İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının Yoga konusunda bir üstat olduğunu, yoga herkes içindir mottosu ile ...'yu 2013 yılında kurduğunu, yoga eğitmenleri yetiştirmeye ömrünü adadığını, online ve fiziksel çağın getirdiği imkanları kullanarak enstitüleri aracılığı ile düzenlediği etk…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2024/117 Esas KARAR NO:2026/449 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:25/10/2023 NUMARASI:2022/222 E. - 2023/247 K. DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının Yoga konusunda bir üstat olduğunu, yoga herkes içindir mottosu ile ...'yu 2013 yılında kurduğunu, yoga eğitmenleri yetiştirmeye ömrünü adadığını, online ve fiziksel çağın getirdiği imkanları kullanarak enstitüleri aracılığı ile düzenlediği etkinlikler ve eğitimler ile tüm dünyaya sunduğunu, Türkiye’nin ve KKTC’nin en büyük yoga okulunun sahibi olduğunu ...’nun İstanbul'da 4 şube olmak üzere toplamda 17 şubesi olduğunu, davacının aynı zamanda marka tecavüzünden ve TTK kapsamında yaratılan haksız rekabetten de direkt etkilenmekte olan ... Şirketi 'nin de yetkilisi olduğunu, davacının 2013 yılından bu yana aralıksız olarak "..." ve "..." markalarını kullandığını, ... nun yansıma anlamı ve sonundaki iki adet o harfinin de güneş ve ay / eril ve dişil enerjinin bütünleşmesi olarak tamamlanmayı işaret etmesi olduğunu, bu kelimelerin kötü niyet olmadan herhangi bir kişinin rastlantısal olarak seçebileceği bir kelime olmadığını, markasını yaratırken bir yaşanmışlıktan yola çıktığını, ..., Dünyada çok az kişinin bildiği bir dil olan ... dilinde bir kelime olduğunu, ... ve ... markalarının müvekkili tarafından 2013 yılında kurduğu Uluslararası Yoga Birlikteliğinde kullandığı bir marka olduğunu, yoga ile bağlantısız bir dildeki kelimeyi oluşumdaki Afrikalı bir yoginin katkısını onun kendi yerel dilinden bir kelime ile onurlandırmak amacını taşıdığını bu markanın yoganın dili olan sanskrit diliyle bir alakası olmadığından, birinin aklına gelip bu markayı tesadüfen oluşturması ihtimal dahilinde olmadığını, markanın oluşumu esnasında bu kişinin kattığı değerlerden dolayı, "..." anlamına gelen ve eril-dişil dengesinin simgesini anlatan bu kelimeyi seçtiğini, Afrika dillerinden biri olan ... dilinin bir kelimesinin normal şartlar altında yoga dünyasında kullanma akla dahi gelmeyeceğini, davacının bu markaların ilk ve gerçek hak sahibi olduğunu, davalının, müvekkili tarafından yaratılan ve orijinal şekilde oluşturulan markayı logosu hariç olarak kötü niyetle ve birebir olarak tescil ettirdiğini, davacının yoga stüdyosuna davalının kardeşi ... ve davalının eski eşi 23/11/2017 yılında ...'in kayıt olduğunu, ...'in davacı akademisinde yoga alanında ilerleme kaydettikçe yaşama ve ilişkilerine bakışı gelişmiş ve davalı da bundan rahatsızlık duymaya başladığını, sonra eşinden boşandığını, davalının bu nedenle marka hukuku ilkelerini kötüye kullanarak kötü niyetli marka tescillerine başladığını, davalının aslında emlakçı olduğunu, ... isminde bir işletmesi olduğunu, kötü niyetli davalının hiç kullanmadığı ve kötü niyetle tescil ettirdiği markalarını müvekkiline karşı kullanmaya dahi başladığını, ... ve dava konusu ... markaları müvekkilinin seri markasından biri olduğunu, tescilden önce kullanmakla ayırt edici hale geldiğini, müvekkilinin ilk markası başvurusunun ...numarası ile yapıldığını, tescile bağlanmadığını, gerçek hak sahipliği bakımından önemli olduğunu, ..., ..., ... ve ... nolu markaların sahibi olduğunu, davacının yoga eğitmenlik eğitimi, festival, etkinlikler, yayınlar, kitaplar,..., youtube yayınları gibi hizmetler sunduğu gibi internet sitesinde görüleceği üzere "dükkan" kısmında ürün satışlarının da olduğunu, bu nedenlerle davalı adına tescilli markaların hükümsüz kılınmasını talep ettiklerini, davalının önce ... nolu, sonra ... ve ... nolu markalarını tescil ettirdiğini, davalının başvurularının kötüniyetli olduğunu, kötü niyetli tescil nedeniyle de tüm sınıflarda markasının hükümsüz kılınmasının gerektiğini, davalının müvekkili markalarının aynısı ve ayırt edilemeyecek kadar benzerini tescil ettirdiği sınıfların tüketici nezdinde müvekkilinin seri markası imiş gibi algılanacak ve iltibas yaratacak aynı ve benzer sınıflarda olduğunu, davalının ... üzerinde hak elde ederek müvekkilini engellemeye çalışması itibariyle haksız olduğunu, davacının davalıdan daha evvel kullanmakta olduğu markaları bilerek davacının markaları ile ayniyet taşıyan markalarla aynı sektörde piyasaya girmek tüketicileri yanıltmaya sebebiyet verebilecek nitelikte olup, davacıyı TPMK nezdinde sürekli itiraz prosedürleriyle, TPMK YİDK kapsamında açılan davalarla vs. uğraştırdığını ve zarara uğrattığını, davalı ile müvekkili arasında Ankara'da derdest bir YİDK karar iptali davasının olduğunu, müvekkilinin dava açma hazırlığında olduğunu anlayınca alelacele bir site kurarak kullanıyormuş gibi bir görüntü oluşturmaya çalıştığını, halbuki davalının kullanımının olmadığını, .... adı altında davalının müvekkilinin markasına eklediği logo ile bir site açıldığını, ayrıca .... instagram hesabı açtığını, ... alan adını da aldığını, sitedeki mesafeli satış sözleşmesinde yer alan ... Şirketi sorgulandığında yetkilisinin davalı ile aynı soy isme sahip olan ... olduğunun anlaşıldığını, açıklanan nedenlerle, davacıların ... ve ... markaları üzerindeki gerçek hak sahipliği ve ..., ..., ... ve ... tescil numaralı TESCİLLİ markalarıyla iltibas ve davalının kötü niyeti nedenleri ile; davacıların ... ve ... markaları üzerinde davalının hukuka, ticari ahlak ve rekabete aykırı davranışı sebebiyle içerisinde bulunduğu eylemlerinin Sınai Mülkiyet Kanunu ve TTK gereğince haksız rekabet ve marka haklarına tecavüz olduğunun tespiti ile muhtemel tekrarının önlenmesi suretiyle her türlü mecrada tecavüzün men'ine, davalı adına kayıtlı ..., ... ve ... markalarının hükümsüzlüğüne ve silinden terkin edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafından üretilip adına tescil edilen markaların kullanımının önüne geçmek adına açılan davada davacı tarafın tamamen kötü niyetli olduğunu, çeşitli girişimlerde bulunduğunu, müvekkilinin haklı olarak ürettiği markasını kendi adına tescil ettirdiğini, bunu da iş hayatında aktif olarak kullandığını, SMK'nun 25. maddesinde belirtilmiş olan markanın hükümsüzlüğü hallerinin hiç birisinin somut olayda mevcut olmadığını, davalı adına tescilli markaların iltibas yaratacak düzeyde benzer olmadığını, ... markasının ... dilinde bardak anlamına geldiğini, herhangi bir özelliği olmadığı gibi Türkiye'de yaşayan ortalama tüketici kitlesi nezdinde markayı oluşturan ibarelerin Türkçe karşılıklarının bilinemeyeceği gibi, bu müşteri kitlesi tarafından "..." ibaresinin yaygın şekilde anlamı bilinen belirli bir meslek veya sanatı ifade eden bir ibare olarak da anlaşılmasının mümkün olmadığını, davacı markasının tanınmış marka olmadığını, davalının kötüniyetli olmadığını, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Tüm dosya kapsamı, deliller ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda taraf markaları arasında yapılan incelemede markaların görsel ve fonetik olarak benzer oldukları, markaların hitap ettikleri ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirme ve karıştırma ihtimali bulunduğu, ... tescil numaralı markanın, 25. Sınıftaki emtiaların tamamı ile 25. Sınıftaki emtialarla benzer ve ilgili olan 18. Sınıfta yer alan "Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar", emtiaları açısından orta düzeyde tüketici nezdinde iltibasa neden olabileceği, kısmi hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu, ... tescil numaralı markanın 25. Sınıftaki emtiaların tamamı ile 25. Sınıftaki emtialarla benzer ve ilgili olan 18. Sınıfta yer alan "Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar", 35. Sınıftaki "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için dergiler, kitaplar, Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler." mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) açısından orta düzeyde tüketici nezdinde iltibasa neden olabileceği, bu mal ve hizmetler açısından SMK 6/1 maddesi uyarınca kısmi hükümsüzlük koşullarının ve SMK 7.kapsamında marka hakkına tecavüz koşullarının mevcut olduğu anlaşılmıştır. SMK'nun 6/5 maddesine göre: "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." Her ne kadar davacı tanınmışlık iddiasında bulunmuşsa da her somut olayda ayrıca bu iddiaya dayanan tarafın ispat yükümlülüğünde bulunduğu, bu iddiasını ispata yarayacak delillerini sunamadığı ve bu hususu ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Davacılar vekilinin, kötüniyetli tescil nedeniyle hükümsüzlük talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; Kötüniyet ile yapılan marka tescilinin sonucu ve anlamı, ticari dürüstlük kuralına aykırı olarak başkasının markasının ele geçirilmesi, ondan haksız olarak yararlanılmasıdır. Davalının tescilde kötüniyetli olup olmadığı, sektör şartları, mesleki kurallar, markaların bilinirliği, emtianın ayniyeti, reklam ve tanıtımların markalara etkisi, tesadüfi tescil savunmasının hayatın olağan akışına uyup uymadığı, gibi hususlar hep birlikte değerlendirilmek suretiyle taktir edilmelidir. Davacının 2014 yılından beri ihdas ederek kullandığı 2018 yılından itibaren tescile bağladığı markasının asli unsuru olan "..." kelimesinin ayniyet derecesinde benzeri olan "..." kelimesini yine asli unsur olarak davalı yanca seçilmesi, söz konusu kelimenin tesadüfen bulunamayacak derecede orijinal olması ve davalının eşi ve kardeşinin davacıya ait işletmelerde eğitim aldıklarının sunulan belgelerle sabit olduğu hususları birlikte nazara alındığında davalının marka başvurularının iyiniyetli kabul edilemeyeceği hukuki ve vicdani kanaatine ulaşılmıştır.Davacının haksız rekabete ilişkin iddiaları yönünden ise Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14/03/2022 tarih, 2019/5189 esas ve 2022/1852 karar sayılı içtihadı nazara alınarak TTK'nun 55/1-a-4 bendinin somut olayda uygulama yeri olmayacağı, özel kanun olan SMK'nun uygulanması ve özel kanun hükümlerinin korumasının yeterli olduğu kanaatiyle haksız rekabetten kaynaklanan davanın reddine" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -bilirkişi raporunda tecavüz yönünden herhangi bir inceleme durumu olmadığını, Mahkemece sanki tecavüz konusunda da bir değerlendirilme varmış gibi müvekkiline yönelik olarak tedbir verdiğini ve mallar toplatıldığını, yargılamada yapılan hatalar neticesinde müvekkilinin yıllarını harcayıp emek verdiği markanın hükümsüz kılındığını, müvekkilinin eşi ve kardeşinin davacıya ait işletmelerde eğitim aldıkları bahsi ile kötü niyetli olduğu tespit edildiğini,Müvekkilinin davacının iştigal alanı ile ilgili herhangi bir girişimde bulunmadığı gibi giyim sektöründe talebe göre ürün üretmek istediğini,Davacının markasıyla alakalı olarak herhangi bir haksız kazanç elde etme gayesinde olmadığını, tescilli olan markasına değer katmak istediğini, -Mahkeme kararının gerekçesinde davacı markası içinde yer alan ...kelimenin tesadüfen bulunamayacak derecede orijinal olduğunu dile getirildiğini ancak yapılan araştırmalarda ... ibaresinin başka kişiler tarafından da TPE nezdinde tescilli olduğunun tespit edildiğini -alınan bilirkişi raporunda çelişkiler mevcut olması ve tecavüze ilişkin olarak herhangi bir beyan yer almamasına rağmen bunlar görmezden gelinerek müvekkilinin mahvına yol açacak şekilde Yerel Mahkeme tarafından tecavüz oluşturduğu iddiası ile karar verildiğini, farklı sınıflarda tescilli olan markalara ilişkin olarak tecavüz edildiği yönündeki gerekçeyi kabul etmediklerini, davacının tescil altında bulunan sınıfı 41 olup, müvekkilinin tescilli markasını kullandığı sınıflardan apayrı olduğunu, iştigal alanları tümüyle birbirinden farklı iki firma arasında tecavüz eyleminin gerçekleşmesinin hukuken mümkün olamayacağını, istisna olarak tanınmış marka durumunda tecavüze ilişkin özel düzenleme ve belirlemeler mevcut olup davacının markasının ise bu boyutta olmadığını, davacının markasal kullanımı 41. Sınıfta eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfında markasal kullanımda bulunduğunu, müvekkilinin ise markasal kullanım açısından 18/25/35 sınıflarını kullandığını, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmadığını, -SMK m.29 hükmüne göre; markalar arasında benzerlik ve iltibas bulunmadığını, buna ilişkin kanun maddelerine ve Yargıtay kararlarını sunduklarını,Yerel Mahkeme tarafından verilen kararda:'' görsel ve fonetik olarak benzer oldukları'' değerlendirildiğini, ancak Türk patent kurumunda markaları tescil edilirken uzman tarafından şekil ve benzerlik olmadığı için bültende yayınlandığını, gelen bir itiraza da haksız olduğu için red edilerek benzer olmadığı kanaatinde olduğu için tescil edildiğini, bu konuda ki en yetkili ve bilgili kurumun markayı herhangi başka bir marka ile bir şekil ve görsel benzerliğinin olmadığını beyan ederek markasını tescil ettiğini, tescil işleminden önce de dava konusuna benzer bir itirazı haksız bularak reddettiğini, marka konusunda Türkiye’nin en bilgili ve yetkili kurumunun devlet memuru olarak görev yapan marka vekilleri iltibasa ilişkin aynı konuda ki bir itirazı yerinde bulmayarak reddettiğini, bilindiği üzere Türkiye Cumhuriyeti devlet memurları kendi eliyle vatandaşın hak kaybına sebebiyet veremeyeceği devlete güven esası çerçevesinde hareket ettiği anayasa kararında hükme bağlandığını, Türk Patent ve Marka Kurumu marka uzmanları tarafından yerinde görülen ( müvekkile ait markaların davacıya ait markalar ile iltibas ve benzerlik taşımadığına yönelik olarak belirtilmiş bulunan) karar, bu dosyadaki hüküm kurulmasına dayanak teşkil eden marka vekili sıfatıyla bilirkişi incelemesi yapan bilirkişi yazısında ise şekli farklı olan iki markayı iltibas edecek derecede benzer bulduğunu, bu durum bilirkişi raporunun yeterli inceleme yapılmaksızın , eksik ve hatalı olarak kullanılmayan bir marka üzerinden bilirkişi incelemesi yapılarak rapor hazırlandığını gösterdiğini, ortada aynı konu ile ilgili verilmiş birbirinden farklı iki bilimsel nitelikte yazı olması halinde sorunun ve çelişkinin çözülmesi adına bir başka bilirkişiden yahut heyetinden bu çelişkileri de giderecek şekilde inceleme yaptırılması ve meselenin gerçek ve hakiki anlamda çözümlenmesi gerekir iken ilk derece mahkemesi bu durumu yok saydığını, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacılar vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; raporların yeterli olduğunu, Davalı dilekçesinde tecavüz yönünden inceleme yoktur dese de buna dair rapor alındığını, Davacının ... ve ... tescil nolu markaların Türk Patent nezdinde tescilli hak sahibi olduğunu, Davacının ... ..., ... , ... TÜRKİYE, ibarelerinin 16. Sınıfta yer alan “dergiler, kitaplar vb”, 25. Sınıfta “Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler.”, 41. Sınıfta yer alan “Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). , 31 Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil)” hizmetlerinde ilk olarak kullandığı, ihdas ve istimal ettiğini, Davalının ... ve ... tescil nolu markaların Türk Patent nezdinde tescilli hak sahibi olduğu, Davalıya ait hükümsüzlüğü talep edilmiş olan markaların, ... no ile tescilli ... markası tescil kapsamında yer alan 25. Sınıftaki emtiaların tamamı ile ; 25. Sınıftaki emtialarla benzer ve ilgili olan 18. Sınıfta yer alan “Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar” , emtiaları açısından orta düzeyde tüketici nezdinde iltibasa neden olabileceği, kısmi hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu,... no ile tescilli ... markası tescil kapsamında yer alan 25. Sınıftaki emtiaların tamamı ile 25. Sınıftaki emtialarla benzer ve ilgili olan 18. Sınıfta yer alan “Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar”, 35. Sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için dergiler, kitaplar, Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler.” mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) açısından orta düzeyde tüketici nezdinde iltibasa neden olabileceğini, Davalının sözkonusu marka başvurularını kötüniyetle yapmış olabileceğini, tüm tescil kapsamları ile hükümsüzlük koşullarının mevcut olacağını,Bilirkişilerin raporda açıkça belirledikleri gibi bu kelimelerin rastgele seçilme ihtimallerinin olmadığını, Müvekkili ... ve müvekkili ...'nun 2013 yılından bu yana markayı aktif olarak ve aralıksız şekilde kullandığını, müvekkilinin yoga stüdyosuna davalının kardeşi ... ve davalının eski eşi 23.11.2017 yılında ... kayıt olmuş ve davalı bu vesile ile markalardan haberdar olarak bundan faydalanmak istemiş olduğunu, müvekkilinin her harfinde yıllarca süren emeği ve yaptığı yatırımlar varken emek hırsızlığı hem suç hem de marka tecavüzü olduğunu, 2013 yılından beri müvekkili sektöründe rakipsiz olduğundan baştan beri kendi LOGOSU altında, ... markasını ve seri marka imajının bir parçası olarak oluşan( bahsettiğimiz gibi eğiticinin eğitimi, kişisel eğitim, müzik, yayın, dergi, ürün satışı hepsi ... bünyesinde yapbozun bir parçası olduğundan) bağımsız olarak da ... markalarının gerçek hak sahibi olduğunu, -Mahkemenin Sınai Mülkiyet Kanunu bakımından taleplerini kabul ederken haksız rekabet yaratıldığına dair iddialarının "kısmen red" de maruz kaldığını, sırf kişisel husumet beslediği için, evliliğinin sona erme sebebi gördüğü kişiden intikam hırsıyla marka başvurularını yapan davalı aynı zamanda "başkasının iş ve ürünlerinden faydalanarak" haksız rekabete sebebiyet verdiğini ve dosyada sundukları müşterileri nezdinden karıştırılma yarattığını, üstelik de müvekkilinin imajını sarsacak şekilde ticaret yapıldığını, kötüniyetin çok açıkça belli olduğu işbu dosyada bize göre hem TTK hem de Sınai Mülkiyet Kanununa ayrı ayrı aykırılık oluştuğundan kararın bu yönden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; kısmen red konusunda herhangi bir başvuruları bulunmadığından, davacı tarafça yazılı bulunan dilekçenin son sayfasında yer alan ve ''haksız rekabet davasının reddine'' yönelik kısım yönünden Davacının katılma yoluyla istinafa başvurusu yapamayacağını, taraflarını sürekli kötüniyetli olmakla itham eden davacı tarafın aslında kendisinin kötü niyetle hareket ettiği ve hukukun açık kurallarını ihlal ettiğini, davacının istinaf talebinin reddi gerektiğini, duruşma taleplerini yenilediklerini, Yerel Mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporunda tecavüz yönünden inceleme yapılmadığını, Davacı tarafından katılma yolu ile istinaf başvurusunun tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalı adına kayıtlı markaların benzerlik ve kötüniyet nedeniyle hükümsüzlüğü; davalının, davacılara ait markalardan doğan haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespiti, men ve ref'i talebine yöneliktir.Davacıların davaya dayanak ... tescil numaralı markası "... + şekil", ... tescil numaralı markası "... + şekil", ... tescil numaralı markası "... + şekil" ve fiili markasal kullanımları "... + şekil", "... ...", "...", "... TÜRKİYE"; davalının hükümsüzlüğe konu ... tescil numaralı markası "...", ... tescil numaralı markası "... + şekil", ... tescil numaralı markası "... + şekil" unsurlarından oluşmaktadır. Dosya, davalıya ait ..., ..., ... tescil numaralı markaların hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı, davalının, fiili markasal kullanımlarının davacıya ait markalardan doğan haklara tecavüz ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı hususlarında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler 10/03/2023 tarihli raporlarında;"Davacının ... ve ... tescil nolu markaların Türk Patent nezdinde tescilli hak sahibi olduğu, Davacının ... ..., ... , ... TÜRKİYE, ibarelerinin 16. Sınıfta yer alan "dergiler, kitaplar vb", 25. Sınıfta "Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler.", 41. Sınıfta yer alan "Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil)" hizmetlerinde ilk olarak kullandığı, ihdas ve istimal ettiği, davalının ... ve ... tescil nolu markaların Türk Patent nezdinde tescilli hak sahibi olduğu, davalıya ait hükümsüzlüğü talep edilmiş olan markaların ... no ile tescilli ... markası tescil kapsamında yer alan 25.Sınıftaki emtiaların tamamı ile 25. Sınıftaki emtialarla benzer ve ilgili olan 18. Sınıfta yer alan "Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar" , emtiaları açısından orta düzeyde tüketici nezdinde iltibasa neden olabileceği, kısmi hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu, ... no ile tescilli ... markası tescil kapsamında yer alan 25. Sınıftaki emtiaların tamamı ile 25. Sınıftaki emtialarla benzer ve ilgili olan 18. Sınıfta yer alan "Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar", 35. Sınıftaki "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için dergiler, kitaplar, Derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul taşıma amaçlı başka sınıflarda yer almayan eşyalar: çantalar, cüzdanlar, Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler." mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) açısından orta düzeyde tüketici nezdinde iltibasa neden olabileceği, bu mal ve hizmetler açısından SMK 6/1 maddesi uyarınca kısmi hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu, ... başvuru no.lu ... ibaresi tescilli bir marka olmadığından, bu aşamada ilgili markaya ilişkin hükümsüzlük talebi yönünden bir değerlendirme yapılmadığı, davalının sözkonusu marka başvurularını kötüniyetle yapmış olabileceği kanaatimizin oluştuğu, ancak bu hususta nihai takdir ve hukuki değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu, mahkemece davalının marka başvurularını kötüniyetle yaptığına kanaat getirilmesi halinde markaların tüm tescil kapsamları ile hükümsüzlük koşullarının mevcut olacağı" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir. Bilirkişiler 13/06/2023 tarihli ek raporlarında; "Mahkemenin 09/06/2023 tarihli görevlendirme kararı sınırları içinde yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda; davalının eylemlerinin TTK m. 55/I-a,4 hükmüne uygun olarak “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklinde haksız rekabet teşkil ettiği" hususlarını tespit etmişlerdir. Davalının istinaf istemine ilişkin olarak;Markanın hükümsüzlüğü halleri SMK'nın 25/1. maddesinde düzenlenmiş olup SMK'nın 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir. Huzurdaki davada; karıştırılma (iltibas) sebebine dayalı olarak SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında davalı markasının hükümsüzlüğü ve SMK'nın 7/2-b. maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz ile TTK kapsamında haksız rekabet istemleri yönünden yasal koşulların bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir.Tarafların markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimaline yol açacak derecede benzerlik olup olmadığının tespitinde işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmekte olup, davalı tarafça markaların benzer olmadığı, aynı sınıfta olmadıkları istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, bilirkişi raporunun yetersiz ve çelişkili olduğunu ileri sürmüş ise de, Davacı ...'ın ... ve ... ibarelerini 2015 yılından itibaren markasal olarak kullanmaya başladığı, alan adı ve sosyal medya hesaplarında kullanım sabit olduğu, davacının markayı ilk olarak ihdas ve istimal ettiği, davacının marka sınıfı 41. Sınıf olarak davalı tarafça ileri sürülmüş ise de , davacının ... tescil numaralı markası olan "... + şekil" markasının 18/25/35 sınıflar olan davalı markalarının bulunduğu sınıflarda da tescilli olduğu, bu nedenle sınıfsal olarak benzerlik bulunduğu, davalı markasının, davacının tescilli olduğu 18/25/16/35. Sınıflardaki hizmetler ile bağlantılı ve birbirini tamamlayıcı nitelikte olduğu, markaların hitap ettiği tüketici kitlesi nezdinde taraflarca sunulan mal ve hizmetler arasında işletmesel bağlantı kurma ihtimali bulunduğu SMK 6/1 maddesi gereğince benzer alt sınıflarda kısmi hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, her ne kadar davacının "... + şekil", markası ile davalı markası arasında sınıfsal benzerlik bulunmasa da, davacının seri markası olarak değerlendirme ihtimali bulunduğu, markaların bıraktıkları bütüncül izlenimde ortalama tüketici nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunduğu, iltibas oluşturacağı bu nedenlerle SMK 6/1 ve 25.maddelerine göre davalı markasının benzer sınıflar yönünden hükümsüzlük koşullarının somut olayda mevcut olduğu anlaşılmıştır.İlk Derece Mahkemesince davalının kötüniyetli olduğu gerekçesine yer verilmiş olup, davalının eski eşi ...'in ve kız kardeşi ...'in davacının yoga akademisinde eğitim aldıkları, buna dair sözleşmelerin davacı tarafça dosyaya sunulduğu, davacı markalarının asli unsuru ... ibaresinin, ... dilinde bir kelime olduğu, davacı markalarının orijinal bir kalemeden oluştuğu göz önüne alındığında, davalının davacıdan bağımsız olarak tesadüfen bulunarak tescil edildiği ve aynı/benzer sınıflarda kullanıldığının düşünülemeyeceği, davalının kötüniyetli kabul edilmesinde dosya kapsamında sunulan somut delillere göre aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Marka hakkına tecavüz yönünden ise, işaretlerin ve tescil sınıflarının benzer olması ile karıştırılma ihtimali hükümsüzlük sebebi olduğu gibi tecavüz halidir. Taraf markalarının benzer olduğu , davalının fiili kullanımının tecavüz oluşturduğuna yönelik sunulan internet görselleri incelendiğinde, davalının fiili kullanımların tescilli markalarının kullanımı şeklinde olduğu, ancak, SMK 155. md. gereği bu durumun öne sürelemeyeceği, davalının davacının markasına benzer marka kullanımının marka hakkına tecavüz oluşturduğu, bu konuda ayrıca bilirkişi raporu alınması gerekli bir husus bulunmadığı, bu nedenle, SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince marka hakkına tecavüz yönünden kurulan hükümde aykırılık bulunmamakla davalının tüm istinaf istemlerinin reddinin gerektiği anlaşılmıştır.Davacı istinaf istemine ilişkin olarak; Davacı tarafça davalı eyleminin haksız rekabet yarattığı da ileri sürülmekle, somut olayda haksız rekabet hükümlerinin kümülatif olarak uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerekmiştir. 2012 yılında yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK’nın karıştırılma ihtimaline ilişkin 54/1.a.4 hükmü ve gerekçesi, -henüz SMK kabul edilmeden önceki dönemde- fikrî mülkiyet haklarının bu hüküm kapsamında korunabilirliği hususunda tereddütlere neden olmuştur. Bu tereddüt, temelde hükmün 6762 sayılı eski TTK'nın 57/5.maddesine göre daha dar kapsamlı kaleme alınarak “mal, iş ürünü, faaliyet veya iş” ifadesinin tercih edilmesinden kaynaklanmıştır. Mülga 6762 sayılı TTK'nın 57/5.maddesi aynen” Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” hükmünü haiz iken 6102 sayılı yeni TTK'nın 55/1.a.4. maddesi aynen “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” hükmünü haizdir. TTK m. 54/1.a.4 hükmüne ilişkin madde gerekçesi aynen şu şekildedir: “Bu bent karıştırılmayı, yani 6762 sayılı Kanunun 57 nci maddesinin (5) numaralı bendinde kullanılan terimle iltibası düzenlemektedir. (4) numaralı alt bendin ilkeleri ve amacı, 6762 sayılı Kanunun 57 nci maddesinin (5) numaralı bendi ile özdeş olmasına rağmen lafızda farklıdır. Ancak, bu değişiklik 6762 sayılı Kanundaki hükmün öğreti ve mahkeme kararlarındaki birikiminin feda edilmesi, uygulanamaz kabul edilmesi anlamını taşımamaktadır. Çünkü, karıştırılma (iltibas) kavramı, pozitif hukuklar üstü anlamı ve işlevi ile varlığını sürdürmektedir. MarkKHK "iltibas" yerine "karıştırılma"yı kullandığı ve bu terim öğreti ve içtihatlarda yerleşmeye başladığı için, burada da aynı terim tercih edilmiştir. Bu sebeple bentte basit ancak kapsamı geniş bir ifadeye yer verilmiştir. "Karıştırılma", yanıltmayı, kandırmayı, yanlış algılattırmayı da kapsar. Hüküm, karıştırılmayı dış görünüş (tanıtım, takdim-görsellik) ve duyuruş (ses yönünden benzerlik) bağlamında düzenler. İç benzerlikten doğan karıştırılma (meselâ elektrik devrenin veya yarı iletken topografyasının benzerliği) hükmün kapsamı dışındadır. İç benzerlik "karıştırılma" kavramı ile tanımlanmaz. Dış görünüm koruması, takdim, şekil, tasarım ve donanım korumasıdır. Karıştırılma nesnel değerlendirmeyi gerektirir. 6762 sayılı Kanun hükmü, başkasının "ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları ile iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları" cümle parçasına yer vermiştir. Oysa, anılan ayırt edici işaretlere ilişkin karıştırılma koşulu, hüküm ve sonuçlarıyla birlikte kendi özel kanun hükmünde kararnamelerinde, yani ...'da, ...'da, ...'da ve unvanla ilgili olarak ...'da ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Burada tekrar edilmeleri hem gereksizdir, hem de yorum güçlüklerine sebep olmaktadır. Anılan cümle parçalarının burada yer almaları, haksız rekabete ilişkin hükümlerin fikrî mülkiyete ilişkin düzenlemelerde kümülatif uygulanması yönünden de gerekli görülemez.” şeklindeki ifadeden, esasen hâlihazırda kümülatif koruma ilkesinin geçerli olduğu, ancak bu ilkenin varlığının da belirtilen cümle parçalarının maddede yer almalarını gerektirmediği anlamı çıkmaktadır. Dolayısıyla, gerekçedeki ifadelerin kümülatif uygulama ilkesini destekler şekilde anlaşılması ve TTK’nın karıştırılma ihtimaline ilişkin düzenlemesinin, fikrȋ mülkiyet mevzuatının yanında, ondan bağımsız olarak uygulanabileceğinin kabulü gerekir. Şu hususun özellikle belirtilmesi gerekir: özel hukuki düzenlemelerin korudukları konu ile haksız rekabetin koruduğu konu farklıdır. Şöyle ki, bir markanın taklit edilmesi marka hakkına zarar verebileceği gibi haksız rekabete de yol açmaktadır. Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere ayırtedici işaretlerin ayrı ayrı sayılmamış olması, fikri mülkiyete ilişkin düzenlemelerle haksız rekabet hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez. (Prof. Hamdi Yasaman –Prof Reha Poroy, Ticari İşletme Hukuku, 20. Baskı. 2024, s. 410. vd) SMK hükümlerinin yürürlüğe girmesiyle TTK.nun haksız rekabet hükümleri kadük hale gelmemiştir. Aksinin kabulü aşkın yorumdur.(Prof.Arslan Kaya-Prof.Koray Demir,Rekabet ve Haksız Rekabet Hukukunun Esasları, Baskı 2024, s.122 vd) Haksız rekabet koruması fikri haklar korumasını tamamlayan bir konumda olmayıp bağımsız ve kendi kurallarını takip eden bir koruma olduğundan haksız rekabet kaynaklı talepler fikri haklar korumasından bağımsız olarak ileri sürülür. O halde korumanın şartları mevcut olduğu halde haksız rekabet hükümleri fikri mülkiyet hukukuna ilişkin hükümler yanında doğrudan ve birinci dereceden uygulama alanı bulur (Ünal Tekinalp Fikri Mülkiyet Hukuku 5.Bası s.37, 2012)TTK’nın karıştırılma ihtimaline ilişkin düzenlemesi, mehaz İsviçre hukukundan aynen aktarılan başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almaya ilişkin TTK m. 55/1.a.4’tür. Bu hükümle, ürünlerin kaynağı konusunda tüketicinin kafasını karıştırma ihtimali olan fiillerin engellenmesi, piyasada açıklık ve şeffaflığın sağlanması amaçlanmakta, bu suretle rakiplerin yanı sıra tüketicilerin ve toplumun da menfaatleri korunmaktadır.Piyasada oluşması muhtemel karışıklığın engellenmesi, rekabetten beklenen işlevlerin sağlanması açısından da önem taşımaktadır.Öte yandan AB hukukunda da kümülatif koruma ilkesi açıkça kabul edilmiştir. Yönerge ve Tüzük Tasarısı‟ndaki düzenlemelerde tasarımların marka, patent, faydalı model gibi Topluluğun fikri mülkiyet mevzuatı ile korunmasının üye ülke hukuklarındaki fikri mülkiyet mevzuatına göre ayrıca korunmalarına engel olmayacağı belirtilmiştir. Ancak, kümülatif olarak koruma üye ülke mevzuatlarına bırakılmış olup, ilkenin nasıl uygulanacağı gösterilmemiştir. Sınai Mülkiyet Kanunun genel gerekçesi ve madde gerekçeleri incelendiğinde, Sınai mülkiyet haklarının kanunla düzenlenme ihtiyacı yanında, uluslararası sözleşmeler ve AB mevzuatıyla uyumun arttırılması ve daha nitelikli ve etkin işleyen çağdaş bir sınai mülkiyet sistemine geçişin sağlanması için mevcut sistemin revize edilmesi gereğinin ortaya çıktığı, bu çerçevede marka, coğrafi işaret, tasarım, patent ve faydalı model haklarına ilişkin önemli yenilikler getiren düzenlemelerin yapıldığı, mevcut sistemde yer almayan geleneksel ürün adı korumasının sisteme dahil edildiği ve düzenlemelerde Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Anlaşması (TRIPS), Paris sözleşmesi, yeni 2015/2436 sayılı Avrupa Birliği (AB) Marka Direktifi ve 2015/2424 sayılı AB Marka Tüzüğü, Patent kanunu anlaşmasına (PLT) uygun olarak kanunun hazırlandığı belirtilmiştir. Dolayısıyla kümülatif koruma AB müktesabına da uygun olup, somut olayda, TTK 55/1-a-4 maddesinde düzenlenen haksız rekabet hükümlerinin SMK'da düzenlenen markaya tecavüze ilişkin hükümlerle birlikte kümülatif olarak uygulanabileceği, tarafların aynı sektörde aynı tüketici grubuna hitap ettikleri, davalının iltibas teşkil eden kullanımlarının Türk Ticaret Kanunu'nun 55/(1)-a-4 maddesi gereğince "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak," hükmü gereğince haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmakla,.Mahkemece dosya kapsamındaki deliller çerçevesinde haksız rekabete karşı kurulan hükmün yerinde olmadığı davacının bu konudaki istinaf isteminin kabulünün gerektiği anlaşılmışır.Açıklanan sebeplerle, davalının istinaf isteminin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davanın kabulüne dair yeniden esas hakkında hüküm kurulması yönünde karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacılar vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, 3-Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 25/10/2023 tarih, 2022/222 E., 2023/247 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, -Davacının davasının KABULÜ ile; -Davalıya ait ..., ... ve ... tescil numaralı markaların hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine, -Davalının, davacıya ait ..., ... ve ... tescil numaralı markalarından doğan haklarına TECAVÜZ ve HAKSIZ REKABET TEŞKİL ETTİĞİNİN TESPİTİNE, -Davalının davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin ref'ine, -Davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden davalıya ait ürünlere men'ine, -Hüküm özetinin masrafı davalı tarafça karşılanmak suretiyle ulusal çapta yayın yapan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanına, 4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL karar harcından peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile 462,15-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 80,70 TL başvurma harcı, 80,70 peşin harç, 11,50 TL vekalet harcı, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 868,50 TL posta tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 7.041,40 TL'nin, davanın kabul edilmiş olması sebebiyle, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen hükümsüzlük davası yönünden 55.000 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen marka hakkına tecavüz davası yönünden 55.000 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden Davacılar tarafınca yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/c-İstinaf yargılaması için Davacılar tarafından yapılan 738,00-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 506,00-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.244,00-TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/ç-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.12/03/2026