T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/373 Esas KARAR NO : 2026/570 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi ARA KARAR TARİHİ: 19/01/2026 NUMARASI : 2025/806 Esas, Derdest, Ara Karar DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (TİCARİ NİTELİKTEKİ HİZMET SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN) KARAR TARİHİ: 16/04/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/373 Esas KARAR NO : 2026/570 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi ARA KARAR TARİHİ: 19/01/2026 NUMARASI : 2025/806 Esas, Derdest, Ara Karar DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (TİCARİ NİTELİKTEKİ HİZMET SÖZLEŞMESİNDEN KAYNAKLANAN) KARAR TARİHİ: 16/04/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin İstanbul Çatalca ilçesinde faaliyet gösteren Serbest Bölge işleticisi bir şirke olduğunu, işletici olmasından kaynaklı olarak bünyesinde faaliyet gösteren firmalara elektrik, su, altyapı, üstyapı, elektrik gibi hizmetleri verdiğini ve bunun karşılığında hizmet alan firmalardan "genel gider katılım payı" tahsil ettiğini, davalıya ait depo/taşınmaz müvekkilin hizmet sağladığı Serbest Bölge sahası içerisinde olup, taraflar arasındaki işyeri satış sözleşmesi ile serbest bölge yönetmeliği gereği, davalının altyapı üst yapı vb. alanlardaki giderlere katılması gerektiğini, müvekkilinden hizmet alan kuruluşların taşınmaz üzerinde faaliyetini durdursa dahi genel gider katılım paylarına katılma zorunluluğu bulunduğunu, ancak davalı genel gider katılım paylarını ödenmediği için İstanbul 1. İcra Dairesi'nin ... Esas Sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının takibe haksız itiraz ettiğini, arabuluculuk görüşmesinde anlaşma sağlanamadığını, alacağın likit olduğunu, daha önceki borçlarını ödeyen davalının malları kaçırma kastı olması sebebiyle malları üzerinde tedbir konulması gerektiğini ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, asıl alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalının malları üzerinde ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevabında; müvekkili tacir olmadığından davada Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olmadığını, icra takibinde borcun sebebine yer verilmemesi nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkilinin ruhsatı iptal edildiğinden serbest bölgede faaliyeti bulunmadığını, dolayısıyla davacıdan hizmet almadığını, taşımaza ilişkin ruhsat iptal edildiğinden, sözleşme gereği taşınmazı rayiç bedelle alması gereken davacının herhangi bir girişimde bulunmadığını, dövizle sözleşme yapma yasağına aykırı davranıldığını, davayı kabul etmemekle birlikte icra takibindeki tutara ve faize de itiraz ettiklerini, müvekkilinin mallarını kaçırma saiki bulunmadığı gibi tedbirin ancak uyuşmazlık konusu hakkında istenebileceğini savunarak davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın para alacağı olduğu, davacının ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiği mal varlığının dava konusu olmadığı, HMK 389. maddesi gereğince mülkiyeti uyuşmazlık konusu olan hususlarda ihtiyati tedbir kararı verilebileceği ancak iş bu dava da mülkiyetin uyuşmazlık konusu olmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; mülk sahibi olan her kuruluşun, söz konusu taşınmazlarını kullansın veya kullanmasın, genel giderlere katılmak zorunda olduğunu, mevzuat hükümlerinin bu yönde bir ayrım yapmadığını, önceki borçlarını ödeyen davalının haksız ve hukuka aykırı olarak dava konusu borcu ödemediğini, davalının takibe itirazının sadece alacağın tahsilini geciktirme amacı taşıdığını, önceki borçlarını ödeyen davalının, iş bu dava konusu borçları ödemediği nazara alındığında mallarını kaçırma kastının olması sebebiyle, borçlunun malları üzerine ihtiyatı tedbir konulması gerektiğini belirterek ara karar kaldırılarak ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava, serbest bölge işleticisinin genel gider katılım payının tahsili için başlattığı takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava dilekçesinde ayrıca, davalının malları kaçırma olasılığı bulunduğu gerekçesiyle davalının malvarlığına ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Mahkemece, ihtiyati tedbir talebinin reddine reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir. HMK. 389/1. maddesi, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." şeklindedir. Aynı yasanın 390/3 maddesi, "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. İhtiyati tedbir öğretide "...kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır." şeklinde tarif edilmiştir. İhtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır. İhtiyati haciz, ihtiyati tedbirin özel bir çeşidi olmakla beraber özellikle konusu ve tabi olduğu hükümler bakımından ihtiyati tedbirden farklıdır. İhtiyati haciz sadece para alacaklarına ilişkin dava veya takiplerde söz konusu olduğu halde ihtiyati tedbir kural olarak paradan başka şeylere ilişkin davalarda ve aynı çekişmeli olan menkul ve gayrimenkul mallarla ilgilidir. Somut uyuşmazlıkta genel gider katılım payının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istenilmiş olup, davada davalının malvarlığının mülkiyeti ve üzerindeki ayni hakkın aidiyeti çekişme konusu değildir. Uyuşmazlık konusu olmayan hususlarda ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği gibi para alacağı talebi yönünden de talep edilen tedbir kararları verilemeyeceğinden ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebini reddetmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/806 Esas sayılı ve 19/01/2026 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı talep eden davacı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 bendi ile aynı kanunun 362/1-f Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi. 16/04/2026