Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 11.11.2015 tarihinde davalıların Cezayir ülkesinde bulunan şantiyesinde çalışmaya başladığını, son olarak muhasebe personeli olarak görev yaptığını, iş sözleşmesinin işverence 23.01.2017 tarihinde feshedildiğini, davacının işe iade davası açtığını, işe iade kararı verildiğini ve kararın Yargıtay tarafından onandığını, davalıların işe başlama talebini içerir ihtarnameyi tebliğ almalarına rağmen davacıyı işe başlatmadıklarını, bu ne…
Uyuşmazlık, işe iade kararı sonrası davacının işe başlatılma talebinde samimi, davalının ise işe davetinde ciddi olup olmadığı ile davacının işe iade sonrası isteklere ve feshe bağlı alacaklara hak kazanıp kazanmadığı, ıslahın usulüne uygun olup olmadığı hususlarındadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 6100 sayılı Kanun'un 355. maddesi uyarınca istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Somut olayda; davalılar vekilince net ücretin belirlenmesinde gelir vergisi oranı ve asgari geçim indirimi alacağı yönünden temyizde ileri sürülen hususların, istinaf dilekçesi içeriği incelendiğinde, istinaf sebebi yapılmadığı anlaşılmaktadır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davalılar vekilinin net ücretin belirlenmesinde gelir vergisi oranı ve asgari geçim indirimi alacağı konusunda istinaf talebinin bulunmadığının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.