T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:31/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:06/04/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:31/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Başkanın görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:31/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:06/04/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:31/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Başkanın görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasındaki taşıma anlaşması uyarınca taşıma hizmeti verilip malların gerekli yerlere ulaştırıldığını, davacının sunduğu taşıma hizmetinin karşılığı olan taşıma ücretinin kendisine ödenmediğini, müvekkilinin davalı hakkında Denizli 5. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, ancak davalının takibe itiraz ettiğini, davalının icra takibine itirazının yerinde olmadığını, icra takibine konu edilen alacağa takip tarihi itibariyle faiz işletildiğinden davalının faize itirazına itibar edilmemesi gerektiğini, faiz oranı usul ve yasaya uygun olduğundan davalının itirazına itibar edilmemesi gerektiğini beyanla davalının Denizli 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyaya yaptığı itirazının iptaline, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; müvekkilinin tebligata yarar adresi Büyükçekmece İstanbul olduğundan İİK ve HMK uyarınca yetkili İcra Dairesi ve Mahkemelerinin Büyükçekmece Adliyesi sınırlarında olduğunu, davacı ile müvekkili arasında Euro bazlı 15/05/2020 tarihli yüklemenin gümrüklemeyi müteakip 4 gün ekspres terminli yük taşıma sözleşmesinin imzalandığını, sözleşme bedelinin 4.400,00 Euro olduğunu, sözleşmeye konu taşıma işleminin ekspres olduğu ve teslim süresinin en fazla 4 gün olacağının belirlendiğini, ücreti de buna göre hesaplandığı halde malların müşteriye 8 günde teslim edildiğini, CMR hükümleri uyarınca da TBK ve sözleşme hükümleri uyarınca taşıyıcının taşımanın aşılmasından dolayı sorumlu olduğunu, davacı tarafça alacağa uygulanan faiz oranının fahiş olduğunu, başlatılan icra takibine ilişkin borcun ödendiğini, başkaca borcun bulunmadığını, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "... taraflar arasında taşıma sözleşmesinden kaynaklı ticari ilişki bulunduğu, takibe konu alacağın temelini oluşturan faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, faturalardaki mal hizmetinin teslim edildiği, dosya kapsamında aldırılan gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli 22/02/2022 tarihli bilirkişi raporuna mahkememizce itibar edilerek ispat ile yükümlü olan davacının davasını usulüne uygun düzenlenmiş kendisinin ve davalının beyanname, defter ve irsaliye kayıtlarıyla ispat ettiği, davalı tarafın takibe konu fatura bedelini ödemediği, ancak davacının geç teslim nedeniyle kusurlu olup taşıma bedelinin yarısını talep edebileceği sonuç ve kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş olup alacağın taraflarca bilinebilir ve hesaplanabilir nitelikte olmasından dolayı Türk Borçlar Kanunun 99.maddesi uyarınca 2.200,00 Euro asıl alacağın icra takip tarihindeki Türk Lirası karşılığı olan asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine, takip borçlusu yararına kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için; geçerli bir icra takibi yapılmış olması, geçerli bir itirazın olması, süresinde açılmış bir itirazın iptali davası olması, davacının takibinde ve itirazın iptali davası açmada haksız ve kötü niyetli olması, itirazın iptali davasının reddedilmiş olması gerekmektedir. Somut olayda, davacı tarafın kötü niyetinin sübut bulmadığı kanaati ile yasal koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatına hükmedilmesine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasındaki taşıma anlaşması uyarınca taşıma hizmeti verildiğini, malların gerekli yerlere ulaştırıldığını, bu hususta hiçbir ihtilafın bulunmadığını, müvekkilinin taşıma hizmetinden kaynaklanan ücret alacağının bulunduğunu, alacağın tahsili için başlatılan Denizli 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına davalının itirazın haksız olduğunu, taraflar arasındaki malın teslim tarihinin gümrük çıkış itibariyle 4 gün olarak anlaşıldığını ve süresinde taşımanın yapıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte malların geç teslim edildiğinin varsayılması halinde dahi davalının malların geç teslim edildiğine dair ihtirazi kaydını içeren bir delil sunmadığını, taşımayı gerçekleştiren aracın gümrükleme işlemleri sırasında sıradan kaynaklı yaşadığı olumsuz durumların davalı tarafa detaylı olarak bildirildiğini, içinde bulunulan pandemi nedeniyle sınır kapısı giriş - çıkış sıralarında Covid - 19 önlemleri kapsamında ekstra bir yoğunluk oluşması gibi fors major durumların müvekkili şirkete kusur olarak izafe edilemeyeceğini, müvekkilinin 27/05/2020 tarihli davalı tarafa gönderdiği mailde taşıma ile ilgili açıklama yapıldığını, müvekkilinin iyi niyetli olarak yükleme sırasında depoda sorun çıkmaması için yükü taşıyan araç sürücüsünün numarasını davalı tarafa verdiğini, fakat davalının bu iyiniyeti suistimal ederek sürücünün numarasını yurtdışındaki alıcıya kadar ulaştırdığını, davalı tarafın müvekkili araç sürücüsü nezdindeki çirkin ve mesnetsiz iddialarını kabul etmediklerini, davalının dava konusu taşıma ücretini ödemekten kurtulmak için müvekkili aleyhine algı yaratma çabası içinde olduğunu, davalı ile taşıma anlaşmasında bir araç bedeli 4.400,00 Euro olarak anlaşıldığını, bu bedelin taşıma sonucunda müvekkiline ödenmediğini, davalının ödememe hususundaki gerekçesinin müvekkili tarafından gerçekleştirilen taşımanın ekspres özelliğini yitirmiş olduğunu ileri sürdüğünü, oysa ki ekspres taşıma bedelinin normal taşıma bedelinin üzerine belirli bir fark eklenmek suretiyle belirlenen ücret olduğunu, aradaki farkın toplam taşıma ücretinden indirilerek söz konusu taşımanın ekspres yapılamamasından kaynaklı karşı tarafın doğan zararının bu şekilde giderildiğini, taşımada gecikmenin yaşandığının kabulü halinde müvekkilinin taşımadan hak ettiği tüm ücretin ödenmemesi değil ekspres farkının ödenmemesinin sonucunun doğacağını, Mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda aldırılan 14/02/2022 tarihli bilirkişi raporunun teslim süreleri belirtilmeksizin tespitte bulunmasının hatalı olduğunu, hükme esas alınamayacağını, 23/05/2020 tarihinde davalı şirket çalışanının müvekkili firmaya gönderdiği mailde görüneceği üzere davalı taraf müşterisinin sıkıntı çıkaran bir müşteri olması nedeniyle taşıma işleminin başarılı geçmesinden dolayı teşekkür edildiğini, teslime ilişkin geç teslimat yapıldığına dair davalının CMR belgesi üzerine şerh düşmediğini, 8 günlük itiraz süresinde iade faturası düzenlemediğini, dolayısıyla davalı tarafın ödeme yapmadan itiraz etmesinin kötüniyetli olduğunu, keza kabul anlamına gelmemekle birlikte teslim süresinin aşılmış olması durumunda taşıyıcının sorumluluğun ancak gerçek bir zararın doğmasına bağlı olduğunu, zarar oluşmaz ise ya da oluşan zarar ile gecikme arasında nedensellik bağı bulunmaz ise yine taşıyıcının sorumluluğunun doğmayacağını, dosya kapsamına göre davalı tarafın iş bu teslim süresinin aşıldığını ve zararın oluştuğunu ispatlayamadığını, fatura bedelini ödemesi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili şirket arasındaki anlaşmaya uymayacak şekilde taşıma faaliyetinin "ekspres" olduğu ve teslim süresinin 4 gün olmasına rağmen malların müşteriye 8 günde teslim edildiğini, bunun sonucunda müvekkilinin müşterisine söz konusu ürünleri teslim edemediğini ve zarar gördüğünü, müvekkilinin de kendi müşterisi nezdindeki alacağına kavuşamadığını, davacı tarafça haksız ikame edilen davanın tamamen reddi gerekirken kısmen kabulünün hatalı olduğunu, CMR konvansiyonuna göre taşıyıcının yükü teslim aldığı andan teslim edinceye kadar bunların kısmen veya tamamen kaydından ve doğacak hasardan sorumlu olduğu gibi yükü belirli bir süre içinde teslim etmediği taktirde meydana gelecek gecikmeden de sorumlu olacağını, taşıyıcının eşyanın ziya ve / veya hasara uğraması ile taşıma süresinin aşılması sebebiyle sorumluluğunun CMR'nin 17 vd. maddelerinde kusursuz sorumluluk esaslarından hareketle düzenlendiğini, taşıyıcının gecikmeden doğan sorumluluğunun düzenlendiği TTK'nın 780. Maddesinde kusursuz sorumluluk esasına yer verilirken ziya ve hasardan doğan sorumluluğun düzenlendiği TTK'nın 781. maddesinde ispat külfetinin ters çevrildiğini, kusur sorumluluğu esasından hareketle düzenleme yapıldığını, CMR'nin 17/1. maddesi hükmüne göre taşıyıcının taşıma süresinin aşılmasından dolayı mal varlığı zararlarından da sorumlu olduğunu, taşıma süresinin aşılması sebebiyle tazmin talebinde gecikmenin esas olduğunu, ilgili hükümlere göre taşıyıcının kendisine teslim edilen eşyayı taşıma sözleşmesinde kararlaştırılan ve taşıma senedine geçirilen müddet içinde taşımaz ise gecikmeden söz edileceğini, davacı tarafın kusursuz sorumluluk ilkelerine aykırı hareket ettiğinin açık olduğunu, buna rağmen İlk Derece Mahkemesin'ce kısmen kabul kararı verilmesinin yerinde olmadığını, davanın reddi gerektiğini, yine İlk Derece Mahkemesi'nce alacağa tahsil tarihine kadar %5 faiz işletilmesine ilişkin kararın da usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin davacı tarafça asıl taşıma edimini teslimat süresine aykırı davranarak ürünleri zamanında teslim etmeyerek yerine getirmediğinden müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, davacının müvekkili şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığını istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, taşıma sözleşmesinden doğan navlun alacağının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı taraf, davaya konu Denizli 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında 13/01/2021 tarihli olmak üzere 4 adet 1.100,00'er Euro bedelli "navlun bedeli" açıklamalı faturalardan kaynaklı alacağının tahsilini icra yoluyla talep etmekte olup; davalı taraf yapılan taşımanın davacı tarafça süresinde yapılmadığından ve geç teslim bulunduğundan zarara uğradığını, bu nedenle davacının navlun ücretine hak kazanamadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. CMR'nin 2. maddesi uyarınca, yük, denizyolu ve karayolu taşıması şeklinde taşındığından davaya konu taşımanın CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi olduğu açıktır. Bu itibarla, dava konusu taşımada taşıyıcının sorumluluğunun tespiti hakkında CMR hükümleri çerçevesinde bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Ticari ilişkide davacı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin fiili taşıyan, davalı ... Nakliyat ve Dış Ticaret Limited Şirketi'nin ise akdi taşıyan olduğu, davalının davacıya fiili taşıyan olarak taşıttığı emtiaların alıcıya teslim edildiği hususu ihtilaf dışı olup, uyuşmazlık navlun ücreti ve miktarı ile davalının savunmasında ileri sürdüğü geç teslime dayalı zarar iddiasından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla davacının bu faturalara konu alacağa hak kazanıp kazanmadığı alacak miktarının ne kadar olduğu hususunun davalı tarafın gecikme olgusuna dayalı iddialarının birlikte incelenmesi gerekir. CMR'nin 23/5 maddesinde, gecikme halinde hak sahibinin zarar ve ziyanın bundan ileri geldiğini kanıtlaması halinde, taşımacının bu zarar ve ziyan için taşıma ücretini geçmemek üzere tazminat ödeyeceği düzenlenmiştir. Anılan düzenleme gereğince taşıyıcının CMR hükümleri gereğince gecikmeden dolayı sorumlu tutulabilmesi için taşıma süresinin aşılmasının yani gecikmenin yanı sıra bu gecikmeden dolayı bir zararın doğmuş olması, ayrıca gecikme ile zarar arasında illiyet bağının bulunması gereklidir. CMR'nin 19. maddesi hükmü dikkate alındığında gecikme taşıyıcının taşınmak üzere teslim aldığı eşyayı kararlaştırılan sürede veya böyle bir süre yoksa taşımanın gerçekleştirilmesi için gerekli makul süre içerisinde teslim edememesi halinde söz konusu olur. Gecikme bir zarara yol açmamışsa taşıyıcının sorumluluğuna gidilemez. CMR'nin 30/3 maddesine göre ise; yükün alıcısının kullanımına verildiği tarihten sonraki 21 gün içinde durumun yazılı olarak taşıyıcıya bildirilmemiş olması halinde teslimdeki gecikmelerden dolayı tazminat ödenmez. Bu maddeye göre eşyanın teslimindeki gecikmenin yazılı olarak ihbarı şarttır. Ancak, taşımacı gecikmeyi bir tutanak ile teyit etmiş veya ihbar süresinde dava açılmış veya teslimdeki gecikme taşımacı tarafından ikrar edilmiş ise ihbara gerek yoktur. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporu mali müşavir bilirkişi ile taşıma uzmanı bir bilirkişi tarafından düzenlenmiş ise de, bilirkişi raporu denetime açık bulunmadığı, gerekçesiz ve hüküm kurmaya elverişli olmadığından İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar tesisi doğru olmamıştır. Kabule göre de; mahkemece CMR'nin 27. maddesi gereğince %5 faiz oranı uygulanmış ise de, CMR'nın 27. maddesindeki faiz düzenlemesi taşıyıcıya karşı açılan davalarda uygulama imkanı olup, taşıyıcının açtığı navlun bedeline ilişkin davalarda uygulanmayacağından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesindeki faiz oranının uygulanmaması hatalı olmuştur. Açıklanan sebeplerle, İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken iş; aralarında CMR konusunda uzman bilirkişinin de bulunduğu uzman bilirkişi heyetinden CMR Konvansiyonu hükümleri, taşıma sözleşmesi ve belgelerine göre davalı tarafın taşımanın geç yapıldığı yönündeki savunması doğrultusunda taşımanın makul sürede yapılıp yapılmadığı, yapılmamış ise davalının bir zararının doğup doğmadığı ve aralarında illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususlarında rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir. Sonuç olarak; taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/04/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde taraflara İADESİNE, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 8-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.31/12/2025 ...