9. Hukuk Dairesi 2025/8674 E. , 2025/10459 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 51. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/735 E., 2025/1421 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 22. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/394 E., 2024/269 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan …
9. Hukuk Dairesi 2025/8674 E. , 2025/10459 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 51. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/735 E., 2025/1421 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 22. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/394 E., 2024/269 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 21.06.2001-31.08.2015 tarihleri arasında davalı Şirket nezdinde çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini ancak kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmediğini, alacakların ödenmesi için gönderilen ihtarnameye müspet bir cevap verilmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatlarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, belirli süreli iş sözleşmeleri ile çalışan davacının sözleşme süresi sona erdiğinden ve seferin sona ermesi üzerine işten ayrıldığını ve kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, müvekkilinin konteyner hacmi, gemilerin sefer durumu gibi pek çok faktöre bağlı olarak gemiadamı istihdamı gerektiğini ve bu sebeple ihtiyaçlarını karşılayacak biçimde belirli süreli iş sözleşmesi ile personel istihdam ettiğini, davacının kesintisiz çalışmadığını, davacının ücretine kıdem tazminatı, hafta tatili ve ikramiye gibi tüm işçilik alacaklarının dâhil olduğunu, 854 sayılı Deniz İş Kanunu'nun (854 sayılı Kanun) özel kanun olması nedeniyle uygulanacak faizin yasal faiz olması gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı doğrultusunda davacının kayden işvereni görünen Şirketler arasındaki hukuki ilişkinin tespiti için ... Ticaret Odası Başkanlığına, ... Genel Müdürlüğüne ve ... Hizmetler Şube Müdürlüğüne, davacıya yapılan ödemelerin tespiti için de ... Bankasına yazılan müzekkere cevaplarının dosya arasına alındığı, davalı Şirket tarafından, 05.09.2014 tarihli bordro sunulduğu, bordro içeriği incelendiğinde brüt 8.870,00 TL net 5.698,18 TL kıdem tazminatı ile birlikte net 11.388,85 TL toplam ödeme tahakkuk edildiği, davalı vekili tarafından bu ödemenin dolar karşılığı olan 5.277,00 USD olarak davacının hesabına ödendiğinin beyan edildiği, ... AŞ tarafından gönderilen yazı cevabında da davacının hesabına 05.09.2014 tarihinde 5.277,00 USD ödeme yapıldığının bildirildiği, kaldırma kararı sonrası dosyaya giren bilgi, belgeler ve tüm dosya kapsamına göre davacının sigorta kayıtlarında gözüken diğer ... Denizcilik AŞ, ... Denizcilik AŞ ve ... Denizcilik Taşımacılık ve Tic. AŞ ile davalı Şirket arasında fiilî ve organik bağ bulunduğunun anlaşıldığı, davacının hizmet süresi, davalı Şirkette geçen ve Mahkeme kararı ile tespit edilen 2 yıl 9 ay 5 gün ile birlikte diğer dava dışı Şirketlerde geçen toplam 3 yıl 4 ay 4 günün ilavesi ile toplam 6 yıl 1 ay 9 gün olarak kabul edildiği, davacının hizmet süresi itibarıyla 8 hafta ihbar öneli olup talep edebileceği ihbar tazminatının 43.906,08 TL olduğu, kaldırma kararındaki değerlendirmeye konu 8.870,00 TL'nin de davacının banka hesabına ödenmiş olduğu, ilk kararda belirtilen toplam 29.735,34 TL kıdem tazminatı ödemesinin mahsubu hâlinde de bakiye kıdem tazminatının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi karar ve gerekçesinin dosya kapsamına uygun, hukuki değerlendirmeleri isabetli, hükme esas alınan bilirkişi raporu da denetime elverişli ve dosya kapsamına uygun olduğu, iş sözleşmelerinin genel olarak altı aylık sürelerle yapıldığı, belirli bir sefer için yapılmadığı, sözleşmenin yenilenmesi için esaslı bir nedenin bulunmadığından davacının belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığının kabulü gerektiği, davacının sigortalı işten ayrılış bildirgesinde işten ayrılış sebebinin "belirli süreli iş sözleşmesinin sona ermesi" olarak (05) kodu ile bildirildiği, dosya kapsamından feshin haklı nedene dayanmadığının anlaşıldığı ve davacının ihbar tazminatı talep edebileceği, hükmedilen alacağın zamanaşımına uğramadığı, davalı Şirket tarafından yargılama sırasında davacının sigortalı hizmet cetvelinde çalışması gözüken dava dışı Şirketlere davanın ihbarı ve işyeri özlük dosyalarının celbi için usulüne uygun talepte bulunulmadığının anlaşıldığı gerekçeleriyle tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davanın kıdem tazminatı yönünden kabulüne karar verilmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi kök raporunda hizmet süresinin sadece kayıtlar esas alınarak tespit edildiğini, oysaki müvekkillinin davalı işyerinde 21.06.2001 tarihinde stajyer olarak çalışmaya başlamış olup iş sözleşmesi davalı tarafça haksız ve hukuka aykırı bir şekilde 31.08.2015 tarihinde sonlandırılıncaya kadar aralıksız biçimde çalıştığını, b. İbranamenin ne şekilde olması gerektiği yönünde kanun maddesinde belirtilmiş olmasına rağmen kanunun emredici düzenlemesinin aksine tespitte bulunmasının da açıkça hukuka aykırı olduğunu beyan etmiş ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, b. Gemiadamlarının alacakları hakkında hizmet veya iş münasebetinin bittiği tarihten itibaren zamanaşımı süresinin başladığını, Mahkemece zamanaşımı def'i incelenmeden karar verildiğini, c. Davacının yaptığı işin, objektif olarak belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışmayı gerektirdiğini ve birden fazla sözleşme akdolunmasının, iş sözleşmesini belirsiz süreli hâle getirmediğini, davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanmadığını, d. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için aksi düşünülse dahi müvekkili Şirketin, gemiadamlarının zor durumda kalmamaları için çalışma süreleri ile orantılı olarak hesaplama yaparak belirli süreli iş sözleşmesi sonunda kıst usülü kıdem ödemesi yaptığını, çalışanlar arasında eşitsizlik yaratmamak adına hangi kanuna tâbi olduklarına bakılmaksızın kıdem tazminatı ödemesi yapıldığını, e. Tazminata esas alınan ücrete iaşe yardımının ilave edilmesinin hatalı olduğunu, zira 4857 sayılı İş Kanunu açısından iaşe yardımı kıdem tazminatı hesabında dikkate alınacak olsa da 854 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde, gemiadamları açısından böyle bir durumun söz konusu olmadığını, deniz taşıma işinin özelliği gereği iç sular haricinde gemiadamının işyeri olan gemide, aynı zamanda beslenmesi, barınması ve dinlenmesi için uygun olanakların sağlanmış olması, işverenin gözetme borcu kapsamında ve 854 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yasal bir zorunluluk olduğundan giydirilmiş ücret hesabında iaşe bedelinin dikkate alınamayacağını belirterek ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının hizmet süresinin ve ücretinin tespiti ile kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı, tazminatların hesabı ve davalı tarafça ödenip ödenmediğine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.