İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin, uzun yıllardır bayan giyim tekstili alanında faaliyet gösterdiğini, tüm marka ve endüstriyel tasarımlarını mevzuatın öngördüğü şekilde TPMK nezdinde tescil ettirdiğini, bir takım ürünlerinin ise SMK gereği tescilsiz olarak korunmaya …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/757 Esas KARAR NO : 2025/1465 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 13/10/2022 NUMARASI : 2021/379 E. - 2022/133 K. DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Tecavüzün Tespiti İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin, uzun yıllardır bayan giyim tekstili alanında faaliyet gösterdiğini, tüm marka ve endüstriyel tasarımlarını mevzuatın öngördüğü şekilde TPMK nezdinde tescil ettirdiğini, bir takım ürünlerinin ise SMK gereği tescilsiz olarak korunmaya sahip olduğunu, davalı tarafından müvekkilinin tescilsiz dava konusu tasarım ürünü ile iltibas yaratacak derecede ve hatta ayniyet derecesinde birebir benzeyen ürünleri müvekkili tarafından herhangi bir hak tanınmaksızın veya arada herhangi bir lisans sözleşmesi olmaksızın haksız ve hukuka aykırı bir şekilde üretildiği ve/veya satıldığını, davalının bu eylemlerinin müvekkilinin tescilsiz tasarımından doğan sınai hakkına tecavüz etmekle kalmayıp aynı zamanda haksız rekabete de yol açtığını, davalının eylemlerinin tespiti için İstanbul 2. FSHHM'nin 2020/165 D.iş sayılı dosyasında keşif yapıldığını, keşif esnasında davalının; "... GİYİM” mağazasında davaya konu müvekkiline ait tescilsiz korumaya sahip tasarımın birebir benzer ve karıştırılmaya sebebiyet verebilecek 6 farklı tunik tasarımının satışa hazır olduğunun marifetiyle tespit edildiğini, davalının davaya konu müvekkilinin tescilsiz ürünlerinin benzerlerini ticari amaçla ürettiğini, perakende şekilde piyasaya sunduğunu, tüketiciye arz ettiğini, bu haksız kullanım sayesinde ticari kar elde ettiğini ve basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini, bu taklit ürünlerin piyasada olmasının, satışının yapılmasının haksız rekabete sebep olduğunu ve müvekkilini zarara uğrattığını, bu nedenlerle dava konusu ürünün satışının, piyasaya arzının engellenmesi ve taklit tasarımların el konulmak suretiyle toplatılması için mevcut delil durumunun yeterliliği dikkate alınarak ihtiyati tedbir istemlerinin kabulünü, müvekkiline ait dava konusu tasarıma yönelik fiilin tecavüz olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün önlenmesini, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınmasını, özellikle masrafların tecavüz edene ait olmak üzere ele geçirilen ürünlerin imhasını, haklı bir sebebin veya menfaatin bulunduğu kabul edilerek, masrafları davalıya ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesini ve ilgililere tebliğ edilmesini, gerek bu davada, gerekse İstanbul 2. FSHHM'nin 2020/165 D.İş, sayılı dosyasındaki yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı taleplerinin zaman aşımına uğradığını, davanın zaman aşımı nedeniyle reddini, davacının hak iddiasında bulunduğu tescilsiz tasarımın, her hangi bir özellik arz etmeyen, yenilik ve ayırt edicilik vasıflarına haiz olmayan harcı alem bir tasarım olduğunu, tasarımın korunabilmesi için "yeni" ve "ayırt edici" olması gerektiğini, davaya konu tasarımların ayırt edicilik ve yeni olma niteliğine sahip olmadıklarından, gerek 554 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de gerekse 6769 sayılı Kanunda belirtilen tescil koşullarını taşımadığından korunmadan faydalanmasının mümkün olmadığını, bir tasarımın tescilli ve yahut tescilsiz olarak korunabilmesi için yenilik ve ayırt edicilik unsurlarına sahip olması gerektiğini, kanundan "yenilik" unsurunun, tasarımın başvuru veya rüçhan tarihinden önce sadece türkiye' de değil dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise yeni kabul edileceğinin anlaşıldığı, "ayırt edicilik" unsurundan ise tescil talebinde bulunulan tasarım ile başvuru tarihinden önce veyahut rüçhan tarihinden önce kamuya arz edilmiş bir tasarım ile yapılacak karşılaştırma ile tescil talebinde bulunulan tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim itibariyle farklı olması gerektiğini, dava konusu ürün ve benzerlerinin davacı tarafın kamuya arzından çok önce gerek sosyal medya üzerinde gerekse ülke çapındaki mağazalarda mevcut olduğunu, bilirkişilerin basit bir internet araştırmasıyla yenilik ve ayırt edicilik vasıflarına haiz olmadığının tespit edilebileceğini, ayrıca davacının hak iddiasında bulunduğu uzun yıllardır uygulanan, bilinen bir model olduğuna ilişkin görsellerin sunulacağını, müvekkiline ait ürün ile tespit isteyen firmanın tasarımı karşılaştırıldığında, müvekkiline ait ürünün genel görünüm itibariyle farklı olduğunu, müvekkilinin ürününde kullanılan işleme ve detaylar ile kullanılan malzemelerin kalitesinin, dikim özellikleri bir arada değerlendirildiğinde müvekkilinin ürünü ile davacı tasarımının arasında büyük farklılıkların bulunduğunu, her iki ürünün tüketici nezdinde benzer olarak algılanmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın talep etmiş olduğu maddi tazminata ilişkin istemlerin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, maddi tazminat istenebilmesi için ortada bir kusurun bulunması ve bu kusurun ispatlanması gerektiğini, müvekkiline ait tasarımların hiçbir surette taklit niteliği bulunmadığını, ayrıca davaya konu tasarımların harcı alem nitelikte olduğu da göz önünde bulundurularak, dayanağı olmayan iddialarla maddi tazminat isteminde bulunulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, maddi zarar kanıtlanmadan tazminat hesabı yapılmasının mümkün olmadığını, afaki, dayanaksız tazminat talebinin reddi gerektiğini, davacı tarafın talep etmiş olduğu manevi tazminata ilişkin istemlerin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkiline ait tasarımların hiçbir surette taklit niteliği bulunmadığını, manevi zarardan bahsedebilmek için, bir tarafın haklarının ihlal edilmiş olması gerektiğini, buna göre, zarar gördüğünü iddia eden tarafın söz konusu ihlâl sonucunda kişiliğinde, manevi varlığında objektif olarak meydana gelen bu eksilmeyi yaşaması, duyması, onu hissetmesi, bunun sonucunda elem, ızdırap duyması gerektiğini, davaya konu tasarımlar ile müvekkiline ait tasarımla arasında hiçbir benzerlik bulunmaması nedeniyle davacı tarafın haklarının ihlal edilmesi gibi bir durum ve bunun sonucunda elem, ızdırap duyması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, haksız rekabetin de koşullarının oluşmadığını, ihtiyati tedbirin koşulları oluşmadığından, davacının haksız ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiğini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Sunulan bilgi ve belgelerden: Davacının tasarımının 3 yıldan daha uzun bir süre ile kamuya sunulduğu, bu çerçevede TTK 54 ve devamında düzenlenen haksız rekabet hükümleri çerçevesinde ihlal iddiasının değerlendirilmesi gerekir; bilindiği üzere haksız rekabet TTK 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, dürüstlük kuralına aykırı olarak ekonomik düzeni bozan, ekonomik düzenin aktörleri aleyhine sonuçlar doğuran hareket ve fiillerin tümünü ifade eder. Haksız rekabet hukuku da haksız fiilin bir türü olarak, haksız rekabet faili ile mağduru arasında dürüstlük kuralına uyma şeklinde hukuk düzeni tarafından tahmil edilen vazifeye muhalefet sebebiyle doğan bir zararı veya zarar tehlikesini bertaraf etmeyi amaçlayan hukuki bir kurumdur. Haksız rekabette korunan hak, herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir hak olup bu hakkın mutlaka ticari bir işletme ile ilgili olmasına ve tarafların rakip olmasına da gerek yoktur. TTK 55/1-a-4 bendine göre; “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” haksız rekabet sayılır. Bu bent en çok uygulama alanı olan haksız rekabet halidir. Bu bent kapsamında haksız rekabetin söz konusu olabilmesi için; sahipleri farklı iki mal, iş ürünü, faaliyet, iş vb. olmalı, iki farklı mal, iş ürünü, faaliyet, iş vb.den birisinin daha önce meydana getirilmeli(öncelik unsuru), sonradan meydana getirilen mal, iş ürünü, faaliyeti veya işlerin başkası tarafından önceden meydana getirilenler ile dış görünüş veya duyuruş yönünden aynı veya benzer olarak yaratılmalı, eylemin başkasının mal, iş ürünü faaliyeti veya işleri ile karıştırılma yaratma niteliği bulunmalıdır. Karıştırılma (iltibas), aynen veya benzerini kullanma şeklinde gerçekleşebilir. Serbest yararlanma ve benzetmenin, taklit ve halkı aldatıcı düzeydeki benzerlik boyutuna ulaşması ve bir işletmenin yıllar süren yatırımı ve özenli çalışması sonucunda oluşturduğu imajı simgeleştiren bir ürünün taklidi halinde haksız rekabet vardır. Dürüstlük kurallarına aykırı olmamak koşulu ile herkes başkasının emeğinin sonuçlarından yararlanarak daha iyisini gerçekleştirmek ve rekabete katılmak hakkını haizdir, ancak dürüstlük kurallarının ihlal edildiği noktada koruma başlar. Haksız rekabet hukukunun konusu, dürüstlük ilkesine aykırı ticaret yönetim ve uygulamalarına karşı işletmesel çabayı, birikimi ve yatırımı kapsayan emeğin korunmasıdır. Karıştırılmanın (iltibasın) varlığının tespiti, bilirkişi aracılığıyla yapılır. Tespitte ölçüt; söz konusu ürünün orta yetenekteki olağan müşteri ya da malın hitap ettiği alıcıların yanılma olasılıkları, bunların herhangi bir ürünün yerine diğerini satın almalarının söz konusu olup olmadığıdır. Davacı tasarımında; genel tunik elbiselerin harcıalem unsurları dikkate alınmaksızın ayırt edicilik arz eden hususun yaka kısmındaki kravat şeklindeki fular parçası olup, davalı tarafça bu unsurları içeren davacının tasarımından önce piyasaya sürülmüş ürünlere ilişkin delil sunulmadığından; Davacının tescilsiz korumaya sahip tunik tasarımı ile davalının tunik tasarımlarının bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebeple benzer olarak algılandıkları kanaatine varıldığından davanın kabulüne, davalının eyleminin; davacının tescilsiz tasarımına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine, durdurulmasına, karar kesinleştiğinde mütecaviz ürünlere el konularak masrafı davalıdan alınmak sureti ile imhasına karar verilmiştir.Davalının eyleminin; davacının tescilsiz tasarımına tecavüz teşkil ettiği, dava sonucunda davacının haklı çıktığı dolayısıyla ilan talebinde hukuki menfaat bulunduğu gözetilerek karar kesinleştiğinde hüküm özetinin, Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline karar verilmiştir, gerekçesiyle, " DAVANIN KABULÜNE, davalının eyleminin, davacının tescilsiz tasarımına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine, durdurulmasına, karar kesinleştiğinde mütecaviz ürünlere el konularak masrafı davalıdan alınmak sureti ile imhasına, -Karar kesinleştiğinde mütecaviz ürünlere el konularak masrafı davalıdan alınmak sureti ile imhasına, -Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Davacının hak iddiasında bulunduğu tescilsiz tasarım yenilik ve ayırt edicilik vasıflarına haiz olmayıp harcı alem olduğunu, kanun gereğince herhangi bir tasarımın tescilli veyahut tescilsiz olarak korunabilmesi için yenilik ve ayırt edicilik unsurlarına sahip olması gerektiğini, söz konusu tasarımın ayırt edici ve yeni olmaması harcı alem olması nedeni ile haksız rekabetten bahsedilmesinin de mümkün olmadığını,-Yerel Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davaya konu ürün hakkında harcıalem araştırması yapılmaması, dosya içerisinde mevcut bilgi ve belgeler ile değerlendirmede bulunulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, endüstriyel tasarımlarda mutlak yenilik aranmakta olup; buna yönelik incelemenin kamu düzeninden olup, resen araştırma ilkesi bulunduğunu, bilirkişiler tarafından dosyada yenilik araştırmasına yönelik bir delil olmadığından bahisle bahse konu tasarımın yenilik özelliklerine haiz olduğu şeklindeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, sınırlı ve kısıtlı bir inceleme yapıldığını, Davacı ürününün Türk ve Dünya Modasında yer etmiş, klasikleşmiş ve kamuoyu tarafından yeni ayırt edilebilecek bir tasarım olmadığını, dolayısıyla dava konusu ürün ve benzerleri davacı tarafın kamuya arzından çok önce gerek sosyal medya üzerinde gerekse ülke çapındaki mağazalarda satışı mevcut olduğunu, bilirkişilerin basit bir internet araştırmasıyla yenilik ve ayırt edicilik vasıflarına haiz olmadığı tespit edilebilecekken yalnızca dosya üzerinden inceleme yaparak tasarımın yeni olduğu sonucuna varılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu konudaki itirazlarının değerlendirilmediğini, -Dava konusu ürün yeterli incelemeye tabi tutulmaksızın, hukuka aykırı olarak tescil edilmiş harcıalem bir tasarım olduğunu, söz konusu tasarım, tescil koşullarını sağlamamasına rağmen YİDK tarafından gerekli ve yeterli incelemeye tabi tutulmaksızın tescile konu edildiğini,-Müvekkili ürünü ile davacının dava konusu tasarımının birbirinden tamamen farklı olduğunu, kumaş, detay, dikim ve bir çok yönü ile tasarımlar arasında farklılıklar bulunduğunu, bilirkişi raporunda müvekkili ürünü ile davaya konu tasarım arasındaki farklılıklar dikkate alınmaksızın inceleme ve değerlendirme yapıldığını, tasarımlar tüm yönleri incelenerek farklılıkların tespit edilerek ve tasarımcının seçenek özgürlüğünün de dikkate alınarak inceleme yapılmış olsaydı, her iki tasarımın bir birinden farklı, ayırt edici özelliklerinin ve detaylarının farklı olduğunu görüleceğini, ürününde kullanılan işleme ve detayları ile kullanılan malzemelerin kalitesi, dikim özellikleri bir arada değerlendirildiğinde müvekkili ürünü ile davacı tasarımı arasında büyük farklılıkların bulunduğunu, tunik tasarımının sahip olması gereken temel özelliklerin benzerlik incelemesinde dikkate alınmaması gerektiğini, çeşitliliğin fazla olmadığı ve bahse konu modelin sıkça rastlanılması mümkün olduğu tunik sektöründe taklit ürünlerden yahut iltibas yerine geçecek benzerlikten bahsetmenin imkânsız olacağını, -yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun kendi içerisinde çelişkili olduğunu, Bilirkişi raporunun 9. Sayfasında; "İstanbul 2.FSHHM 2020/165 D.İş Bilirkişi Raporu 3.sayfasında yer alan 2.delil tunik tasarımı ve tespit adresi ... Giyim Mağazasında tespiti ile yapılan bilirkişi raporu 4.sayfasında yer alan krem renkli Tunik tasarımları davacı taraf ... Tekstil'e ait ... Tasarımı ile benzer bulunmamıştır." şeklinde bir değerlendirme yapılmış olmasına karşın, bilirkişi raporunun sonuç kısmında ise müvekkili tasarımlarının davacı taraf ürünü ile benzer olarak algılandıklarından bahsedildiğini, sonuç kısmı ile içeriğin birbiri ile çelişkili olduğunu,-Haksız rekabetin de koşullarının oluşmadığını, davacı esasen harcı alem nitelikteki bir ürüne ilişkin hak iddiasında bulunduğundan ve davacının hak iddiasında bulunduğu ürün ile müvekkili ürünü arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığında rekabetin koşulları oluşmadığını, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; uzun soluklu kreasyonlarını tescil yoluyla koruma altına alan müvekkilinin, mevsimsel/dönemsel ürünlerini ise 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında tescilsiz olarak korumayı sürdürdüğünü, davalı taraf tasarımı müvekkili şirkete ait olan ve 2020 kataloğundaki tunik cinsi ürünlerin taklitlerini ürettiğini, müvekkilinin bilgisi ve onayı olmaksızın piyasaya arz ettiğini, bilirkişi raporlarında, davalı ürünleri ile müvekkili şirketin tasarımları karşılaştırmalı bir incelemeye tabi tutulduğunu, davalı yanın piyasaya sunduğu tuniklerin bütün hatlarında aynı dikiş, form, kalıp, detay ve motiflerin yer aldığı gözlemlendiğini ve nihayetinde her bir ürünün müvekkilinin 2020 kataloğundaki tescilsiz tasarımlarıyla benzer nitelikte olduğunu, harcıalem nitelikte olmadığını, davalı yanın müvekkili şirketin tasarımlarının Yeniden İnceleme Ve Değerlendirme Kurulu tarafından tescil edildiğini ikrar ettiğini, müvekkili şirkete ait katalog tasarımların daha önce de izinsiz ve bilgisiz bir şekilde kullanıldığını beyan ettiğini, Yeniden İnceleme Ve Değerlendirme Kurulu tarafından yapılan incelemenin kurumsal bir mahiyet taşımakta olup, aksini ispat yükünün davalı taraf üzerinde olduğunu, davalı taraf taklit konusu ürünlerin web sitelerinde dahi benzerlerinin bulunduğunu ve müvekkili şirket tasarımlarının harcıalem olduğunu ileri sürse de, istinaf dilekçesinde emsal bir görsel veya delile yer vermediğini, müvekkili şirkete ait tasarımlar ile davalıya ait taklit ürünlerin teknik yönden incelemeye tabi tutulduğu ve iltibas yaratacak özelliklerin görseller ile desteklendiğini, istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, Davalının eyleminin; davacının tescilsiz tasarımına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, önlenmesi, durdurulması, mütecaviz ürünlerin imhası ve hükmün ilanına ilişkindir. 08/04/2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Dosya içeriği İstanbul 2. FSHHM'nin 2020/165 D.İş sayılı dosyasındaki bilirkişi raporundan alınan görseller ile sınırlı olmak üzere; davacının tescilsiz korumaya sahip tunik tasarımı ile davalının tunik tasarımlarının bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları, davacı tasarımında genel tunik elbiselerin harcıalem unsurları dikkate alınmaksızın ayırt edicilik arz eden hususun yaka kısmındaki kravat şeklindeki fular parçası olup, dosyada bu unsurları içeren davacının tasarımından önce piyasaya sürülmüş tunik delillerine de rastlanmamış olup, davacının tunik elbisesinin ilgili alıcı grubunda iltibas yaratacak şekilde benzerinin satışa arz edilmesinin TTK 55/1-14 bendinin ihlali sayılabileceği ve TTK 56. maddesi gereğince men, ref ve tespit taleplerinin bu doğrultuda Mahkemece değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.6102 sayılı TTK’nın 54. maddesinde "Haksız rekabete ilişkin bu kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." hükmü düzenlenmiş, aynı Yasa’nın 55/1-a-4 maddesinde haksız rekabet olarak kabul edilen eylemlerden biri de "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak" olarak düzenlenmiştir.Dava tarihi itibariyle tescilsiz tasarımlar yönünden, 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 55/4, 56/4-5, 59/2 ve 69/2 maddelerinde getirilen yeni düzenlemeyle, ilk defa Türkiye’de kamuya sunulmuş olması, mutlak anlamda yeni ve ayırt edici olması koşuluyla, sadece üç yıl için koruma getirilmiştir. Söz konusu şartları taşıyan tescilsiz tasarımlara da tescilli tasarımlar gibi SMK hükümlerine göre koruma sağlanacaktır. Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacının eylemlerinin tespiti için İstanbul 2. FSHHM'nin 2020/165 D.iş, 2020/162 K. Sayılı dosyasında keşif yapılmış olduğu, sonrasında Mahkemece keşifteki tunikler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, Dava konusu benzerlik ve ayırt edici nitelik yönünden değerlendirilen tasarımların “Tunik” tasarımları olduğu, bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları tespit edilmiş ise de, tescilsiz tasarımların haksız rekabet hükümleri çerçevesinde korunabilmesi ancak ve ancak, mutlak manada yenilik ve ayırt edicilik niteliğinin bulunması, onu üreten işletmeyle bütünlük arz ederek aynen bir marka gibi işletmesel kökene işaret edecek derecede yüksek bir ayırt edicilik düzeyine ulaşması ve onunla özdeşleşmesi, öte yandan taklidini üretenlerce, işletmesel kökenleri itibariyle tasarıma konu malların işletmesel kökenlerinin karıştırılmasına yol açacak tedbirlerin alınmaması, diğer bir anlatımla hedef tüketici kitlesinin bakış açısına göre, orijinal ve taklit malların aynı veya aralarında idari, ekonomik ya da işletmesel bağ bulunan işletmelerce üretilmiş olabileceği hususunda karıştırılma ihtimaline yol açılması halinde söz konusu olabileceği, bunun dışında, orijinal tescilli tasarımlar için bile her beş yılda bir yenilenmek koşuluyla yirmi beş yıllık koruma sağlandığı ve sürenin sonunda tasarım hakkının topluma intikal edeceği kabul edildiği halde, haksız rekabet hükümlerinden ve emeğin korunması ilkesinden hareketle sırf orijinal olmasından dolayı tescilsiz tasarımlara daha fazla hak bahşedildiği de iddia edilemeyeceği (Füsun Nomer Ertan, Tasarımların Haksız Rekabet Hükümleri Çerçevesinde Korunması Artık Söz Konusu Değildir, Türkan Rado’ya Armağan, Oniki Levha, İst-2020, s. 313-317). Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 07/07/2025 tarihli 2024/6417 Esas-2025/4942 Karar sayılı kararında tescilsiz tasarımların haksız rekabet hükümlerine göre korunabilmesi için sağlanması gerektiği açıklanan şartların sağlandığının ispatlanması gerektiği, davacı tarafça dayanılan delilin katalog olduğu, davacı kataloğunun hangi tarihli olduğu konusunda açıklık bulunmadığı, ayrıca gerekçeli kararda tescilsiz tasarımlar ve haksız rekabet yönünden de, 3 yıllık kriterin varlığı aranmakla birlikte, 3 yıllık sürenin geçtiği açıklanarak, hüküm ile gerekçe arasında çelişki oluşturulduğu, SMK 69/2 maddesindeki koşullar ve yenilik araştırmasının re'sen yapılması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olduğu, mevcut delillerin anlatılan kriterler dikkate alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği, tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2-İstanbul 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 13/10/2022 tarih, 2021/379 E. 2022/133 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 06/11/2025