T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/2036 KARAR NO : 2026/623 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/09/2024 NUMARASI : 2023/477 Esas - 2024/474 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. .... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA TÜRÜ : İtirazın …
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/2036 KARAR NO : 2026/623 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/09/2024 NUMARASI : 2023/477 Esas - 2024/474 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. .... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA TÜRÜ : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 28/09/2021 KARAR TARİHİ : 06/04/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 29/04/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalıya karşı Kocaeli 3. İcra Müdürlüğünün 2014/8370 esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, davalı tarafından usulsüz tebligat itirazı üzerine takibin durduğunu, davalı hisse devrine dair para ödenmesine dair de borca itiraz ettiğini, bu hususta muteber herhangi bir belgeye veya ödeme kanıtı sunamadığını beyan ederek davanın kabulüne, takibin devamına, davalının %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen ilgili sözleşmeyi destekler nitelikteki tanık beyanı ve ilgili diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde ilgili sözleşmenin varlığı ve buna dair alacak, tespit edilecek olup mahkemece taraflar arasında yapılan sözleşmenin hisse devrine ilişkin geçerlilik şartını karşılamaması sebebiyle ilgili icra takibindeki alacağın yokluğu ileri sürülerek davanın reddedilmesinin haksız olduğunu, sözleşmede bulunan imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti, sözleşmeyi elinde bulundurup ilgili icra takibini başlatan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklı olduğunu, ancak söz konusu davada talep edilmesine rağmen imza incelemesi yapılmadan karar verildiğini, nitekim alacaklıya bu ispat hakkı tanınmadan davanın reddine karar verilmesi isabetsiz bir karar olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı mazeretinin kabul edilmemesinin davanın reddi ile bir ilgisi bulunmadığını, yerel mahkemenin kararındaki gerekçeler hukuka uygun olup davacı tarafın istinaf taleplerinin reddi gerektiğini, davacının imza incelemesine yönelik talepleri usul ve yasaya aykırı olduğundan bu hususta mahkemece bir inceleme yapılmaması hukuka uygun olduğunu beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/09/2024 Tarih - 2023/477 Esas - 2024/474 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacının, hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için Kocaeli 3. İcra Dairesi'nin 2014/8370 esas sayılı ilamsız icra takibi başlattığı, davalının ödeme emrine süresinde itiraz etmesi üzerine eldeki davayı açtığı, davalının davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 14/09/2023 tarih 2022/1338 Esas 2023/1308 Karar sayılı kararı ile; " ... Görüldüğü gibi İİK'nın 67/l. Maddesi; itirazın tebliğinden bahsetmektedir. Somut olayda, davalının itirazının davacı alacaklıya tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca İİK'nın 67/1. maddesindeki bir yıllık sürenin başlamadığı düşünülmeden mahkemece aksi düşüncelerle, davalının usulsüz tebligat nedeniyle Kocaeli 2. İcra Hukuk Mahkemesine yapmış olduğu şikayet başvurusu sonucunda; İcra Hukuk Mahkemesince verilen, davacının şikayeti ve borca itirazının kabulü ile takibin durdurulmasına dair, istinaf ve Yargıtay denetiminden geçmek suretiyle kesinleşen kararın, kesinleşme tarihi, davacının borçlunun itirazını kesin olarak öğrendiği tarih olarak kabul edilerek, yazılı şekilde karar verilmesi isabetli görülmemiştir. ... " şeklindeki gerekçeyle kararın kaldırılmasına karar verildiği, ilk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır. Eldeki davada, uyuşmazlığın, taraflar arasında düzenlenen 23/09/2009 tarihli hisse devir sözleşmesinin geçerli olup olmadığı ve bu sözleşmeye dayanılarak davacının davalıdan alacak talep edip edemeyeceği noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. Limited şirket 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 573. maddesinde " - (1) Limited şirket, bir veya daha çok gerçek veya tüzel kişi tarafından bir ticaret unvanı altında kurulur; esas sermayesi belirli olup, bu sermaye esas sermaye paylarının toplamından oluşur." şeklinde tanımlanmıştır. Limited şirkette esas sermaye payı kanunen devredilebilen bir haktır. Esas sermaye payının devri ortak sıfatının devri anlamına gelmektedir. Limited şirket kurulduktan sonra aynı ortaklarla devam etmeyebilir. Limited şirkette payın devri gerek ortaklar arasında gerekse üçüncü kişilerle yapılabilmektedir. Ancak esas sermaye payının geçiş hallerinin usul ve esasları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, esas sermaye payının devri ve devir borcu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılmasını ve taraf imzalarının noterce onanması gerektiğini belirtmiştir. Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayı gerektiği, devrin ortaklar genel kurulunun vereceği onay ile birlikte geçerli hale geleceği, şirket sözleşmesinde başkaca bir düzenleme olmaması halinde ortaklar genel kurulunun sebep göstermeksizin onayı reddedebileceği, hatta şirket sözleşmesiyle sermaye pay devrinin yasaklanabileceği, şirket sözleşmesi devri yasaklamış veya genel kurul onay vermeyi reddetmişse, ortağın haklı sebeple şirketten çıkma hakkının olduğu 6102 sayılı TTK'da düzenlenmiştir. Kanuna uygun pay devri sözleşmesinin yapılmasıyla esas sermaye payı devralana geçmemektedir. Şirketin bu devre onay vermesi ve bunun için pay devrinin şirkete bildirilmesi gerekmektedir. 6102 sayılı TTK'da devrin bildirimine ilişkin herhangi bir düzenleme yer almamasına rağmen; tarafların devir sözleşmesi ile istedikleri amaca ulaşmaları ancak şirketin devre onay vermesi ile mümkün olduğundan, payın devri sözleşmesinin genel kurulun onayına sunulabilmesi için şirkete bildirilmesi gerekir. Limited şirkette esas sermaye payının devri 6100 sayılı TTK'nın 595-(1) maddesine göre "Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır." Bu şekil geçerlilik koşuludur. Noterde onanmayan sermaye payının devrine ilişkin sözleşmelere dayanarak pay devri yapılamaz. Bu şekil şartı, geçerlilik şartı olup, buna uyulmaması halinde sözleşme kesin hükümsüzdür. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/428 Esas, 2022/2613 Karar sayılı kararında: " Limited ortaklıkta payın devri TTK m 595'de düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, pay devri, sözleşmesinin yazılı ve imzası noterden tasdikli şekilde yapılması, pay devrinin ortağa bildirimi ve genel kurulun onayı ile gerçekleşir. Genel kurulun devre onayı açık ve örtülü şekilde olabilir. Açık onay genel kurulun toplanarak, açıkça devri onaylaması suretiyle olur. Buna karşın TTK 595/VII 'de kanun koyucu örtülü olarak onay anlamına gelen bir faraziyeye işaret etmiştir. Buna göre başvurudan itibaren üç ay içerisinde genel kurul reddetmediği takdirde, onay vermiş sayılır. Böylece 3 aylık sürenin geçmesiyle, bu sürenin sonu itibarıyla pay da devralana geçmiş olur ve ortaklık hak ve yükümlülükleri de devralan tarafından ihtisap edilir. Ayrıca devre onay genel kurulun devredilemez yetkileri arasında yer almaktadır(TTK m 616/1-9)." şeklinde hüküm tesis etmiştir. Eldeki davada, taraflar arasında düzenlenen 23/09/2009 tarihli hisse devir sözleşmesinin noter onayını içermediği, dolayısıyla kanunda öngörülen şekil şartlarına uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda sözleşmenin hukuken geçerli kabul edilmesi mümkün değildir. Nitekim dosya kapsamına getirilen şirket kayıtları incelendiğinde de davacının halen şirket ortağı olarak göründüğü, hisse devrinin ticaret siciline de yansımadığı anlaşılmaktadır. Geçersiz bir sözleşmeye dayanılarak taraflara hak ve borç yüklenmesi mümkün değildir. Bu tür sözleşmeler, taraflar arasında hüküm ve sonuç doğurmaz. Şayet bu kapsamda bir ödeme yapılmış olması halinde ise, ancak sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde iadesi talep ediltebilmektedir. Ancak somut davada davacı, talebini açıkça geçersiz hisse devir sözleşmesine dayandırmış olup, sebepsiz zenginleşmeye dayalı bir istem ileri sürmemiş olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 6. maddesi uyarınca, herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. Davacı, alacak hakkını dayandırdığı hukuki ilişkinin varlığını ve bu kapsamda davalıdan alacaklı olduğunu ispat etmek zorundadır. Davacı tarafından, geçersiz sözleşme dışında alacağını ispatlayacak nitelikte herhangi bir yazılı delil sunulmadığı gibi, yemin deliline de dayanılmadığı, bu haliyle, davacının alacak talebinin dayanağını oluşturan hukuki ilişkinin geçersiz olduğu ve davacının iddiasını ispata yarar başkaca bir delil de sunamadığı görülmektedir. Yukarıda yapılan tüm bu açıklama ve değerlendirmeler sonrasında, davacının geçersiz hisse devir sözleşmesine dayanarak alacak talebinde bulunamayacağı ve alacağını ispat edemediği gözetilerek ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine, İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/04/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*