Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon AŞ (Şirket) işyerinde 15.11.1999-05.04.2018 tarihleri arasında çalıştığı, son görevinin finanstan sorumlu grup başkanlığı olduğu, davalı Şirketin kuruluşundan bu yana tüm çalışanlarına ücretlerinin dışında her yıl sonunda prim adı altında ödeme yapıldığını, 2012 yılı sonunda davacıya toplam 130.000,00 TL prim ödendiğini, 2013 yılı sonu primleri ile sonraki yıllara ait primlerin Şirket kayıtlarına ''şirketi
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon AŞ (Şirket) işyerinde 15.11.1999-05.04.2018 tarihleri arasında çalıştığı, son görevinin finanstan sorumlu grup başkanlığı olduğu, davalı Şirketin kuruluşundan bu yana tüm çalışanlarına ücretlerinin dışında her yıl sonunda prim adı altında ödeme yapıldığını, 2012 yılı sonunda davacıya toplam 130.000,00 TL prim ödendiğini, 2013 yılı sonu primleri ile sonraki yıllara ait primlerin Şirket kayıtlarına ''şirketin çalışanlarına borcu'' olarak kaydedildiğini, 2013 yılı sonunda Şirketin yönetimine TMSF tarafından el konulduğunu, bu tarihten sonra primlerin ötelendiğini, Şirketin satışı sırasında bu primlerin satış bedelinden düşüldüğünü, dolayısıyla prim ödeme yükümlülüğünün davalı Şirkete geçtiğini, davalı Şirketin terfi eden çalışanlarına yaklaşık %15 terfi zammı yaptığını, müvekkilinin Şubat 2017 tarihinde terfi etmesine rağmen terfi zammı yapılmadığını belirterek ihbar tazminatı, iyiniyet ödemesi farkı, terfi zammından kaynaklanan ücret alacağı ile prim alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, davacının prim alacağına hak kazanıp kazanmadığı ve hangi tarihten itibaren faiz uygulanacağı noktasında toplanmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.