T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/2675 KARAR NO : 2025/2369 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2020/396 Esas 2022/244 KARAR TARİHİ : 15/03/2022 DAVA : Alacak (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 15/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/12/2025 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih …
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/2675 KARAR NO : 2025/2369 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2020/396 Esas 2022/244 KARAR TARİHİ : 15/03/2022 DAVA : Alacak (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 15/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/12/2025 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosya incelendi; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin .... Mah. ...Sok. No:... adreste bulunan inşaatın dış cephe giydirme işlerini yaptığını, bu işlerle uğraşırken otomatik iskele kullandığını, müvekkili şirkete ait olan otomatik iskeleye yan tarafta bulunan ..... .'ın işlerini yapan .....'in kepçe operatörü .....'ın çarparak otomatik iskeleye zarar verdiğini, bu zarara yönelik şikâyette bulunulduğunu, otomatik iskeledeki hasarların giderilmesi adına teknik servise başvurulduğunu, İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/63 D. İş sayılı dosyasında hasar tespiti yaptırılarak bilirkişi tarafından zarara yönelik ayrıntılı rapor tanzim edildiğini, rapora göre hasar giderme bedelinin 49.500-TL olduğunu, müvekkil şirkete verilen bu zarardan kepçe operatörü ...., onun işçisi olduğu ... ve ...'i çalıştıran .... 'ın adam çalıştıranın sorumluluğu gereği mesul olduğundan bahisle 49.500,00 TL+ KDV (%18) bedelin davalılardan tespit tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/63 D. İş hasar tespiti davasında yapmış oldukları 1.262,30 TL masraf ile 755,00 TL karşı vekâlet ücretinin ve otomatik iskelede yapılacak onarımların ne kadar sürede tamamlanacağı ve bu sürede iskelenin kullanılmamasından doğan kazanç kaybının belirlenerek davalılardan alınarak taraflarına verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinden ve eklerinden pek anlaşılmayan tarihte otomatik iskelenin diğer davalılardan ..... işçisi davalı ...’ın kullanmış olduğu kepçe ile çarparak hasara neden olduğu iddia edildiği, adam çalıştıranın sorumluluğu gereği müvekkil şirketin anılan zarardan sorumlu olduğu gereğince işbu dava müvekkile de yöneltildiği, müvekkil yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddi gerektiği, müvekkil şirket ile diğer davalı... arasındaki sözleşmede bağımlılık ilişkisi bulunmadığını, müvekkil şirket adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında işbu dava ile yöneltilen alacaktan da sorumlu olmadığını, davacının meydana geldiğini iddia ettiği zarar ile haksız fiil arasındaki illiyet bağını ispatlamadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir. DELİLLER : İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/63 D. İş sayılı dosyası, 12/08/2020 tarihli Arabuluculuk Son Tutanağı, otomatik iskele faturası, şikâyetçi ifade tutanağı, bilgi alma tutanakları, teknik servis formu, fotoğraflar, bilirkişi kurulu raporu ve ek raporu , tüm dosya kapsamı İDM KARARININ ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; " kepçe operatörü ....'ın, özen ve dikkat yükümlülüklerine uyarak, işvereni tarafından belirlenen çalışma alanı içinde çalışması, çalışma sınırlarındaki işaret ve levhalara dikkat etmesi, çalışma alanındaki kör noktaya gelen yerlerde gözcü bulundurması gerekirken bu hususlara riayet etmeyerek yan binada ankastre halinde bulunan otomatik iskeleye çarpmasında adam çalıştıranın sorumluluğu ve 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun (çalışanların yükümlülükleri) ile ilgili 19. maddesi kapsamında zararın doğduğunu .... A.Ş. Ve.... A.Ş'nin işveren ve taşeron olarak meydana gelen iş kazasında müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, davacı, ..... Şirketi'nin ise iskele binaya ankestre halinde sabit olarak durmasıyla kazaya etken davranışı olamayacağından meydana gelen iş kazasında herhangi bir kanun maddesini ihlal etmediğini, kazaya neden olduğu iddia edilen ... şirketine ait kepçenin kazanın meydana geldiği mahalde ileri geri; sağa, sola ve yandaki binanın ana girişine manevra yapabileceğini, iskelenin kurulmuş olduğu bina girişinde gördüğü hizmet dolayısıyla sağlam olarak ankastre edilmiş olan otomatik iskeledeki mevcut hasarın ancak bir kepçenin darbe ve zorlamasıyla oluşabileceğini, otomatik iskelede oluşan hasarın 58.410.-TL olduğu " gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, 58.410,00 TL maddi tazminatın 10/07/2020 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının kazanç kaybı talebinin reddine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı .... Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının otomatik iskelede oluşan zararın müvekkil şirkete ait kepçeden kaynaklandığını hukuken geçerli delillerle ispatlayamadığını, bilimsel dayanağı olmayan varsayımlara dayalı bilirkişi raporuna ve keşif sırasında sonradan bildirilen tanık beyanlarına dayanarak hüküm kurulduğunu, iskelenin çelik konstrüksiyon olduğundan, basit bir çarpma ile kullanılamaz hale gelmesi mümkün olmadığını, iskeledeki hasarın sadece kepçe çarpmasıyla oluşabileceği yönündeki kanaatin doğru olmadığını, iskelenin önceki durumu, arızaları, yıpranma payı ve zarar ile iddia edilen hasar arasındaki uyumsuzluğun dikkate alınmadığını, olay anında iskelenin çalışmadığın da dosya kapsamından anlaşıldığını, bilirkişi raporu hükme esas alınamayacağını, bu rapora dayanılarak verilen 58.410 TL hasar bedelinin fahiş olduğunu , gerçeği yansıtmadığından bahisle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını , davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı.... A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; görev, pasif husumet ve esasa ilişkin itirazlarının dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, olayın müvekkili şirket ile taşeron arasında yapılan sözleşme kapsamında olduğunu, sözleşmeye göre çalışanların sebep olduğu zararlardan taşeronun sorumlu olduğunu, müvekkil şirket ile kepçeyi kullanan kişi arasında bağımlılık ilişkisi, emir–talimat ilişkisi ve sürekli iş ilişkisi bulunmadığını, bu nedenle müvekkil şirketin “adam çalıştıran” sıfatıyla sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı uğradığını iddia ettiği zararın haksız fiilden kaynaklandığını ispatlayamadığını , keşif sırasında sonradan bildirilen tanık beyanları doğrultusunda iskeledeki hasarın ancak kepçe darbesiyle oluşabileceği kanaatiyle hüküm kurulmasının açıkça kanuna aykırı olduğunu davacının ileri sürdüğü zarar ile hasarın uyumlu olmadığını, bedelin fahiş olduğunu, iskelenin mevcut durumu ve hurda bedeli değerlendirilmediğinden bahisle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ..... istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının bilimsel ve delile dayanmayan çelişkili bir bilirkişi raporuna ve varsayımlara dayalı verildiğini, hükmedilen 58.410,00 TL hasar bedelinin hatalı değerlendirme nedeniyle fahiş olduğunu, önceki itirazları doğrultusunda bilirkişi raporu alınmasını, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP : Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafça yapılan istinaf talebi hukuka aykırı ve mesnetsiz olup reddini talep ettiklerini, kazaya uğrayan otomatik iskelenin zararının müvekkiline ait olmadığının ispatlanamadığını, o olay günü .... binasında çalışan kepçenin dönüş sırasında iskelenin ayağına dolanarak verdiğini, görgü tanığının ve İzmir 3.Suluh Hukuk Mahkemesinin tespit dosyasının kazanın bu şekilde meydana geldiğini kanıtladığını,.... yetkilisinin "olay yerinde kimse yoktu" iddiasının kepçe operatörü olan ve kazaya sebep ola oğlu ....'ın orada çalıştığını beyan etmesiyle çeliştiğini, otomatik iskeledeki hasarın tamirinin mümkün olmadığı için, bilirkişi raporunun ölçüm ve tespitlerinin doğru olduğunu, tüm zararın kaza kaynaklı olduğu belirtilerek davalıların istinaf taleplerinin reddini talep etmiştir. G E R E K Ç E Uyuşmazlık, davacıya ait otomatik iskeleye davalılar tarafından eser sözleşmesinin ifası sırasında kullanılan iş aracı ile zarar verildiğinden bahisle maddi tazminat ve kazanç kaybı isteğine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş, karara karşı davalı taraflar istinaf isteminde bulunmuştur. 6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; HMK'nun 357. Maddesine göre de; İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz, maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır. Bilindiği üzere; 6098 Sayılı TBK. 49 maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 6098 Sayılı TBK'nun 50/1 fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 66'ncı maddesinin 1'inci fıkrasına göre: "Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür." İkinci fıkraya göre de, "adam çalıştıran çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz." Fakat, özeni göstermemede kusuru bulunmaması adam çalıştıranı sorumluluktan kurtarmaz. Zira, kusur aranmayan bir sorumluluk söz konusudur. Aynı Kanununun 61'inci maddesi uyarınca birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri ve aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Anılan Kanunun 163/1'inci maddesi gereğince müteselsil borç ilişkisinde alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Çalışanın işin yapılması sırasında üçüncü kişilere verdiği zararlardan dolayı haksız eylemin ve zarar ile illiyet bağının ispatı durumunda çalıştıran adam çalıştıran sıfatıyla 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 66. maddesi gereğince, çalışan ise haksız fiil hükümlerince sorumlu olacaktır. 6098 Sayılı TBK'nın 61.maddesi gereğince birden çok kişi birlikte zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesinde aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinin tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu hüküm altına alınmıştır. Ticari davalar ise TTK.'nun 4. maddesinde sayılmıştır. Davacı ile davalı şirketler TTK hükümlerine göre kurulmuş ticari şirketler olup; tacir sıfatına sahip oldukları konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Her iki taraf tacir ise TTK.'nun 4/1 maddesine göre uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğunda davanın nisbi ticari dava olarak kabulü gerekecektir. Tacirler arasındaki haksız eylemden kaynaklanan davanın her iki tarafın ticari işletmesiyle de ilgili bulunması nedeniyle, TTK.'nun 4/1 maddesine göre nisbi ticari dava niteliği taşıdığı tartışmasız olup, davaya bakma görevi Asliye Ticaret Mahkemelerine ait olduğundan, davalı .... A.Ş' nin , Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna yönelik istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Yine, davalılar arasında imzalanan sözleşmede hasar ve zararın ödetilmesinden yüklenicinin sorumlu olacağı hükmü sözleşmenin tarafları arasındaki iç ilişki yönünden önemli olup davacı yönünden bağlayıcı olmayacaktır. Bu itibarla, pasif husumet itirazı da yerinde görülmemiştir. Kural olarak, gerek kusura dayalı, gerekse kusursuz sorumluluk hallerinde haksız eylemle zarar arasında illiyet bağının varlığını davacı ispat etmelidir. Davalının eylemi ile davacının zararı arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının tespit edilmesinden sonra varsa davacının uğramış olduğu zarar miktarının bilirkişi aracılığı ile tespit edilmesi, tazminatın bu zarara göre tayin ve takdir edilmesi gerekir. Oluşan zararın kapsamı belirlenirken ise, tarafların zararın oluşumuna hangi oranda etki ettikleri yani müterafik (bölüşük) kusurlarının olup olmadığı belirlenerek, davacının zararın artmasında kusuru varsa, tazminat miktarı 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesine göre indirilmeli veya tamamen ortadan kaldırılmalıdır. Ayrıca, hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi gereğince maddi tazminatın kapsamı gerçek zarar ile sınırlıdır. Mal varlığına yönelik haksız eylemlerde gerçek zarar, mal varlığının haksız eylemden önceki durumuna gelmesi, bir başka anlatımla haksız eylem meydana gelmemiş olsa idi ne durumda olacak ise o duruma getirilmesi için gerekli olan tutardır. Bu durumda, mal varlığında meydana gelen fiili eksilmenin yanında haksız eylem meydana gelmese idi mal varlığın olacağı durumdur. Somut olayda, .... Mah.....Sokak No.... de bulunan inşaatın dış cephe işlerinin..... Şti. tarafından yapıldığı, cephede kurulu olan sepetli iskeleye yan tarafta bulunan .....ın işlerini yapan kepçe operatörünün 29/06/20120 tarihinde çarparak zarar verdiğinden bahisle 02/07/2020 kolluk birimine şikayette bulunulduğu, 09/07/2020 tarihinde yapılan delil tespiti sonucunda düzenlenen raporda " yapılan incelemede iskele sol şase ayağından çarpılmış durumda olduğu ,darbe tesiriyle makineyi terazide tutan denge paso milleri alt beslemelerinin yerinden oynamış durumda olduğu, kulenin ise yamulmuş, eğrilmiş durumda olduğu, tespite konu sepetli otomatik iskelenin darbe neticesine yamulduğu, şeklinin bozulduğu, kasmalar meydana geldiği, sepetinde, kulesinde dip kulesinde redüktöründe ve duvar bağlantı aparatlarında hasar oluştuğu, giderim bedelinin KDV hariç 49.500.00 TL olarak hesaplandığı" mütalaa edilmiştir. Eldeki dosyada alınan bilirkişi kurulu raporunda da, ....İli ....lçesi....sokak no:....de bulunan....ın giriş ön cephe sağ köşesinde .... Şti. taahhüdünde yapılmakta olan dış cephe giydirme işinde kulanılan 10 m. eninde 30 m yüksekliğinde olan otomatik iskeleye çarpılması sonucu iskelenin deformasyona uğradığının dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı, otomatik iskelenin binaya ankrajlanmadan kullanılmasının mümkün olmadığı, hasar giderim bedelinin KDV dahil 58.410 TL olduğu mütalaa edilmiştir. İlliyet bağı yönünden ; şikayet beyanında yer alan tanık, şikayetçi beyanları eldeki dosyada tanık beyanları , tanık ....' in kepçe ve kamyon vinç ile şantiyeden inşaat atıklarının toplanıp resmi döküm sahasına nakliyesi işinde olay günü çalışan kepçe operatörünü keşif sırasında teşhisi , olay günü çalışma olduğu konusunda ihtilaf olmaması, davaya konu iskelenin delil tespit raporundaki hasar fotoğrafları, delil tespitinde hasar görülerek otomatik iskelenin ancak güçlü bir darbe tesiri ile bu şekilde hasarlanabileceğine yönelik maddi vakıa tespiti ile eldeki davada alınan raporda kepçenin kazanın meydana geldiği mahalde ileri geri sağa, sola ve yandaki binanın ana girişine manevra yapabileceği, iskelenin kurulmuş olduğu bina girişinde gördüğü hizmet dolayısıyla sağlam olarak ankastre edilmiş olan otomatik iskeledeki mevcut hasarın ancak bir kepçenin darbe ve zorlamasıyla oluşabileceği yönündeki kanaatle göre söz konusu hasarın davalı çalışanının taksirli eyleminden kaynaklandığının usulünce ispat edildiği, komşu taşınmazdaki kepçe ile moloz ve çöp toplama faaliyetinin iş makinesi ile yapılmasının olayların olağan akışına ve hayat tecrübesine göre meydana gelen zararı yaratmaya elverişli olduğunun kanıtlandığı , dolayısı ile zararın meydana gelmesinde TBK un 66 ıncı maddesi uyarınca adam çalıştıran sıfatıyla kusursuz sorumluluğun "zararın çalışanın hukuka aykırı eyleminden doğması koşulu"nun oluştuğu sabit olmakla, zarardan davalıların çalışan ve çalıştıran sıfatı ile müteselsilen sorumlu tutulmuş olmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiş, davalıların haksız eylemin ve illiyet bağının ispat edildiğine buradan hareketle zarardan sorumlu olmadıklarına yönelen tüm istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir. Sonuç olarak, davalıların sorumlulukları ve Türk Borçlar Kanunu 52. maddesi gereğince zararın oluşumunda davacı şirketin müterafik kusurunun bulunmadığı ispat edildiğinden, gerçek zarar ilkelerine göre usulünce belirlenen hasar bedelinin hasara yol açan davalılardan istenmesinin haklı olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Yargıtayın yerleşik içtihatlarına dosya kapsamına uygun olduğu gibi gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalıların, ispata, sorumluluğa, tazminat miktarına, yönelen tüm istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Otomatik iskelenin binaya ankrajlanmadan kullanılmasının mümkün olmadığı , kule, dip kule, redüktör ve duvar bağlantı aparatının hasarlandığı, değişecek parça ve işçilik giderinin KDV hariç 49.500 TL olarak yapılan hesaplanmanın ve hurda tenzili gerekmediğinin bilirkişi kurulunca da uygun görüldüğü, göre davacının KDV dahil onarım bedelini talep edebileceği de gözetilerek hesaplanan tazminatın hüküm altına alınmış olmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiş, davalıların tazminat miktarına yönelen istinaf nedenlerinin de reddi gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığından ve davalılar vekillerinin vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalılar vekillerinin vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı .... tarafından peşin yatırılan 220,70-TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 997,50 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 3.989,98 TL'den mahsubuyla, bakiye 2.992,48 TL'nin bu davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı..... tarafından peşin yatırılan 220,70-TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 997,50 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 3.989,98 TL'den mahsubuyla, bakiye 2.992,48 TL'nin bu davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Davalı .... tarafından peşin yatırılan 220,70-TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 997,50 TL istinaf karar ve ilam harcının alınması gereken 3.989,98 TL'den mahsubuyla, bakiye 2.992,48 TL'nin bu davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-Davalılar tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avanslarının yatıranlara iadesine, 7-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç tahsil / iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 362. Maddesi (1-a) bendi uyarınca 15/12/2025 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.