9. Hukuk Dairesi 2025/9646 E. , 2026/775 K. "" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1479 E., 2025/2433 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Aydın 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/446 E., 2024/102 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor…
9. Hukuk Dairesi 2025/9646 E. , 2026/775 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1479 E., 2025/2433 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Aydın 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/446 E., 2024/102 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bünyesinde 20.08.2008-19.08.2022 tarihleri arasında raportör olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız ve gerekçesiz olarak sona erdirildiğini, müvekkilinin haftalık yasal çalışma süresinin üzerinde fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram ve genel tatillerde çalışmasına devam ettiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, müvekkili Şirketin işlerinin azalması sebebiyle personel sayısında azalmaya gidilme mecburiyeti doğduğunu, davacının performansı en düşük personel durumunda olduğunu, bu nedenle iş sözleşmesinin sona erdirildiğini, davacının kıdem tazminatının bir kısmını geçmişte aldığını, haftalık yasal çalışma süresini aşan çalışması olmadığını, müvekkili Şirkette ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından kıdem ve ihbar tazminatları ödenmesini gerektirmeyecek şekilde haklı sebeple sona erdirildiğinin ispatlanamadığı, davacının bakiye 232 gün yıllık ücretli izin hakkı bulunduğu, bu izinlerin kullandırıldığı veya karşılığı ücretin ödendiğinin davalı işveren tarafından kanıtlanamadığının anlaşıldığı, davacının fazla çalışma yaptığı, ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığına ilişkin iddiasının, beyanlarına başvurulan tanık anlatımları ile ispatlandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığının anlaşıldığı, kamu düzenine aykırı bir husus da tespit edilemediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Müvekkili Şirketin işlerinin azalması sebebiyle personel sayısında azalmaya gidilme mecburiyeti doğduğunu, davacının performansı en düşük personel durumunda olduğunu, bu nedenle iş sözleşmesinin sona erdirildiğini, 2. Davacının kıdem tazminatının bir kısmını geçmişte aldığını, 3. Davacının yıllık ücretli izinlerini kullandığını, bu hususta davacıya yemin teklif edildiğini, davacının yemininde kullanmadığı izin günlerinin 30 günden fazla olduğuna dair yemin ettiğini, bu sebeple davacının yemininin 31 günle sınırlı olarak edilmiş bir yemin olduğunu, 4. Davacının fazla çalışma ücreti alacağı bulunmadığını, 5. Müvekkili lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı, yıllık ücretli izin ve fazla çalışma ücreti alacaklarının ispatı ve hesabı ile yeminin geçerli olup olmadığına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi hâlinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin sona ermesi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir. Hukuk yargılamasında ispat araçlarından olan “Yemin” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 225 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun'un 225. maddesine göre, yeminin konusunu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar teşkil eder. Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf da yemin teklif edebilir (m.227). Ancak, diğer delillerle birlikte yemin teklifinde bulunan taraf, bununla diğer delillerinden vazgeçerek yalnız yemin deliline dayanmış sayılamaz (Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Cilt I, ..., Mart 2020, s.740). Somut olayda; davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmış ve UYAP üzerinden elektronik ortamda gönderilen 23.12.2023 tarihli yemin metnini dosyaya sunmuştur. Yemin metninin "Davalı işyerinde 20.08.2008-19.08.2022 tarihleri arasında çalıştığım süre zarfında kullanmadığım izin süresinin 30 günden fazla olduğuna namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine YEMİN ederim." ifadesini içerdiği görülmektedir. Davacı asıl adına çıkarılan yemin tebligatı bila tebliğ iade olmakla birlikte 22.01.2024 tarihli duruşmada davacı asılın vekiliyle birlikte hazır bulunduğu ve davacı vekilinin, müvekkilinin yeminini eda etmeye hazır olduğunu beyan ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece huzurda bulunan davacı asıla hangi konuda yemin edeceği açıklanmış, yeminin anlam ve önemi anlatılmış, yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hatırlatılmıştır. Davacı asılın yemin edeceğini beyan etmesi üzerine kendisine "Size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz?" diye sorulmuş; davacı asıl "Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum." diyerek yeminini eda etmiştir. Ardından davacı asıl "Ben davalı işveren bünyesinde çalıştığım süre zarfında ne kadar izin kullandığımı hatırlamıyorum, yıllık izinlere ilişkin dilekçelerim işverende mevcuttur." şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkemece davacının beyanı tutanağa geçirildikten sonra kendisine okunarak beyanında ısrar edip etmediği sorulmuş; davacı asıl "Yeminimde ısrar ediyorum." demiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının hizmet süresi dikkate alındığında toplam 250 gün yıllık ücretli izne hak kazandığı, dosyadaki belgelere göre ise davacının yalnızca 18 gün izin talep ettiği anlaşıldığından 232 gün bakiye yıllık ücretli izin alacağı hesaplanmıştır. Ne var ki davacı asılın yemin eda ederken davalı işveren tarafından sunulan yemin metninin dışına çıktığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı asıl yemin etmekten kaçınmış sayılacağından, çalışma döneminde kullanmadığı toplam 30 gün yıllık ücretli izin hakkı bulunduğunun kabulü ile yıllık ücretli izin alacağının yeniden hesaplanması gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.