TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2022/1381 KARAR NO: 2025/1921 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 16/02/2022 NUMARASI: 2016/1043 Esas - 2022/100 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ: 30/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle: Da…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2022/1381 KARAR NO: 2025/1921 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 16/02/2022 NUMARASI: 2016/1043 Esas - 2022/100 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ: 30/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle: Davalılardan .....AŞ'nin sigortalısı, davalı .......... AŞ'nin işleteni ve davalı ...'ın sürücüsü olduğu aracın, yargılama sırasında ölen davacı ...'ye çarparak maluliyetine sebebiyet verdiğini belirterek davacı için toplam 2.000 TL maddi (geçici ve kalıcı maluliyet ile bakıcı gideri) ile 500.000 TL manevi tazminatın (manevi tazminattan sigorta şirketi dışındaki davalıların sorumlu olması kaydıyla) davalılardan müteselsilen tahsilini istemiş; 13/09/2020 tarihli ıslah dilekçesiyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı olarak 73.698,38 TL, tedavi giderleri kapsamında 28.928,16 TL ve bakıcı giderleri için 9.882 TL tazminat talebinde bulunmuştur. Davalı ... Anonim Şirketi vekili, davalı ... Anonim Şirketi vekili ve davalı ...Anonim Şirketi vekili cevap dilekçelerinde davanın reddini talep etmişlerdir. İlk derece mahkemesince: "Maddi ve manevi tazminata ilişkin asıl ve birleşen davaların kısmen kabulü ile; "Mirasçı davacı ...yönünden 13.686,89 TL kalıcı maluliyet tazminatı, 100 TL ulaşım gideri 3.294 TL bakıcı gideri, Mirasçı davacı ... yönünden 13.686,89 TL kalıcı maluliyet tazminatı, 100 TL ulaşım gideri 3.294 TL bakıcı gideri, Mirasçı davacı... yönünden 13.686,89 TL kalıcı maluliyet tazminatı, 100 TL ulaşım gideri 3.294 TL bakıcı giderinin davalılar ..., ... A.Ş (birleşen davalı), ... Anonim Şirketi, ... A.Ş yönünden 27.04.2016 tarihinden itibaren davalı ... A.Ş yönünden 03.10.2016 dava tarihinden itibaren işleyecek değişir oranlı avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, Maddi tazminat davasında fazlaya ilişkin istemlerin reddine, Mirasçı davacı ...yönünden 20.000 TL manevi tazminatın Mirasçı davacı ... yönünden 20.000 TL manevi tazminatın, Mirasçı davacı... yönünden 20.000 TL manevi tazminatın davalılar ..., ... AŞ (birleşen davalı), ... Anonim Şirketi, ... AŞ’den 27.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek değişir oranlı avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, Manevi tazminat davasında fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalılar ... AŞ ve ... AŞ vekili, davacılar vekili, davalı ..... AŞ vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalılar ... AŞ ve ... AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı ....... Şirketi yönünden alınmış kusur raporu bulunmadığını, olay yerinde keşif yapılmadığını, müvekkili şirketlerin olayda bir kusuru bulunmadığını, oluşan zarar ile müvekkillerinin herhangi bir eylemi arasında nedensellik bağı bulunmadığını, kazada davacının kusurunun mahkemece dikkate alınmadığını, mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporlarının isabetli olmadığını, davacının dava devam ederken ölmesi nedeniyle mirasçıları için hükmedilen manevi tazminatın zarar ile orantısız olduğunu, faize ilişkin hükmün hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ........ AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin olayda bir sorumluluğunun bulunmadığını, olay yerinde keşif yapılmadığını, ceza dosyasında müteveffanın da kusurlu olduğunun belirlendiğini, ATK tarafından yapılan maluliyet tespitinin isabetsiz olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, mahkemece hem maddi hem de manevi tazminata avans faizi uygulanmasının yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yargılama sırasında ve davanın ıslahından sonra davacının vefatı sebebiyle yeniden hesaplama yapılarak bilirkişi raporunun düzenlendiğini, ıslah edilen dava değerinin azaldığını, bu nedenle kabul edilen tutar ile ıslahta belirtilen tutar arasındaki farktan dolayı davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, olayın oluşumu, olay nedeniyle müteveffanın gördüğü zarar (sol kolunun kırılması ve sol bacağının diz altından ampute edilmesi) dikkate alındığında manevi tazminat tutarının yetersiz olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İstinaf aşamasında davacılar vekilince, davalı sigorta şirketi ile sulh olmaları nedeniyle sigorta şirketinden maddi tazminata ilişkin taleplerinin bulunmadığını, diğer davalılara karşı açılan davada yargılama giderleri ve manevi tazminat taleplerinin devam ettiğini beyan etmiştir. Dosya içeriğinden; bilirkişi raporunda davalı sürücü ...'ın %100 oranında asli kusurlu olduğu kanısına varıldığının belirtilmesi, davalı sürücünün davranışları irdelenerek, olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranının yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, HMK'nin 279. maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan bilirkişiler kurulu raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Yine haklarında hüküm kurulan davalıların sıfatları itibarıyla tazminattan sorumlu tutulmalarında dosya içeriğine aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalılar vekillerinin kusurlu ve sorumlu olmadıklarına ilişkin istinaf itirazlarının dosya içeriğine uygun olmadığı değerlendirilmiştir. Ayrıca ATK 2. İhtisas Kurulunun müteveffa davacının maluliyetine ilişkin düzenlediği raporun olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş olması, kazaya sebebiyet veren aracın davalı şirket adına kayıtlı olan kamyon olması karşısında maluliyete ve faiz türüne ilişkin istinaf itirazlarının da isabetsiz olduğu kabul edilmiştir.Mahkemece dava değeri, ıslah edilen değer olarak belirlenmiş olmakla reddedilen dava değeri üzerinden davacı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmaması nedeniyle davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 56. maddesinin 1. fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmakta; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmekte; bir teselli, bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir.Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları göz önünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır.Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; davacı müteveffanın dosya kapsamından anlaşılan sosyal ve ekonomik durumuna, olayın meydana geliş biçimine, meydana gelen zarara (davacı müteveffanın kolunda kırık ile birlikte bir bacağının diz altından ampute edilmesi), dosya kapsamına uygun tespit edilen kusur oranına ve olayın meydana geldiği tarihe göre Mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının, TBK'nin 56. maddesinde düzenlenen manevi tazminat müessesesinin amacına ve hakkaniyet ilkesine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmış, bu yöndeki davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; davalılar vekillerinin başvurularının ise reddine karar verilmesi gerekmiştir. Diğer yandan davacılar vekilinin istinaf aşamasındaki dilekçesine göre davalı sigorta şirketi ile sulh olunduğundan sigorta şirketi hakkındaki davasından feragat ettiğini belirtmiş ise de davacılar vekilinin talebinin esasen feragate ilişkin olmadığı, maddi tazminat ile ilgili hakkının özünden feragat edilmiş sayılamayacağı anlaşılmakla, talep doğrultusunda sigorta şirketi dışındaki davalılar bakımından, konusuz kalan davada (haklılık durumu itibarıyla) yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; I-Davalılar ... AŞ ve ... AŞ vekilinin ve davalı ........AŞ vekilinin istinaf başvurularının HMK'nin 353/1-b/1. Maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine, II-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesi kararının, HMK'nin 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre: 1.Kalıcı maluliyet ile ulaşım ve bakıcı giderlerine ilişkin açılan maddi tazminat davalarının konusuz kalması nedeniyle esasa ilişkin karar verilmesine yer olmadığına, -Davacıların (mirasçılar) manevi tazminata ilişkin davalarının kısmen kabulü ile 2.Davacı (mirasçı) ...için 50.000 TL manevi tazminatın; Davacı (mirasçı) ... için 50.000 TL manevi tazminatın Davacı (mirasçı) .......... için 50.000 TL manevi tazminatın davalılar ..., ... AŞ (birleşen davalı), ... Anonim Şirketi ve ... AŞ’den 27/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davacılara verilmesine, manevi tazminat davasında fazlaya ilişkin istemin reddine, 3.Maddi tazminat davasında alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının başlangıçta yatırılan (ıslah dilekçesiyle birlikte) 1.888 TL'den mahsubuyla bakiye 1.272,60 TL'nin davacılara iadesine, 4.Manevi tazminat davasında alınması gereken 10.246,50 TL harçtan peşin olarak yatırılan 1.711,17 TL mahsup edilerek bakiye 8.535,33 TL karar ve ilam harcının davalılar ..., ... AŞ, ... Anonim Şirketi ve ... AŞ’den müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına, 5.Maddi tazminat için alınan 615,40 TL ile manevi tazminat davasında alınan 1.711,17 TL olmak üzere toplam 2.326,57 TL peşin harcın ...AŞ dışındaki davalılardan müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 6.Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 29,20 TL, posta ve tebligat gideri 1.245 TL, bilirkişi ücreti 3.000 TL olmak üzere toplam 4.274,20 TL yargılama masrafının, davacı yan davasında kısmen haklı çıktığından dava konusunun toplam değerinin kabulle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 776,27 TL yargılama masrafının davalı ...AŞ dışındaki davalılardan müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına, 7.Tefrik edilip yargılama sırasında birleştirilen 2020/517 Esas sayılı dosyada davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 54,40 TL, posta ve tebligat gideri 57 TL olmak üzere toplam 111,40 TL yargılama masrafının, davacı yan davasında kısmen haklı çıktığından dava konusunun toplam değerinin kabulle sonuçlanan (konusuz kalan) kısma oranı sonucu bulunan 20,23 TL'nin ...AŞ dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 8.Maddi tazminat davası yönünden davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden hüküm (ilk derece) tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 7.461,55 TL avukatlık ücretinin ...AŞ dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 9.Maddi tazminat davası yönünden davalılar ... AŞ, ... AŞ, ... AŞ yargılama sırasında kendilerini ayrı ayrı vekille temsil ettirdiklerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/3 maddesi uyarınca 7.461,55 TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak bu davalılara verilmesine, 10.Manevi tazminat davası yönünden davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Dairemizin hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 45.000 TL avukatlık ücretinin davalılar ..., ... AŞ, ... AŞ, ... AŞ'den müştereken ve müteselsilen alınarak mirastaki payları oranında davacılara verilmesine, 11.Anayasa Mahkemesinin 2024/29 Esas ve 2024/226 Karar sayılı ilamı ile HMK'nin 326. maddesinin (2) numaralı fıkrasının manevi tazminat davaları yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiğinden manevi tazminat davasının reddedilen kısmı yönünden davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 12.Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; artan delil avansının davalılara iadesine iadesine, III-İstinaf İncelemesi Bakımından; 1.Davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, istem halinde ilk derece mahkemesi tarafından yatıran tarafa iadesine, 2.Harçlar Kanununa göre alınması gereken 7.599 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 5.699,14 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.899,86 TL istinaf karar ve ilam harcının davalılar .....t AŞ, ... AŞ ve ..... AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3.İstinaf kanun yolu aşamasında davacılar tarafından sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ile 106 TL posta gideri olmak üzere toplam 326,70 TL yargılama giderinin, ...AŞ dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 4.Davalılar.....AŞ, ... AŞ ve................ AŞ'nin istinaf başvuruları nedeniyle sarf ettikleri yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 5.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6.İstinaf için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.30/12/2025