T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1216 - 2025/2168 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1216 KARAR NO : 2025/2168 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/04/2024 NUMARASI : 2023/305 Esas - 2024/288 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1216 - 2025/2168 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1216 KARAR NO : 2025/2168 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/04/2024 NUMARASI : 2023/305 Esas - 2024/288 Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av.... DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/04/2023 KARAR TARİHİ : 22/12/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 22/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, ülke çapında önde gelen firmaların yangın master planı ve analizlerini başarıyla tamamladığını, müvekkili şirketin hazırladığı her raporu, raporun bir devlet kurumuna sunulacağını bilincinde hareket ederek; tarafsız, bilimsel ve objektif olarak hazırlamaya özen göstermeye gayret ettiğini, davalı şirketin talebi ve isteği doğrultusunda müvekkili şirketin davalı şirkete ait liman için yangın master planı ve analizlerini büyük özen ve özveri ile hazırlayarak e-imzalı bir şekilde davalı şirkete teslim ettiğini, akabinde yapılan işin faturasını mevzuat uyarınca resmi mail adresi üzerinden tebliğ ettiğini, davalı firma tarafından iş bu faturalara süresinde itiraz edilmediğini, müvekkili firmanın raporlarının hukuka ve mevzuata uygun teslim etmesinin ardından davalı şirket tarafından şifahen ve mail yoluyla raporda yazılan risklerin düşürülmesini, düşürülmediği takdirde firmanın denetimden geçemeyeceğinin belirtildiğini, müvekkili şirketin hukuka ve mevzuatlara uygun olarak belirlemiş olduğu risklerin düşürülmesinin hukuka aykırı olduğunu, yapılan tespitin bu yönde olduğunu, aksinin yazılmasının gerçek dışı değerlendirme olacağını belirtmesine karşın davalı firmanın gerçeği yansıtan rapor istemediklerini, kendi istedikleri minvalde raporun yazılmasının gerektiğini ilettiğini ve müvekkili şirketin, iletilen teklif formunda yer aldığı şekilde raporun hazırladığını, değişiklik yapılmayacağını belirttiğini, bunun üzerine davalı şirketin, müvekkili şirkete iade faturası kestiğini, müvekkili şirketin, iş bu faturaya süresinde ve mevzuata uygun bir şekilde itiraz ettiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan işin karşılığı niteliğinde tebliğ edilen 24.03.2023 tarih ve ... nolu 105.610,00-TL bedelli faturanın davalı şirkete ödenmemesi nedeni ile iş bu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, davalı şirketin, faturanın içeriğine itiraz etmeyerek müvekkili şirket tarafından faturaya konu işin teslim edildiğinin ikrar edilmiş sayılması gerektiğini, iş bu nedenle müvekkili şirket tarafından hazırlanan raporun işlevselliği ve hukuka uygunluğunun davalı şirket tarafından bir nevi kabul edilmiş sayılacağını, davanın kabulü ile 105.610,00-TL'nin arabuluculuk tarihinden işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile davalı şirketten alınarak müvekkili şirkete ödenmesine, %20'den az olmamak kaydıyla davalının kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından hazırlanan yangın master planı ve risk analizi raporunun müvekkili şirket tarafından hatalı olması sebebi ile kabul edilmediğini, siparişin iptal edildiğini, buna rağmen davacının e-imzalı raporu e-posta kanalı ile müvekkiline gönderip, taraflarına fatura kestiğini, müvekkili şirketin Dilovası bölgesinde bir liman işletmesi olduğunu, davacı yan firma yetkilisi Görkem Bey’den teklif alındığını, bu teklif neticesinde davacı firmaya e-posta yolu ile gereken bilgi ve belgelerin gönderildiğini, firmanın raporunu hazırlayarak e-posta kanalı ile paylaştığını, raporun müvekkili şirket tarafından incelendiğini, ancak raporda birçok hatalı bölüm tespit edildiğini ve düzeltme talep edildiğini, davacı tarafça bazı düzeltme taleplerinin kabul edildiğini, ancak bazı bölümlerinin kabul edilmediğini, bu konuya ilişkin görüşmelerin uzun bir müddet sürdüğünü, ancak davacı tarafından düzeltme konusunda olumlu dönüş alınmadığını, bunun üzerine müvekkilinin, raporun bu şekilde kabul edilmesinin mümkün olmadığı hususunun davacıya hem telefon hem de e-posta kanalı ile ilettiğini, ardından rapor konusunda gereken düzeltmeler yapılmayınca telefon ile sipariş edildiğinin davacıya iletildiğini, bunun üzerine davacının, siparişin hatalı işlem sebebi ile iptal edildiğini biliyorken, aynı gün, taraflarından rapor onaylanmadan, e-imzalı formatı e-posta kanalı ile müvekkiline gönderdiğini, raporun taraflarınca onaylanmadığını ve kabul edilmediğini, buna rağmen davacının taraflarına fatura kestiğini, bu faturanın müvekkili tarafından kabul edilmeyerek iade faturası düzenlendiğini, hatalı yangın risk analizi ve yangın planının liman başkanlığı kurumuna sunulamadığını, bu sebeple müvekkili şirketin 3. kişiye bu raporu hazırlatarak, hatasız raporu Liman Başkanlığına sunduğunu, davacıdan iş bu raporun istenmesinin ana sebebinin raporun Kocaeli Liman Başkanlığı kurumuna sunulması olduğunu, ancak hazırlanan raporda çok fazla sayıdaki teknik, terimsel ve içeriksel hatalar sebebi ile Liman Başkanlığı Kurumu'na sunabilecek nitelikte olmadığından, bu raporun ilgili kuruma sunulmasının mümkün olmadığını, davacının buna aykırı beyanlarının gerçek dışı olduğunu, bu sebeple müvekkili şirket tarafından dava dışı 3. kişi şirket ile anlaşıldığını ve 3. kişi şirket tarafından rapor hazırlanarak, Liman Başkanlığı’na sunulduğunu, raporun uygun kabul edildiğini, davacı tarafından hazırlanan ve dava dışı 3. kişi tarafından hazırlanan rapor arasındaki açık ve fahiş farklar incelendiğinde davacının hazırladığı raporun hatalı ve eksik olduğunu, raporda objektif değerlendirme yapılmadığını, davacı tarafın birden fazla şirkete aynı raporları hazırladığını, hepsini kopyala- yapıştır usulü ile hatalı ve eksik yaptığını, analizin yapıldığı alanın liman sahası olup, liman sahasında fabrika olmadığını, raporda fabrikadan bahsedilmediğini, öyle ki davacının kopyala yapıştır usulü ile gittiği için fabrika olmayan liman sahasında fabrika varmış gibi, sürekli fabrikaya atıfta bulunarak rapor hazırladığını, güvenlik korunma ve sabotaj korunma planlarının bulunduğunun davacıya bildirilmiş olmasına rağmen bunlar yokmuş gibi rapor hazırlandığını, kıyı kenar çizgisinin dışında kalan alanların rapor içeriğinde olmaması talep edilmiş olmasına rağmen, rapora eklendiğini, müvekkili şirketin bir üretim yapmadığını, liman hizmetlerinin geçici depolama alanı olduğunu, ancak raporda üretim alanından bahsedildiğini, tabelanın İngilizce olmasının tavsiye edildiğini, periyodik yangın söndürücülerin periyodik kontrolleri yapılmış olmasına rağmen, aksi rapor düzenlendiğini, kazan dairesi ısı kapasitesi 350kw üzerinde olmadığını, yangın tatbikatı ve yangın hortumları kontrolleri yapılmış olmasına rağmen, “yapılmalıdır” şeklinde ibare ile yapılmadığının ima edildiğini, bölgede yetkili idare Dilovası Belediyesi olmasına rağmen, raporda hiç alakası olmayan “İskenderun Yerel Belediyesi” ibaresi geçtiğini, “üretim alanı” ve “depolar” şeklinde ibare kullanılmış olmasına rağmen müvekkili şirkette üretim alanı ve depo olmadığını, panel üzerinde panel arıza uyarısı olmamasına rağmen, eksiklik şeklinde rapor düzenlendiğini, su akış ve miktarının yeterli olmadığından bahsedildiğini, NFPA 20’ye uygun olan pompanın kanuni bir zorunluluk olmadığını, kaldı ki pompanın NFPA’ya uygunluğunun denetlenmediğini, elektrik tesisatı kontrolleri yapılmış olmasına rağmen, “kontrol edilmelidir" şeklinde not düşüldüğünü, kaçak akım rölesi müvekkili şirkette olmamasına rağmen olmayan kaçak akım rolyesinin kontrolü istendiğini, devlet tarafından hazırlanması gereken “yönetmelik hazırlanması” sorumluluğunun taraflarına yüklendiğini, “ana üretim tutulumu” ibaresi kullanıldığını, yangın risk analizi raporunun hatalı olduğunu, yukarıda açıklanan sebepler ve yapılacak inceleme ile de ortaya çıkacak hatalardan ötürü faturanın iade edildiğini, kusurlu hizmetin kabul edilmediğini, dava dışı 3. bir firma ile anlaşıldığını, hizmetin kusurlu olması sebebi ile işin dava dışı 3. firmaya yaptırılması sebebi ile oluşacak her türlü dava ve tazminat hakları saklı kalmak kaydı ile davanın tümden reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... 1-Davanın REDDİNE , 2-Davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya sunulan bilirkişi raporunun dahi incelenmediğini, mahkemece eksik ve hatalı inceleme yapıldığını, Yargıtay kararları doğrultusunda da ispat yükünün davalıda olduğunu; mahkemenin davacının davasını ispatlayamaması sebebi ile reddi gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı ile davalı arasında yapılan e mail görüşmeleri ve teklif formunda da görüleceği üzere; işin tamamlanması şartının Liman Başkanlığı'na sunulabilmesi koşulu ile değil, davacının yalnızca ilgili formu hazırlayarak davalı şirkete teslim etmesi yönünde olduğunu, davalı şirketin Liman Başkanlığı'na iş bu raporun sunulması halinde limandaki eksiklikleri tamamlatması gerektiğini bildiğinden davacı şirketten eksik olmadığını gösterir bir rapor hazırladığını, davacı şirketin ise usulüne uygun hazırlanan raporu değiştirmeyeceğini beyan etmesi sonucunda davalı şirketin hakkedilen ücreti ödemediğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yangın master planı ve risk analiz raporunun Liman Başkanlığı’na yetersiz oluşu sebebi ile sunulamadığını, başkaca bir firmadan rapor alınarak Liman Başkanlığı’na uygun raporu sunulduğunu, davacının ticari defterleri ile alacaklı olduğunu kanıtlayamadığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/04/2024 tarih, 2023/305 Esas - 2024/288 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalı arasında “Yangın Master Planı ve Risk Analizi” raporu hazırlanması için sözleşme yapıldığını, davacı tarafından anılan raporun ve faturanın hazırlanmasına ve davalıya gönderilmesine rağmen davalı tarafından faturanın iade edildiği, iade edilen faturaya davacı tarafından süresinde itiraz edildiği, davalı tarafından faturaya süresinde itiraz edilmeyerek fatura içeriğinin kesinleştiği belirtilerek anılan fatura bedelinin davalıdan tahsilini talep ettiğini; davalı tarafından verilen cevapta raporun hatalı olarak hazırlanması nedeniyle davalı tarafından onaylanmadığını ve kabul edilmediğini, bu nedenle siparişin iptal edildiğini, buna rağmen davacının fatura gönderdiğini, gönderilen faturanın davacıya iade edildiğini, anılan raporun dava dışı üçüncü bir kişiye hazırlatıldığı ve liman başkanlığına sunulduğunu, davacı tarafından hazırlanan yangın risk analiz raporunun hatalı olduğunu beyan ederek davanın reddini talep ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. (6098 sayılı yasanın 470.maddesi) Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) "eser" terimi, yüklenicinin, iş sahibinin talebi doğrultusunda meydana getirdiği sonuçları ifade etmektedir. Bu sonuçlar, bir emek sürecinin ürünü olarak somut bir varlık ortaya koymayı veya mevcut bir eşya üzerinde değişiklik yapmayı içerebilir. İnsan emeğiyle ortaya çıkan, bütünlük taşıyan ve ekonomik bir değeri olan her tür hukuki varlık, fiziksel bir niteliğe sahip olup olmamasına bakılmaksızın eser olarak kabul edilir. Yüklenicinin üstlendiği edimin sonucunun mutlaka somut bir varlık şeklinde olması gerekmez. (Aydın Zevkliler/ Emre Gökyayla, Borçlar Hukuku- Özel Borç İlişkileri, 22. Baskı, Vedat Kitapçılık, Ankara, 2024, s. 482; Fahrettin Aral/Hasan Ayrancı, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Yetkin Yayıncılık, 17. Baskı, Ankara, 2024, s. 443; Cem Baygın, Türk Hukukuna Göre İstisna Sözleşmesinde Ücret ve Tabi Olduğu Hükümler, Beta Basım Yayın, İstanbul, 1999, s. 4; Gürpınar, 2006, s. 33; Kenan Tunçomağ, Türk Borçlar Hukuku- Özel Borç İlişkileri, Cilt II, 3. Baskı, Sermet Matbaası, s. 953; Şenocak, 2002, s. 17; Faruk Acar, Eser Sözleşmesinde Eserin Tamamlanma Oranı ve Bu Oranın Bazı Etkileri, e-akademi, Aralık 2013, s. 134; Fikret Eren/ İpek Yücer, Borçlar Hukuku, Özel Hükümler, Legem Yayınevi, Ankara, 2024, s. 593; Altaş, 2002, s. 42.) Örneğin mimari bir projenin çizilmesi (Aydın Zevkliler/ Emre Gökyayla, Borçlar Hukuku- Özel Borç İlişkileri, 22. Baskı, Vedat Kitapçılık, Ankara, 2024, s.484), avan projelerin etüd ve çizimi ile yetkili mercilerden onay alınması (Turgut Uygur, İnşaat Hukuku, Cilt I, Adil Yayınevi, Ankara, 1998, s. 329. Mimarla yapılan sözleşmenin, eser ve hizmet sözleşmesi olduğu yönünde bakınız, Cevdet Yavuz/ Faruk Acar/ Burak Özen, Borçlar Hukuku Dersleri- Özel Hükümler, 19 Baskı, Beta Yayınevi, İstanbul, 2024, s. 544-545.) gibi işler de eser sözleşmesinin konusunu oluşturur. Öte yandan 6102 sayılı TTK'nun “Tacir olmanın hükümleri” başlıklı 18/2'nci maddesinde, her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu hüküm tacire belli durumlarda daha önce taahhüt etmemiş olduğu bazı edimler yüklenmesi veya tacirin daha geniş bir sorumluluk altına sokulması şeklinde, “külfet” niteliği taşımaktadır. Basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğü, objektif bir özen ölçüsü getirmekte olup, tacirin aynı ticaret alanında faaliyet gösteren tedbirli, öngörülü bir tacirden beklenen özeni gösterme yükümlülüğüdür. Tacirin özellikle ticarî işletmesiyle ilgili sözleşmeleri yaparken ve bu sözleşmelerden doğan borçlarını yerine getirirken basiretli bir iş adamı gibi davranması, üstleneceği yükümlülüklerin kapsam ve sonuçlarını tartarak işlem yapması zorunludur. 6098 sayılı TBK'nın 471'inci maddesinde düzenlenen hüküm uyarınca yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır. 6102 sayılı TTK’nın 18/2'nci maddesi gereğince yüklenici, basiretli bir tacir ve iş adamı ve işinin ehli bir teknik adam gibi davranıp, eser sözleşmesi ilişkisine girerek bir işi üstlenirken ekonomik gücünü, ekipmanını ve uzmanlığını en iyi biçimde değerlendirip, yeterli görmemesi durumunda o işi üstlenmekten kaçınmak zorundadır. Aksi hâlde, bunun sonuçlarına katlanır ve meydana gelen zarardan sorumlu tutulur. Özen borcu ile birbirine sıkı sıkıya bağlı olan sadakat borcu ise, yüklenicinin iş sahibinin yararına olacak şeyleri yapması ve zararına olacak şeyleri de yapmaktan kaçınması olarak ifade edilir. Yüklenicinin sadakat borcunun gereği olarak TBK’nın 472. maddesinde genel ihbar yükümlülüğü düzenlenmiştir. Aynı zamanda sadakat borcunun da bir sonucu olan özen borcu, yüklenicinin diğer tüm yan borçlarını da kapsayan daha geniş bir borçtur. Eser sözleşmesinin yapıldığı anda başlayan özen borcu, işin eksiksiz ve ayıpsız tamamlanmasına kadar devam eder. Hatta, tamamlanan eserin iş sahibine teslim edilene kadar korunması yükümlülüğü de aslında bir özen borcudur. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2022 tarihli ve 2022/6-111 Esas, 2022/1714 Karar, 27.09.2022 tarihli ve 2019/(15)6-573 Esas, 2022/1168 Karar ve 15.04.2021 tarihli ve 2017/15-259 Esas, 2021/486 Karar sayılı kararlarında da aynen benimsenmiştir. Yeri gelmişken faturaya da değinilmesi gerekmektedir. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir. Somut olayda; taraflar arasında Yılport Gebze Yangın Risk Analizi ve Yangın Planı hazırlanması hususunda anlaşıldığı, davacının sunduğu 04.01.2023 tarihli teklifin davalı tarafından kabul edilerek 06.01.2023 tarihinde sipariş formu düzenlendiği, buna göre tarafların KDV hariç 89.500,00 TL (KDV dahil 105.610,00 TL) bedelle anlaşıldığı, davacı tarafından 10.01.2023 tarihli “Yangın Güvenlik Master Planı” hazırlanarak rapora ilişkin davalıya 24.03.2023 tarihli faturanın gönderildiği, davalı tarafından anılan faturanın defterlerine kaydedilmesinden sonra 29.03.2023 tarihli iade faturası düzenlendiği, davacının anılan iade faturasını defterlerine kaydetmediği gibi Bursa 26. Noterliğinin 31.03.2023 tarih ve 7925 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile iade faturasına itiraz edildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen faturadaki alacakla ilgili olarak, itiraz süresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan iade edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2019/1984 esas 2020/62 karar sayılı ilamı)Ancak davalı eserin ayıplı olduğunu iddia ediyorsa, bu hususun da mahkemece araştırılması ve sonucuna göre davacının alacaklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu; davacı tarafından hazırlanan “Yangın Güvenlik Master Planı”nın hatalı olup olmadığı, kusurlu değerlendirme içerip içermediği, davacının bedele hak kazanıp kazanmadığı hususlarındadır. Yukarıda da açıklandığı üzere; eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme (6098 sayılı yasanın 470.maddesi) olup, yüklenicinin üstlendiği edimin sonucunun mutlaka somut bir varlık şeklinde olması gerekmediği gibi rapor hazırlanması, proje çizilmesi gibi işlemler de birer eser sözleşmesidir. Bu kapsamda taraflar arasındaki sözleşme eser sözleşmesi niteliğinde olup, eser sözleşmesinde meydana gelen eser, yani sonuç önemlidir. Yüklenici eseri meydana getirirken 6098 sayılı yasanın 471/1-2.maddeleri gereği üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Bu bağlamda eldeki olayda faturaya konu sözleşmenin taraflar arasında kurulduğu, faturadaki bedelin sözleşmede kararlaştırılan bedelle aynı miktar olduğu tartışma konusu değildir. Davalı ödeme yapmama nedenini, davacının yüklendiği edimi sözleşmeye uygun olmadığını, davalının raporda hatalı ve kusurlu olduğunu iddia ettiği kısımların davacı tarafından değiştirilmediğini bu nedenle siparişi iptal ettiğini, yani sözleşmeden döndüğü hususuna dayandırmıştır. Eser, yüklenicinin sanat ve beceriyi gerektiren, bir emek sarfı ile gerçekleştirilen sonuçtur. Yüklenicinin eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmesi, davalı yüklenicinin hem sadakat hem de özen borcunu kapsar. Burada belli bir sonucun ortaya çıkması amaçlandığından meydana getirilen eserin iş sahibinin beklentisini karşılamaması halinde, sözleşmedeki yarar dengesi iş sahibi aleyhine bozulmuş olur. Bu bakımdan eserin fen ve sanat kurallarına uygun, iş sahibinin beklentilerini karşılar özellikleri taşıması aranır. Aksi halde eserin ayıplı olduğu kabul edilir. Ayıplı eseri meydana getiren yüklenici ise, ortaya çıkan ayıp ve eksiklerden sadakat ve özen borcu nedeniyle sorumludur. Yüklenici, hangi yöntemi kullanırsa kullansın eserin ayıpsız olarak ortaya çıkması gerekmekte olup, diğer bir deyişle eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2024/2314 esas 2025/1671 karar sayılı ilamı) İş sahibinin ayıptan doğan hakları TBK'nın 475. maddesinde düzenlenmiştir. Bu haklar; sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim ya da ücretsiz onarım isteme hakları ile genel hükümlere göre tazminat isteme hakkıdır. Bunlardan ilk üçü, yani dönme, bedelden indirim ve ücretsiz onarım isteme hakları seçimlik haktır. Tazminat isteme hakkı ise, iş sahibinin zarar görmesi şartıyla her üç seçimlik hakla birlikte istenebilir. Bu haklar sınırlı olarak sayılmış olduğu için bunlar genişletilemez. Dosyaya alınan 25.12.2023 tarihli raporda İtfaiyeci ve Yangın Güvenliği Uzmanının raporunda anılan raporun doğruluğunun ve işletmeye uygunluğunun kendisi tarafından belirlenemeyeceğini beyan ederek raporun hatalı, yani ayıplı olup olmadığı değerlendirilmemiştir. Mahkemece buna rağmen anılan rapor hükme esas alınarak ve taraflar arasındaki hukuki ilişki hatalı olarak hizmet akdi olarak değerlendirilerek hüküm verilmesi hatalıdır. O halde mahkemece yapılacak iş; öncelikle davalının cevap dilekçesindeki delilleri arasında bildirdiği ancak dosyaya sunulmayan dava konusu rapora ilişkin taraflar arasındaki mail yazışmalarının tamamının dosyaya kazandırılması, sonrasında dosyanın alanında uzman bir bilirkişi heyetine tevdi edilerek ve gerekirse davalıya ait iş yerinde keşif yapılarak, davacı tarafından hazırlanan Yangın Risk Analiz Raporunun eserin fen ve sanat kurallarına, mevzuat kurallarına uygun, iş sahibinin beklentilerini karşılar düzeyde olup olmadığı, raporun hatalı ve kusurlu olup olmadığının, yani ayıplı olup olmadığının tespiti ile davalının sözleşmeden dönme şeklindeki seçimlik hakkını kullanmasının yerinde olup olmadığı hususları da değerlendirilerek, davacının faturaya konu alacağını talep edip edemeyeceği de 6098 sayılı yasanın 470 vd. maddelerine göre değerlendirilerek bir karar verilmesinden ibarettir. Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacının istinaf talebinin kabulü ile kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE, 2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/04/2024 tarih, 2023/305 Esas ve 2024/288 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine, 5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.22/12/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*