T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/391 Esas KARAR NO : 2025/1601 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/11/2021 NUMARASI : 2021/38 Esas, 2021/732 Karar DAVANIN KONUSU: TAZMİNAT (4054 sayılı Kanundan ve Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 04/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/391 Esas KARAR NO : 2025/1601 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/11/2021 NUMARASI : 2021/38 Esas, 2021/732 Karar DAVANIN KONUSU: TAZMİNAT (4054 sayılı Kanundan ve Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 04/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Rekabet Kurulu tarafından 08.03.2013 tarihinde 12 bankanın kredi ve kredi kartı konularında birlikte fiyat tespit etmek amacıyla kartel oluşturduklarını, söz konusu 12 bankanın içinde davalı bankanın da bulunduğunu, müvekkilinin davalı bankadan 21.08.2007 ve 22.09.2011 tarihleri arasında kredi kullandığını ve kartel faizi sebebiyle zarara uğradığını belirterek davalının vermiş olduğu zararın üç katının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişitir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin temsilcisi olarak davayı açan kişinin dava tarihi itibari ile imza yetkisinin sona erdiğini, davacının taraf ve dava ehliyetinin bulunmadığını, davacının zararını açıkça ortaya koymadığını, Rekabet Kurulu kararının iptali istemiyle müvekkili banka tarafından açılan davanın karar düzeltme aşamasında olduğunu, kullanılan kredinin ticari kredi olduğunu, Rekabet Kurulu kararının ticari kredileri kapsamadığını, davacının tazminat istemine ilişkin taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Davanın ilk olarak açıldığı İstanbul 6 Tüketici Mahkemesinin 2017/374 E- 2018/1032 K sayılı 29/11/2018 tarihli kararı ile; İstanbul Asliye ticaret Mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle davanın HMK 114 ve 115 maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir.İstanbul 2 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/30 E-2020/127 K sayılı 28/02/2020 tarihli kararı ile; davacı şirket yetkilisinden alınmış usulüne vekaletname sunulmadığı gerekçesiyle HMK 114/1-f ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiştir.Dairemizin 2020/1809 E-2020/2144 K sayılı 10/12/2020 tarihli karar ile; davacı şirketi temsilen vekalet sözleşmesini imzalayan...'in müdürlük görevinin sona ermesi durumunda vekalet sözleşmesinin sona ereceğine dair yasada herhangi bir düzenlemenin söz konusu olmadığı, dolayısıyla 03/10/2011 tarihli vekalet sözleşmesinin davacı şirket ile avukatı arasında halen devam ettiği, davanın... tarafından açıldıktan sonra, ilgili avukatın vekaletnamesini ibraz ederek davayı takep ederek duruşmalara katıldığına göre davada temsil sorunu kalmadığı, bu sebeple davaya devam edilerek, davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, davanın usulden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Dairemizin kaldırma kararından sonra Mahkemece; dava konusu ticari kredilerin Rekabet Kurulu kararına ve soruşturmasına konu olmadığı, ticari kredilerle ilgili herhangi bir rekabet ihlali tespiti bulunmadığı, davacı tacirin davalı bankadan kullandığı kredilerde kartel faizi uygulandığına dair tek delilinin de Rekabet Kurulu kararı olduğu dikkate alınarak, anılan kararla ilgili idari yargı sürecinin kesinleşmesinin beklenmesine gerek görülmedi gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun sonuç kısmında müvekkili şirketin ticari kredi kullandığı bu nedenle rekabet kurulu kararı kapsamında değerlendirilemeyeceğinin belirtildiğini, hatalı bilirkişi raporunun aynen hükme alındığını ve hukuka aykırı olarak davanın reddine karar verildiğini, bilirkişi raporunun İncelemeler B/2. Bölümünde Rekabet Kurulu Tespitleri ile Fiili ve TMCB'na Bildirilmiş Faiz Oranlarının Karşılaştırılması Başlıklı bölümünde... Bankasının müvekkili şirketin kullandığı kredi türünü ticari ihtiyaç kredisi olarak tanımladığı tespitine yer verildiğini, zira müvekkili şirketin nakliyat alanında faaliyet gösterdiğini kullandığı kredilerle taşıt alındığını, kredi sözleşmesinin tarafı şirket olmakla ticari kredi olarak değerlendirmenin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin taşıt kredisi kullandığını ve bu hususun yapılan eksik ve hatalı inceleme ile gözardı edildiğini, müvekkili şirketin, haksız ve usulsüz şekilde artırılan kredi faiz oranları nedeniyle davalı bankaya fazla faiz ödemesi yaptığını, hukuka aykırı yollarla müvekkili şirketten tahsil edilen ödemelerin müvekkili şirkete iade edilmesi gerektiği belirtilerek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, Rekabetin Korunması Hakkında Kanun uyarınca tazminat talebine ilişkindir. Uyuşmazlık, davacının, davalı bankadan kullandığı kredi nedeniyle herhangi bir zararının olup olmadığı ve mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir.23.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı bankanın İstoç Şubesi ile davacı şirket arasında akdedilmiş (bila tarihli) 364.390,00 TL limitli Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi kapsamında davacı şirkete 4 farklı kredi kullandırım işlemiyle 2008-2013 yılları arasında taksitli ticari kredilerin kullandırıldığı bu kredilerden 2008 yılındakilerin yıllık %21,6 akdi faiz oranından, 2010'dakilerin yıllık %13,2 akdi faiz oranından kullandırıldığı, davalı bankanın davacı tarafından kullanılan kredilere ilan ettiği faiz oranlarının altındaki oranlardan daha düşük oranları uygulamış olduğu, davacı tacirin kullandığı kredilerin de ticari bir kredi olduğu, Rekabet Kurulu tarafından krediler yönünden yapılan incelemelerin konut, ihtiyaç ve taşıt kredilerini kapsadığı, davacı bankanın ticari kredi tanımı içinde ihtiyaç kredisinin bulunmadığı, ihtiyaç kredilerinin genel olarak bireysel (tüketici) kredileri içinde yer aldığı, ticari kredilerin Rekabet Kurulu kararı kapsamında değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 8. maddesinin üst başlığı ticari işlerde faizdir. 8. maddenin başlığı ise oran serbestisi ve bileşik faizin şartlarıdır. 8/1. fıkrada ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirleneceği düzenlenmiştir. 3. fıkrada, tüketicinin korunmasına ilişkin hükümlerin saklı olacağı, 4. fıkrada, 2. ve 3. fıkralarına aykırı olarak işletilen faizin yok hükmünde olduğu belirtilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 88. maddesinde ise faiz düzenlenmiş, 88/1.fıkrasında; faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranının sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirleneceği ifade edilmiştir. Aynı yasanın 120. maddesinde ise "temerrüt faizi" üst başlığı ile genel olarak faize yer verilmiştir.Davacı şirket ile davalı banka arasında 10.10.2002 tarihli 364.390,00 TL limitli bir Genel Kredi Sözleşmesi akdedilmiş olup bu sözleşmeye istinaden davalı banka tarafından davacı şirkete 2008 ve 2010 yıllarında dört adet taksitli ticari kredi kullandırıldığı, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davalı banka tarafından kullandırılan kredilerde 2008 yılında yıllık % 21.6 ve 2010 yılında da yıllık %13.2 oranları üzerinden faiz oranının uygulandığı, davalı bankanın davacıya kullandırdığı faiz oranlarının TCMB'na bildirdiği faiz oranlarının altında kaldığı, dava konusu kredinin taksitli ticari kredi olduğu, davalı bankanın ticari kredileri arasında da ihtiyaç kredisi adlı bir kredinin de yer almadığı anlaşılmaktadır. Somut davada, gerek davacı şirket gerekse davalı bankanın sermaye şirketi olduğu ve TTK'nın ilgili hükümlerine tabi bulundukları kaçınılmazdır. Yasanın yukarıda ifade edildiği üzere 8. maddesi gereğince tacir olan taraflarca faiz oranı serbestçe belirlenmektedir. Tacir olan taraflar yönünden ticari faizin serbestçe belirleneceğine dair yasal düzenleme ve Rekabet Kurulu kararına konu faiz oranının ticari kredilerdeki faiz yönünden uygulama yerinin olmayacağı dikkate alındığında Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin benzer uyuşmazlıklarda verdiği 02.12.2019 tarih ve 2019/1213 E.- 2019/7738 K. ve 08.01.2020 tarih ve 2019/1496 E.- 2020/163 K. sayılı kararları da bu yöndedir.Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/38 Esas, 2021/732 Karar sayılı ve 05/11/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.04/12/2025