TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO:2022/1715 KARAR NO:2026/199 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:06/04/2022 NUMARASI:2017/467 Esas - 2022/292 Karar DAVANIN KONUSU:Tazminat KARAR TARİHİ:03/03/2026 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20/12/2014 tarihinde çif…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO:2022/1715 KARAR NO:2026/199 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:06/04/2022 NUMARASI:2017/467 Esas - 2022/292 Karar DAVANIN KONUSU:Tazminat KARAR TARİHİ:03/03/2026 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20/12/2014 tarihinde çift taraflı kaza sonucu ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 3.446,78 TL geçici iş görmezlik tazminatı, 78.037,19 TL sürekli iş görmezlik tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;zamanaşımı def'inde ve eksik belge ile başvuru itirazında bulunduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk derece mahkemesince; davanın kabulü ile; 3.446,78 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 78.037,19 TL sürekli iş göremezlik tazminatı toplamı 81.483,97 TL'nin 26/01/2016 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili: müvekkili şirket tarafından istenilen evrakların tamamlanmadan doğrudan başvuru şartı yerine getirilmeden dava açıldığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olacağını, geçici maluliyetten kaynaklı maddi tazminat taleplerinin ve buna bağlı olan diğer masrafların müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu kalmadığını, geçici iş göremezlik tazminatının tedavi teminatı içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, maluliyet tazminatı belirlenirken bilinen ücret, belirlenebilir ücret yoksa asgari ücretin baz alınacağını, emniyet kemeri kullanılmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hatır taşıması olduğundan zarar miktarında indirim yapılmasını talep ettiklerini, müvekkili şirketin dava tarihinden itibaren ve yasal faizle sorumlu tutulabileceğini belirtmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.Dosyanın istinaf incelemesi için Dairemizde bulunduğu sırada davacı vekili tarafından davadan feragat dilekçesi verildiği ancak vekâletnamesinde davadan feragat yetkisi bulmadığı görülmüştür Davacı vekili, 13/01/2016 tarihinde davalıya başvurusunu yaptıktan sonra verilen olumsuz yanıt üzerine dava açtığına göre KTK'nin 97. maddesindeki başvuru koşulunun yerine getirildiğinin kabulünde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun davacı için belirlenen kalıcı maluliyet oranı, kaza tarihindeki yaşı, asgari ücret üzerinden geliri esas alınarak, TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant formülüne göre düzenlendiği ve kusur oranında tazminatın belirlendiği anlaşılmakla usule, yasaya ve Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında ve başvurudan itibaren 8 iş gününden sonra faize hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığından bu hususlara değinen istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda TBK'nin 51. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından ya da kullanmadan söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır.Taşınan veya kullananın yararının söz konusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve ödenecek indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir.Ayrıca Hakim tazminattan mutlaka indirme yapmak zorunda değilse de bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir. Bu nedenle; davacının babasının kullandığı araçta yolcu olduğundan hatır taşıması indirimi yapılmaması yerindedir. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur Türk Borçlar Kanunu'nun 52. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir.Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK'nin 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.Somut olayda; aracın arka koltuğunda yolcu olduğu anlaşılan davacının müterafik kusur indirimi gerektiren eylemi ortaya konulamadığından müterafik kusur indirimi yapılmaması yerindedir.25/02/2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun ...'ye geçmesine karşın belgeye dayanmayan tedavi giderlerinden (geçici iş göremezlik, bakıcı gideri, tedavi yol gideri vb.) ... sigortası poliçesini düzenleyen sigorta şirketi ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğunun devam ettiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalı sigorta şirketinin vekilinin geçici iş görmezlik tazminatından sorumlu olmadıklarına ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir. KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, 2.Harçlar Kanununa göre alınması gereken 5.566,16 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 1.400 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.166,16 TL istinaf karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3.Davalının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5.İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/03/2026