9. Hukuk Dairesi 2025/5466 E. , 2025/10281 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1758 E., 2025/490 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 33. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/324 E., 2021/326 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan …
9. Hukuk Dairesi 2025/5466 E. , 2025/10281 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1758 E., 2025/490 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 33. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/324 E., 2021/326 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 30.09.2015-21.06.2017 tarihleri arasında davalı Şirketin Kazakistan’daki şantiyesinde elektrik mühendisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından 21.06.2017 tarihinde iş bitimi nedeniyle sona erdirildiğini, hak ettiği fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile pazar günleri çalışma ücretini davalı Şirketten talep ettiğini, bunun üzerine davalı Şirket tarafından önceden hazırlanan ibranameyi imzalaması sonrasında tüm haklarının hesabına yatırılacağının belirtildiğini, davacının söz konusu alacaklarını alabilmek için ibranameyi imzalamak zorunda kaldığını, ancak aradan geçen süre zarfında davacının haklarının ödenmediğini ileri sürerek fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının çalıştığı projedeki işlerin bitmesi sebebiyle iş sözleşmesinin feshedildiğini, alacaklarının ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamı ve tanık beyanları uyarınca davacının 30.09.2015-30.09.2016 tarihleri arasında haftalık 9 saat, 01.10.2016-01.03.2017 tarihleri arasında haftalık 28 saat, 02.03.2017-21.06.2017 tarihleri arasında haftalık 35 saat fazla çalışma yaptığı, 30.09.2015-01.03.2017 tarihleri arasında ayda iki hafta tatilinde, 02.03.2017-21.06.2017 tarihleri arasında ise ayda dört hafta tatilinde çalıştığı, dinî bayramların birinci günü ile yılbaşı tatili dışındaki ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı tespit edilmiş olup bu çalışmalarının karşılığının ödenmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi tarafından alınan karara esas bilirkişi raporuna göre davacının 30.09.2015-30.09.2016 arasında haftanın 6 günü 08.00- 18.00 saatleri arasında, 01.10.2016- 01.03.2017 arasında, haftanın 6 günü 08.00-21.00 saatleri arasında ayrıca 15... hafta tatili gününde, 02.03.2017-21.06.2017 arasında, haftanın 7 günü 08.00-22.00 arasında çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılmış ise de dinlenen davacı tanıklarının davalı işveren karşı işçilik alacakları talepli açmış oldukları davalarının bulunduğu, davacı tanığı olarak dinlenen ...'nin davalı işveren aleyhine açmış olduğu davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesinin 2021/3543 Esas, 2024/391 Karar sayılı kararında dosya davacısı tanığın haftanın 6 günü 08.00-20.00 saatleri arasında çalıştığı, ayın 2 haftası 18 saat, iki haftası ise 21 saat fazla çalışma yaptığı, ayrıca ayda iki hafta, hafta tatili gününde çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapıldığı, dinlenen tanık anlatımları, işyeri koşulları, davacının yaptığı işin niteliği, sunulan işyeri çalışma düzenine ilişkin e-posta kayıtları ile aynı davalıya karşı açılmış Yargıtay ve istinaf incelemesinden geçerek kesinleşen emsal dosya içeriklerine göre, davacının karşılığı ödenmeyen fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücret alacakları bulunduğu, İlk Derece Mahkemesi tarafından fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmış olmasında bir hata bulunmadığının kabul edildiği, istinafa konu davada davacının istinafı bulunmadığı gözetildiğinde, 30.09.2015-30.09.2016 arasında haftanın 6 günü 08.00-18.00 saatleri arasında, 01.10.2016-21.06.2017 arasında haftanın 6 günü 08.00-20.00 saatleri arasında çalıştığı, ayda 2 hafta tatilinde çalıştığı, 01.10.2016-21.06.2017 arasında ayın 2 haftası 18 saat, iki haftası ise 21 saat fazla çalışma yaptığı kabulünün dosya kapsamına uygun olacağının anlaşıldığı, davacının fazla çalışma ve hafta tatili alacağının Dairece yeniden hesaplandığı, diğer yandan İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda fazla çalışma ödemelerinin kira yardımı olarak kabul edilerek fazla çalışma ödemelerinin mahsup edilmemesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkiline çalıştığı süre içerisinde fazla çalışmalarına ilişkin hiçbir ödeme yapılmadığı gibi davalı tarafça kötüniyetli olarak davacının ev kira yardım bedelinin davacının banka hesabına fazla çalışma açıklamasıyla yatırıldığını, Bölge Adliye Mahkemesince aksi yönde yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. İşverene karşı davası bulunan tanık beyanlarına itibar edilerek karar verilmesinin hatalı olduğunu, b. Davacı fazla çalışma yaptığında karşılığının bordrolarına yansıtılarak ödendiğini, davacının alacağının bulunmadığını, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına ilişkin hesaplamaların hatalı olduğunu, iddia edilen çalışma şeklinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, c. Hesaplamalardan yapılan indirimin daha yüksek bir oranda yapılması gerektiğini, d. Çalışma düzenini kendisi belirleyen davacının fazla çalışma ücretine hak kazanamayacağını, e. Faiz türü ile başlangıç tarihlerinin hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının ispat ve hesaplanmasına ve hükmedilen faize ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalı tarafa yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Davacı vekili dava dilekçesinde davalı Şirketin Kazakistan'da bulunan şantiyesinde 5.500,00 USD net ücretle elektrik mühendisi olarak çalıştığını, davalı işverenin kötüniyetli olarak davacının ... Şubesinde bulunan hesabına 5.500,00 USD maaşını yatırırken, 3.850,00 USD tutarındaki miktarını "net maaş" adı altında kalan 1.650,00 USD tutarındaki miktarı da "avans" adı altında yatırdığını, yine taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesi ile kararlaştırılan davacının ikamet ettiği dairenin kirası olan 750,00 USD'yi fazla çalışma adı altında ayrı hesaba yatırdığını, gerçekte bu bedelin davacının oturmuş olduğu dairenin kirası olduğunu iddia ederek fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücret alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde bordrolarda ve personel puantaj bordro dökümlerinde davacıya yapılan tüm ödemelerin görüldüğünü, davacının varsa fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının ek ödeme olarak kendisine eksiksiz ödendiğini, bordrolarda yer almayan kira vs. ücret alacaklarına itiraz ettiklerini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince banka hesap hareketlerine göre davacıya her ay fazla çalışma adı altında 750,00 USD ödeme yapıldığı, gerek tanık anlatımları, gerek davacı iddiası, gerekse davacının çalışmadığı dönemlerde dahi sabit olarak ödeme yapıldığı hususları birlikte değerlendirildiğinde ödemelerin kira yardımına ilişkin olduğu kanaatiyle davacının fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücretlerinin kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı işveren vekili istinaf yoluna müracaat etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının ortadan kaldırılmasına karar verilerek banka kayıtlarına göre davacıya fazla çalışma adı altında yapılan ödemelerin kira yardımı olduğuna ilişkin yazılı sözleşmede bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle, fazla çalışma adı altında yapılan ödemeleri hesaplanan fazla çalışma ücretinden mahsup ederek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizce oy çokluğuyla onanmasına karar verilmiştir. Uyuşmazlık bankaya "fazla mesai" adı altında yapılan ödemelerin aslında kira yardımı niteliğinde olup olmadığı, ödemelerin fazla çalışma alacağından mahsup edilerek sonuca gidilmesinin isabetli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı her ay davalı Şirketçe iş sözleşmesi ile kararlaştırılmış dairenin kirası olan 750,00 USD tutarındaki bedelin "fazla mesai" adı altında bankaya yatırıldığını iddia ederek fazla çalışma ücretinin hüküm altına alınmasını istemiştir. Bölge Adliye Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda tanık beyanlarına göre fazla çalışma alacağı hesaplanmış, fazla çalışma ödemesi adı altında bankaya yapılan aylık 750,00 USD ödemelerin mahsubu ile fazla çalışma alacağı hüküm altına alınmıştır. Dosya içeriğinde davalı tarafın 02.10.2019 tarihli dilekçesi ekinde sunulan ''Personel Puantaj Bordro Dökümü'' adlı listede ''ek kazanç'' ve ''ek ödeme'' sütunlarının bulunduğu ve yine davalı tarafça sunulan 2017 yılı Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran ayları ücret bordrolarında fazla çalışma 1, fazla çalışma 2, fazla çalışma 3 tahakkuk kısmının altında ''Top. Ek Kaz.'' satırının yer aldığı, ayrıca bir ''ek ödeme'' sütununun da yer aldığı görülmektedir. ''Personel Puantaj Bordro Dökümü'' adlı davacıya ait listede hiç bir ayda ek kazanç tahakkuku bulunmadığı; ancak 2016 Ocak ayından itibaren ek ödeme tahakkukunun düzenli olarak bulunduğu ve yapılan denetimde ek ödeme miktarlarının dönemsel kura göre yaklaşık 750,00 USD'nin Türk lirası karşılığı olduğu anlaşılmaktadır. Tüm bunlara göre işveren bordrolama sisteminde fazla çalışmanın ''ek kazanç'' olarak nitelendirildiği, işveren kayıtlarında 30.09.2015-21.06.2017 tarihleri arasında herhangi bir ''ek kazanç'' tahakkuku bulunmadığı, 31.01.2016 tarihinden itibaren aylık yaklaşık 750,00 USD ''ek ödeme'' adı altında tahakkukların bulunduğu anlaşılmakla; bu durumda davacı iddiasının ve davacı tanıklarının kira ödemesinin ilk başlarda elden yapıldığı, sonrasında ise fazla çalışma adı altında bankadan ödenmeye başlandığı yönündeki beyanlarının işveren kayıtları ile doğrulandığı, davalı işverenin ''fazla çalışma" açıklaması yaptığı ödemenin kendi kayıtları ile çeliştiği sonucuna ulaşılmış, davacının yurt dışı giriş çıkış kayıtlarına göre izinli olduğu dönemlerde dahi banka kayıtlarında her ay sabit olarak 750,00 USD fazla çalışma açıklaması ile ödeme yapıldığı görülmekle İlk Derece Mahkemesinin 750,00 USD olarak tahakkuk ettirilen tutarın kira yardımı olduğuna ilişkin kabulünün isabetli olduğu aksi yöndeki Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiği kanaatine varılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle Sayın Çoğunluğun kararın onanması yönündeki görüşüne katılamıyorum.