup anılı maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat hakkı"nı da içerdiği vurgulanmıştır. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkının, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma hususlarını içerdiği açıktır. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Dolayısıyla huzurdaki davada bilirkişi raporuna yönelik tebliğ süreci ile beyan süreleri beklenmeden davalı tarafa beyan/ itirazlarını sunma imkanı tanınmadan karar verilmesi ve bu itibarla davalının hukuki dinlenilme hakkı kısıtlanarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın belirtilen eksikliğin giderilmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 27/03/2023 tarih, 2022/3 E. 2023/87 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 05/02/2026