İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine ''kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu'' ile takip başlattığını, ilgili takibe konu edinilen çekte, keşidecinin ... Eğitim Sağlık Turizm ve İnşaat Limited Şirketi, l…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1276 KARAR NO : 2025/1792 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 16/03/2023 NUMARASI : 2022/710 E. - 2023/274 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine ''kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu'' ile takip başlattığını, ilgili takibe konu edinilen çekte, keşidecinin ... Eğitim Sağlık Turizm ve İnşaat Limited Şirketi, lehdarın ... olduğunu, müvekkilinin "şirket yetkilisi" olarak çek altına imza attığını, müvekkilinin bu çekin borçlusu olmadığını beyanla haksız ve kötü niyetle başlatılan İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takibe konu müvekkili adına yapılan satış işleminin dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına, akabinde müvekkilinin İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğü nezdinde ... E. sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitine, davalının %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ... hakkında ödemediği 80.000,00TL tutarındaki anapara borcuna ilişkin kendisi öncelikle çek düzenlemiş akabinde düzenlediği çek karşılıksız çıktığını, sonrasında şahsi borcu dolayısıyla icra takibine konu çek ile beraber aleyhinde icra takibi açılmış ve ilgili takip kesinleşmiş olup aynı dosya kapsamında hem şahsı hem de şirketine usule uygun tebliğ süreçleri işlemiş ve yaklaşık bir sene boyunca itiraz edilmediğini, bir sene sonra kendisi avukat temsili ile öncelikle İcra Hukuk Mahkemesinde dava açtığını, oradan takibi durduramayınca mezkur dava açıldığını, ... ile müvekkili ... lise döneminden beri tanışmakta olduklarını, kendisinin müvekkilinden 80.000,00 TL istediğini, bu tutarı borsada kullanıp kazanç elde edip kar edeceklerini ve para kazandıracaklarını iddia ettiğini, müvekkilinin 80.000,00 TL göndermek için kendisinden ... numarası istediğini ve ilgili tutarı gönderdiğini, sonrasında ise ilgili ... numarasının ... isimli şahısa ait olduğunu öğrendiğini ve davacıya ulaşarak parasının derhal kendisine iade edilmesini defalarca talep etmesine rağmen davacının telefonlarına çıkmadığını, müvekkilinin ... Natoyolu Şubesi hesabından gönderilen toplamda 80.000,00 TL., tutarın kendisine iade edilmediğini ve parası yatırım aracında amacına uygun kullanılmadığını, müvekkili o dönem arkadaşı olan şahsı defalarca bu konuda ikna etmeye ve parasını geri almaya çalışmışsa da sonuç alamadığını, aylar sonra davacının çek düzenlediğini ve ödeme taahhüdünde bulunduğunu, ilgili çekin sonradan faaliyette bulunmayan borca batık olan İstanbul Ticaret Siciline kayıtlı ... Eğitim Sağlık Turizm Ve İnşaat Limited Şirketi'ne ait olduğunun tespit edildiğini, bu şirketin tek ortağı olan ... şirketin sahibi ve yegane temsilcisi olduğunu, netice olarak gerekçelerini yukarıda izah ettiği üzere, fazlasını talep ve dava etme hakkı saklı kalmak kaydıyla davanın ve ihtiyati tedbir talebinin reddine, işbu davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde tamamen kötüniyetli olan davacının İ.İ.K. md 72/4 uyarınca alacağın %20’ sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmolunmasına, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesi kararıyla;"Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; tüzel kişi adına düzenlenen çeklerden dolayı hukuki sorumluluk tüzel kişiye ait olduğu, bu itibarla davacının menfi tespit talebinin yerinde olduğu anlaşılmış, davanın kabulüne, davacının davalıya İstanbul Anadolu 13. İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Menfi tespit davalarında 2004 sayılı İİK 72/IV ve 72/V maddeleri uyarınca tazminata hükmedilebilmesinin ön koşulu; gerek açılmış icra takibinin durdurulması gerekse icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve bu kararın uygulanmış olmasıdır. (Adem Albayrak, Asliye Hukuk Davaları, Adalet Yayınevi, Ankara 2016 Basım, sf; 1347) Ayrıca İİK 72/V maddesi kapsamında davacı/borçlu tarafından kötüniyet tazminatı talep edilebilmesi için davalı/alacaklı tarafından yapılan takibin haksız ve kötü niyetli olduğunun ispat edilmesi gerekmektedir. Eldeki dosya bakımından yukarıda belirtilen şartlar oluşmadığı gerekçesi ile, DAVANIN KABULÜNE, 1-Davacının davalıya İstanbul Anadolu 13. İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasından dolayı BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE 2-Davacı tarafça talep edilen şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine," karar verilmiştir. İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'ün alacaklı olduğunun kesin ve gerçek olduğunu, davacı ... hakkında ödemediği 80.000,00 TL., anapara borcuna ilişkin olarak düzenlediği çekin karşılıksız çıktığını, icra takibine bir sene itiraz edilmediğini, kesinleştiğini, bir yıl sonra açılan İcra Hukuk Mahkemesi davasının reddedildiğini ve akabinde mezkur davanın açıldığını, ...'ın lise arkadaşı olan müvekkilinden borsada kullanmak vaadiyle 80.000,00 TL., talep ettiğini ve müvekkilin ...'a ilgili tutarı gönderdiğini, ancak bu ...'ın ... isimli şahsa ait olduğunu öğrendiğini, parayı iade etmesi için defalarca talepte bulunmasına rağmen iade edilmediğini, daha sonra davacının faaliyette bulunmayan ... Eğitim Sağlık Turizm Ve İnşaat Limited Şirketi'ne ait karşılıksız çek düzenleyerek ödeme taahhüdünde bulunduğunu, şirketin tek ortağı ve yegane temsilcisinin ... olduğunu, icra takibi sürecinde şirkete ait hacizli araçta ...'nın oturmakta olduğunun tespit edildiğini ve bu durumun kişilerin beraber çalıştığına ispat teşkil ettiğini, ilgili tutanağın sunulmasına rağmen değerlendirilmediğini, borcun esasen ...'ın şahsi borcu olduğunu, yatırım yapılmayarak anaparanın iade edilmediğini, müvekkilin icra takibi başlatmanın yanı sıra karşılıksız çek suçundan şikayetçi olduğunu ve ... aleyhine mahkumiyet hükmünün kesinleştiğini (İstanbul Anadolu 13. İcra Ceza Mahkemesi 2021/147 E. 2022/84 K.) bu hususun da mahkemece değerlendirmeye alınmadığını, ...'ın şirket tüzel kişiliği ardına saklanarak müvekkili zarara uğratmayı amaçladığını, çekte imza kısmında el yazısı ve imzasının mevcut olup şirketi temsilen imzaladığına dair beyanının bulunmadığını, asla kabul anlamına gelmemekle beraber şirkette tahsile kabil mal kalmaması nedeniyle tüzel kişilik perdesinin aralanarak şahsen borçlu olması gerektiğini, zira ticari ve gayri ticari kazanç sağlama faaliyetlerine devam ettiğini, Yargıtay içtihatlarına (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/7362 E. 2017/1168 K. ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2014/10384 E. 2015/8391 K.) göre kötüye kullanıldığı varsayılan tüzel kişilik perdesinin kaldırılması gerektiğini, Türk Medeni Kanunu 2. Maddesindeki dürüstlük kuralına aykırı iddialara dayanan davanın reddedilerek tüzel kişilik perdesinin aralanması gerektiğini ve davacının mal kaçırma tehlikesi nedeniyle ihtiyati tedbir talebinin de reddi gerektiğini, davacının senetteki imzaları kabul etmesine rağmen salt “borcum yoktur” iddiasında bulunduğunu, dolayısıyla borcun sona erdiğini ispat külfetinin kendisinde olduğunu, yargılama sürecinde sunulan tüm delillerin dikkate alınmadığını, karşı tarafın tüzel kişilik perdesi ardına saklanmaya devam ettiğini ve haksız yere davanın lehine sonuçlandığını, müvekkilin mağdur edildiğini, kaldı ki ... aleyhine herhangi bir icrai işlem tamamlanmadığı ve haciz kalmadığı için hukuki yarar yokluğundan bile reddedilmesi gereken davanın kabulünün kabul edilemez olduğunu belirterek davanın reddini, kötüniyetli davacının İ.İ.K. md 72/4 uyarınca alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu ; İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğü nezdinde ... E. Sayılı dosyasına ilişkin İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.Davacı icra takibine konu çeki şirket yetkilisi sıfatı ile imzaladığını, şahsı adına imza atmadığını belirterek menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğü nezdinde ... E.sayılı dosyasında alacaklı ... tarafından borçlular ... ... ve ... Ltd., şirketi aleyhine çeke istinaden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatıldığı, takibe konu çekin keşide tarihinin 12/07/2021, keşidecinin ... Ltd, şirketi olduğu ve ... ismi yazılmak sureti ile bir adet imzanın bulunduğu, çekin lehtarının ... olduğu anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın m. 39/1 uyarınca ticari işletmeleri ile ilgili işlemleri ticari unvanları ile yapmak ve imzalarını unvanın altına atmak zorundadır.Limited şirketin “imzası” temsilcilerinin imzasıdır. Temsil yetkisi, limited şirketin ticari unvanı altına, imzaya yetkili kişi/ kişilerin imzalarını atması yoluyla kullanılır.Aval, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 700. maddesine göre poliçede yazılı bulunan borcun kısmen veya tamamen teminat altına alınmasını sağlayan bir nevi kefalettir. Bu kefaleti veren şahsa, aval veren denir (Bozer A. / Göle C.: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2017, s. 161). Avalin ne şekilde verileceği TTK’nın 701/1 maddesinde açıklanmıştır. Buna göre aval şerhi, ancak poliçe veya alonj üzerine yazılmasıyla mümkün olur. Aval "aval içindir" veya bununla eş anlamlı başka bir ibareyle ifade edilir ve aval veren kişi tarafından imzalanır (TTK. m. 701/2). Kambiyo senedinden doğan sorumluluğun temini amacıyla, doğal olarak bu teminatın esas alacakla birlikte devredilmesini gerektirir; kambiyo senedini ciro yoluyla devralacak kimsenin de bunu görebilmesi lazımdır (Sengir, T.: Aval Hukuku, Ankara 1967, s.10). Kambiyo senedi dışında verilmiş bir teminatın, aval olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. TTK’nın 700/2. maddesine göre aval, üçüncü bir kişi veya poliçede imzası bulunan başka bir kişi tarafından da verilebilir. Bu şekilde poliçe borçlularından biri lehine aval verilmek suretiyle poliçenin ödenmesi güvence altına alınacağından o poliçenin tedavülü kolaylaştırılmış olur ( Bozer A. / Göle C., s. 161 ).TTK’nın 701/4 maddesine göre, avalin kimin için verildiği belirtilmemişse, keşideci için verildiğinin kabulü gerekir. Poliçenin yüzüne, muhatabın veya keşidecinin imzaları hariç olmak üzere atılan her imza da aval hükmündedir (TTK m. 701/3). Buna göre bononun geçerli olması için tek imza yeterlidir ve senet ön yüzüne atılan ikinci imza aval şerhi sayılır.Somut olayda, icra takibine konu çekte keşidecinin dava dışı ... Ltd., şirketi olduğu ve çekte tek imza bulunduğu bu imzanın şirket adına şirket yetkilisi tarafından atıldığı, şirket yetkilisini şahsen bağlamayacağı ve atılan imza yukarıda açıklanan gerekçeler ile aval veren olarak da değerlendirilemeyeceğinden mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar yerindedir.Davalı istinafında, borcun esasen ...'ın şahsi borcu olduğunu ileri sürmüş ise çekte keşidecinin şirket olması sebebi ile bu istinaf sebebine itibar edilmemiştir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/03/2023 tarih ve 2022/710 E. 2023/274 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.356,42-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.589,11-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.767,31-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/12/2025