Atıf Şekli Cite As: ULUTAŞ, Ahmet: “Deniz Seviyesinin Yükselmesinin Uluslara- rası Hukuk Bakımından Etkileri ve Bm Uluslararası Hukuk Komisyonunun Çalışma- ları”, SÜHFD, C. 31, S. 1, 2023, s. 325-391. İntihal Plagiarism: Bu makale intihal programında taranmış ve en az iki hakem in- celemesinden geçmiştir. This article has been scanned via a plagiarism software and reviewed by at least two referees. Bu eser Creative Commons Atıf-GayriTicari 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmış
Atıf Şekli Cite As: ULUTAŞ, Ahmet: “Deniz Seviyesinin Yükselmesinin Uluslara- rası Hukuk Bakımından Etkileri ve Bm Uluslararası Hukuk Komisyonunun Çalışma- ları”, SÜHFD, C. 31, S. 1, 2023, s. 325-391. İntihal Plagiarism: Bu makale intihal programında taranmış ve en az iki hakem in- celemesinden geçmiştir. This article has been scanned via a plagiarism software and reviewed by at least two referees. Bu eser Creative Commons Atıf-GayriTicari 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmış- tır. This work is licensed under Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License. SELÇUK ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ DERGİSİ Selçuk Law Review Araştırma Makalesi Research Article Gönderim Received: 10.03.2023 Kabul Accepted: 30.03.2023 10.15337/suhfd1263123 DENİZ SEVİYESİNİN YÜKSELMESİNİN ULUSLARARASI HUKUK BAKIMINDAN ETKİLERİ VE BM ULUSLARARASI HU- KUK KOMİSYONUNUN ÇALIŞMALARI Dr. Ahmet ULUTAŞ Öz Bilimsel veriler göstermektedir ki, son yıllarda daha yoğun bir şekilde his- settiğimiz küresel ısınma, dünya çapında iklim değişikliğine neden ol- maktadır. Bu noktada, sera gazlarının neden olduğu küresel ısınmanın bir diğer sonucu da elbette buzulların erimesi ve buradan gelen etkiyle deniz seviyelerinin küresel düzeyde yükselmesidir. İklim değişikliğine bağlı deniz seviyesi yükselmesinin, uluslararası hukuk açısından önemli yansımaları olacağı görüşü giderek daha fazla dile getirilmektedir. De- vamla, küresel ısınmanın etkisiyle meydana gelen deniz seviyesi yüksel- mesinin doğuracağı sorunlardan, uluslararası hukukun önemli bir kolu olan deniz hukukunun da önemli ölçüde payını alacağının altı çizilmek- tedir. Küresel ısınma ve iklim değişikliği, yalnızca deniz seviyesinin yük- selmesine neden olmamakta, aynı zamanda uluslararası hukuk tarafın- dan tanınmış ve normatif düzenlemelerle koruma altına alınmış insan haklarının da kullanımını tehlikeye atmakta veya zarar vermektedir. Hâkim, Dr. Adalet Bakanlığı, Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü, An- kara, Türkiye Judge, PhD, Ministry of Justice, General Directorate of Foreign Rela- tions and European Union, Ankara, Turkey. ***@***.*** • 0000-0001-5529-3048. 326 | Dr. Ahmet ULUTAŞ Küresel ısınma ve deniz seviyelerinin yükselmesi konusu, cari uluslara- rası hukukun geçmişten bugüne gelen kayda değer meselelerinin yanı sıra güncel ve yakın gelecekte önemli mesele haline gelecek konularının ele alınarak tartışıldığı önemli bir forum ve mekanizma olan Birleşmiş Milletler Uluslararası Hukuk Komisyonunun da gündemine gelmiştir. Bu bağlamda biz de çalışmamızda, Uluslararası Hukuk Komisyonunun ya- pısal olarak meseleyi ele alış tarzı ile bu mesele hakkında en son 2022 yı- lında yaptığı 73 üncü Oturum raporunda yer verdiği, tartışma, değerlen- dirme ve açıklamaları ele alarak inceleyeceğiz. Anahtar Kelimeler Küresel Isınma • Deniz Seviyesinin Yükselmesi • İnsan Hakları • Devlet Statüsü • Göç THE IMPACT OF THE SEA LEVEL RISE ON INTERNATIO- NAL LAW AND THE WORKS OF THE UN INTERNATIONAL LAW COMMISSION Abstract Scientific data show that global warming, which we have felt more in- tensely in recent years, causes climate change worldwide. At this point, another consequence of the global warming caused by the greenhouse ga- ses is, of course, the melting of the glaciers and the global rise in sea levels as a result of this effect. The opinion that sea level rise due to climate change will have important repercussions in terms of internati-onal law is increasingly being expressed. It is further underlined that the law of the sea, which is an important branch of international law, will also have a significant share of the problems caused by the rise in sea level due to the effect of global warming. Global warming and climate change not only cause sea level rise, but also endanger or harm the en-joyment of human rights recognized by international law and protected by normative regu- lations. The issue of global warming and sea level rise has also been on the agenda of the United Nations (UN) International Law Commission, which is an important forum and mechanism where current and future issues that will become important issues are discus-sed, as well as signifi- cant issues of current international law from the past to the present. In this context, in our study, we will examine the structure of the Internatio- nal Law Commission's approach to the issue, and the discussions, Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 327 evaluations and explanations on this issue, which were included in the 73rd Session report of the 2022. Keywords Global Warming • Sea Level Rise • Human Rights • State Status • Im- migration GİRİŞ Bilimsel veriler göstermektedir ki, son yıllarda daha yoğun bir şe- kilde hissettiğimiz küresel ısınma, dünya çapında iklim değişikliğine ne- den olmaktadır. Esasen iklim değişikliği üst başlığı altında ele alınan ol- gunun, karbondioksit, metan ve diazot monoksit olarak nitelenen sera gazları kaynaklı olduğu kabul edilmektedir. Bu bağlamda, sadece 1970- 2004 yılları arasında insan faaliyeti kaynaklı küresel sera gazı emisyonu yüzde 70 oranında artış göstermiştir.1 Söz konusu gazların dünyayı sar- ması neticesi ısı dışarı çıkmayıp dünyada kalmakta ve böylece görece ted- ricen iklim değişmektedir. Sera gazlarının neden olduğu küresel ısınma- nın bir diğer sonucu da elbette buzulların erimesi ve buradan gelen et- kiyle deniz seviyelerinin küresel düzeyde yükselmesidir. Diğer bir de- yişle, eldeki bilimsel verilere göre, kriyosfer olarak adlandırılan deniz buzları ve buzullarını da kapsayan kar ve buz çökeltilerinde, özellikle Arktik, Gröndland ve Antarktika buzullarında kayda değer düzeyde eri- meler gerçekleşmektedir.2 Bilim adamlarına göre, dünya genelinde yılda ortalama 259 milyar ton buzul yok olmaktadır. Sadece Antarktika Bu- zulu’nun yıllık kaybının 121 milyar ton civarında olduğu hesaplanmak- tadır. Grönland’da ise bu kaybın 97 milyar ton olduğu belirtilmektedir. Küresel ısınmanın bu ivmeyle devamı halinde, 2100 yılına gelindiğinde, deniz seviyesinin 40 santimetre ile 1 metre arasında yükseleceği tahmin 1 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. SCHRIJVER, Nico, The Impact of Climate Change: Challenges for International Law, (in Fastenrath, Ulrich/Geiger, Rudolf/Khan, Daniel Erasmus/Paulus, Andreas/Schorlemer, Sabine Von/Vedder, Christoph (Eds), From Bilat- eralism to Community Interest: Essays in Honour of Judge Bruno Simma, 2011, (ss.1278- 1297)), s.1278. 2 Bu konuda daha geniş bilgi ve Antarktika buzullarında meydana gelebilecek erimelerin okyanus seviyelerinde meydana getirebileceği yükselme ile ekosistemde meydana getire- bileceği tahribata ilişkin değerlendirmeler için bkz. VÖNEKY, Silja, The Liability Annex to the Protocol on Environmental Protection to the Antarctic Treaty, (in Doris König /Pe- ter-Tobias Stoll/Volker Röben/Nele Matz-Lück (Eds.), International Law Today: New Challenges and the Need for Reform?, 2008, (ss.165-199)), s.168-169. 328 | Dr. Ahmet ULUTAŞ edilmektedir. Bu tahminlerin gerçekleşmesi halinde ise birçok liman ve kıyı kentinin sular altında kalabileceği öngörüsü bilim çevrelerinde ses- lendirilmektedir. Keza, 19 uncu yüzyıldan itibaren devam eden okyanus ısınmasının, sularda yarattığı genleşmeyle bir önceki yüzyılda deniz se- viyesinin yükselmesinde etkili olduğu belirtilmiş, bu nedenle okyanus asitlenmesinin arttığına ve üst katmanlarda oksijen kaybı yaşandığına işaret edilmiştir. Bu noktada, iklim değişikliğine bağlı deniz seviyesi yük- selmesinin, uluslararası hukuk açısından önemli yansımaları olacağı gö- rüşü giderek daha fazla dile getirilmektedir. Bu bağlamda, küresel ısın- manın etkisiyle meydana gelen deniz seviyesi yükselmesinin doğuracağı yeni sorunlardan, uluslararası hukukun önemli bir kolu olan deniz huku- kunun da kaçınılmaz olarak payını alacağına işaret edilmektedir.3 Diğer bir deyişle, iklim değişikliğinin etkileri, uluslararası hukuk- taki geleneksel kavramlara, özellikle de tanımlanmış ülke ve sabit deniz sınırları faraziyeleriyle birlikte ülkesel egemenlik ilkesine, sorumluluk fa- raziyesi ile tazminat yükümlülüğü ve devlet sorumluluğuna ilişkin kav- ramlara adeta meydan okumaktadır. Ayrıca, iklim değişikliğini dizgin- leme çabaları -bazen diğer çevre rejimlerindeki gelişmelerle bağlantılı ola- rak- ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar ilkesi, insanlığın ortak kay- gısı, kırılgan ülkelerin korunması ve sanayileşmiş ülkelerin İklim Deği- şikliği Sözleşmesi gibi sözleşmeler kapsamındaki yükümlülüklerini ye- rine getirmeleri için esneklik mekanizmaları oluşturulması nosyonları da dahil olmak üzere uluslararası hukukun bazı yeni ilke ve kavramlarının evrimine yol açmıştır.4 Küresel ısınma ve deniz seviyelerinin yükselmesi konusu, cari ulus- lararası hukukun geçmişten bugüne gelen kayda değer meselelerinin yanı sıra güncel ve yakın gelecekte önemli mesele haline gelecek 3 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. BAYILLIOĞLU, Uğur, “Deniz Seviyelerinin Yüksel- mesi ve Esas Hatlar Üzerindeki Etkileri: Yeni Bir Türk-Yunan Uyuşmazlığına Doğru mu?”, ERÜHFD, Cilt: XVII, Sayı:1, 2022, (ss.97-139), s.99-100; Ayrıca, bkz. Buzullar Kopu- yor Zaman Daralıyor!; https://www.milliyet.com.tr/gundem/ buzullar-kopuyor-zaman- daraliyor-6894199 (Erişim Tarihi: 31.01.2023); FREESTONE, David/ÇİÇEK, Duygu, Legal Dimensions of Sea Level Rise: Pacific Perspectives, Washington D.C, 2021, s.2; ACER, Yü- cel/KAYA, İbrahim, Uluslararası Hukuk, 10. Baskı, Ankara, 2019, s.491; Bu bağlamda doktrinde Schrijver’e göre, en endişe verici olan şey ise sera gazı yoğunlukları stabil hale getirilse bile, iklim süreçleri ve geri bildirimlerle ilişkili zaman ölçekleri nedeniyle antro- pojenik ısınmanın ve deniz seviyesindeki yükselmelerin yüzyıllarca devam edecek olma- sıdır. Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. SCHRIJVER, s.1282. 4 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. SCHRIJVER, s.1278. Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 329 konularının ele alınarak tartışıldığı önemli bir forum ve mekanizma olan Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Hukuk Komisyonunun da günde- mine gelmiştir. Bu noktada, biz de çalışmamızda, BM Uluslararası Hukuk Komisyonunun yapısal olarak meseleyi ele alış tarzı ile bu mesele hak- kında en son 2022 yılında yaptığı 73 üncü Oturum raporunda yer verdiği açıklama, değerlendirme ve gelişmeleri ele alarak inceleyeceğiz. Öte yandan, anılan yıllık Raporun “Uluslararası Hukuk Bağlamında Deniz Seviyesinin Yükselmesi” başlıklı IX. Bölümünde yer alan gündem maddesinin, Komisyonun, 2018 yılında yapılan 70 inci Oturumunda, Ko- misyonun uzun dönemli programına eklenmesine karar verilmiştir. BM Genel Kurulu ise 22 Aralık 2018 tarihli ve 73/265 sayılı kararıyla bu konu başlığının Komisyonun uzun dönemli programına eklenmesini not etmiş- tir. Söz konusu Raporun IX No.lu kısmı içeriği aşağıda geniş bir şekilde ele alınacak olup incelenmesinden, esas itibarıyla uluslararası hukukta deniz seviyesinin yükselmesinin etkileri bağlamında iki temel konuyu ele alarak değerlendirme ve açıklamalara yer verildiği görülmüştür. Bunlar- dan birincisini, deniz seviyesi yükselmesinin etkileri bağlamında özellikle küçük ada devletlerinin tamamının su altında kalması halinde bu ada devletlerinin devlet olma5 statülerinin akıbetinin ne olacağı sorusuna 5 Gerçekten de doktrinde Schrijver’e göre, uluslararası hukukun bu yeni kavrama cevap vermeye hazır olup olmadığı ve yanıt için yeterli enstrümanları sunup sunmadığı sorusu önem taşımaktadır. Yazar, Oppenheim’ın klasik tezine atıfla, söz konusu tezde bir devlet ülkesinin kalıcı olarak ve tamamen ortadan kaybolmasının bir devletin varlığını sona er- dirme nedeni olarak öngörülmediği görüşünü seslendirmektedir. Dolayısıyla, uluslara- rası hukuk biliminin, bir devlet için, ülkesinin tamamen suya batması nedeniyle [yeni bir] ortadan kalkma kategorisi icat etmek zorunda kalıp kalmayacağı sorunsalı [ele alınmalı- dır]. Keza yazara göre, devletin bu sebeple ortadan kalkması olgusu, devletlerin halefiyeti konusunda başka konu ve soruları da beraberinde getirebilecektir. Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. SCHRIJVER, s.1284, 1285; Genel olarak devlet olma unsur ve koşulları hak- kında daha geniş bilgi için bkz. ACER/KAYA, s.119-120; AKSAR, Yusuf, Teori ve Uygu- lamada Uluslararası Hukuk, Cilt: 1, 5.Baskı, Ankara, 2019, s.204; PAZARCI, Hüseyin, Uluslararası Hukuk, 11.Bası, Ankara, 2012, s.140; REÇBER, Kamuran, Uluslararası Hu- kuk, 3.Basım, Bursa, 2018, s.203; ÜNAL, Şeref, Uluslararası Hukuk, Ankara, 2005, s.99; BOZKURT, Enver/POYRAZ, Yasin/ERDAL, Selcen, Devletler Hukuku, 10.Baskı, Ankara, 2020, s.78; SUR, Melda, Uluslararası Hukukun Esasları, 5.Baskı, İstanbul, 2011, s.98; TRA- VARSAC, Anne Sophie, Droit International Public, 2e Edition, 2018, s.49; BROWNLIE, Ian, Principles of Public International Law, 7 th Edition, 2008, s.70; EGLI, Patricia, Intro- duction to Public International Law, 2016, s.34-35; Geçmişte çeşitli nedenlerle gerçekleşen devletlerin ortadan kalkma örneklerine ilişkin daha geniş bilgi için bkz. HENRIKSEN, Anders, International Law, 2nd Edition, 2019, s.74-75. 330 | Dr. Ahmet ULUTAŞ cevap aranmasının teşkil ettiği anlaşılmıştır. İkincisinin ise deniz seviye- sinin yükselmesiyle birlikte tamamı sular altında kalacak olan ada devlet- leri halklarının uluslararası hukuk bakımından durumlarının ne olaca- ğına ilişkin olduğu ifade edilmiştir. Keza, bu konuda uluslararası toplu- mun elinde hâlihazırda bulunan enstrümanlara işaret edildiği, bunun yanı sıra anılan enstrümanların yapılış tarihlerinde öngörülmeyen bu ola- ğandışı ve yeni durumun ele alınması ve soruna adil ve hakkaniyetli çö- zümler getirilebilmesi bakımından, uluslararası hukukta yeni enstrüman- lara ihtiyaç duyulup duyulmadığı sorusunun da tartışılan ve ele alınan konular arasında yer aldığı müşahede edilmiştir. Dolayısıyla çalışmamızda, uluslararası hukukun bu iki önemli ko- nusunu ele alan 73 üncü Oturum Raporunun anılan ilgili bölümü geniş bir şekilde incelenecek ve ele alınan konuların Türkiye’ye bakan yönleri- nin olup olmadığı hususlarında değerlendirmelere yer verilecektir. Bu bağlamda çalışmamızla, uluslararası hukuk bakımından görece yeni ko- nular olan anılan başlıkların Türkiye’nin uluslararası hukuk gündemine daha fazla taşınması ve yeni bilimsel çalışmalara ışık tutulması hedeflen- miştir. Bu amaçla çalışmamızda, öncelikle meseleyi ele alarak raporunda yer veren BM Uluslararası Hukuk Komisyonunun yapısı, işleyişi ile gün- dem maddeleri hakkında aşağıda özlü bilgilere yer verilecektir. Daha sonra, sırasıyla deniz seviyesinin yükselmesi konusunda BM Uluslararası Hukuk Komisyonu çalışmaları bağlamında genel olarak Komisyonun 2022 yılı Oturum gündemine işaret edilecek, devamında ise deniz seviye- sinin yükselmesi konusunda Komisyonun 2022 yılı raporu ayrıntılı olarak ele alınarak burada yapılan tartışmalar yansıtılacaktır. Diğer bir deyişle Komisyonun deniz seviyesinin yükselmesi konusundaki Çalışma Grubu- nun meseleyi ele alış şekli ve ileri sürülen görüşler ayrıntılı olarak ortaya konulacaktır. Komisyon raporunda ele alınan hukuki sorunlar kısmında ise ko- nunun Komisyonun daimi gündeminde yer aldığı hususu göz önüne alı- narak meselenin ele alınış veçheleri bakımından gelecekte nereye evrile- ceğine ilişkin değerlendirmelerin yanı sıra üç tarafı denizlerle çevrili Tür- kiye açısından taşıdığı öneme işaret eden açıklama ve yorumlara yer ve- rilecektir. Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 331 I. GENEL OLARAK İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE ULUSLARARASI HUKUK ALANINDAKİ YANSIMALARI Küresel ısınmanın tetiklediği iklim değişikliği ve bu bağlamda zik- redilmesi gereken bir diğer olgu olan deniz seviyesinin yükselmesi ol- gusu artık bilimsel verilerle desteklenmekte ve ciddi araştırmaların ko- nusu olmaktadır. Gerçekten de, küresel ısınmanın neden olduğu dünya iklim dengesizlikleri, dünyanın değişik köşelerinde kuraklık, aşırı yağış- lar, mevsimsel döngülerin bozulması, aşırı soğuklar ve şiddetli kasırgalar şeklinde kendini göstermekte ve çok sayıda can ve mal kaybına neden olmaktadır. Bu noktada, anılan ısınmanın tesiriyle denizlerin seviyeleri- nin ne kadar yükselebileceği konusunda, bugün itibarıyla mevcut trend- lerin devam etmesi ve dünya çapında uluslararası toplum tarafından bu döngünün kırılması için tedbir alınmaması halinde işin nereye varaca- ğına ilişkin olarak bilim adamlarınca çeşitli bilimsel tahminler yapılmak- tadır. Bu konudaki güncel çalışmalardan birisi, Uluslararası Hukuk Ko- misyonu’nun (UHK) kurduğu Çalışma Grubunun ilk raporunda yer al- maktadır. Söz konusu Raporda atıf yapılan bilimsel değerlendirme ve he- saplamalarda ise 2.100 yılına kadar ortalama olarak deniz seviyesindeki yükselmenin farklı senaryolara göre 26–98 cm ile 0.61–1.10 metre arasında gerçekleşmesi yönünde tahminlere yer verilmiştir. Bu bağlamda, dünya çapında yaklaşık 680 milyon insanın alçak sahil bölgelerinde, dünya nü- fusunun yüzde 28 inin sahillerde, bunlardan yüzde 11 inin 10 metreden daha alçak sahil şeritlerinde ve 65 milyon insanın da gelişmekte olan kü- çük ada devletlerinde yaşadığı hususu göz önüne alınarak, deniz seviye- sinde yükselme olmasının, çok ciddi insani, ekonomik, siyasi ve sosyal sorunlara yol açacağı görüşü seslendirilmektedir.6 Küresel ısınma ve iklim değişikliği, yalnızca deniz seviyesinin yük- selmesine neden olmamakta, aynı zamanda uluslararası hukuk tarafın- dan tanınmış ve normatif düzenlemelerle güvence altına alınmış insan haklarının kullanımını7 tehlikeye atmakta veya zarar vermektedir. Bunlar 6 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. BAYILLIOĞLU, s.99-100; Ayrıca ilave bilgi için bkz. KAYHAN, Ali Kerem, Uluslararası Hukukta Atmosferin Korunması ve Devletlerin So- rumluluğu, İstanbul, 2017, s.39. 7 Bu konuda en son olarak BM İnsan Hakları Konseyi tarafından, Ekim 2021’deki 48 inci Oturumda (RES/48/14) İklim Değişikliği Bağlamında İnsan Haklarının Geliştirilmesi ve Korunmasına İlişkin Özel Raportör’lük görevi ihdas edilmiştir. İnsan Hakları Konseyi, Mart 2022'deki 49 uncu Oturumunda ise Ian Fry'ı ilk İklim Değişikliği Bağlamında İnsan 332 | Dr. Ahmet ULUTAŞ arasında, sağlık hakkı8, yaşam hakkı, gıda hakkı, su hakkı, mülkiyet hakkı, kültürel haklar, kişi güvenliği gibi tematik başlıklar sayılmaktadır. Keza, küresel ısınmanın ve iklim değişikliğinin; göç, sığınma arayışı, yer- lerinden edilme, vatansız kalma, silahlı çatışmalara varan ihtilaflara yol açma potansiyellerini de içinde barındırdığı hususu doktrinde ve bilimsel çevrelerde dile getirilmektedir.9 Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin kasırgalar, seller gibi insan- ların hayatların kaybetmelerine neden olan aşırı iklim olaylarına sebep olduğu, bu konuda örnek olarak verilen Bangladeş’te seller dolayısıyla on binlerce insanın hayatını kaybettiği belirtilmektedir. İklim değişikliğinin bunun yanı sıra toprak kaymalarına neden olduğu, sırf Venezuela’da bu yüzden 30 bin kişinin hayatını kaybettiği hususu kaydedilmektedir. Ay- rıca, sıcak hava dalgasının Batı Avrupa’da 2003 yılında kardiyovasküler ve soluk alma problemleri kaynaklı ölümlerde önemli ölçüde artışlara ne- den olduğu da eklenmektedir. Buradan hareketle, doktrinde Simon Caney tarafından, anılan mekanizmaların tetiklenmesi yüzünden, mevcut antro- pojenik (anthropogenic) iklim değişikliğinin, insanların yaşam hakkını ih- lal ettiği sonucuna varılması gerektiği görüşü seslendirilmiştir.10 Keza, doktrinde Caney tarafından, hem Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi (MSHS) hem Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Hakları Sözleşme- siyle (ESKHS) tanınmış olan gıda hakkının da iklim değişikliği nedeniyle ihlâl edildiği görüşü dile getirilmektedir. Bu bağlamda, herkesin aç kal- mama hakkının da Sözleşmeyle tanındığı (ESKHS, m.11/2) hususu söz Haklarının Geliştirilmesi ve Korunmasına İlişkin Özel Raportör olarak atamıştır. Bu ko- nuda daha geniş bilgi için bkz. https://www.ohchr.org/en/specialprocedures/sr-climate- change (Erişim Tarihi: 09.03.2023). 8 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. EVANS, Dabney/PRICE, Megan, Measure for Mea- sure: Utilizing Legal Norms and Health Data in Measuring the Right to Health, (in Fons Coomans/Fred Grünfeld/Menno T.Kamminga, (Eds), Methods of Human Rights Rese- arch, 2009), s.114; SCHUTTER, Olivier De, International Human rights Law: Cases, Ma- terials, Commentary, 2010, s.246; REHMAN, Javaid, International Human Rights Law, 2nd Edition, 2010, s.320; BANTEKAS, Ilias/OETTE, Lutz, International Human Rights Law and Practice, 2013, s.390. 9 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. HUMPHREYS, Stephen, Introduction: Human Rights and Climate Change, (in Humphreys, Stephen (Ed.), Human Rights and Climate Change, 2010), (ss.1-33), s.1; Ayrıca bkz. DOĞAN, Selahattin, Maritime Areas, Illegal Mig- ration and Interception of Vessels, Ankara, 2021, 197. 10 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. CANEY, Simon, Climate Change, Human Rights and Moral Thresholds, (in Stephen Humphreys (Ed.), Human Rights and Climate Change, 2010), (ss.69-90), s.77-78. Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 333 konusu görüşe dayanak olarak eklenmektedir. Bu bağlamda, deniz sevi- yesinin yükselmesinin tarıma elverişli toprağın da kaybına neden olması yüzünden tarımsal üretimi de çok kötü düzeyde etkilediği saptaması Bangladeş örneği üzerinden yapılmaktadır.11 Öte yandan, uluslararası hukukun temel ilkelerinden olan devletle- rin egemen eşitliği ve devletlerin kendi ülkeleri ve doğal kaynakları üze- rinde daimi egemen tasarruf yetkilerinin bulunduğu ilkesinin, uluslara- rası hukuk düzeninin temel anayasal prensiplerinden biri olduğu kabul edilmektedir. Aynı şekilde, 1972 tarihli Stokholm Deklarasyonunun 21 inci ilkesi de söz konusu prensibi teyit etmiştir. Bununla birlikte, Ulusla- rarası Adalet Divanının, 1949 tarihli Corfu Channel davasına (Corfu Chan- nel Case, ICJ Rep.1949, 22) yansıyan içtihadında ise her devletin ülkesinin, diğer devletlerin haklarının zararına olduğunu bilerek kullanılmasına izin vermeme yükümlülüğü bulunduğuna işaret ettiği kaydedilmektedir. Buradan hareketle, doktrinde Shelton, bilhassa çevrenin korunması gibi konularda günümüzde giderek devletlerin karşılıklı bağımlılığının arttı- ğının altını çizmekte ve bu durumun ise anılan klasik ilkelerin yumuşa- tılmasına neden olduğunu belirterek, dayanışma ve ortaklık şeklinde ifade edilen ahlâki prensipler çerçevesinde, daha adil ve yaşanabilir bir dünya için karşılıklı işbirliği zorunluluğunu ima etmektedir. 12 Ayrıca, doktrinde yine Shelton tarafından, uluslararası hukukun çe- şitli alanlarında bağlayıcı olmayan normatif araçların kullanımının gide- rek daha yaygın hale geldiği görüşü dile getirilmektedir. Buna göre, dev- letlerin hiçbir şey yapmamak yerine yumuşak hukuku (soft law) bir and- laşma yerine kullanmayı seçmelerinin çeşitli nedenleri vardır. [Söz ge- limi,] antropojenik iklim değişikliği ve çöken balıkçılık gibi küresel krizlerin ortaya çıkışı, diğer meselelere nazaran görece daha hızlı yanıtlar verilme- sini gerektirebilmektedir. Gerçekten de, bağlayıcı olmayan enstrümanla- rın benimsenmesi daha hızlıdır, değiştirilmesi daha kolaydır ve hızlı veya tekrarlanan revizyon gerektirebilecek teknik konular için daha faydalı gö- rülmektedir. Bu tutum, bilimsel belirsizlik veya siyasi fikir birliği eksikliği nedeniyle konunun anlaşma eylemi için yeterince olgunlaşmadığı du- rumlarda özellikle önemli hale gelmektedir. Bu gibi durumlarda, esasen 11 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. CANEY, Simon, Climate Change, Human Rights and Moral Thresholds, s.81. 12 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. SHELTON, Dinah, Equitable Utilization of the At- mosphere, (in Stephen Humphreys (Ed.), Human Rights and Climate Change, 2010), (ss.91-125), s.93-94, 123; Ayrıca bkz. SCHRIJVER, s. 1294. 334 | Dr. Ahmet ULUTAŞ yapılan seçim bir andlaşma ile esnek bir hukuk metni (soft law) arasında değil, esnek bir hukuk metni ile hiçbir eylemde bulunmama arasında ola- bilmektedir. Yumuşak hukuk, öze ilişkin anlaşmazlıkları maskelemeye, kuruluşların amaçlarına ilişkin birbiriyle çelişen vizyonların üstesinden gelmeye ve kurumsal krizleri çözmeye yardımcı olabilmektedir.13 Doktrinde Adelman ise konuyla ilgili tezini daha da ileri götürerek, şayet bu alandaki bilimsel uzlaşma gerçeği yansıtmakta ise küresel ısın- manın yalnızca sağlık hakkı, gıda hakkı gibi tekil hakları değil, dünya üzerinde bizatihi yaşamın kendisini tehdit ettiği görüşünü dile getirmek- tedir. Yazar devamla, küresel ısıda meydana gelecek 2 derecelik artışın daha fazla sel, kuraklık ve gıda yokluğuna neden olacağının hesaplandı- ğını kaydetmektedir. Bu konuda, insan hakları ile çevre konuları bağlan- tısına işaret eden içtihadın, bir uluslararası örf ve adet hukuku kaidesi14 oluşumuna yavaş da olsa evrildiği görüşünü de, yine diğerlerinin yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) çevresel kötüleşmenin özel ve aile hayatı hakkından (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, m.8) ya- rarlanmayı etkileyebileceğini kabul ettiği Lopez Ostra v. İspanya (1994) ka- rarına atıfla, seslendirmektedir.15 Bunun yanı sıra BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komite- sinin16 14 No.lu Genel Yorumunda yaptığı kapsayıcı değerlendirmesinde, yüksek standartlı sağlık hakkının yalnızca tıbbi bakıma erişimi kapsama- dığı, aynı zamanda sağlığı belirleyici faktörlerden olan sağlıklı çevreye erişimi de kapsadığını teyit ettiği görülmektedir. Bu konuda ne yazık ki, kalkınmakta olan ülke halklarının, bilhassa da küçük ada devletlerinin oldukça kırılgan olduğu belirtilmektedir. Bu noktada, 2007 tarihli İnsani Kalkınma Raporunda da, sıtma gibi ana öldürücü hastalıkların dünya ça- pında tesirini genişleteceğine işaret edilmektedir. Bu bağlamda, dokt- rinde Hunt/Khosla tarafından, bu konuların başta BM insan hakları 13 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. SHELTON, Dinah, Soft Law, (in David Armstrong (Ed), Routledge Handbook of International Law, Routledge, 2009, (ss.68-81)), s.75. 14 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. ÖKTEM, Emre, Uluslararası Teamül Hukuku, İstan- bul, 2013, s.56; RUZIE, David/TEBOUL, Gerard, Droit International Public, 25e Edition, 2019, s.78. 15 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. ADELMAN, Sam, Rethinking Human Rights: the Impact of Climate Change on the Dominant Discourse, (in Stephen Humphreys (Ed.), Hu- man Rights and Climate Change, 2010), (ss.159-179), s.160-161, 171; Ayrıca bkz. SCH- RIJVER, s.1292. 16 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. ULUTAŞ, Ahmet, Birleşmiş Milletlerde İnsan Hakları Mekanizmaları ve Bireysel Başvuru Yolları, Ankara, 2019, s.179. Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 335 sözleşme denetim organları olmak üzere insan hakları mekanizmalarının gündemine daha fazla getirilerek, sağlık hakkı dahil olmak üzere iklim değişikliğinden olumsuz etkilenen hakların iklim değişikliği ile bağlantılı olarak denetim konusu yapılmasının, hesapverebilirliği artırdığı gibi ül- kelerin de hareket geçmelerine katkı yapacağı görüşü dile getirilmiştir.17 Keza, doktrinde Halvorssen tarafından, düşük karbon düzeyli ekonomi hedefinin çok önemli bir kalkınma paradigması değişikliği olduğuna ve hâlihazırdaki yüksek karbon düzeyli ekonomilerin bununla uzun zaman- dır çeliştiğine işaret edilerek, kuraklık ve deniz seviyesinde yükselme yü- zünden milyonlarca insan başka yerlere doğru harekete geçtiğinde, [kü- resel] kalkınmanın da mümkün olamayacağı belirtilmiştir. 18 Öte yandan, doktrinde Barnett tarafından, “kırılganlık” teriminin iklim değişikliği konusu ele alınırken sistematik yaklaşımın anahtar kav- ramı olduğuna vurgu yapılmaktadır. Yazar, kırılganlık söz konusu oldu- ğunda ise az gelişmiş ada ülkelerden olan Pasifik atol devletlerinden Tu- valu ve Kiribati’nin akla geldiğine işaret etmektedir. Bu atol devletleri ana karalarına oranla yüksek oranda sahile sahip olmaları, deniz seviyesine göre düşük rakımlı oluşları, zayıf toprak yapısına sahip olmaları, su kay- naklarının sınırlı oluşu, kırılgan balıkçılık faaliyeti, yüksek nüfus yoğun- luğu, sınırlı ekonomik kaynakları, düşük seviyede insan kaynağına sahip oluşları gibi faktörler yüzünden iklim değişikliğine karşı oldukça yüksek oranda kırılganlık taşımaktadır. Sıcaklıklarda ortalama 2 derece yük- selme yağış ortalamalarını değiştirecek, deniz seviyesinin yükselmesi ise yerel gıda üretimini olumsuz etkileyecek, sahilin bir kısmının sular al- tında kalmasına yol açacak, belki de adanın mevcut nüfus sayısını koru- yamaz hale gelmesine, hatta uzun vadede adanın tamamen sular altında kalmasına yol açabilecektir. Dolayısıyla, yazara göre, atol adalarının iklim değişikliğine adapte olma marjlarının belli sınırları bulunmaktadır. Diğer bir deyişle, ada halkının geri çekileceği yeterli toprak bulunmamakta olup bu unsurlar ada halklarının göçe zorlanması sonucunu doğurabilecektir. Atol halklarının yaşadıkları ekosistem çerçevesinde bilhassa anılan insan hakları ihlalleri (gıda hakkı, sağlık hakkı vs) nedeniyle kırılganlıkları 17 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. HUNT, Paul/KHOSLA, Rajat, Climate Change and the Right to the Highest Attainable Standart of Health, (in Stephen Humphreys (Ed.), Hu- man Rights and Climate Change, 2010), (ss.238-256), s.239, 244, 254. 18 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. HALVORSSEN, Anita M, “International Law and Sustainable Development-Tools for Addressing Climate Change”, Denver Journal of In- ternational Law & Policy, Vol:39, No.3, (2011), (ss.397-421), s.418-419. 336 | Dr. Ahmet ULUTAŞ artmaktadır. Yazara göre, anılan mülahazalar bağlamında, iklim değişik- liği ile insan hakları bağlantısına ilişkin yeterli ampirik ve hukuki temel mevcuttur. İklim değişikliği yerleşik insan haklarına ciddi bir tehdit oluş- turmakta ve kırılganlığı artırmaktadır. Bunun önüne geçilmesi amacıyla sera gazı (green house gas, GHG) emisyonlarının azaltılması için yeni bir odaklanmaya ihtiyaç bulunmaktadır.19 Sıklıkla ifade edilmektedir ki, iklim değişikliği, önceden görülme- miş bir şekilde getirdiği büyük sorunlarla dünden çok bugünkü nesillerin meselesi olarak kabul edilmektedir. Arktik bölgeler, Sahra Afrika’sının yanı sıra Tuvalu gibi küçük ada devletleri, insan haklarına birer tehdit olarak bunun sonuçlarını şimdiden hissetmeye başlamışlardır. Suya ba- tan yerlerin halkları belki de kendilerini, önceden öngörülemeyen bir du- rumda söz gelimi zaten ülkesi var olmayan bir devletin vatandaşı olmak durumunda ve hâlihazırda mevcut bir sözleşmede yapılmış tanımın dı- şında de facto mülteci konumunda bulabileceklerdir.20 Diğer taraftan, uluslararası hukuk öğretisinde son zamanlarda ses- lendirilen ve konuyla bağlantılı olan bir diğer mesele ise “uluslararası hu- kukun giderek daha parçalı hale geldiği” mülahazasıdır. Bu konuda BM Ulus- lararası Hukuk Komisyonu tarafından hazırlanan ve 2006 yılında yayın- lanan bir raporda, uluslararası hukukun aşırı parçalı hale geldiği meselesi ele alınarak incelenmiştir. Öncelikle şu husus belirtilmelidir ki, mesele Komisyonun önüne çok sayıda sebepten dolayı gelmiştir. Bunlar bir ta- raftan, uluslararası mahkemelerin ele aldıkları konulardaki içtihatları ko- nusunda her zaman karşılıklı uzlaşma içinde görünmemeleridir. Diğer ta- raftan, benzer ihtilafların neredeyse aynı zamanda en avantajlı olan fo- rumu bulma amacıyla farklı uluslararası mekanizmalar önüne götürül- mesidir. Keza, bölgesel hukuk sistemlerinin (Avrupa, Afrika, 19 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. BARNETT, Jon, Human Rights and Vulnerability to Climate Change, (in Stephen Humphreys (Ed.), Human Rights and Climate Change, 2010), (ss.257-271), s.257, 265, 266, 267; Ayrıca bkz. MURPHY, Sean D, Principles of Inter- national Law, 3rd Edition, 2018, s.513; Tuvalu’nun gelecek 50 yıl içinde deniz seviyesin- deki yükselme yüzünden tamamen suya gömülecek, üzerinde nüfus bulunan ilk ada dev- leti olacağı öngörüsü ve diğer değerlendirmeler hakkında daha geniş bilgi için bkz. HA- MILTON, Patrick Ryan, Human Rights at the Boiling Point: Human Rights, the Environ- ment and Climate Change in International Law, Yüksek Lisans Tezi, Graduate Depart- ment of the Faculty of Law University of Toronto, 2006, s.19. 20 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. HUMPHREYS, Stephen, Conceiving Justice: Articu- lating Common Causes in Distinct Regimes, (in Humphreys, Stephen (Ed.), Human Rights and Climate Change, 2010), (ss.299-319), s.299, 301. Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 337 Amerikalılararası21) ve özel rejimlerin (ticaret, çevre, insan hakları) geliş- mesiyle birlikte, uluslararası hukuk mimarisinin, önüne getirilen tüm me- selelere ilişkin talepleri absorbe edemeyeceği veya bu meselelerin tümüne ev sahipliği yapamayacağı korkuları açıklanır olmuştur. Bu konuda, yani uluslararası hukukta parçalılık durumunun varlığı veya yokluğu konu- sunda katı bir pozisyon almaktan kaçınan Uluslararası Hukuk Komis- yonu tarafından, uluslararası hukukun evrilmesi ve yorumunda, sistemik entegrasyona yönelik doğal eğilime vurgu yapılmıştır. Bu bağlamda, doktrinde Humphreys’e göre, her ne kadar iklim değişikliği ve uluslararası insan hakları, birbirlerine doğru karşılıklı olarak -yavaş da olsa- yaklaşma eğilimi gösterseler de hâlihazırda birbirlerinden oldukça farklı kalmışlar- dır. Yazar tarafından, yine de birbirleriyle yakınsama örneklerine; su hakkı üzerine açıklamalara yer veren BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesinin 15 No.lu Genel Yorumunun yanı sıra çevresel ko- ruma konusunda etkin başvuru hakkı ve bilgi edinme haklarına yer veren Aarhus Sözleşmesi, Rio Deklarasyonu gibi uluslararası belgelerde rast- landığı kaydedilmektedir. Yazar devamla, BM Genel Kurulu ve diğer BM organlarının, bu ikili arasındaki bağlantıyı sıklıkla vurguladıklarını da eklemektedir.22 Gerçekten de, müesses uluslararası hukukun, gerek normatif ge- rekse örf ve adet hukuku zaviyesinden gerekse de içtihadi açıdan görece yeni kabul ettiği küresel ısınma olgusu, uluslararası toplumun günde- mine kendini gösterdiği emareler ve dünya çapında ortaya çıkardığı yeni sorunlarla getirmektedir. Bu kapsamda, cari uluslararası hukukun bu ko- nuyu bilimsel verilerin ışığında, güncel etkilerinin yanı sıra orta ve uzun vadeli etki ve sonuçları zaviyesinden değerlendirmesi ve konuya ilişkin sorun tespiti ve çözüm önerilerini ortaya koymak üzere tartışması önem taşımaktadır. Diğer bir deyişle, bu yeni olguya klasik eski yaklaşımlarla teşhis koymak ve çözümler üretmek tam olarak mümkün gözükmemek- tedir. Bu noktada, uluslararası toplumun meseleyle karşılaştığında karşı karşıya kaldığı açmazın konuya ilişkin olarak sergilenen görüşler ve 21 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. PASQUALUCCI, Jo M, The Practice and Procedure of the Inter-American Court of Human Rights, 2 nd Edition, 2013, s.2. 22 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. HUMPHREYS, Conceiving Justice: Articulating Common Causes in Distinct Regimes, s.315, 316; PAUWELYN, Joost, Europe, America and the Unity of International Law, (in Wouters, Jan / Nollkaemper, Andre/Wet, Erika De (Ed), The Europeanisation of International Law, The Hague, 2008, (ss.205-225)), s.214; FO- CARELLI, Carlo, International Law, Cheltenham, UK, 2019, s.522. 338 | Dr. Ahmet ULUTAŞ yapılan tartışmalar göz önüne alındığında, uluslararası hukuk camiası için de geçerlilik taşıdığı söylenebilecektir. Bununla birlikte, hukukun di- ğer alanları için geçerlilik taşıyan, yeni meselelere ilişkin teşhis koyma ve çözüm üretme kapasitesinin, uluslararası hukuk disiplini için de geçerli olmadığını ileri sürmek için herhangi bir neden bulunmadığı da burada belirtilmelidir. Bu noktada, konuya ilişkin olarak akademik çevrelerde yapılan bi- limsel tartışmalar, meselenin kapsamını tayin ve önümüzdeki dönemde alabileceği şekil ve takip edeceği istikametin belirlenmesi bakımından önemli birer rehber niteliği taşıyacak ve konuya ilişkin olası normatif dü- zenlemeler açısından öncü niteliğinde kabul edilebilecektir. Meselenin evrileceği noktanın bugünden kestirilmesi ve ona göre pozisyon alınması bu aşamada mümkün gözükmemekle birlikte, uluslararası hukukun yer- leşik temel ilkeleri üzerinden değerlendirmeler yapılmaya devam edil- mesi ve yenilikçi olmakla birlikte, adil ve makul olmayı da başarabilen çözümler üzerine görüşler ortaya konulmasında yarar bulunmaktadır. Keza, her değerlendirmede meselenin salt anakara ve deniz üzerinden ele alınmasının yetersiz olacağı ve insan onuru ile hak ve özgürlüklerine do- kunan yönleriyle meselenin ele alınmasının bütüncül bakış açısı bakımın- dan gerekli olduğu hususu burada belirtilmelidir. Bu amaçla biz de, ol- dukça yeni nitelik taşıyan ve ele aldığı konulara ilişkin çok yönlü ve kap- samlı açıklamalar ile bilimsel değerlendirmelere yer veren BM Uluslara- rası Hukuk Komisyonu raporunun konuyla ilgili bölümüne aşağıda ay- rıntılı olarak yer vereceğiz. İncelendiğinde de görüleceği üzere Komisyon, ele aldığı meselenin salt genel uluslararası hukuk yönlerinden değerlendirmesini yapmamış, meselenin insan haklarına dokunan yönlerini de ayrıntılı olarak ele alarak muhtemel senaryolar üzerinden ortaya çıkacak sonuçlar ve bu sonuçların sebep olacağı insan hakları sorunlarını da ele alarak değerlendirmeler yapmıştır. II. BM ULUSLARARASI HUKUK KOMİSYONUNUN YAPISI VE ÇALIŞMALARI Uluslararası Hukuk Komisyonu, BM’nin ana organları arasında yer almamakla birlikte, uluslararası hukuk bakımından önemli roller oyna- maktadır. Bu noktada, çalışmamızda ele alınan konular bağlamında ve çalışmanın kapsam ve sınırlılıkları göz önüne alınarak bu başlık altında kuruluşu, yapısı ve işleyişi yönlerinden kısaca ele alınarak incelenmiştir. Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 339 BM Şartının 13/1-a maddesi, BM Genel Kurulunu uluslararası hu- kukun aşamalı olarak geliştirilmesi ve kodifikasyonu ile görevlendirmiş- tir. İşte bu görevin yerine getirilmesi amacıyla, Uluslararası Hukuk Ko- misyonu, BM Genel Kurulu tarafından alınan 21 Kasım 1947 tarihli ve 174 (II) sayılı karar ile uluslararası hukukun geliştirilmesi ve kodifikasyonu amacıyla kurulmuştur. Komisyon, Genel Kurul tarafından 5 yıllığına se- çilen 34 üyeden oluşmakta ve her yıl iki oturum halinde (toplam 10 hafta) genellikle Cenevre’de toplanmaktadır. Üyeler seçilirken temel olarak dünyanın belli başlı hukuk sistemlerini temsil etmeleri gereği gözetil- mekte ve kendilerini aday gösteren hükümetlerinin temsilcileri olarak de- ğil; müstakil birer uzman olarak görev yapmaktadırlar. Komisyonun ça- lışmalarının büyük bölümünü uluslararası hukukun veçheleri için taslak- ların hazırlanması oluşturmaktadır. Bazı konular Komisyon tarafından seçilir; diğerleri de BM Genel Kurulu tarafından gündeme getirilir.23 Komisyon tarafından benimsenmiş olan yerleşik çalışma usulü uya- rınca, bir konuda taslak maddeler ve onun madde yorumları (Commen- tary) tamamlandığında, Komisyon tarafından geçici olarak benimsenir ve devletler, taslak hakkında yorum ve görüşlerini bildirmeye davet edilir. Yorum ve görüşler alındıktan sonra, taslak maddelerin ikinci okuması ya- pılır ve gerekli görülen değişiklik ve düzeltmeler yapılır. İkinci okuma sonrası metin Komisyon tarafından yeniden benimsenir ve genellikle daha ileri eylem önerisiyle birlikte BM Genel Kuruluna gönderilir. Söz konusu eylem önerileri ise BM Genel Kurulu kararıyla taslak maddelerin bir sözleşmeye dönüştürülmesi için bir diplomatik konferans çağrısı ya- pılması veya aynı konuda taslak maddeleri not eden bir BM Genel Kurulu kararı alınması şeklinde olmaktadır.24 Bu konuda örneğin: 23 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz.http://www.unicankara.org.tr/today/6.html (Erişim Tarihi: 14.05.2019); Ayrıca bkz. SUBEDI, Surya P, The Effectiveness of the UN Human Rights System, London/New York, 2017, s.217; SHAW, Malcolm N, International Law, 8.Baskı, Cambridge, 2017, s.89; ;SUR, s.77; BOYLE, Alan / CHINKIN, Christine, The Ma- king of International Law, 2007, s.172 ve 176; STRYDOM, Hennie, International Law Ma- king as an Attribute of State Sovereignty, (in Strydom, Hennie (Ed), International Law, 2016), s.98; CORTEN, Olivier, Méthodologie du droit International Public, Lonrai/Fransa, 2017, s.167; Uluslararası Hukuk Komisyonu 2017-2021 dönemi üyeliği için Türkiye’den aday gösterilen Dr. Nilüfer Oral, 3 Kasım 2016 tarihinde 71.BM Genel Kurulunda yapılan seçimde 144 oy alarak üyeliğe seçilmiştir. Bu şekilde Uluslararası Hukuk Komisyonu ta- rihinde Komisyona üye olarak seçilen 7. kadın üye olmuştur. Bu konuda daha geniş bilgi için bkz.http://legal.un. org/ilc/elections/2016 election.shtml (Erişim Tarihi: 23.05.2019). 24 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. SUBEDI, s.218; SUR, s.77; BOYLE/CHINKIN, s.180. 340 | Dr. Ahmet ULUTAŞ -Viyana Andlaşmalar Hukuku Sözleşmesi (1969 yılında Viyana da bir konferansta kabul edilmiştir), -1978 tarihli Viyana Devletlerin Uluslararası Andlaşmalara Halefi- yeti Sözleşmesi, -1986 tarihli Viyana Devletlerle Uluslararası Örgütler veya Ulusla- rarası Örgütlerle Uluslararası Örgütler Arasındaki Andlaşmalar Hukuku Sözleşmesi, akla gelmektedir.25 Komisyon 1999 yılında bir devletin dağılması veya bir bölgenin ay- rılması gibi durumlarda kişilerin devletsiz kalmasına engel olmak için bir deklarasyon taslağını kabul etmiştir. Komisyonun ilgilendiği diğer konu- lar ise devletlerin tek taraflı eylemleri, diplomatik korunma, andlaşma- larda tereddüt, uluslararası organizasyonların sorumlulukları, devletler tarafından paylaşılan ortak doğal kaynaklar ve uluslararası hukuk, ulus- lararası hukukun genişlemesi ve farklılaşması neticesinde ortaya çıkan zorluklara odaklanmaktadır. Komisyon çalışmaları ve taslaklarına, Ulus- lararası Adalet Divanı kararlarında da sıkça atıf yapılmaktadır. Keza, Ko- misyon çalışmaları ve taslaklarının, belirmekte olan uluslararası örf ve adet hukuku kaidelerine delil teşkil edebildiği kaydedilmektedir. Ulusla- rarası Hukuk Komisyonu, genel olarak üyelerinin uluslararası alanda ta- nınmış üst düzey uzmanlar ve hukukçulardan oluşması, konularının kap- samı ve uluslararası hukukun geçmişten bugüne gelen önemli konuları- nın yanı sıra güncel konularını da ele alması bakımından önem taşımakta ve gerek uluslararası hukuk alanında çalışan akademisyenler gerekse uy- gulayıcılar tarafından yakından takip edilmesinde yarar bulunmaktadır.26 Komisyonun cari uluslararası hukuk bakımından oynayacağı genel rol açısından ise doktrinde isabetli olarak, Komisyonun var olan ulusla- rarası hukukun dönemsel olarak yeniden ifadelendirilmesi, gözden geçi- rilmesi ve modernize edilmesi işini en iyi şekilde yerine getirebilecek yegâne organ olduğu görüşü dile getirilmektedir.27 Öte yandan, çalışmamız bakımından önem taşıyan BM Genel Ku- rulunun 73/265 sayılı ve 22 Aralık 2018 tarihli kararı uyarınca Komisyo- nun I. ve II. Oturumlarının toplam 11 hafta olacak şekilde mutat olduğu 25 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. BOYLE/CHINKIN, s.181; STRYDOM, s.98. 26 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz.http://www.unicankara.org.tr/today/6.html (Erişim Tarihi: 14.05.2019); Ayrıca bkz. SHAW, s.89-90; SUR, 77-78; CORTEN, s.169. 27 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. BOYLE/CHINKIN, s.208. Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 341 üzere Cenevre’de yapılması kararlaştırılmıştır. Komisyon tarafından ilan edilen takvime göre 2019 yılı 71 inci Oturum, I.Toplantısı; 29 Nisan-7 Ha- ziran 2019 tarihleri arasında yapılmıştır. Komisyonun II. Toplantısı ise 8 Temmuz-9 Ağustos 2019 tarihleri arasında Cenevre’de gerçekleştirilmiş- tir. Keza, BM Genel Kurulunun 14 Ocak 2019 tarihli ve “A/CN.4/723” sa- yılı kararıyla tespit edilen gündem uyarınca 71 inci Oturum kapsamında; “devlet görevlilerinin yabancı ceza yargısı yetkisinden bağışıklığı, insanlığa karşı suçlar, silahlı çatışmalarda çevrenin korunması, genel uluslararası hukukun bağ- layıcı kuralları (jus cogens), devlet sorumluluğu bakımından devletlerin halefi- yeti, hukukun genel ilkeleri, diğer organlarla işbirliği vs.” konu başlıklarının ele alınması öngörülmüştür.28 III. DENİZ SEVİYESİNİN YÜKSELMESİ KONUSUNDA ULUSLARARASI HUKUK KOMİSYONU 2022 YILI RAPORU A. Genel Olarak Komisyonun 2022 Yılı Oturum Gündemi 2022 yılı için BM Genel Kurulunun 76/111 sayılı ve 9 Aralık 2021 tarihli kararı uyarınca Komisyonun 73 üncü Oturum, I. ve II. toplantıları- nın mutat olduğu üzere Cenevre’de yapılması kararlaştırılmıştır (toplam 12 hafta). Komisyon tarafından ilan edilen takvim çerçevesinde 2022 yılı 73.Oturum, I.Toplantısı; 18 Nisan-3 Haziran 2022 tarihleri arasında, II. Toplantısı ise 4 Temmuz-5 Ağustos 2022 tarihleri arasında yapılmıştır.29 Diğer taraftan, BM Genel Kurulunun 12 Ocak 2022 tarihli ve “A/CN.4/745” sayılı kararıyla tespit edilen gündem uyarınca 73 üncü Oturum kapsamında; devlet görevlilerinin yabancı ceza yargısı yetkisin- den bağışıklığı, silahlı çatışmalarda çevrenin korunması, genel uluslara- rası hukukun bağlayıcı kuralları (jus cogens), devlet sorumluluğu bakı- mından devletlerin halefiyeti, hukukun genel ilkeleri, uluslararası hukuk bağlamında deniz seviyesinin yükselmesi, diğer organlarla işbirliği, konu başlıklarının ele alınması kararlaştırılmıştır.30 28 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz.http://legal.un.org/ilc/sessions/71/ (Erişim Tarihi: 28.01.2019). 29 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. https://legal.un.org/ilc/sessions/73/index.shtml#a7 (Erişim Tarihi: 01.02.2023). 30 BM Uluslararası Hukuk Komisyonu gündemi ve diğer ilgili bilgiler için bkz. https://le- gal.un.org/ilc/ (Erişim Tarihi: 01.02.2023). 342 | Dr. Ahmet ULUTAŞ B. Deniz Seviyesinin Yükselmesi Konusunda Komisyonun 2022 Yılı Raporuna Yansıyan Hususlar Bu başlık altında BM Uluslararası Hukuk Komisyonunun 73 üncü Oturumu raporunun “Uluslararası Hukuk Bağlamında Deniz Seviyesinin Yükselmesi” başlıklı IX. Bölümünde yer alan açıklama ve değerlendirme- leri ele alarak inceleyeceğiz. İncelendiğinde de görüleceği üzere Komis- yonun ele aldığı çalışma kâğıdında konu hem lex lata (mer’i hukuk) hem de lex ferenda (gelecekteki hukuk) perspektifinden analiz edilmiş ilgili ulus- lararası hukuk konularının bir listesini oluşturmak için belirli geçmiş veya mevcut deneyimleri veya durumları keşfetmeyi amaçlamıştır (para.164). İşte biz de çalışmamızda konunun taşıdığı mevcut ve potansi- yel önemine binaen, Komisyonun önümüzdeki dönem için uluslararası hukukun bu alandaki gelişimi ve evrimi açısından büyük önem taşıyan Raporunda yer alan tartışma ve değerlendirmeler ile Komisyon üyele- rince konuya ilişkin olarak ortaya konulan görüşleri ve Komisyonun me- seleyi hangi esas ve usuller çerçevesinde tartıştığı ve değerlendirdiğine ilişkin verileri ayrıntılı olarak ihtiva eden Komisyon Raporunun IX. Bölü- müne geniş bir şekilde yer vereceğiz. Buna göre, Komisyonun IX. Bö- lümde meseleyi giriş bölümünden itibaren ele alış tarzı şu şekildedir: A. Giriş Komisyon, 70 inci Oturumunda (2018), “uluslararası hukuk bağla- mında deniz seviyesinin yükselmesi” başlığını, uzun dönemli progra- mına eklemeye karar vermiştir. 22 Aralık 2018 tarihli ve 73/265 sayılı ka- rarında Genel Kurul, bu konu başlığının Komisyonun uzun dönemli programına eklenmesini not etmiştir (para.150). Komisyon, 71 inci Oturumunda (2019), bu konu başlığını çalışma programına dahil etmeye karar vermiştir. Komisyon aynı zamanda ko- nuyla ilgili olarak Bogdan Aurescu, Yacouba Cisse, Patricia Galvâo Teles, Nilüfer Oral ve Juan Jose Ruda Santolaria’nın dönüşümlü eş başkanlı- ğında çalışacak olan açık uçlu bir Çalışma Grubu kurulmasına karar ver- miştir. Komisyon, 15 Temmuz 2019’da yapılan 3480 inci Toplantısında, Çalışma Grubu Eş başkanlarının ortak sözlü raporunu not etmiştir (para.151). Komisyon, 72 nci Oturumunda (2021), Çalışma Grubunu yeniden oluşturmuş ve bir öncül kaynakçayla beraber sunulan konuyla ilgili ilk çalışma kâğıdını (first issues paper) ele almıştır. 27 Temmuz 2021’de 3550 nci toplantısında Komisyon, Çalışma Grubu eş başkanlarının ortak sözlü raporunu not etmiştir (para.152). Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 343 B. Mevcut Oturumda Başlığın Ele Alınması Mevcut (şimdiki) oturumda Komisyon, iki eş başkan Galvâo Teles ve Ruda’nın başkanlıklarında, devlet olma ve deniz seviyesinin yüksel- mesinden etkilenen kişilerin korunmasıyla ilgili konuları tartışmak için uluslararası hukuk bağlamında deniz seviyesinin yükselmesi Çalışma Grubunu yeniden kurmuştur (para.153). Üzerinde anlaşılan çalışma programı ve yöntemleri uyarınca Ça- lışma Grubuna, Galvâo Teles ve Ruda’nın hazırladığı ve Çalışma Grubu- nun üyeleriyle istişare halinde nihai hali verilen ve sadece kendi orijinal dilinde Haziran 2022’de çıkarılan ve seçili kaynakçayı (A/CN.4/752/Add.1) da içeren konuyla ilgili ikinci çalışma kâğıdı (A/CN.4/752) verilmiştir (para.154). Çalışma Grubu, 20 ila 31 Mayıs arasında ve 6, 7 ve 21 Temmuz 2022 tarihlerinde dokuz toplantı yapmıştır (para.155). 5 Ağustos 2022’de 3612 nci toplantısında Komisyon, Çalışma Gru- bunun raporunu, aşağıda da eklendiği şekilde mevcut oturumda ele ala- rak kabul etmiştir (para.156). Aynı toplantıda Komisyon, Sekretaryadan, Komisyonun önceki ra- porundan konuyla ilgili gelecekteki çalışmalarla alakalı olabilecek unsur- ları belirleyen, özellikle de 75 inci oturumda ele alacağı devlet olma ve deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunmasıyla ilgili konularda olmak üzere, bir not hazırlamasını isteme kararı almıştır (para.157). 1.İkinci çalışma kâğıdının (issues paper) Eş başkanlar tarafından su- nulması (a) Çalışma Grubunun İzlediği Usul 20 Mayıs 2022’de Çalışma Grubunun ilk toplantısında eş başkan (Galvâo Teles), oturumun ilk kısmı için planlanan altı toplantının amacı- nın, ikinci çalışma kâğıdıyla ve devlet olma ve deniz seviyesinin yüksel- mesinden etkilenen kişilerin korunmasıyla ilgili iki alt başlıkla ilgili ol- duğu ölçüde, üyelerinin ele almak istediği her türlü konuyla alakalı görüş alış verişinde bulunmak olduğunu belirtmiştir. Eş başkan aynı zamanda, ikinci çalışma kâğıdının içeriğinden yola çıkarak üyelerini konu özelinde ve etkileşimli bir tartışma yapmaya ve ikinci çalışma kâğıdına ek yapıla- cak olan ve alt başlıklarla ilgili taslak kaynakçaya girdi sunmaya davet etmiştir. Oturumun ilk kısmının sonucu, oturumun ikinci kısmında ele alınacak ve tamamlanacak olan Çalışma Grubunun ara raporu olacak ve 344 | Dr. Ahmet ULUTAŞ amaç da gelecekteki iş programı hakkında etkileşimli tartışmaları yansıt- mak olacaktır. Bunun akabinde, Çalışma Grubunda mutabık kalınacak ve ardından da Komisyonun yıllık raporuna dahil edilmek üzere eş başkan- lara sunulacaktır. Çalışma Grubunun hemfikir olduğu bu usul, Komis- yon’un 2019’daki raporuna dayanmaktadır (para.158). Eş-Başkan ayrıca, Çalışma Grubunun gelecekteki çalışma progra- mını ele alan II. Kısımdaki ikinci çalışma kâğıdının Dördüncü Faslında ana hatlarıyla belirtildiği gibi, önümüzdeki beş yılda Çalışma Grubunun her bir alt başlığa - deniz hukuku, devlet olma durumu ve deniz seviye- sinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunması - tekrar değineceğini ve daha sonra üstlenilen çalışmaların sonuçlarını birleştirerek bir bütün olarak konuyla ilgili kapsamlı bir rapor hazırlamaya çalışacağını hatırlat- mıştır (para.159). (b) İkinci çalışma kâğıdının sunulması (i) Giriş, genel yorumlar ve çalışma yöntemleri Genel bir giriş yaparak, Eş-Başkanlar (Galvâo Teles ve Ruda Santo- laria), Çalışma Grubunun tartışmasına bir temel teşkil etmesinin amaç- landığının ve üyeler tarafından hazırlanan katkı belgeleriyle tamamlana- bileceğinin altını çizerek, ikinci çalışma kâğıdının ön hazırlık niteliği taşı- dığını vurgulamıştır (para.160). Çalışma kâğıdının amacının ve yapısının ana hatlarını içermesine ek olarak (bölüm I), giriş kısmı, konunun Komisyonun çalışma progra- mına dâhil edilmesini ve şimdiye kadar ne ölçüde ele alındığını ele almış- tır (bölüm II ). Ayrıca, 2018'den bu yana Altıncı Komitedeki tartışmalar sırasında üye devletlerin konuya desteklerine veya ilgilerine dair ifadele- rinin bir özeti ve Eş-Başkanlar tarafından üstlenilen destekleyici girişim- lerin bir özeti yer almıştır (bölüm III ). Giriş kısmının IV. Bölümü, Hükü- metlerarası İklim Değişikliği Panelinin iki yeni raporunun ikinci çalışma kâğıdının sunulmasından bu yana yayınlanmış olduğu gerçeğini hesaba katmak ve iklim değişikliğine ilişkin etkiler, uyum ve kırılganlık konulu panel raporunda ortaya konan temel bulguları paylaşmak amacıyla, alt başlıklarla ilgili deniz seviyesinin yükselmesine ilişkin bilimsel bulgular ve beklentiler hakkında bir güncellemeyi içermiştir. Giriş kısmının V. Bö- lümü, Uluslararası Hukuk Derneği'nin31 çalışmalarının ilgili sonuçlarının 31 Uluslararası Hukuk Derneği, 1873 yılında kurulmuştur. Derneğin amaçları arasında ulus- lararası hukukun açıklığa kavuşturulması ve geliştirilmesi ile uluslararası hukuka saygı- nın ilerletilmesi başlıkları göze çarpmaktadır. Dernek, BM nezdinde istişarî statüye Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 345 bir özetini içermiştir. Bu bağlamda, Eş-Başkanlar, Derneğin o zamandan beri Uluslararası Hukuk ve Deniz Seviyesinin Yükselmesi Komitesi'nin görev süresini 2024'e kadar uzatmaya karar verdiğini kaydetmiştir (para.161). Birinci Faslın (“Genel” başlıklı) amacı, 2018 yılında hazırlanan programda belirtilen sınırlar dikkate alınarak konunun kapsamını ve akı- betini hatırlatmaktı. Birinci Faslın birinci bölümünde, devlet olma du- rumu, deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunması ve nihai sonuçla ilgili oldukları ölçüde, Komisyon tarafından dikkate alına- cak konuların bir incelemesi yer almıştır. Bölüm II’de metodolojik ve or- ganizasyonel konuların 2018 programında ele alındığı hatırlatılmış, Bö- lüm X’da Komisyon’un 2019 yılındaki raporu ele alınmış ve Bölüm IX’da da Komisyon’un 2021 yılındaki raporu ele alınmıştır. Bu bağlamda, Eş- Başkanlar, devlet uygulamalarının Komisyonun çalışmaları için gerekli olduğunu vurgulamış ve konuyla ilgili uygulamalarını ve deneyimlerini paylaşmak için devletleri, uluslararası örgütleri ve diğer ilgili kurumları Çalışma Grubu ve Komisyon ile ilişki kurmaya devam etmeleri için teşvik etmiştir (para.162). (ii) Devlet olma ve ilgili gözlemler ile yol gösterici sorular İkinci çalışma kâğıdının “Devlet Olma Durumu Üzerine Düşünce- ler” başlıklı İkinci Faslı, Çalışma Grubunun ikinci toplantısında Çalışma Grubu Eş-Başkanı (Ruda Santolaria) tarafından takdim edilmiştir (para.163). Eş-Başkan, deniz seviyesinin yükselmesinin yeknesak (uniform) ol- mayan ve tüm devletler için ciddi tehditler oluşturan küresel bir olgu ol- duğunu hatırlatmıştır. Düşük rakımlı ve gelişmekte olan küçük ada dev- letleri için tehdit, doğası gereği varoluşsaldır ve gelişmekte olan küçük ada devletleri söz konusu olduğunda, bu onların varlığını sürdürmesiyle ilgilidir. Eş-Başkan, aynı devlet içinde nüfusun bir adadan diğerine tah- liye edildiği vakalar varken, bir devletin topraklarının tamamen sular al- tında kaldığına veya yaşanamaz hale geldiğine dair hiçbir kayıt olmadı- ğını belirtmiştir. Olguların ilerleyici karakteri ışığında, böyle bir durum, yine de, uzak bir teorik endişe olarak değerlendirilemez. Eş-Başkan sahiptir. Dernek bünyesinde 2012 yılında “Uluslararası Hukuk ve Deniz Seviyesinin Yük- selmesi Komitesi” kurulmuştur. Komitenin birinci aşama görevi 2014-2018 yılları ara- sında, ikinci aşama görevi ise 2019-2022 yılları arasında tamamlanmıştır. Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. FREESTONE/ÇİÇEK, s.25-26. 346 | Dr. Ahmet ULUTAŞ ayrıca, devlet olma durumu konusundaki ilk düşüncelerin, oldukça dik- kat gerektiren bu hassas konularda önyargıda bulunmayı veya sonuçlar formüle etmeyi amaçlamadığını hatırlatmıştır. Bu çalışma kâğıdı, hem lex lata (mer’i hukuk) hem de lex ferenda (gelecekteki hukuk) perspektifinden ana- liz edilecek ilgili uluslararası hukuk konularının bir listesini oluşturmak için belirli geçmiş veya mevcut deneyimleri veya durumları keşfetmeyi amaçlamıştır (para.164). Bir devletin oluşturulmasına ilişkin kritere odaklanmış olan çalışma kâğıdının İkinci Fasıl II. Bölümüyle alakalı olarak Eşbaşkan, genel olarak kabul görmüş bir "devlet" nosyonu olmadığını hatırlattı. Ancak, uluslara- rası hukukta bir "kişi" veya konu olarak addedilmesi için bir devletin, 1933 tarihli Devletlerin Hak ve Görevlerine İlişkin Sözleşme’nin 1 inci maddesine uygun olarak dört kriteri karşılaması gerektiğini not etti, bun- lar: (a) yerleşik nüfus, (b) tanımlanmış sınır; (c) hükümet; ve (d) diğer dev- letlerle ilişki kurabilme yeterliliği. Eşbaşkan, bu ikinci hususun uluslara- rası hukuktaki diğer konulara da uygulanmış olduğunu vurguladı. II. Bö- lümde kriter genel olarak gözden geçirilmiştir. Daha fazla atıfta bulun- mak adına, II. Bölüm ayrıca diğer tasvir edici metinlerdeki hükümlerde yer aldığı üzere, bir devletin karakteristik özelliklerini tetkik etmiştir: Yeni Devletlerin ve Yeni Hükümetlerin Tanınmasına İlişkin 1936 tarihli Uluslararası Hukuk Enstitüsü (International Institut de Droit) Kararı; Devletlerin Hak ve Görevlerine ilişkin 1949 tarihli Taslak Bildirge; Özel Raportör tarafından önerilen Andlaşmalar Hukukuna İlişkin 1956 tarihli Taslak Maddeler ve bir devletin karakteristik özelliklerinin tanımının Devletlerin Hak ve Görevlerine ilişkin Sözleşme’de belirtilen şartlarla tu- tarlı olduğu 1991 tarihli Eski Yugoslavya Uluslararası Konferansı Tahkim Kurulunun görüşleri (para.165). III. Bölüm, devletler tarafından alınan önlemlere ilişkin bazı temsili örnekler ve Vatikan ve Malta'nın Egemen Düzeni'nden başlamak üzere uluslararası hukukun diğer konularını içermektedir. Bu bağlamda, bir noktada tarihte sınırlarından yoksun kalmış olsalar da, bu oluşumların kendi tüzel kişiliklerini sürdürmüş oldukları ve bilhassa elçilik hakkı ve andlaşma yapma yetkisi (A ve B kısımları) olmak üzere uluslararası hu- kuk kapsamında bazı haklarını kullanmaya devam etmiş oldukları not edilmelidir. III. Bölüm (C kısmı) yabancı askeri işgal veya diğer koşullar sebebiyle sürgüne zorlanmış Hükümetler örneğini de göz önünde bulun- durmuştur. Bu bağlamda, sınırlarının tamamı veya büyük bir kısmı üze- rindeki kontrollerini yitirmiş olsalar da, etkilenmiş devletler bu şekilde Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 347 statülerini sürdürdü ve temsil organları da kendilerine ev sahipliği yapan üçüncü devletlerin yetkisindeki topraklara taşındı. Bu durumun devlet olmanın devamlılık karinesine delil olduğu varsayılmıştır. Benzer bir an- layışla, Eş Başkan, Devletlerin Hak ve Görevlerine İlişkin Sözleşme de dâhil olmak üzere III. Bölüm D kısmında atıfta bulunulan bazı uluslara- rası belgelerden yararlanarak, bir devletin uluslararası hukuka göre bu şekilde bir kez oluşturulduğunda, bir devlet olarak kalmak için tedbir alma konusunda devredilemez bir hakka sahip olacağını not etmiştir (para.166). Deniz seviyesinin yükselmesi olgusu ve bu bağlamda alınan önlem- lere ilişkin hususları irdeleyen IV. Bölüm bakımından, devlet olma mese- lesiyle alakalı olarak değerlendirilmesi gereken görüşler aşağıda sıralan- mıştır: (a) Devletin kara alanının tamamen denizle kaplanması ve yaşanı- lamaz bir hale gelme olasılığı ve nüfus için yeteri oranda içme suyunun bulunmaması; (b) uyrukluk, diplomatik koruma ve mülteci statüsüyle alakalı so- ruları ortaya çıkarmış olan, insanların diğer devletlerin topraklarına aşamalı bir şekilde kaydırılması; (c) bir başka devletin topraklarına yerleşmiş, deniz seviyesinin yük- selmesinden etkilenmiş bir devlet hükümetinin yasal statüsü; (d) deniz bölgeleri bakımından deniz seviyesinin yükselmesi olgu- sundan etkilenmiş devletlerin haklarının korunması; (e) etkilenmiş devletlerin nüfuslarının kendi kaderini tayin hakkı (para.167). Eşbaşkan, bir yandan sahili sağlamlaştırma ve yapay adaların inşa edilmesi gibi deniz seviyesinin yükselmesinin etkilerini hafifletmeyi amaçlamış tedbirlerin, öte yandan ise devlet topraklarının tamamını su basması halinde devlet olmakla alakalı gelecek için muhtemel alternatif- lerin incelenme ihtiyacına vurgu yaptı. Sahilin sağlamlaştırılmasıyla ala- kalı olarak, en çok etkilenen devletler yararına işbirliği de dâhil olmak üzere koruma tedbirlerinin yüksek maliyeti ve bunların çevresel etkisini değerlendirme ihtiyacına dikkat çekildi. Yapay adaların inşa edilmesiyle bağlantılı olarak, küçük ada oluşturan devletlerin görüşlerini acilen dik- kate almaya ihtiyaç vardır, bu husus da ayrıca vurgulandı (para.168). Yukarıda belirtilen arka plana karşı olarak, V. Bölüm ne neticelen- dirici ne de sınırlayıcı olan birtakım ön alternatifler sunmuştur. Önerilen 348 | Dr. Ahmet ULUTAŞ alternatiflerin ilki devlet olmanın devamlılık karinesini kabul idi. Bu öneri, Uluslararası Hukuk Derneğinin ön yaklaşımı ve bazı devletlerin, Devletlerin Hak ve Görevlerine ilişkin Sözleşme'nin bir devletin varlığı- nın sürdürülmesinden ziyade yalnızca doğuşunun tespitine uygulanıyor olduğuna ilişkin görüşleriyle aynı doğrultudaydı. Aynı zamanda, topra- ğın yokluğunda devlet olmayı sürdürmenin nüfusun devletsizleşmesi veya deniz yetki alanları üzerindeki hakların icra edilmesindeki zorluklar gibi pratikteki bazı sorunlara sebebiyet vereceği not edilmiştir. Keşfedile- bilecek başka bir olası alternatif ise, Eşbaşkanın çeşitli yöntemleri ana hat- larıyla belirttiği üzere Vatikan ve Malta Egemenlik Düzeni örneklerine benzer şekilde, bir tür uluslararası tüzel kişiliği toprak olmaksızın sürdür- mekti: (a) egemenliğin devriyle veya devri olmaksızın diğer devletlerde toprak parçalarının veya bölümlerinin devri veya tahsisi; (b) diğer dev- let(ler) ile ortaklık; (c) konfederasyonların veya federasyonların kurul- ması; (d) katılım olasılığı da dâhil olmak üzere başka bir devletle birleşme ve (e) belirli deneyimleri açıklayıcı olabilen veya alternatiflerin formülas- yonu veya bu tür planların tasarımı için fikir sağlayabilen birden fazla yöntem unsurlarını birleştiren olası hibrit planlar (para.169). Çalışma Grubunun üçüncü toplantısında Eşbaşkan, belgenin 423 üncü paragrafında yer alan, devlet olmakla ilgili yol gösterici soruları gös- terdi. Bu soruların Çalışma Grubu içerisinde ileride yapılacak müzakere- lere temel teşkil etmek üzere hazırlandığını vurguladı (para.170). (iii) Deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunması, iliş- kili görüşler ve yol gösterici sorular Çalışma Grubunun dördüncü toplantısında, Eş Başkan (Galvâo Te- les) ikinci çalışma kâğıdının Üçüncü ve Dördüncü Bölümlerine dayanan ve “Deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunması” alt başlığına ilişkin hazırlık görüşlerinin bazılarını hatırlatmıştır (para.171). Eş Başkan deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin ko- runmasına uygulanabilecek yürürlükteki uluslararası hukuki çerçevenin parçalara ayrılmış ve genel nitelikte olduğuna dikkat çekmiş ve bu hu- kuki çerçevenin, etkilenen kişilerin özel ihtiyaçlarının ele alınması ama- cıyla geliştirileceğini dile getirmiştir. Özellikle yürürlükteki çerçeve, de- niz seviyesinin yükselmesinin uzun süreli ya da kalıcı etkilerinin özellik- lerini yansıtacak veya etkilenen kişilerin deniz seviyesinin yükselmesinin etkileriyle başa çıkmak ya da bu etkilerden kaçınmak için olduğu yerde kalabileceğini, kendi topraklarından uzaklaştırılabileceğini ya da başka bir devlete göç edebileceğini dikkate alacak şekilde tamamlanabilir. Bu Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 349 bağlamda, Komisyonun daha önceki çalışması, yani 2016 tarihli “Felaket Halinde Kişilerin Korunmasına İlişkin Taslak Maddeler” bu uygulama- nın bir temeli olarak değerlendirilmiştir (para.172). Eş Başkan, aynı zamanda küresel düzeyde ilgili devlet uygulaması dağınık kalmışken (remained sparse), deniz seviyesinin yükselmesinden hâlihazırda etkilenen devletler arasındaki uygulamanın daha gelişmiş ol- duğuna dikkat çekmiştir. Eş Başkan, belirlenen uygulamaların bazılarının sadece deniz seviyesinin yükselmesine has olmadığını, aynı zamanda fe- laketler ve iklim değişikliği olgularıyla da genel olarak ilgili olduğunu gözlemlemiştir. Bununla birlikte, uygulamada Çalışma Grubunun ko- nuyu incelemesinde faydalı olabileceği kanıtlanan bazı ilkeler de ortaya çıkmıştır. Ayrıca, ilgili yetkileri bulunan uluslararası örgüt ve kuruluşla- rın iklim nedenli yerinden edilme halinde ortaya çıkacak insan hakları ve insan hareketliği meselelerini ele alma konusunda devletlerin daha hazır- lıklı olabilmelerini sağlayacak pratik araçları teşvik etmek amacıyla daha proaktif bir yaklaşım benimsedikleri gözlemlenmiştir. Eş Başkanların, uz- man toplantıları aracılığıyla olanlar dahil devletler, uluslararası örgüt ve diğer paydaşlar ile bilgi paylaşımını kolaylaştırmaya yönelik çabaları da vurgulanmıştır (para.173). Eş Başkan, Ülke İçinde Yerinden Olmaya İlişkin Rehber İlkeler, Af- rika'da Ülke İçinde Yerinden Edilmiş Kişilerin Korunması ve Yardıma İlişkin Afrika Birliği Sözleşmesi (Kampala Sözleşmesi),32 Mülteciler ve Göçmenler İçin New York Bildirgesi, Güvenli, Sistemli ve Düzenli Göç için Küresel Mutabakat Sözleşmesi, 2015-2030 Sendai Afet Riskini Azaltma Çerçevesi, Nansen Girişiminin Afetler ve İklim Değişimi Bağla- mında Sınır Ötesi Yerinden Edilmiş Kişilerin Korunmasına İlişkin Gün- demi ve Uluslararası Hukuk Derneğinin Deniz Seviyesinin Yükselmesi Bağlamında Yerinden Edilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Sydney Mu- tabakat Bildirgesi dahil olmak üzere ikinci çalışma kâğıdının Üçüncü Bö- lümünde incelenen birçok uluslararası belgeyi hatırlatmıştır. Hem iklim değişikliği hem de deniz seviyesinin yükselmesi bağlamında geri gönder- meme ilkesinin uygulanabilirliği ile ilgili olarak İnsan Hakları Komitesi ta- rafından Teitiota v.Yeni Zelanda davasında33 kabul edilen son Görüşlerin önemine dikkat çekilmiştir. Eş Başkan ayrıca, bu davada İnsan Hakları 32 African Union Convention for the Protection and Assistance of Internally Displaced Per- sons. 33 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz.TEKİN, Esra, “Uluslararası Hukuk Bağlamında İklim Mültecilerinin Korunması Sorunu”, TBB Dergisi, 2020 (147), (ss.313-332), s.321. 350 | Dr. Ahmet ULUTAŞ Komitesi'ne göre, iklim değişikliğinin etkilerinin, yani deniz seviyesinin yükselmesinin, kişilerin Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmenin 6 ncı maddesi (yaşam hakkı) veya 7 nci maddesi (işkence ve zalimane, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele veya ceza yasağı) uya- rınca sahip olduğu hakların kabul eden devletlerde ihlâline neden olabi- leceğine de, böylece gönderen devletlerin geri göndermeme yükümlülük- lerini harekete geçirebileceğine dikkat çekmiştir (para.174). İkinci çalışma kâğıdının Dördüncü Bölümüne geçen Eş Başkan, de- niz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunmasıyla ilgili yol gösterici soruların (guiding questions) bir listesinin bulunduğu 435 inci paragrafa atıfta bulunmuştur. Bu sorular üç alt gruba ayrılmıştır ve şu şekildedir: (a) deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin insan haklarına uygulanabilecek ilkeler, (b) deniz seviyesinin yükselmesinin so- nuçları nedeniyle ya da deniz seviyesinin yükselmesine ilişkin alınacak bir tedbir olarak hassas kişi ve gruplar dahil olmak üzere kişilerin tahli- yesi, yeniden yerleştirilmesi, yerinden edilmesi ya da göçlerinin söz ko- nusu olduğu durumlara uygulanabilecek ilkeler ve (c) deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunması bağlamında devletlere yardım etmeye ilişkin uluslararası işbirliği ilkelerinin uygulanabilirliği ile kapsamı. Eş Başkan, yol gösterici soruların bu konuya ilişkin Çalışma Grubunun gelecekteki çalışmalarının yapısını oluşturmak amacıyla ha- zırlandığını, burada bahsi geçen meselelerin herhangi birine, devlet uy- gulamalarının özelliklerine ve burada bahsi geçen konularla ilgili ulusla- rarası örgütler ile diğer ilgili kuruşların uygulamalarına ilişkin üyelerden gelebilecek teklif ya da katkıların memnuniyetle karşılanacağını vurgula- mıştır (para.175). 2. Tartışmanın özeti (a) Genel yorumlar (i) Genel olarak konu Konu hakkında genel ifadelerle yorumda bulunan Çalışma Grubu üyeleri, konunun geçerliliğini ve - bekası tehdit altında kalabilecek olan- lar dâhil olmak üzere, deniz seviyesinin yükselmesinden doğrudan etki- lenen devletler açısından - konunun Komisyon tarafından tartışılmasının hayatî önemini yinelemişlerdir. Bazı üyeler ayrıca, deniz seviyesinin yük- selmesinin, uluslararası hukukun pek çok dalına etki eden sonuçları bu- lunduğuna dikkat çekerek, söz konusu sorunlar ve durumun vahameti göz önünde bulundurulduğunda, konunun aciliyet arz ettiğini ifade et- mişlerdir. Bundan başka, devlet olma niteliklerini yitirme tehlikesi Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 351 altında kalabilecek devletlerin; atmosferdeki kirli gaz salınımlarına en az katkısı olan, ancak deniz seviyesinin yükselmesi dolayısıyla iklim deği- şikliğinden en çok etkilenen, gelişmekte olan küçük ada devletleri oldu- ğuna dikkat çekilmiştir (para.176). Bununla birlikte, özellikle etkilenen devletler olarak, gelişmekte olan küçük ada devletlerinin gereksinimlerinin, Komisyon’un, uluslara- rası teamül hukukunun tespitine ilişkin sonuçlar bildirgesindeki tutu- muyla tutarlı bir biçimde dikkatle göz önünde bulundurulması gerekir- ken, deniz seviyesinin yükselmesinin hukukî sonuçlarının gelişmekte olan küçük ada ve kıyı devletleriyle kalmayıp tüm devletleri etkileyecek olması düşünüldüğünde, Komisyon’un diğer devletlerin görüş ve gerek- sinimlerini göz ardı etmemesi gerektiği de belirtilmiştir. Konunun insanî ve hukukî yönleri arasında, bu ilkinin ikincisiyle bütünleşmesini temin amacıyla, bir orta yol bulunması gerektiği de ifade edilmiştir. İlâveten, konunun bazı yönlerinin, Komisyon’un temkinle yaklaşması gereken, po- litika meselesi niteliğinde, güç ve hassas konuları ele aldığının ve Komis- yon’un, uluslararası hukuku aşamalı olarak (progressively) geliştirme ve kodifiye etme (codify) yetkisine uygun olarak, konunun hukukî yönlerine odaklanması gerektiğinin altı çizilmiştir (para.177). (ii) İkinci çalışma kâğıdı Çalışma Grubu Üyeleri, çok iyi belgelendirilmiş ve yapılandırılmış ikinci bir çalışma kâğıdı hazırlamaları dolayısıyla Eş Başkanlara (Galvâo Teles ve Ruda Santolaria) minnettarlıklarını ifade ederek; belgenin, geniş çapta önemli bilgiyi sistemli bir biçimde sunduğuna, yüksek nitelikte ol- duğuna ve değerlendirilmekte olan iki alt konu üzerinde tartışabilmesi için Çalışma Grubuna mükemmel bir dayanak sağlamakta olduğuna dik- kat çekmişlerdir. Bununla birlikte, - devlet olma, vatandaşlık ve diploma- tik koruma meselelerindeki yorumlar gibi - belgede yer alan bir kısım ge- lişmelerin geçerliliğinin belirgin olmadığı da ifade edilmiştir. Ayrıca, ça- lışma kâğıdının içeriğinin, bir bütün olarak Komisyona değil, Eş Başkan- lara ait olduğu da anımsatılmıştır (para.178). Üyeler ayrıca Eş Başkanların konuya ilişkin kapsamlı çabalarını, ge- rek devletler, uluslararası örgütler ve ilgili diğer kuruluşların uygulama- larına ilişkin veriler toplamak, gerekse hükümetlerarası ve akademik alanlarda konuya yönelik daha fazla ilgi ve katkı sağlamak anlamında, memnuniyetle karşılamışlardır (para.179). (iii) Çalışma Grubunun çalışmasının kapsamı ve çalışma yöntemleri 352 | Dr. Ahmet ULUTAŞ Çalışma Grubunun çalışmasının kapsamıyla ilgili olarak, konunun gerek içerik gerekse zaman bakımından kapsamına ilişkin olarak farklı görüşler de dile getirilmiştir; Çalışma Grubunun bazı üyeleri söz konusu kapsamların gereğinden fazla iddialı olduğunu ve daraltılması gerekti- ğini düşünürken, konuya getirilen kısıtlamalar diğerleri tarafından, mev- cut uluslararası hukukun karşılaşılan güçlükleri ele almada yeterli olup olmayacağı ya da muhtemel boşlukları doldurmak için yeni kurallar veya ilkelerin gerekli olup olmadığı konusunda Çalışma Grubunun sonuçlara ulaşmasına engel olduğunu değerlendirmişlerdir (para.180). Bir yandan Komisyon’un işleyişteki rolünü saptayıp, politika konu- larını uluslararası hukuk konularından ayırırken, diğer yandan konunun hukukî boyutuna odaklanılması ve varsayıma dayalı senaryolardan kaçı- nılması gereği de vurgulanmıştır. Bu ilk hususa ilişkin olarak, Komis- yon’un konuyla ilgili rolünün, deniz seviyesinin yükseldiği durumlardan doğan önemli hukukî sorunların gözden geçirilmesi veya ana hatlarıyla ortaya konulmasıyla sınırlandırılması gerektiği öne sürülmüştür. Ayrıca bunun tersine, Komisyon’un politika ile ilgili meseleleri inceleyebileceği ve mevcut hukuku geliştirme veya en azından, bağlayıcı olmayan politika önerilerinde bulunma imkânı sağlayabileceği de belirtilmiştir (para.181). Komisyonun 72 nci oturumunda değerlendirmiş olduğu, deniz hu- kukuyla ilgili meselelere ilişkin alt konu ile şimdiki oturumunda incelen- mekte olan alt konular arasındaki bağlantının tespit edilmesi gerektiğinin de altı çizilmiştir. Bu hususta, başta “kara denize hükmeder” ilkesi34 ve de- nizlerin serbestisi ilkesi olmak üzere, deniz seviyesindeki yükselişin etkisi ile deniz hukuku arasındaki karşılıklı ilişki vurgulanmıştır (para.182). Çalışma yöntemlerine ilişkin olarak ise Çalışma Grubunun ürünü- nün bu grubun üyelerinin katkılarını ne şekilde yansıttığını açıklamanın faydalı olacağı kaydedilmiştir. Aynı zamanda, önümüzdeki beş yıllık dö- nem içerisinde, atanacak bir özel raportör veya raportörler ve genel katı- lımlı formatta düzenlenen halka açık tartışmalar yoluyla Komisyonun ko- nuyu geleneksel bir konuya dönüştürmeyi düşünebileceği de tavsiye edilmiştir (para.183). (iv) Bilimsel bulgular Bilimsel bulgulara ilişkin olarak, risklerin bir bütün olarak değer- lendirmesini yapabilecek bir durumda olması için Komisyonun, temel 34 Bu konuda daha geniş bilgi ve söz konusu ilkeye ilişkin farklı bir değerlendirme için bkz. EVANS, Malcolm D, International Law, 4th Edition, 2014, s.684. Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 353 aldığı bilimsel bulguları değerlendirmesinin gerekebileceği tavsiye edil- miştir. Öte yandan, üyeler, Çalışma Grubunun faaliyetlerinin deniz sevi- yesindeki yükselmenin bilim tarafından hâlihazırda kanıtlanmış bir ger- çek olduğu, bir takım devletleri ciddi düzeyde etkilediği ve küresel bir olgu olduğuna yönelik ortak bir noktayı temel aldığını hatırlatmışlardır. Mevcut bilimsel verilerin eksiksiz bir özetinin ikinci çalışma kâğıdının 45 ila 51 inci paragraflarında bulunduğu ve birinci ve ikinci çalışma kâğıtla- rında da gerçekleştiği üzere, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli gibi yüksek itibar gösterilen uzman gruplarını dayanak almanın makul olduğu kaydedilmiştir (para.184). Gelecekte bilim insanları ile yeni toplantılara ihtiyaç duyulup du- yulmadığına ilişkin olarak ise farklı görüşler ifade edilmiştir. Bununla bir- likte, Çalışma Grubunun üyeleri, hukuki meselelere yönelik olarak yürüt- tükleri çalışmalarla yüksek ilgililik gösteren hususlar konusunda bilgi ve eğitim sağlanması için odak noktalı toplantıların organize edilmesine yö- nelik Eş Başkanların teklifini memnuniyetle karşılamıştır (para.185). (v) Devlet uygulaması Çalışma Grubunun üyeleri, konuya ilişkin devlet uygulamalarının Çalışma Grubunun faaliyetleri açısından önemli olduğunu ve mevcut (available) devlet uygulamalarının sınırlı olmasından dolayı gruba verilen haritalandırma görevinin sınırlı kaldığını yinelemiştir. Aynı zamanda, bu zamana dek, tamamen sular altında kalma veya üzerinde yaşanamaz hale gelme sürecinde bulunan herhangi bir devlet olmadığı da vurgulanmıştır (para.186). Büyüklük ve temsil açısından, özellikle Pasifik’teki küçük ada dev- letlerindeki bölgesel uygulamaların istikrarlı bir biçimde şekillendiği an- cak Latin Amerika ve Karayipler ile Asya ve Afrika ülkelerinden yeterli yorum alınamadığı ve Komisyonun hükümetlere erişim sağlamaya yöne- lik girişimlerde bulunmasına ve Çalışma Grubunun üyelerinin bölgesel uygulamalara yönelik katkı belgelerini hazırlamasına ihtiyaç duyulduğu kaydedilmiştir (para.187). Deniz seviyesinin yükselmesi gibi aşırı karmaşık varoluşsal ve ka- çınılmaz bir olgu söz konusu olduğunda, tamamen su altında kalan bir devlet henüz bulunmadığından dolayı sınırlı devlet uygulamasının mev- cut olduğu hallerde, Komisyonun, uluslararası hukukun devamlı olarak geliştirilmesine yönelik göreviyle uyumlu olacak şekilde, analoji ve yo- rumlama normları vasıtasıyla mantık yürütmeye başvurabileceği önerisi yapılmıştır. Bu bağlamda, yeni güçlükler ile başa çıkabilmek için uygun 354 | Dr. Ahmet ULUTAŞ olan hallerde, uluslararası hukuk uygulamalarının, uluslararası hukuk il- kelerinin ve hukuki normların olaylar ışığında daimi olarak yorumlan- masını içerdiği, hatırlatılmıştır. Eş Başkanların en uygun seçenekleri be- lirlemede yaptığı gibi, Komisyonun uluslararası hukukun temellerini dik- kate alması ve muhtemel seçenekler ve alternatifler hakkında diyalog or- tamı oluşturması ihtiyacının da altı çizilmiştir (para.188). (vi) Hukuki kaynaklar Hukuki kaynaklara ilişkin olarak, Komisyonun andlaşmaları, tea- mül hukuku ve hakkaniyet ilkesi, iyi niyet ilkesi ve uluslararası işbirliği ilkesi gibi ilkeler dâhil olmak üzere konuya ilişkin uygulanabilir hukuk ilkelerini dikkate alması gerektiği yinelenmiştir. BM Deniz Hukuku Söz- leşmesi’nin oynadığı merkezi rol ve bu Sözleşmenin bütünlüğünü ko- ruma gerekliliğinin de altı çizilmiştir (para.189). Çalışma Grubunun bazı üyelerince, uluslararası işbirliği ilkesinin ele alınan her iki alt konu ile de eşit düzeyde ilgili olduğu ifade edilmiştir. Aynı zamanda, Eş Başkanlar tarafından ikinci çalışma kâğıdında ifade edildiği üzere, bu ilkenin devletlerin kendilerini korumalarında da önemli bir rol oynayabileceği de belirtilmiştir. Sahil bariyerleri veya mu- hafaza ve siperlerinin kurulması veya güçlendirilmesi gibi koruma ted- birlerinin yüksek maliyetli olduğu dikkate alındığında, bu kapsamda, teknoloji aktarımı ve en iyi uygulamaların paylaşımı şeklindeki uluslara- rası işbirliğinin önemi vurgulanmıştır. Başkaca dayanıklı ve çevre anla- mında sürdürülebilir olan yöntemlerin bulunabilmesi için deniz seviyesi- nin yükselmesi olgusundan etkilenen insanları yerleştirmek üzere oluş- turulan yapay adalara ilişkin olarak, bu girişimlerin maliyeti ve olası çev- resel etkileri dikkate alındığında, uluslararası işbirliği ilkesi, eşit düzeyde önemli olarak kabul edilmiştir. Böylesi bir uluslararası işbirliğini sağla- mak için pratik yöntemler ve araçların tespit edilmesi ihtiyacı vurgulan- mıştır (para.190). Ayrıca, devlet olma ve deniz seviyesinin yükselmesi üzerindeki her yansımanın, ortak ve fakat farklılaştırılmış sorumluluklar ilkesini kapsa- ması ve böylesine ciddi bir küresel çevre sorununu ele alma maliyetinin farklı devletlerarasında tarihsel sorumluluklarına ve yeteneklerine göre dağıtılması gerektiği gözlemlenmiştir. Bu amaçla, Çalışma Grubu, diğer- lerine ek olarak, Ozon Tabakasının Korunmasına Dair Viyana Sözleş- mesi’nin 2 nci maddesi ve Çevre ve Kalkınma Üzerine Rio Deklarasyo- nu'nun 7 nci İlkesi, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 3 üncü maddesi ve Kyoto Protokolü, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin 20 nci Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 355 maddesi ve Paris Andlaşması dâhil olmak üzere, iklimle ilgili küresel so- runlara yönelik hazırlanan mevcut yasal çerçeve üzerinden yola çıkabilir (para.191). Kara denize hükmeder ilkesinin devlet olmayla ilgisine ilişkin ola- rak, destek ve şüphe içeren farklı görüşler de dile getirilmiştir (para.192). (b) Devlet olmaya ve buna bağlı gözlemlere ilişkin yorumlar ile yol gösterici sorular (i) Devletlerin Hak ve Görevlerine İlişkin Sözleşmede Yer Alan Kriterler Devlet olma üzerine yapılan fikir alışverişlerinde, bunun dikkatle ele alınması gereken karmaşık bir konu olduğu belirtilmiş ve ikinci ça- lışma kâğıdında ne genel kabul görmüş bir devlet tanımının ne de devle- tin ortadan kalkması için açıkça tanımlanmış kriterlerin mevcut olmadığı vurgulanmıştır. Komisyonun, 1949 tarihli Devletlerin Hak ve Görevlerine İlişkin Bildirge Taslağı üzerindeki çalışmaları bağlamında devlet olmayı tanımlamada zorluklar yaşadığı kaydedilmiştir. Buna bağlı olarak, “dev- let” teriminin birçok anlamı olduğu, belirli bir andlaşma bağlamında yo- rumlanması gerektiği ve bu konuda ihtilaflı uluslararası içtihatların ol- duğu görülmüştür. Ayrıca, devlet olma hususunun, yalnızca toprakları tamamen ortadan kaybolabilecek yahut insan yerleşimini ya da ekono- mik yaşamı sürdürmeye elverişli olmayan devletlerle ilgili olduğu kay- dedilmiş ve deniz seviyesinin yükselmesi etkisinin oldukça az sayıda devletle sınırlı olabileceği öne sürülmüştür (para.193). Devletlerin Hak ve Görevlerine İlişkin Sözleşme’nin 1 inci madde- sinde bir devletin varlığı için sahip olması gerektiği belirtilen ve sürekli nüfus, belirlenmiş bir toprak parçası, hükümet ve diğer devletler ile ulus- lararası hukukun diğer özneleriyle ilişkiler kurabilme yeterliliği olarak sı- ralanan dört kriterin ilgi düzeyine dair farklı görüşler dile getirilmiştir (para.194). Bu bağlamda, birçok istisna, olasılık ve değişen tanımlarla birlikte her kriterin birden çok yönü olduğu kaydedilmiştir. Bu kriterler, devlet olma ve deniz seviyesinin yükselmesi tartışmaları için yararlı bir dayanak veya başlangıç noktası olarak görülürken, bir toprağın çevresel nedenlere bağlı olarak ortadan kalkmasının yalnızca bir kurgudan ibaret olduğu- nun düşünüldüğü zamana ait farklı bir tarihsel bağlamın ürünü oldukla- rına dikkat çekilmiştir. Dolayısıyla, bunlar, etkilenen devletler için kalan devlet olma seçeneklerini gereksizce sınırlayabilmektedirler. Kriterlerin belirsiz gereksinimlerden ibaret olmadığı ve bir devletin, bunlardan birini 356 | Dr. Ahmet ULUTAŞ karşılamadığında, özellikle toprak veya nüfus kaybı yoluyla yaşanabilir olmaktan çıkması yüzünden kendiliğinden ortadan kalkamayacağı da gözlemlenmiştir (para.195). Ülke kriterine ilişkin olarak, devletin kurulabilmesi için ülkenin bir ön koşul olduğu ve mevcudiyetinin devlet olmak adına köklü bir unsuru teşkil ettiği teyit edilmiştir. Buna karşılık, egemenliğin yalnızca kara top- raklarını değil, devletin kontrolü altındaki tüm bölgeyi ifade ettiği kayde- dilmiştir. Bu nedenle, deniz seviyesinin yükselmesi nedeniyle tamamen sular altında kalan bir bölge, hiç var olmamış şeklinde değerlendirilme- melidir (para.196). Ayrıca, dördüncü kriter olan diğer devletlerle ilişkiler kurabilme yeterliliğinin, birtakım hukuki geleneklerde devlet olmanın bir sonucu olarak görüldüğünün altı çizilmiş ve buradan aslında devleti oluşturan üç asıl kurucu unsurun, ülke, nüfus ve etkin hükümet olduğu sonucuna varılmıştır (para.197). Ayrıca, devletlerin uygulamalarında, Devletlerin Hak ve Görevle- rine İlişkin Sözleşmedeki kriterlere eklenmiş modern kriterler geliştirdik- leri buna göre, Komisyonun bu bakımdan vardığı sonuçlarda dikkatli ol- ması gerektiği kaydedilmiştir. Devletlerin Hak ve Görevlerine İlişkin Söz- leşmedeki kriterlerin yorumlanmasına dair devlet uygulamaları konu- sunda bir çalışma, belirli bazı devlet olma vakalarındaki önemleri göz önüne alındığında, BM Güvenlik Konseyi kararlarının göz önüne alın- ması da dahil olmak üzere, faydalı olabilir. Ayrıca, devlet uygulamalarına göre, Devletlerin Hak ve Görevlerine İlişkin Sözleşmenin kriterlerinden herhangi birinin karşılanmamasının mutlaka devletin sona ermesiyle so- nuçlanmadığına da işaret edilmiştir (para.198). (ii) Devlet olma ve kendi kaderini tayin etme Tartışma sırasında, deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen devletlere hangi devlet olma seçeneklerinin sunulabileceğini anlamak amacıyla, etkilenen nüfusun menfaat (interests) ve ihtiyaçlarının değer- lendirilmesi gereken temel bir husus olduğu öne sürülmüştür. Bu bağ- lamda, kendi kaderini tayin etme hakkının kullanılması maksadıyla etki- lenen bir nüfusun halk olarak korunması, Komisyonun bu konudaki ça- lışmalarının ana sütunlarından biri olmalıdır. Aynı zamanda, Komisyo- nun kendi kaderini tayin etme hakkının özel tarihi ve hukuki bağlamla- rını göz önünde bulundurması ve bu ilkeyi deniz seviyesinin yükselme- siyle ilgili olarak uygularken dikkatli olması gerektiği belirtilmiştir (para.199). Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 357 (iii) Devlet olma ve devamlılık karinesi İkinci çalışma kâğıdında özetlendiği üzere, batık veya yaşanamaz durumdaki devletlerin devamlılığı karinesi ve uluslararası tüzel kişilikle- rinin korunması hakkındaki yorumlara dönüldüğünde, Çalışma Grubu üyeleri tarafından çeşitli görüşler ifade edilmiştir (para.200). Devletin devamlılığı karinesinin, deniz seviyesinin yükselmesinin sonuçlarıyla mücadele etmek için uygun bir çözüm olduğu belirtilmiş ve özellikle uluslararası teamül hukukunda devletin sona ermesi için açık bir kriter bulunmadığından bu geleneksel karinenin Çalışma Grubu tarafın- dan bir çıkış noktası olarak alınması konusunda destek verilmiştir. Bu bağlamda, böyle bir yaklaşımın, Uluslararası Hukuk Derneği’nin 2018 Sydney Konferansı’nda vardığı ilk sonuçlarla da uyumlu olacağı ifade edilmiştir. Ayrıca, korunma hakkının devlet olmanın doğasında bulunan bir hak olduğu öne sürülmüştür (para.201). Sunulan bir başka görüşe göre, devletin devamlılığı karinesi ilk ola- rak devletlerin değerlendirmesine tabiydi ve bunlardan bazıları söz ko- nusu seçeneği destekleyerek deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen devletlerin ortadan kalkmasına karşı çıkmıştır. Ayrıca, rolünün özel çö- zümler sunmak için adımlar atmaktan ziyade deniz seviyesinin yüksel- mesinden doğan ilgili yasal sorunların çerçevesini çizmekle sınırlı olması gerektiği düşünüldüğünde, bunun Komisyonun özel bir çıkarım yapabi- leceği bir konu olmadığı ileri sürülmüştür (para.202). Bu bağlamda, ikinci çalışma kâğıdının 64 üncü paragrafında da be- lirtildiği üzere, Komisyonun, 2018 programına uygun olarak, diğerlerinin yanı sıra, “ada devletlerin topraklarının tamamen denizle kaplandığı veya yaşanamaz hale geldiği durumlarda devlet olma durumumun de- vam etmesi veya kaybedilmesinin olası yasal etkilerine dair bir analiz” yapması gerektiği hatırlatılmıştır. Dolayısıyla, Komisyonun: (a) çalışma kâğıdında kısmen ele alınmış olan fiilen vatansız kişiler için diplomatik koruma gibi toprakların var olmaması durumunda devletin devamlılı- ğından doğan yasal sorunlar ve (b) bugüne kadar ele alınmamış olan dev- letin sona ermesi, diğer bir deyişle devletin ortadan kalkması durumun- dan doğan yasal sorunları göz önünde bulundurması önerilmiştir (para.203). Ayrıca, devletin devamlılığı ilkesinin geçici olduğu ve örneğin ikinci çalışma kâğıdının 192 ve 193. paragraflarında bahsedilen askeri iş- gal veya ülke içi şiddet olayları gibi normal olmayan durumlarda devletin korunmasını amaçladığı belirtilmiştir. Toprakların sular altında kalması 358 | Dr. Ahmet ULUTAŞ veya tamamen ortadan kalkmasının topraklardaki bir değişiklikle karşı- laştırılamayacağı ve devamlılık karinesinin yalnızca bir toprak parçasının ve nüfusun var olduğu durumlarda geçerli olabileceği ileri sürülmüştür. Bu bağlamda, ülkenin bir devletin vazgeçilmez unsuru olduğu hatırlatı- lırken aynı zamanda devletin devamlılığı karinesinin toprak ve nüfusa dayalı olmaktan ziyade devletin tüzel kişiliğine bağlı olduğu vurgulan- mıştır (para.204). Toprağın yokluğunda veya fiziki varlığı sona ermiş bir devletin top- raksız olarak bir başka devletin egemenliği altına girdiği durumda devle- tin devam etmesine ilişkin risklerin de altı çizilmiştir. Böyle bir devletin örneğin deniz alanlarıyla ilgili veya insan hakları, göç ve mülteci hukuku alanındaki uluslararası ve ulusal yükümlülüklerini yerine getirme kapa- sitesi de sorgulanmıştır. Çalışma Grubunun, alçak kıyı arazilerinde ve ta- mamen sular altında kalmış bölgelerde, devlet yoluyla veya başka bir şe- kilde, halkların kültürel ve geleneksel kimliklerini korumak için araç ve yöntemler belirleme ihtiyacı da vurgulanmıştır (para.205). (iv) Devlet olmanın geleceği için diğer olası alternatifler Çalışma Grubu ayrıca, yukarıdaki görüş alışverişi bağlamında, ça- lışma kâğıdının İkinci Faslının V. Bölümünde belirtildiği gibi, uluslararası tüzel kişiliğin toprak olmaksızın sürdürülmesi ve devleti korumak ama- cıyla yukarıdaki 169 uncu paragrafta listelendiği üzere çeşitli yöntemlerin kullanılması gibi devlet olmanın geleceğine yönelik diğer olası alternatif- leri de incelemiştir (para.206). Çalışma Grubu bunu gerçekleştirirken, 1870 ve 1929 yılları arasın- daki Vatikan, Malta Egemen Düzeni ve sürgündeki Hükümetler ile ilgili olanlar da dâhil olmak üzere, Eş Başkan tarafından keşfedilen birçok açık- layıcı örneği ve derinlemesine analizi genel olarak memnuniyetle karşıla- mıştır. Batık veya yaşanamaz durumdaki devletlerin devletliği kaybını daha detaylı değerlendirmede Çalışma Grubuna yardımcı olabilecekleri öne sürülse de, bunların deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen dev- letlerin varlığını sürdürmeyi amaçlayan seçeneklerin incelenmesinde ya- rarlı benzeşimler olmaktan ziyade tarihsel açıdan ilgi çekici oldukları ka- bul edilmiştir. Bu bağlamda, Eş başkan tarafından verilen örnekleri çev- releyen ve söz konusu varlıkların gerçekten bir devlet olarak görülmediği bağlamın, deniz seviyesinin yükselmesi durumunda olduğu gibi, bir böl- genin kullanılamaz hale gelmesi bağlamından temelde farklı olduğu özel- likle vurgulanmıştır (para.207). Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 359 İkinci çalışma kâğıdında incelenen çeşitli seçenekler göz önünde bulundurularak, olası alternatiflerin dikkatli ve ihtiyatlı bir analizinin ya- pılması ve devletler arasındaki andlaşmalara veya uluslararası toplumun kararlarına dayalı olarak kendine özgü hukuki rejimlerin yaratılmasının göz ardı edilmemesi önerilmiştir. Bu bağlamda, çeşitli ortaklık andlaşma- larının kişilerin küçük ada devletlerinden daha büyük bir devlete serbest dolaşımına izin verdiği belirli durumlara atıfta bulunulmuştur. Böyle bir andlaşmanın olmadığı diğer durumlarda, diğer küçük ada devletleri yö- nünden yürürlükte olan ve her yıl kurayla seçilen yalnızca 75 kişinin daha büyük devlete taşınmasına izin verildiği bir prosedür örneği verilmiştir (para.208). Buna karşılık, Komisyon’un görevinin belirli düzenlemeleri diğer- lerine göre önermek olmadığı, bu görevin siyasi alana bırakılması gerek- tiği görüşü dile getirilmiştir. Ortadan kaybolan bir devlet ile birlikte çö- züm müzakere edeceği diğer (potansiyel olarak kabul eden) devlet ara- sındaki potansiyel güç dengesizliğine de dikkat çekilmiştir: Böyle bir bağ- lamda, ortadan kaybolan devletin denizcilik yetkileri büyük ölçüde veya tamamen Andlaşmanın bir parçası olarak diğer (kabul eden) devlete dev- redilebilir (para.209). (v) Devlet olma ve ıslah (reclamation) çabaları Uygulamada, küçük bir miktar da olsa bir toprak parçasına sahip olunmasına verilen önem göz önüne alındığında, potansiyel bir çözü- mün, ortadan kaybolan bir devletin bir kısmının, örneğin ıslah çabaları yoluyla, korunmasında etkili olabileceği öne sürülmüştür. Bu çabalar, za- ten var olan bir özelliği, örneğin bir adayı, doğal durumunda alacak ve bu özelliğin boyutunu, kara kütlesini artıracak şekilde genişletecektir (para.210). (vi) Devlet olma ve tazminat Egemenliğin devamlılığı üzerine yapılan değerlendirmelerin, bü- yük ölçüde kontrolsüz insan endüstrisinin neden olduğu bir olguya en az katkıda bulunan, en çok etkilenen devletlerin karşılaştığı zorlukları çöz- meyeceğini akılda tutarak, çeşitli devlet olma kavramlarını analiz etmek ve olmayan emsalleri bulmaya çalışmak yerine, verilen zararın tazmini gibi klasik olan meseleyi dikkate almanın faydalı olacağı önerilmiştir. Al- ternatif olarak, konunun bir parçası olarak tazminatın ele alınmasının amaca zararlı olabileceği ve 2018 gündeminde açıkça bahsedilmediği ileri sürülmüştür (para.211). 360 | Dr. Ahmet ULUTAŞ Ayrıca, bazı devletlerin devlet olma alt konusuyla ilgili endişelerini dile getirdikleri ve bu tür diğer insan faaliyetlerinin olguyu açıklayabile- ceği göz önüne alındığında, küresel deniz seviyesi yükselmesinin ne öl- çüde kıyı şeritlerindeki değişikliklere atfedilebileceğini belirlemenin ge- rekli olabileceği belirtilmiştir (para.212). (vii) Yol gösterici sorulara yapılan yorumlar Çalışma Grubu üyeleri, ikinci çalışma kâğıdının 423 üncü paragra- fında listelenen yol gösterici sorularla ilgili olarak aşağıdaki gözlemleri yapmıştır: (a) Bir devletin, Devletlerin Hak ve Görevlerine ilişkin Sözleşme’de belirtilen kriterlerin bir kısmını veya tamamını artık karşılamamasına rağmen, istisnai durumlarda varlığını sürdürmesinin mümkün olması ge- rektiği önerilmiştir. Yine de, uygulamadaki durumlar her zaman yoruma açık olacağından dikkatli olunması istenmiştir. Aynı zamanda, nüfus ve toprak kriterlerinin hayati olmaya devam ettiği ve uzun süreli veya kalıcı toprak kaybının istemeden de olsa devlet olma üzerinde bir etkisi olacağı belirtilmiştir; (b)Vatikan ve Malta Egemen Askeri Düzeni örneklerinin, doğrudan ilgili olmamakla birlikte kıyas yoluyla ele alınabilecekleri gözlemlenmiş olmasına rağmen, alt konunun incelenmesine yardımcı olmadığı kayde- dilmiştir. Buna bağlı olarak, tanımı gereği geçici olan ve toprak kaybı içer- meyen sürgündeki hükümet örnekleri doğrudan ilgili olarak değerlendi- rilmemiştir. Başka bir görüşe göre, en azından bir devletin kara toprakla- rının deniz seviyesinin yükselmesi nedeniyle kaybolmasının hemen ar- dından veya bir devletin kara toprakları tamamen denizle örtülmediği halde yaşanamaz hale gelmesi nedeniyle sürgüne zorlanan hükümetlerin vakalarından bazı değerli sonuçlar çıkarılabilir. (c) Bir devletin varlığını korumak için gerekli bir hak ve bunun içe- riğine ilişkin çekince ifade edilmiş ve Çalışma Grubunun koruma önlem- lerini haklar ve yükümlülükler açısından ele almaktan kaçınması öneril- miştir; (d) ve (e) Devletin devamlılığı karinesini sürdürmenin karmaşık uy- gulama zorluklarına yol açabileceği gözlemlenmiştir. İkinci çalışma kâğı- dının 423 üncü paragrafının (d) ve (e) bentlerindeki soruların uygulana- bilirliği veya Çalışma Grubunun keşfetmesi için gerekli olup olmadığı hu- susu belirsiz olarak kabul edilmiştir. Aynı zamanda, Çalışma Grubunun devletlerin kullanması için bir dizi önleyici araç geliştirmesi önerilmiştir; Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 361 (f)Herhangi bir uygulama yönteminin, ilgili devletler arasındaki andlaşmalara bağlı olacağı kaydedilmiştir. Bazı üyeler, bu bağlamda kendi kaderini tayin hakkının genişletilmesi olasılığına ilişkin şüphelerini dile getirmişlerdir; (g)Devletliğin devamlılığı karinesinin mevcut olmadığı görüşü dile getirilmiştir. Ayrıca, Çalışma Grubunun böyle bir karinenin varlığını tes- pit etmek yerine, uygun olup olmadığını araştırması gerektiği belirtilmiş- tir; (h)Bir devletin kara topraklarını kaybetmesine rağmen deniz bölge- leri üzerindeki yargı yetkisini sürdürebileceği varsayıldığında, devletin bu bölgelerdeki yükümlülüklerini yerine getirmesi de dahil olmak üzere, uygulamada zorlukların ortaya çıkacağı kaydedilmiştir. Bununla birlikte, bu durum, etkilenen devletler için potansiyel bir çare olarak değerlendi- rilmiştir. Tam ve kısmi su altında kalma durumları ile bir devletin kara topraklarının tamamen denizle kaplanmamasına rağmen yaşanmaz hale geldiği durumlar arasında ayrım yapılması gereği vurgulanmıştır; (i)Bir görüşe göre, ikinci çalışma kâğıdının 423 üncü paragrafının (i) bendindeki soru yararlı veya konuyla ilgili değildir. Ayrıca, üçüncü bir devletin topraklarında özerk bir bölgenin kurulması gibi belirli yöntemler önermenin konunun kapsamı dışında olduğu da kaydedilmiştir; (j)Devlet olma seçeneklerinin seçiminin bir politika konusu olduğu gözlemlenmiştir ve her bir özel durumda ilgili devletler arasındaki and- laşmalara bağlı olacaktır (para.213). (c) Deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunma- sına ilişkin yorumlar ve ilgili yol gösterici sorular (i) Mevcut hukuki çerçeveler Çalışma Grubunun dördüncü ve beşinci toplantılarında alt konuya ilişkin tartışmalar sırasında, deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilere müstakil bir hukuki statü sağlayan herhangi bir hukuki çerçeve- nin mevcut olmadığı ve var olan uygulanabilir çerçevelerin oldukça par- çalı olduğu belirtilmiştir. Deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen ki- şilerin korunmasına yönelik mevcut ilkelerin etkinliğinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi önerisine destek verilmiştir. Bunun uygulanması sıra- sında deniz seviyesinin yükselmesinin farklı özelliklerini dikkate alma ih- tiyacı vurgulanmıştır. Başka bir görüşe göre, uygulanabilir kuralların par- çalı doğasının herhangi bir uygulama sorununa yol açıp açmadığı sorgu- lanabilirdi. Bu nedenle, deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen dar 362 | Dr. Ahmet ULUTAŞ bir grup insanın korunması için hayli spesifik bir hukuki çerçeve geliştir- menin gereksiz olduğu değerlendirilmiştir (para.214). Mevcut yasal çerçevelerin uygulanabilirliği sorusu üzerine yorum yaparken bazı üyeler, uluslararası mülteci hukuku, iklim değişikliği hu- kuku ve uluslararası insancıl hukukun deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunmasını ele alacak donanıma sahip olmadığını be- lirtmiştir. Buna karşılık, Kampala Sözleşmesi, Mülteciler ve Göçmenler için New York Bildirgesi ve Güvenli, Sistemli ve Düzenli Göç için Küresel Mutabakat Sözleşmesi gibi bazı ilgili uluslararası hukuki belgeler, başarılı devlet işbirliğinin örnekleri olarak kaydedilmiştir. Üyeler ayrıca, BM in- san hakları sözleşme organlarının ilgili son içtihatlarını da hatırlatmışlar- dır (para.215).35 Mevcut devlet uygulamaları sorusuyla ilgili olarak, yalnızca birkaç devletin Komisyona konu hakkında ilgili bilgileri sunmuş olması üzün- tüyle karşılanmıştır. Devletlere, uluslararası kuruluşlara ve diğer ilgili kuruluşlara bilgi ve uygulama talebinin yinelenmesi önerilmiştir. Deniz seviyesindeki yükselmenin neden olduğu sınır ötesi yer değiştirmelere cevaben devletler tarafından benimsenen idari politikalara örnekler veril- miştir. Mülteci olarak nitelendirilmeyen kişilere insani vize verme ve ikin- cil koruma sağlama uygulamalarının daha fazla inceleme gerektirdiği be- lirtilmiştir (para.216). (ii) İnsan hakları hukukunun uygulanabilirliği İklim değişikliğinin ve deniz seviyesinin yükselmesinin insan hak- larından yararlanmayı olumsuz yönde etkileyebileceği ve tüm insan hak- larının - medeni, siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel - birbiriyle ilişkili, birbirine bağlı ve bölünmez olarak görülmesi gerektiği kabul edilmiştir. Ayrıca, deniz seviyesinin yükselmesi konusuna doğrudan değinmemekle birlikte, Latin Amerika'daki Cartagena Mülteci Bildirgesi ve Brezilya Deklarasyonu veya Afrika'daki Kampala Sözleşmesi gibi bazı bölgesel belgeler korunmaya muhtaç kişilerin yer değiştirme sebebi olarak iklim değişikliğini ve felaketleri göz önüne almışlardır. Ayrıca, devletlerin de- niz seviyesinin yükselmesi olgusunu ele alırken insan hakları yükümlü- lüklerine saygı göstermeleri gerektiği vurgulanmıştır. Buna bağlı olarak, 35 Örneğin, Teitiota v. New Zealand (CCPR/C/127/D/2728/2016) ve Bakatu-Bia v. Sweden (CAT/C/46/D/379/2009). Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 363 İnsan Hakları Konseyinin temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevre hak- kını yakın zamanda tanıdığı hatırlatılmıştır (para.217).36 Çalışma Grubunun bazı üyeleri, uluslararası insan hakları hukuku çerçevesinin, deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korun- masına tam olarak uygun olup olamayacağını sorgulamıştır. Devletlerin bireylere karşı insan hakları yükümlülükleri olmasına rağmen, deniz se- viyesindeki yükselme olgusunun doğrudan herhangi bir devlete atfedile- meyeceği gözlemlenmiştir. Dolayısıyla, insan hakları kurallarının bu bağ- lamda nasıl işleyeceği ve özellikle deniz seviyesinin yükselmesiyle ilgili taleplerin nasıl ve kime karşı ileri sürülebileceği belirsiz kalmıştır. Bu so- rular, toprakları tamamen sular altında kalan veya yaşanmaz hale gelen bir ülke söz konusu olduğunda daha da ilgili kabul edilmiştir. Buna ceva- ben, insan hakları hukukunun deniz seviyesinin yükselmesi olgusunu iz- lemek için önemli bir mercek olduğu ve bireylerin insan haklarının, deniz seviyesinin yükselmesi nedeniyle devletleri sona ermiş olsa dahi vazgeçi- lemez kaldıkları savunulmuştur. Bununla birlikte, insan hakları kuralla- rının bu bağlamda ne ölçüde uygulanabileceğinin incelenmesi gerekli gö- rülmüştür. İnsan hakları yükümlülüklerinin iklim değişikliği yasal çerçe- vesine nasıl daha iyi entegre edileceğini değerlendirmek için bir teklif ya- pılmıştır. Deniz seviyesinin yükselmesi bağlamında geri göndermeme ilke- sinin ek olarak incelenmesi önerilmiştir (para.218). İnsan hakları hukukunun nasıl uygulandığını belirlemek için, her- hangi bir durumda uygulanabilir insan haklarının korunmasından hangi devletin veya devletlerin sorumlu olduğunu belirlemek gerekli olduğun- dan, nedensellik konusuna değinmeden deniz seviyesinin yükselmesi bağlamında insan hakları hukukunun uygulanabilirliğini incelemenin zor olduğu ileri sürülmüştür. Yanıt olarak, Çalışma Grubunun nedensel- liği konunun kapsamından bilinçli olarak çıkardığı ve bunun dikkate alınmasının, Çalışma Grubunun çalışmasına yardımcı olmayacağı kayde- dilmiştir (para.219). (iii) Yol gösterici sorular hakkında yorumlar 36 İnsan Hakları Konseyinin 8 Ekim 2021 tarihli ve 48/13 sayılı kararı ile oturumda alınan diğer kararlar hakkında daha geniş bilgi için bkz. https://www.ohchr.org/en/hr-bo- dies/hrc/regular-sessions/session48/res-dec-stat (Erişim Tarihi: 07.03.2023). 364 | Dr. Ahmet ULUTAŞ Çalışma Grubu üyeleri, ikinci çalışma kâğıdının 435 inci paragra- fında sıralanan yol gösterici sorularla ilgili olarak aşağıdaki gözlemleri yapmıştır: (a) Söz konusu insan haklarının bir yandan medeni ve siyasi hak- lar, diğer yandan ekonomik, sosyal ve kültürel haklar olmak üzere kate- goriler halinde ele alınması önerilmiştir. Ayrıca, deniz seviyesinin yük- selmesinden etkilenen kişilerin insan haklarının korunması için geçerli olan ilkeler arasında ayrımcılık yapılmaması, eşitlik ve hukukun eşit ko- runması ilkelerinin yer alması gerektiği belirtilmiştir; (b) Her özel durumda yapılacak seçim büyük ölçüde yerel hukuki ve idari çerçevelere bağlı olacağından, yerlerinden edilme ve insan hare- ketliliğiyle ilgili olarak burada atıfta bulunulan önlemlerin, genel bir ku- ral olarak tavsiye edilemeyecek kadar spesifik olduğuna dair bir endişe dile getirilmiştir. Ayrıca, deniz seviyesinin yükselmesi nedeniyle yerin- den edilmiş kişiler için tercihli bir rejimin, iklim değişikliğinin diğer so- nuçlarından kaçan insanlara karşı ayrımcı olarak görülebileceği gözlem- lenmiştir. Deniz seviyesinin yükselmesinin sonuçları nedeniyle kişilerin tahliyesi, yer değiştirmesi, yerinden edilmesi veya göç etmesi durumla- rında keyfi yer değiştirmenin önlenmesi ve yasaklanmasının önemi vur- gulanmıştır; (c) Uluslararası işbirliği ilkesinin önemi vurgulanmıştır. Başka bir görüşe göre bu ilke siyasi bir kavramdır ve bundan herhangi bir hukuki sonuç çıkarılıp çıkarılamayacağı şüphelidir. Bu nedenle, uluslararası iş- birliği ilkesinin uygulanabilirliği ve kapsamı konusunda rehberlik için, Komisyonun afet durumunda kişilerin korunmasına ilişkin taslak mad- deleri ve Uluslararası Hukuk Derneği’nin Deniz Seviyesinin Yükselişi Bağlamında Yerinden Edilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Sydney İlke- ler Bildirgesi’nin 4 üncü İlkesini dikkate alması önerilmiştir (para.220). (d) Çalışma Grubunun Gelecekteki Çalışmaları Çalışma Grubunun çalışma kapsamı ve çalışma yöntemlerine iliş- kin yapılan yorumlarla bağlantılı olarak (yukarıda 31-34. paragraflar) alt konuların kapsamının çok geniş olduğu endişesi dile getirilmiş ve incele- nen soru sayısının azaltılması önerilmiştir. Ağırlıklı olarak yeterince ge- lişmiş uygulamalara sahip alanlara odaklanmak için de bir teklifte bulu- nulmuştur. Buna bağlı olarak, Çalışma Grubunun devletle ilgili konuları bir kenara bırakıp gelecekteki çalışmalarını deniz hukuku ve deniz sevi- yesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunması ile ilgili konulara odaklaması önerilmiştir (para.221). Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 365 Devlet olma alt başlığına ilişkin olarak, devletin sona ermesi konu- sunun ikinci çalışma kâğıdında yeterince irdelenmemesi nedeniyle yürü- tülecek ek çalışmalar yoluyla incelenmesi gerektiği belirtilmiştir. Benzer şekilde, deniz tarafından tamamen kaplanmamasına rağmen kara bölge- sinin yaşanamaz hale geldiği durumlarda toprakların kısmen sular al- tında kalması ve kıyı savunması önlemleri ile yapay adaların inşası konu- larını Çalışma Grubunun daha ayrıntılı bir şekilde incelemesi gerektiği kaydedilmiştir. Deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin ko- runması alt başlığıyla ilgili olarak, yerinde bulunan ve yerinden edilmiş kişilerin korunması konularının münferit olarak ele alınması önerilmiştir. Bununla birlikte, müteakip çalışmalar için üç kapsamlı husus ortaya kon- muştur: (a) insan haklarına ilişkin yükümlülükler; (b) yerinden edilme de dâhil olmak üzere kişilerin dolaşımına özgü konular ve (c) iş birliği yapma yükümlülüğü (para.222). Çalışma Grubunun yürüttüğü çalışmaların, Komisyon'un önceki çalışmalarına, özellikle de afet durumunda kişilerin korunmasına ilişkin taslak maddelere dayanması gerektiği belirtilmiştir. Bununla birlikte, de- niz seviyesinin yükselmesinin getirdiği geri döndürülemezlik hali ve uzun vadeli doğası gibi belirli boyutlarının incelenmesine yönelik ihtiyaç vurgulanmıştır. Bunun yanı sıra, Çalışma Grubunun, deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunması alt başlığında BM sistemi içinde faaliyet gösteren insan hakları uzman kuruluşları ile diyalog ku- rulmasını değerlendirmesi önerilmiştir. Ayrıca, söz konusu alt başlıkta, haklara ve ihtiyaçlara dayalı birleşik bir yaklaşım temelinde çalışılması da önerilmiştir (para.223). Çalışma Grubu tarafından yürütülen çalışmaların sonuçlarına iliş- kin olarak, özellikle Afrika'da Ciddi Kuraklık ve/veya Çölleşmeye Maruz Ülkelerde Çölleşmeyle Mücadele İçin BM Sözleşmesi örneğini izleyerek, BM sistemi içerisinde gerçekleştirilecek daha ileri müzakereler için bir da- yanak olarak kullanılabilecek, deniz seviyesinin yükselmesiyle ilgili ko- nularda bir çerçeve sözleşme hazırlanması da dâhil olmak üzere çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Sunulan bir diğer öneri ise, Çalışma Grubu- nun yürüttüğü faaliyetlerin, deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişiler için yeni bir ikincil koruma biçimine ilişkin bir taslak andlaşma dü- zenlenmesi veya kişilerin deniz seviyesinin yükselmesinden tam olarak nasıl etkilendiklerinin ve etkilenmeleri durumunda nasıl korunmaları ge- rektiğinin belirlenmesi amacıyla belirli insan hakları konularının ayrıntılı bir analizinin yapılması gibi daha somut ve sınırlandırılmış sonuçlara 366 | Dr. Ahmet ULUTAŞ odaklanmasını kapsamaktadır. Devletler arasında gerçekleştirilecek ikili andlaşmalar için rehber ilkelerin geliştirilmesi ve BM bünyesinde siyasi düzeyde ele alınacak hukuki soruların bir listesinin hazırlanması destek- lenmiştir. Çalışma Grubunun yürüttüğü çalışmaların kısa vadeli sonucu- nun tüm alt konulara ilişkin nihai raporu olacağı, ancak Komisyon'un ça- lışmalarının bu sonucun ötesinde farklı bir formatta devam edebileceği de belirtilmiştir. Bu bağlamda, Çalışma Grubunun nihai raporuna, BM Genel Kurulunun değerlendirmesine sunulmak üzere, çözüm bekleyen tüm siyasi meseleleri ele alan bir karar taslağının eklenmesi önerilmiştir (para.224). (3) Eş Başkanların Kapanış Yorumları (a) Genel Kapanış Yorumları Çalışma Grubunun altıncı toplantısında, Eş Başkanlar (Galvâo Teles ve Ruda Santolaria), önceki toplantılar sırasında üyeler tarafından dile ge- tirilen yorumlar ışığında kapanış yorumlarını sunmuşlardır (para.225). Eş-Başkanlar, Çalışma Grubu üyelerine ikinci çalışma kâğıdına sun- dukları katkı ve yorumlar için teşekkürlerini ifade etmiştir. Belgenin ge- lecekteki tartışmalar için iyi bir temel oluşturduğu düşünülmekle birlikte, özellikle Afrika, Asya, Latin Amerika ve Karayipler'deki devletler ve uluslararası örgütlerin uygulamaları hakkında bazı ek bilgilere ihtiyaç duyulduğu belirtilmiştir. Eş Başkanlar, deniz seviyesinin yükselmesi ve iklim değişikliğiyle ilgili bilimsel bulguların Çalışma Grubunun yürüt- tüğü faaliyetlerin kapsamına girmemesine rağmen, ilgi duyulan belirli konularda Hükümetlerarası İklim Değişikliği Panelinde (IPCC) yer alan bilim insanlarıyla gayri resmi toplantılar düzenlenmesi konusunda çaba göstereceklerini aktarmıştır (para.226). Eş Başkanlar, bununla birlikte, Çalışma Grubunun faaliyetlerinin, program uyarınca birleştirilmiş bir nihai rapor niteliğinde olan çalışma sonuçlarına halel getirmeksizin devam edeceğini gözlemlemiştir. Çalışma Grubunun gelecekteki çalışma biçimi ve sonuçlarına ilişkin olarak Ça- lışma Grubu üyeleri tarafından sunulan öneriler, sonraki aşamalarda daha ayrıntılı olarak incelenecektir (para.227). (b) Devlet olma Eş Başkan (Ruda Santolaria) deniz seviyesinin yükselmesinin, bir devletin topraklarının kısmen veya tamamen ortadan kaybolmasına ne- den olabilecek, yavaş yavaş gerçekleşen bir doğal olay olduğunu hatırlat- mıştır. Bir devletin bütün topraklarının su altında kaldığı bir vaka Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 367 olmamasına rağmen gelişmekte olan küçük ada devletlerinin yaşanıla- maz hale gelmesi muhtemeldir (para.228). Eş Başkan, devlet uygulaması olmamasının, tarihi örnekleri ve ilgili genel hukuk ilkelerini incelemeyi zorunlu kıldığının altını çizmiştir. Ge- nel hukuk ilkeleriyle ilgili olarak Eş Başkan, devletlerin egemen eşitliği ilkesi, halkların kendi kaderini tayin etme ilkesi, uluslararası işbirliği il- kesi ve iyi niyet ilkesini hatırlatmıştır. Vatikan ve Malta Düzeni arasın- daki tarihi benzerliklerin doğrudan deniz seviyesinin yükselmesiyle bağ- lantılı olmadığı ancak toprak kaybına rağmen uluslararası tüzel kişiliğin korunması olasılığı açısından konuyla ilgili ek çalışmalar için yararlı ola- bilecekleri kabul edilmiştir. Buna göre, en azından bir devletin toprakla- rının deniz seviyesinin yükselmesi sebebiyle ortadan kaybolmasının he- men ardından veya bir devletin topraklarının tamamen deniz altında kal- mamasına rağmen yaşanamaz hale geldiğinde, sürgüne mecbur kalan hü- kümetlerin vakalarından bazı faydalı sonuçlar çıkarılabilir (para.229). Devlet olma ölçütüne geri dönen Eş Başkan, genel kabul görmüş bir devlet kavramı olmamasına rağmen Devletlerin Hak ve Görevlerine iliş- kin Sözleşme’nin Çalışma Grubunun işi için bir başlangıç noktası oluştu- rabileceğini yinelemiştir. Eş başkan, Çalışma grubu üyeleri tarafından ifade edilen bir devlet kurma ve onun varlığını sürdürme ölçütleri ara- sında fark olduğu düşüncesinin altını çizmiştir. Ülke ve daimi nüfus öl- çütlerine ilişkin bazı görüşler ileri sürülmüştür (para.230). Eş Başkan, bir devletin devamlılığı karinesinin de ek çalışmalar için bir başlangıç noktası olduğunu belirtmiştir. Aynı zamanda Eş Başkan, bir devletin toprak ve nüfusunda ciddi değişiklikler olsa bile bu karineyi sür- dürmenin pratik sonuçlarının dikkate alınması gerektiğini vurgulamıştır. Buna bağlı olarak, bir devletin kendini savunma hakkı konusunda da ek çalışmaya gerek duyulmuştur. Etkilenen nüfusların kendi kaderlerini ta- yin etme hakkının korunmasının öneminin de altı çizilmiştir (para.231). (c) Deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunması Eş Başkan (Sn. Galvâo Teles) deniz seviyesinin yükselmesinden et- kilenen kişilere müstakil bir hukuki statü sağlayan spesifik bir hukuki çer- çeve bulunmadığını hatırlatmıştır. İnsan hakları hukuku, mülteci ve göç hukuku, afet ve iklim değişikliği hukuku dâhil olmak üzere mevcut ev- rensel ve bölgesel hukuki çerçevelerin deniz seviyesinin yükselmesi bağ- lamında uygulanabilirliklerini değerlendirmek amacıyla, ek çalışmalara ihtiyaç duyulmuştur. Eş Başkan, devletlerin mevcut uygulamalarının, uluslararası örgütlerin ve doğrudan ve dolaylı ilgili kuruluşların ve deniz 368 | Dr. Ahmet ULUTAŞ seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunması için uygulana- bilir ilkelerin belirlenmesi amacıyla bu durumun gelişiminin incelenme- sine devam edilmesi gerektiğini vurgulamıştır (para.232). Eş Başkan, bazı üyelerin önerileri doğrultusunda Çalışma Grubu- nun sadece afet durumunda kişilerin korunmasına ilişkin taslak madde- lerle sınırlı olmamak üzere Komisyonun önceki çalışmalarının sonuçla- rına kendi çalışmalarında atıfta bulunmaları gerektiğini gözlemlemiştir. Eş Başkan ayrıca, Çalışma Grubu üyelerinin yol gösterici sorulardan (gu- iding questions) herhangi birine bireysel olarak yazılı katkı sağlayabile- ceklerini hatırlatmıştır (para.233). 4. Devlet olma ve deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişi- lerin korunması alt başlıklarına ilişkin ek çalışmalar için meseleler Eş Başkanlar, oturumun ilk bölümünde Çalışma Grubundaki tartış- maları esas alarak, diğer hususların uygun şekilde daha fazla incelenmesi olasılığına halel getirmeksizin, alt başlıklara ilişkin çalışmalarına devam etmesiyle ilgili olarak aşağıdaki önerilerde bulunmuştur (para.234). (a) Devlet olma Eş Başkan (Ruda Santolaria), alt başlık ile ilgisini değerlendirmek amacıyla Çalışma Grubunun Sekretaryadan, Komisyon'un önceki çalış- malarına ilişkin bir çalışma yapmasını talep etmesini önermiştir. Çeşitlilik ve temsil edilebilirliğin sağlanması için, özellikle Latin Amerika ve Kara- yipler, Asya Pasifik ve Afrika gibi daha az bilgi bulunan bölgelerdeki uy- gulamalarla ilgili olarak, dünyanın farklı bölgelerinden kurum ve kuru- luşlarla işbirliği yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Deniz seviyesinin yükselmesinin devlet olma ile ilgili analizi bağlamında, Çalışma Grubu üyeleri arasındaki görüş alışverişini göz önünde bulundurarak, devlet olma alt başlığına ilişkin ikinci çalışma kâğıdını tamamlamak üzere aşa- ğıdaki görevleri önermiştir: (a) Devletlerin Hak ve Görevlerine İlişkin Sözleşme başlangıç nok- tası olarak alınarak ve BM Genel Kurulu ve Güvenlik Konseyi uygulama- larına yapılan atıflar da dahil olmak üzere, bir devletin uluslararası hu- kukun bir kişisi veya öznesi olarak yapılandırılması için gerekenlerin yo- rumlanma biçimine ilişkin bir değerlendirme ve bir devletin kurulması ile varlığının devamına ilişkin kriterler arasındaki farklılıkların analizi; (b) devletin egemenliği altındaki farklı alanlar ve yargı yetkisi altın- daki deniz bölgeleri de dahil olmak üzere toprakların ve deniz Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 369 seviyesinin yükselmesinin bir sonucu olarak su altında kalabilecek kara yüzeyinin yapısının analizi; (c) deniz seviyesinin yükselmesinden kaynaklanan farklı senaryo- lar bağlamında, devlet olma niteliğinin korunmasının veya nihai olarak kaybedilmesinin ve bir tür uluslararası tüzel kişiliğin nihai olarak korun- masının olası hukuki etkilerinin bir sunumu ve deniz seviyesinin yüksel- mesinden etkilenen devletler söz konusu olduğunda devlet olma karine- sinin uygunluğunun ve etkilenen halklar tarafından kendi kaderini tayin hakkının ne şekilde kullanılabileceğinin ve bu tür durumlarda genel ulus- lararası hukukun belirli ilkelerinin uygulanıp uygulanamayacağının ana- lizi. Deniz seviyesinin yükselmesinin aşamalı niteliği göz önüne alındı- ğında, biri, daha yakın bir zamanda, bir devletin kara yüzeyinin tamamen denizle kaplanmadığı, ancak yaşanamaz hale gelebileceği; diğeri ise, bir devletin kara yüzeyinin tamamen denizle kaplanabileceği iki durum ve bunların potansiyel etkileri arasında ayrım yapmak önemli olacaktır. Analizdeki her bir alt başlığın özgünlüğüne halel getirmeksizin, devlet olma durumuna ilişkin farklı varsayımlar veya senaryolar arasındaki et- kileşim ve bunların kişilerin ve haklarının korunmasına yönelik nihai so- nuçları kısmı takviye edilmelidir; (d) deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen bir devletin bu se- viyenin korunmasını isteme hakkı, bu amaçla kullanılacak yöntemler ve bu amaçla uluslararası işbirliğinin önemi üzerine bir değerlendirme; (e) özellikle BM sistemi bağlamında, uluslararası örgütler çerçeve- sinde benimsenebilecek deniz seviyesinin yükselmesi olgusuna ilişkin olarak, kendine özgü yasal rejimler oluşturma veya devletler arasındaki andlaşmalara ya da belgelere dayalı pratik alternatifler önerme olasılığını dikkate alarak, ikinci çalışma kâğıdında ortaya konan çeşitli seçeneklerin dikkatli ve ihtiyatlı bir şekilde analiz edilmesi (para.235). (b) Deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunması Eş Başkan (Galvao Teles) alt başlık ile ilgisini değerlendirmek ama- cıyla Çalışma Grubunun Sekretaryadan, Komisyon'un önceki çalışmala- rına ilişkin bir çalışma yapmasını talep etmesini önermiştir. Çalışma Grubu üyelerini, ilgili uluslararası ve bölgesel uygulamalar ve ikinci ça- lışma kâğıdının 435 inci paragrafında yer alan yol gösterici sorular (gui- ding questions) hakkında kâğıtlar hazırlamaya teşvik etmiştir. İlgili uzman kuruluşlar ve uluslararası örgütlerle temas kurulması ve bu temasların sürdürülmesi gerektiğini vurgulamıştır. Son olarak, Eş Başkan, Çalışma Grubu üyeleri arasındaki görüş alışverişini dikkate alarak, deniz 370 | Dr. Ahmet ULUTAŞ seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunması alt başlığına ilişkin ikinci çalışma kâğıdını tamamlamak üzere daha fazla incelemeyi amaçladığı aşağıdaki hususları sıralamıştır: (a) deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunma- sında kapsayıcı bir ilke olarak insan onurunun korunması; (b) deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunma- sına yönelik yasal analizin temeli olarak ihtiyaç ve hak temelli yaklaşım- ların birleşimi; (c) deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunması bağlamında - medeni, siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel haklar dahil olmak üzere - insan hakları üzerindeki etkiler; (d) deniz seviyesindeki yükselme bağlamında insan hakları yü- kümlülüğü olanların yükümlülüklerinin kapsamının belirlenmesi; (e) deniz seviyesinin yükselmesi bağlamında kırılgan durumdaki kişilerin korunması; (f) deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunması bağlamında geri göndermeme ilkesinin uygunluğu; (g) Güvenli, Sistemli ve Düzenli Göç için Küresel Mutabakat Sözleş- mesi (Global Compact for Safe, Orderly and Regular Migration) ve diğer yumuşak hukuk (soft law) araçlarının deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunması açısından etkileri; (h) deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilere ikincil ve geçici koruma uygulanması; (i) deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunması için insani vize ve benzeri idari politikaların uygunluğu; (j) deniz seviyesinin yükselmesi bağlamında vatansızlığın önlenme- sine yönelik araçlar; (k) deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunma- sına ilişkin devletler arası, bölgesel ve uluslararası işbirliğine yönelik ku- rumsal yollar da dahil olmak üzere uluslararası işbirliği ilkesinin içeriği (para.236). C. Çalışma Grubunun gelecekteki çalışmaları Önümüzdeki beş yıllık dönemde Çalışma Grubu, 2023 yılında de- niz hukuku alt konusuna, 2024 yılında ise devlet olma ve deniz seviyesi- nin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunması alt konularına döne- cektir. Çalışma Grubu daha sonra 2025 yılında, yürütülen çalışmaların Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 371 sonuçlarını birleştirerek bir bütün olarak konuya ilişkin kapsamlı bir ra- por hazırlamaya çalışacaktır (para.237). IV. KOMİSYON RAPORUNDA ELE ALINAN HUKUKİ SORUNLAR Yukarıda belirtildiği gibi çalışmamızda esas itibarıyla BM Uluslara- rası Hukuk Komisyonunun 73 üncü Oturumu Raporunun “Uluslararası Hukuk Bağlamında Deniz Seviyesinin Yükselmesi” başlıklı IX. Bölümünde yer alan açıklama ve değerlendirmeler ele alınmıştır. Bir önceki başlıkta ayrıntılı olarak yer verilen rapor incelendiğinde de görüleceği üzere Ko- misyonun ele aldığı çalışma kâğıtlarında mesele hem lex lata (mer’i hukuk) hem de lex ferenda (gelecekteki hukuk) perspektifinden analiz edilmiştir. Keza, Komisyonun konuya ilişkin uluslararası hukuk birikiminden istifa- deyle olası ihtimaller üzerinden yaptığı hukuki analiz ve değerlendirme- lerinin yanı sıra Komisyon üyeleri arasındaki fikir alışverişi ve tartışma- lara da kapsamlı ve ayrıntılı bir şekilde yer verilmiştir. Ayrıca, ele alınan birinci ve ikinci çalışma kâğıtlarını hazırlayan Çalışma Grubu başkan ve üyelerinin meseleyi ele alış tarzları ve konuya hangi perspektiften bakıp teşhisler koyduklarına ilişkin ayrıntılı bilimsel analizlerin de yer aldığı görülmektedir. Bu yapılırken de uluslararası hukuk alanında mevcut bi- rikimden hareket edildiği ve konuyla ilgili araştırma ve değerlendirme raporları hazırlayan kurum ve kuruluşların değerlendirmelerine de yeri geldikçe atıflar yapıldığı ve içeriğinden istifade edildiği anlaşılmaktadır. Komisyonun meseleyi ele alış tarzı bakımından şu husus da gözden kaçı- rılmamalıdır ki, Komisyon üyeleri meseleye yaklaşılırken kapsam ve sı- nırlılıklar konusunun göz önüne alınması gereğine işaret etmişler, kap- sam dışı gördükleri ve Komisyonun görev yönergesini aştığını değerlen- dirdikleri hususlara girilmemesi yönündeki değerlendirmelerini de yeri geldikçe kayda geçirmişlerdir. Öte yandan Komisyon, ele aldığı bazı meselelere ilişkin görüşlerin yeterince olgunlaşmadığı, konuya ilişkin yeterli veri ve görüşün elde edi- lemediği, bu nedenle de daha ileri araştırmaya ihtiyaç duyduğunu değer- lendirdiği alanları da tespit ederek not etmiştir. Bu bağlamda Komisyon, kendi çalışma takvimi ve görev yönergesi içinde açıklığa kavuşmadığını değerlendirdiği konu başlıklarına, bilhassa da devlet uygulamalarına iliş- kin olarak devletlerden ilave görüş ve değerlendirmeleri ile katkılarını iletmelerinin istenmesine karar vermiştir. Keza Komisyon, meseleyi çalışma takvimine alarak hangi kap- samda hangi konuyu hangi takvim içinde ele alacağını ilan etmiştir. Bu 372 | Dr. Ahmet ULUTAŞ yaklaşımın ise Komisyonun oturmuş uygulamaları ile tutarlı olduğu göz- lemlenmiştir. Diğer bir deyişle, Komisyonun uluslararası hukukun evril- mesi ve gelişimini tamamlayan uluslararası hukukun ise normatif düzen- lemeler bakımından göz önüne alınarak giderek kodifiye edilmesi şek- linde genel olarak tanımlanabilecek görev yönergesine, bu meselede de uyacağını açıkladığı anlaşılmaktadır. Bu kısa açıklamalardan sonra Komisyonun yukarıda ayrıntılı ola- rak yer verilen 2022 yılı Raporunun ilgili bölümünde ele alınan başlıca hukuki meselelerin nelerden ibaret olduğuna burada özlü bir şekilde işa- ret edeceğiz. Buna göre, anılan Raporda, iklim değişikliğinin bir yansı- ması olan deniz seviyesi yükselmesinin özellikle küçük ada devletlerini nasıl ve ne ölçüde etkileyeceği ile anılan devletlerin ülkelerinin tamamen sular altında kalması durumunda devlet olma vasıflarını yitirip yitirme- yecekleri sorunsalı üzerinden oldukça kapsamlı değerlendirmelere yer verilmiştir. Bu konuda, öncelikle devlet olma vasfının şartlarını uluslara- rası hukukta ele alan temel referans belgelerin içeriği geniş bir şekilde analiz edilmiştir. Bu analizden hareketle, küçük ada devletlerinin tama- men sular altında kalmaları yani devlet olma vasfını sağlayan unsurlar- dan olan ülkenin yitirilmesi halinde devlet olma vasfının ve tüzel kişiliği- nin yitirilip yitirilmeyeceği üzerinde durulmuş ve geçmişteki benzer va- kalar üzerindeki tartışmalara da atıf yapılarak Çalışma Grubu üyelerinin değerlendirmelerine yer verilmiştir. Burada ise özellikle üzerinde duru- lan husus olan tamamen suya batan ve ülkesini yitiren devletin ülkesi ol- madan da tüzel kişiliğini ve devlet olma vasfını koruyup koruyamayacağı hususunda açıklamalara yer verilirken bu devletin bu haliyle başka bir devlet ile birleşme dahil çeşitli senaryolarda hak ve menfaatlerini koru- ması imkânları ele alınmıştır. Bununla birlikte, bu devletin cari uluslara- rası hukuk zaviyesinden bakıldığında, ülkesiz bir şekilde sürgit devlet olma vasfını da korumasının ciddi güçlük yaratacağının da kabul edil- mesi gerektiği yönünde görüşler ileri sürülmüştür. Eldeki tartışma konu- larına ilişkin liste hayli ayrıntılı olmakla beraber, Komisyon üyelerinin bu aşamada meseleyle ilgili belirgin ve yeknesak bir sonuca kendi aralarında ulaşamadıkları ve meseleyi elde edilecek ilave veriler ışığında tartışmaya devam edecekleri anlaşılmaktadır. Komisyonun bu seneki raporunun yukarıda maruz kısmına yansı- yan tartışma ve değerlendirmelerinin bir diğer ana konusunu ise deniz seviyesinin yükselmesi nedeniyle ülkeleri tamamen suya batacak veya yaşanmaz hale gelecek olan ada devletleri halklarının kendi kaderini Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 373 tayin hakları dâhil temel insan haklarının korunmasının cari uluslararası hukuk kaideleri çerçevesinde nasıl temin edileceği sorusuna cevap aran- ması teşkil etmiştir. Bu noktada, Komisyon gündeminde mesele tartışılır- ken, ada halklarının devletlerinin ülkesini yitirmesi halinde ihlal edilecek temel haklarının garanti edilmesini ve temin edilmesini sağlayacak mu- hatap bir devletin kalmaması halinde bu hakların kime karşı ve nasıl ileri sürülebileceği sorunsalının öneminin altı çizilmiştir. Keza, bu ada halkla- rının non-refoulment ilkesinin37 korumasından yararlanıp yararlanamaya- cakları konusunun da Komisyonun önümüzdeki dönemdeki tartışma gündeminde yer almaya devam edeceği anlaşılmaktadır. Ayrıca, bu ada halklarının deniz seviyesindeki yükselme nedeniyle hangi temel hakla- rından mahrum olacağı, vatansız kalmalarının nasıl önlenebileceği, bu ki- şilerin ikincil ve geçici korumalarının nasıl sağlanabileceği ve buna daya- nak olacak uluslararası hukukun normatif çerçevesini mevcut uluslara- rası hukuk kaidelerinin mi teşkil edeceği yoksa kendine özgü ve eşine daha önce rastlanmamış şekilde mülteci duruma düşecek olan kişilerin haklarının korunması için spesifik ve müstakil uluslararası hukuk düzen- lemelerine ihtiyaç olup olmayacağı, bu durumun uluslararası hukuk açı- sından bir ihtiyaca karşılık gelip gelmediği de yine cevap aranacak olan sorular arasında yer almaktadır. Diğer bir deyişle, Komisyonun incelenen 2022 yılı Raporu bakımından, deniz seviyesinin yükselmesinden etkile- nen ada devletleri halklarının insan haklarının güvence altına alınması konusu ve bu hakların nelerden ibaret olduğu ile bu haklar kataloğunun özü itibarıyla uluslararası hukuktaki ve ulusal hukuklardaki dayanağının ne olabileceği soruları, öne çıkan başlıklar olarak göze çarpmaktadır. Öte yandan, konunun taşıdığı mevcut ve potansiyel önemine bi- naen, Komisyonun önümüzdeki dönem için uluslararası hukukun bu alandaki gelişimi ve evrilmesi açısından büyük önem taşıyan Raporunda yer alan değerlendirmeler ile Komisyon üyelerince konuya ilişkin olarak ortaya konulan görüşler çerçevesinde öne çıkan hususlara çalışmamızın bu bölümünde biraz daha yakından bakacağız. Buna göre, Komisyonun anılan Raporunun IX. bölümünde öne çıkan hususlar şunlardır: Öncelikle, Komisyon bünyesinde oluşturulan Çalışma Grubu Eş- Başkanı, “deniz seviyesinin yükselmesinin” yeknesak (uniform) olmayan 37 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz.TOPAL, Ahmet Hamdi, Mülteci Hukuku ve Silahlı Çatışma Kaynaklı Sığınmacılar, OnikiLevha Yayıncılık, İstanbul, 2019, s.132-133; Ayrıca bkz.FOROWICZ, Magdalena, The Reception of International Law in the European Court of Human Rights, 2010, s.211. 374 | Dr. Ahmet ULUTAŞ ve tüm devletler için ciddi tehditler oluşturan küresel bir olgu olduğuna işaret etmiştir. Düşük rakımlı ve gelişmekte olan küçük ada devletleri için tehdit, doğası gereği varoluşsaldır ve gelişmekte olan küçük ada devletleri söz konusu olduğunda, bu onların varlığını sürdürmesiyle ilgilidir. Eş-Baş- kan, aynı devlet içinde nüfusun bir adadan diğerine tahliye edildiği va- kalar varken, bir devletin topraklarının tamamen sular altında kaldığına veya yaşanamaz hale geldiğine dair hiçbir kayıt olmadığını belirtmiştir. Bununla birlikte, olguların ilerleyici karakteri ışığında, böyle bir durum, uluslararası hukuk bakımından, yine de, tamamen uzak bir ihtimal ve salt teorik bir endişe olarak nitelendirilmemelidir. Eş-Başkan ayrıca, devletlik durumu konusundaki ilk düşüncelerin, oldukça dikkat gerektiren bu hassas konularda önyargıda bulunmayı veya sonuçlar formüle etmeyi amaçlamadığını özellikle hatırlatmıştır. Esasen, Komisyon gündemindeki tartışmaların odağını oluşturan çalışma kâğıdı, hem lex lata (mer’i hukuk) hem de lex ferenda (gelecekteki hukuk) pers- pektifinden analiz edilecek olan ilgili uluslararası hukuk konularının bir listesini oluşturmak için belirli geçmiş veya mevcut deneyimleri veya du- rumları keşfetmeyi amaçlamaktadır. Deniz seviyesinin yükselmesi olgusu ve bu bağlamda alınan önlem- lere ilişkin hususları sağlıklı bir şekilde irdelemek bakımından, devlet olma meselesiyle ilgili olarak değerlendirilmesi gereken görüşler aşağıda sıralanmıştır: (a) devletin kara ülkesinin tamamen denizle kaplanması ve yaşanı- lamaz bir hale gelme olasılığı ve halkı için yeteri oranda içme suyunun bulunmaması; (b) uyrukluk, diplomatik koruma ve mülteci statüsüyle ilgili soru- ları ortaya çıkarmış olan, insanların diğer devletlerin topraklarına aşamalı bir şekilde kaydırılması; (c) bir başka devletin topraklarına yerleşmiş, deniz seviyesinin yük- selmesinden etkilenmiş bir devlet hükümetinin hukuki statüsü; (d) deniz bölgeleri bakımından deniz seviyesinin yükselmesi olgu- sundan etkilenmiş devletlerin haklarının korunması; (e) etkilenmiş devletlerin nüfuslarının kendi kaderini tayin hakkı. Devamla Eş Başkan İkinci çalışma kâğıdına atıfla, deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunmasıyla ilgili yol gösterici soru- ların bir listesinin bulunduğu 435 inci paragrafa atıfta bulunmuştur. Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 375 Esasen bu sorular 3 alt gruba ayrılmıştır ve şu şekildedir: (a) deniz sevi- yesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin insan haklarına uygulanabile- cek ilkeler, (b) deniz seviyesinin yükselmesinin sonuçları nedeniyle veya deniz seviyesinin yükselmesine ilişkin alınacak bir tedbir olarak hassas kişi ve gruplar dahil olmak üzere kişilerin tahliyesi, yeniden yerleştiril- mesi, yerinden edilmesi ya da göçlerinin söz konusu olduğu durumlara uygulanabilecek ilkeler ve (c) deniz seviyesinin yükselmesinden etkile- nen kişilerin korunması bağlamında devletlere yardım etmeye ilişkin uluslararası işbirliği ilkelerinin uygulanabilirliği ile kapsamı. Bununla birlikte, özellikle etkilenen devletler olarak, gelişmekte olan küçük ada devletlerinin gereksinimlerinin, Komisyon’un, uluslara- rası teamül hukukunun tespitine ilişkin sonuçlar bildirgesindeki tutu- muyla tutarlı bir biçimde dikkatle göz önünde bulundurulması gerekir- ken, deniz seviyesinin yükselmesinin hukuki sonuçlarının gelişmekte olan küçük ada ve kıyı devletleriyle kalmayıp tüm devletleri etkileyecek olması düşünüldüğünde, Komisyonun diğer devletlerin görüş ve gerek- sinimlerini göz ardı etmemesi gerektiği de belirtilmiştir. Bu hususta, başta “kara denize hükmeder” ilkesi ve denizlerin serbes- tisi ilkesi olmak üzere, deniz seviyesindeki yükselişin etkisiyle deniz hu- kuku arasındaki karşılıklı ilişki vurgulanmıştır (para.182). Komisyonun bugüne değin yaptığı ve bundan sonra da yapacağı değerlendirmeler bakımından hayati önem taşıyan uluslararası hukukta konuyla ilgili kaynaklara ilişkin olarak, Komisyonun andlaşmaları, tea- mül hukuku ve hakkaniyet ilkesi, iyi niyet ilkesi ve uluslararası işbirliği ilkesi gibi ilkeler dâhil olmak üzere konuya ilişkin uygulanabilir hukuk ilkelerini dikkate alması gerektiği yinelenmiştir. Keza, Komisyonun ele alınan yukarıda maruz raporunda, BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin (BMDHS) oynadığı merkezi rol ve bu Sözleşmenin bütünlüğünü koruma gerekliliğine işaret edilmiştir. Bu amaçla Çalışma Grubunca, diğerlerine ek olarak, Ozon Tabaka- sının Korunmasına Dair Viyana Sözleşmesi’nin 2 nci maddesi ve Çevre ve Kalkınma Üzerine Rio Deklarasyonu'nun 7 nci İlkesi, BM İklim Deği- şikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 3 üncü maddesi ve Kyoto Protokolü, Biyo- lojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin 20 nci maddesi ve Paris Andlaşması dâhil olmak üzere, iklimle ilgili küresel sorunlara yönelik hazırlanan mevcut hukuki çerçeve üzerinden yola çıkabileceğine işaret edilmiştir (para.191) Öte yandan, yine Komisyon raporundan anlaşıldığı üzere, Devlet- lerin Hak ve Görevlerine İlişkin Sözleşme'nin 1 inci maddesinde bir 376 | Dr. Ahmet ULUTAŞ devletin varlığı için sahip olması gerektiği belirtilen ve sürekli nüfus, be- lirlenmiş bir toprak parçası, hükümet ve diğer devletler ile uluslararası hukukun diğer özneleriyle ilişkiler kurabilme yeterliliği olarak sıralanan 4 kriterin ilgi düzeyine dair farklı görüşler dile getirilmiş ve konu çeşitli boyutları ve farklı ihtimaller üzerinden Komisyon üyeleri arasında geniş bir şekilde tartışılmış ve kapsamlı değerlendirmeler ortaya konulmuştur (para.194). Bu tartışmalar marjında devamla, kara ülkesinin yokluğunda veya fiziki varlığı sona ermiş bir devletin topraksız olarak bir başka devletin egemenliği altına girdiği durumda devletin devam etmesine ilişkin risk- lerin de altı çizilmiştir. Böyle bir devletin örneğin deniz alanlarıyla ilgili veya insan hakları, göç ve mülteci hukuku alanındaki uluslararası ve ulu- sal yükümlülüklerini yerine getirme kapasitesi de Komisyon üyelerince sorgulanmıştır. Çalışma Grubunca, alçak kıyı arazilerinde ve tamamen sular altında kalmış bölgelerde, devlet yoluyla veya başka bir şekilde, halkların kültürel ve geleneksel kimliklerini korumak için araç ve yön- temler belirlenmesine duyulan ihtiyaç da vurgulanmıştır (para.205). Aynı zamanda, nüfus ve toprak kriterlerinin hayati olmaya devam ettiği ve uzun süreli veya kalıcı toprak kaybının arzu edilmese de, devlet olma üzerinde bir etkisi olacağı kaygısına yer verilmiştir. Bu bağlamda Komisyon üyelerince, devletin devamlılığı karinesini sürdürmenin kar- maşık uygulama zorluklarına yol açabileceği gözlemi dile getirilmiştir. Çalışma Grubunun dördüncü ve beşinci toplantılarında alt konuya ilişkin tartışmalar sırasında, deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilere ayrı bir hukuki statü sağlayan herhangi bir yasal çerçevenin ol- madığı ve mevcut uygulanabilir çerçevelerin oldukça parçalı olduğu be- lirtilmiştir. Deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korun- masına yönelik mevcut ilkelerin etkinliğinin belirlenmesi ve değerlendi- rilmesi önerisine destek verilmiştir. Bunun uygulanması sırasında deniz seviyesinin yükselmesinin farklı özelliklerini dikkate alma ihtiyacı vur- gulanmıştır. Başka bir görüşe göre, uygulanabilir kuralların parçalı doğa- sının herhangi bir uygulama sorununa yol açıp açmadığı sorgulanabi- lirdi. Bu nedenle, deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen dar bir grup insanın korunması için spesifik bir hukuki çerçeve geliştirmenin ge- reksiz olduğu düşüncesi dile getirilmiştir (para.214). Komisyon tarafından, iklim değişikliğinin ve deniz seviyesinin yükselmesinin insan haklarından yararlanmayı olumsuz yönde etkileye- bileceği ve tüm insan haklarının -medeni, siyasi, ekonomik, sosyal ve Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 377 kültürel- birbiriyle ilişkili, birbirine bağlı ve bölünmez olarak görülmesi gerektiği kabul edilmiştir. Ayrıca, deniz seviyesinin yükselmesi konu- suna doğrudan değinmemekle birlikte, Latin Amerika’daki Cartagena Mülteci Bildirgesi ve Brezilya Deklarasyonu veya Afrika'daki Kampala Sözleşmesi gibi bazı bölgesel belgeler, korunmaya ihtiyaç duyan kişilerin hareket nedeni olarak iklim değişikliğini ve felaketleri dikkate almışlar- dır. Ayrıca, devletlerin deniz seviyesinin yükselmesi olgusunu ele alırken insan hakları yükümlülüklerine saygı göstermeleri gerektiği vurgulan- mıştır. Buna bağlı olarak, BM İnsan Hakları Konseyinin temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevre hakkını yakın zamanda tanıdığı hatırlatılmıştır (para.217). Öte yandan, Çalışma Grubunun bazı üyeleri, uluslararası insan hakları hukuku çerçevesinin, deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunmasına tam olarak uygun olup olamayacağını sorgulamış- tır. Devletlerin bireylere karşı insan hakları yükümlülükleri olmasına rağ- men, deniz seviyesindeki yükselme olgusunun doğrudan herhangi bir devlete atfedilemeyeceği görüşü dile getirilmiştir. Buradan hareketle, in- san hakları kurallarının bu bağlamda nasıl işleyeceği ve özellikle deniz seviyesinin yükselmesiyle ilgili taleplerin nasıl ve kime karşı ileri sürüle- bileceğinin bu aşamada belirsiz kaldığına işaret edilmiştir. Ayrıca, deniz seviyesinin yükselmesi nedeniyle yerinden edilmiş kişiler için tercihli bir rejimin, iklim değişikliğinin diğer sonuçlarından kaçan insanlara karşı ayrımcı olarak görülebileceği endişesi dile getiril- miştir. Deniz seviyesinin yükselmesinin sonuçları nedeniyle kişilerin tah- liyesi, yer değiştirmesi, yerinden edilmesi veya göç etmesi durumlarında keyfi yer değiştirmenin önlenmesi ve yasaklanmasının önemi vurgulan- mıştır. Bu amaçla küresel düzeyde uluslararası işbirliği ilkesinin önemi vurgulanmıştır. Çalışma Grubu tarafından yürütülen çalışmaların sonuçlarına iliş- kin olarak, özellikle Afrika'da Ciddi Kuraklık ve/veya Çölleşmeye Maruz Ülkelerde Çölleşmeyle Mücadele İçin BM Sözleşmesi örneğini izleyerek, BM sistemi içinde gerçekleştirilecek daha ileri müzakereler için bir daya- nak olarak kullanılabilecek, deniz seviyesinin yükselmesiyle ilgili konu- larda bir çerçeve sözleşme hazırlanması da dâhil olmak üzere çeşitli öne- rilerde bulunulmuştur. Sunulan bir diğer öneri ise, Çalışma Grubunun yürüttüğü faaliyet- lerin, deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişiler için yeni bir ikincil koruma biçimine ilişkin bir taslak andlaşma hazırlanması veya 378 | Dr. Ahmet ULUTAŞ kişilerin deniz seviyesinin yükselmesinden tam olarak nasıl etkilendikle- rinin ve etkilenmeleri durumunda nasıl korunmaları gerektiğinin belir- lenmesi amacıyla belirli insan hakları konularının ayrıntılı bir analizinin yapılması gibi daha somut ve sınırlandırılmış sonuçlara odaklanmasını kapsamaktadır. Devletler arasında gerçekleştirilecek ikili andlaşmalar için rehber ilkelerin geliştirilmesi ve BM bünyesinde siyasi düzeyde ele alınacak hukuki soruların bir listesinin hazırlanması desteklenmiştir. Ça- lışma Grubunun yürüttüğü çalışmaların kısa vadeli sonucunun tüm alt konulara ilişkin nihai raporu olacağı, ancak Komisyon'un çalışmalarının bu sonucun ötesinde farklı bir formatta devam edebileceği de belirtilmiş- tir. Bu bağlamda, Çalışma Grubunun nihai raporuna, BM Genel Kurulu- nun değerlendirmesine sunulmak üzere, çözüm bekleyen tüm siyasi me- seleleri ele alan bir karar taslağının eklenmesi önerilmiştir (para.224). Eş Başkan (Galvâo Teles) deniz seviyesinin yükselmesinden etkile- nen kişilerin hukuki durumu için özel bir hukuki çerçeve bulunmadığını hatırlatmıştır. İnsan hakları hukuku, mülteci ve göç hukuku, afet ve iklim değişikliği hukuku dâhil olmak üzere mevcut evrensel ve bölgesel hukuki çerçevelerin deniz seviyesinin yükselmesi bağlamında uygulanabilirlik- lerini değerlendirmek amacıyla ek çalışmalara ihtiyaç duyulmuştur. Öte yandan, deniz seviyesinin yükselmesinin aşamalı niteliği göz önüne alındığında, biri, daha yakın bir zamanda, bir devletin kara yüze- yinin tamamen denizle kaplanmadığı, ancak yaşanamaz hale gelebile- ceği; diğeri ise, bir devletin kara yüzeyinin tamamen denizle kaplanabile- ceği iki durum ve bunların potansiyel etkileri arasında ayrım yapmak önemli olacaktır. Çalışma Grubunca yapılacak analizdeki her bir alt baş- lığın özelliklerine halel getirmeksizin, devlet olma durumuna ilişkin farklı varsayımlar veya senaryolar arasındaki etkileşim ve bunların kişi- lerin ve haklarının korunmasına yönelik nihai sonuçları takviye edilmeli- dir (para.235). Deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunmasına ilişkin olarak ise Eş Başkan (Galvao Teles) konunun zikredilen alt başlık ile ilgisini değerlendirmek amacıyla Çalışma Grubunun Sekretaryadan, Komisyon'un önceki çalışmalarına ilişkin bir çalışma yapmasını talep et- mesini önermiştir. Çalışma Grubu üyelerini, ilgili uluslararası ve bölgesel uygulamalar ve ikinci çalışma kâğıdının 435 inci paragrafında yer alan yol gösterici sorular (guiding questions) hakkında kâğıtlar hazırlamaya teş- vik etmiştir. İlgili uzman kuruluşlar ve uluslararası örgütlerle temas ku- rulması ve bu temasların sürdürülmesi gerektiğini vurgulamıştır. Son Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 379 olarak, Eş Başkan, Çalışma Grubu üyeleri arasındaki görüş alışverişini dikkate alarak, deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin ko- runması alt başlığına ilişkin ikinci çalışma kâğıdını tamamlamak üzere daha fazla incelemeyi amaçladığı aşağıdaki hususları sıralamıştır: (a) de- niz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunmasında kapsa- yıcı bir ilke olarak insan onurunun korunması; (b) deniz seviyesinin yük- selmesinden etkilenen kişilerin korunmasına yönelik hukuki analizin te- meli olarak ihtiyaç ve hak temelli yaklaşımların birleşimi; (c) deniz sevi- yesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunması bağlamında - me- deni, siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel haklar dahil olmak üzere - insan hakları üzerindeki etkiler; (d) deniz seviyesindeki yükselme bağlamında insan hakları yükümlülüğü olanların yükümlülüklerinin kapsamının be- lirlenmesi; (e) deniz seviyesinin yükselmesi bağlamında kırılgan durum- daki kişilerin korunması; (f) Deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunması bağlamında geri göndermeme ilkesinin uygunluğu; (g) Güvenli, Sistemli ve Düzenli Göç için Küresel Mutabakat Sözleşmesi (Global Compact for Safe, Orderly and Regular Migration) ve diğer yu- muşak hukuk (soft law) araçlarının deniz seviyesinin yükselmesinden et- kilenen kişilerin korunması açısından etkileri; (h) deniz seviyesinin yük- selmesinden etkilenen kişilere ikincil ve geçici koruma uygulanması; (i) deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunması için in- sani vize ve benzeri idari politikaların uygunluğu; (j) deniz seviyesinin yükselmesi bağlamında vatansızlığın önlenmesine yönelik araçlar; (k) de- niz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunmasına ilişkin devletler arası, bölgesel ve uluslararası işbirliğine yönelik kurumsal yol- lar da dahil olmak üzere uluslararası işbirliği ilkesinin kapsamı (para.236). Anılan raporun son kısmında ise Çalışma Grubunun gelecekteki ça- lışmaları başlığı altında önümüzdeki döneme ilişkin planlamaya ve tak- vime yer verilmiştir. Komisyon tarafından öngörülen takvime göre, önü- müzdeki beş yıllık dönemde Çalışma Grubu, 2023 yılında deniz hukuku alt konusuna, 2024 yılında ise devlet olma ve deniz seviyesinin yükselme- sinden etkilenen kişilerin korunması alt konularına dönecektir. Çalışma Grubu daha sonra 2025 yılında, yürütülen çalışmaların sonuçlarını birleş- tirerek bir bütün olarak konuya ilişkin kapsamlı bir rapor hazırlamaya çalışacaktır (para.237). Yukarıda ayrıntılı olarak Komisyonun 2022 yılı raporunun ilgili bö- lümünde yer alan ve genel olarak deniz seviyesinin yükselmesinin 380 | Dr. Ahmet ULUTAŞ etkileri bağlamında ele alınan hususlar ile tartışma ve değerlendirmeler- den ulaşılan sonuçlar incelenmiştir. Bununla birlikte, meseleye deniz hu- kuku ve BM Deniz Hukuku Sözleşmesi (BMDHS) perspektifinden bakıl- dığında, konuya ilişkin olarak doktrinde Bayıllıoğlu tarafından, müzakere- lerinin, henüz iklim değişikliğinin gündemde olmadığı bir dönemde yapılmış ol- ması nedeniyle BMDHS’de bu konuda [açık] bir düzenleme yoktur, görüşünün seslendirildiği görülmektedir. Öte yandan, Uluslararası Adalet Divanı, 1969 Kuzey Denizi Kıta Sahanlığı kararında, açıkça karanın denize hük- mettiğini ve bir devletin deniz alanları üzerinde kullanabileceği yetkilerin yasal dayanağının kara olduğunu belirtmiştir (North Sea Continental Shelf, Judgment, I.C.J. Reports 1969, para. 96). 38 Konuyla ilgili tartışmaların yukarıda sergilenen boyutuna bakıldı- ğında ve Uluslararası Hukuk Komisyonunun bu türden kapsamlı hukuki meseleleri bütüncül bir bakış açısıyla ve yaslandığı tarihsel geçmiş ile bi- rikim üzerinden tartışabilme yeteneğinin yanı sıra konuyla ilgili cari ulus- lararası hukuk literatürünü analiz kapasitesi göz önüne alındığında, Ko- misyonun uluslararası hukukun gelişiminde, uluslararası toplum açısın- dan önemli bir platform olduğu görülmektedir. Bu bağlamda, Komisyo- nun yukarıda alıntılanan raporunda da belirtildiği gibi konuyla ilgili ola- rak BM üyesi olan ve olmayan (Filistin gibi) devletlerce Komisyon tartış- malarına bilimsel perspektiften daha fazla katkı yapılması, gündemdeki konulara ilişkin fikri tartışmaların çok yönlü olgunlaşması bakımından önem taşımaktadır. Bu noktada, Türkiye’nin de coğrafi konumu göz önüne alındığında, deniz seviyesinin yükselmesi olgusunun öngörül- düğü şekilde hız kesmeden devamı olasılığını dikkate alarak, etrafındaki ada[kayalık]ların tamamen veya kısmen sulara gömülmesi ihtimalleri üzerinden [tamamen sulara gömülmese de olumsuz etkilenecek adalar dahil] ön değerlendirmelerini yaparak, kısa, orta ve uzun vadeli menfa- atlerini gözetecek şekilde meseleye yaklaşması, uluslararası toplum kar- şısındaki tutumunu ihtiyatlı bir şekilde ve vakti geldiğinde belirlemesi, belirlediği tutumu da istikrarlı ve eylemli bir şekilde uluslararası plat- formlarda savunması ve bunu kesintisiz bir şekilde sürdürmesinde yarar olabileceği akla gelmektedir.39 Keza, Türk uluslararası hukuk doktrinince de BM Uluslararası Hukuk Komisyonunun konuyla ilgili çalışmalarının 38 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. BAYILLIOĞLU, s.102, 111. 39 Türkiye’nin deniz hukuku bağlamında BM nezdindeki mevzuat ve açıklamaları hakkında daha geniş bilgi için bkz. https://www.un.org/depts/los/LEGISLATIONANDTREA- TIES/STATEFILES/TUR.htm (Erişim Tarihi: 10.03.2023). Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 381 yakından takip edilmesi ve bilimsel çalışmalarda bu yöndeki analiz ve değerlendirmelere daha fazla yer verilmesinde fayda bulunmaktadır. Ay- rıca, konunun yalnızca teorik ve varsayımsal bir mesele olarak görülme- yip fiilen gerçekleşmekte olan ve dünyanın dört bir yanında etkilerini gi- derek daha fazla hissettiren iklim değişikliği ve bu değişikliğin tetiklediği deniz seviyesinin yükselmesi olgusuyla ülkemizin hak ve menfaatlerini gözetecek şekilde baş edebilmesine yönelik öneri ve değerlendirmeleri içeren çalışmaların sayısının artırılması ve bu alandaki bilimsel çalışma ve eserlerin desteklenmesi de birer yöntem ve çare olarak akla gelmekte- dir. İşte tam da bu noktada, Uluslararası Hukuk Komisyonu oturumları- nın gündemi ve tüm veçheleriyle diğer bir deyişle yalnızca bu tematik başlık açısından değil diğer başlıklar bakımından da Türkiye misyonla- rınca ve akademik çevrelerince yakından takip edilmesi önem taşımakta- dır. Bu mütevazı çalışmanın da bu türden çabalara ve yeni çalışmalara ışık tutması temenniye şayandır. SONUÇ Bilimsel veriler göstermektedir ki, son yıllarda daha yoğun bir şe- kilde hissettiğimiz küresel ısınma, dünya çapında iklim değişikliğine ne- den olmaktadır. Esasen iklim değişikliği üst başlığı altında ele alınan ol- gunun, karbondioksit, metan ve diazot monoksit olarak nitelenen sera gazları kaynaklı olduğu kabul edilmektedir. Söz konusu gazların dün- yayı sarması neticesi ısı dışarı kaçmayıp dünyada kalmakta ve böylece görece tedricen iklim değişmektedir. Bu noktada, sözü edilen sera gazla- rının neden olduğu küresel ısınmanın bir diğer sonucu da elbette buzul- ların erimesi ve buradan gelen etkiyle deniz seviyelerinin küresel dü- zeyde yükselmesidir. Küresel ısınma ve deniz seviyelerinin yükselmesi konusu, cari ulus- lararası hukukun önemli konularının ele alınarak değerlendirildiği küre- sel düzeyde çok önemli bir forum olan BM Uluslararası Hukuk Komisyo- nunun da gündemine gelmiştir. Bu bağlamda çalışmamızda, kapsam ve sınırlılıklar içinde BM Uluslararası Hukuk Komisyonunun öncelikle ku- ruluşundan bugüne yapısı ve çalışma usulleri ile bugüne değin uluslara- rası hukukun önemli meselelerinden Komisyon gündemine gelmiş ve çok taraflı uluslararası sözleşmelere dönüşmüş bazı kayda değer başlıklara işaret edilmiştir. Devamla, uluslararası hukukta deniz seviyesinin yüksel- mesi konusunu gündemine almış olan Komisyonun en son 2022 yılında yaptığı 73 üncü Oturum raporunda konuya ilişkin olarak yer verdiği tar- tışma, değerlendirme ve açıklamalar ele alınarak incelenmiştir. 382 | Dr. Ahmet ULUTAŞ Gerçekten de, söz konusu yıllık Raporun “Uluslararası Hukuk Bağla- mında Deniz Seviyesinin Yükselmesi” başlıklı IX. Bölümünde yer alan gün- dem maddesinin Komisyonun, 2018 yılında yapılan 70 inci Oturumunda, Komisyonun uzun dönemli programına eklenmesine karar verilmiştir. BM Genel Kurulu ise 22 Aralık 2018 tarihli ve 73/265 sayılı kararıyla bu konu başlığının Komisyonun uzun dönemli programına eklenmesini not etmiştir. Anılan Raporun IX No.lu başlığı içeriği çalışmamızda geniş bir şe- kilde ele alınmış olup esas itibarıyla deniz seviyesinin yükselmesinin uluslararası hukuka etkileri bağlamında iki temel konuyu ele alarak de- ğerlendirme ve açıklamalara yer verildiği görülmüştür. Bunlardan birin- cisini, deniz seviyesinin yükselmesinin etkileri bağlamında özellikle kü- çük ada devletlerinin tamamının su altında kalması halinde bu ada dev- letlerinin devlet olma statülerinin akıbetinin ne olacağı sorusuna ilişkin tartışma ve değerlendirmelerin teşkil ettiği anlaşılmaktadır. İkincisini ise deniz seviyesinin yükselmesiyle birlikte tamamı sular altında kalacak olan ada devletleri halklarının uluslararası hukuk bakımından akıbetleri- nin ne olacağı teşkil etmektedir. Keza, anılan Komisyon raporunun incelenen bölümünde mutat ol- duğu üzere konuya ilişkin cari uluslararası hukukta esas alınabilecek ve üzerine tartışma ve değerlendirmelerin inşa edileceği uluslararası hukuk enstrümanları da derli toplu bir şekilde zikredilmiş ve yeri geldikçe ay- rıntılı açıklamalarla atıflar yapılmıştır. Ayrıca, Komisyonun bünyesinde oluşturduğu tematik Çalışma Grubu tarafından, anılan enstrümanların yapılış tarihlerinde öngörülmeyen bu yeni durum karşısında meselenin ele alınması ve bu yeni olguyla birlikte ortaya çıkan sorunlara adil ve hak- kaniyetli çözümler bulunabilmesi bakımından, uluslararası hukukta yeni enstrümanlara ihtiyaç duyulup duyulmadığı sorusunun da tartışılan ve ele alınan konular arasında yer aldığı görülmüştür. Öte yandan çalışmamızda, uluslararası hukukun bu iki önemli ko- nusunu ele alan 73 üncü Oturum Raporunun anılan ilgili bölümü incele- nirken ele alınan konuların Türkiye’ye bakan yönlerinin olup olmadığı hususlarında değerlendirmelere de yer verilmiştir. Bu bağlamda çalışma- mızla, uluslararası hukuk bakımından görece yeni bir konu olan anılan başlıkların Türkiye’nin uluslararası hukuk gündemine daha fazla taşın- ması ve yeni bilimsel çalışmalara ışık tutulması hedeflenmiştir. Komisyon raporunda meselenin ele alınış biçimi bakımından, dev- let olma meselesiyle ilgili olarak Komisyonca değerlendirilmesi gereken Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 383 konu başlıkları ise ana hatlarıyla şunlardır: (a) devletin kara alanının ta- mamen denizle kaplanması ve yaşanılamaz bir hale gelme olasılığı ve nü- fus için yeteri oranda içme suyunun bulunmaması; (b) uyrukluk, diplo- matik koruma ve mülteci statüsüyle alakalı soruları ortaya çıkarmış olan, insanların diğer devletlerin topraklarına aşamalı bir şekilde kaydırılması; (c) bir başka devletin topraklarına yerleşmiş, deniz seviyesinin yükselme- sinden etkilenmiş bir devlet hükümetinin yasal statüsü; (d) deniz bölge- leri bakımından deniz seviyesinin yükselmesi olgusundan etkilenmiş devletlerin haklarının korunması ve (e) etkilenmiş devletlerin nüfusları- nın kendi kaderini tayin hakkı. Komisyonca ayrıca, bir yandan sahili sağlamlaştırma ve yapay ada- ların inşa edilmesi gibi deniz seviyesinin yükselmesinin etkilerini hafif- letmeyi amaçlamış tedbirlerin, öte yandan devlet topraklarının tamamını su basması halinde devlet olmayla ilgili muhtemel alternatiflerin ince- lenme ihtiyacına işaret edilmiştir. Sahilin sağlamlaştırılmasıyla ilgili ola- rak, en çok etkilenen devletler yararına işbirliği de dâhil olmak üzere ko- ruma tedbirlerinin yüksek maliyeti ve bunların çevresel etkisini değerlen- dirme ihtiyacına dikkat çekilmiştir. Keza, konuyla ilgili olarak Uluslararası Hukuk Derneği gibi kuru- luşların da çalışma ve raporlarına atıflar yapılarak yararlanıldığına işaret edilmiştir. Gerçekten de, akademik çevrelerde bu alanda hazırlanan bi- limsel çalışmalar, Komisyonun çalışmalarına küresel ve bölgesel perspek- tiften ışık tutması bakımından önem taşımaktadır. Ayrıca, ülkesi tamamen sular altında kalacak ada devletlerinin akı- beti açısından; (a) egemenliğin devriyle veya devri olmaksızın diğer dev- letlerde toprak parçalarının veya bölümlerinin devri veya tahsisi; (b) di- ğer devlet(ler) ile ortaklık; (c) konfederasyonların veya federasyonların kurulması; (d) katılım olasılığı da dâhil olmak üzere başka bir devletle birleşme; ve (e) belirli deneyimleri açıklayıcı olabilen veya alternatiflerin formülasyonu veya bu tür planların tasarımı için fikir sağlayabilen birden fazla yöntem unsurlarını birleştiren olası hibrit planlar gibi olasılıklar üzerinden değerlendirmeler yapılmıştır. Deniz hukukun dayandığı temel prensiplerden olan kara denize hükmeder ilkesinin devlet olmayla ilgisine ilişkin olarak, destek ve şüphe içeren farklı görüşler de dile getirilmiştir. Bir devletin oluşturulmasına ilişkin kriterler bakımından ise, ulus- lararası hukukta bir "kişi" veya özne olarak addedilmesi için bir devletin, 1933 tarihli Devletlerin Hak ve Görevlerine İlişkin Sözleşme’nin 1 inci 384 | Dr. Ahmet ULUTAŞ maddesine uygun olarak dört kriteri karşılaması gerektiğine işaret edil- miştir. Bunlar: 40(a) yerleşik nüfus, (b) tanımlanmış sınır; (c) hükümet; ve (d) diğer devletlerle ilişki kurabilme yeterliliği. Söz konusu kriterler teker teker gereklilik ve yeterlilik koşulları bakımından ve özellikle de ne za- man yitirilmiş sayılacağı bakımlarından genel olarak gözden geçirilmiş- tir. Keza aynı bağlam içinde, bilhassa ülke unsurunun yitirilmesi halinde sonuçlarının ne olacağına ilişkin de öneri ve değerlendirmelerde bulunul- muştur. Mevcut devlet uygulamaları sorusuyla ilgili olarak, yalnızca birkaç devletin Komisyona konu hakkında ilgili bilgileri sunmuş olması nede- niyle, devletlere, uluslararası kuruluşlara ve diğer ilgili kuruluşlara bilgi ve uygulama bildirimi talebinin yinelenmesi önerilmiştir. İklim değişikliğinin ve deniz seviyesinin yükselmesinin insan hak- larından yararlanmayı olumsuz yönde etkileyebileceği ve tüm insan hak- larının - medeni, siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel - birbiriyle ilişkili, birbirine bağlı ve bölünmez olarak görülmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bu kapsamda, devletlerin deniz seviyesinin yükselmesi olgusunu ele alır- ken insan hakları yükümlülüklerine saygı göstermeleri gerektiği vurgu- lanmıştır. Buna bağlı olarak, İnsan Hakları Konseyinin temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevre hakkını yakın zamanda tanıdığı hatırlatılmıştır. Bununla birlikte, Çalışma Grubunun bazı üyeleri, uluslararası insan hak- ları hukuku çerçevesinin, deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen ki- şilerin korunmasına tam olarak uygun olup olamayacağını sorgulamıştır. Devlet olma alt başlığına ilişkin olarak, devletin sona ermesi konu- sunun ikinci çalışma kâğıdında yeterince irdelenmemesi nedeniyle yürü- tülecek ek çalışmalar yoluyla incelenmesi gerektiği belirtilmiştir. Benzer şekilde, deniz tarafından tamamen kaplanmamasına rağmen kara bölge- sinin yaşanamaz hale geldiği durumlarda toprakların kısmen sular al- tında kalması ve kıyı savunması önlemleri ile yapay adaların inşası konu- larını Çalışma Grubunun daha ayrıntılı bir şekilde incelemesi gerektiği kaydedilmiştir. Deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin ko- runması alt başlığıyla ilgili olarak, yerinde bulunan ve yerinden edilmiş kişilerin korunması konularının münferit olarak ele alınması önerilmiştir. Bununla birlikte, müteakip çalışmalar için üç kapsamlı husus ortaya kon- muştur: (a) insan haklarına ilişkin yükümlülükler; (b) yerinden edilme de 40 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz.Convention on the Rights and Duties of States (Mon- tevideo, 26 December 1933), League of Nations, Treaty Series, Vol. CLXV, No. 3802, s. 19. Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 385 dâhil olmak üzere kişilerin dolaşımına özgü konular ve (c) iş birliği yapma yükümlülüğü. Rapor kapsamında göze çarpan diğer husus ise, deniz seviyesinin yükselmesinin tekdüze olmayan ve tüm devletler için ciddi tehditler oluş- turan küresel bir olgu olduğuna işaret edilmesidir. Düşük rakımlı ve ge- lişmekte olan küçük ada devletleri için tehdit, mahiyeti gereği varoluşsal- dır ve gelişmekte olan küçük ada devletleri söz konusu olduğunda, bu onların varlığını sürdürmesiyle doğrudan ilgilidir. Çalışma Grubunda, aynı devlet içinde nüfusun bir adadan diğerine tahliye edildiği vakalar varken, bir devletin topraklarının tamamen sular altında kaldığına veya yaşanamaz hale geldiğine dair hiçbir kayıt olma- dığına dikkat çekilmiştir. Bu ise bu durumun uluslararası hukuk bakı- mından yeni bir olgu olduğu tespitini ima etmektedir. Bununla birlikte, Çalışma Grubunda isabetle belirtildiği gibi olgu- ların ilerleyici karakteri ışığında, böyle bir durum, yine de, uzak bir teorik endişe olarak değerlendirilmemelidir. Çalışma Grubu Eş-Başkanı ayrıca, devlet olma durumu konusun- daki ilk düşüncelerin, oldukça dikkat gerektiren bu hassas konularda ön- yargıda bulunmayı veya sonuçlar formüle etmeyi amaçlamadığını hatır- latmıştır. Esasen ele alınan çalışma kâğıdı, hem lex lata (mer’i hukuk) hem de lex ferenda (gelecekteki hukuk) perspektifinden analiz edilecek ilgili ulus- lararası hukuk konularının bir listesini oluşturmak için belirli geçmiş veya mevcut deneyimleri ya da durumları keşfetmeyi amaçlamaktadır. Toprağın yokluğunda veya fiziki varlığı sona ermiş bir devletin top- raksız olarak bir başka devletin egemenliği altına girdiği durumda devle- tin devam etmesine ilişkin risklerin de altı çizilmiştir. Böyle bir devletin örneğin deniz alanlarıyla ilgili veya insan hakları, göç ve mülteci hukuku alanındaki uluslararası ve ulusal yükümlülüklerini yerine getirme kapa- sitesi de gündeme gelmiş ve sorgulanmıştır. Çalışma Grubunca, alçak kıyı arazilerinde ve tamamen sular altında kalmış bölgelerde, devlet yoluyla veya başka bir şekilde, halkların kültürel ve geleneksel kimliklerini koru- mak için araç ve yöntemler belirleme ihtiyacına işaret edilmiştir. Öte yandan, Çalışma Grubu toplantılarında yapılan tartışmalar bağlamında, deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilere ayrı bir hukuki statü sağlayan herhangi bir yasal çerçevenin olmadığı ve hâliha- zırda mevcut uygulanabilir çerçevelerin oldukça parçalı olduğuna işaret edilmiştir. Deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişilerin 386 | Dr. Ahmet ULUTAŞ korunmasına yönelik mevcut ilkelerin etkinliğinin belirlenmesi ve değer- lendirilmesi önerisine ise destek verilmiştir. Bunun uygulanması sıra- sında deniz seviyesinin yükselmesinin farklı özelliklerini dikkate alma ih- tiyacı vurgulanmıştır. Başka bir görüşe göre, uygulanabilir kuralların par- çalı doğasının herhangi bir uygulama sorununa yol açıp açmadığı sorgu- lanabilirdi. Bu nedenle, deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen dar bir grup insanın korunması için son derece spesifik bir yasal çerçeve ge- liştirmenin gereksiz olduğu düşünülmüştür. Çalışma Grubu tarafından yürütülen çalışmaların sonuçlarına iliş- kin olarak, özellikle Afrika'da Ciddi Kuraklık ve/veya Çölleşmeye Maruz Ülkelerde Çölleşmeyle Mücadele İçin BM Sözleşmesi örneğini izleyerek, BM sistemi içinde gerçekleştirilecek daha ileri müzakereler için bir daya- nak olarak kullanılabilecek, deniz seviyesinin yükselmesiyle ilgili konu- larda bir çerçeve sözleşme hazırlanması da dâhil olmak üzere çeşitli öne- rilerde bulunulmuştur. Sunulan bir diğer öneri ise, Çalışma Grubunun yürüttüğü faaliyet- lerin, deniz seviyesinin yükselmesinden etkilenen kişiler için yeni bir ikincil koruma biçimine ilişkin bir taslak andlaşma düzenlenmesi veya ki- şilerin deniz seviyesinin yükselmesinden tam olarak nasıl etkilendikleri- nin ve etkilenmeleri durumunda nasıl korunmaları gerektiğinin belirlen- mesi amacıyla belirli insan hakları konularının ayrıntılı bir analizinin ya- pılması gibi daha somut ve sınırlandırılmış sonuçlara odaklanmasını kap- samaktadır. Bu bağlamda, devletler arasında gerçekleştirilecek ikili and- laşmalar için rehber ilkelerin geliştirilmesi ve BM bünyesinde siyasi dü- zeyde ele alınacak hukuki soruların bir listesinin hazırlanması fikri des- teklenmiştir. Anılan raporun son kısmında ise Çalışma Grubunun gelecekteki ça- lışmaları başlığı altında önümüzdeki döneme ilişkin planlamaya ve tak- vime de yer verildiği görülmektedir. Komisyon tarafından öngörülen tak- vime göre, önümüzdeki beş yıllık dönemde Çalışma Grubu, 2023 yılında deniz hukuku alt konusuna, 2024 yılında ise devlet olma ve deniz seviye- sinin yükselmesinden etkilenen kişilerin korunması alt konularına döne- cektir. Çalışma Grubu daha sonra 2025 yılında, yürütülen çalışmaların so- nuçlarını birleştirerek bir bütün olarak konuya ilişkin kapsamlı bir rapor hazırlamaya çalışacaktır. Bu noktada, Türkiye’nin de coğrafi konumu göz önüne alındığında, deniz seviyesinin yükselmesi olgusunun öngörüldüğü şekilde hız kesme- den devamı olasılığını dikkate alarak, etrafındaki ada[kayalık]ların Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 387 tamamen veya kısmen sulara gömülmesi ihtimalleri üzerinden [tamamen sulara gömülmese de olumsuz etkilenecek adalar dahil] ön değerlendir- melerini yaparak, kısa, orta ve uzun vadeli menfaatlerini gözetecek şe- kilde meseleye yaklaşması, uluslararası toplum karşısındaki tutumunu ihtiyatlı bir şekilde ve vakti geldiğinde belirlemesi, belirlediği tutumu da istikrarlı ve eylemli bir şekilde uluslararası platformlarda savunması ve bunu kesintisiz bir şekilde sürdürmesinde yarar olabileceği akla gelmek- tedir. Keza, Türk uluslararası hukuk doktrinince de Uluslararası Hukuk Komisyonunun bu alandaki çalışmalarının yakından takip edilmesi ve bi- limsel çalışmalarda buradaki tespit ve analizlere ilişkin değerlendirme- lere daha fazla yer verilmesinde yarar bulunmaktadır. Bu noktada, mese- lenin yalnızca teorik ve farazi bir mesele olarak görülmeyip fiilen gerçek- leşmekte olan ve dünyanın dört bir yanında etkilerini giderek daha fazla hissettiren iklim değişikliği ve bu değişikliğin tetiklediği deniz seviyesi- nin yükselmesi olgusuyla Türkiye’nin hak ve menfaatlerini gözetecek şe- kilde baş edebilmesine yönelik öneri ve değerlendirmeleri içeren çalışma- ların sayısının artırılması ve bu alandaki bilimsel çalışma ve eserlerin des- teklenmesinin faydalı olabileceği akla gelmektedir. Gerçekten de, Ulusla- rarası Hukuk Komisyonu oturumlarının gündemi ve tüm veçheleriyle di- ğer bir deyişle yalnızca bu tematik başlık altında değil diğer tüm başlıklar bakımından da Türkiye misyonlarınca ve akademik çevrelerince yakın- dan takip edilmesi önem taşımaktadır. Bu mütevazı çalışmanın da bu tür- den çabalara ve yeni çalışmalara ışık tutması ve bu alandaki farkındalığın artmasına katkıda bulunması temenniye şayandır. 388 | Dr. Ahmet ULUTAŞ KAYNAKLAR ACER, Yücel/KAYA, İbrahim, Uluslararası Hukuk, 10 Baskı, Ankara, 2019. ADELMAN, Sam, Rethinking Human Rights: The Impact of Climate Change on the Dominant Discourse, (in Humphreys, Stephen (Ed), Human Rights and Climate Change, 2010, (ss.159-179)). AKSAR, Yusuf, Teori ve Uygulamada Uluslararası Hukuk, Cilt: 1, 5.Baskı, Ankara, 2019. BANTEKAS, Ilias/OETTE, Lutz, International Human Rights Law and Practice, 2013. BARNETT, Jon, Human Rights and Vulnerability to Climate Change, (in Humphreys, Stephen (Ed), Human Rights and Climate Change, 2010, (ss.257-271)). BAYILLIOĞLU, Uğur, “Deniz Seviyelerinin Yükselmesi ve Esas Hatlar Üzerindeki Etkileri: Yeni Bir Türk-Yunan Uyuşmazlığına Doğru mu?”, ERÜHFD, Cilt: XVII, Sayı: 1, 2022, (ss.97-139). BOYLE, Alan/CHINKIN, Christine, The Making of International Law, 2007. BOZKURT, Enver/POYRAZ, Yasin/ERDAL, Selcen, Devletler Hukuku, 10.Baskı, Ankara, 2020. BROWNLIE, Ian, Principles of Public International Law, 7 th Edition, 2008. CANEY, Simon, Climate Change, Human Rights and Moral Thresholds, (in Humphreys, Stephen (Ed), Human Rights and Climate Change, 2010, (ss.69-90). CORTEN, Olivier, Méthodologie du droit International Public, Lon- rai/Fransa, 2017. DOĞAN, Selahattin, Maritime Areas, Illegal Migration and Interception of Vessels, Ankara, 2021. EGLI, Patricia, Introduction to Public International Law, 2016. EVANS, Dabney/PRICE, Megan, Measure for Measure: Utilizing Legal Norms and Health Data in Measuring the Right to Health, (in Coomans, Fons/Grünfeld, Fred/Kamminga, Menno T, (Eds), Methods of Human Rights Research, 2009). EVANS, Malcolm D, International Law, 4th Edition, 2014. Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 389 FOCARELLI, Carlo, International Law, Cheltenham, UK, 2019. FOROWICZ, Magdalena, The Reception of International Law in the Eu- ropean Court of Human Rights, 2010. FREESTONE, David/ÇİÇEK, Duygu, Legal Dimensions of Sea Level Rise: Pacific Perspectives, Washington D.C, World Bank Group, 2021. HALVORSSEN, Anita M, “International Law and Sustainable Develop- ment-Tools for Addressing Climate Change”, Denver Journal of International Law & Policy, Vol:39, No.3, (2011), (ss.397-421). HAMILTON, Patrick Ryan, Human Rights at the Boiling Point: Human Rights, the Environment and Climate Change in International Law, Yüksek Lisans Tezi, Graduate Department of the Faculty of Law University of Toronto, 2006. HENRIKSEN, Anders, International Law, 2nd Edition, Oxford, 2019. HUMPHREYS, Stephen, Conceiving Justice: Articulating Common Cau- ses in Distinct Regimes, (in Humphreys, Stephen (Ed), Human Rights and Climate Change, 2010), (ss.299-319). HUMPHREYS, Stephen, Introduction: Human Rights and Climate Change, (in Humphreys, Stephen (Ed), Human Rights and Cli- mate Change, 2010), (ss.1-33). HUNT, Paul/KHOSLA, Rajat, Climate Change and the Right to the Hig- hest Attainable Standart of Health, (in Humphreys, Stephen (Ed), Human Rights and Climate Change, 2010), (ss.238-256). KAYHAN, Ali Kerem, Uluslararası Hukukta Atmosferin Korunması ve Devletlerin Sorumluluğu, İstanbul, 2017. MURPHY, Sean D, Principles of International Law, 3rd Edition, 2018. ÖKTEM, Emre, Uluslararası Teamül Hukuku, İstanbul, 2013. PASQUALUCCI, Jo M, The Practice and Procedure of the Inter-American Court of Human Rights, 2 nd Edition, 2013. PAUWELYN, Joost, Europe, America and the Unity of International Law, (in Wouters, Jan/ Nollkaemper, Andre/Wet, Erika de, (Eds), The Europeanisation of International Law, The Hague, 2008, (ss.205- 225)). PAZARCI, Hüseyin, Uluslararası Hukuk, 11.Bası, Ankara, 2012. REÇBER, Kamuran, Uluslararası Hukuk, 3.Basım, Bursa, 2018. 390 | Dr. Ahmet ULUTAŞ REHMAN, Javaid, International Human Rights Law, 2nd Edition, 2010. RUZIE, David/TEBOUL, Gerard, Droit International Public, 25e Edition, 2019. SCHRIJVER, Nico, The Impact of Climate Change: Challenges for Inter- national Law, (in Fastenrath, Ulrich/Geiger, Rudolf/Khan, Daniel Erasmus/Paulus, Andreas/Schorlemer, Sabine Von/Vedder, Christoph (Eds), From Bilateralism to Community Interest: Es- says in Honour of Judge Bruno Simma, 2011, (ss.1278-1297)). SCHUTTER, Olivier De, International Human Rights Law: Cases, Mate- rials, Commentary, 2010. SHAW, Malcolm N, International Law, 8.Baskı, 2017. SHELTON, Dinah, Equitable Utilization of the Atmosphere, (in Humphreys, Stephen (Ed), Human Rights and Climate Change, 2010, (ss.91-125)). SHELTON, Dinah, Soft Law, (in Armstrong, David (Ed), Routledge Handbook of International Law, 2009, (ss.68-81)). STRYDOM, Hennie, International Law Making as an Attribute of State Sovereignty, (in Strydom, Hennie (Ed), International Law, 2016). SUBEDI, Surya P, The Effectiveness of the UN Human Rights System, London/New York, 2017. SUR, Melda, Uluslararası Hukukun Esasları, 5.Baskı, İstanbul, 2011. TEKİN, Esra, “Uluslararası Hukuk Bağlamında İklim Mültecilerinin Ko- runması Sorunu”, TBB Dergisi, 2020 (147), (ss.313-332). TOPAL, Ahmet Hamdi, Mülteci Hukuku ve Silahlı Çatışma Kaynaklı Sı- ğınmacılar, İstanbul, 2019. TRAVARSAC, Anne Sophie, Droit International Public, 2e Edition, 2018. ULUTAŞ, Ahmet, Birleşmiş Milletlerde İnsan Hakları Mekanizmaları ve Bireysel Başvuru Yolları, Ankara, 2019. ÜNAL, Şeref, Uluslararası Hukuk, Ankara, 2005. VÖNEKY, Silja, The Liability Annex to the Protocol on Environmental Protection to the Antarctic Treaty, (in Doris König /Peter-Tobias Stoll/Volker Röben/Nele Matz-Lück (Eds.), International Law Today: New Challenges and the Need for Reform?, 2008, (ss.165- 199)). http://legal.un.org/ilc/sessions/71/ (Erişim Tarihi: 28.01.2019). Deniz Seviyesinin Yükselmesinin…| 391 http://www.unicankara.org.tr/today/6.html (Erişim Tarihi: 14.05.2019). http://www.unicankara.org.tr/today/6.html (Erişim Tarihi: 14.05.2019). http://legal.un.org/ilc/elections/2016 election.shtml (Erişim: 23.05.2019). Buzullar Kopuyor Zaman Daralıyor!; https://www.milliyet.com.tr/gun- dem/buzullar-kopuyor-zaman-daraliyor-6894199 (Erişim Ta- rihi: 31.01.2023). https://legal.un.org/ilc/sessions/73/index.shtml#a7 (Erişim Tarihi: 01.02.2023). https://legal.un.org/ilc/ (Erişim Tarihi: 01.02.2023). https://www.ohchr.org/en/hr-bodies/hrc/regular-sessions/session48/res- dec-stat (Erişim Tarihi: 06.03.2023). https://www.ohchr.org/en/hr-bodies/hrc/regular-sessions/session48/res- dec-stat (Erişim Tarihi: 07.03.2023). https://www.ohchr.org/en/specialprocedures/sr-climate-change (Erişim Tarihi: 09.03.2023). https://www.un.org/depts/los/LEGISLATIONANDTREATIES/STATEFI- LES/TUR.htm (Erişim Tarihi: 10.03.2023).