T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:23/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:14/11/2023 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:23/02/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARI…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:23/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:14/11/2023 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:23/02/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; davalının maliki olduğu ... plaka sayılı aracın "..." poliçe numarası ile 01/08/2014 tarihinde Artı Trafik Sigorta Poliçesi ile müvekkili şirketin sigortalısı olduğunu, 18/08/2014 tarihinde davalı şirkete ait olan ... plaka sayılı aracın ...'ın sevk ve idaresinde iken meydana gelen trafik kazasında ...'ın kaza yerinde hayatını kaybettiğini, ...'ın mirasçıları tarafından Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı dosyası ile müvekkili şirkete dava açıldığını, anılı mahkeme kararı soncunda müvekkili şirketin aracın trafik sigorta teminatından 165,560,02-TL olan destekten yoksun kalma tazminatını dava dışı ... mirasçılarına Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası sebebi ile ödediğini, davacı müvekkili şirketin poliçe genel şartları gereğince dava dışı taraflara ödemiş olduğu destekten yoksun kalma tazminatını davalı şirketin maliki olduğu ... plaka sayılı araç sürücüsünün "Yetersiz Ehliyet" sahibi olması nedeniyle araç malikinden rücu etme hakkının doğduğunu, bu nedenle davacı şirketin icra takibi başlattığını, davalı tarafın ise bu takibe itiraz ettiğini beyanla Antalya 12. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, müvekkili şirket tarafından ödenen 165.560,02-TL rücuen tazminat alacağının karşı taraftan tahsiline, ... plakalı araca ihtiyati tedbir konulmasına, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Davalı vekili; Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı davanın konusunun, 18.08.2014 tarihli tek taraflı trafik kazasında asli kusurlu olan sürücünün vefatı ile sonuçlanmasının ardından müteveffanın annesi ile babası tarafından kazaya bağlı ölüm ile destekten yoksun kaldıkları gerekçesiyle açılmış tazminat davası olduğunu, bu davada yerel mahkemenin bilirkişi raporuna göre ve ıslah edilen miktar üzerinden davayı kabul ettiğini, söz konusu karara karşı temyiz kanun yolu açık iken, bu davanın davacısı olan sigorta şirketinin kararı haksız ve kötüniyetli olarak temyiz etmediğini, karar kesinleşerek davacılara ödeme yapıldığını, söz konusu davada verilen kararın açıkça hukuka aykırı olduğunu, zira Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları'nda 2016 yılında değişikliğe gidildiğini ve tek taraflı trafik kazalarında sürücünün asli kusurlu olduğu durumlarda sürücünün desteğinden yoksun kaldığını iddia eden yakınlarına tazminat ödemesinin yolunun kapandığını, sigortacının destek zararlarından sorumlu olması için motorlu aracın işletilmesi sırasında ölen kişinin mutlaka üçüncü bir kişi olması gerektiğini, işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu sürücü müteveffa ...’ı üçüncü kişi olarak kabul etmenin mümkün olmadığını, bu davanın kendilerine ihbar edilmediğini, sonucu taraflarını da etkileyecek nitelikte olan asıl sorumluluk davasına katılamadıklarını, meydana gelen trafik kazası sebebiyle müvekkili şirkete hiçbir kusur isnad edilemeyeceğini, zira müvekkili şirketin icra ettiği faaliyet alanının yüksek risk içermesi aynı zamanda şirket prensipleri de gereği işçilerin iş güvenliği, sağlık, eğitim ve çalışma koşulları konusunda çok tedbirli ve titiz bir tutum aldığını, bu hususta müvekkili şirketin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, iş bu davanın süresinde açılmadığını, zaman aşımına uğradığını açıklanan nedenlerle davanın reddi ile takibin iptaline, davacı açıkça haksız ve kötüniyetli olduğundan kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, dava masrafları ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "... davalıya ait ... plakalı kamyonun ... isimli sürücünün sevk ve idaresinde iken tek taraflı yaptığı kaza neticesinde sürücünün vefat ettiği yakınlarının destekten yoksunluk zararının tahsili amacıyla aracın trafik sigortacısı olan davacıya karşı tazminat davası açtıkları yapılan yargılama sonucu davanın kabulüne karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, icraya konulması üzerine davacı sigorta şirketince dosya borcunun ödendiği, sürücünün kamyon kullanmak için yeterli ehliyete sahip olmadığı, bu nedenle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B4 - c maddesi uyarınca davacının ödediği tutarı davalı araç malikinden rücuen tahsil talebinde haklı olduğu, davalının sürücüye gerekli talimatları verdiğine yönelik savunmalarının rücuen tazminat talebinin genel şartlardaki düzenlemeye dayanması ve herhangi bir kurtuluş beyyinesinin bulunmaması sebebi ile dikkate alınmaması gerektiği, mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesinde davacının ödeme yaptığı tarih itibarı ile icra dosyası kapak hesabının, davacının yaptığı ödemeden daha yüksek hesaplandığı bu itibarla davacının yaptığı 165.560,02.-TL lik ödeme tutarını davalıdan isteyebileceği, ödeme tarihinden iş bu dosyaya dayanak icra takibinin başlatıldığı 21/06/2016 tarihine kadar geçen 161 gün için %9 yasal faiz oranı üzerinden yapılan hesaplama neticesinde davacının takipte istediği 6.613,33 TL'lik işlemiş faiz talebinin de yerinde olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne, alacak yargılama ile belirlendiğinden ve bu nedenle şartları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir." karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dairemizin 16/11/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; "... Poliçe tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 2013 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları'nın sigortanın kapsamı başlıklı A-1. maddesinde "Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder. " hükmü öngörülmüştür. Davaya konu kaza olayının 18/08/2014 tarihinde meydana geldiği ve davacı sigorta şirketinin düzenlediği trafik poliçesinin 01/08/2014 tarihinde tanzim edildiği, Yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları'nın 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe girdiği, yeni genel şartlar C.11 maddesine göre genel şartlar yürürlük tarihi olan 01/06/2015 tarihinden sonra akdedilmiş sözleşmelere uygulanacağı, davaya konu poliçe tarihi eski olduğundan somut olayda, poliçe tanzim tarihinde yürürlükte bulunan eski genel şartların uygulanması gerektiği, dava dışı sigortalı araç sürücüsünün anne ve babası, kaza tarihi itibari ile yerleşik Yargıtay uygulaması ve genel şartlara göre zarar gören 3. kişi konumunda sayıldıklarından destek tazminatı talebinde bulunabileceklerinden davalı vekilinin buna ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Trafik sigortacısı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95/2. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B-4 maddesi gereğince, tazminat yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılmasına ilişkin halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre kendi sigorta ettirenine rücu edebilir. Araç maliki ve sigorta şirketi arasındaki sigorta sözleşmesi gereğince, sürücünün ağır kusuru, yeterli ehliyete sahip olmaması veya alkollü olması sonucu zarara neden olunması hallerinde, sigortacının kendi akidine rücu hakkı bulunmaktadır. Somut olayda, dava dışı sigortalı araç sürücüsü müteveffa ...'ın yeterli ehliyete sahip olmadığı uyuşmazlık konusu değildir. Davacı sigortacı da bu nedenden dolayı sigorta poliçesi sözleşmesini yapan kendi akidine karşı rücu talebinde bulunmaktadır. Dava dışı 3. Kişiye yapılan ödeme tarihi 11/01/2016 olup, icra takip tarihi olan 21/06/2016 tarihi itibariyle iki yıllık zamanaşımı süresi geçmemiştir. Davacı sigortacının eldeki davayı ancak kendisiyle sözleşme yapan akidine karşı açabileceğinden davalının kendi kusurunun olmadığına ilişkin istinaf sebebi de yerinde değildir. Ancak; davacının yeterli ehliyete sahip olmaması nedeniyle dava dışı üçüncü kişilere yapılan ödemenin davalıdan tahsilini talep ettiği, ayrıntıları Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; sigortalı araç sürücüsünün kazadaki kusuru oranında davacının rücu hakkının doğacağı gözetilerek; bilirkişiden kazanın oluşumunda sürücünün kusur oranının ne olduğu konusunda rapor alınması gerekirken mahkemece, kazanın tek taraflı trafik kazası olduğu gerekçesiyle kusur raporunun alınmaması hatalı olmuş, davalı vekilinin buna ilişkin istinaf talebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece yapılacak iş, kazanın oluşumunda sürücünün kusur oranının ne olduğu konusunda bilirkişiden rapor alınıp oluşacak sonuç dairesinde karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Sonuç olarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesince kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına" karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince; "...davalıya ait ... plakalı kamyonun ... isimli sürücünün sevk ve idaresinde iken tek taraflı yaptığı kaza neticesinde sürücünün vefat ettiği, kazada sürücünün tam kusurlu olduğu, yakınlarının destekten yoksunluk zararının tahsili amacıyla aracın trafik sigortacısı olan davacıya karşı tazminat davası açtıkları yapılan yargılama sonucu davanın kabulüne karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, icraya konulması üzerine davacı sigorta şirketince dosya borcunun ödendiği, sürücünün kamyon kullanmak için yeterli ehliyete sahip olmadığı, bu nedenle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B4 - c maddesi uyarınca davacının ödediği tutarı davalı araç malikinden rücuen tahsil talebinde haklı olduğu, davalının sürücüye gerekli talimatları verdiğine yönelik savunmalarının rücuen tazminat talebinin genel şartlardaki düzenlemeye dayanması ve herhangi bir kurtuluş beyyinesinin bulunmaması sebebi ile dikkate alınmaması gerektiği, mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesinde davacının ödeme yaptığı tarih itibarı ile icra dosyası kapak hesabının, davacının yaptığı ödemeden daha yüksek hesaplandığı bu itibarla davacının yaptığı 165.560,02.-TL lik ödeme tutarını davalıdan isteyebileceği, ödeme tarihinden iş bu dosyaya dayanak icra takibinin başlatıldığı 21/06/2016 tarihine kadar geçen 161 gün için %9 yasal faiz oranı üzerinden yapılan hesaplama neticesinde davacının takipte istediği 6.613,33.-TL lik işlemiş faiz talebinin de yerinde olduğu, anlaşıldığından davanın tam olarak kabulüne karar verilmiş, alacak yargılama ile belirlendiğinden ve bu nedenle şartları oluşmadığından, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı ... Dağıtım A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... Dağıtım A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle;dava kapsamında ileri sürülen rücu taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı sigorta şirketinin asıl sorumluluk davası kapsamında ödemiş olduğu bedelin taraflarına iadesi içerikli müvekkiline bildirilen talep yazılarının 16.03.2016 tarihli olduğunu, davanın açılış tarihinin ise 25.10.2018 olduğunu, davacı tarafın yapmış olduğu ödemenin akabinde 2,5 yılı aşkın süre geçtikten sonra huzurdaki davayı ikame ettiğinden TBK'nın 73/1'e göre zamanaşımı süresini kaçırdığını, ayrıca yasa maddesinde kanun koyucunun ''... ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten itibaren...'' diyerek ödemeyi ve sorumlu kişinin öğrenilmesi şartlarını birlikte aradığını, anılı sorumluluk davasını haricen incelemeleri neticesinde ulaştıkları kadarı ile tazminat taleplerinde bulunan davacılarca, müteveffanın almış olduğu maaşın bildirimi için müvekkili şirkete müzekkere yazılması talebinde bulunulduğunu, davanın davacısı olan sigorta şirketinin müteveffanın müvekkili şirkette çalıştığı hususu hakkında belirtilen müzekkere talebiyle ve asıl dosyaya giren sair evraklar ile bilgi sahibi olduklarını, yasanın aradığı sorumlu kişinin öğrenildiği tarih kıstasının zaten asıl dava derdest iken davacı tarafça öğrenildiğini, neticeten zamanaşımı için öngörülen ve birlikte aranılan 2 şartın da somut olayda gerçekleştiğini, davacı tarafça davanın 2 yıl içerisinde ikame edilmemesi neticesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, meydana gelen trafik kazası sebebiyle müvekkili şirkete hiçbir kusur isnat edilemeyeceğini, müvekkili şirketin icra ettiği faaliyet alanının yüksek risk içeriyor oluşu ve aynı zamanda şirket prensipleri de gereği işçilerin iş güvenliği, sağlık, eğitim ve çalışma koşulları konusunda çok tedbirli ve titiz bir tutum aldığını, bu hususta müvekkili şirketin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiği konusunda şüphe bulunmadığını, davaya konu kaza neticesinde vefat eden müteveffaya iş sağlığı ve güvenliği konusunda gerekli tüm eğitimlerin verildiğini, ayrıca müvekkili şirketin, diğer çalışanlarda olduğu gibi müteveffanın rutin sağlık kontrollerini eksiksiz yerine getirdiğini, kendisine çalışma esnasında karşılaşabileceği tehlikeli durumların def'ini sağlaması açısından gerekli tüm araç ve teçhizatın teslim edildiğini, davanın Antalya BAM 11. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı istinaf incelemesi ile bilirkişiden kazanın oluşumunda sürücünün kusur oranının ne olduğu konusunda rapor alınması gerektiğini, kusur raporunun alınmamasının hatalı olduğunun hüküm altına alındığını, dosyanın istinaf incelemesi neticesinde kusur raporu için her ne kadar bilirkişiye tevdii edilmiş olsa da bilirkişi raporunda herhangi bir kusur oranı bulunmadığını, dolayısıyla Mahkemenin bahse konu bilirkişi raporunu hükme esas alarak karar vermesinin mümkün olmadığını, her ne kadar müvekkili şirketin gerekli teçhizatların temini konusunda ve müteveffanın bilgisel donanımının sağlanması noktasında üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmesine rağmen müteveffanın, defalarca çalıştığı arıza biriminde riskli ve şirket talimatları ile bağdaşmayan bir takım eylem ve işlemlere giriştiğini, bu hususta daha büyük tehlikelerin önüne geçilmesi adına müvekkilince tüm birimlerde olduğu gibi müteveffanın çalıştığı birimde de rutin kontrol ve denetimlerin gerçekleştirildiğini, müteveffanın çalışma prensiplerine aykırı olduğu tespit edilen işlemleri noktasında kendisine yazılı uyarılarda bulunulduğunu, müteveffanın tüm bu yapılan sözlü ve yazılı uyarılara kulak asmadığını, kendisinden beklenen özen yükümlülüğünü de ihlal ettiğinden hadisenin meydana geldiğini, ...'ın, kaza günü gecesi "elektrik teknisyeni" olarak çalıştığı arıza biriminde "vardiya şefi" olarak görev aldığını, o günün koşullarında şef konumunda çalıştığı için ilgili birimde yetki silsilesinin tepesinde kendisinin bulunduğunu, ayrıca bu birimde ortak kullanım için tahsis edilen iki adet araç bulunduğunu, bunlardan bir tanesinin 4X4 binek araç iken diğeri kazaya karışan sepetli kamyon sınıfına giren bir araç olduğunu, bu iki araçta birime gelmesi muhtemel olan arıza bildirimlerine müdahale için gerekli olan ve ayrı ayrı fonksiyonları olan araçlar olduklarını, gece vardiyasında sorumlu kimse sıfatını haiz ...'ın şirketçe verilen açık talimatlara aykırı davranarak ve kendisinden beklenen azami dikkat ve özeni göstermeyerek, B sınıfı ehliyeti olmasına karşılık kamyon grubu aracı kullanmayı tercih ettiğini, yapmış olduğu o anki işin, bu aracı kullanmasını da gerektirmediğini, bu tercihi yaparken kendi insiyatifini kullanarak seçimlik araçlardan kendisine uygun olmayanı tercih ettiğini, ehliyet sınıfına uygun aracı kullanmamasının kendi iradesiyle düştüğü bir hata olduğunu, bu tercihi konusunda, o an için kendisini denetleyecek ve bu konuda kendisini sıcağı sıcağına uyarabilecek bir kimsenin de mevcut olmadığını, ...'ın uyarılara gerek kalmaksızın görevi esnasında nasıl davranması gerektiğini açık bir şekilde belirleyen "Araç kullanma talimatı ve tutanağı"nda da belirtilmiş yönergelere ve talimatlara uyması gerektiğini, talimatların 1. maddesinde de geçtiği üzere "ehliyetinin yetkileri dışındaki araçları kullanmaması" gerektiğini, müvekkili şirketin bu kazadaki hukuki sorumluluğunda öncelikli olarak kusuru belirlemek gerektiğini, kusurun varlığında ise zararın, illiyet bağı ve hukuka aykırılık unsurlarının beraber bulunması gerektiğini, meydana gelen kaza ile yürütülen iş arasında ve en önemlisi bu kaza ile zarar arasındaki nedensellik bağını irdelemek gerektiğini, bu nedensellik bağını kesebilecek hallerin ise, zarar görenin veya 3. kişinin ağır kusuru ve mücbir sebep halleri olduğunu, dava konusu olayda vefat eden işçi ...'ın, kendi ağır kusuru neticesinde ve keyfi bir biçimde ehliyetinin kapsamında olmayan araçla seyir halinde iken kaza yaptığını, işverence uyulması gereken kurallar ve talimatların kendisinin de imza ettiği şekilde belirtildiğini, özen konusunda müvekkili işverenin, işçisini rutin olarak denetleyerek, uygun olmayan bir işlem tespit ettiğinde gerekli yazılı uyarıları da yaptığını, bu üzücü kazanın meydana geldiği gece işçinin vardiya şefi olması ve neticesinde birimdeki en yetkili kişi sıfatını haiz olması neticesinde kendi olurunu kendisinin verdiğini ve yeterli ehliyeti olmayan aracı inisiyatif alarak ve keyfi bir biçimde tercih ettiğini, ayrıca, TBK'nın md. 66'da adam çalıştıranın sorumluluğu başlığı altında; "Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz. " denildiğini, somut olayda vefat eden işçinin verilen yazılı ve sözlü talimatlara uymadığını, buna karşın gerekçeli kararda Yerel Mahkemece kazanın tek taraflı olduğundan ayrıca kusur raporu alınmadığının belirtildiğini, müteveffanın gerekli ve yeterli ehliyete sahip olmadığı ve alanda kullanabileceği başka araçlar da olmasına rağmen görev ve yetkisine girmediği halde 4x4 sepetli aracı kullandığı için kazaya tamamen kendi kusuruyla sebep olduğundan kusur araştırması yapılması gerektiğini, buna rağmen gerekli araştırma yapılmadan davanın kabulüne karar verilmesinin açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, dosyaya sundukları delillerden müvekkilin kusurunun bulunmadığı hususunun sabit olduğunu, bu durumun araştırılmadığını, nedensellik bağı kurulmamasına rağmen davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı ve hakkaniyete aykırı bir sonuç doğmasına sebep olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, davalının trafik sigortacısı olan davacının, zarar gören 3. kişiye ödediği bedelin, sigortalı araç sürücüsünün yeterli ehliyete sahip olmaması nedeniyle rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davaya konu poliçenin 01/06/2015 tarihinden önce düzenlenmiş olması sebebiyle somut olayda poliçe tanzim tarihinde yürürlükte bulunan eski genel şartların uygulanması gerekmekte olup dava dışı sigortalı araç sürücüsünün anne ve babası, kaza tarihi itibari ile yerleşik Yargıtay uygulaması ve genel şartlara göre zarar gören 3. kişi konumunda sayıldıklarından destek tazminatı talebinde bulunabileceklerine, trafik sigortacısı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95/2. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B-4 maddesi gereğince tazminat yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılmasına ilişkin halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden zarar görene ödeme yaptıktan sonra, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre kendi sigorta ettirenine rücu edebileceğine, davacı sigortacının eldeki davayı ancak kendisiyle sözleşme yapan akidine karşı açabileceğinden davalı yanın kendi kusurunun olmadığına ilişkin istinaf sebebinin de yerinde olmamasına, dava dışı 3. kişiye yapılan ödeme tarihi 11/01/2016 olup icra takip tarihi olan 21/06/2016 tarihi itibariyle iki yıllık zamanaşımı süresinin dolmamış olmasına, kaldırma kararı sonrası alınan ... tarihli bilirkişi raporunda müteveffa ...'ın sürücülüğünü yaptığı kamyon ile olay yeri tehlikeli viraja geldiği esnada viraja hızlı girmesi sebebiyle direksiyon hakimiyetini kaybederek sağda bulunan uçuruma doğru savrulduğu, sürücünün kamyon içinden fırlayarak hayatını kaybettiği, meydana gelen kazada sürücü müteveffanın viraja girerken hızını azaltması gerektiğine ilişkin KTK'nın 52/1-a maddesini ihlal ettiğinden tam kusurlu olduğunun belirlenmesi sebebiyle İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 11.761,16-TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 2.941,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 8.820,16-TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 23/02/2026 ...