TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/11/2023 NUMARASI: 2020/137 Esas, 2023/757 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 18/11/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı ol…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/317 KARAR NO : 2025/1332 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/11/2023 NUMARASI: 2020/137 Esas, 2023/757 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 18/11/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; eser sözleşmesinden kaynaklı bakiye iş bedelinin tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.Davacı vekili, taraflar arasında 2012 yılından beri cari hesap şeklinde işleyen ticari ilişki sonucunda müvekkilince davalının siparişleri üzerine davalıya baskı, desen, kalıp, çoğaltma gibi işler yaptığını, bakiye 65.677,07 TL'nin ödenmemesi üzerine İstanbul 25. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi yaptıklarını, davalının borcun 27.058,08 TL'lik kısmını kabul ederek 27/11/2014 tarihinde ferileriyle birlikte icra dosyasına yatırdığını, ancak 38.618,99-TL'lik kısma itiraz edildiğini, davalı borçlunun takipten sonra 07.11.2014 tarihinde haricen müvekkili davacının banka hesabına 4.183,09 TL'lik daha ödeme yaptığını belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, taraflar arasında uzun yıllardır süre gelen ve cari hesap şeklinde işleyen ticari bir ilişki bulunduğunu, faturalardan kaynaklanan borç bakiyesinin 65.677,07TL olmayıp, müvekkili şirketin cari hesaplarında bakiyenin 27.058,08 TL olduğunu ve bu bakiye borcun ödendiğinden davacıya herhangi bir borçlarının bulunmadığını belirterek davanın reddine, %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece; dosyadan aldırılan 14/07/2016 tarihli bilirkişi kök raporu ile 18/04/2017 tarihli ek rapor dayanak alınmak suretiyle, mevcut fatura ve e-mail yazışmalarından davacının davalıdan alacaklı olduğu tutarla ilişkilendirilebilecek bir iş yapıldığı tespit edilemediği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ibraz edilen faturalar ile müvekkili şirket ile davalı arasındaki yazışmaların müvekkilinin davalıdan olan alacak tutarının ispatı için kesin delil mahiyetinde olduğunu, mahkemece ticari ilişkinin tamamına tanık olan davalı çalışanı ve temsilcisi olan ...'ün tanık olarak dinlenmesi taleplerinin usule aykırı olarak reddedildiğini ayrıca yemin delillerinin de mahkemece dikkate alınmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Dairemizin 22/01/2020 tarihli 2018/507 Esas ve 2020/123 Karar sayılı kararı ile, taraflar arasında uzun yıllara dayalı ticari ilişki kapsamında kumaş ve tekstil ürünlerine baskı ve desen yapılması konusunda sözlü eser sözleşmesi bulunduğu ve aralarındaki ticari ilişkinin cari hesap şeklinde sürdürüldüğünün anlaşıldığı, dava konusu işten kaynaklı bedelin ödenmemesi nedeniyle davacı tarafından davalı hakkında 27/10/2014 tarihinde ilamsız icra takibi yapıldığı, davalının 10/11/2014 tarihli dilekçe ile borcun 27.058,08TL'lik kısmını kabul ederek bu miktarı ferileriyle birlikte 25/11/2014 tarihinde takip dosyasına yatırdığı, davalının itiraz dilekçesi sunduktan sonra kabul etmediği borç miktarından 4.183,08TL'yi de haricen davacıya ödediği hususunun da tarafların beyanları ile sabit olduğu, davacının bakiye iş bedelinin ispatı konusunda delil listesinde e-mail yazışmalarına, tanık beyanlarına, bilirkişi incelemesine, cari hesap ekstresine, ticari defter ve kayıtlarına ve en son da açıkça yemin deliline dayandığı, 14/07/2016 tarihli bilirkişi raporuna göre, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 65.677,07 TL alacaklı olduğu, davalı tarafça her hangi bir ticari defter ve kayıt ibraz edilmediği, dava dosyasındaki fatura ve e-mail yazışmalarından davacının davalıdan alacaklı olduğu tutarla ilişkilendirilebilecek bir hizmet tespitinde bulunulamadığı, ayrıca davacının davalıya yaptığı bazı baskı işlerinde davalının müşteri talebine göre revizyonlara gittiğini, bu işlemlerin dava konusu faturalarla ilişkili olup olmadığının mevcut belgelerden belirlenemediğinin belirtildiği, 18/04/2017 tarihli bilirkişi ek raporunda da, kök rapordaki değerlendirmelerin tekrar edildiği, eser sözleşmelerinde işin yapılıp teslim edildiğinin yüklenici, iş bedelinin ödendiğini ise iş sahibinin ispat etmek zorunda olduğu, delil sözleşmesi yoksa yüklenicinin meydana getirdiği eseri teslim ettiği vakıasını, teslim hukuki işlem değil, hukuki fiil olduğundan kural olarak her tür kanıtla, bu arada tanıkla dahi ispat edilebileceği, davacı tarafın iddia ettiği teslimin yapıldığını kanıtlamak için yazılı delil sunamadığı, ancak davacının delil listesinde tanık ...'ün beyanına ve açıkça "yemin" deliline dayanıldığı, yerel mahkemece davacının dava konusu bakiye iş bedeline hak kazanıp kazanmadığı noktasında, işin yapılıp teslim edildiği iddiasının kanıtlanmasına yönelik olarak davacı tarafça bildirilen tanık ...'ün dinlenilmesi, gerekmesi halinde davacıya davalı tarafa yemin teklif edip etmeyeceği hatırlatılarak sonucuna göre işlem yapılması ve gerektiği takdirde bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Dairemizin 22/01/2020 tarihli kaldırma kararı sonrasında mahkemece 08/11/2023 tarihli karar ile, davacı tanığı beyanında 2014 yılına kadar davacı şirkette çalıştığını belirtmiş, takibe dayanak cari hesap ekstresi incelendiğinde 2012-2014 yılları arasında kayıtlar olduğu, 2014 yılından itibaren düzenlenen faturalara ilişkin davacı tanığının bu dönemde çalışmadığından fatura içeriği hizmetin ifa edildiği hususun ispatlanamadığının değerlendirildiği, 2014 öncesi için ise tanık beyanında siparişlerin mail yoluyla verildiğinden ve sipariş sürecinden bahsederek hazırlanan numunelere değinmiş, özellikle sipariş iptalleri halinde bile bir dönem ödeme yapıldığını belirtmiş ancak 2012-2014 tarihleri arasında düzenlenen ve cari hesaba kaydedilen fatra konusu hizmetin ifa edildiği hususunda açık ve tereddütsüz beyanda bulunmadığı, tanığın beyanları bütün olarak değerlendirildiğinde davacının takibe konu cari hesaba dayanak fatura içeriğine ilişkin hizmeti ifa ettiği hususunun tanığın beyanı ile de ispatlanamadığı, davacıya 15/06/2022 tarihli celsede yemin delili hatırlatıldığı, davacı vekilinin yemin deliline dayandıklarını beyan ederek verilen süre içeresinde yemin metnini sunduğu, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığı, yazı cevabından 2013-2014 yıllarına ait dönemde davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilerin ..., ... ve ... olduklarının belirlendiği, bu kişilere yemin metni ekli ihtarlı yemin davetiyesi tebliğ edildiği ancak davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili kişiler olan ..., ... ve ...'nin usule uygun davetiyeye rağmen bildirilen günde duruşmaya iştirak etmedikleri gibi bu hususta mazeret de bildirmedikleri görüldüğünden 6100 sayılı HMK'nın 229. Maddesi uyarınca yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayıldıkları, davalı vekilinin davalı şirket yetkililerinin vekaletname ile ...'yu temsilci olarak atadıklarını ve yemin konusu vakıalarda bilgi sahibi olan kişinin ... olduğunu beyan ederek ...'ya yemin eda ettirilmesini talep ettiklerini, davalı vekilinin yemin eda ettirilmesini istediği ...'ya davalı şirket yetkililerince verilen vekaletname incelendiğinde, bazı resmi ve özel kurumlar ile ve bazı şirket işlemlerinde davalı şirket adına işlem yapılması için yetki verildiği ancak vekaletnamede şirketi temsilen yemin eda etme yetkisi verilmediği, bu nedenle davalı vekilinin ...'ya yemin eda ettirilmesi talebinin yerinde görülmeyerek reddine karar verildiği, işbu davada davalı borçlunun itirazının haksızlığına karar verildiğinden hükmolunan meblağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği belirtilerek davanın kabulü ile İstanbul 25. İcra Dairesinin ...esas sayılı takip dosyasında davalının 38.618,99-TL alacağa yönelik kısmi itirazının iptaline, takibin aynı koşullarla devamına, alacağın %20'si oranında 7.723,80-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde, müvekkili şirketin ... Holding A.Ş.'nin bir alt şirketi olduğu, ... Holding A.Ş.'nin 10.000 doğrudan, 30.000 dolaylı çalışanı olan, ortalama senelik cirosu 1 Milyar Dolar olan, 7 farklı sektörde 6 ülkede faaliyet gösteren bir yapı olup, yemin etmesi beklenen ...'in davalı şirketin ve Holding bünyesindeki tüm grup şirketlerin ve Holding'in Yönetim Kurulu Başkanı olduğu, ... ve ...'in ise geçmişte Yönetim Kurulunda çalışmış, halihazırda şirketten ayrılmış ve şirketle herhangi bir bağı kalmamış kimseler olduğunu, huzurdaki davada ... şirketinin ticari faaliyeti kapsamında davacı ile alacak- borç ilişkisinin varlığının tartışıldığı, davacının dava değeri olarak belirtmiş olduğu 38.618,99 TL'lik alacak borç ilişkisi ve bu ilişkinin detaylarının Holding bünyesinde ve hatta yönetim tarafından bilinmesinin iş yaşamının olağan akışına aykırı olduğunu, tüm bu sebeplerle, mahkemeden konu ile ilgisi, bilgi ve görgüsü olmayan ..., ... ve ...'in yemin etmesi yönündeki karardan rücu edilerek, ticari faaliyet döneminde yetkili olan ...'nun yemin için usulüne uygun olarak daveti ile işbu delilin ifasının gerçekleşmesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, taleplerinin reddedildiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DEĞERLENDİRME İstanbul 25. İcra Dairesinin ... Esaslı dosyasında, alacaklının ..., borçlunun ... Tekstil Sanayi ve Ticaret AŞ olduğu, takibin 65.677,07-TL asıl alacağa ilişkin ilamsız takip olduğu, takip dayanağının cari hesap ekstresi olduğu, 30/10/2014 tarihli ödeme emrinin 03/11/2014 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, borçlunun 10/11/2014 tarihinde süresi içerisinde borca, ferilerine ve faize itiraz ettiği görülmüştür.Tanık ... beyanında özetle, 2014 yılına kadar davalı şirkette ön fosun takibi alanında çalıştığını, davacı ile davalının 2010 yılından itibaren yaklaşık 10 yıl birlikte çalıştıklarını, davalı şirketin adresi merterdeyken taraflar arasında yapılan anlaşmaya göre davacı tarafın davalıya teslim etmediği işler (baskı ve desen) için davalı davacıya ödemeler yaptığını, taraflar arasında istenen baskı desen hususundaki işlere ilişkin siparişlerin mail yoluyla verildiğini, davalı şirketin adresinin Beylikdüzüne taşınması üzerine yönetimin de değiştiğini ve yeni yönetimin davacının teslim etmediği işlerin parasını ödememeye başladığını, davalı şirket Beylikdüzü'ne taşındıktan sonra 2 sene kadar daha çalıştığını, sonrasında işten ayrıldığını, sipariş verildikten ve mail olarak atıldıktan sonra davalı şirketin kendisine sipariş içeriği verdiğini, kendisinin de siparişlerin kontrol yaptığını, önce numunelerin yapıldığını, numuneleri aldıktan sonra çalıştığı firmanın müşteri gönderdiğini, müşteri olup olmayacağı belli olmadığı için müşteri siparişi istemiyorsa veya iptal ediyorsa davacıdan sipariş edilen ancak müşteriden dolayı alınmayan ürünlerin el emeği karşılığı olarak bir iş bedeli davalı tarafından davacıya ödeniyordu, ... ve ...'ın davalı şirketin pazarlama bölümüne bakan iş arkadaşları olduğunu, mailleri davacı şirkete bu kişilerin attığını, kendisinin siparişlerin takibini yaptığını, hazırlanın numunelerin davalı şirketin müşterileri için yapıldığını, davalı şirketin müşterileri sipariş iptal edince davacı şirketin parasının ödendiğinin de, ödenmediğinin de olduğunu, ödenmemeye şirket Beylikdüzü'ne taşındıktan sonra başlandığını, siparişlerin iptal edilmesi üzerine teslim edilmeyen siparişler nedeniyle ödeme yapıldığı da yapılmadığı da hususlarını kendisini tanık olarak gösteren davacı vekili tarafından 1 ay önce öğrendiğini, ödeme veya ödememe hususunda doğrudan bilgi sahibi olmadığını, davalı şirkette çalıştığı sürece davalı şirketin müşterilerinin siparişleri için davacı şirkete hazırlattığı baskı desen ve kalıp bedelleri müşterilin siparişi iptal etmesine rağmen bedeli kendisinin çalıştığı dönemde ödendiğini beyan etmiştir.Uyuşmazlık konusu olay ele alındığında;Ticaret Sicil Müdürlüğünün cevabi yazısına göre, yemin eda ettirilmek istenen 2022 yılındaki şirket yetkililerinin ..., ... ve ... oldukları, tüzel kişilik yetkililerine yemin edası hususunda yemin eda edilecek tarihteki yetkililerin esas alınmasının usul ve yasaya uygun olduğu, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin yeminin eda tarihindeki yetkililerine davetiye göndermesinin yerinde olduğu, davalı vekilinin yeminin eda tarihinin baz alınmayarak ticari faaliyet döneminde yetkili olan ...'ya yemin teklif edilmesi yönündeki talebinin usul ve yasaya uygun olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 08/11/2023 tarih ve 2020/137 Esas, 2023/757 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 2.638,06 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 659,52 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.978,54 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 18/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.