TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2026/723 KARAR NO : 2026/564 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 11/12/2025 NUMARASI : 2025/582 (E) - 2025/1125 (K) DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit KARAR TARİHİ: 17/4/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı müflis …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2026/723 KARAR NO : 2026/564 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 11/12/2025 NUMARASI : 2025/582 (E) - 2025/1125 (K) DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit KARAR TARİHİ: 17/4/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı müflis ... AŞ'nin borçlu sıfatıyla taraf olduğu Gaziosmanpaşa 6'ncı İcra Dairesinin ... (E) sayılı dosyasında başlatılan takip uyarınca, İstanbul 3'üncü İflas Dairesinin ... (E) sayılı iflas dosyasından yazılan talimatla açılan Gaziosmanpaşa 6'ncı İcra Dairesinin ... talimat numaralı dosyada, davalı müflis şirketten alacaklı olan müvekkili şirketin daha önce, Gaziosmanpaşa 3'üncü İcra Dairesinin ... (E) sayılı dosyasında ihale yoluyla satın aldığı malların haksız ve hukuka aykırı olarak haczedildiğini; icra müdürlüğü tarafından tespit edilen makinelerin tamamının müvekkili firmaya ait olduğunu, mülkiyetin müvekkili tarafından ihale yoluyla kazanıldığını belirterek, istihkak davasının kabulüne, maddeler halinde ayrıntıları yazılı taşınır malların, müvekkili davacı tarafından Gaziosmanpaşa 3'üncü İcra Dairesinin ... (E) sayılı takibinde açık arttırmayla satın alındığının tespiti ile takip kişi üçüncü kişi olan müvekkiline ati haczedilmiş taşınır mallar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına, mahcuz malların müvekkiline iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı müflis ... AŞ'yi temsilen iflas masası vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince, davacının husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; uzun süreden beri kesintisiz olarak müvekkili tarafından kullanılan davaya konu makinelerin, fiilen müvekkili şirketi işletmesinde bulunduğunu, şirketin faaliyetlerine özgülenmiş durumda olup muhasebe kayıtlarına dahil edildiğini ve envanter defterine de kaydedildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 222'nci maddesi uyarınca yöntemine uygun olarak düzenlenen ticari defterlerin kanıt niteliğinde olduğunu, mahkemenin aktif husumete ilişkin değerlendirilmesinin, başlangıçta ...'nin şahıs işletmesi olarak devam ederken, TTK hükümlerine göre anonim şirkete dönüştürülen müvekkili şirketin ticari geçmişi ve hukuki sürekliliği dikkate alınmadan yapıldığını; bu dönüşümün hukuken bir sona erme veya tasfiye niteliğinde olmayıp bir nevi değişikliği olduğunu, söz konusu makinelerin anonim şirkete dönüştükten sonra da kesintisiz biçimde müvekkili şirket tarafından kullanılmaya devam edildiğini, bu açık hukuki gerçekliği ve dosya kapsamındaki kanıtları göz ardı eden ilk derece mahkemesinin son derece dar ve biçimsel yorumla davanın usulden reddine karar verildiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Dava, taşınır mülkiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ve taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde taraf sıfatı (husumet) dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen (nitelendirilen) kişiler, biçimsel açıdan o davanın taraflarıdır. Ancak mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar dahi, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez. Dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da (aktif husumet ehliyeti) o hakkın sahibine aittir. Söz gelimi bir alacak davasında davacı olma sıfatı o alacağın alacaklısına aittir. Alacak davası, o alacağın alacaklısından başka bir (üçüncü) kişi tarafından açılırsa, (dava konusu alacağın mevcut olmadığından değil) davacının davacı sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan, husumetten) dolayı reddedilir. Taraf sıfatı usul hukukuna değil, maddî hukuka ilişkin bir sorundur; diğer bütün maddî hukuk sorunlarında olduğu gibi, dava şartı da değildir. Taraf sıfatının (davacı bakımından, aktif husumet ehliyetinin; davalı bakımından, pasif husumet ehliyetinin) yokluğu davada taraf olarak gösterilen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için bir itirazdır. Diğer bütün itiraz hallerinde olduğu gibi, sıfat yokluğu da, ancak dava dosyasından anlaşılabildiği ölçüde hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Prof. Dr. Ramazan Arslan, Prof. Dr. Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, sayfa 223 vd.) Eldeki davada davacı vekili, İstanbul 3'üncü İflas Dairesinin ... (E) sayılı iflas dosyasında yazılan talimatla açılan Gaziosmanpaşa 6'ncı İcra Dairesinin ... talimat numaralı dosyada haczedilen taşınır malların, müvekkili şirkete ait olduğunu ileri sürmüştür. Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde, davacı şirketin eldeki taşınır mülkiyetinin tespitine ilişkin davayı açmakta hukuki yararı ve aktif husumet ehliyetinin bulunduğunun anlaşılması karşısında, davaya devam olunarak tarafların ileri sürdükleri kanıtlar değerlendirilip oluşacak sonuca göre nihai karar verilmesi gerekirken, davanın usulden reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6'ncı maddesi uyarınca kaldırılmasına, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf başvurusu için yatırılan istinaf karar ve ilam harcının, istekte bulunulması durumunda ilk derece mahkemesince yatıran tarafa geri verilmesine, 4-Duruşmalı yapılmayan istinaf incelemesi kapsamında vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu başvurusundan ötürü davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine, 6-İstinaf incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 353/1-a ve 362/1-g maddeleri uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.17/4/2026