T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/2039 KARAR NO : 2026/264 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/09/2025 Tarihli Ara Karar NUMARASI : 2025/640 Esas DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA TÜRÜ : İtirazın İpt…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/2039 KARAR NO : 2026/264 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/09/2025 Tarihli Ara Karar NUMARASI : 2025/640 Esas DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA TÜRÜ : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) TALEP : İhtiyati Haciz DAVA TARİHİ : 04/09/2025 KARAR TARİHİ : 13/02/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 16/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 18/01/2025 tarihli mal alım-satımı ve teslimine ilişkin sözleşmenin mevcut olduğunu, bu sözleşme uyarınca davacının sözleşmede belirtilen malları imza karşılığı davalıya konsinye olarak teslim ettiğini, ancak aradan geçen zaman içerisinde davalı bu sözleşmede belirtilen malların bir kısmının bedelini ödediğini, kalan malları ise iade etmeyip, ödemesini yaptığını, bunun üzerine davalıya, Ankara 17. Noterliği'nin 02/05/2025 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle söz konusu malların eksiksiz ve hasarsız şekilde derhal iade edilmesi gerektiği ihtar edilmişse de davalı edimlerini ifa etmekten imtina ettiğini, bunun üzerine davacının, sözleşmeye göre karşı tarafa teslim edilen ancak kendisine iade edilmediği gibi karşılıkları da ödenmeyen malların faturasını kesip davalıya ilettiğini, davalının söz konusu faturaya itiraz etmediğini, yalnızca davacıya bir iade faturası kestiğini, davacı şirket, davalı aleyhine Hendek İcra Dairesi'nin 2025/656 esas sayılı dosyası aracılığıyla icra takibi başlatmak zorunda kaldığını, davalı tarafından takibe itiraz ettiğini beyan ederek, icra dosyasına yapılan itirazın iptaline, asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davacının daha fazla zarar görmesini engellemek amacıyla uygun görülen bir teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince 11/09/2025 tarihli ara karar ile; " ... 1-Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin REDDİNE, ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmede yer alan mallar ile dayanak fatura miktar, cins ve bedel olarak birebir örtüştüğünü, mahkemece bazı hususlar gözden kaçırılmış olduğundan sehven hatalı karar verildiğini, öyle ki, takip konusu meblağ davalı tarafça gayet iyi bir şekilde bilinmekte olup, aynı zamanda likid bir alacak olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/640 Esas sayılı 11/09/2025 Tarihli Ara Kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; alım satımdan kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince 11/09/2025 tarihli ara karar ile ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 18/01/2025 tarihli mal alım satımı ve teslimine ilişkin sözleşme bulunduğunu, bu sözleşme uyarınca sözleşmede belirtilen malların davalıya konsinye olarak imza karşılığı teslim edildiğini, davalının teslim edilen malların bir kısmının bedelini ödediğini kalan malların bir kısmının bedelini ödemediğini ve kalan malları da iade etmediğini, bunun üzerine davalıya Ankara 17. Noterliğinin 02/05/2025 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile malların eksiksiz ve hasarsız şekilde derhal iadesinin talep edildiğini, ancak davalının edimlerini yerine getirmekten imtina ettiğini, bunun üzerine üzerine teslim edilip iade edilmeyen ve bedeli de ödenmeyen mallar için fatura düzenlendiğini, davalının bu faturaya itiraz etmediğini, yalnızca davacıya iade faturası kestiğini, bu gelişmeler üzerine davacı tarafından Hendek İcra Dairesinin 2025/656 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalının takibe itiraz ettiği, bu nedenle eldeki davada itirazın iptali ve ihtiyati haciz talebinde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Davacının, alım satımdan kaynaklanan alacağının tahsili için Hendek İcra Dairesi'nin 2025/656 E. sayılı ilamsız icra takibi başlattığı, davalının ödeme emrine süresinde itiraz etmesi üzerine ihtiyati haciz talepli olarak eldeki davayı açtığı, ilk derece mahkemesince 11/09/2025 tarihli ara karar ile ihtiyati haciz talebinin reddine karar verildiği, anılan ara karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık; ihtiyati haciz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, itirazın yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır 2004 sayılı İİK'nın 257-(1) maddesi "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." 2004 sayılı İİK'nın 257-(2) maddesi "Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." 2004 sayılı İİK'nın 258-(1) maddesi" ...Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur..." hükmü düzenlenmiştir. İhtiyati haciz kararı, geçici hukuki koruma tedbirlerinden olduğu için durumun gerektirdiği hallerde karşı taraf dinlenmeden (İİK m.258) ve tüm deliller toplanmadan yaklaşık ispat şartı yeterli görülerek de verilebilir. Mahkemece ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi şartı olmayıp, alacağın varlığı hakkında yeterli kanaate sahip olunması için mahkemeye bu konuda delillerin sunulması yeterli kabul edilmelidir. Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Ancak; kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde; tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak; yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu göz ardı etmez. Bu sebepledir ki; genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. Geçici hukuki korumalarda; bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından 6100 sayılı HMK'ında bir yenilik getirilmemekle birlikte; “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir. Yukarıda detaylandırıldığı üzere; ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için davacı alacaklının muaccel bir alacağı olduğunu yaklaşık olarak ispat etmesi gerekmektedir. Somut olayda taraflar arasındaki hukuki ilişkinin konsinye mal teslimine dayalı ticari sözleşmeden kaynaklandığı, teslim edilen malların iade edilip edilmediği, bedellerinin ödenip ödenmediği hususlarının taraflar arasında uyuşmazlık konusu olduğu, bu hususların ancak yapılacak yargılama sonucunda, delillerin toplanıp değerlendirilmesi suretiyle açıklığa kavuşturulabileceği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından düzenlenen faturanın, tek başına alacağın varlığını ve miktarını yaklaşık ispat edecek nitelikte olmadığı; davalının takip aşamasında alacağa itiraz etmiş olması karşısında, alacağın tartışmasız olduğunun da söylenemeyeceği açıktır. Bu haliyle, ihtiyati haciz şartlarının oluştuğunun kabulü mümkün değildir. Bu itibarla; ilk derece mahkemesince, ihtiyati haczin istisnai bir tedbir olduğu gözetilerek mevcut delil durumu itibarıyla alacağın yaklaşık ispat derecesinde ortaya konulmadığı gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/02/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*