9. Hukuk Dairesi 2025/7322 E. , 2026/1066 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1118 E., 2025/1315 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/424 E., 2023/60 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından h…
9. Hukuk Dairesi 2025/7322 E. , 2026/1066 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1118 E., 2025/1315 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/424 E., 2023/60 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.02.2014 tarihinden itibaren davalı nezdinde usta gemici olarak çalıştığını, son ücretinin 1.823,00 USD olduğunu, yedi ayda bir aylık ücret tutarında kontrat parası adı altında ödeme yapıldığını, iş sözleşmesinin davalı işverence hiçbir haklı sebep gösterilmeksizin 13.02.2022 tarihinde feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatlarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın kısmi dava olarak açılmasının mümkün olmadığını, davacının çalıştığı tüm gemilerin ... bayraklı gemiler olduğunu, bu sebeple uyuşmazlığa 854 sayılı Deniz İş Kanunu (854 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını, davalı Şirketin davacının çalıştığı yabancı bayraklı gemilerde gemi yöneticisi sıfatıyla hareket ettiğini, ilgili gemilerin donatanı olmadığını, dolayısıyla davanın yabancı bayraklı gemilerin donatanına/maliklerine ihbarı gerektiğini ve müvekkili Şirket bakımından da davanın husumetten reddi gerektiğini, diğer yandan uyuşmazlığa bakmaya yetkili mahkemelerin de Malta mahkemeleri olduğunu, yabancılık unsuru bulunduğundan ve taraflar arasındaki iş sözleşmelerinde de kararlaştırıldığından somut uyuşmazlığa Malta hukukunun uygulanması gerektiğini; ayrıca davacının belirli süreli iş sözleşmeleri ile istihdam edildiğinden ve davacının da sürenin sona ermesi ile gemiden ayrıldığı sabit olduğundan davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı nezdinde usta gemici olarak ... Kurumu kayıtlarına göre 01.02.2014-13.02.2022 tarihleri arasında toplam 5 yıl 10... gün çalıştığı, davacının çalıştığı Malta bayraklı gemilerde çalışma süresini gösteren iş sözleşmeleri, gemi hizmet belgeleri ile davacının çalıştığı her bir geminin ait olduğu Şirkete ilişkin ... Ticaret Sicili incelendiğinde, ilgili işverenlerin %100 hisse ile tek hissedarının " ... Ltd. Şti." olduğu, 04.05.2015 tarihli ve 8812 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde söz konusu Şirketin ünvanının 27.04.2015 tarihinden itibaren davalı Şirket olan ... AŞ olarak değiştirildiğinin tescil edildiği, buna göre davacının davalının değişik işyerlerinde çalıştığının anlaşıldığı, iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı gerektirmeyecek koşullarda sonlandığını ispat külfeti işverene ait olup işveren tarafından ispat külfeti yerine getirilemediğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı kabulü ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamına göre, davacının 01.12.2014-13.02.2022 tarihleri arasında usta gemici olarak belirli süreli iş sözleşmeleriyle çalıştığı, giydirilmiş ücretinin brüt 1.595,00 TL olduğu, davacının sigorta hizmet dökümünde çalışmalarının göründüğü her bir şirket için ... Ticaret Sicili belgelerinin ibraz edildiği, bu belgelerde ilgili işyerinin %100 hisse ile tek hissedarının (ünvan ve tür değişikliği nedeniyle) davalı Şirket olduğununun anlaşıldığı, iş sözleşmesinin feshin haklı nedenle yapıldığının davalı tarafça ispatlanamadığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, somut uyuşmazlığa 854 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasının isabetli olduğu; ancak 854 sayılı Kanun'da faiz türüne yönelik olarak 4857 sayılı İş Kanunu’ndaki (4857 sayılı Kanun) gibi özel bir düzenleme olmadığı hâlde kabul edilen kıdem tazminatına yasal faiz yerine sözleşmenin fesih tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizi yürütülmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suetiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Somut uyuşmazlığa bakmakla yetkili Mahkemelerin Malta mahkemeleri olduğunu, taraflar arasındaki iş sözleşmesi hükümleri de dikkate alındığında uyuşmazlığa Malta hukukunun uygulanması gerektiğini, 2. Bir an için Türk hukukunun uygulanacağı kabul edilse dahi davacının çalıştığı gemilerin yabancı bayraklı olması sebebiyle 854 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını, uyuşmazlığın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) hükümlerine göre çözüleceğinin kabulü gerektiğini, 3. Davacının ITF sözleşmeleri kapsamında belirli süreli iş sözleşmeleri ile istihdam edildiğini, tüm hak edişlerinin kendisine ödendiğini, söz konusu davanın mükerrer tahsile yol açtığını, iş sözleşmelerinin zincirleme olarak yapıldığının kabulünün mümkün olmadığını, her bir donatan için ayrı ayrı sözleşme yapıldığını, süre bitimi ile sözleşmeler sona erdiğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, 4. Davalı Şirket aleyhine davası olan ve görgüye dayalı bilgi sahibi olmayan tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini, 5. Müvekkili Şirketin gemilerin yöneticiliğini yaptığını, dolayısıyla malik yahut donatan sıfatı bulunmadığından davanın husumetten reddi gerektiğini, 6. Kabul edilen ücret miktarının ve hesaplamaların hatalı olduğunu, 7. Davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, 8. Alacaklara uygulanan faizin türüne ve başlangıç tarihine itiraz ettiklerini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukukun tespiti ile davalı Şirketin işçilik alacaklarından sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, söz konusu alacakların hesaplanması ile hüküm altına alınan kıdem ve ihbar tazminatına uygulanan faizin türü ile başlangıç tarihine ilişkindir. 1. İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır. Somut uyuşmazlıkta davacı işçi; davalı işveren nezdinde usta gemici olarak çalıştığını, ücretinin USD olarak ödendiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatlarının hüküm altına alınmasını istemiş, davalı Şirket ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının ... bayraklı gemilerde çalıştığını, taraflar arasındaki iş sözleşmelerinde uyuşmazlıklara Malta hukukunun uygulanacağının kararlaştırılması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince; davalı vekilinin bu savunmasına değer verilmeksizin uyuşmazlığa tüm çalışma dönemi bakımından Türk hukuku uygulanmak suretiyle yargılama sonuçlandırılmış, Bölge Adliye Mahkemesince de bu konuda herhangi bir değerlendirmeye yer verilmemiş olup yalnızca 854 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasının isabetli olduğu belirtilmiştir. Ne var ki varılan sonuç, dosya kapsamına uygun düşmemiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacının 01.02.2014-13.02.2022 tarihleri arasındaki toplam 5 yıl 10... günlük çalışmasının tümünün Malta bayraklı gemilerde geçtiği hususu sabittir. Dosya içerisinde yer alan davacının bünyesinde istihdam edildiği 30.01.2014 imza tarihli sözleşme hariç olmak üzere 23.11.2024, 12.12.2015, 12.07.2016, 13.03.2017, 30.05.2018, 27.03.2019, 14.07.2020, 14.02.2021, 29.08.2021 imza tarihli sözleşmelerde; gemiadamı ve donatan arasında imzalanmış olan sözleşmelerde oluşabilecek anlaşmazlıklarda, bayrak devleti kanunlarının geçerli olacağı kararlaştırılmıştır. Taraflar arasındaki gemi adamı iş sözleşmelerinin açık, net ve anlaşılır bir dilde düzenlendiği, uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün açıkça cevaz verdiği şekilde sözleşmelerde hukuk seçimi yapıldığı anlaşılmakta olup, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmelerinin bağlayıcı ve geçerli olduğu sonucuna varılması gerekmektedir. Öncelikle belirtilen nedenlerle; davacının 23.11.2014 ve devam eden çalışma dönemi bakımından yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmü kapsamında hukuk seçimi anlaşması bulunduğu anlaşıldığından davacının söz konusu çalışma dönemi için somut uyuşmazlığa iş sözleşmeleri ile seçilen hukuk uygulanmalıdır. Hâl böyle olunca, belirtilen çalışma dönemi bakımından uzman bir bilirkişiden de denetime elverişli rapor alınmak suretiyle dosya kapsamındaki delil durumu birlikte değerlendirilerek dava konusu alacaklar hakkında, usuli kazanılmış haklar da gözetilerek bir karar verilmesi gerekmektedir. 2. Diğer yandan, davacının 30.01.2014-23.10.2014 tarihleri arasındaki birinci çalışma dönemi de yine Malta bayraklı bir başka gemide geçmiş ise de bu dönem için taraflar arasında 30.01.2014 tarihinde imzalanan iş sözleşmesinde, hukuk seçimi anlaşması bulunduğuna dair açık bir düzenleme yer almamaktadır. Taraflar arasında hukuk seçimi bulunmadığı tespit edilen çalışma dönemi bakımından, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukuku uygulanır. Ancak, hâlin bütün şartlarına göre iş sözleşmesiyle daha sıkı ilişkili bir hukukun bulunması hâlinde sözleşmeye mutad işyeri hukuku ve işverenin esas işyerinin bulunduğu ülke hukuku yerine bu hukuk uygulanabilecektir. Örneğin, tarafların tabiiyeti, sosyal ve hukuki çevrenin yoğunlaştığı yerin Türkiye olması, işçinin Türkiye’nin sosyal güvence sistemi içinde yer alması, ücretinin Türkiye’de ödenmesi, iş sözleşmesinin Türk hukukuna özgü kurumlar gözetilerek düzenlenmesi, Türk hukukuna tâbi daha önceki bir iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların bulunması hâlinde iş sözleşmesinin Türk hukuku ile daha sıkı ilişki içinde olduğu düşünülebilir. Tarafların tabiiyeti, yerleşim yeri, sosyal ve hukuki çevrenin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, ödeme kayıtları ile tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, birinci çalışma dönemi için daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki bu dönem bakımından 854 sayılı Kanun hükümleri uygulanmıştır. Oysa, 854 sayılı Kanun'un "Kanun kapsamı" başlıklı 1. maddesi şu şekildedir: "Bu kanun denizlerde, göllerde ve akarsularda Türk Bayrağını taşıyan ve yüz ve daha yukarı grostonilatoluk gemilerde bir hizmet akti ile çalışan gemiadamları ve bunların ... hakkında uygulanır. Aynı işverene ait gemilerin ... toplamı yüz veya daha fazla olduğu veyahut işverenin çalıştırdığı gemiadamı sayısı 5 veya daha fazla bulunduğu takdirde birinci bent hükmü uygulanır. Bu kanunun uygulanmasında; sandal, mavna, şat, salapurya gibi olanlar da (gemi) sayılır. Cumhurbaşkanı, ekonomik ve sosyal gerekler bakımından bu kanun hükümlerini yukardaki bentlerin kapsamı dışında kalan gemilerle gemiadamlarına ve bunların işverenlerine kısmen veya tamamen teşmile yetkilidir. Yukardaki bentlerde yazılı gemilerin bu kanun kapsamına alınmaları sebebiyle yapılabilecek itirazlar Çalışma Bakanlığı tarafından incelenerek karara bağlanır. Bu itirazlar kanunun uygulanmasını durduramaz." Buna göre denizlerde, göllerde, akarsularda Türk bayrağını taşıyan ve yüz ve daha yukarı grostonilatoluk gemilerde iş sözleşmesiyle çalışan gemiadamları ve bunların ... hakkında 854 sayılı Kanun'un uygulanacağı açıktır. Davacının belirtilen birinci çalışma döneminde de çalıştığı gemi Malta bayraklı olup Türk bayrağı taşımadığından bu dönem bakımından somut uyuşmazlığa 854 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. 6098 sayılı Kanun, genel kanun olup 4857 sayılı Kanun ve 854 sayılı Kanun ise özel kanun niteliğindedir. Dolayısıyla yukarıda açıklandığı üzere Türk hukuku uygulanacak birinci çalışma dönemi bakımından; davacının, 854 sayılı Kanun hükümlerine değil 6098 sayılı Kanun hükümlerine tâbi olduğunun kabulü gerekir. Belirtmek gerekir ki; 6098 sayılı Kanun kapsamında çalışanlar, kıdem tazminatına hak kazanamazken bu Kanun’un 438. maddesinde öngörülen şartlar gerçekleştiği takdirde haksız fesih tazminatına hak kazanabilirler. Ancak somut uyuşmazlıkta davacının haksız fesih tazminatına ilişkin talebi bulunmamaktadır. Yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının, birinci dönem çalışması bakımından kıdem tazminatına hak kazanması mümkün değil ise de 6098 sayılı Kanun'un 432 vd. maddeleri uyarınca ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı hususunun Mahkemece yeniden değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.