T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/551 Esas KARAR NO : 2026/113 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/01/2022 NUMARASI : 2018/555 Esas, 2022/53 Karar DAVANIN KONUSU : MENFİ TESPİT KARAR TARİHİ : 22/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/551 Esas KARAR NO : 2026/113 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/01/2022 NUMARASI : 2018/555 Esas, 2022/53 Karar DAVANIN KONUSU : MENFİ TESPİT KARAR TARİHİ : 22/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ile 2018 yılında imzaladığı sözleşme ile şirketin halka arz işlemlerinin yapılması konusunda danışmanlık anlaşması hazırlandığını, sözleşme şirket yetkililerinin tümü tarafından imzalanmamışken ve bu konuda pazarlıklar devam etmekteyken halka arz sürecine dair hazırlıklara başlandığı, davalı tarafın anılan halka arz hizmetleri ile ilgili olarak edimlerini ifa etmemiş ve müvekkili şirketin halka arz işlemleri tamamlanmadığını, davalı tarafın daha sonra 01.05.2018 tarihli, ..... seri no’lu ve 4.060.144,00 TL bedelli bir fatura tanzim ettiğini, Fatura açıklaması “2014 yılı mart ayı ile 2018 yılı nisan ayı arasındaki döneme ilişkin halka arz danışmanlık bedeli” olarak göründüğünü, söz konusu faturanın müvekkili şirkete 24.05.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, faturaya konu herhangi bir hizmet verilmediği için fatura içeriği kabul edilmeyerek Beşiktaş 26. Noterliğinin ...05.2018 tarih ve ...... yevmiye no’lu ihtarı ile fatura aslının davalı tarafa iade edildiğini, davalının müvekkili şirkete anılan dönemler için vermiş olduğu bir hizmet bulunmadığını, davalı şirketin 2016 yılı Ekim ayında kurulduğunu ve Ticaret siciline tescil edildiğini, ancak düzenlediği faturada 2014 yılı hizmet bedelinden söz edildiğini, ticari kapasitesi kısıtlı bir şirketin bu miktarda bir danışmanlık hizmeti veremeyeceğini, 30.05.2018 tarihinde hem müvekkilinin tüzel kişiliğine hem de aynı zamanda şirketin ortakları ve yetkilileri olan gerçek kişi müvekkillerine Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası kapsamında ödeme emri tebliğ edildiğini, ödeme emrinin ekinde yer alan bononun tamamı ile sahte olarak tanzim edildiğini belirterek müvekkillerinin davalı tarafa borçlu olmadığının tespiti ile Sahte bononun iptaline, davalı aleyhinde kötü niyetle takip başlatması nedeni ile takip tutarının %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça iddia edildiği biçimde taraflar arasındaki sözleşmenin 2018 tarihli olmadığını, davalı şirket yetkilisi ...'ın öncesinde şahıs şirketi olup, sonrasında davalı şirket olarak bir tüzelkişiliğe sahip olduğunu, Halka arz ve Danışmanlık sözleşmesinin taraflarca ilk olarak 04.02.2014 tarihinde davalı şirket yetkilisi ... ile imzalandığını, sonrasında şahıs şirketi yerine ticaret şirketi olan davalı şirket ile tarafların ayrıca bir halka arz sözleşmesi imzaladığını, davacının iddialarının aksine taraflar arasında halka arz ve danışmanlık işlemlerinin 04.02.2014 tarihinde anılan sözleşmenin imzalandığı tarihte başladığını, sözleşmenin imzalandığı günden itibaren bilfiil 4 sene boyunca davacı şirketin halka arzının tamamlanması için işlemleri tamamlayan davalı şirket yetkilisinin nihayetinde şirket hisselerinin tam halka arz edileceği safhada davacıların halka arz işlemlerinden haksız olarak vazgeçtiklerini, davacıların halka arz işlemlerinin davalı şirket ve yetkilisi tarafından eksiksiz ve tam olarak yerine getirildiğini bildikleri halde borçtan kurtulmak için iş bu davayı açtıklarını, halka arz işlemlerini eksiksiz tamamlayan ancak hiç bir sebep yokken kendi istekleri ile işlemi geri çeken davacıların halka arz işleminin tamamlanması halinde ödeyecekleri bedel karşılığında davalı müvekkiline ihtilaf konusu senedin verildiğini, senedi vadesinde ödemeyen bir borçlunun anılan faturaya da itiraz edeceğinin tartışmasız olduğunu, 19.09.2017 tarihinde davacı şirketin .... ... ....A.Ş ile Halka Arza Aracılık ve Yüklenim Sözleşmesi imzalandığını, bu kurum tarafından yapılan hisse birim fiyatının tespitine ilişkin çalışma neticesinde çıkan rakamın iskonto edilmiş hali ile 1.84 TL olduğunu, SPK tarafından da bu birim fiyatın uygun görüldüğünü, şirketin 17.000.000 lot hissesinin 1.84 fiyattan satılması ile oluşan tutarın 31 milydn 280 bin TL olduğunu, davacı ile daalı arasında imzalanan sözleşmenin ücrete ilişkin maddesi gereğince de bu rakam üzerinden % 11 + KDV anlaşma sağlandığını, müvekkili şirketin alması gereken bedelin 4.060.144 TL olduğunu, senetteki imzalar incelendiğinde ortada sahte bir belge olmadığı gibi senet üzerindeki imzaların da senedi bizatihi müvekkiline veren davacı taraflara ait olacağının görüleceğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Mahkemece celp edilen Sermaye Piyasası Kurulu’ndan gelen yazı cevabında yer alan “halka açılma başvurusunun talep edilen bilgi ve belgelerin tamamı henüz kurulumuza iletilmemiş olup, bu kapsamda başvurunuz işlemden kaldırılmıştır” yönündeki ifadeden davacının halka arzının gerçekleşmediği, bu durumda, taraflar arasındaki sözleşmenin son fıkrasında yer alan “iş bu sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren en geç 24 ay (yirmi dört ay ) içinde sonuçlanmadığı takdirde (ekstra durumlar hariç) iş bu sözleşme hüküm ve yükümlülükleri …iptal olmuş sayılacaktır” hüküm dikkate alındığında, davalının üstüne düşen yükümlülüğü yerine getirmediği, dava konusu bonodan kaynaklanan bir alacağının olmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile davacıların davalıya B.Çekmece 2. İcra Müd. ... esas sayılı dosyasına konu senetten dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, kötü niyet tazminat taleplerinin yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; Mahkemece dava konusunun bononun sahteliğine ilişkin olduğu tespit edilmesine rağmen bononun sahteliği yönünde herhangi bir araştırma yapılmadığını, bu durumun HMK 27. maddede düzenlenen hukuki dinlenilme hakkı ile hakimin davayı aydınlatma ödevine aykırı olduğunu, Hukuki dinlenme hakkı kapsamında davacının 23/01/2020 tarihli ve 2 Celse Nolu duruşmada ve 01/07/2021 tarihli ve 5 Celse Nolu duruşmada bononun sahte olduğu iddiasında bulunarak dosyanın Adli Tıp Kurumu'na sevkini talep ettiğini,Mahkemece 01/07/2021 tarihli ve 5 Celse No'lu Duruşmasının 3 No'lu Ara Kararı gereği "3-Bakırköy 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2021/2415 D.İş sayılı dosyasından cevap geldiğinde ve bilirkişi raporu ibraz edildiğinde ve rapora karşı tüm teati aşamaları tamamlandığında sahtecilik konusundayazılı talep halinde taraf vekillerinin celse arasında taleplerinin değerlendirilmeye alınarak ara karar kurulmasına," şeklinde ara karar tesis edilmesine rağmen ilgili Celseden sonraki 6 No'lu Celsede işbu ara karara ilişkin herhangi bir karar verilmeyerek hukuka aykırı bir şekilde Mahkemece işlem tesis edildiğini, henüz dava konusu olan bononun sahteliği iddiası aydınlatılmadan Mahkemenin esasa ilişkin hüküm tesis etmesinin HMK 31. maddede düzenlenmiş olan hakimin davayı aydınlatma ödevine aykırı olduğunu, SPK yetkilisi ve birden fazla yetkili kişi ve aracı kurumların yetkilileri ile halka arz işlemlerine ilişkin mail görüşmelerini, ... A.Ş.'ye davacı şirketin halka arz işleminden vazgeçtiğine ilişkin kayıt numaralı dilekçesi ile beraber birçok delil sunmalarına rağmen mahkemece dosyaya sundukları delillerin incelenmediği ve gerek yargılama sırasında gerekse de hükümde değerlendirilmediğini, dosyaya sundukları delil klasörlerinin bilirkişilerce teslim alınmadığını ve inceleme konusu yapılmadığını, bilirkişilerce eksik belgeye dayalı, gerçekten uzak bir tespit yapıldığını, bilirkişilerin uyuşmazlığı çözmeye ehil olmamakla beraber bilirkişilerce eksik ve hatalı tespit yapıldığını, bu da mahkemenin usul ekonomisi ilkesine ayrıkı davrandığını gösterdiğini, Bilirkişi Raporuna bakıldığı zaman halka arz danışmanlık hizmetinin tanımı dahi yapılmadan yalnızca müvekkilin hacminin böyle bir danışmanlık hizmeti vermeye yeterli olmadığı tespiti yapılarak danışmanlık hizmetinin verilmediği sonucuna ulaşıldığını, taraflarca kabul edilen bir halka arz danışmanlık sözleşmesi varken, danışmanlık veren tarafın iş hacmini tespit etmek değil, danışmanlık işinin yapılıp yapılmadığı, kısmi yapılmışsa ne kadarlık bir kısmının yapıldığı ve yapılan işin maddi değerinin ne kadar olduğunun tespit edilmesi gerekirken bu tespitlerin yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, mahkeme sözlü yargılama aşamasını bertaraf ederek hukuka aykırı bir şekilde hüküm tesis edildiğini, mahkemece, huzurdaki dava ile ilgisi olmayan, müvekkilini damgalayan ve gerçeği yansıtmayan tespitler nedeniyle mahkemeye olan güvenin zedelendiğini, mahkemeye taraflarınca sunulan iki klasör delilin mahkemenin gerekçeli kararında yer almamakla beraber taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden müvekkilinin sözleşmedeki danışmanlık edimini yerine getirmediğine ilişkin tespitinin gerçeği yansıtmadığını, ... A.Ş.'ye davacılar tarafınca sunulan halka arz işlemlerinin iptali istemli dilekçelerinde halka arz işlemlerinin eksiksiz yerine getirildiği ancak iptalini talep ettiklerinin ortada olduğunu, bu hususun müvekkilinin danışmanlık faaliyetlerini taraflar arasında akdedilen sözleşmeye uygun ifa edildiğini ancak davacıların vazgeçmesi sonucu hiçbir kusurları bulunmamasına rağmen halka arzın gerçekleşmediği durumunda müvekkilinin vermiş olduğu hizmetin karşılığını alamamasının hakkaniyetli olmadığını, bilirkişi raporunda da danışmanlık faaliyetine ilişkin bir tespitin yapılmadığını, halbuki Mahkemenin, bilirkişi heyetinden danışmanlığın tanımı ve danışmanın edimlerinin tespiti uzmanlık gerektirmesi nedeniyle özellikle bir şirketler hukukunda uzman bilirkişi ile SPK Gayrimenkul uzmanı bilirkişi görevlendirdiğini, ancak söz konusu bilirkişilerin de danışmanlık faaliyetiyle ilgili herhangi bir tespitte bulunmadığını, SPK Gayrimenkul uzmanı bilirkişinin, raporda açıkça tespite konu danışmanlık faaliyetinin görev alanına girmediğini beyan ettiğini, hal böyle iken bilirkişi raporunun hükme esas alınarak Mahkemece hüküm kurulmasının gerçek durumu ortaya çıkarmadığından hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece yapılması gereken; dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilmesi ve danışmanlık faaliyetinin tüm kapsamıyla beraber açıklanarak müvekkilinin söz konusu halka arz danışmanlık sözleşmesinin feshinde kusuru olup olmadığının tespit edilerek, danışmanın bir ücrete hak kazanıp kazanmayacağının ve ücrete hak kazanacaksa bu ücretin hesaplanması gerektiğini, davacılar tarafından, müvekkili aleyhine Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/59722 Soruşturma numarası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, suç duyurusunda bulunma nedenlerinin resmi belgede sahtecilik iddiası olduğunu, ancak söz konusu soruşturmada takipsizlik kararı verildiğini, bu hususun dahi bononun sahte olarak düzenlenmediğini gösterdiğini, yine Mahkemece söz konusu dosyanın da hükme esas alınmayıp, müvekkilinin farklı bir uyuşmazlığından çıkan ve huzurdaki dava ile hiçbir ilgisi olmayan dava dosyasının kararda gerekçe olarak gösterildiğini belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Katılma yolu ile davacı vekili istinaf nedenleri olarak; Alacaklının mahkemece yapılan inceleme neticesinde alacağının bulunmadığının tespit edildiği gibi söz konusu takibi açmasında da var olmayan bir alacağı varmış gibi gösterip icra takibi açmasında kötü niyetli olduğunu, bu nedenle davacı borçlu, yüzde yirmiye kadar olan zararını ispat etmekle yükümlü olmadığından ve davalının söz konusu takibi açmakta kötü niyetli olduğu hususu ispatlanmış olduğundan kötü niyet tazminatının yasal şartlarının oluştuğunun kabul edilmesi gerektiğini, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/555 Esas sayılı dosyasının esasa ilişkin kararına katıldıklarını belirterek ilk derece Mahkemesinin sadece kötü niyet tazminatı taleplerinin reddi hükmünün kaldırılarak müvekkili lehine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, bonoya dayalı başlatılan takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacılar dava dilekçesinde, davalı ile 2018 yılında imzaladığı sözleşme ile şirketin halka arz işlemlerinin yapılması konusunda danışmanlık anlaşması hazırlandığını, sözleşmenin şirket yetkililerinin tümü tarafından imzalanmamışken ve bu konuda pazarlıklar devam etmekteyken halka arz sürecine dair hazırlıkların başladığını, davalının anılan halka arz hizmetleri ile ilgili olarak edimlerini ifa etmediğini ve müvekkili şirketin halka arz işlemlerinin tamamlanmadığını, davalı tarafından 4.060.144,00 TL bedelli bir fatura tanzim edildiğini, Fatura açıklamasının “2014 yılı mart ayı ile 2018 yılı nisan ayı arasındaki döneme ilişkin halka arz danışmanlık bedeli” olarak göründüğünü, ancak davalıdan anılan dönemlerde hizmet almadıklarından faturanın iade edildiği, davalının sahte olarak düzenlenen bir bono ile icra takibine giriştiğini belirterek icra takibine konu bono nedeniyle borçlu olmadıklarını ileri sürmüştür. Davalı ise davacı şirket ile davalı şirket yetkilisi arasında davacı şirketin halka arz işlemleri için ilk olarak 2014 yılında danışmanlık sözleşmesi imzalandığını, bu tarihten itibaren şirketin halka arz ve danışmanlık işlemlerinin başladığını, sonrasında şahıs şirketi yerine ticaret şirketi olan davalı şirket ile tarafların ayrıca bir halka arz sözleşmesi imzaladığını, halka arz işlemlerini eksiksiz tamamlayan ancak hiçbir sebep yokken kendi istekleri ile işlemi çeken davacıların halka arz işleminin tamamlanması halinde ödeyecekleri bedel karşılığında müvekkiline ihtilaf konusu senedi verdiklerini, davacılar tarafından müvekkiline verilen senedin sahte olmadığını imzaların davacılara ait olduğunu savunmuştur. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne davacıların icra takibine konu bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinafa konu uyuşmazlık, davacıların icra takibine konu bono nedeniyle davalıya borçlarının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamına sunulan takip talebi ve ödeme emrine göre Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile davalı şirket tarafından davacılar aleyhine 02.05.2018 tanzim ve 14.05.2018 vade tarihli 4.060.144,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak icra takibine girişildiği anlaşılmıştır. Davacılardan ... A.Ş ile davalı şirket yetkilisi ... arasında 04.02.2014 tarihli halka arz danışmanlık sözleşmesi imzalandığı, yine davacı şirket ile davalı şirket arasında 22/01/2018 tarihli halka arz danışmanlık sözleşmesi imzalandığı görülmüştür. Yine dosya içerisinde bulunan 01/05/2018 tarihli ve 4.060.144,00 TL bedelli faturanın, 2014 yılı Mart ayı ile 2018 yılı Nisan ayı arasındaki döneme ilişkin halka arz danışmanlık bedeli konulu olduğu görülmüştür. Davacı şirket ile davalı şirket arasındaki 22/01/2018 tarihli sözleşmenin Ücret Başlıklı 4. Maddesinde, şirket hisselerinin İMKB'de gelişen işletmeler pazarı dahil olmak üzere herhangi bir pazarda işlem görmeye başladığı gün şirketin, danışmana hisse brüt satış hasılatının şirkete nakit olarak giren brüt tutar üzerinden (brüt satış hasılatı üzerinden) % 11 + KDV yi nakten ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 5. Maddesinin son fıkrasında ise iş bu sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren en geç 24 ay içinde sonuçlanmadığı takdirde (ekstra durumlar hariç) iş bu sözleşmenin hüküm ve yükümlülükleri iptal olmuş sayılacağı düzenlenmiştir. İlk derece Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda özetle; Davalı şirket yetkilisi ...'ın faal olduğu 2014 -2016 yılları arası ve ...A.Ş.” nin kurulmuş olduğu 26.10.2016 yılından dava tarihi 2018 yılı mayıs ayına kadar süre gelen faaliyetlerinde yapmış olduğu diğer danışmanlık gelirleri de ölçü alındığında dava konusu değer kadar yüksek düzeyde gelir getirici iş hacmine sahip olmadığının tespit edildiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ilgili maddeleri gereği davalının yapması gereken işlemleri sonuçlandıramadığı ve işlemin Sermaye Piyasası kurulunca 21.03.2018 tarihinde iptal edildiğinden davalı yanın işleme koymuş olduğu dava konusu 4.06.0144,00 TL tutarlı senedi icraen tahsilata vermesinin karşılıklı imzalanan sözleşmenin 5. maddesinin son paragrafına aykırı olduğunu, halka arz danışmanlık sözleşmesinin 22.01.2018 tarihinde imzalandığı, davalının davacı ile gerçek usulde Vergi mükellefi olduğu 2015-2016 yıllarında Yönetim Kurulu üyesi sıfatıyla almış olduğu huzur haklarından başka bir bağlantısı olmadığının tespit edildiği, 26.10.2016 Yılında Ticaret Sicile tescil edilen davalı şirket ...A.Ş.” nin de aynı şekilde 2016 - 2017 yıllarında Halka arz işlemleriyle ilgili bir danışmanlık faaliyetinde bulunmasıyla ilgili kayıtlı bir belge ve bilgiye ulaşılamadığı, imzalalan sözleşme şartları gereği, davalının 01.05.2018 tarih 01.05.2018 121251 seri no 4.060.144,00 TL bedelli “ 2014/03 ile 2018/04 arası döneme ilişkin halka arz danışmanlık bedeli” açıklamalı düzenlemiş 24.05.2018 tarihinde tebliğ edilmiş fatura karşılığında davacı ile yüksek hacimli iş faaliyetinde bulunmadığı, sonuç olarak, dosya ve kayıtlar üzerinde yapılan incelemelerde davalının dava konusu 2014/03 -2018/03 döneme ilişkin “Halka arz danışmanlık bedeli” açıklamalı davacı yana düzenlemiş olduğu 4.060.144,00 TL bedelli fatura karşılığında hizmet verilmediği ve faturanın gerçeği yansıtmadığı sonuç ve kanaatine ulaşıldığı belirtilmiştir. Sermaye Piyasası Kurulunun 01.08.2018 tarihli cevabi yazısında; ...'in 20.800,000 TL olan çıkarılmış sermayesinin mevcut ortakların yeni pay alma hakları tamamen kısıtlanarak 37.800,000 TL'ye artırılması nedeniyle artırılan 17.000.000 TL nominal değerli payların halka arzına ilişkin izahnamenin Kurullarınca onaylanmasına ilişkin 28.12.2017 tarihli başvurusunun, kurullarının 21.03.2018 tarih ve 3299 sayılı yazısı ile işlemden kaldırıldığı ve talep edilmesi halinde söz konusu şirket tarafından başvuru sürecinde kurullarına iletilen bilgi ve belgelerin ayrıca Mahkemeye gönderileceği bildirilmiştir. Dosya kapsamında yer alan Sermaye Piyasası Kurulunun 21.03.2018 tarihli yazısında başvurunun sonuçlandırılabilmesi için talep edilen bilgi ve belgelerin tamamının henüz Kurullarına iletilmediğinden başvurunun işlemden kaldırıldığı bildirilmiştir. Davalı, icra takibine dayanak bononun, davalı şirketin davacı şirkete halka arz sürecinde verdiği danışmanlık hizmetinden kaynaklı düzenlendiğini ileri sürmüştür. Bu durumda davalını hizmetin verildiğini ve hizmet bedelini ispat etmesi gerekir. Bir tacirin başka bir tacire hizmette bulunması halinde, hizmette bulunan tacirin, TTK'nun 20. Maddesi uyarınca yapılan işin ücretini talep hakkı bulunmaktadır. O halde, söz konusu sözleşmede, danışmanlık ücretinin şirket hisselerinin İMKB'de gelişen işletmeler pazarı dahil olmak üzere herhangi bir pazarda işlem görmeye başladığı gün şirketin, danışmana hisse brüt satış hasılatının şirkete nakit olarak giren brüt tutar üzerinden (brüt satış hasılatı üzerinden) % 11 + KDV yi nakten ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, SPK'nın yazı cevabından anlaşıldığı üzere söz konusu başvurunun 21.03.2018 tarihinde işlemden kaldırılması suretiyle sürecin sonlandırıldığı anlaşılmakla davalı danışmanın sürecin sonlanması nedeniyle bir hizmet bedeline hak kazanıp kazanmadığının değerlendirilmesi gerekir. İlk derece Mahkemesince hükme alınan bilirkişi raporunda, SPK ve ... A.Ş. Kapsamında davacının işlem dosyasının incelenerek, davalı tarafından davacıya danışmanlık hizmetinin sunulup sunulmadığı, yapılmış ise ne kadarlık kısmının yapıldığı ve yapılan işin bedelinin ne olduğu konusunda teknik bir tespit ve değerlendirme yapılmamıştır. Diğer taraftan hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer alan SPK uzmanının şirketlerin halka arz işlemleri konusunda uzman olmadığı da anlaşılmaktadır. Bu hususta bilirkişi raporunda, davalı tarafça dava konusu senede ilişkin olduğu belirtilen danışmanlık hizmetinin verilip verilmediğinin, heyette yer alan sektör uzmanının sadece gayrimenkul değerleme konusunda uzman olduğu ve başkaca bir hususta tespit yapamayacağını belirtmesi üzerine bu konuda bir tespit yapılamadığı ifade edilmiştir. Belirtilen nedenlerle, dosya kapsamına sunulan tüm bilgi ve belgeler incelenerek, eksik olması halinde SPK ve ... A.Ş'den davacıların halka arz başvuru işlem dosyasına ait tüm bilgi ve belgeler getirtilerek şirketlerin halka arz işlemleri konusunda uzman bir bilirkişinin bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden, taraflar arasındaki Halka Arz Danışmanlık Sözleşmesi kapsamında, davalının sözleşme kapsamında halka arz sürecinin sonlanması nedeniyle bir ücrete hak kazanıp kazanmayacağı, davalının edimini yerine getirip getirmediği, getirmiş ise ne kadarlık kısmının yerine getirildiği, davalının hizmet bedeli alacağının bulunup bulunmadığı var ise miktarının ne olacağı, ayrıca davacı şirketin halka arz işlemleri tamamlanmamışsa bunda kimin kusurlu olduğu yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun sair istinaf nedenleri incelenmeksizin kabulüne, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, istinaf edenin sıfatına göre usulü kazanılmış haklar da gözetilerek davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA, 3-Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/555 Esas, 2022/53 Karar sayılı ve 20/01/2022 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 4-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE, 5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacılar tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacılardan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 69.337,10 TL harçtan mahsubu ile bakiye 68.605,10 TL harcın hüküm kesinleştiğinde talebi halinde davalıya İADESİNE, 7-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.22/01/2026