İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1960 yılından beri resim sanatıyla profesyonel olarak ilgilenen, sanat ve resim camiasında adı iyi bilinen yaşayan önemli ressamlarında biri olduğunu, ... Kulübü başkanı ...’nın aralarındaki dostluğun bir nişanesi olarak ...’nın davaya ko…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1341 KARAR NO : 2025/1710 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 22/02/2023 NUMARASI : 2021/292 E. - 2023/49 K. DAVANIN KONUSU: Tecavüzün Meni ile Eser Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüz İddiasına Dayalı Maddi ve Manevi Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1960 yılından beri resim sanatıyla profesyonel olarak ilgilenen, sanat ve resim camiasında adı iyi bilinen yaşayan önemli ressamlarında biri olduğunu, ... Kulübü başkanı ...’nın aralarındaki dostluğun bir nişanesi olarak ...’nın davaya konu yağlıboya portresini 1988 yılında resmettiğini ve ...’ya hediye ettiğini ayrıca davaya konu söz konusu tablonun, ... Kulübü üyeleri ve taraftarı arasında ikon olduğunu toplumun her kesimince ... ile özdeşleşir hale geldiğini söz konusu tablonun müvekkilinden izin alınmaksızın davacının yapımcısı olduğu Şevkat Yerimdar isimli dizide kullanılması nedeniyle şimdilik 100,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tablonun mülkiyetinin ...’ya ait olduğunu, davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı, ...'nın halka mal olmuş bir kişi olduğunu, davacının taleplerinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2021/292 esas, 2023/49 karar sayılı, 22/02/2023 tarihli kararı ile; "Davanın KABULÜ ile, davalı kullanımlarının davacıya ait eser sahipliğinden kaynaklanan haklarına, tecavüzün menine, FSEK madde 68 uyarınca 10.000,00 TL tazminatın üç katı oranındaki 30.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar vermiştir. İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme dosyasındaki eski beyan ve itirazlarının saklı kalması kaydıyla, hukuki mesnetten yoksun ve hak ihlali içeren bilirkişi ek raporunun esas alınarak hazırlanan davacı ıslah dilekçesinin kabulünün mümkün olmadığını, bu nedenle davacının talepleri gözetilerek verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, öncelikle dava türü, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının devam ettiğini, davanın niteliğinin belirsiz alacak davası mı yoksa kısmi dava mı olduğunun açıkça belirtilmemesi nedeniyle Yargıtay içtihatları uyarınca kısmi dava olarak kabulü gerektiğini, ancak kısmi davanın hukuki menfaat yokluğu nedeniyle (harçtan kaçınma amacı taşıdığından) reddedilmesi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının da objektif olarak alacak miktarının belirlenebilecek olması nedeniyle (HMK m.107’ye aykırı olarak) mümkün olmadığını, esas yönünden ise dava konusu ... portresinin 5846 sayılı Kanun uyarınca sahibinin hususiyetini taşımaması ve genelin üstünde bir özellik barındırmaması nedeniyle eser mahiyetinde olmadığını, bu durum gözetilmeden bilirkişi raporunda hak ihlali ve tazminat değerlendirmesi yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, eserin kamuya mal olmuş ve yıllardır serbestçe yayımlanan bir fotoğraf olduğunu, dizide sadece arka fonda ve saniyelerle ifade edilen sürede kullanıldığı için ticari menfaat niyeti taşımadığını, bilirkişi tarafından emsal sözleşme ve rayiç bedel olmamasına rağmen haksız ve fahiş miktarda maddi tazminat hesaplaması yapılmasının kabul edilemez olduğunu, aksinin kabulü halinde dahi FSEK m.68 uyarınca tazminat miktarının rayicin en çok üç katı olabileceğini ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak en çok emsal rayiç bedeli tutarında hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca davacının ıslah dilekçesinde manevi tazminat talebi bulunmadığından bu yönde hüküm kurulmaması gerektiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; tecavüzün men'i ile eser sahipliğinden kaynaklanan haklara tecavüz iddiasına dayalı olarak FSEK 68. maddesi uyarınca maddi tazminat ile manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekil tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Dosyanın tetkikinde; her ne kadar davalı tarafından davanın, kısmi yahut belirsiz alacak şeklinde açılıp açılmadığı konusunda belirsizlik olduğundan reddi gerektiği istinaf sebebi yapılmış ise de dava dilekçesi içeriğinde davanın belirsiz alacak davası şeklinde açıldığının açıkça belirtildiği, tahkikat aşamasında talep arttırım dilekçesinin sunulduğu, davacı tarafın FSEK m. 68'e dayalı maddi tazminat talebi yönünden belirsiz alacak davası ikame etmesinde hukuki menfaatinin bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafça portrenin eser vasfında olmadığı savunulmuş ise de davaya konu portre/ yağlı boya tablosu eser vasfı yönünden tetkik edildiğinde; FSEK'in 1/B maddesinde tanımı yapılan; ''Eser: Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri'' düzenlemesi ile FSEK 4. maddesi kapsamında eser sahibinin bütünlük, tonlama, çizgi gibi unsurlar bakımından hususiyetini taşıdığı, güzel sanat eseri kategorisine dâhil olduğu, böylece FSEK kapsamında koruma altına alınan güzel sanat eseri niteliğini hâiz olduğu ayrıntılı, gerekçeli şekilde hazırlanmakla hükme esas alınmaya elverişli bulunan bilirkişi raporu ile saptanmıştır. Bu kapsamda davalı tarafın aksi yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacının FSEK kapsamında hak iddia edemeyeceği ileri sürülmüş ise de FSEK 11. maddesinin; ''Yayımlanmış eser nüshalarında veya bir güzel sanat eserinin aslında, o eserin sahibi olarak adını veya bunun yerine tanınmış müstear adını kullanan kimse, aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılır. (Değişik: 7/6/1995 - 4110/5 md.) Umumi yerlerde veya radyo-televizyon aracılığı ile verilen konferans ve temsillerde, mutad şekilde eser sahibi olarak tanıtılan kimse o eserin sahibi sayılır, meğer ki, birinci fıkradaki karine yoluyla diğer bir kimse eser sahibi sayılsın'' düzenlemesi gereğince davacının sunduğu portre görselinde davacının imzasının bulunduğu, “Beşiktaşın Dervişi ...” isimli kitap iç kapağında yer alan kapak resminin davacı “... ...”na ait olduğu bilgisinin yer aldığı görülmekle anılı yasal düzenleme kapsamında davacının eser sahibi olduğu, böylece FSEK kapsamında mali ve manevi hak sahibi olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla davalı tarafça da kullanımı kabul edilmekle, yapımcısı olduğu ...r isimli dizide, davacının eser sahibi olduğu tablonun, dizinin ana kahramanının olduğu sahnede arka fonda duvara asılı şekilde görülmesine dayalı eylem nedeni ile davacının mali haklarından FSEK md. 22'de belirtilen çoğaltma, FSEK md. 23'te belirtilen yayma hakkının, manevi haklardan ise FSEK md. 15'te belirtilen eser sahibi olarak adın belirtilmesi hakkı ile FSEK md. 14'te belirtilen umuma arz hakkının ihlal edildiği saptanmıştır. Davalı tarafça maddi tazminat miktarının fahiş olduğu ileri sürülmüş ise de bilirkişilerce rayiç değerlendirilmesinin yapıldığı, raporda belirlenen 10.000 TL bedelin rayiç açısından davaya konu eserin türü, niteliği, beğeni ölçüsü kullanım mecrası ( dizide sadece arka fon olarak kullanılması) süresi ve yoğunluğu da dikkate alındığında sektör bilirkişisince belirlenen 10.000-TL rayiç bedelin somut olay adaletine uygun olduğu anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle, istinaf edenin sıfatı ile HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 22/02/2023 tarih ve 2021/292 E., 2023/49 K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.390,85 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.639,52 TL harcın mahsubu ile bakiye 751,33 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/12/2025