T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/576 Esas KARAR NO : 2026/66 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/02/2022 NUMARASI: 2021/794 Esas, 2022/81 Karar DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 15/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilek…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/576 Esas KARAR NO : 2026/66 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/02/2022 NUMARASI: 2021/794 Esas, 2022/81 Karar DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 15/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... tarafından müvekkili idare ve davalı şirket aleyhine işçi alacaklarının tahsili talebiyle Ankara 14. İş Mahkemesinde 2015/1297 esas sayısı ile dava açıldığını, yapılan yargılama sonucunda mahkemenin 09/03/2016 tarihli 2016/2020 karar sayılı ilamı ile müvekkili idare yönünden ücret alacağının müvekkili idare ve davalıdan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verildiğini, bahse konu kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini, mahkemece hüküm altına alınan alacağın tahsili maksadıyla müvekkili idare aleyhine Ankara . İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile yapılan icra takibi neticesinde icra dosyasına ödeme yapıldığını, davalı şirketin müvekkili ... genel müdürlüğü tarafından ihale edilen "... İnşaatı" işini yürüttüğünü, bahse konu işin tamamının davalı şirkete ihale yoluyla verildiğini, davalı ile müvekkili idare arasında ihale makamı-yüklenici ilişkisinin mevcut olduğunu, dava dışı işçinin ihale konusu işte davalı şirket işçisi olarak çalıştığını, müvekkili idarenin Ankara 14. İş Mahkemesinin 2016/202 Karar Sayılı ilamında İş Kanunu 36. maddesi uyarınca ödenmeyen üç aylık ücret nedeniyle sorumlu tutulduğunu belirterek fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne 13.321,40 TL'nin ödeme tarihi olan 04/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında ihale ile iş verme ilişkisi bulunduğunu, dava dışı işçiye ödenen işçilik alacağından davacının müteselsil sorumluluğunun dayanağının İş kanunu'nun 36. Maddesi olduğunu, bu maddeye göre işçi alacaklarının ödenip ödenmediği, ödenmemesi halinde hakedişten ödeneceği yönünde ihale makamına kontrol etme yetkisi verildiğini, ayrıca işçilik alacaklarının ödenmediğinin tespiti ve başvuru halinde üç aylık dönem için idareye sorumluluk yüklendiğini, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen İş Mahkemesi kararında da açıkça “davalı ... Müdürlüğünün sorumluluğunun münhasıran yukarıda belirtilen ücret alacağındaki miktar ile sınırlı olmak” kaydıyla müştereken ve müteselsilen tahsilinin talep edildiğini, dava dışı işçi tarafından ve mahkeme kararında söz konusu durum açıkça belirtildiğini, her ne kadar davacı ile davalı müflis şirket arasında imzalanan sözleşmenin “Yüklenicinin Sözleşme Konusu İş İle İlgili Çalıştırdığı Personele İlişkin Sorumlulukları” başlıklı 30. maddesinde “Yüklenicinin sözleşme konusu işte çalıştırdığı personelle ilgili sorumlulukları ve buna ilişkin şartlarda Yapı İşleri Genel Şartname Hükümleri” uygulanacağını belirtilmiş ise de, ibraz edilen şartnamede davacı ihale makamına İş Kanunun 36. maddesinin atıfta bulunduğu şekilde denetim yetkisi verildiğinin açık olduğunu, kanunun önüne geçilemeyeceğini, dolayısıyla Kanunun 36. Maddesi gereğince davacı kamu makamının işçinin ödenmeyen ücretini işveren müflis şirketin hak edişlerinden kesme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, kesinleşen Mahkeme kararında da bu durumun açıkça belirtildiğini, sorumluluğun tamamen ihale makamının kusurundan kaynaklandığını, dolayısıyla davacının davalı müvekkili müflis şirketten dava dışı işçiye ödediği bedeli rücuen talep etme imkanı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; taraflar arasında ... İnşaatına ilişkin sözleşme imzalandığı, bu sözleşmenin 30.1 maddesinde ve 2. sözleşmenin 53.4 maddesinde işçiye ödenecek miktarın davalıdan alınacağının kararlaştırıldığı, davacının icra dosyasına yaptığı ödemenin 04/08/2016, iflas tarihinden sonraki tarih olduğundan ödenen miktar üzerinden kayıt kabule karar verilmesini talep ettiği, dava dışı ..., ... ve davalı müflis şirket aleyhine işçi alacaklarının tahsili talebiyle Ankara 14. İş Mahkemesinde 2015/1297 esas sayısı ile dosyasında dava açtığı, yapılan yargılama sonucunda mahkemenin 09/03/2016 tarih ve 2016/2020 karar sayılı ilamı ile alacağının ... ve müflis şirketten müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verildiği, kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği, bu alacağın tahsili için ... aleyhine Ankara 24. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, davacı ...tarafından icra dosyasına 13.321,40 TL ödeme yapıldığı, davalı şirketin davacı ... müdürlüğü tarafından ihale edilen "... İnşaatı" işini yürüttüğü, bahse konu işin tamamının davalı şirkete ihale yoluyla verildiği, davalı Müflis ... A.Ş. ile ... arasında ihale makamı-yüklenici ilişkisinin mevcut olduğu, dava dışı işçinin ihale konusu işte davalı şirket işçisi olarak çalıştığı, davacı ...nin Ankara 14. İş Mahkemesinin 2016/202 karar sayılı ilamında İş Kanunu 36. maddesi uyarınca ödenmeyen üç aylık ücret nedeniyle sorumlu tutulduğu, bu bedelden taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalı şirketin sorumlu olacağı, davalı şirket iflas ettiğinden dava kayıt kabule dönüştüğünden 13.321,40 TL'nin 04.08.2016 ödeme tarihinden itibaren Müflis ... A.Ş.'nin iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; taraflar arasında imzalanan Özel Teknik Şartname madde 11. 3. bendi "Yükleniciden alacağı olan işçi, personel ve teknik elemanlar, ilan tarihinden başlamak üzere bir hafta içerisinde Yapı Denetim görevlisine başvurabilirler. Alacaklar hak ediş raporunun düzenlendiği tarihten önceki günler için belirlenmiş sayılır. Bu tür alacakların 3 aylık tutarından fazlası hakkında idareye herhangi bir sorumluluk düşmez." şeklinde olup bu madde ile taraflar arasında imzalanan sözleşme ve şartnamelerde bir nevi davacı idarenin sorumluluğunun ortaya konduğunu, dava dışı ...'nın ücret alacağının davacı idarece ödeneceğinin açıkça şartname metninde bulunduğunu,4857 Sayılı İş Kanunu’nun "Kamu makamlarının ve asıl işverenlerin hakedişlerinden ücret kesme yükümlülüğü" başlıklı 36 ncı maddesi "Genel ve katma bütçeli dairelerle mahalli idareler veya kamu iktisadi teşebbüsleri yahut özel kanuna veya özel kanunla verilmiş yetkiye dayanılarak kurulan banka ve kuruluşlar; asıl işverenler müteahhide verdikleri her türlü bina, köprü, hat ve yol inşası gibi yapım ve onarım işlerinde çalışan işçilerden müteahhit veya taşeronlarca ücretleri ödenmeyenlerin bulunup bulunmadığının kontrolü, ya da ücreti ödenmeyen işçinin başvurusu üzerine, ücretleri ödenmeyen varsa müteahhitten veya taşeronlardan istenecek bordrolara göre bu ücretleri bunların hakedişlerinden öderler." şeklinde olup bu düzenlemeye göre de, ihale makamının işçi ücretlerinin ödenmediğini kontrol etmek zorunda olduğunu, şartnamenin, işçilik alacaklarının tamamını kapsadığını, somut olayda da ücret alacağına ilişkin bir anlaşmazlık söz konusu olduğunu, davacı kurumun şartname ve kanun hükümlerine göre tek başına sorumluluğunun bulunduğunu, bu nedenle mahkeme tarafından müştereken ve müteselsilen sorumlu olunduğuna dair hüküm tesisinin hukuka aykırı olduğunu, davacı kurum tarafından yapılacak olan kontrol üzerine ya da işçinin davacı kuruma başvurusu üzerine ödenmeyen ücretlerin bulunduğunun tespit edilmesi halinde ihale makamının sorumluluğunun söz konusu olacağını, ihale makamının yapmış olduğu ilan üzerine işçilerin başvuruda bulunmamış olmalarının, kamu kurumunun anılan madde kapsamındaki sorumlulğunu ortadan kaldırmayacağını belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, hizmet alım sözleşmesi kapsamında davacı tarafından dava dışı işçilere ödenen işçilik alacağının rücuen tazmini istemine ilişkindir. Davalı şirketin İstanbul 50. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/202 Esas sayılı dosyasında, 26/11/2013 tarihinden geçerli olmak üzere iflasına karar verildiği, iflas işlemlerinin İstanbul 2. İflas Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası üzerinden yürütüldüğü, eldeki davanın iflas tarihinden sonra 18.07.2018 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Dava önce, İstanbul 19. AHM 2018/344 E. Sayılı dosyası üzerinden açılmış olup bu mahkemenin 16.03.2021 tarihli 2021/201 K. Sayılı ilamı ile davalı şirketin dava tarihinden önce iflas etmesi nedeniyle davanın kayıt kabul davasına dönüştüğü gerekçesiyle davada ticaret mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş olup kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 18. HD.'nin 14.10.2021 tarihli 2021/2468 E. 2021/1947 K. sayılı ilamı ile davacı tarafın davaya konu yaptığı rücuen tazminatın, davalı şirketin iflasına karar verildikten sonra doğduğu anlaşıldığından davanın İİK 235 kapsamında kayıt kabul davası olarak nitelendirilmesi gerektiği ve iflasına karar verilen şirket merkezinin bulunduğu Ticaret Mahkemesinin yargılamada görevli olduğu gerekçesiyle mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek davacının istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir. Daha sonra yargılama İstanbul 14. ATM nin yukarıda belirtilen esas numarası üzerinden yargılama yapılarak mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Y. 6. HD. 05.09.2022 tarihli 2022/3256 E. 2022/3847 K. Sayılı ilamı; "Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup, bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Bu durumda mahkemece yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde, iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanan kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak davalı yüklenicilerin işverene karşı sorumlu oldukları dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, işçi ile işveren arasında uygulanması gereken kanun maddeleri gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.Bu nedenle Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemi kabul edilerek, mahkeme kararının kanun yararına bozulması gerekmiştir." şeklindedir. Ankara 14. İş Mahkemesi 2013/710 E. 2015/869 K. Sayılı ilamı ile; "somut uyuşmazlıkta davacının, davalı...'ye ait iş yerinde davalı şirket çalışanı olarak; 31.10.2012–03.04.2013 tarihleri arasında çalıştığı, davacının son döneme ilişkin işçilik alacaklarının ödenmediği, işten ayrılma bildirgesi ve davalı şirket tarafından Şubat 2013 aylık dönem bordrosunda kıdem ve ihbar tazminatı tahakkuk ettirilmiş olduğu, bu kapsamda davacının ihbar tazminatına hak kazandığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca tüm dosya kapsamına göre davalı ... A.Ş tarafından ödendiği ispatlanamayan AGİ alacağı ile davalılarca ödendiği ispatlanamayan ücret alacağı talepleri kabul edilmiştir. Tüm dosya kapsamı içeriğine göre davacı tarafça ispatlanamayan fazla çalışma ücreti ile hafta tatili ücreti talepleri ret edilmiştir. Dosya kapsamı ile uyumlu olduğu görülen bilirkişi ek hesap raporu hesaplamaları hükme esas alınarak davanın kısmen kabul kısmen reddine, Davacının fazla çalışma ve hafta tatili ücreti taleplerinin reddine, 768,07-TL net ihbar tazminatının 100-TL'lik kısmının dava, bakiyesinin 18/05/2015 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalı ... A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, 426,58-TL net AGİ alacağının 100-TL'lik kısmının dava, bakiyesinin 18/05/2015 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiziyle davalı ... A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, 6.629,99-TL net ücret alacağının 2.000-TL'lik kısmının dava, bakiyesinin 18/05/2015 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine" karar verilmiş olup bu kararın Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 29.09.2015 tarihli 2015/22912 E.2015/25943 K. Sayılı ilamı ile bozulduğu, ilk derece mahkemesince 09/03/2016 tarihli 2015/1297 E. 2016/202 K. Sayılı ilamı ile bozma ilamına direnildiği ve direnme kararının Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 12.05.2016 tarihli 2016/12642 E. 2016/14567 K. Sayılı ilamı ile onararak iş mahkemesi kararının kesinleştiği anlaşılmıştır.4857 sayılı İş Kanunu'nun 36 ncı maddesinde, “Genel ve katma bütçeli dairelerle mahalli idareler veya kamu iktisadi teşebbüsleri yahut özel kanuna veya özel kanunla verilmiş yetkiye dayanılarak kurulan banka ve kuruluşlar; asıl işverenler müteahhide verdikleri her türlü bina, köprü, hat ve yol inşası gibi yapım ve onarım işlerinde çalışan işçilerden müteahhit veya taşeronlarca ücretleri ödenmeyenlerin bulunup bulunmadığının kontrolü, ya da ücreti ödenmeyen işçinin başvurusu üzerine, ücretleri ödenmeyen varsa müteahhitten veya taşeronlardan istenecek bordrolara göre bu ücretleri bunların hakedişlerinden öderler” şeklinde kurala yer verilmiştir. Bu kural nedeniyle kesinleşen iş mahkemesi kararında, davacı idare, davalı yüklenici ile birlikte dava dışı işçinin işçilik alacağından müteselsilen sorumlu tutulmuştur.Dosya kapsamında sunulan taraflar arasında imzalanan 09.05.2011 tarihli ...İnşaatı Sözleşmesinin 30. Maddesinde, yüklenicinin çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları konusunda Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümlerinin uygulanacağı kararlaştırılmıştır. Yine aynı tarihli özel teknik şartnamenin kanuni sorumluluk başlıklı 11. Maddesinde, müteahhidin anlaşma gereğince işini yapmaya yükümlü olmakla beraber uyulması gerekli her türlü “Kanun, Tüzük, Karamame, Karar ve Benzeri” emir hükümleri gereğini yerine getirmek zorunda olduğu, bunları bilmemenin bir mazeret teşkil etmeyeceği, bu icapları yerine getirmek için müteahhidin hiçbir istek ve hak iddiasında bulunamayacağı, özellikle İş Kanununun işçi hakları ve işyeri hakkındaki şartları büyük bir titizlikle yerine getireceği, yukarıda sözü geçen hususlar da gösterilecek kusurların sorumluluğunun tamamen müteahhide ait bulunacağı kararlaştırılmıştır.Davacı ... tarafından Ankara .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına 04/08/2016 tarihinde 13.321,40 TL ödeme yapılmıştır.Davalının İstanbul 50. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/202 Esas sayılı dosyasında, 26/11/2013 tarihinden geçerli olmak üzere iflasına karar verilmiştir.İİK’nın 195. maddesinde, iflasın açılması ile müflisin borçlarının muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği düzenlenmiştir. İİK'nın 196/3. maddesi uyarınca asıl alacağa faiz işlemeye devam ederse de, bu ancak tasfiye bakiyesi kalırsa ayrıca ödenir. Dava dışı işçinin, davalı müflis şirketten 03.04.2013 tarihinde işten ayrıldığı iş mahkemesi kararında tespit edilmiştir. Bu tespite göre, davacı tarafça dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarından davalı müflis şirketin sorumluluğunun doğduğu tarihin işçilerin müflis şirketteki işlerinden ayrıldıkları tarih olduğu, istinaf sebepleriyle sınırlı yapılan inceleme neticesinde mahkemece, davacının işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair taraflar arasındaki sözleşmelerde bir hüküm bulunmaması nedeniyle davacı tarafından ödenen tüm bedelin kayıt kabulüne karar verilmesi yerinde olmuştur. (Y 15. H. D'nin 2021/756 E. 2021/790 K. sayılı ilamı) İİK’nın 195. maddesi gereğince, iflasın açılması ile müflisin borçlarının muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği hüküm alınmıştır. Somut olayda, davacı tarafından dava dışı işçilere yapılan ödeme iflas tarihinden sonradır. Dolayısıyla mahkemece, davacı tarafından ödenen miktara hükmedilmesi doğru olmuştur.Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/794 Esas, 2022/81 Karar sayılı ve 15/02/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.15/01/2026 .