T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1972 - 2026/337 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1972 KARAR NO : 2026/337 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :14/06/2024 NUMARASI :2024/96 Esas - 2024/514 Karar DAVACI :... VEKİLİ :Av. ... DAVALI :TADIM GIDA MADDELER…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1972 - 2026/337 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1972 KARAR NO : 2026/337 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :14/06/2024 NUMARASI :2024/96 Esas - 2024/514 Karar DAVACI :... VEKİLİ :Av. ... DAVALI :TADIM GIDA MADDELERİ SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ :Av. ... DAVA :Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :12/02/2016 KARAR TARİHİ :23/02/2026 KR. YAZIM TARİHİ :23/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin Antalya bölgesinin bayiliğini üstlendiğini, dava dışı ... ile davalı şirket arasında sözlü olarak akdedilmiş belirsiz süreli bayilik sözleşmesinin olduğunu, davalı şirket tarafından herhangi bir haklı neden gösterilmeksizin ve makul fesih ihbar öneli verilmeksizin sözlü olarak feshedildiğini, Türk Ticaret Kanununun kesin kuralına rağmen davalı şirket fesih ihbarını sözlü olarak bildirdiğini, dava dışı ...'a herhangi bir yazılı fesih bildiriminde bulunmadığını, söz konusu bayilik sözleşmesinin derhal feshi hakkaniyete yerleşik içtihatlara ve doktrindeki görüşlere aykırı olduğu ve davalı şirketin tazminat sorumluluğunu doğurduğunu belirttiği, taraflar arasında 12 yıldır davam eden bayilik sözleşmesine ilişkin müvekkili ile herhangi bir yazılı sözleme yapılmadığını, yazılı bir sözleşme yapılmış olsa dahi 12 yıl boyunca ayrıca bir mutabakata bağlanmaksızın devam ediyor olması bu ilişkinin belirsiz sözleşme niteliği taşıdığını gösterdiğini, bayilik sözleşmesinin kanunlarımızda düzenlenmediğini, bu bakımdan kendine özgü bir sözleşme tipi olduğunu, davalı şirketin herhangi bir sebep göstermeksizin tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedebilmesi için dava dışı ...'a makul bir ihbar süresi tanıması gerektiğini, buna rağmen davalı şirket bayilik sözlemesinin 2009 senesi Mart sonu Nisan başı gibi sözlü olarak derhal feshettiğini beyan ederek, ihbarnamenin tebliğ tarihi olan 05/10/2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile 05/01/2010 tarihli temlik sözleşmesi ile bayiinin davalıdan olan tüm alacaklarını temliki ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası niteliğinde açılmayacağını, davanın hukuksal dayanağının netleştirilmediğini, davacı tarafından sunulan alacağın temliki sözleşmesi geçerli olmadığını, davacının taraf ehliyetinin bulunmadığını, davalı şirketle ticari ilişki içerisinde bulunan Aslan Gıda unvanlı firmanın, temlik veren ... ile ilintisinin ortaya konması gerektiğini, taraflar arasındaki, yazılı olmayan sözleşmenin devam ettirilmemesi halinde karşı tarafa tanınması gereken bir ihbar süresi bulunmadığını, portföy tazminatının dayanaksız olduğu ve haklı olmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Davanın REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında açıkça bir bayilik sözleşmesi olduğunun dosya kapsamında alınan tüm bilirkişi raporlarında tespit edildiği gibi bu sözleşmenin yazılı olarak yapılmasının kanunda aranan bir şart olmadığını, portföy tazminatı talebinin sözleşmede tekel hakkı verilmediği gerekçesiyle istenemeyeceği hususunun gerçek dışı olduğunu, davacının tek satıcı olduğunu, istinaf incelemesi sonucunda yerel mahkemeden feshin haksız olup olmadığının araştırılmasının istendiğini ancak bu hususun gerekçeli kararın hiçbir kısmında incelenmediğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında açıkça bir bayilik sözleşmesi bulunmadığını, davacının portföy tazminatı talebinin dayanaksız ve esasen haksız olduğunu, davalı şirketin çalıştığı başka bayiler bulunduğu yargılama sırasında tespit edildiğinden tek satıcılık ilişkisinin mevcut olmadığını, kanun gereği portföy tazminatına hükmedilemeyeceğini, davacının tek satıcı olmaması sebebi ile portföy tazminatı taleplerinin haksız olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/06/2024 tarih, 2024/96 Esas - 2024/514 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; karşı kaybı ve denkleştirme tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı yanın davalı şirketin Antalya bölgesinin bayiliğini üstlendiğini, dava dışı ... ile davalı şirket arasında sözlü olarak akdedilmiş belirsiz süreli bayilik sözleşmesinin olduğunu, davalı şirket tarafından herhangi bir haklı neden gösterilmeksizin ve makul fesih ihbar öneli verilmeksizin sözlü olarak feshedildiğini, 05/01/2010 tarihli temlik sözleşmesi ile dava dışı ...'un davalı şirketten doğmuş ve doğacak tüm alacaklarını temlik aldığını, dava dışı ... ile davalı şirket arasında sözlü olarak akdedilmiş belirsiz süreli bayilik sözleşmesinin haksız yere feshedilmesi nedeniyle yoksun kalınan kar miktarının ve portföy tazminatının talep edildiği, davalı tarafça dava dışı ... sadece alım satım sözleşmesi olduğunu, taraflar arasında bayilik sözleşmesi bulunduğu ve bayilik sözleşmesinin sona ermesi halinde diğer tarafa ihbar süresi verilmesi gerekliliği hususlarının doğru olmadığını, portföy tazminatının dayanaksız ve esasen haksız olduğunu belirterek davanın reddini talep ettiği, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekilinin istinaf itirazı üzerine Dairemizin 01/02/2024 tarih, 2022/2547 Esas ve 2024/163 Karar sayılı ilamı ile; "...Bu genel açıklamalar ve ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, mahkemece gerekçede bilirkişi raporu özetlendikten sonra sadece “…davacının 04.10.2018 tarihli rapora göre 279.859,18-TL olarak hesaplanan 1 yıllık kar kaybının davalıdan talep edebileceği, 24.12.2019 tarihli raporda hesaplanan 68.984,41-TL denkleştirme tazminatını davalıdan talep edebileceği…" denilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davanın kabulüne ilişkin gerekçelere ilk derece mahkemesince gerekçe olarak adlandırılan kısımda açıklayıcı şekilde yer verilmemiş, aynı zamanda raporlarda ihtimalli değerlendirme yapılmasına rağmen tercih edilen ihtimale neden üstünlük sağlandığı açıklanmamış, heyet raporları arasında hesaplamada farklı bedellere ulaşılmasına rağmen neden diğer rapora üstünlük sağlandığı açıklanmamış, tek satıcılık sözleşmesinin; üretici ile tek satıcı arasındaki ilişkileri düzenleyen, üreticinin mallarını belirli bir bölgede tekel şeklinde satmak üzere tek satıcıya göndermeyi üstlendiği, tek satıcının da kendisine gönderilen malların sürümünü artırmak için kendi adına ve hesabına faaliyette bulunduğu, taraflar arasında sürekli borç ilişkisi doğuran isimsiz bir sözleşme olması,(Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 28.09.2016 tarihli 2016/5707 E., 2016/12723 K. sayılı emsal kararı) nazara alındığında portföy tazminatına hak kazanılmasında tek satıcılık gibi tekel hakkı veren ilişkinin taraflar arasında olup olmadığının değerlendirilmediği gibi münhasır olmayan bayilik ilişkisi olması halinde davacının portföy tazminatına hak kazanamayacağı (dairemizin 2022/1356 esas 2023/1376 karar sayılı ilamı) nazara alındığında bu hususta da olumlu ya da olumsuz bir değerlendirme yapılmadığı, dolayısıyla taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenmemiş olduğu, varlığı iddia edilen sözleşmenin fesih edilip edilmediği, edilmiş ise feshin haksız olup olmadığı gerekçede hiç değerlendirilmediği görülmüştür. Bu nedenle anılan gerekçenin HMK'nın aradığı anlamda ve istinaf denetimine elverişli gerekçe olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle HMK’nın 297. maddelerine uygun ve denetime elverişli gerekçeli biçimde oluşturulması gerekmekte olup anılan niteliklere uygun olmayan kararlar Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesini, HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkını ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkını ihlal edecektir. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin kararı yerinde değildir." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verildiği, Mahkemece yeniden yapılan yargılamada davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; dava dışı ... ile davalı taraf arasında bayilik sözleşmesi bulunup bulunmadığı, söz konusu sözleşmenin süresi de göz önüne alınarak sözleşmenin süre sonunda sonlanıp sonlanmadığı, sözleşmenin uzayıp uzamadığı, söz konusu sözleşme ilişkisi devam ediyor ise davalı tarafça haklı sebep olmadan feshedilip edilmediği şayet haksız bir fesih var ise davacının davalıdan kar kaybı ve denkleştirme(portföy) tazminatı talep edip edemeyeceği hususlarında toplanmaktadır. Denkleştirme (Portföy) Tazminatı açısından yapılan değerlendirmede; Taraflar arasında yazılı bir bayilik sözleşmesi bulunmamaktadır. Davacı davalının haklı bir sebep olmadan sözleşmeyi sona erdirdiğini ileri sürmüş davalı da taraflar arasında alım satım sözleşmesi olduğunu belirtmiştir. Somut olayda taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığına göre davacı, davalı ile arasında var olduğunu ileri sürdüğü hukuki ilişkinin tek satıcılık sözleşmesi mahiyetinde olduğunu ispatla yükümlüdür. Dosyaya sunulu bilgi ve belgelerle bilirkişi raporundaki tespitler değerlendirildiğinde davacının davalının mallarını satan bir satıcı olduğu, taraflar arasında yazılı acentecilik yada bayilik sözleşmesinin bulunmadığı, davalının mallarının başka satıcılar tarafından da satıldığı, davacının da bunlardan biri olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafça tek satıcılık sözleşmesinden kaynaklı olarak portföy tazminatı talep ettiği görülmüş ise de taraflar arasında tek satıcılık sözleşmesi bulunmamaktadır. Davacı davalının ürünlerini satan birkaç satıcıdan bir tanesi olup taraflar arasında yazılı bir sözleşme de bulunmamaktadır. Dolayısıyla her ne kadar taraflar arasında bir sözleşme bulunmuyor olsa dahi bir an için olduğu kabul edilse bile portföy tazminatı ancak tek satıcıya tanınan bir haktır. Tek satıcılık sözleşmesi ise yazılı olarak ortaya konulmak zorundadır, dosya kapsamına göre davacı davalının tek satıcısı olduğunu ispat edememiştir. TTK'nın 122. maddesi uyarınca denkleştirme (portföy) tazminatı talep edebilmek için davacıya sözleşmede tekel hakkı verilmiş olmasının şart olduğu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı davacının davalı ürünlerini satan satıcılardan bir tanesi olduğu dolayısı ile tekel hakkına sahip tek satıcı olmadığından davacının portföy tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. (Yargıtay 11. H.D. 2020/2991 E. 2021/4968 K., Sakarya BAM 7. H.D. 2020/1639 E. 2021/1220 K., İstanbul BAM 44. HD. 2020/486 E. 2021/610 K., İstanbul BAM 43. H.D. 2020/603 E. 2021/764 K. Sayılı ilamları). Kar kaybı açısından yapılan değerlendirmede; 04/05/2019 tarihli bilirkişi heyetinin raporunda; 'somut olayda gerek muhasebe kayıtlarından gerekse taraflar arasındaki mailleşmeden anlaşıldığı üzere, sürekli edimi gerektiren bir hukuki ilişki kurulmuştur ve satın alınan malların sürümü artırılmaya çalışmaktadır. Örneğin; arslanarslan(9bayiladim.com.tr adresinden etekinalpğitadim.com.tr adresine gönderilen 09 Nisan 2009 tarihli mail yazışmasında: “eski yönetmelikten farklı olarak yeni yönetmeliğe göre logolu araçların hangi firma adına logolu ise yeniden muayene yapılabilmesi için o firmanın noter tasdikli resmi yazısı gerekmektedir. Bu yeni yasadan ötürü mevcut hiçbir. aracımızın trafik muayenesini yenileyemiyoruz. Eğer sizce de uygun ise bu yazının yazılıp tarafımıza en kısa zamanda gönderilmesini önemle rica etmekteyim.” ifadeleri yer almaktadır. Bu bağlamda taraflar arasındaki ilişkinin bir bayilik sözleşmesi olarak kabul edilmesi gerektiği' belirtildiği gibi yine yukarıdaki maile cevap olarak 'bu yazıyı size veremeyiz çünkü daha önce bilgisini verdiğimiz gibi Antalya için yeni bir bayi oluşturma kararı verilmişti, son görüşmeler yapıldı, pazartesi size yeni bayi ile ilgili karar tebliğ edilecektir. Giydirmeleri zaten önümüzdeki hafta sökmemiz gerekiyor' şeklinde de cevap vererek davalı şirket dava dışı ... ile bayilik sözleşmesi olduğunu kabul ettiğinden taraflar arasında bayilik sözleşmesi bulunduğu kabul edilmiştir. Buradan hareketle TTK m. 121/1'de yer alan “Belirsiz bir süre için yapılmış olun acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir." hükmü somut olayda karşılaşılan bayilik sözleşmesi açısından da uygulanabilir. Taraflar arasındaki şifahi sözleşmenin belirsiz süreli ve sürekli niteliği haiz olduğunun anlaşıldığı, taraflardan birinin haklı nedenle sözleşmeyi feshettiğini ispat etmediği sürece, olağan fesih hakkının ancak ihbar öneli verilerek kullanılabileceği, davalı tarafça sözleşmenin feshedildiği ancak haklı nedenle feshedildiği ispatlanamadığı, kar kaybı zararının tespitinde belirlenmesi gereken, davacının işletmesini başka bir şekilde değerlendirmek veya işletmesinde başka bir firmaya ait ürünlerin satışına ilişkin bir sözleşme yapabilmek için gerekli makul sürenin ne olduğunun tespiti olduğu, nitekim somut olayda davacının, uzun yıllardır davalı yana ait Tadım markalı ürünlerin satışını yapmış ise de taraflar arasındaki sözleşme mart sonu nisan başı gibi feshedilmiş olup, davacı tarafın da 18/04/2009 tarihinde Emekçioğlu Ltd. Şti ile bayilik sözleşmesi imzaladığı da göz önüne alındığında TTK'nın 121/4 fıkrasındaki üç aylık ihbar süresinin esas alınarak mahkemece, TTK 121/1-4 maddesindeki düzenleme gereği dava dışı ...'a ait ticari defter ve kayıtlara göre tespit edilen 04/05/2019 tarihli bilikişi kurulu tarafından hesaplanan 3 aylık kar kaybının kabulüne karar verilmesi gerekirken Mahkemece tümden reddedilmesi hatalı olmuştur. (Benzer şekilde İstanbul 13. HD'nin 2021/2242 Esas 2024/703 Karar sayılı ilamı) Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; davalının adresinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir hususta bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere ; 1-Davacının ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KISMEN KABULÜNE, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/06/2024 tarih, 2024/96 Esas ve 2024/514 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA, YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA, a)Davanın KISMEN KABULÜNE; -Davacının portföy tazminatı talebinin REDDİNE, -Kar kaybı talebinin KISMEN KABULÜ ile 69.964,80-TL kar kaybının ihbar tarihi olan 05/10/2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, b)Alınması gerekli 4.779,30-TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 170,80-TLpeşin harç ile 5.786,60-TL ıslah harcı toplamı 5.957,40-TL'den mahsubu ile fazla yatırılan 1.178,10-TL'nin talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, c)Davacının yaptığı toplam 6.478,00-TL yargılama gideri ve 170,80-TL peşin harç ve 5.786,60-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 12.435,40-TL yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre hesaplanan (%20,06 kabul) 2.494,070-TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, ç)Davalının yaptığı toplam 294,60-TL yargılama giderinden kabul ve ret oranına göre hesaplanan (%20,06 Kabul) 235,51-TL'lik kısmının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmının davalı üzerinde bırakılmasına, d)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. uyarınca hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, e)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. uyarınca hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, f)Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, 2-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları; a)Davacının yatırmış olduğu istinaf karar harcının talebi halinde ilk derece mahkemesince kendisine iadesine, b)Davacı tarafından yapılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı 1.169,40-TL ile posta gideri 695,05-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ç)Davacı tarafça yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının mahkemesince davacı tarafa iadesine, d)Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca temyizi kabil kararın dairemizce taraflara tebliğine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.23/02/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*