TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2025/1612 KARAR NO: 2025/1816 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 18/03/2025 NUMARASI: 2023/786 (E) - 2025/167 (K) DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat KARAR TARİHİ: 02/12/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili..…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2025/1612 KARAR NO: 2025/1816 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 18/03/2025 NUMARASI: 2023/786 (E) - 2025/167 (K) DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat KARAR TARİHİ: 02/12/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili... ...'nin 07/12/2021 tarihinde motosikleti ile seyir halindeyken kimliği belirlenemeyen bir araç sürücüsü tarafından kendisine arkadan çarpılmak suretiyle çift taraflı ve yaralamalı trafik kazası geçirdiğini, çarpan araç sürücüsünün olay yerinden kaçtığını, kimliğinin belirlenemediğini, kaza sebebiyle malul hale gelen müvekkilinin sürekli iş göremez olacağını, ... Hesabının Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi bulunmayan, çarpıp kaçma sebebiyle sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen araçların sebep oldukları trafik kazalarında mağdurların bedensel zararlarını teminat limitleri dahilinde karşılamak ile yükümlü olduğunu, bu nedenle müvekkilinin maddi zararları bakımından fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla sürekli iş göremezlik için şimdilik 50 TL, geçici iş göremezlik tazminatı için 50 TL ve geçici bakıcı gideri için şimdilik 50 TL olmak üzere toplamda 150 TL maddi tazminatın davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren avans faiziyle birlikte davalı tarafından müştereken ve müteselsilen sorumluluk çerçevesinde tazmin edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Suriye vatandaşı olduğunu, 5718 sayılı MÖHUK'un 48/2. maddesi uyarınca teminat yatırma muafiyetinin bulunup bulunmadığının araştırılmasını, teminatın yatırılmaması halinde ise davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, husumetin müvekkili kuruma yöneltilebilmesi için kazaya neden olan aracın müvekkili ... Hesabı’nın sorumluluk kapsamında bulunan araçlardan olması gerektiğini, müvekkili kuruma eksik/geçersiz evrak ile müracaat yapıldığı tespit edildiğinden davanın usulden reddinin gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; kaza sonrası ağır şekilde yaralanan ve hemen ardından hastaneye kaldırılan müvekkilinin kaza tespit tutanağı düzenlenememesinden dolayı kusurunun bulunmadığını, zira kimliği tespit edilememiş araç sürücüsü tarafından ağır şekilde yaralandığını ve vakit kaybedilmeden hastaneye kaldırıldığını, sonrasında ifadesinin alınmamasından olaya ilişkin kaza tespit tutanağı düzenlenmemesinden dolayı kusurunun olmadığının açık olduğunu, müvekkilinin geçici koruma statüsünde bulunan Suriye vatandaşı olduğunu, şehirler arası yolculuk yapabilmesi için yetkili makamlardan izin alınması gerektiğini, mahkemeye sunmuş oldukları beyanlarda İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığına müzekkere yazılması bunun akabinde müvekkilinin şehirler arası yolculuk yapabilmesi için gerekli belgelerin taraflarına temini ile ilgili taleplerinin mahkemece karşılıksız bırakıldığını, müvekkilinin geçici koruma statüsünde bulunması nedeniyle idari işlemleri yürütürken oldukça zorluk yaşadığını, motosiklete çarpıp kaçan sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün hem kazanın meydana gelmesinde hem de olaya ilişkin kaza tespit tutanağının tutulmamasından kusuruyla sorumlu olduğunu, dosyada kazanın gerçekleşmesine ilişkin bir delil ibraz edilmediğinden ve davanın ispatlanamadığı anlaşıldığından reddine karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırılık oluşturacağını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı ayrık durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu ayrıklı koşullardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un (MÖHUK) 48. maddesinin, 1. fıkrasına göre; Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda "yabancılık" ölçütü esas alınmıştır. Buna karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde kapsamında da bir öneme sahip değildir. Bu maddeye göre hakim tarafından verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, dava; dava şartı eksikliğinden HMK'nin 114. maddesinin 1. fıkrasının ğ bendi uyarınca reddedilir.MÖHUK'un 48. maddesinin 2. fıkrasında ise; "Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar" hükmü yer almaktadır. Bu madde uyarınca dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf olup olmadığını mahkemenin kendiliğinden incelemesi gerekmektedir.Buna göre Türk hâkimi, yabancı davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise, bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Az yukarıda belirtilen anlaşmalardan biri olan 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesinin 17'nci maddesinde, âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir. [Aynı yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 20/9/2022 gün ve 2021/13714 (E) - 2022/10635 (K) sayılı kararı]Eldeki davada ise, davacı vekili tarafından sunulan vekâletnamede yer alan bilgilere göre davacının Suriye Arap Cumhuriyeti uyruklu olduğu, bu kişinin teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı konusunda hükme esas oluşturacak biçimde araştırma yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, öncelikle Suriye Arap Cumhuriyeti uyruğundaki davacının teminattan muaf olup olmadığının Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak, alınacak yazı yanıtına göre davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacıya kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması durumunda istemin usulden reddine; yatırılması durumunda ise dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, doğrudan esas hakkında nihai karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Kararın kaldırılma nedenine göre davacı vekilinin dilekçesinde ileri sürüdüğü diğer istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/4. maddesi gereğince kaldırılmasına, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf başvurusu için yatırılan karar ve ilam harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından sarf edilen istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf talep eden tarafından istinaf aşaması için yatırılan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/12/2025