(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/4884 E. , 2011/934 K. MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : KADASTRO Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında 198 ada 2 parsel sayılı 1.316,48 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal, taksim, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği …
**(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2010/4884 E. , 2011/934 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : KADASTRO Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında 198 ada 2 parsel sayılı 1.316,48 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal, taksim, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., yasal süresi içinde tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli parselin davalı ... adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, davacı tarafın 3402 sayılı Kanun’un 36. maddesi uyarınca verilen süre içerisinde keşif masraflarını yatırmaması nedeniyle keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı mevcut delillerle de davasını kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesinin verilen süreye riayet etmeyen taraf aleyhine uygulanabilmesi için ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayı, tanık, teknik bilirkişiye verilecek ücretlerle vasıta parasının, yapılacak tebligatlarla ilgili masrafların kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul bir süre tanınması, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da bilirkişi adayları ve tanıklara davetiye tebliğ edilip, arazi başında hazır olmalarının bildirilebilmesi için yine uygun bir sürenin bulunmasına özen gösterilmesi gerekmektedir. Mahkemece yerel bilirkişi için ücret takdir edildiği halde bilirkişi ve tanıklara çıkarılacak davetiyeler için gerekli gider belirtilmemiştir 21.12.2009 tarihli oturumda verilen ara kararı ile 30.01.2010 tarihinde yapılacak keşif için gerekli masrafı en geç 29.01.2010 tarihine kadar yatırması hususunda davacı vekilinin yüzüne karşı kesin süre ihtaratında bulunulmuştur. Buna göre keşif için masrafın yatırılacağı son gün keşiften bir gün önceye rastlamakta olup, masrafın yatırılacağı son gün ile keşif tarihi arasında yerel bilirkişi ve tanıklara yapılacak tebligatlar için yeterli süre bulunmamaktadır. Süreler tayin edilirken Tebligat Tüzüğü'nün 12. maddesinin mutlaka göz önünde bulundurulması gerekir. Tüzüğün anılan maddesinde, "Tüzüğün 8. maddesinde sayılan vasıtalarla yapılanlar dışındaki her nev'i tebliğ evrakı ve davetiyelerin alakalılara ulaşması ve alakalıların tebliğin veya davetiyenin icaplarını yerine getirebilmesi için bu evrakı çıkaran merci tarafından tayin edilecek müddetin hesabında evrakın gönderileceği mahallin yakınlık veya uzaklığı, mevsimin yaz veya kış olması, nakil vasıtalarının durumu gibi hususlar nazara alınır. Bu suretle tayin edilecek müddet, tebliği çıkaran merciin bulunduğu köy veya belediye hududu dahilinde tebligat yapılacaksa 3 günden, köyde veya aynı vilayetin diğer bir kazasında tebligat yapılacaksa 15 günden, diğer bir vilayet içinde tebligat yapılacaksa 1 aydan az olamaz" hükmü yer almış bulunmaktadır. Tebligat Tüzüğü'nün anılan hükmü nazara alınarak mahkemenin hükme dayanak yaptığı ara kararının sürelerle ilgili bölümü irdelendiğinde davacı ve vekilinin yüzüne karşı verilen ara kararında yerel bilirkişi ve tanıklara çıkartılacak davetiye giderleri belirtilmediği gibi, karar gereğince keşif masrafının 29.01.2010 tarihinde yatırılması halinde bilirkişi adayı ve tanıklara çıkarılacak davetiyelerin keşif gününden önce ilgililere tebliği için yeterli süre bulunmadığından keşfin yapılamayacağı açıktır. Yapılamayacağı önceden belli olan keşif için taraflara külfet yüklenmesi ve yetersiz ara kararına dayanılarak keşif deliline dayanmaktan vazgeçtiği kabul edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş olması isabetsiz olup, davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.