İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili şirketin tanınmış bir tasarımcı olduğunu ve ... markasının sahibi olduğunu, iş bu davaya konu ürünlerin2015 yılından sonra üretilip satışa sunulmaya başlandığını, tasarımı davacı müvekkili şirkete ait ürünlerin aynılarının müvekkilinin i…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2023/1871 Esas KARAR NO:2026/233 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 21/12/2022 NUMARASI: 2021/279 E. - 2022/171 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili şirketin tanınmış bir tasarımcı olduğunu ve ... markasının sahibi olduğunu, iş bu davaya konu ürünlerin2015 yılından sonra üretilip satışa sunulmaya başlandığını, tasarımı davacı müvekkili şirkete ait ürünlerin aynılarının müvekkilinin izni ve muvafakati olmaksızın davalı şirket tarafından üretilerek kendi e-ticaret sitesi üzerinden '...' markası adı altında satışa sunmuş olduğunu ve iş bu sebeple davacı müvekkilinin kanundan doğan tasarım haklarını ihlal ettiğini, tasarımı müvekkiline ait ürünün satış pazarlamasını yapan davalı şirkete Bakırköy.. Noterlik aracılığıyla ihtar yapıldığını, davalı şirketin ise Kadıköy .... Noterlik aracılığıyla ihtarı cevaplandırdığı, ancak ihtara cevabında yer alan iddia ve beyanlarının gerçeklikten uzak olduğunu, iş bu beyanların davalı şirketi sorumluluktan kurtaramayacağını, gerek gerçek dışı beyanları ile gerekse kanun hükümlerinin ortada olduğunu, davalı şirketin tasarımı davacı müvekkiline ait ürünlerin üretimini yapması ve ticari olarak web sitesinde satışını gerçekleştirmesi sebebiyle haksız kazanç elde ettiğini, davacı müvekkili şirketin davalı şirketin tecavüzü nedeniyle tüketiciye iş bu hususu açıklamak için ek masraflar yapmak zorunda kaldığını, müvekkilinin tecavüz dolayısıyla zedelenen ayırt edici gücü ve itibarı yeniden sağlamlaştırmak için sosyal medya üzerinden ve diğer mecralar kullanılarak reklam yapmak durumunda kalması nedeniyle masraf yaptığını, bununla birlikte tasarımı kendisine ait ve kamuya sunmuş olduğu ürününü kaliteli bir şekilde üreten müvekkilinin tecavüz nedeniyle ürettiğinden çok daha azını satabildiğini, iş yerinde istihdam sağlanan işçilere bu iş nedeni ile fazladan ödemeler yapıldığını, tasarım hakkında tecavüz nedeniyle ihtarname çekilmesi ve iş bu davacının açılması söz konusu olduğunu ve bu dava ve ihtarname ve noter bedellerinin müvekkilinin kendi cebinden karşılandığını, davalı şirketin ürettiği ürünlere bakıldığında davacı müvekkilinin kullandığı malzemeden oldukça düşük kalitede malzeme kullanıldığını ve çok daha düşük bedelle satıldığının görüldüğünü, davacı müvekkili şirketin emekleri ile çaba sarf ederek işçilerine istihdam sağlayarak bununla birlikte birçok masraf yaparak ürünleri üretirken davalı şirketin haksız yoldan kazanç sağladığını ve müvekkilinin itibarını sarstığını, davalı şirketin manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerden dolayı ve resen dikkate alınacak nedenlerle davanın kabulü ile davacı müvekkilinin 6769 Sayılı Kanunundan kaynaklanan haklarının ihlal edilmesi sebebi ile davalı şirketin aynı görünüm özelliğine sahip tasarımları sergilemek tanıtımını yapmak icabete davet etmek suretiyle haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespitini ve önlenmesini, pisayada davalı şirket tarafından halen devam eden var ise davacı müvekkiline ait tasarım ürünlerine ilişkin üretiminin durdurulmasını, piyasada davalı tarafından satışına devam edilen ürünlerin toplatılarak satışının önlenmesini, davacı müvekkilinin olası kar kaybı ve haksız fiil neticesinde uğradığı sair zararlar dikkate alınarak daha sonra arttırılmak üzere şimdilik 10.000,00 TL maddi, müvekkilin bu süreçte uğradığı itibar kaybına ilişkin olarak 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, davalı şirketin dava konusu ürünü satmasa idi davacı müvekkilinin elde edeceği gelir dikkate alınarak müvekkilin kar kaybının davalı şirketin defterlerinin incelenmesi sonrasında davalının karı oranınca arttırılmasını, davalının internet sitesinde tasarım ürünler açısından erişiminin engellenmesi için tedbir kararı verilmesini, mahkeme kararının kamuya ilan edilmesi amacıyla gazetede ilamına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 19/12/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini 110.250 TL'ye artırdıklarını belirtmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davaya ilişkin görevsizlik itirazlarının bulunduğunu, dosyanın görevli ve yetkili Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesini karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin 5651 Sayılı Kanun uyarınca yer sağlayıcı konumunda olduğundan hukuki bir sorumluluğunun bulunmadığını, dolayısıyla iş bu davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddi gerektiğini, dava konusu iddialara gerekçe gösterilen elbisenin tescilsiz bir tasarım olduğunu, 6769 Sayılı SMK'da tescilsiz tasarımlara tescilli tasarımlara kıyasla daha sınırlı bir koruma süresi bahedilmiş olduğunu, dava tarihinde dava konusu tescilsiz tasarımın koruma süresinin dolarak anılan elbise modelinin anonimleştiğini, bu kapsamda davacının tescilsiz tasarıma dayandırdığı mesnetsiz taleplerinin reddi gerektiğini, bahse konu tescilsiz tarımının anonim nitelikte ve kamuya arz edilmiş olduğundan somut olayda haksız rekabet bakımından bir iş ürünü bulunmadığından davacının bu yöndeki taleplerinin reddi gerektiğini, davacının 6769 Sayılı SMK hükümlerine aykırılık teşkil eden ve koruma süresi dolarak hukuki geçerliliği bulunmayan tasarım hakkına ilişkin maddi ve manevi tazminat talep etmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından dava konusu ürünlerle ilgili Bakırköy ... Noterliğin ihtarnamesine cevaben Kadıköy ... Noterliğin ihtarnamesi ile müvekkili tarafından iletilen ve fikri haklara saygı prensibi ile söz konusu ürünlerin satışının durdurulacağının iletildiğini ve ürünlerin satışının durdurulduğunu, bu kapsamda davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin bu yönden de mesnetsiz kaldığını, tüm bu nedenlerden ve de mahkemece resen taktir edilecek nedenlerle iş bu davanın SMK'nın 156. maddesi hükmüne aykırı şekilde görevsiz mahkemede açıldığından mahkemenin görevsizliğini, müvekkili şirketin 5651 Sayılı Kanun uyarınca yer sağlayıcı olduğundan davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddini, her halükarda koruma süresi dolarak anonimleşen tescilsiz bir tasarıma dayandırılan haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesin kararıyla; "Tüm bu açıklamalar muvacehesinde toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları bir arada değerlendirildiğinde DAVANIN KISMEN KABULÜ cihetine gidilerek davalı kullanımlarının davacıya ait tescilsiz tasarım hakkına haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile, bu haksız rekabetin önlenmesine, durdurulmasına, bu bağlamda haksız rekabet teşkil eden ürünlerin toplatılarak satışının önlenmesine, 31.500,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalından alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu tescilsiz tasarım olan elbise modelinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca kamuya ilk sunulduğu 2016 yılından itibaren başlayan üç yıllık koruma süresinin Mayıs 2019 tarihinde dolduğunu, davanın ise bu sürenin bitiminden bir yıl sonra Temmuz 2020'de ikame edildiğini, koruma süresi biterek anonimleşen bir tasarım için yerel mahkemenin SMK hükümlerine dayanarak tazminata hükmetmesinin yasal mevzuata açıkça aykırı olduğunu, ürünün kamuya arz edilmesiyle iş ürünü vasfını yitirdiğini ve müvekkilinin söz konusu tasarımı dünyaca ünlü tasarımcıların çalışmalarından esinlenerek hazırladığını ispatladığını, davacının ne şekilde bir zarara uğradığını somutlaştıramadığını ve ürün fiyatını fatura yerine hukuki geçerliliği olmayan Whatsapp yazışmalarıyla kanıtlamaya çalışmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin hazır giyim odaklı düşük fiyatlı satışlarıyla davacının yüksek fiyatlı butik tasarım faaliyetleri arasında tüketici kitlesi ve fiyat bakımından devasa farklar bulunması nedeniyle iltibas ihtimalinin oluşmadığını, davacının satışlarındaki düşüşü kanıtlayamadığı bir durumda yoksun kalınan kâr üzerinden maddi ve manevi tazminat hesaplanmasının sebepsiz zenginleşme mahiyetinde olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin hukuka aykırı kararının kaldırılmasını ve davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekilinin katılma yoluyla sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline ait tescilsiz tasarım ile davalı tarafından satışa sunulan elbise arasındaki benzerliğin bilirkişi raporuyla sabit olduğunu ve SMK 59/2 uyarınca tasarım tecavüzü koşullarının gerçekleştiğini, tescilsiz tasarımlar için öngörülen üç yıllık koruma süresinin ancak iyiniyetli üçüncü kişiler için geçerli olabileceğini, oysa Türkiye’nin en büyük pazaryeri sitelerinden biri olan davalının geniş hukukçu kadrosu ve sektörel tecrübesiyle koruma konusundaki hukuki düzenlemeleri bilmemesinin mümkün olmadığını ve bu nedenle eyleminin açıkça kötü niyetli ve kasıtlı olduğunu, söz konusu tasarımın aynı zamanda FSEK kapsamında eser niteliğine haiz olması sebebiyle çok daha uzun süreli bir korumadan yararlanması gerektiğini, davalının müvekkiline ait tasarımı dünyaca ünlü tasarımcılardan ilham alarak hazırladığı iddiasının bilirkişice çürütüldüğünü ve tasarımların özgünlüğünün ispatlandığını, davalının düşük kaliteli malzeme kullanarak müvekkilinin itibarını sarstığını ve haksız kazanç sağladığını, yerel mahkemenin haksız rekabet tespitinin yerinde olmasına rağmen tazminat miktarını belirlerken hatalı bir yaklaşımla satış adedini ve kar oranını düşük tuttuğunu, bilirkişi raporundaki yıllık kazanç ve süre hesaplamaları doğrultusunda davanın tamamen kabulü yerine tek renk satışı gerekçesiyle indirim yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davalının istinaf taleplerinin reddine, kendi istinaf taleplerinin kabulü ile maddi tazminatın 110.250 TL’ye yükseltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın katılma yoluyla istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü pazaryeri hacminin büyüklüğü nedeniyle üç yıllık koruma süresinin uygulanamayacağı iddiasının kanunun açık hükmü karşısında yersiz olduğunu ve asıl hak kaybının bu sürede başvuru yapmayan davacı taraf üzerinde doğduğunu, yerel mahkemece hükmedilen tazminatın her halükarda haksız olduğunu ancak davacının bunu 110.250 TL’ye çıkarma talebinin hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, uyuşmazlık konusu ürün bedelinin tacir olan davacı tarafından fatura yerine geçersiz Whatsapp yazışmalarıyla kanıtlanmaya çalışılmasının usule aykırı olduğunu, SMK 151/2-a uyarınca muhtemel gelir kaybı hesabı yapılabilmesi için müvekkilinin satışları nedeniyle davacının satışlarında somut bir düşüş olduğunun likit delillerle ispatlanması gerektiğini, müvekkilinin 100 TL’lik "..." ürünleri ile davacının 9.000 TL’lik özel dikim tasarımları arasında 90 kat fiyat farkı ve farklı tüketici kitleleri bulunması sebebiyle iltibasın veya rekabetten kaynaklı bir zarar oluşumunun mümkün olmadığını, davacının tazminat artırım taleplerinin sebepsiz zenginleşme amacı taşıdığını ve itibar kaybına yönelik iddiaların da kanıtlanamadığını belirterek davacının katılma yoluyla istinaf başvurusunun reddine, müvekkilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava konusu uyuşmazlık, davalı kullanımlarının davacıya ait tescilsiz tasarım haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 20/12/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;" üçünü taraf özel veya tüzel kişilerce işletilmek üzere sağlanan “...” modelinde davalının savunmasında kendisini yer sağlayıcı vasfıyla tanımlandığı görüldüğü, davalının pazaryeri modeliyle üçüncü taraf satıcılara tahsis ettiği alanlar karşılığında sağladığı ticari faydanın, içerikten bağımsız olmadığının ve bir pazaryerinde satışı gerçekleştirilen ürünün satış fiyatı üzerinden bir komisyon almak suretiyle ticari ortaklık anlamına gelebilecek bir modelin işlediğinin, satış adedi ve tutarı arttıkça artan bir maddi faydanın davalı yanca sağlandığının bu suretle içerikten bağımsız bir yer sağlama faaliyeti yürütülmemekle hosting, bulut firmaları veya sosyal ağ sağlayıcılar gibi içerikten bağımsız sair yer sağlayıcılardan ayrıldığının değerlendirildiği, davaya konu ürüne birebir ait içeriğe davalı site nezdinde, işbu bilirkişilik inceleme tarihi itibariyle erişilemediği ve yayından kaldırılmış olabileceği, davacı tarafa ait 12 Mayıs 2016 kamuya sunum tarihli ürün görseli ile davalı tarafa ait olduğu iddia edilen ürün görseli arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları" belirtilmiştir. 20/07/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;" davalı tarafın dava konusu döneme ait ticari defterlerinin açılış-kapanış tasdiklerinin yasal süresi içinde usulen uygun olarak yapılmış olduğu, davacı ve taraf defterlerinin sahipleri lehine delil olma özelliğini haiz olduğu, davalının ticari defter ve kayıtlarında, faturalarında, satışlarında dava konusu tecavüze uğrayan ürünle alakalı tespit yapılamadığı, sektör uygulaması gözetilerek tasarım tescil bitiş tarihinden dava tarihine kadar olan dönem için = 110.250 TL davaya konu üründen elde etmesi muhtemel kazancın olabileceği," belirtilmiştir.6769 sayılı SMK'nun 55/4 maddesine göre tescilsiz tasarım ilk kez Türkiye'de kamuya sunulmuş olması halinde korunur. İlk kez Türkiye'de kamuya sunulan bu tasarımın ayırdedici olmalı ve kamuya arzından itibaren 3 yıllık süre geçmemiş olmalıdır.Davaya dayanak yapılan tescilsiz tasarımların, yukarıda anılı hüküm çerçevesinde korumadan yararlanma koşullarına sahip olup olmadığı, mahkemece, öncelikli ve res'en çözüme kavuşturulması gereken husustur.Dava konusu benzerlik ve ayırt edici nitelik yönünden değerlendirilen tasarımlar elbise tasarımıdır. Tasarım kesimi, kumaş özellikleri ve üzerinde yer alan aksesuarlar ile farklılaşmakta ve ayırt edici nitelik kazanmaktadır. Karşılaştırılan tasarımlarda göğüs kısmı iki omuz üzerinde simetrik biçimde kolları açık bırakacak biçimde düz olarak aşağı inmekte (A), göğüs altından başlayarak bel hizasına kadar üzerinde iki yanda dikey bant olacak biçimde yarı geçirgen bir kumaş ile devam etmekte (B), belden itibaren aşağı kadar düz etek olarak devam etmektedir (C). Karşılaştırılan tasarımları oluşturan bütün öğeler benzer biçim, oran, kesim ve yüzey özelliklerindedir. Tasarımlar arasında bulunan tek fark kumaş rengi olup, bu fark tasarımlara ayırt edici nitelik kazandırmamaktadır.Tasarımcının seçenek özgürlüğü kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda Davacı tarafa ait 12 Mayıs 2016 kamuya sunum tarihli ürün görseli ile Davalı tarafa ait olduğu iddia edilen ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları anlaşılmıştır.Davalı taraf vekili cevap dilekçesinde; “Dünyaca ünlü Amerikalı tasarımcı ... ve yine dünyaca bilinen İsrail kökenli Berta isimli tasarımcıdan ilham alınarak hazırlanmış olup, esin kaynağı olarak bu kişilerden feyz alındığı ortada olduğunu” iddia etmiş ise de, bilirkişi heyet raporunda, davacı tarafa ait dava konusu tasarım ile benzer klasmanda ürünler olduğu, bununla beraber dava konusu tasarım ile iltibas yaratacak benzerlikte ürün tespit edilemediği anlaşılmıştır.Mahkemenin karar gerekçesinde; davacı vekilinin maddi tazminatın, 6769 Sayılı SMK 151/2-a maddesi gereğince hesaplanmasını talep ettiği, davacıya ait tasarımın koruma süresinin 12/05/2019 tarihinde sona erdiği, bu tarihe kadar hesaplama yapıldığı, tecavüze konu ürünün yalnızca siyah renginin satışa sunulduğu, ilk hesaplama seçeneği 250 adet kesim üzerinden 31.500 TL maddi tazminat ve SMK 149/1-ç bendi gereğince 10.000 TL manevi tazminata hükmedildiği açıklanmıştır. Mahkemece dosyaya sunulan Noter e-tespit tutanağı tarihi itibarıyla 3 yıllık tescilsiz tasarım koruma süresinin dava tarihinden önce dolduğu ve davacı tarafça davalının Noter tespitinden önce bu tasarımı sattığına dair delil de sunulmadığı gözetilerek karar verilmesi gerekirken, gerekçeli kararda, tescilli tasarım korumasına ilişkin SMK hükümlerine ve açıklamalara yer verilmesi daha sonra da, tescilsiz tasarıma tecavüzün 12/05/2019 tarihine kadar devam etmiş gibi SMK hükümlerine göre tazminat hesaplanması yerinde görülmemiştir.Davacı tarafça dava dilekçesinde TTK haksız rekabet hükümlerine de dayanıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere, tescilsiz tasarımların haksız rekabet hükümleri çerçevesinde korunabilmesi ancak, mutlak manada yenilik ve ayırt edicilik niteliğinin bulunması, onu üreten işletmeyle bütünlük arz ederek aynen bir marka gibi işletmesel kökene işaret edecek derecede yüksek bir ayırt edicilik düzeyine ulaşması ve onunla özdeşleşmesi, öte yandan taklidini üretenlerce, işletmesel kökenleri itibariyle tasarıma konu malların işletmesel kökenlerinin karıştırılmasına yol açacak tedbirlerin alınmaması da gerekmektedir. (bkz Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 07/07/2025 tarihli, 2024/6417 esas, 2025/4942 karar sayılı kararında tescilsiz tasarımların haksız rekabet hükümlerine göre korunabilmesi için sağlanması gerektiği açıklanan şartların mevcut olduğunun ispatlanması gerekmektedir. ) Mahkemece bu yönleri ile inceleme yapılması haksız rekabet koşullarının oluşup oluşmadığı konusunda denetime elverişli şekilde rapor alındıktan sonra karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmemiştir.Tüm bu nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- İstanbul 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/12/2022 tarih, 2021/279 E. 2022/171 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 5- İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 6- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 7- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 12/02/2026